1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Solunum Ritmi Hakkında Bilgi

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve Joker7238 tarafından 24 Haziran 2013 başlatılmıştır.

  1. Joker7238

    Joker7238 _Pure Love_

    Katılım:
    23 Haziran 2013
    Mesajlar:
    562
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    620
    Meslek:
    Eczacı Teknisyeni
    Yer:
    Batman
    Banka:
    16 ÇTL
    Solunum mekanizmasıyla kana geçen oksijen miktarı göğüs kafesinin niteliklerine bağlı olduğu gibi dakikada soluk alma sayısına da bağlıdır; her soluk almanın ardından bir soluk verme evresinin geldiğini söylemeğe gerek yok tabiî. İşte bu soluk alma sayısına solunum ritmi denir. Solunum ritmi de kişinin göğüs boşluğunun hacmine ve yaşına bağlı olarak insandan insana değişir.

    Bu durumda küçük çocukların göğüs boşluğunun boylarıyla orantılı olarak çok dar hacimli olması doğaldır, fakat yeni doğmuş bebeklerde göğüs boşluğunun yetişkinlere kıyasla çok az gelişmiş olduğunu da belirtmek gerekir; çünkü embriyon solunum yapmaz ve annenin dolaşım sisteminden ayrılan bir devre hücreleri kanla besler. Solunum ancak doğum anında başlar: o zamana kadar organizmada yararsız bir sünger gibi duran ciğerler, bebek dünyaya geldiği anda ilk defa havayla dolar ve ciğerlerin «devreye girmesi» ile birlikte «sudaki yaşantı» dan birdenbire havadaki yaşantıya geçen yeni doğmuş bebek bağırmağa başlar. Bu minicik ciğerler, dakikada aşağı yukarı 35 soluk alıp vermenin yerini tutan hızlı bir solunum ritmi gerektirir. Sonradan bu solunum ritmi çocuklarda 20’ye, yetişkinlerde ise hemen hemen 16’ya kadar düşer. Demek ki insanın solunumu, hiçbir özel etkinlik yapmadığı zaman çevrimini yaklaşık olarak dört saniyede tamamlayan yavaş tempolu bir olaydır.

    Fakat bedensel bir çalışma yaptığımızda harcanan enerji büyük ölçüde artacağından tüketilen oksijen miktarı da buna bağlı olarak artar: o zaman organizmamız, ihtiyacı olan oksijen miktarını atmosferden güçlükle alabileceği için solunum ritmi hızlanır ve günlük dildeki deyimiyle «nefes nefese kalırız».

    Bu arada şunu da belirtelim ki, özel uzay elbiselerini giymiş bir astronot için sorun bambaşkadır. Ay’da yürüyen insanlar, öngörülen en yüksek verdiye göre ayarlanmış valf sis* temleriyle çalışan oksijen depolarını da yanlarında taşırlar. Yani, bir astronotun organizmasının alıp vereceği oksijen miktarı yalnız sırtındaki solunum aygıtının niteliklerine bağlıdır; başka bir deyişle astronot, üzerindeki Ay elbisesinin sağladığı olanakların dışına çıkamaz ve fazla bir çaba harcadığı zaman oksijensizlikten boğulma tehlikesiyle karşı karşıya kalır; bu yüzden çalışma programları hazırlanırken bu noktanın da göz önünde bulundurulması gerekir.
     

Sayfayı Paylaş