1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

ßazen Aşk Gider..

Konusu 'Güzel Sözler' forumundadır ve Defne tarafından 8 Haziran 2006 başlatılmıştır.

  1. Defne

    Defne Aktif

    Katılım:
    8 Haziran 2006
    Mesajlar:
    423
    Beğenileri:
    22
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    18 ÇTL
    Bazen ask gider...
    Ve hayat da gider onun pesinden...
    Terk edildigin yerde öylece kala kalirsin...
    Bir sabah uyanirsin ki gözünü açtigin ömür senin ömrün degildir...
    Aynada tek parça görünen bedenin, aslinda lime limedir...
    Nefes diye içine çektigin cigerlerinde parçalanmis askinin cam kiriklaridir...
    Her sabah ölmeyip neden uyandigina lanet edersin...
    Bazen ask gider...
    Önünde bir kadeh raki, küllükte bir ölüm dolusu izmarit öylece bakakalirsin arkasindan...
    Kulagin hiç çalmayacak olan telefondadir...
    Zaman dursun saatler hiç geçmesin istersin...
    Tanrim ne olur gerçek olmasin, ne olur günes dogmadan geri dönsün,
    teninde bir baska tenin kokusunu getirse bile dönsün yeter ki
    hiçbir sey sormam ona, bu geceyi yasanmamis sayarim,unuturum yeter ki asik olmasin...
    içimde durmaksizin çiglik atar dualar...
    Ama bazen ask gider ve o çaresizce yalvardigin Tanri bile gider pesinden...
    Sonra sabah olur, günes dogar...
    Askin gelmez bir türlü...
    Bir gecede degisir ömrün...
    O bir türlü inanmak istemedigin kader seninle alay eder gibidir...
    Ömrünü adadigin, yillarini önüne serdigin askin bir gecede bir baska hayata
    karismistir iste...
    Bir gecede bir baskasinin aski olmustur...
    İNANAMAZSIN!...
    Bazen ask gider...
    Ve sen yilardir içinde yasadigin yürekten valizler dolusu anilarla kendi yalnizligina
    tasinirsin...
    Elin varmaya varmaya bosaltirsin dolaplari...
    Çekmeceden çikan her giysi parçasi onunla geçirdigin anilarin tarihiyle agirlastikça
    agirlasir...
    Onun kollarinda geceler boyu cennet uykularina karistigin yatak
    sen giderken utancindan bakamaz yüzüne...
    Dogmamis bebegin yerine koyup büyüttügün cam önündeki o küçük mor menekse
    yapraklarina kondurdugun veda öpücügüyle büker boynunu...
    Valizlerini kapinin önüne yigip yüzün sirilsiklam son bir sigara için yigilirsin
    koltuga...
    Gidiyorsundur iste...
    Askini kendi ellerinle bir baska aska teslim edip...
    Ömrünü onun ömrüne, hayallerini onun hayallerine, sevdani onun sevdasina ekleyip...
    Bazen ask gider...
    Ve adresi degisir evinin...
    Sesinin tonu degisir, yüzünün rengi...
    Yastiginin sicakligi, yedigin yemegin tadi uykularin degisir...
    Ve rüyalarin her aksam açip girdigin kapidan baska bir sevda giriyordur artik...
    Her gün oturdugun koltukta o bakmaya doyamadigin gözlerin isiginda
    bir baska sevda oturuyordur...
    Yıllardir evinde agirladigin, masalarina konuk oldugun,
    hayatlarini paylastigin dostlarinin kahkahalari arasina
    bir baska ses karisiyordur artik...
    Senin gölgene aliskin duvarlar bile çoktan kabullenmistir yoklugunu...
    Her gece uyudugun yastiga bir baska sevda birakiyordur kokusunu...
    O öpmeye kiyamadigin dudaklarda bir baska sevdanin adi...
    Askinin o tek cennet bildigin uykularinda bir baska sevdanin rüyalari...
    Bazen ask gider ve anilarda gider pesinden...
    Siz hiç o yüreginize sigdiramadiginiz askinizi bir baska sevda için aglarken
    gördünüz mü?...
    Ben gördüm!...
    Kör oldu gözlerim onunla sevdasina aglamaktan...
    Bir alev topu gibi onun için çiglik çiglik yanarken siz hiç askinizin önünde diz çöküp
    "Bu kadar çok seviyorsan birakma onu, sana kiyamam ne olur git,\"
    diye yalvardiniz mi?...
    Onu bir baskasinin kollarinda düsünürken siz hiç geceler boyu
    aklinizi kaçirmamak için kendi kendinize bagirdiniz mi:
    \"Unut onu, unut onu, unut onu ya da ÖL!...\"
    İçinizdeki o durmak bilmeyen yanginin acisini dindirsin diye
    kanatincaya kadar bileklerinizi isirdiniz mi?...
    Göz yaslari içinde yastiginiza gömülüp her Tanri\'ya siginmak istediginizde
    artik baska bir yürege sevdali olan askinizi ondan geri istemekten utanip
    dua etmekten vazgeçtiginiz oldu mu hiç?...
    Siz hiç yana yana sevdiginiz bir sevgilinin yoluna gençliginizi serip
    güle güle baska bir aska ugurladiniz mi?...
    Bazen ask gider!...
    Ama ölüm gelmez bir türlü...
    Ne yapsaniz öfke duyamazsiniz, giderken bir kibrit aleviyle atese verdigi
    ömrünün alevleri içinde eriyip giden yüzünüze, silinip giden kokunuza,
    kül olan yüreginize dönüp bir kez bile bakmayan o sevdaniza...
    Anlarsiniz asktir bu, öfkeyi bir türlü yurduna kabul etmeyen...
    Vefasiz bir unutusa kurban olsa da solup yitmeyen...
    Hayattan sogutup size ölümü özleten...
    Ölü bir bedende canli kalmakta direnen...
    Anlarsiniz asktir bu...
     
