1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Stonewall Ayaklanmaları

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 17 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Stonewall Ayaklanmaları

    Stonewall ayaklanmaları, ABD'nin New York şehrinin Greenwich Village mahallesindeki Stonewall Inn'de 28 Haziran 1969 tarihinin erken saatlerinde bir polis baskınına karşı yapılan bir dizi hazırlıksız, şiddetli gösteriye verilen ad. Bu gösteriler çoğunlukla ABD tarihinde eşcinsellerin, cinsel azınlıklara zulmeden hükûmet tarafından desteklenen bir sisteme karşı ilk mücadeleleri olarak tanınır ve başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere tüm dünyadaki eşcinsel hakları hareketini başlatan tanımlayıcı olaydır.

    1950'ler ve 1960'larda Amerikan geyler ve lezbiyenler, bazı Varşova Paktı ülkelerinden daha anti-homoseksüel bir yasal sisteme uğradılar.[DN 1][2] ABD'deki ilk homofil grupları, eşcinselleri topluma asimile edebildiklerini ispatlamaya çalıştılar ve hem homoseksüeller hem de heteroseksüeller için çelişmeyen eğitimi tercih ettiler. Bununla birlikte 1960'ların son yıllarında Afrikalı-Amerikalı sivil hakları hareketi, 1960'lardaki karşıkültür ve savaşa karşı gösteriler gibi birçok etkin toplumsal hareketler oluştuğu için bu dönem çok mücadeleciydi. Bu etkiler, Greenwich Village'in liberal ortamı ile Stonewall ayaklanmaları için katalizör oldu.

    1950'ler ve 1960'larda açık eşcinsel insanları içine alan çok az kurum vardı. Onları içine alanlar ise çoğunlukla barlardı; ancak bar sahipleri ve menajerleri ender olarak geydi. O dönemde Stonewall Inn'in sahibi Amerikan mafyası idi.[3][4] Birçok müşteriye hizmet eden bu yerlerin, eşcinsel toplumun en dışlanan insanları (travestiler ve son zamanlarda kendinin farkında olan bir transcinsel topluluğun temsilcileri, efemine genç erkekler, fahişeler ve evsiz gençler) ile popüler olduğu biliniyordu. 1960'larda gey barları rutin olarak polis tarafından baskına uğrardı; ancak memurlar Stonewall Inn'deki durumunun kontrolunu çabucak kaybedip, ayaklanmaya teşvik eden bir insan kalabalığı çekti. New York polisi ve Greenwich Village'de yaşayan geyler arasındaki çelişkiler ertesi akşam daha çok protestoyla patlak verdi ve birkaç gece sonra ayaklanmalar tekrar başladı. Ondan sonraki haftalarda Greenwich Village vatandaşları, polis tarafından tutuklanmaktan korkmayan geyler ve lezbiyenlerin cinsel yönelimleriyle açık olabildikleri mekânlar açmak için çaba harcayan eylemci grupları kurdular.

    Stonewall ayaklanmalarından sonra New York'taki geyler ve lezbiyenler, kohezif bir toplum olmanın önünde engel olan cinsî, sınıfsal ve nesilsel engellere uğradılar. Ondan sonraki altı ayda New York'ta, cepheleşmeye yönelik taktiklere vurgu yapan iki tane eşcinsel eylemci grubu ile geyler ve lezbiyenlerin haklarını desteklemek için üç tane gazete kuruldu. Birkaç yılda gey hakları dernekleri başta ABD, tüm dünyada kuruldu. 28 Haziran 1970'te Los Angeles ve New York'ta ayaklanmaların yıldönümünü anan ilk onur yürüyüşleri düzenlendi. Diğer kentlerde de benzeri yürüyüşler düzenlendi. Günümüzde yıllık olarak Gey Onur etkinlikleri, Stonewall ayaklanmalarını anmak için haziran ayının sonunda düzenlenir

