1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sosyoloji Ders Notları

Konusu 'Sosyoloji' forumundadır ve Suskun tarafından 6 Ocak 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Sosyolojinin Tanimi ve Konusu
    Sosyolojinin Tanimi

    Toplumsal iliskileri ve bu iliskileri düzenleyen devlet, egitim, ekonomi, din, aile gibi kurumlarin yapilarinda ve görevlerinde (islevlerinde) meydana gelen degismeleri somut kosullari içinde inceleyen bilime sosyoloji denir.

    Sosyolojinin Tarihçesi

    Ilk çaglardan beri toplumun yapisiyla ilgilenen düsünürler vardi :

    Platon, ideal toplum düzeninden söz etmistir.

    Sosyolojinin müjdecisi sayilan Ibn-i Haldun ilk defa devletle toplumun birbirinden farkli oldugunu belirterek toplumsal yasami da incelemistir.

    Machiavelli, Thomas More, Francis Bacon, toplumsal sorunlara “çözüm” önerileri getirmislerdir.

    Bu düsünürlerden farkli olarak Montesquieu, “Olmasi gereken degil, olan incelenmelidir.” diyerek sosyolojinin sinirlarini çizmis ve bilim olarak dogusuna temel hazirlamistir.

    Sosyolojinin, bu sözcügü ilk kullanan Auguste Comte tarafindan 19. yüzyil baslarinda kuruldugu kabul edilir. Comte'a göre sosyoloji, fizik, kimya biyoloji gibi doga bilimlerinin yöntemleriyle toplumu incelemelidir.

    Sosyolojinin kurucularindan Emile Durkheim, sosyolojinin konusunun toplumsal olgu oldugunu ve toplumsal yasamin yine diger basit toplumsal olgularla açiklanabilecegini vurgulamistir.

    Max **ber'e göre, toplumu ve toplumsal eylemleri açiklamak için genel kavramlardan degil, bireylerden, öznel olarak düsünülmüs anlamlardan hareket edilmelidir. Böylece **ber, psikolojik yaklasimla sosyolojik yaklasimi birlestirmek istemistir.

    Ülkemizde, Durkheim sosyolojinin bilim yapma anlayisi Ziya Gökalp ile, Le Play çizgisi ise Prens Sebahattin'le temsil edilmistir.

    Platon (M.Ö. 427 – M.Ö. 347) : Platon, baba tarafindan Atina'nin efsanevi krallariyla ve anne tarafindan da Solon'la akrabadir. Yasamindaki en önemli olaylardan biri de, gençliginde Sokrates'le karsilasmasidir. Sokrates'in mahkumiyeti ve idamindan sonra egitimde; özellikle de devlet adami egilimlilerin egitimlerinde derin degisiklikler olmadikça insanin kaderinin umutsuz olduguna karar verdi.

    Bu nedenle de, kirk yaslarindayken, Sicilya ve Italya'ya ilk yolculugundan sonra (bu yolculukta Pythagoras'çilarlarla tanisti) aktif politikaya katilmaktansa, sitenin gelecekteki liderlerini yetistirmek üzere Atina'da bir okul kurar. Bu okula üzerinde kuruldugu parkin adi verilerek Akademia dendi. Aristoteles, yirmi yildan uzun bir süre Akademia'da ögrencilik ve ögretmenlik yapmistir.

    Machiavelli, Niccolo (1469 – 1527) : Floransali Machiavelli 1498'de disisleri ve savunma ile görevli Ikinci Sansölyelik Sekreterligine atandi. Pek çok ülke dolasti ve diplomatik deneyim kazandi. Floransa'nin bagimsizligi için kurdugu milis birlikleri 1509'da Pisa'nin alinmasinda önemli rol oynadi. 1513'de Medici ailesinin Floransa'ya dönmesinden sonra hapsedildi.

    Serbest kalinca, Floransa yakinlarinda yapitlarini yazamaya basladi. Bunlarin içinde en önemlisi; Medicilere sundugu 1513 tarihli “II Principe” (Prens) ‘dir. 1527'de Medicilerin devrilmesi üzerine gözden düstü ve ayni yil öldü. Machiavelli'nin tarih ve siyaset felsefesi üzerine yazdiklari ve karsilastirmali tarih metodu günümüzde de önemini sürdürmektedir.

    St. Thomas More (1477 / 78 – 1535) : Aziz (St.), sövalye, Ingiltere Lord Sansölyesi (basbakan), yazar Thomas More 1477 ya da 1478 yilinda Londra'da dogdu, 1492'de Oxford Üniversitesi'ne girdi, 1499'da Erasmus'la tanisti. 1504'de parlamentoya girdi. 1516'da Londra'da ünlü eseri “Ütopya” yi tamamladi.

    1523'de Avam Kamarasi'nin sözcülügüne seçilen More, 1534 yilinda uymayi reddettigi yasa nedeniyle Londra Kulesi'ne hapsedildi ve 1535 yilinda da idam edildi. Karl Kautsky söyle yazar : “Amaçladigi bos zaman rüyasini algilayabilmek için üç yüz yildan daha uzun bir süre geçmesi gerekmistir. Ütopya, dört yüz yildan daha eski olmasina ragmen, More'un idealleri yenilmemistir ve hala mücadele eden insanligin ardinda durmaktadir.”

    Francis Bacon (1564 – 1616) : Verulam Baronu. 1564 Londra dogumludur. Hukuk ögrenimini tamamladiktan sonra baroya girmeye çalisti. 1593'de Avam Kamarasi'na girdi. Kraliçenin gözdesi Essex Kontu onu himayesine aldi. 1613'de Saray'in bas avukati, 1617'de bas mühürdar, 1618'de bas yargiç ve baron, 1620'de ise vikont oldu.

    Ama 1621'de rüsvet almakla suçlanan Bacon devlet hizmetinden uzaklastirildi. Ömrünün son yillarini bilim ve felsefeye adadi. Bacon'un felsefesi'nin temelinde, tümdengelimci mantigin yerine tümevarimci metodu uygulamasi yatar. Ona göre gerçek bilim, nedenlerin bilimidir ve bu yolla insanoglu dogaya egemen olacaktir.

    Montesqiueu (1689 – 1755) : Fransiz yazari Montesqiueu, 1689 yilinda dogmustur. Ayni zamanda bir hukukçu olan Montesqiueu, uzun süre hukuk alaninda çalismistir. Yazar olarak taninmasi, onun, 1721 yilinda yazdigi “Iran Mektuplari” adli eseriyle baslar. Montesqiueu'nu ikinci büyük eseri 1734 yilinda yazdigi “Roma'nin Büyüklügününün ve Çöküsünün Sebepleri Hakkindaki Düsünceler” adli eseridir. Montesqiueu'nun en büyük eseri 1748 yilinda yazdigi “Kanunlarin Ruhu” adli kitabidir.

    Auguste Comte (1798 – 1857) : Fransiz Auguste Comte, sosyoloji biliminin kurucusu olarak taninmistir. Insan topluluklarinin dogasini ve nasil gelistigini anlamaya çalisti. Comte'a göre, insanlar mulu ve basarili olmak için birlikte çalisma ihtiyacindadirlar.

    Comte'a göre, bilimler hiyerarsisinin en tepesinde etik (moral) vardir ve sonra asagiya dogru sosyoloji, biyoloji, kimya, fizik, astronomi ve matematik siralanir. Asagidan yukariya izlendiginde, kuramsal ve tarihsel olarak, basitten karmasiga bilimler birbirlerini izleyerek teolojik, metafizik asamalardan pozitif asamaya, diger bir deyisle etik ve sosyoloji alanina ulasmislardir.

    Emile Durkheim (1858 – 1917) : Fransiz toplumbilimci Durkheim 1858 dogumludur. 1902'de Sarbonne üniversitesi'nde kürsü sahibi oldu. Toplumu bir organizma gibi degerlendirmesi ve bir organizma içerisindeki organlarin dayanismasi olgusu gibi bir toplumu da birbiri ile dayanisma içerisinde bulunan organlardan olusan bir bütün olarak degerlendirmistir.