    BIYIKLI bunu beğendi.
  2. damla

    damla Üyecik

    Katılım:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    5
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    20
    Meslek:
    eğitimci
    Yer:
    ant
    Banka:
    0 ÇTL
    Yüreğine, kalemine sağlık....:eek: :eek: :eek:
     
  3. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    :(( ask gitmez bence sadece bir birine duydugun guven gider hatalardan dolayi ama yazi cok güzl eline yüregine saglik
     
  4. yılmaz

    yılmaz Üyecik

    Katılım:
    10 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    2
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    20
    Banka:
    0 ÇTL
    çok guzel yazmıssın eline sağlık
     
  5. kelebek

    kelebek -ütopik- V.I.P

    Katılım:
    9 Haziran 2006
    Mesajlar:
    8.680
    Beğenileri:
    132
    Ödül Puanları:
    4.730
    Banka:
    573 ÇTL
    ben bu yazıya hayran kaldım :(
     
  6. cırcırböcee

    cırcırböcee V.I.P V.I.P

    Katılım:
    13 Haziran 2006
    Mesajlar:
    3.525
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    2.880
    Banka:
    335 ÇTL
    Aslında ardında bıraktığın yıkıntının senin için bir önemi yoktu zira sen arkada bıraktıklarını önemsemeyecek kadar kendinle meşguldün. Varoluş amacına tersti arkanı toplamak... Anlıyordum, hak da veriyordum çünkü ne zaman merhametle arkanı dönersen, o anda karşındakinden bir darbe daha alıyordun. Hayat sana gardını indirmemeyi öğretmişti ama etrafına çektiğin duvarlar yüzünden dışarıdaki güzellikleri ve mutluluğu da göremez olmuştun.

    Gitmeyi hiç istemedim yanından... Sen beni istemiyordun ve ben bunu anlıyordum çünkü hatalıydım. İşin can acıtan yanı hatalarımın farkında olmamdı, karşında yerin dibine geçiyordum her gözüne bakışımda... Belki birbirimize uygun olmadığımız gerçekten doğruydu ama seninle biraz daha kalmayı, en azından biraz daha çaba göstermeyi o kadar istedim ki... Seni o kadar istedim ki arkamda bıraktığım anda... Ufak bir tebessüm edip evinin yoluna doğru ilerlerken ben o köhne dolmuşta hayatımın en kötü anlarından biriyle karşı karşıya kalmıştım. Kafamı camlara vurmak istedim. Dolmuştan inip gerisin geri koşmak istedim ama nafile... Yapamazdım, benim sınırlarım senin duvarlarından saydam olmasına rağmen daha kalınlar ve aşılmalı zor... Onları aşmak istiyor muyum? Ahh, yanında zaten onları yeterince aştım, kendi güvenlik alanımdan çok dışarı çıktım, gereğinden fazla olması gerektiği gibi davrandım. Güvendim, evet... Yapmalı mıydım? Belki hayır ama yaptım. Pişman mıyım? Tabii ki hayır... Fakat sonunda bu özgürlük hissi seni benden soğuttu. En çok korktuğum da buydu. Tüm bedenimle sarılabileceğim, kendimle denk bir dal bulmuşken esen rüzgar ve beceriksizliğim nedeniyle uçurumdan aşağı yuvarlanmak... Hah, karanlık tam adamını buldu tekrar...

    Üç gündür seni düşünüyorum. Hiç yorulmadım. Aklıma geliyor gülüşün, kokun, dokunuşların... Mahcubum, ne yapacağım meçhul... Aramak istiyorum seni ama elim gitmiyor telefona zira sesini duyunca salaklaşıyorum, serotonin insanı aptal eder derlerdi, inanmazdım, doğruymuş. Mutlu oluyorum sesini duyunca, sesin buz gibi olsa bile benim kalbim hızlı çarpmaya başlıyor, sarsılıyorum olduğum yerde... Katlanamıyorum, korkuyorum. Biliyorum yarın yine konuşacağız ve biliyorum yarın yine saçmalayacağım. Bunu görmeyeceğini ve okumayacağını da biliyorum fakat yine de yazıyorum. Bir yerlere kusmam gerek içimdekileri, burası boştu sanki... Buraya kustum. İçimdeki ufacık bir umut parçası yaptırıyor bunları bana, biliyorum ki zaten o kırıntının varlığından da utanmıyorum, sayesinde tekrar hissedebildiğimi anlıyorum. Bunda senin de katkın yadsınamaz.

    Bana uzun süre sonra bu duygu yoğunluğunu yaşattığın için sana teşekkür etmem gerek sanırım... Kolay kolay başıma gelen bir şey değil... Baş etmesi zormuş.

    İğne bir delik açıyor, acıyla tekrar yüzleşiyorum fakat acıyı tamamen yok etmeye çalıştıkça, herşeyi tekrar hatırlıyorum.


     

Sayfayı Paylaş