    Arka plan

    20. yüzyıl ABD'sinde eşcinsellik


    Tarihçi Barry Adam'a göre II. Dünya Savaşı'nın getirdiği toplumsal değişimle Amerika Birleşik Devletleri'nde birçok insan "savaş öncesi toplumsal düzeni sağlayarak değişimin etkilerini ertelemek" düşüncesi için coşkun bir istek hissettiler.[6] Milletin Anti-Komünizm düşüncesi üzerine vurgulanmasıyla dürtülen Senatör Joseph McCarthy, ABD hükûmeti, ABD Silahlı Kuvvetleri ve diğer hükûmet organları tarafından finanse edilen ajanslar ve kurumlardaki komünistleri keşfeden duruşmalar yaparak, millî bir paranoyaya yol açtı. Anarşistler, komünistler ile "gayrı-Amerikan" ve baltalayıcı olarak varsayılan diğer insanlar, güvenlik için risk olarak görülüyordu. ABD Dışişleri Bakanlığı, eşcinsellerin şantaja meyilli oldukları bir teoriyi takip ederek 1950'da eşcinselleri bu listeye eklediler. Bir raporda ABD Dışişleri Bakanı Müşaviri James E. Webb, "Aleni sapıklık eylemleriyle ilgilenen kişilerde normal insanların duygusal istikrarının eksik olduğuna genel olarak inanılmaktadır" diye yazmıştır.[7] 1947 ve 1950 arasında eşcinsellik şüphesinden dolayı 1.700 federal iş başvurusu reddedildi, 4380 kişi ordudan ihraç edildi ve 420 kişi hükûmet işlerinden atıldı.[8]

    1950'ler ve 1960'lar süresince Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ve polis departmanlarında bilinen eşcinsellerin, en çok uğradıkları müesseseler ve arkadaşlarını listeyen listeler vardı; ABD Posta Hizmeti, eşcinselliğe ilişkin maddelerin gönderildiği adresleri kayıt tuttu.[9] Devlet ve yerel hükûmetler de aynı renkten oynadılar: eşcinsellere hizmet eden barlar kapandı ve müşterileri tutuklanıp yerel gazetelerde kötülendiler. Geyleri mahalleler, parklar, barlar ve plajlardan kovmak için şehirler "süpürmeler" (sweeps) yaptı. Öteki cinsiyetin kıyafetlerini giymeyi yasak ettiler ve üniversiteler, eşcinsel olduğundan şüphelenilen eğitmenleri işlerinden attı.[10] Binlerce gey ve lezbiyen kamusal ortamda madara oldu, fiziksel olarak taciz edildi, işlerinden atıldı, tutuklandı ya da akıl hastanelerine alındı.

    1952'de Amerikan Psikiyatrik Derneği eşcinselliği, bir sosyopatik kişilik bozukluğu olarak Diagnosis and Statistical Manual (DSM) listesine ekledi. 1962'de yapılan ayrıntılı bir çalışma, bozukluğu travmatik veli-çocuk ilişkilerden dolayı karşı cinse karşı hissedilen patolojik, gizli bir korku olarak tanımlayarak onun listede yer almasını gerekçeledi. Bu görüş tıp mesleğinde çok yaygın ve etkili idi.[11] Bununla birlikte 1956'da Evelyn Hooker, bir çalışmada kendini eşcinsel olarak tanımlayan erkeklerin mutlulukları ve iyi ayarlanmış mizaçlarını, heteroseksüel erkeklerinkiyle karşılaştırıp herhangi bir fark bulamadı.[12] Onun çalışması tıp toplumunu afallattı ve Hooker, birçok gey erkek ve lezbiyen için kahraman oldu;[13] ancak eşcinsellik 1973'e kadar DSM'den kaldırılmadı.