    Toplumsal örgütlenme üzerine yaptigi çalismalar toplumbilim çalismalarina yeni bir hamle getirmistir. Bunlarin disinda sosyal-psikoloji ile de ilgilenmis ve “intihar” eylemi üzerine ampirik çalismalar da yapmistir. 1917 yilinda Paris'de ölmüstür.

    Max **ber (1864 – 1920) : Max **ber, kapitalizmin gelismesine katkida bulunan Hristiyan ahlaki üzerine vurgu yaparak gelistirdigi Protestanlik kuramiyla ünlü olmustur. **ber sosyolojisi gelenekselden rasyonel eyleme dönüsümü kesfetme ve anlamaya yöneliktir. Gelenek, modern öncesi toplumlarin üzerinde asilmaz bir güç olarak durmaktadir. **ber'e göre, Protestan etigi, gelenegin tutuculugunu kirmistir. Çünkü, Protestan etigi, insanlarin zenginlik elde etmek için çabalamalarini, dinsel onaylar sunarak rasyonellestirir ve cesaretlendirir.

    Ziya Gökalp (1876 – 1924) : Idadi'de okurken Arapça, Farsça ve Fransizca ögrendi. Islam tanribilimi ve tasavvuf üzerine çalisti. Ikinci Mesrutiyet ilan edilince Ittihat ve Terakki'nin Diyarbakir subesini kurdu. 1909'da “Peyman” gazetesini çikardi. Ayni yil Ittihat ve Terakki'nin genel merkez üyeligine seçildi. 1912'de milletvekili seçildi.

    Dört ay sonra Osmanli Mebuslar Meclisi kapaninca Darülfünun'da 1919'a kadar toplumbilim profesörlügü görevini yürüttü. Birinci Dünya Savasi'nda “Yeni Mecmua” yi çikartti. Türkçülük kavr*****n yayilmasinda öncülük eden Ziya Gökalp, eserlerinde misak-i milli sinirlari içerisinde dogu toplumundan bati toplumuna çevrilmis bir Türk devleti üzerinde durmustur.


    Sosyolojinin Amaçlari

    - Toplumlari, içinde bulunduklari yere ve zamana göre, nesnel ve somut kosullariyla anlamak.

    - Toplumlarin tarihsel gelisim sürecinde geçirdikleri degisimin etkilerini ve yönünü açiklamak.

    - Farkli toplumlar arasindaki benzerlikleri saptayip genellemelere ulasmak.

    - Mevcut toplumsal verilere dayanarak ileride ortaya çikacak olaylarla ilgili öngörüde bulunmak.

    Sosyolojinin Özellikleri
    Sosyoloji, tek tek bireylerin sorunlariyla degil, toplumu ilgilendiren sorunlarla ilgilenir. Örnegin sosyoloji, ilk bakista bireysel bir sorun olarak algilanan “intihar” olayinin toplumsal boyutuyla ilgilenir. E. Durkheim, “Intihar” adli çalismasinda, savas dönemlerinde intihar olaylarinin azaldigini, toplumda kuralsizlik halinin yasandigi ekonomik kriz dönemlerinde ise intihar olaylarinin arttigini göstermistir.

    · Sosyolog, toplumsal olaylari kendi deger ve begenilerinin etkisi altinda kalmadan nesnel (objektif) olarak inceler. Durkheim'in deyisiyle sosyolog, toplumsal olaylari “bir esya gibi” ele alir.

    · Sosyoloji, olani oldugu gibi inceler. Ahlak, hukuk, din gibi bireylerin nasil davranmasi gerektigine iliskin kurallar koymaz. Bu anlamda, sosyoloji kural koyucu yani normatif degildir. Örnegin, sosyoloji yardim etmeme davranisini iyi ya da kötü olarak degerlendirmez.

    · Sosyoloji doga bilimleri gibi deneysel bir bilim degildir. Çünkü, sürekli degisim halinde olan toplumsal olaylari ve toplumsal çevreyi laboratuar kosullarinda gözlemlemek ve yönlendirmek olanakli degildir.

    · Sosyoloji, toplumsal kurumlarin (aile, din, egitim, devlet, hukuk) yapilarinda ve islevlerinde meydana gelen degismeleri, tarihsel evrim süreci içerisinde inceler. Örnegin, Cumhuriyet devrimiyle beraber din kurumunun islevinde meydana gelen degismeler sosyolojinin alanina girer.

    · Sosyoloji, toplumsal olgularin nedenlerini bireylerde degil diger toplumsal olgularda arar. Örnegin, köyden kente göç olgusunu inceleyen bir sosyolog, bu olguyu bireysel tercihlerle açiklamaz. Göçün nedenini tarimda traktörün kullanilmasina, sulu tarimin yapilmamasina, miras yoluyla topraklarin parçalanmasi vb. gibi diger toplumsal olgulara baglar.

    · Sosyoloji, toplumsal yapiyi bir bütün halinde inceler. Diger toplumsal bilimler toplumsal yasamin farkli yönlerini ayri ayri incelerler. Örnegin, sosyal antropolog kültürel yapiyi; ekonomi, mal ve hizmetlerin üretimini, bölüsümünü ve tüketimini; tarih, geçmiste olup bitenlerin nedenlerini belgelere dayanarak saptamaya çalisir. Sosyoloji ise, toplumsal yapi içerisinde yer alan kültürel ögeleri, ekonomik iliskileri, tarihsel geçmisi, cografi konumu bilmek zorundadir. Bu yüzden de sosyologlar sürekli olarak diger toplumsal bilimlere basvurma gereksinimi duyarlar.

    Toplumsal Olay ve Olgu
    Toplumsal Olay

    Insanlar arasi iliskilerden dogan, bir defada olup biten yeri ve zamani belli toplumsal olusumlara toplumsal olay denir. Örnegin, Ahmet ile Ayse'nin evlenmesi, Türkiye'deki 1974 genel seçimi birer toplumsal olaydir.

    Toplumsal Olgu
    Toplumsal olaylarin tekrar etmesiyle dogan, mekandan ve zamandan bagimsiz kavramlardir. Örnegin, Ahmet ise Ayse'nin evlenmesi bir toplumsal olayken evlilik bir toplumsal olgudur. Türkiye'deki 1974 genel seçimi bir toplumsal olayken seçim bir toplumsal olgudur.
    UYARI : Toplumsal olaylar somut ve özel, toplumsal olgular soyut ve geneldir.

    Toplumsal Olayin Özellikleri

    • Toplumsal olaylar, insanlarin bir arada yasamalarindan dogarlar.

    • Toplumsal olaylar bireyin disindadir ve bireye baski yaparlar.

    • Birey toplumsal olaylari toplum içinde hazir bulur ve “toplumsal kalitimla” diger kusaklara aktarir.

    • Toplumsal olaylar tarihsel gelisim sürecinde ayni toplumda zamanla degisirler.

    • Toplumsal olaylar toplumdan topluma da farkliliklar gösterirler.

    • Toplumsal olaylar sayilarla ifade edilebilir.


    Sosyolojinin Diger Bilimlerle Iliskisi​


    Sosyoloji ve Tarih :Tarih bilimi, toplumlarin ortaya çikisi, gelisimi, dagilmasi, çözülmesi gibi geçmiste olup biten toplumsal olaylari belgelere dayanarak inceler. Içinde yasadigi toplumsal yapiyi anlamaya çalisan sosyolog, mutlaka arastirmasinin bir yerinde bu toplumsal yapiyi olusturan tarihsel olaylari bilme zorunlulugu hisseder. Tarih bilimi de sosyologa, olaylarin geçmisi hakkinda bilgi sunarak, toplumu bir bütün halinde kavramasina yardimci olur.

    Sosyoloji ve Psikoloji : Psikoloji, insanlarin duyumsal (görme, tad alma, vb.) duygusal, davranissal, bilissel (zihinsel) özelliklerini inceler. Baska bir deyisle psikoloji insan dogasini inceleyen bir bilimdir. Kurumlari, gruplar içerisindeki insan davranislarini inceleyen sosyoloji, insan dogasini bilmeden toplum içindeki insani (toplumsal insani) anlayamaz.

    Bu yüzden sosyoloji insan dogasiyla ilgili bilgilerini psikolojiden alir.

