1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sosyal Fobi

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve Safir tarafından 2 Aralık 2008 başlatılmıştır.

  1. Safir
    No Mood

    Safir Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    4 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    4.205
    Beğenileri:
    264
    Ödül Puanları:
    3.730
    Banka:
    151 ÇTL
    Herkesin size baktığını sanıyorsanız, konuşurken yüzünüz kızarıp ter basıyorsa, sürekli küçük düşerim diye korkuyorsanız, dışarıda tuvalete gidemiyorsanız, işyerinde devamsızlığınızla nam saldıysanız, ‘benden sıkılır’ deyip doktora bile gitmiyorsanız siz de sosyal fobik olabilirsiniz!

    Medical Park Bahçelievler Hastanesi’nden Psikolog Şebnem Turhan; sıkça görülen ama çoğu zaman ‘kişilik özelliği’ denilerek geçiştirilen ‘sosyal fobi’ ile ilgili bilgiler verdi:

    • Sosyal fobi; toplumda sık görülen, erken yaşlarda başlayan, tedavi edilmediğinde uzun yıllar devam eden ve kendiliğinden ortadan kalkma olasılığı çok düşük olan, ‘sosyal ortamlardan korkma’ halidir. Sosyal fobinin temel özelliği; kişinin kendisini göz önünde hissettiği durumlarda, ‘küçük düşürücü’ bir şeyler yapma korkusu duymasıdır.

    YÜZÜ KIZARIR, TER BASAR
    • Sosyal fobisi olan kişi; tanımadık insanlarla karşılaşma ya da başkaları tarafından gözlemlenme ihtimalini düşünerek, belirgin ve sürekli bir korku duyar. Çekindiği bu toplumsal durumla karşılaşması, onda korku ve kaygı doğurur. Buna bağlı olarak yoğun fiziksel yakınmalar da yaşar; terleme, çarpıntı, yüz kızarması, titreme ve soğuk-sıcak basması gözlenir. Sosyal fobisi olanlar ayrıca eleştiriye karşı aşırı duyarlıdır, kendine güvenmez, sosyal ilişki kurmayı başaramaz ve girişken olamazlar.

    GÖZLERDEN IRAK DURUR
    • Sosyal fobik; çekindiği durumun ortaya çıkabilme ihtimali olan sosyal ortamlardan kaçınır ya da yoğun endişe ve sıkıntıyla bu duruma katlanır. Korktuğu ortamlara girdiğinde ise geri planda durur ve çekingen tavırlar sergiler. Örneğin; bir toplulukla bir yerde otururken diğer insanların onu göremeyeceği, onların bakışlarından mümkün olduğunca uzakta bir yere çekilmeyi tercih eder. Aslında yaşadığı bu korkunun aşırı ya da anlamsız olduğunu da bilir ama yine de korkusunu engelleyemez.

    HERKES BANA BAKIYOR, BENDEN SIKILIYOR!
    • Sosyal fobisi olan kişinin sosyal ortamları tanımlamaları da farklıdır! Örneğin; sürekli olarak başkalarının kendisini, davranışlarını izlediğini ve eleştirdiğini düşünür. Bu nedenle başkalarının ne söylediğini, nasıl davrandığını, hatta sessizliğinin sonucunu bile kendine mal eder. Kendinin ya karşı tarafı sıktığını ya da karşı taraftan istenmediğini düşünür ve buna inanır.

    • Sosyal fobik; en çok toplum içinde konuşmakla ilgili sorun yaşar. ‘Konuşma’ korkusunu; tanıdık kişilerden oluşan küçük bir grup önünde konuşmak, otorite konumundaki (patron, öğretmen, müdür vb.) kişilerle görüşmek, sosyal toplantılara katılmak, toplulukta yemek yemek, telefonla konuşmak ve ev dışında genel tuvaletleri kullanmak gibi korkular takip eder. Söz konusu bu durumlardan mümkün olduğunca kaçınır. Eğer kaçamıyorsa kontrol etmekte güçlük çektiği aşırı panik, terleme, titreme, yüz kızarması ve nefes darlığı gibi duygusal ve bedensel belirtiler ortaya çıkar.

    Sosyal fobik için yaşam hiç de kolay değildir! Sıkıntılarını bastırmak için uygun olmayan çözüm yollarına da başvurabilir. Sosyal fobiklerde alkol ya da ilaç kötüye kullanımlarının hayli yüksek olduğu gözlenir. Bu durum; sosyal fobiye başka problemlerin de eşlik edebileceğinin göstergesidir.