    Homofil eylemciliği ve Compton's Cafeteria ayaklanmaları

    Bu eğilime karşılık olarak, eşcinsellerin toplumsal davasını ilerleten ve tutuklanmaktan korkmayan geyler ve lezbiyenler için kaynaşma fırsatları sağlayan iki tane birbirinden bağımsız dernek kuruldu. Los Angeles bölgesinde yaşayan eşcinseller 1951'de Mattachine Derneği'ni, komünist eylemci Harry Hay'in evinde kurdular.[14] Derneğin amaçları eşcinselleri bir araya getirmek, onları eğitmek, onlara öncülük etmek ve "cinsel sapıklar"a hukukî sorunlarda yardım etmekti.[15] Radikal yaklaşımından dolayı büyük direnişle karşılaşması nedeniyle Mattachine Derneği, 1953'te vurgusunu asimilasyon ve saygınlığa değiştirdi. Dernek, geyler ve lezbiyenlerin heteroseksüeller gibi normal insanlar olduklarını ispat ederek eşcinsellik hakkında daha çok düşünce sahibi olunulması amacına dayandı.[16][17] Çok zaman geçmeden de San Francisco'da birkaç kadın, salonlarda toplanarak lezbiyenler için Daughters of Bilitis (DOB)'i kurdular.[18] DOB'yi kuran sekiz kadın özgün olarak dans etmek için tehlikesiz bir yere sahip olmak amacıyla toplanmalarına karşın, DOB büyüdükçe Mattachine'ye benzer amaçlar geliştirdi ve üyelerinin genel topluma aykırı olmamalarını arzu ettiler.

    1953'tehHükûmet baskısına karşı yapılan ilk itirazlar yapıldı. "ONE" adlı bir örgüt, Postane'nin göndermemekte direndiği ONE, Inc. dergisini yayımladı. Sade kahverengi ambalaj kâğıtlarının içinde gönderilen dergi sayısı, heteroseksüel evlilikler yapan eşcinseller hakkında idi; Postane bunun müstehcen olduğunu bildirdi. Neticide bu dava ABD Yüksek Mahkemesi'ne taşındı; sonuç olarak da One, Inc.'in ABD Posta Hizmeti ile sayılarını gönderebileceği kararını verdi.

    Homofil örgütlerinin (o dönemdeki gey örgütlerin adı) sayıları artarak Doğu Yakası'na yayıldılar. Zaman geçtikçe bu örgütlerin üyeleri daha cesur oldular. Frank Kameny, Washington, D.C.'nin Mattachine'sini kurdu. O eşcinsel olduğu için ABD Silahlı Kuvvetleri Harita Hizmeti'nden atılmıştı ve görevine geri alınmak için açtığı davanın sonucu olumsuzdu. Kameny, eşcinsellerin heteroseksüellerden farklı olmadıklarını yazarak çabalarını ruh sağlığı uzmanlarına iletmeyi hedefledi; bunların bazıları da Mattachine ve DOB toplantılarına gelip üyelerine anormal olduklarını söylediler.[21] Afrikalı-Amerikalı sivil hakları hareketi tarafından esinlenmiş[22] Kameny, 1965'te Beyaz Saray ve diğer hükûmet binalarının önünde istihdam ayrımcılığına karşı bir grev düzenledi. Bu grevler birçok geyi şok etmiş, hem Mattachine hem de DOB'nin bazı önderlerini de kahretmişti. Aynı zamanda sivil hakları ile feminist hareketleri tarafından ve Vietnam Savaşı'na karşı yapılan gösteriler, 1960'lar boyunca önem, sıklık, şiddet ve polis kuvvetleriyle yaşanan çatışmalar sayısı bakımından artıyordu.