    Sosyoloji ve Antropoloji : Antropoloji (insanbilim), evrim sürecinde, insanin degisen biyolojik yapisini, bedensel özelliklerini, irklara ayrilip ayrilmayacagini, ilkel topluluklari ve bunlarin kültürlerini inceleyen bir bilimdir. Antropoloji ikiye ayrilir :

    Fizik Antropoloji :
    Insanin biyolojik yapisinda meydana gelen degismeleri, irklarin kökenini inceler.

    Kültürel Antropoloji : Tarim, hayvancilik türleri gibi kültürel özellikleri; inanç, gelenek, görenek gibi kültürel kaliplari; araç, gereç, sanat ve bilgiler gibi kültürel ürünleri konu edinir.

    Sosyoloji ve Hukuk : Hukuk bireylerin birbirleriyle ve toplum ile olan iliskilerini düzenleyen ve devlet gücünün destegindeki yaptirimlarla uyulmasi zorunlu duruma getirilen kurallar bütünüdür. Toplumu inceleyen sosyolojinin, toplumu düzenleyen hukuk kurallarini bilmeden, toplumsal yapiyi tam olarak anlamasi mümkün degildir.

    Sosyoloji ve Ekonomi : Ekonomi, insanlarin ihtiyaç duydugu mal ve hizmetlerin nasil üretildigini, bölüsüldügünü ve tüketildigini inceleyen bir bilimdir. Üretim, bölüsüm ve tüketim gibi ekonomik olaylar sirasinda, insanlar arasinda birçok iliski kurulur (isçi-isveren is bölümü gibi). Bu ekonomik iliskiler bilinmeden toplumun yapisi bir bütün olarak anlasilamaz.

    Sosyoloji ve Cografya : Toplumsal iliskiler, kurumlar, “dogal çevre” (fiziki çevre) üzerinde var olurlar. Bu dogal çevreyi inceleyen bilim de cografyadir. Bu dogal çevre taninmadan toplumsal olaylar, iliskiler, kurumlar açiklanamaz. Sosyolog, toplumun içinde bulundugu maddi (fiziki) yapiyi açiklayabilmek için cografyadan yararlanmak zorundadir.


    Sosyolojide Kullanilan Yöntem ve Teknikler


    • Sosyolojide Kullanilan Yöntemler

    Yöntem

    UYARI :
    Yöntem ve teknik kavramlari genellikle yanlis olarak birbirlerinin yerine kullanilmaktadir. Teknik, seçilen yönteme bagli olarak belirlenen bilgi toplama aracidir.

    Bir arastirmanin basindan sonuna kadar izlenmesi gereken düsünsel yoldur. Sosyolojide kullanilan yöntemler sunlardir :

    • Tümdengelim : Tümdengelim, gerek akil gerekse gözlem ve deney yoluyla elde edilmis genel bir ilkeyi ayri ayri olaylara uygulamaktir. Baska bir deyisle, özelin bilgisini genel yargilardan çikarmaktir.

    • Toplumsal degismenin çok hizli oldugu dönemlerde suç orani artar.

    • Istanbul'un toplumsal degisme hizi çok fazladir.

    • O halde Istanbul'da suç orani artar.

    Yukaridaki örnekte de görüldügü gibi tümdengelim yöntemi bize yeni bir bilgi vermez. Genel yargilarin içerisindeki sakli olan bilgileri açiga çikartir.

    • Tümevarim : Tümevarim, gözlenen tek tek olgulardan yola çikarak genel yargilara ulasmaktir. Basa bir deyisle, tümevarim özelden genele giden bir akil yürütme türüdür.

    • Gözledigim Seyrek köyünde köyden kente göç orani azdir.

    • Gözledigim Ortaklar köyünde köyden kente göç orani azdir.

    • Gözledigim Yaniklar köyünde köyden kente göç orani azdir.

    • Gözledigim Geren köyünde köyden kente göç orani azdir.

    • O halde sulu tarimin yapildigi köylerde köyden kente göç orani azdir.

    Tümevarim mi, Tümdengelim mi?

    Bilimsel arastirma sürecinde tümevarim ve tümdengelim yöntemleri birbirlerini tamamlar niteliktedir.

    Tek tek olgulardan genel ilkelere ulasilir (tümevarim).

    Genel ilkelerden yola çikilarak varsayimlarda bulunulur (tümdengelim).

    Varsayimlarin dogrulugunu sinamak için deneyler ve incelemeler yapilir. Bu incelemelerin sonucunda genel ilkelere ulasilir (tümevarim).

    • Anoloji :
    Anoloji, iki benzer olay arasinda karsilastirma yaparak sonuca ulasmaktir. Arjantin'de enflasyon orani yüksek oldugundan toplumsal muhalefet fazladir. Yunanistan'da da enflasyon orani yüksektir. O halde, Yunanistan'da da toplumsal muhalefet fazladir.

    UYARI : Anolojinin tümevarim yönteminden farki sudur : Tümevarim, özelden genele bir akil yürütmedir, Anoloji ise özelden özele bir akil yürütmedir.

    • Birlestirici Yöntem : Birlestirici yöntemde, incelenen toplumsal olay ile ilgili olan diger olaylar da göz önüne alinarak açiklamalar yapilir. Çünkü, toplumsal olaylar bir bütündür. Arastirmaci da toplumsal olaylarin karsilikli bagliligina ve etkilesimine dikkat etmek zorundadir.

    UYARI : Birlestirici yöntem her ne kadar yöntem olarak anilsa da basli basina yöntem olmaktan çok, bir yöntem ilkesidir.

    • Sosyolojinin Yöntem ve Ilkeleri :


    • Somutluk : Sosyoloji yer ve zaman bakimindan belirli olan olgulari inceler. Sosyolog, hayalinde tasarladigi ideal toplum modelleriyle (ütopyalarla) ilgili degildir.

    • Nesnellik : Sosyolog, toplumlari toplumsal ve bireysel deger yargilarindan siyrilarak inceler.

    • Sinirlilik : Sosyolog, hem inceledigi konuyu hem de arastirma yaptigi alani (sahayi) sinirlandirmak zorundadir. Evren arastirmanin kapsadigi alandir. Sosyolog genellikle arastirmasinin kapsadigi alandaki bireylerin tümünden bilgi toplayamaz. Sosyolog bu durumda evreni temsil etme yetenegine sahip birimleri (örneklem gruplarini) seçerek, arastirmasini bu birimler üzerinde sürdürür.

    • Karsilikli bagimlilik : Sosyolog, inceledigi degiskenlerle diger degiskenlerin karsilikli etkilesim içerisinde oldugunu gözardi etmemelidir. Örnegin, köyden kente göçün nedeni sadece ekonomik nedenlerle açiklanamaz; ekonomik nedenlerin yani sira hukuksal, dinsel vb. nedenler de köyden kente göçü etkiler.

    • Dinamiklik : Sosyolog, toplumsal olgularin zaman ve mekan içinde degistigini göz önüne almak zorundadir.

    • Bütünlük : Toplumsal olaylar ancak toplumun genel yapisiyla iliskilendirildigi zaman anlam kazanir.

    • Öngörü saglama : Sosyolog, mevcut verileri degerlendirerek ilerde ortaya çikabilecek olaylari önceden kestirebilir.

    • Kavramlari açik seçik tanimlama : Sosyolog, arastirmasinda kullanacagi kavramlari daha arastirma projesinin basinda tanimlamaktadir.

    • Sosyolojide Kullanilan Baslica Arastirma Teknikleri


    Teknik

    Teknik, seçilen yönteme bagli olarak belirlenen bilgi toplama aracidir. Sosyolojinin kullandigi belli basli arastirma teknikleri sunlardir.

    • Gözlem : Toplumsal yasamla ilgili olaylari olusum kosullari içinde amaçli ve sistemli bir biçimde izlemek ve kaydetmektir. Gözlem çesitleri sunlardir :

    • Belgeler Üzerinde Yapilan Gözlem :
    Arastirilan konu ile ilgili kitap, yazit, film ya da ses, kayit, nesne, istatistik vb. belgeleri incelemektir.

    • Kapsamli Gözlem : Çok sayida bireyden olusan bir toplumsal grubun ekonomik, kültürel ve toplumsal özelliklerinin görüsmelerle arastirilmasidir.

