1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sonsuza Kadar - Judith McNaught / Kitap Özeti

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve ÇağanCan tarafından 2 Kasım 2012 başlatılmıştır.

  1. ÇağanCan

    ÇağanCan Aktif

    Katılım:
    2 Kasım 2012
    Mesajlar:
    334
    Beğenileri:
    87
    Ödül Puanları:
    830
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Turizm
    Yer:
    Ankara-Antalya
    Banka:
    32 ÇTL
    [​IMG]
    Judith McNaught'ın en güzel aşk romanlarından biri olan 'Sonsuza Kadar', özgür ruhlu, Amerikalı bir genç kızla huysuz bir İngiliz lordunun hikayesi.

    Anne babasını kaybeden Victoria, uzak bir akrabasının yanına sığınmak üzere, uzun bir okyanus yolculuğu yaparak İngiltere'ye gelir ve kötü şöhretli Lord Jason Fielding ile tanışır. Lordun küstahlığı karşısında şaşkına dönse de, bir panterin acımasızlığına ve zarafetine sahip olan genç adam ona çok çekici gelir. Karşı koyamadığı bu çekim sonucunda, kendini Jason ile evli bulduğunda, Victoria için mücadele ve üzüntü dolu günler başlamıştır. Genç kız pek çok sınavdan geçecek, bu arada koşulsuz sevmeyi, özveriyi ve sonunda ulaştığı sonsuza dek sürecek aşkın değerini bilmeyi öğrenecek; taş yürekli Lord Fielding'e de aynı şeyleri öğretecektir.
    =Karakterler=

    Victoria: Victoria`nın çocukluğu güvenli ve huzurlu geçmişi, evlilik çağına geldiği zamanda çocukluk aşkı Andrew`le evlenip bu huzurlu hayatına devam etmeyi planlıyordu. Ama annesi ve babasını geçirdiği bir kaza sonucu kız kardeşiyle ortada kalan Victoria apar topar İngiltere`deki annesinin akrabalarına gönderilmeye karar verildi O sırada Andrew Avrupa seyahatinde olduğu için genç adamın –kendisinin istemeyen- annesine bir mektup bırakıp İngiltere`ye Andrew`un bir gün onu gelip almasını beklemek için orada başına geler geleceğinden habersiz yola çıktı.
    Lord Jason Feilding: Bir panterin acımasızlığını yansıtan yeşil gözleriyle karşı konulamaz bir çekiciğie sahip olan bu küstah Lord kendisini şimdilerde Yeğeni olarak tanıtan adamın gayrimeşru çocuğuydu ve çocukluk dönemlerini Amcasının Yanında acımasız yengesinin işkenceleri altında Hindistanda geçirdikten sonra kaçıp gemilerde çalışıp keskin zekasıyla şimdiki servetini elde etmişti. Yıllar önce bir esmer güzeline kanıp evlenmiş ve evliliği bir cehennem hayatına dönmüş bu evliliğin tek iyi yanıysa küçük oğluydu. Bir seyahatten dönüşte evde kendini bekleyen oğlunu bulmayı umarken karısının oğlunu da alıp sevgilisiyle kaçtığını ve hepsinin de öldüğünü öğrenerek adeta yıkılmıştı. O günden sonra kalbini demir kapılarla kapatmış ve etrafına karşı küstah bir tavır sergilemeye başlamıştı. Sosyetede ondan korkmayan çekinmeyen kişi sayısı yok denecek kadar azdı.