    Çok az sayıdaki küçük gey toplulukların dış kenarlarında cinsiyet beklentilerine karşı çıkanlar vardı. Bunlar efemine erkekler ile maskülen kadınlar ya da ya yarı zamanlı ya da devamlı olarak kadın gibi giyinen ve yaşayan biyolojik erkek ile erkek gibi giyinen kadınlar idi. Çağdaş nomenklatür onları travestiler olarak tanımladı ve cinsel azınlıkların en görünür temsilcilerinden oldular. Onlar da Mattachine Derneği ve DOB'nin eşcinsellerin saygıdeğer ve normal insanları olduklarını gösteren özenle biçimlenen imajı konusunda çeliştiler.[26] Mattachine ve DOB, karşı cinsin giysilerini giymekten dolayı tutuklanmalarının, homofil örgütlerinin mücadelelerine paralel olduğunu varsaydılar; onlara benzerdiler, fakat onlardan belirgin olarak ayrıldılar. 1966'da zenneler, fahişeler ve travestiler San Francisco'daki Compton's Cafeteria'da oturduklarında polisler, kadın gibi giyinen erkekleri tutuklamak için geldi. Bir ayaklanma oldu. Kafeteryanın sahipleri bardaklar, tabaklar ve çay tabaklarını atarak restoranın cephesindeki çekme cam pencerelerini kırdı ve birkaç gün sonra yeni pencereler konulduktan sonra geri gelip tekrar pencereleri kırdılar.[27] Profesör Susan Stryker, Compton's Cafeteria ayaklanmasını "cinsel yönelim ayrımcılığı eyleminden çok, bir antitranscinsel ayrımcılığı eylemi" olarak tanımlıyor ve ayaklanmayı, homofil örgütlerinin önemini azalttığı cinsiyet, ırk ve sınıf sorunlarına bağlıyor.[26] Ayaklanma, San Fransisco'daki transcinsel eylemciliğin başlangıcı oldu.

    Greenwich Village

    I. Dünya Savaşı'ndan sonra askerîyeye katılan birçok erkek ve kadın, büyük şehirlere taşınma fırsatından yararlandı ve New York'un Greenwich Village ve Harlem mahalleri büyük gey ve lezbiyen nüfuslarına sahip oldul. Bir gazete makalesinde "kısa saçlı kadınlar ve uzun saçlı erkekler" olarak tanımlanan geyler ve lezbiyenlerin yaşadıkları yerler, ondan sonraki yirmi yıl boyunca kendi belirgin altkültürünü geliştirdi.[28] Dönemdeki içki yasağı gey müesseselerine kasıtsız olarak avantajlar sağladı; çünkü alkollü içki içmek, ahlaksız olarak sayılan diğer hareketler gibi ancak gizlice yapılabilen bir şeydi. New York şehri, kamu ve özel iş kuruluşlarda eşcinselliği cezalandıran yasaları yürürlüğe soktu; ancak alkol çok yüksek bir talepte olduğu için çok sayıda geçici speakeasy ve empromptü içme kuruluşu vardı ve yetkililer bunların hepsini denetlemekte zorlandılar.[29]

    1950'lerin sosyal baskısı, Greenwich Village'de bir kültürel devrimle sonuçlandı. Sonradan "Beat" şairleri olarak bilinen birtakım şair, anarşi, uyuşturucu ve hedonistik keyifler hakkında yazılar yazdılar. Bunlardan ikisi Allen Ginsberg ve William S. Burroughs (her ikisi de Greenwich Village'de oturuyordu) eşcinsellik hakkında da yazdılar. Onların eserleri hem acıyıcı, liberal düşünceli kişileri hem de bir toplum arayan eşcinsellerin ilgilerini çekti.[30]

    1960'ların ilk yıllarına kadar belediye başkanı Robert F. Wagner, Jr., 1964 Dünya Fuarı için hazırlandırkwen şehrin imajı hakkında bilgi edinmek istedi. Onun buyruğuna göre New York şehrindeki bütün gey barların yok edilmesi kuralı tam olarak yürürlükteydi. Şehir, bu barların içki satma ruhsatlarını feshetti ve gizli polis memurları, mümkün olduğu kadar eşcinseli tuzağa atmayı çalıştı.[31] Gizli memurlar bir bar ya da bir kamu parkta buldukları biriyle sohbet ederdi; eğer bu sohbette, onların çıkmaları yoluna gitme olasılığı olsa, ya da eğer memur adama bir içecek alsa o adam fuhuşa teşvikten dolayı tutuklanırdı. New York Post'ta yayımlanan bir makale, bir spor salonunun soyunma odasında bir memurun inleyerek kendi pantolon ağınını tuttuktan sonra diğer bir adamın ona durumunu sorduğu için tutuklanmasını anlattı.[32] Oldukça az avukat bu kadar nahoş davaları savunurdu ve bu avukatların bazılarının maaşları da tutuklayan memurca ödenirdi.[33]

