1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Söyleyenler bilmez , bilenler söylemez

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve Mavi Gül tarafından 10 Kasım 2009 başlatılmıştır.

  1. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    Söyleyenler Bilmez , Bilenler Söylemez !


    Bildiğim kadarıyla ; kadınlar daha ziyade sevginin peşinden gidiyorlar.Ve kadınların üç kere sevgi dedikleri yerde erkeklerin üçüncüde aşkla tökezlemelerine yine kadınlar sebep oluyor..Sevdiği kadın ya da aşık olduğu kadın arasında kalıyor erkek ..

    “Sevilen sevendir” tasavvufi bir tespittir..

    Buna göre , erkek aldatmaya başladıysa birlikte olduğu kadın ruhsal , zihinsel , duygusal anlamda ondan uzaklarda bir yerlerde olduğu içindir ..Bunun tersini de düşünebiliriz ..Yani kadının başka bir yönelişe geçmesi de yine aynı sebeplerden ötürüdür .. Manevi anlamda bir kopukluk yaşanıyordur muhakkak .. Çünkü kalp bir aşk ile meşgulken başka bir aşka tenezzül etmez .. Bu mümkün değildir..

    Dilimizin , dimağımızın en çok “lal” olduğu , tutulduğu ama gönlümüzün her zamankinden fazla istişareye ihtiyaç duyduğu anlardır , aşkın şu veya bu şekilde gelip bizi bulduğu anlar .. Anlatmakla olmaz ..Bizzat meseleye vakıf olacaksın..Arkasını , önünü , sağını , solunu , aşağısını , yukarısını , derinliğini bileceksin .. Kısacası , en az bir aşkın içerisinde doğacak , büyüyecek ve öleceksin .. Her öğrendiğini kalbinde ayrı , beyninde ayrı öğütüp sırlı kısımları ile duygu çatını ayağa dikeceksin ..

    Manevi hayatımızın içerisinde bütün bunlar olup biterken dışarıda bambaşka tabloların çizilmesi sadece ikiyüzlülük ve ihanetle tanımlanamaz .. Çok karmaşıktır o alemdeki alış-verişler ,gel-gitler ..Tamamen ayrı kuralları olan iki farklı boyutta nefes almaya çalışır insan ..Yaşamadan kimse bu boyutlar arasındaki dengeyi kuramaz ..Yaşayan için ise üçüncü bir göze sahip oldu denebilir..

    Aşk konusunda herkes her şeyi söylemiş gibi görünüyorsa bile hala söylenmeyen şeyler var.. “Söyleyenler bilmez , bilenler söylemez” sözündeki haklılık payını yabana atmamak lazım .. Elle tutulacak birkaç tespitin dışında aşkın kimliğinin sık sık geçtiği sessizlik ve sır tünelleri vardır .. Aşkı aşk yapan da bu tünelli güzergahtır ..

    Uzun beraberliklerde erkekte duygu kayması olabiliyor..Tutup bunu fiiliyata döküp dökmemesi ise tamamen para , inanç , karakter ve sosyal statü ile çok ilgili..Beraber olduğu kişiye hiç beslemediği ya da benzeri olarak beslediği duygularının peşine düşmesi an meselesidir erkeğin..Bütün bu durumlar kazasız belasız atlatılırsa bile ilişki bir yara almış olur en hassas yerinden ..

    Ve bir gün bu sınavı iyi kötü geçen erkeğin pozisyonunda bu defa da aynı ilişki içerisinde “kadın” bulabilir kendisini .. Sınanmalar üst üste ve tam zamanında gelir , ilahi adaletin tecelli ettiğini düşündürten.. Kadının karşılama biçimi erkeğe göre biraz daha farklıdır .. Kadın daha dirayetli diye düşünebiliriz .. Şartlara bakmak lazım yine de..

    Sevgi ve vefa duygusu ne kadar içinde bulunulan ana kadar dolu bir içerik ile taşınabilmiş ise o kadar beraber olduğu insana yapışır kadın .. Erkek kadar unutkan değildir .. Zaten aşk ın peşine düşerek başlattığı beraberliği yine bir başka aşkın peşine takılarak heba etmez bir kadın kolay kolay.. Aşkı bildiği ve algıladığı ölçüde kendisine doğru bir yön çizebilir ..

    Yaşanıp bitirilemeyen aşklar insanı umutsuzluğa düşürür..Aşkı yaşarsın ve sevgiye dönüştüğünü görürsün .. Yarım kalan aşk çok arzu edilen ama bitmeyen bir yolculuğun verdiği duyguyu verir..Belki işte o yarı yolda kalan aşkı tıkandığı yerden alıp uçurmanın yolunu aramalı insan..Herhalde tasavvuf böyle aşkları çok güzel hale –yola koyuyor olmalı..Tasavvufun kanatlarında yeniden yol alabiliyor böyle aşklar..Üstelik sürpriz bir hediye aşka (ilahi aşk) doğru kanatlandırıyor garip kalmış aşk yolcusunu .. ( Peygamber aşkına ve Allah c.c aşkına tam da bu koordinatlarda rastlarsınız ..)

    Orada çok ince bir nokta var yalnız ..Aşkı yaşayıp bitirenler , insanın insana duyduğu aşkın ötesindeki aşkı daha çabuk tanır ve daha kolay fark edebilirler .. Bir aşkı bütün duygu devinimleriyle yaşayıp bitirmiş olmaları sebebiyle avantajlıdırlar .. Ama bunun yanı sıra , yaşamayan için o ilmi tahsil derecesi daha yüksektir .. Çok zor elde edileceği için yani ..

    Şems-Mevlana , Leyla-Mecnun vs. vs. örneklerindeki gibi .. Aşklarını yaşayamadıkları için var oldular ve o sürpriz aşkın , yani ilahi aşka giden o zorlu yolun haritalarını verdiler elimize..

    Yani bildiğim kadarıyla !


    alıntı
     

Sayfayı Paylaş