1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sonsuz Ask

Konusu 'Aşk' forumundadır ve Hazangülü tarafından 12 Eylül 2006 başlatılmıştır.

  1. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    Seni neden bu kadar çok sevmişim diye soruyorum yüreğime?Düşünmeden,sonunun ayrılık olduğunu bilerek hem de.Susuyor yüreğim,cevap yok...İmkansızlığını görerek sonuna dek kapılarını neden açmış bu yürek?Belki de cevap senin imkansızlığında gizli...
    Belki de imkansız olduğundan bu kadar değerliydin.Yüreğim bir rüya görüyormuş seninle.Her mutlu uyandığı sabahta yanında seni bulduğunu sanıyordu ya.Aslında her gün başka bir rüyaya uyanıyormuş,içinde sen olan.Zaten gerçeğe hiç açmadı ki gözlerini...Gönül gözüyle sevmek bu işte..Gözlerinle uyurken gerçekleri göremezsin.Gönül gözün açıktır onu kapatman imkansız olduğundan sevdikçe seversin işte.Ne seni dinler,ne gerçek dediklerini..Ve bir gün sen zamansız uyandırınca...Yanımda ve elimde sadece yüreğimdeki gerçek sevgiyle kalakaldım işte.Başka da gerçek olan birşey yokmuş ki...Ortada sana olan duygularıyla dolu kırık bir kalp ve yokluğundan kalan koskoca bir boşluk...Benim gerçeğim bu oldu işte..
    Bitti.. Gördüğüm senli rüyalar,mutluluklar,seninle ilgili tüm umutlar bitti...İstediğin buydu bitti...
    Sevgim gerçek olduğu kadar çaresiz ve yanlızdı bitti...Rüyalar bitince yürek acılarla karşılaştı ve bitti...Kızamıyorum artık sana.Sen başka yüreklerde yaşamak istedin sadece,başka baharları özledin belki de.Bunu gören yüreğim kendini korumak zorundaydı bitti...Ağlayıp çırpınmanın da çözüm olmadığını biliyor şimdi.O yüzden hiç sesi çıkmıyor.Çıkmayacak ta çünkü hatasını biliyor.Karşılıksızlığını ,imkansızlığını bile bile sevdiği için suçlu olduğunu biliyor...
     
  2. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    Ve öğrendim ki seni özlediğim kadar benimsin;

    Sen hep benimsin... Gidişinde benden değil mi zaten... O hüzünlü bakışlar...

    Yokluğunun soğukluğu sardı dört yanı... Üşüyorum, sensizlikte titriyor gözyaşlarım... Özlem perdeme yansıyor geceleri...

    Ama sen yoksun....

    Gittiğin günden beni yanıyor sevdam bir mum alevinde... Şafak atmıyor, hilal yansımıyor denizlerime... Yakamozlar kırgın martılara... Gece bile küsmüş karanlığına...

    Sevgilim... Gittiğin gün, gülen yüzlü çocuklar terketti şehrimi... Şekerleri başka bayrama dağıttı amcalar... Düşlerim şu batan gemide...

    çikolata kokulu ağızlarıyla minik minik ellerin yaşadığı aşkın masumluğu, Züleyha' daki ateş... Yaşadıklarımız.... Bitti sevgili...

    Yaşadıklarımızla birlikte bende bittim, gittim buralardan...

    Gölgenden kaçarken kendimi hiç bilmediğim bir şehrin kollarına bıraktım...

    Ama oda tanıdık sana...

    Seni de getirmişim yanımda......

    Kaçamadığım hasret yine sarıldı boğazıma...

    Işığım, karanlıktan çek çıkar artık beni...
     
  3. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    çıktılar ve hikayelerini anlattılar:

    Delikanlı köyündeki kızlardan birine aşıktır. Aşk ki ne aşk. Sevda ki ne sevda. Kız da sevdalıdır delikanlıya. Bitmez, tükenmez bir sevda ile sevdalıdır...

    Bu derin sevdalarını evlilikle taçlandırmayı planlarlar.

    Delikanlı, kararlıdır. Kızı istemeye gidecektir.

    Bu aşamada çok “korkunç” bir olay meydana gelir.