    Mattachine Derneği, yeni seçilen belediye başkanı John Lindsay'in New York'taki polis tuzağı kampanyasına son vermeyi başardılar. New York Eyâleti İçki Hakimiyeti (SLA) ile daha zor geçindiler. Eşcinsellere hizmet etmeyi cezalandıran herhangi bir yasa bulunmamasına rağmen mahkemeler, "ahlaksız" olma olasılığı olan şirketlerin içki satma ruhsatlarını verip kaldırmanın takdirini SLA'ya verdi.[34] Greenwich Village'in büyük gey ve lezbiyen nüfusuna rağmen barların dışında taciz ya da tutuklanmaya uğramadan toplanabildikleri çok az yer vardı. 1966'da New York'taki Mattachine branşı, Greenwich Village'deki Julius adlı, geylerin uğradığı bir barda, eşcinsellerin uğradıkları ayrımcılığı tanıtmak için bir "sip-in" ("sit-in"[DN 2] sözcüğünün bir sözcük oyunu) düzenledi.[35]

    Gey ve lezbiyenlerin uğradıkları barların hiçbiri eşcinsellere ait değildi. Neredeyse hepsi organize suç gruplarına aitti ve onlar tarafından denetlendi; bu sahipler düzenli olarak uğrayanlara kötü davranır, içkilerini sulandırır ve içkiler için yüksek fiyatlar isterlerdi. Bununla birlikte, devamlı polis baskınlarını önlemek için polise para öderlerdi.

    Stonewall Inn

    51 ve 53 Christopher Street'te bulunan Stonewall Inn, şehirdeki birçok diğer müessese gibi Genovese ailesi'ne aitti.[3] 1966'da Mafya'nın üç üyesi, eskiden heteroseksüellere yönelik bir restoran ve gece kulübü olan Stonewall Inn'i bir gey bara dönüştürmek için 3500 $ verdiler. Haftada bir kez bir polis memuru, rüşvet olarak para dolu zarflar alırdı; Stonewall Inn'in içki satma ruhsatı yoktu.[37][38] Barda çeşme yoktu - kullanılmış bardaklar su dolu küvetlerin içinde yıkanıp hemen sonra tekrar kullanılıyordu.[36] Herhangi bir yangın çıkışı yoktu ve tuvaletler devamlı olarak kaplanıyordu.[39] Bar fahişelik için kullanılmamasına karşın uyuşturucu satışları ve diğer "nakdi işlemler" yer alıyordu. New York şehrinde dans edilen tek gey bardı;[40] bir gey barı olarak yeniden açılmasından beri dans etmek ana cazibesi idi.[41]