    • Yogun Gözlem : Kapsamli gözlemin yetersiz kaldigi durumlarda arastirma konusu ile ilgili az sayida insanla derinlemesine görüsülmesidir.

    • Katilarak Gözlem : Arastirmacinin inceledigi toplumun yasantisina katilarak bilgi toplamasidir. Çogunlukla antropologlarin kullandigi bir bilgi toplama aracidir. Katilarak gözlemde ideal olan incelenen kültürün içinde dört mevsim yasamaktir. Ancak bu zorunlu bir kosul degildir. Katilarak gözlemin olumsuz yönü arastirmacinin uzun süre inceleme yaptigi toplumun içinde kalarak objektifligini yitirmesidir.

    • Anket : Anket, kisilerin belirli konulardaki tutumlarini, düsüncelerini saptamak için hazirlanmis soru listesiyle bilgi toplamaktir. Anket uygulanirken genellikle arastirmacilar ile anket uygulayan kisiler karsi karsiya gelmezler. Dagitilan anketler bireyler tarafindan doldurulur.

    • Görüsme :
    Önceden hazirlanmis sorularin, arastirma konusuyla ilgili kisilere yüz yüze sorulmasidir. Görüsmede, anketten farkli olarak görüsmeciyle görüsülen kisi karsi karsiya gelmektedir.

    UYARI : Enformel görüsmelerde önceden hazirlanmis sorular dogrudan degil de sohbet havasi içinde sorulur.

    • Monografi : Aile, köy gibi küçük gruplarin ya da bir örnek olayin tüm degiskenleriyle derinlemesine bir sekilde incelenmesidir. Monografiler su sekillerde olabilir :

    • Köy-sehir monografileri

    • Sendika ve parti gibi kuruluslarin monografileri

    • Kan davasi gibi özel bazi örnek olaylari ele alip inceleyen monografiler.

    UYARI :
    Monografi tekniginde, diger tekniklerde oldugu gibi, seçilen birimin evreni temsil etme özelligi göstermesi gerekir.

    • Sosyometri : Sosyometri, küçük gruplarda kimin kimden hoslanip hoslanmadigini saptamaya yarayan bir tekniktir. Sosyometri küçük gruplarda yildiz ve itilen kisileri saptamaya yarar. Testin sonuçlarindan yararlanarak grubun sosyogrami (iliski haritasi) çikartilir.

    • Istatistik : Sosyolog, diger tekniklerle toplanilan verilen ne anlama geldigini ve bunlardan nasil geçerli sonuçlar çikartilabilecegini bilmek için istatistiksel tekniklerden yararlanmak zorundadir.

    • Bilimsel Arastirma Sürecinin Asamalari


    Kavramsal Model Asamasi

    • Arastirma probleminin hissedilmesi, kaynak tarama

    • Problemin sinirlandirilmasi

    • Arastirma amacinin belirlenmesi

    • Varsayimlarin (denencelerin) ortaya atilmasi

    Arastirma Asamasi


    • Arastirma Evreninin belirlenmesi

    • Istatistiki tekniklerden yararlanarak arastirma örneklerinin seçilmesi

    • Verilerin toplanmasi

    Çözümleme (Analiz) Asamasi

    • Verilerin istatistiki tekniklerle islenmesi, sunulmasi; verilerin varsayimlari dogrulayip dogrulamadiginin belirtilmesi

    Biresim (Sentez) Asamasi

    • Çözümleme asamasinda elde edilen sonuçlar yorumlanarak sistematik bilgilere (kuramlara – teorilere) ulasilir.

    TOPLUMSAL YAPI


    Toplumsal Yapi : Toplum, üyeleri arasinda is birligi bulunan ve bu isbirligini denetleyen kurallarin bulundugu; cografi bir yeri ve ortak kültür olan; çok ya da az ölçüde kurumlasmis iliskiler bütünüdür. Toplumun görevleri (islevleri) sunlardir :

    - Neslin dev***** saglamak (biyolojik üretim)
    - Yeni nesli egitmek (toplumsallastirma)
    - Bireylere yasamin anl***** ve amacini asilamak
    - Mal ve hizmetlerin üretimini ve dagilimini saglamak
    - Toplumda düzeni saglayan kurallara sahip olmak ve bunlari uygulamak

    Toplumsal yapi; içinde toplumsal iliskilerin, toplumsal olaylarin meydana geldigi, toplumsal gruplarin, kurumlarin yer aldigi, nüfus ve yerlesim tarzinin sekillendigi toplumsal varliktir.

    Kültürel (Toplumsal) Yapinin Temel Ögeleri)

    Toplumsal yapi, fizik ve kültürel yapi olmak üzere ikiye ayrilabilir.

    Fizik Yapi :
    Toplumun içerisinde bulundugu cografi mekan ve nüfus özellikleri fiziksel yapiyi meydana getirir. (Fizik yapiyi sosyolojinin son konusunda isleyecegiz.)

    Kültürel Yapi :
    Toplumsal iliskilerden kaynaklanan ögeler genel olarak kültürel (toplumsal) yapiyi meydana getirir. Bunlari su sekilde siralayabiliriz.

    Toplumsal Iliski :
    Insanlarin bir arada yasamalarindan dogan, en az iki insan arasinda gerçeklesen, uzun bir süre devam eden, bireylerin birbirinin bilincinde oldugu etkilesimlere toplumsal iliski denir.

    Toplumsal iliskiler üç tür altinda incelenebilir:


    a) Insan - Insan Iliskisi :
    Ögrencinin ögretmene soru sormasi, ablanin kardesini bakkala göndermesi insan - insan iliskilerine örnektir.
    b) Insan - Grup Iliskisi : Insanlar ister istemez gruplarin içinde yer alirlar. Bu durum grupla birey arasinda karsilikli hak ve görevleri gerektirir. Örnegin bir futbol takiminda görev alan futbolcunun gruba (takima)karsi sorumluluklari oldugu kadar grubun (takimin) da futbolcusuna karsi yerine getirmek zorunda oldugu görevler vardir. Futbolcunun takimla iliskisi insan - grup iliskilerine örnek olusturur.
    c) Grup - Grup Iliskisi : Toplumsal yasamda, farkli toplumsal gruplar da karsilikli etkilesim içerisinde olurlar iki futbol takiminin maç yapmasi grup - grup iliskilerine örnektir.

    UYARI :
    Toplumsal Iliski tanimini okurken su özellige dikkat edilmelidir.
    Toplumsal iliski yardimlasma, dostluk, arkadaslik gibi yaklasimlari barindirdigi gibi, düsmanlik, rekabet ve benzeri uzaklasmalari da içerir.

    Süreklilik Yönünden Toplumsal Iliskiler

    Toplumsal iliskiler süreklilik yönünden üçe ayrilir :


    a) Gelip - Geçici (igreti) Iliskiler :
    Kisa süreli iliskilerdir. Arkadasinizin dogum günü kutlamasinda ilk kez karsilastiginiz kisilerle iliskiniz kutlama bittiginde sona ermisse bu, igreti iliskiye örnek olusturur.
    b) Devirli (Periyodik) Iliski : Belirli zaman araliklarinda insanlarin bir araya gelmesiyle olusur. Ayni okulu bitirmis kisiler yilda bir kez bulusuyor ve iliskiler yalnizca o günle sinirli kaliyorsa buna periyodik iliski denir.
    c) Sürekli Iliskiler : Aile, akrabalik, arkadaslik gibi uzun süre devam eden iliskilere sürekli iliskiler denir.

    Toplumsal Statü : Bireyin toplum içinde isgal ettigi mevkie (konum) statü denir. Baska bir deyisle statü, bireye toplum içinde hak ve sorumluluklar yükleyen konumdur (mevkidir). Birey toplum içerisinde birçok statüye sahiptir. Örnegin sizler; ögrenci, kardes, dayi, amca, arkadas, yurttas statülerinden bir kaçina ya da hepsine sahip olabilirsiniz.

    - Statünün Islevi : Toplumsal grupta belli bir yerin (konumun) öteki yerlere göre durumunu gösterir. Örnegin, bir okul grubunda, müdürün konumuyla, müdür yardimcilarinin konumlari, onlarin ögrenciler tarafindan derecelendirilmesini saglar.