    Delikanlı bir gün trene binmek isteyen bir yaşlı kadına yardım etmek ister. Tren kalkmak üzeredir. Kadının kolunu tutar. Trene bindirir.

    Ama o sırada ayağı kayar ve raylara düşer.
    Tren iki ayağının üzerinden geçer. Ayakları feci şekilde parçalanır.
    Kahramanımız artık ayaklarından mahrum kalmıştır. Yarım insandır artık.
    Sevdiği kızla buluşur gizlice. “Halimi görüyorsun” der, “istersen benden ayrılabilirsin”.
    “Hayır” diye cevap verir kız.

    “Ben senin ayaklarını sevmedim ki; ben “seni” sevdim”.

    Karar verilir. Bir akşam kız evine gidilir usulünce, Peygamber kavlince kızı istemek için.
    Ama kızın ailesi vermez. Vermemekte kesin kararlıdır üstelik.
    Planlar yapar kızla oğlan. Kızı kaçıracaktır. Bacakları yoktur ama yüreği yerindedir delikanlının.
    Kızla anlaşırlar. Gün belirlerler. Delikanlı bir arkadaşını da yanına alarak, onun arabasıyla kız evine doğru yola koyulur bir akşam vakti.
    Bekleyiş sona erecek Mecnun Leyla’sına kavuşacaktır.
    Ama yolda yine feci bir şey olur.
    Karşıdan gelen bir araç, büyük bir hızla bizimkilerin arabasına çarpar. Ortalık kan gölüne döner.
    Kafasından büyük darbe alan ve gözlerini cama çarpan delikanlıyı acı bir gerçek daha beklemektedir. İki gözü de görmemektedir!
    Kara sevdalı gencimizin artık dünyası kararmıştır. Artık gözleri yoktur. Artık yavuklusunu göremeyecektir.
    Bu şartlar altında sevdiği kızın onu kabul etmek istememesini doğal karşılayacaktır.
    Bir gün yine buluşurlar kızla. Bu son buluşmaları olacaktır onca. Veda buluşması.
    “Halimi görüyorsun, ayakları olmayan kör bir adama varmak istemezsin artık” der buruk bir sesle sevdalısına.
    Kız, “Hayır” der kararlı bir sesle:

    “Ben senin gözlerini sevmedim ki, ben “seni” sevdim. Seninle evleneceğim”.
    Sonra ne mi olur?
    Kız verdiği sözü tutar. Delikanlıya kaçar. İstanbul’da bir ev tutup yerleşirler. Bir çocukları olur.
    Ayakları, gözleri olmayan kara sevdalı delikanlı eve mahkumdur. Dışarı çıkamamakta, çalışamamaktadır.
    Karısı, yapabildiğine el işi örerek evin geçimini sağlamaktadır.
    Memleketten ailesi haber salar bir gün. “Gel artık, özledik seni, torunumuzu özledik, gel de bir görelim sizi” derler anne–babası.
    Kalkar gider. Gider ama planlı bir çağrıdır bu. Ailesi sakat, kötürüm bir adama göndermemekte kararlıdır kızlarını. Eve hapsederler.
    Ama o, bir yolunu bulur ve çocuğunu alıp İstanbul’a döner yeniden. Kocasının yanına döner.
    Bu hikayenin iki kahramanı halen sağ ve İstanbul varoşlarında “karanlık” dünyalarındaki o paha biçilmez aydınlığı yaşıyorlar.
    Bütün dünyaya, bütün Türkiye’ye aşkın ne olduğunu anlatıyorlar.

    bu iki temiz yürek gerçek aşkın ne olduğunu anlatıyor. Her karesini yaşayarak
     
  4. okan3477

    okan3477 Üye

    Katılım:
    11 Kasım 2006
    Mesajlar:
    47
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    170
    Banka:
    0 ÇTL
    güzel sözler harikasın yeşim
     
  5. Sadi Teltik

    Sadi Teltik Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    4 Ekim 2006
    Mesajlar:
    280
    Beğenileri:
    12
    Ödül Puanları:
    630
    Meslek:
    Edebiyat Öğretmeni
    Banka:
    1 ÇTL
    Sonsuz aşkla seven bendim
    Sevmek şimdi daha sonra
    Aşksızlığı zorla yendim
    Buluşmamız daha sonra.
     

Sayfayı Paylaş