    =Özet=

    Victoria, İngiltere`ye kardeşi Dorothy ile gelmişti ama kardeşinin sorumluluğunu üstlenen büyükannesi kendisini kesinlikle istemiyordu. O yüzden Wakefield Markisinin sorumluluğundaydı. Lİmanda kendisini gelip alacak biri olmadığı için kendi imkanlrıyla giden genç kız hiç de beklediği gibi bir karşılaşma yaşamadı. Evin yakışıklı kontu onu kesinlikle istemiyordu. İlk başta bunun nedenini anlamasa da zamanla genç adamla gazeteye nişan ilanlarının verildiğini öğrenip sinirden köpürmüştü. Her fırsatta Andrew`in kendisini gelip alacağını belirten Victoria bu süre zarfında Jason`ın evinde -belirginleşmeyen-bir nişanlı konumunda onun evinde kalıyordu. Jason Andrew`in hiç gelmeyeceğini kızı tek ettiğinin ayrıca kızdan da kurtulması gerektiğinin farkındaydı. Bu yüzden sosyetede bu nişanın kesinleşmediği Victoria`nın daha uygun eş adayları aradığı haberinin çıkartan Jason genç kadına uygun adayı seçme işini de kendisi üstlendi. Victoria`nın aldığı Andrew`in başka bir kadınla evlendiğini söyledği mektupla yıkılan genç kızı teselli eden gene jason oldu. Aralarındaki tutku alevi hızla büyüyüp kendilerini içlerine alırken Jason`ın babasının çok az ömrü kaldığı gerekçesiyle (!) Jason ve Victoria alelacele evlendiler.
    Düğün gecesindeki yanlış anlamalar ve sonrasında gelen kırgınlıklar küskünlükleri bir türlü aşamayan Victoria en sonunda kocasına koşulsuz teslimiyatıyla bu güveni sağlar. O günden sonra aralarında aşk dışında(!) mükemmel bir ilişki başladı. Victoria kocasının yere göğe sığdıramıyor adeta ona tapıyor. Jason ise karısını her seferinde daha büyük bir sürprizle şımartıyordu.
    Jason`ın işi gereği 10 günlük seyahati Victoria için bir işkenceydi adeta on günü tamamlayıp Jason`ın döneceği gün onu hevesle bekleyen Victoria karşısında hiç ummadığı birisinin bulur. Andrew onu almaya gelmiştir. Mektupta yazan evlilik hikayesi tamamen annesinin başının altından çıkmıştır bu yüzden geç kalmıştır ve şimdi sevdiği kadını almaya gelmiştir. Ama artık her şey için çok geçtir.
    Jason ve Charse`ın kendisine oyun oynadığını düşünen Victoria`a çok sinirlenir ve biraz sakinleşmek için evi terk ederek büyükannesine gider. Peşinden gelen uşaklarını bir soyguncu sanarak atından inerek atının boynuna kendi pelerinini bağlayarak yola yürüyerek devam eder. Uşak nehirdeki pelerini görünce acı haberi çok geçmeden Wakefield`a ulaştırır.
    Jason yıllar önce olduğu gibi bu sefer sevgili bircik karısını bulma umuduyla eve geldiğinde onun yerine Kaptan Farell`i bulur Jason acı haber karşısında yıkılır. Kendini çalışma odasına kapatır ve acılarını dindirmek için sürekli içer.
    Bütün bu yanlış anlamayı düzeltmek için gelen Victoria`yı ilk önce kendi hayali sanır gerçeği anladığında önce tarifsiz bir mutluluk sonra da büyük bir öfke duyar. Ama genç kadının neşesi ona neyi kaybetmeye yakın olduğunun farkına vardırır. Bir daha onu bırakmamak üzereze sıkıca sarılır.
    =Kitaptan Bir Bölüm=
    Jason`ın arabası evinin önünde durduğunda evin bütün pencerelerinde şıkır şıkır ışık vardı. Vİctoria`yı görmek için sabırsızlanarak merdivenleri hızla tırmandı. Neşeli bir sırıtışla “İyi akşamlar, Northrup!” diyerek iri yapılı kahyanın sırtına vurup pelerinini uzattı. “Karım nerede? Herkes yemek yedi mi? Lanet tekerleğin kırılacağı tuttu, ondan geciktim.”
    Northrup`un yüzü donuk bir maske, sesi kısık bir fısıltı gibiydi. “Kaptan Farrell sizi salonda bekliyor, Lordum.”
    Jason ilgili bir sesle, “Sesine noldu?” diye sordu. “Eğer bağoazın ağrıyorsa Leydi Victoria`ya söyle Byle şeylerden iyi anlar.”
    Northrup hiçbir şey demeden güçlükle yutkundu.
    Jason ona meraklı bir bakış atarak arkasını dönüp canlı adımlarla loridordan geçti ve salona doğru yürüdü. Yüzünde heyecanlı bir gülümsemeyle, kapıları itip ardına kadar açtı.
    “Merhaba Mİke, karım nerede?” Keyifle sevimli odada göz gezdirdi, ocakta seinleyen havayı kırmak için küüük bir ateş yanıyordu. Victoria`nın gölgeli bir köşeden fırlayı vermesini bekler gibiydi, ama tek gördüğü bir sandalyenin sırtına atılmış ıslak beyaz pelerin oldu. Pelerinin eteklerinden sular damlıyordu. Mike Farrell`a “Kabalığımı bağışla, dostum.” Dedi. “Ama Victoria`yı günlerdir görmedim. Müsaadenle gidip onu bulayım, sonra oturup güzel güzel konuşuruz. Herhalde yukarıda-“
    Mike Farrell tutuk tutuk “Jason” dedi. “Bir kaza oldu-“ Jason`ın zihninde yakıcı bir ıstırapla, bunun gibi bir başka gecenin anısı canlanıverdi. Oğlunu bulma ümidiyle eve döndüğü, Norrthrup`un garip davrandığı, Mike Farrell`in yine onu tam bu odada bekliyor olduğu bir başka gecenin anısı…
    Bir anda nütün vücüdunu saran dehşet ve acıyla başını iki yana sallayarak geri geri gitt. “Hayır!” diye fısıldadı, sonra sesi yükselerek azap dolu bir çığlığa dönüştü. “Hayır, lanet olsun! Sakın bana-é”
    “Jason-“
    “Sakın öyle bir şey söyleme!”
    Mike Farrell konuşurken bakışlarını Jason`ın kahrolmuş yüzündeki dayanılmaz acıdan öteye çevirdi. “Buradab beş kilometre ileride attan düşüp yamaçtan nehre yuvarlanmış O`malley peşinden suya girmiş, ama onu-“
    “Çık dışarı,” diye fısıldadı Jason.
    “Çok üzgünüm, Jason. O kadar üzgünüm ki anlatamam.”
    “Çık dedim”
    Mike Farrell çıkınca Jason elini uzatıp Victorianın pelerinine dokundu, parmakları ağır ağır ıslak yünlü kumaşı kavrayıp kendine doğru çekti. Islak pelerini göğsüne bastırıp sevgiyle oksadı, sonra yüzünün pelerine gömüp yanağına sürmeye başladı. O güne kadar ağlamayan adam, tüm varlığı içinde patlayan korkunç azap dalgalarıyla sarsılarak gözyaşlarına boğuldu. Istırapla, “Hayır,” diye hıçkırdı, sonra haykırdı. “Hayır!”
     

Sayfayı Paylaş