    Toplumsal statüyü su faktörler belirler :
    a) Demokratik ya da totaliter her toplumda soy bagi, kisinin toplumsal statüsünü belirler.
    b) Bireyin sahip oldugu servet miktari statüyü belirler.
    c) Kisinin yaptigi isin islevsel yararlari statüyü belirler.
    d) Bireyin egitim düzeyi statüyü belirler.
    e) Bireyin dini statüyü belirleyebilir.
    f) Bireyin biyolojik özellikleri (cinsiyet, güzellik, yas vb.) statüyü belirleyebilir.

    - Statü Türleri : Üç tür statü vardir ve bunlardan ikisi statülerin elde edilme biçimleriyle ilgilidir. Toplumsal statüler genellikle iki yoldan kazanilir :

    a) Verilmis (edinilmis) Statüler :
    Bireyin yas, cinsiyet, irk ve öteki fiziki özellikleri gibi dogustan getirdigi ya da dogar dogmaz toplum tarafindan bireye yüklenilen statüler verilmis (edinilmis) statülerdir. Örnegin, erkek, kadin olmak, Hintli, Kizilderili olmak dogustan getirilen verilmis statülerdir.
    b) Kazanilmis Statüler : Bireyin kendi emek, çaba, egitim ve yetenekleri ile elde ettigi statülerdir. Politikaci olmak, ressam olmak,anne, baba olmak kazanilmis statülerdir.
    c) Anahtar Statü : Bireyin sahip oldugu statülerden en baskin olanidir. Erkek, baba, yurttas, dayi, arkadas, komsu, müdür gibi birçok statüye sahip olan bir birey çevresinde de "müdür amca" olarak aniliyorsa bu kisinin anahtar statüsü müdürlüktür.

    Toplumsal Prestij : Bireyin statülerine toplumun verdigi degere prestij denir. Prestij kavrami, toplumdan topluma ve ayni toplumda zaman içerisinde degisen dinamik bir kavramdir. Örnegin, Cumhuriyetin kurulus yillarinda ögretmenlerin prestiji (sayginligi) yüksekken, günümüzde isletme, maliye, bankacilik gibi meslek gruplarinin prestiji artmistir.

    Toplumsal Rol : Toplumun, belirli toplumsal statülerdeki kisilerden, yapmalarini bekledigi davranislara toplumsal rol denir. Örnegin toplum, doktorlardan, giyimlerinden hastalariyla iliskilerine varincaya kadar belirli davranislar bekler.
    Toplumun bireyden bekledigi rollerle, bireyin gerçeklestirdigi roller arasinda farkliliklar gözlenebilir.
    Farkli statülerin birbirleriyle olan iliskileri rol pekismesine ya da rol çatismasina neden olabilmektedir.

    - Rol Pekismesi : Farkli statülerin gerektirdigi rollerden birinin diger bir rolün oynanmasini kolaylastirmasina rol pekismesi denir.

    - Rol Çatismasi : Degisik statülere iliskin rollerin birbirleriyle çelismesine rol çatismasi denir.

    UYARI : Beklenen rollerle, gerçeklesen roller arasinda söyle bir ayrim vardir; Beklenen roller kolay kolay degismez; ancak gerçeklestirilen roller bireyin kisiligine bagli olarak her zaman çesitlilik gösterir.


     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Toplumsal Gruplar (Kümler) :


    Grubun Tanimi ve Özellikleri : Ortak amaçlarini gerçeklestirmek için üyeleri arasinda iliskileri düzenleyen kurallarin bulundugu, her üyenin grubun varligini ve simgelerini bilinçli olarak ayirdettigi, sürekliligi olan bireyler topluluguna grup denir.

    Toplumsal grubun olusmasi için su özelliklerin bulunmasi gerekir:
    - En az iki kisiden olusmak
    - Ortak amaçlara sahip olmak
    - Bireylerin yerlerini belirleyen statülere sahip olmak
    - Statülere bagli beklenen rollere sahip olmak
    - Grup içinde iliskileri düzenleyen kurallar

    Bir grubun sürekliligini saglayabilmesi için su fonksiyonlari yerine getirmesi gerekir:
    - Grup, grubu bir arada tutan "biz" bilincini olusturmalidir.
    - Grup, üyelerinin beklentilerine yanit vermelidir.


    Grup Türleri :

    a) Üye Sayilarina Göre Gruplar
    - Küçük Grup : Arkadaslik, aile gibi gruplar
    - Büyük Grup : Kent, devlet gibi gruplar.
    b) Sürelerine Göre Gruplar :
    - Geçici Grup : Tatilde tanisip arkadaslik yapan kisilerden olusan gruplar bu türe girerler.
    - Sürekli Grup : Aile, köy gibi gruplar.
    c) Katilma Biçimine Göre Gruplar :
    - Üyelerinin Iradeleriyle Katildigi Grup : Dernek, Siyasi parti bu tür gruplardir.
    - Üyelerinin Iradeleri Disinda Katildigi Grup : Aile, akrabalik ya da bir kastin üyesi olarak dogmak bu gruplara örnektir.
    d) Kurulus Biçimine Göre Gruplar :
    - Resmi Grup : Bir devlet dairesinde çalisanlar, sendikalar, dernekler
    - Resmi Olmayan Grup : Akrabalik, arkadaslik gruplari

    Toplumsal Iliski Biçimlerine Göre Gruplar :
    Cooley, Tönnies ve Durkheim gruplari, üyeleri arasindaki iliskilere göre siniflandirmislardir.

    - Cooley in Siniflandirmasi :

    a) Birincil Gruplar : Yüzyüze iliskilerin ve duygusal baglarin güçlü oldugu gruplardir. Grubu birbirine baglayan "biz" bilincidir. Aile, akrabalik, arkadaslik gruplari birincil gruplardir.
    b) Ikincil Gruplar : Grubun üyeleri arasindaki iliskiler sinirli ve resmi iliskilerdir. Grupta "ben" duygusu hakimdir. Bireyler ortak çikarlarini koruyabilmek için bir araya gelmistir. Dernek, sendika, siyasi partiler bu tür gruplara örnek olusturur.

    - Tönnies in Siniflandirmasi :

    a) Cemaat : Ortak iradenin, ortak mülkiyetin bulundugu, etnik köken, irk, din, kültür gibi özellikleri farklilasmamis gruplardir. Üyeler arasindaki iliskileri gelenekler saglar.
    b) Cemiyet : Bireysel mülkiyetin, bireysel iradenin hakim oldugu gruplardir. Bireyler arasindaki iliskiler toplumsal sözlesmelerle (resmi ve yazili kurallarla) saglanir. Üyeler arasinda akilci çikar anlasmalari egemendir.

    - Durkheim in Siniflandirmasi :

    a) Mekanik Dayanismali Gruplar :
    Genellikle sanayi öncesi toplumlarda görülen, benzer statüdeki insanlar arasindaki dayanismanin güçlü oldugu, is bölümünün yayginlasmadigi, üyelerin birbirlerine duygusal baglarla bagli oldugu gruplardir.
    b) Organik Dayanismali Gruplar : Durkheim e göre nüfus yogunlugunun artmasiyla birlikte is bölümü ve islevsel uzmanlasma ortaya çikmistir. Modern sanayi toplumlarinda farkli alanlarda uzmanlasan farkli gruplardaki insanlar arasinda organik bir dayanisma vardir.

    Toplumsal Yigin : Ayni mekani paylasmalarina karsin aralarinda karsilikli iliskiler bulunmayan insan birikimleridir.

    Toplumsal yiginlarin özellikleri sunlardir :
    - Yigini olusturan kisiler anonimdirler ve birbirlerine yabancidirlar.
    - Yigin örgütlenmemistir. Statü ve islevlerin olusturdugu ast - üst iliskisi yoktur.
    - Yiginlarda toplumsal iliski yok denecek kadar azdir.
    - Yiginlarda, davranislarda kisitlamalar ve düzenlemeler yapmayi gerektiren kurallarin sayisi azdir.
    - Yiginlar sürekli degildirler.