    İŞE DÜZENLİ GİDEMEZLER, OKULU YARIDA BIRAKIRLAR

    • Sosyal fobinin bir diğer zorluk çıkardığı alan da; toplum içinde iş görmeyi son derece güçleştirmesidir. Sosyal fobisi olanların iş kayıtlarının düzensiz olduğu, devamsızlığın çok görüldüğünü bildiren birçok araştırma mevcuttur. Çalışmayı başaran sosyal fobi hastaları da vardır; ancak bu kişiler sosyal fobileri tarafından kısıtlanır, sosyal ilişkiler kurmayı gerektiren işlerden uzak dururlar. Sosyal fobi; kişinin aslında sahip olduğu yeterlilikleri ortaya koymasını engeller ve bir süre sonra da kendisini yetersiz ve işe yaramaz biri olarak tanımlamaya başlar.

    • Sosyal fobinin en sık olarak başladığı ya da en üst düzeye ulaştığı ergenlik döneminin bir özelliği, gençlerin sosyal ilişkilerini geliştirmeleri gereken bir dönem olmasıdır. Ancak bu dönemde sosyal fobi, ergenin sosyal ilişkilerini geliştirmesini engeller. Bu durumdaki genç; içe kapanık, diğer insanlarla neredeyse hiç ilişki kurmayan ve izole olmuş davranışlar gösterebilir. Aynı sorun eğitim almayı da etkiler. Kişinin daha düşük düzeyde eğitim almasına ya da eğitimi yarım bırakmasına da sebep olabilir.

    YA DOKTORUM BENDEN SIKILIRSA!..
    • Sosyal fobiyle ilgili yapılan tüm çalışmalar; bu hastalıkta tanı ne kadar erken başlarsa, hastalığa eşlik edebilecek diğer psikiyatrik sorunların da önüne geçilebileceğini vurguluyor. Ancak sosyal fobi hastalarının çoğu, yardım almak istemiyor ya da tedaviye geç başlıyor. Yapılan araştırmalara göre; toplumdaki fobik rahatsızlıklara sahip olma yüzde 10 oranında görünse de bu oranın yüzde 25 civarında olduğu düşünülüyor. Bunun sebebi; fobik rahatsızlıkların belirtilerinin kişilik özelliği olarak değerlendirilmesinden kaynaklanıyor. Sosyal fobisi olanlar, hastalığın belirtilerini kendi kişilik özellikleri olarak değerlendirebiliyor. ‘Ben biraz çekingen biriyimdir, tanımadığım insanlarla konuşmayı çok fazla sevmem’ gibi ifadelerde bulunabiliyorlar. Bu nedenle fobilerin tedavileri için bir uzmana başvurma oranı da düşüktür.

    • Sosyal fobiklerin doktora başvurmamasının olası nedenlerinden biri de; hastanın doktoruyla da kuracağı sosyal ilişkiden kaçınmasıdır! Çünkü sosyal fobik için doktor da; eleştiren, onun saçmaladığını düşünen, kendisinden sıkılan özelliklere sahip biri olacaktır!..

    ERKEN TANIYLA ATLATILABİLİR
    • Nedenleri halen araştırılan sosyal fobide, genetik ve çevresel faktörlerin hastalığın oluşumunda etkin rol oynayabileceği düşünülüyor. Çevresel faktörler arasında çocuk yetiştirme tutumları, model alma, kısıtlı sosyal alıştırmalar ve çocukluk dönemi olumsuz yaşantıların olması sıralanabilir. Nedenlerinin çok net şekilde belirlenmemesine rağmen, sosyal fobi tedavisi mümkün bir hastalıktır ve her hastalıkta olduğu gibi erken tanı önem taşır. Söz konusu belirtilere sahipseniz en yakın zamanda bir uzmana başvurmanızda fayda var.

    KADINLAR VE BEKARLAR DAHA FOBİK OLUYOR!
    • Sosyal fobi; diğer kaygı bozukluklarına oranla daha erken dönemde, genellikle de kişiliğin ve sosyal becerilerin henüz gelişmekte olduğu ergenlik döneminde başlar. Zaman zaman da çocukluk döneminde başladığı ve ergenlik döneminde en üst noktaya ulaştığı da gözlenir.

    • Cinsiyet açısından bakıldığında ise; sosyal fobinin kadınlarda erkeklere oranla daha fazla olduğu gözlenir. Bunun yanı sıra bekar, ayrılmış ve boşanmış kişilerde de evlilere oranla sosyal fobi daha fazla görülmektedir.

    • Sosyal fobi; tüm sosyal ortamlarda gözlenebileceği gibi kişinin göz önünde olmaktan korktuğu bazı özel, performans gerektiren durumlarla da sınırlı olabilir.


    Alıntı
     

Sayfayı Paylaş