1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sözcükler Arasındaki Anlam İlişkileri

Konusu 'Türkçe & Dilbilgisi & İmla Kuralları' forumundadır ve Suskun tarafından 16 Aralık 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL


    İÇERİK
    1. Eş Anlamlı Sözcükler
    2. Yakın Anlamlı Sözcükler
    3. Zıt Anlamlı Sözcükler
    4. Eş Sesli Sözcükler
    5. İkilemeler
    6. Yansımalar
    7. Atasözleri
    8. Dolaylama
    9. Anlam Genişlemesi
    10. Anlam Daralması
    11. Anlam İyileşmesi
    12. Anlam Kötülemesi
    13. Güzel Adlandırma ​



    SÖZCÜKLER ARASINDAKİ ANLAM İLİŞKİLERİ


    1. EŞ ANLAMLI SÖZCÜKLER
    Yazılış ve okunuş bakımından farklı fakat anlamca aynı olan kelimelerdir. Bu tür kelimeler birbirlerinin yerini tutabilir. Anlamdaş kelimelerin birisi genelde yabancı kökenlidir.
    kıymet-değer, cevap-yanıt, sene-yıl, medeniyet-uygarlık, imkân-olanak, acele-ivedi, zelzele-deprem, yoksul-fakir, misafir-konuk, sınav-imtihan, yöntem-metot, mesele-sorun, fiil-eylem, kelime-sözcük, vasıta-araç...
    Fakat bazı durumlarda anlamdaş kelimeler birbirinin yerini tutamaz: "kara bahtlı" kelime grubunda "kara" kelimesinin yerine "siyah" kelimesini kullanamazsınız. Çünkü iki kelimenin (kökeni ne olursa olsun) anlamdaş veya yakın anlamlı olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşımaları gerekir.
    Türkçe kelimeler arasında da eş anlamlılık olabilir:
    deprem-yer sarsıntısı-zelzele,
    kimi zaman-ara sıra-zaman zaman-arada bir-bazen

    2. YAKIN ANLAMLI SÖZCÜKLER
    Yazılışı ve okunuşu farklı olan, anlamdaş gibi göründüğü hâlde birbirinin yerini tamamen tutamayan, yani aralarında anlam ayrıntısı bulunan kelimelerdir. Bunlar çoğunlukla Türkçe kelimelerdir.
    göndermek-yollamak, bezmek-bıkmak-usanmak, dilemek-istemek, çevirmek-döndürmek, söylemek-demek-konuşmak, eş-dost, hısım-akraba, bakmak-seyretmek,
    Kardeşim sana küsmüş.
    Kardeşim sana kırılmış.
    Kardeşim sana gücenmiş.
    Kardeşim sana darılmış.
    Birinci cümlede bir "kesinlik ve aşırılık" anlamı, ikinci cümlede bir "esneklik, hatta hoşgörü" anlamı, üçüncü cümlede "üzülmek" anlamı, dördüncü cümlede "gücenip görüşmez olmak" anlamı vardır.
    Ben her sorunla başa çıkarım. (baş etmek)
    Bu kadar yürekten çağırma beni. (candan)
    Davranışları hiçbir zaman içtenlikli değildi. (yürekten, candan)
    Yaptığı işi önemsemiyordu. (özen göstermiyordu.)

    3. ZIT ANLAMLI SÖZCÜKLER

    Anlamca birbirinin karşıtı olan kelimelerdir.
    Siyah-beyaz, uzun-kısa, aşağı-yukarı, ileri-geri, var-yok, gelmek-gitmek,
    Tüm kelimelerin zıt anlamlısı yoktur. Eylemlerde de durum aynıdır. Bir eylemin olumsuzu o eylemin karşıtı satılmaz.
    "sevinmek" karşıtı sevinmemek değil "üzülmek"tir.
    Kelimeler arasındaki karşıtlık cümledeki kullanıma göre değişir.
    "doğru" kelimesinin zıt anlamlısı bir cümlede "eğri" olurken, diğerinde "yanlış" olabilir.
    İki kelimenin (kökeni ne olursa olsun) anlamdaş, yakın anlamlı veya zıt anlamlı olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşımaları gerekir. Meselâ, siyah ile beyaz, ancak ikisi de gerçek (temel) anlamda oldukları zaman zıt anlamlı olurlar. Hafif olmayan anlamındaki "ağır" kelimesinin ağır olmayan anlamındaki "hafif"le zıt anlamlı olabilmesi için ikisinin de gerçek (temel) anlamda kullanılması gerekir.