    Yigin Türleri :

    a) Kalabalik :
    Fiziki olarak birbirine yakin olan, ancak göreli olarak etkilesim içinde olmayan, organize olmamis, kendiliginden bir araya gelen insan birikimleridir. Örnegin, kirmizi isikta duranlar, süpermarkette alis veris edenler kalabaliga örnektirler.
    b) Izleyici Yiginlari : Çesitli gösterileri izleme, dinleme amaciyla bir araya gelen bireylerin olusturdugu yiginlardir. Örnegin, bir konseri dinleyenler, tiyatro izleyenler izleyici yiginlardir.
    c) Gösteri Yiginlari : Belli bir düsüncenin, inancin aleyhinde ya da lehinde gösteri yapan kisilerin olusturdugu yiginlardir. Gösteri genellikle örgütlüdür. Fakat bu örgütlenme oldukça gevsek dokuludur. Örnegin, mitinglerde toplanan insanlar gösteri yiginlarini olustururlar.
    d) Etkin Kalabaliklar (Moblar) : Genellikle siddet içeren, kontrolden uzak, düzensiz, kisa ömürlü, çok sayida bireyi içeren yiginlardir. Örnegin, linç kalabaliklari, moblari meydana getirirler.

    Toplumsal Kategoriler :
    Belli özellikleri bakimindan bir arada düsünülen insan topluluguna kategori denir. Kategoriler üçe ayrilir.

    a) Kitle : Ayni uyaricidan hoslanmakla birlikte aralarinda mekansal yakinlik olmayan kategorilerdir. Klasik müzik sevenler, ayni gazeteyi okuyanlar kitleye örnek olarak verilebilir.
    b) Toplumsal Azinlik : Bir toplumda, egemen durumda olanlarin haklarindan yararlanamayan insanlarin olusturduklari kategorilerdir. Osmanli Imparatorlugunda gayrimüslimler toplumsal azinliktir.
    c) Toplumsal Sinif : Ekonomik özellikleri, yasam biçimleri ve kültürel konumlari birbirine benzeyen insanlarin olusturdugu kategorilerdir. Bürokrat sinifi, isçi sinifi, burjuva sinifi gibi...

    UYARI : Toplumsal kategori gerçekte degil de gözlemcinin düsüncesinde biraraya gelmis insanlari ifade eder. Toplumsal yiginlarin ise fiziki bir gerçekligi vardir.

    Bazi toplum bilimciler sinifi, üretim araçlarina sahip olup olmamaya göre tanimlamistir. Örnegin, feodal toplumda üretim araçlarina (topraga ve onu islemeye yarayan araçlara)sahip olanlar senyör, üretim araçlarina sahip olmayanlar ise serf (köylü)tir.

    Toplumsal Tabakalasma : Toplumda yer alan sinif ve tabakalarin, toplumsal hiyerarside alt, orta, üst diye derecelendirilmesidir. Toplumsal tabakalasma, tabakalasma piramidi ile gösterilir.

    Ülkelerin gelisme düzeylerine göre toplumsal tabakalasma piramidi söyle gösterilebilir:


    Tabakalasma Türleri

    Toplumsal tabakalasma tarihsel gelisim sürecinde üç sekilde görülür:

    a) Kapali Toplumsal Tabakalasma : Bu tabakalasma sisteminde bir tabakadan diger tabakaya geçis yasaktir. Birey hangi tabakanin ya da sinifin içerisinde dogmussa o tabakanin (sinifin) üyesidir, tabaka degistiremez. Hindistan daki kast sistemi ve köleci toplumlardaki tabakalasma mo**** kapali toplumsal tabakalasmanin tipik örnekleridir.
    b) Yari Kapali Toplumsal Tabakalasma : Bir tabakadan diger tabakaya geçis imkansiz degildir. Ancak bu geçis din kurallariyla sinirlandirilmistir. Örnegin, lonca üyesi olmayan bir kisinin kent içinde ticaret yapmasi yasaktir veya belirli mesleklerden olmayanlar toprak sahibi olamazlar.
    c) Açik Tabakalasma : Bir tabakadan diger tabakaya geçisi engelleyen kurallar yoktur. Herkes yetenegi ve çabasi ölçüsünde bir statüden diger bir statüye geçebilir. Demokratik toplumlarda görülen bir tabakalasma mo****dir.

    Toplumsal Hareketlilik : Toplumsal tabakalar arasindaki geçiskenlige toplumsal hareketlilik denir. Toplumsal Hareketlilik ikiye ayrilir :

    a) Yatay Hareketlilik : Bireyin gelirinde ya da prestijinde belirgin artislar yaratmayan, meslek ya da cografi mekan degistirmelerine yatay hareketlilik denir. Bir isçinin isini birakip pazarlama sirketinde çalismasi yatay hareketlilige örnektir.
    b) Dikey Hareketlilik : Bireyin gelirinde veya prestijinde belirgin artislar ya da azalislar ortaya çikaran hareketlilige dikey hareketlilik denir. Bir köy agasinin topraklarini kaybettikten sonra pazarlamacilik yapmasi, asagiya dogru dikey hareketlilige örnektir.

    Toplumsal Kontrol Mekanizmalari : Toplumda düzeni saglayan kurallarin, toplumda yer alan birey ve gruplari, ortak deger, inanç ve ölçülere uymaya zorlamasidir.

    Toplumsal kontrol üç araçla saglanir :
    a) Toplumsal Degerler :
    Toplumdaki bireylerin davranislarinda ölçü olarak aldigi iyi-kötü yargilardir.
    b) Toplumsal Normlar : Toplumsal degerlere yaptirim gücü kazandiran, yani bireyin toplumdaki davranisina sinir koyan emir ve yasaklardir. Hukuk normlari, din kurallari, ahlak kurallari, görgü kurallari, örf ve adetler baslica norm biçimleridir.
    c) Toplumsal Kurumlar : Toplumsal deger ve normlarin birlikte örgütlenmeleri sonucu olusan, toplumsal bütünlügü (yapiyi) korumayi amaçlayan, nispeten sürekli örgütlenmelerdir.

    UYARI : Toplumsal degerlerin yaptirim gücü yoktur. Toplumsal degerler, normlar sayesinde yaptirim gücü kazanirlar.

    Toplumsallasma (Sosyallesme) :
    Biyolojik varlik olarak dünyaya gelen insanin, toplumun degerlerini ögrenmesi sürecine toplumsallasma (sosyallesme) denir.

    Toplumlarin bireye yönelik amaçlari sunlardir:

    - Toplumun istedigi davranis biçimlerini, rolleri ögretmek.
    - Toplumun hedefleri dogrultusunda hedef göstermek.
    - Yetenek ve becerilerin ortaya koyulmasina firsat vererek bireyin kisilik sahibi olmasini saglamak.

    Toplumsallasma araçlari sunlardir :

    - Birincil toplumsallasma araçlari :
    Aile, akran gruplari, akrabalik, mahalle, köy gibi gruplardir.
    - Ikincil toplumsallasma araçlari : Sendika, dernek, askerlik, kitle iletisim araçlari, okul vs.

    UYARI : Birincil toplumsallasma araçlarinin birey üzerindeki etkisi daha fazladir. Ancak televizyonun gittikçe artan etkisi, ikincil toplumsallasma araçlarinin da birey üzerindeki etkisini azimsanmayacak derecede artirmistir.
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL

    Toplumsal Kurumlar​

    Aile


    Toplumun gereksinmelerinden dogan, toplumsal yapida yer alan norm ve degerleri korumak açisindan zorunlu, nispeten sürekli örgütlenmelere toplumsal kurum denir.

    Örnegin, aileyi toplumsal kurum yapan etmenler nelerdir?

    • Toplumun gereksinmelerinden dogmustur.

    • Toplumsal yapida yer alan ahlak, hukuk, din gelenek gibi normlari ve bunlara kaynaklik eden degerleri korur.

    • Diger toplumsal olusumlara göre toplumlarin yasaminda sürekli olarak görülür.

    • Ailede yer alan üyeler farkli sorumluluk ve ödevler üstlenerek örgütlü bir yapi olustururlar.

    “Toplumsal Kurum” kavrami iki anlamda kullanilir :

    Manevi toplumsal kurumlar

    Insan bilincinde soyut olarak algilanan kurumlardir. Din, ahlak, hukuk, siyaset, demokrasi adini verdigimiz kurumlar toplumsal yapida yer alan iliski ve olusumlarin bilinçte birlestirilerek örgütlenmesinden olusur.

    Maddi toplumsal kurumlar
    Duyu organlarinca somut olarak algilanan kurumlardir. Cami, kilise, adliye, hükümet, siyasi parti, banka gibi kurumlar gözümüzün önünde yer alirlar ve “iste su” diyebilecegimiz niteliktedirler.

    UYARI : Manevi toplumsal kurumlar, genis anlamda, maddi toplumsal kurumlar dar anlamda kullanilir. Sosyoloji “kurum” kavramiyla, daha çok manevi toplumsal kurumlari anlar ve “kurum” genis anlamiyla kullanilir.

    Toplumsal Kurumlarin Özellikleri

    • Toplumsal kurumlar, insanlarin gereksinmelerinden dogar ve gereksinimlerini karsiladigi oranda varligini sürdürür.

    • Toplumsal kurumlar, normlar ve degerler araciligi ile toplumlara süreklilik kazandirir.

    • Toplumsal kurumlar, toplumun gereksinimlerine göre zamanla içinde yer alan birimlerde ve tümünde degisime ugrar.

    • Toplumsal kurumlar, farkli toplumlara göre farkli biçimlerde ortaya çikar.

    • Farkli toplumsal kurumlar arasinda etkilesim vardir.

    • Toplumsal kurumlarin içinde yer alan ögeler arasinda da etkilesim vardir.

    Baslica Toplumsal Kurumlar

    • Aile : Aralarinda gerçek ya da varsayimli kanbagi bulunan, karsilikli hak ve ödevleri üstlenen insanlarin olusturdugu toplumun en küçük birimine aile denir. Durkheim tarafindan yapilan bu aile tanimi, aile kurumunun en genel anlatimidir.

    UYARI : Varsayimli kanbagi, aralarinda gerçek anlamda kanbagi bulunmamasina karsin, aile çatisi altinda birlikte yasayarak kanbagi varmis gibi yakinlasan insanlarin durumunu anlatir. Örnegin ilerde de görülecegi gibi totem ailesinde, kandas olanlar degil, ayni bitki ya da hayvana tapanlar ve ondan türediklerine inananlar aile olusturuyorlardi. Ayrica aile içinde yer alan kadin ya da erkegin veya evlatlik alinan çocuklarin ayni kandan olmamalari durumunda da aile olusturduklari kabul edilir.

    • Ailenin Islevleri :

    • Insanlar arasindaki cinsel iliskileri düzenleyerek, soyun sürmesini saglamak.

    • Ailede yer alan çocuklarin beslenme, barinma gibi maddi gereksinimlerini karsilamak.

    • Ailede yer alan çocuklarin egitim, saglik gibi gereksinimlerini karsilayarak, üyeleri arasinda sicak ve içten iliskiler kurarak onlarin güven içinde yasamalarini saglamak.

    • Toplumun norm ve degerlerini üyelerine aktararak onlarin toplumsallasmalarini saglamak.

    • Üyelerine farkli görev ve sorumluluklar yükleyerek isbölümü anlayisini gelistirmek.

    • Diger toplumsal kurumlara insan kaynagi hazirlamak.

    UYARI : Kurumlar içinde diger toplumsal kurumlara göre en evrensel olan kurum ailedir. Insanlik tarihinin her döneminde ve her toplum biçiminde aile kurumu degisik biçimlerde de olsa görülmektedir.

    • Aile Biçimleri
    Aile, tarihsel dönemlere ve toplumlara göre özellikle kadin-erkek cinsiyetlerinin egemenlik anlayisinin ön plana çiktigi biçimlerde görülür. Aile, ayni toplumda zamanla farklilastigi gibi, toplumdan topluma da farklilastirmistir.

    Tarihsel gelisim sürecinde egemenlik kullanisina göre görülen baslica aile biçimleri sunlardir:

    • Anaerkil (Matriyarkal) Aile :
    Ilkel toplumlarda görülen anaerkil ailede, ailenin sorumlulugu birinci derecede kadinin üzerindedir. Dogal isbölümü nedeniyle kadinlar toplayicilik, erkekler avcilik isini üstlendiler. Dogurgan olan ve çocuklara dogal yapisi geregi daha yakin bulunmak zorunda olan kadin, ailenin yas***** sürdürmesinde daha önemli idi. Sonuç olarak ailenin beslenme, barinma, soguktan, sicaktan korunma görevi kadinin sorumlulugundaydi. Klanlarda görülen bu aile biçiminde akrabalik bagi kandasliga degil, totemdasliga dayalidir. Erkek ve kadin ayni klanda yasamadiklarindan ve çocuklar annenin klaninda yasadigindan yalnizca ana akrabaligi vardi.

    • Ataerkil (Patriyarkal) Aile : Toplumda tarimsal üretimin köklesmesi ve ticari yasamin yayginlasmasi sonucu ekonomik gücü, devletin dogusu ve köleciligin yayginlasmasi ile siyasi gücü eline geçiren erkek, aile içinde de mutlak güç olmaya basladi ve ataerkil aile dogdu. Ataerkil ailede söz ve miras hakki erkeklerin elindedir. Erkek ekonomik gücü elveriyorsa birden çok kadinla evlenir. Bu aile biçimi agirlikli olarak Ilk Çag köleci toplumlarinda görülür.

    • Çekirdek (Modern) Aile : Sanayi toplumlari ile birlikte üretimde is gücüne talep duyulmasi kadini aile içinde çalisan birey olmanin disinda, disarida da çalisip para kazanan birey durumuna getirir. Öte yandan felsefede etkinlesen kisi hak ve özgürlükleri, devlette demokratiklesme, dinde laiklesme kadini etkiler ve onlari da erkekle esit bir birey olma mücadelesine zorlar. Böylece anne-baba ve evlenmemis çocuklardan olusan, kadinla erkegin hukuksal esitligine dayanan çekirdek aile yerini alir.

    Çekirdek Ailenin Özellikleri :


    • Ailede üye sayisi azalmistir.

    • Aile üzerinde devletin ve hukukun etkisi artmistir.

    • Aile laiklesmistir.

    • Akrabalik iliskileri nispeten zayiflamis, aile büyükleri arasindaki baglar güçlenmistir.

    • Akraba içi evlilikleri azalmis, es seçiminde akraba disi gruplar yeglenmistir.

    • Aile üretim birimi olmaktan çikmis, tüketim birimine dönüsmüstür.

    • Aile demokratiklesmistir.


    • Ülkemizde Aile Biçimleri

    Sanayilesme sürecindeki ülkemizde genelde anaerkil, ataerkil ve çekirdek olarak sinirlari çizilen aile ve evlilik biçimlerine saf olarak rastlamak zordur. Geçmisten gelen geleneksel aile biçimleri ile çagdaslasma çabalarinin getirdigi çekirdek aile özellikleri çogu yerde iç içedir.

    • Köy (Kirsal kesim) ailesi :
    Tarim ve hayvanciligin egemen oldugu köy ailesi daha çok geleneksel aile özelliklerini tasisa da çekirdek aile özelliklerinin de kismen etkisi altindadir.

    • Kent ailesi :
    Ticaret ve sanayinin egemen geçim kaynagi oldugu kent ailesi agirlikli olarak çekirdek ailenin özelliklerini gösterir. Ancak yer yer geleneksel aile özelliklerinin de etkisi sürmektedir.

    • Gecekondu ailesi : Köyden kente göç sonucu dogan gecekondu ailesinde geleneksel aile özellikleri ile çekirdek aile özellikleri bir arada görülür. Bu etkiler yer yer çatisirken yer yer kaynasip senteze gider.

    • Evlilik ve Evlilik Biçimleri
    Karsi cinsten insan ya da insanlarin aile olusturmak amaci ile hukukça ya da toplumca bir arada yasamalarinin onaylanmasina evlilik denir.

    EVLENME BIÇIMLERI

    Oturulan Yere Göre
    Es Sayisina Göre
    Esin Seçildigi Gruba Göre
    Diger Evlilik Türleri

    Matrilokal
    Monogami
    Endogami
    Lavirat

    Patrilokal
    Poligami
    Ekzogami
    Sororat

    Neolokal
    Poliandri
    Berdel

    Polijini


    UYARI : Genelde anaerkil ailede matrilokal, ataerkil ailede patrilokal, çekirdek ailede ise neolokal evlilik görülür.