    4. EŞ SESLİ SÖZCÜKLER
    Yazılışı ve okunuşu aynı olduğu hâlde anlamları farklı olan kelimelerdir. Bunlar yalın hâlde olabildikleri gibi ek almış hâlde de olabilirler. Şiirde cinas olarak kullanılır ve cinaslı kafiye yapılır.
    Gül: 1. çiçek, 2. gülmekten emir
    Kır: 1. kırsal alan, 2. kırmaktan emir, 3. beyaz
    Yazma: 1. baş örtüsü, 2. yazmaktan olumsuz emir, 3. yazma işi
    Ek almış kelimelerle, ek almış ve almamış kelimeler arasında da eş seslilik söz konusudur. Bu ekler görevce farklı ekler de olabilir:
    Siyah anlamındaki "kara" ile "kar-a" (-a: yönelme hâl eki) gibi
    "Oyuncakları olmuş çocukların kurşunlar"
    "Zalimler her saat taze fidanları kurşunlar"
    Neden kondun a bülbül kapımdaki asmaya
    Ben yarimden vazgeçmem götürseler asmaya
    "hala" ve "hâlâ", "kar" ve "kâr", "adet" ve "âdet" kelimeleri eş sesli değildir. Okunuşları ve anlamları farklıdır.

    5. İKİLEMELER
    Anlamı pekiştirip güçlendirmek ve çekici kılmak için aynı kelimenin, yakın anlamlı kelimelerin veya zıt anlamlı kelimelerin tekrarıyla oluşan kelime grubudur.
    ev bark, çoluk çocuk, ufak tefek, doya doya ...
    Yapı Yönüyle İkilemeler:
    a) Yakın Anlamlı:
    doğru dürüst, delik deşik, eş dost
    b) Aynı Anlamlı: kılık kıyafet, ses seda, köşe bucak...
    c) Karşıt Anlamlı: Aşağı yukarı, ileri geri, az çok, er geç ....
    d) Aynı Kelimenin Tekrarı: duya duya, ağır ağır, yavaş yavaş ...
    e) Yansımaların Tekrarı: çat pat, kıs kıs, fısıl fısıl ...
    f) Sadece Biri Anlamlı: eğri buğrü, eski püskü
    g) Yarı Anlamlı: eciş bücüş, ıvır zıvır, abur cubur ...
    İkilemelerin arasına hiçbir noktalama işareti konulamaz.

    6. YANSIMALAR
    Tabiata, insana, insan dışındaki canlılara ve eşyaya ait seslerin taklit edilmesi sonucu ortaya çıkan kelime veya kelime gruplarıdır.
    tık, tak, pat, çat, hışır hışır, miyav, hırr, hav, me, mee, mışıl mışıl, fıkır fıkır, şıkır şıkır...
    Yansımalardan isim ve fiil türetilebilir.
    "miyavlamak, çatırdamak, şıkırtı, meleşmek, şırıltı"

    7. atasÖzlerİ
    Atalarımızdan günümüze kadar ulaşan, belirli bir yargı içeren, söyleyeni belli olmayan düz konuşma içinde kullanılan sözlerdir.
    Kalıplaşmış sözlerdir, eşanlamlılarıyla dahi değiştirilemez.
    Kısa ve özlü sözlerdir. Az sözle çok anlam ifade ederler
    Tecrübelere ve gözlemlere dayanırlar, bazen âdet ve gelenekleri ifade ederler
    Çoğu mecazlıdır.
    Anonimdir ve edebî tür özelliği gösterir.
    Genel bir yargı bildirir.
    Öğüt verme amacı taşır.
    At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.
    Aç koyma hırsız olur, çok söyleme yüzsüz olur, çok değme arsız olur.
    Böyle gelmiş, böyle gider
    Çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider.
    Damlaya damlaya göl olur.
    Dost kazan dost; düşman anadan da doğar.
    Eden bulur.
    Geniş gününde dar gezen, dar gününde geniş gezer.
    Göz görmeyince gönül katlanır.
    Herkes kaşık yapar ama sapını yapamaz.
    Her şey incelikten insan kabalıktan kırılır.
    Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.
    Üzerine laf düşmedikçe konuşma.
    Vakitsiz açılan gül çabuk solar.

    8. DOLAYLAMA

    Bir kelimeyle anlatılabilecek bir durumu birden fazla kelimeyle anlatmaya denir.
    "yavru vatan": Kıbrıs,
    "büyük kurtarıcı": Atatürk,
    "ulu önder":Atatürk
    "derya kuzuları": balık,
    "file bekçisi":kaleci
    "Türkiye'nin kalbi": Ankara

    9. anlam genİŞlemesİ
    (yan anlam)

    10. anlam daralmasI
    "oğul" kelimesinin önceleri kız ve erkek çocukları için kullanılırken şimdi artık sadece erkek çocukları için kullanılması gibi.

    11. anlam İYİLEŞMESİ
    "kötü" anlamındaki yavuz kelimesinin artık "yiğit" anlamında kullanılması gibi.


    12. anlam kÖTÜlenmesİ
    "canlı" anlamındaki canavar kelimesinin artık yırtıcı yaratık anlamında kullanılması gibi.
    13. gÜzel adlandIrma
    ] "verem" kelimesinin dildeki korkunçluğunu azaltmak için "ince hastalık" ile karşılanması gibi.
    ]Yabanî hayvan adı olan "börü"nün atılıp yerine "kurt" kelimesinin kullanılması gibi.
     

Sayfayı Paylaş