    UYARI : Poligami ve monogami biçimi evlilikler toplumlarda kadin erkek nüfus dengesinin bir aleyhine bozulmasi durumunda görülür. Erkek nüfusun savaslar yoluyla kadin nüfusa göre azaldigi toplumlarda yaygin olarak polijini görülür. Kadin erkek nüfus dengesinin oldugu toplumlarda ise monogomi görülür. Nüfus dengesinin yani sira ekonomik özellikler, ailede ekonomik gücün kimin elinde bulundugu ya da olusan gelenekler es sayisina göre evliligi biçimlendiren diger etkenlerdir.

    UYARI : Poligamide taraflarin ayni anda çok esle evli olmalari gerekir. Yoksa bosanan ya da esi ölen bir insanin yeniden evlenmesi poligami degildir.

    UYARI : Esin seçildigi gruba göre evlilik daha çok ekonomik nedenlerden kaynaklanir. Örnegin; endogamiye daha çok Islamiyet'i benimseyen toplumlarda rastlanir. Çünkü Islamiyet erkegin yarisi kadar da olsa kadina miras hakki verir. Böylece evlilik sonucu kiz, aile disindaki gruptan birisiyle evlenirse topragin parçalanmasi söz konusudur. Öte yandan Islamiyet'i benimseyen toplumlarda kadinla erkegin birbirlerini tanimasina olanak saglayan ortamlar hos karsilanmamistir. Bu yüzden karsi cinsler birbirini ancak akraba grubunda taniyabilmekte dolayisi ile duygusal iliskiler akraba grubu içinde kurulmaktadir. Bati toplumlari ise genelde ekzogamiyi yeglemektedirler. Çünkü Yahudi ve Hiristiyan toplumlarinin geleneginde kzin evlilik sonucu erkege drahoma adi verilen tasinir mal ya da para götürmesi söz konusudur. Bu yüzden batililar kadinin aileye disardan getirecegi drahomayi tercih etmislerdir.

    Matrilokal :
    Aile, kadinin evinde kuruluyorsa, bu evlilik biçimi matrilokaldir. Erkek evlilik sonucu kadinin evine gelir ya da çocuklar kadinin yaninda kalirlar. Anaerkil ailede de gördügümüz gibi ilkel toplumlarda erkek kadinin ailesiyle oturmaz ama çocuklar kadinin yaninda ve sorumlulugundadir.

    Patrilokal : Evlilik sonucu kadin erkegin evine gelir ve aile erkegin evinde kurulur.

    Neolokal : Evlilik sonucu kadin ve erkek kendi ailelerinden ayrilarak ayri bir yerde yeni bir aile kurarlar.

    Monogami (tek esle evlilik) : Bir kadinin ya da erkegin ayni anda tek esle evlilik yapmasidir. Dünyada en yaygin görülen evlilik biçimidir.

    Poligami (çok esle evlilik) : Bir erkegin birden çok kadinla ya da bir kadinin birden çok esle ayni anda evli olmasidir.

    Poligami ikiye ayrilir :

    • Poliandri (Çok erkekle evlilik) :
    Bir kadinin ayni anda birden çok erkekle evli olmasidir. Dünyada yaygin olarak görülmeyen bu evlilik türüne kadinlarin genel nüfus içindeki oraninin az olmasi durumunda basvurulmustur.

    • Polijini (Çok kadinla evlilik) : Bir erkegin ayni anda birden çok kadinla evli olmasidir. Ataerkil ve babalik ailesinin etkili oldugu toplumlarda agirlikli olarak görülür. Özellikle erkegin ekonomik gücü yerindeyse, bu tür evlilige yönelmistir.

    Endogami (içerden evlilik) :
    Seçilen esin akraba grubu içinden olmasi durumudur.

    Ekzogami (disaridan evlilik) :
    Seçilen esin akraba grubu disindan olmasi durumudur.

    Lavirat : Esi ölen kadinin, kocasinin kardesiyle evlenmesidir. Bu evlilik biçiminde kadinin kocasindan düsen mirasi alip baba evine gitmesi, dul kadina toplumun iyi gözle bakmamasi, kadinin aileden ayrilmasi durumunda çocuklardan ayrilmasi ve kadinin aileden ayrilmasi durumunda ailenin sirlarini disariya duyurmasi kaygilari etken olmustur.

    Sororat : Erkegin ölen esinin kardesiyle evlenmesidir. Bu evlilikte de annesiz kalan çocuklara en iyi teyzelerin bakabilecegi mantigi egemendir.

    Berdel :
    Farkli akraba gruplarindan insanlarin karsilikli olarak birbirlerinden kiz alip vermek üzere anlasarak evlenmeleridir. Bir gruptan bir erkek, baska bir gruptan bir kadinla evlenirken, karsi gruptan bir erkekle o gruptan bir kadini alir. Bu evlilik biçimine ise baslik parasindan kurtulmak için basvurulur.

    • Bosanma : Evlilik sonucu olusan ailede karsi cinslerin, toplumca veya hukukça evlilik baglarinin sona erdirip ayrilmalarina bosanma denir.

    Bosanma da evlilik kadar eski bir kurumdur. Ancak toplumlar evliligi tesvik ederken bosanmayi güçlestiren kurallar koymayi tercih etmislerdir. Özellikle evlilik baginin dince kutsal sayildigi toplumlarda bosanma ya yasaktir ya da çok zordur.

    Günümüz çagdas toplumlarinda da hukuk, bosanmayi nispeten güçlestiren önlemler almistir. Bosanmalar çogunlukla su durumlarda görülür.

    • Kadin ve erkek arasinda ekonomik sosyal ve kültürel statü farklilarinin çok olmasi durumunda

    • Kadin ve erkek arasinda psikolojik farklarin olmasi durumunda

    • Aile kurulmasinda önemli rol oynayan soyu sürdürmek isteginin yerine getirilememesi durumunda

    UYARI : Toplumlarin evliligi tesvik edip bosanmayi güçlestirmelerinin temelinde, ailenin toplumun temeli ve çekirdegi olmasini bilerek ya da bilmeyerek fark etmeleri yatar.

    Bosanmaya sanayi toplumlarinda daha sik rastlanmaktadir. Bunda kadinin ekonomik bagimsizligini elde etmesi ve dul kadinlarin yeniden evlenme olasiliklarinin yüksek olmasi etkilidir. Oysa erkeklerin egemen oldugu tarim toplumlarinda ve köylerde bosanma daha az görülür. Bosanmalara, evliligin ilk yillarinda daha çok rastlanmaktadir.

    Siyasal Kurumlar (Devlet)

    Toplumu yönetmek amaci ile iktidari ele geçirme mücadelesi ve iktidari kullanma araçlari siyasal kurumlari olusturur.

    Siyasal kurumlar içinde en büyük ve etkili kurum devlettir.

    Devlet

    Devlet ve Devleti Olusturan Unsurlar

    Sinirlari belirli bir toprak parçasi ile bu topraklarda yasayan insanlar üzerinde egemenlik hakki kullanan siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik örgütlenmelere devlet denir.

    Devlet ;

    • Yaptirim gücü yüksek hukuk normlari araciligi ile toplumda düzeni saglar.

    • Iç ve dis güvenligini saglamak amaciyla silahli güç bulundurma ve kullanma yasal yetkisine sahiptir.

    • Egemenlik hakkina dayanarak yasama (yasa yapma, degistirme, kaldirma), yürütme (yaptigi yasalardan güç alarak onlari uygulama), yargi (yasalara uymayanlari cezalandirma) güçlerini kullanir.

    • Çatisi altinda yasayan insanlarin devlete üyeligini zorunlu kilar.

    Devleti Olusturan Ögeler

    Toprak (Ülke) : Devletin egemenlik hakkini kullandigi sinirlari belirli toprak parçasidir.

    Halk : Devletin üzerinde egemenlik hakkini kullanip yönettigi insanlardir.

    Iktidar : Devletin yasama, yürütme ve yargi yetkilerini kullanan yöneticilerdir.

    UYARI : Devlette, yöneten konumunda olanlar iktidari, yönetilen konumunda olanlar halki olusturur.
     

Sayfayı Paylaş