    1969'da Stonewall Inn'i ziyaret edenler, kapının içinde bir gözetleme deliği ile onları gözden geçiren bir fedai tarafından karşılanırdı. Alkol almanın kanunî olarak geçerli olduğu yaş 18 idi, ve "Lily Law", "Alice Blue Gown" ya da "Betty Badge" gibi isimlerle[42] bilinen gizli polisi bilmeyerek içeriye almaktan kaçınmak için ziyaret edenler ya kapıcı tarafından bilinmeleri ya da gey gözükmeleri gerekiyordu. Hafta sonlarında giriş fiyatı 3 $'dı; bunu ödeyeb müşteribib, karşılıklı olarak iki tane içecek alabilmesini sağlayan iki tane bilet alırdı. Patronların, barın özel bir "şişe kulübü" olduğunu ispat etmek için bir kitapta imzalarını vermeleri gerekiyordu, fakat gerçek isimlerini neredeyse hiç yazmadılar. Stonewall'da iki tane dans pisti vardı; içerisi siyah boyand, böylece çok karanlık oldu ve jel ya da siyah ışıklar kullanılıyordu. Eğer polisi görürlerse normal beyaz ışıkları açıp herkesin dans etmeyi ya da birbirine dokumayı durdurmalarını gerektiğine işaret ederlerdi.[42] Barın arka tarafında "queen" (kraliçe)'ler tarafından uğranan daha küçük bir oda vardı; makyaj yapan ve saçıyla oynayan (fakat erkek kıyafetlerini giyen) efemine erkeklerin gidebildiği iki barın biriydi.[43] Sadece birkaç tane travesti ya da tam olarak kadın kıyafetini giyen erkekler fedai tarafından girme izni alıyordu. Müşterilerin "yüzde 98['i] erkek" idi, fakat bazen lezbiyenler de bara girmeye çalışırdı. Stonewall'ın yakınlarında olan Christopher Park'ta uyuyan daha genç, evsiz ergenler, müşterilerin onlara içecekler almaları için bara girmeye çalışırlardı.[44] Müşterilerin yaş aralığı geç yeniyetmelikten erken otuzlarına, ve ırk çeşitliliği beyaz, siyah ve Hispanik insanların arasında eşit olarak yayılıyordu.[43][45] Barın müşteri çeşitliliği, konumu, ve dans etme cazibesinden dolayı Stonewall Inn, birçok kişi tarafından "şehirdeki gey barı" ("the gay bar in the city") olarak biliniyordu.

    Gey barlarda sürekli polis baskınları yer alıyordu; ortalama ayda bir kez her bara bir baskın yapılırdı. Alkolün polis tarafından haczedilmesi olasılığına karşı birçok bar, işin en kısa sürede tekrar başlamasını sağlamak için barların arkasında bir gizli panelin içinde ya da sokağın aşağısına doğru park edilen bir arabada yedek alkol saklardı.[3] Bar yönetimi, polis uyarılarından dolayı genellikle polis baskının yer alacağını biliyordu.[47] Tipik bir baskında lambalar açılırdı ve müşteriler dizilip onların hüviyet cüzdanları çek edildi. Hüviyeti olmayanlar veya tam olarak kadın kıyafetlerini giyen erkekler tutuklandı, diğerleri ise gidebilirlerdi. Kadın kıyafetlerini giyen erkekler dahil olmak üzere bazı erkekler, hüviyet olarak askerlik kartlarını kullandılar. Kadınların üç tane kadınsı giysi giymeleri gerekiyordu, ve eğer bu giysileri giymezlerse tutuklanırlardı. Genellikle barların personeli ve yönetimi de tutuklanırdı. Ayaklanmalardan önceki salı gününde Stonewall Inn'de bir baskın dahil olmak üzere 28 Haziran 1969'dan hemen önceki dönem yerel barların sürekli olarak baskın edilmeleri[48], ve Checkerboard, Tele-Star ve Greenwich Village'de iki tane daha kulübün kapatılması ile işaretlendi.

    Ayaklanmalar

    Polis baskını


    28 Haziran 1969 Cumartesi günü, sabah saat 1:20'de koyu takım elbise giyen dört sivil polis, üniforma giyen iki devriye görevlisi, Dedektif Charles Smythe ve Müfettiş Yardımcısı Seymour Pine, Stonewall Inn'in çift kapısından girip "Polis! Yeri devralıyoruz!" ("Police! We're taking the place!") diye ilân ettiler.[52][DN 3] Kamu Ahlak Takımı dışarıda sinyal için beklerken iki gizli kadın polis ve iki gizli erkek polis, görsel delil toplamak için o akşam bara daha erken girdiler. İçerdeyken barın jetonlu telefonunu kullanarak Altıncı Polis Bölgesi (Sixth Precinct)'nden yardım için aradılar. Müzik kapatıldı ve ana lambalar açıldı. O gece barda aşağı yukarı 200 kişi vardı. Bir polis baskınını daha önce hiç görmeyen müşteriler neler olduğunu anlamıyordu, ancak ne olduğunu fark eden birkaç insan kapılar ya da banyo pencerelerine doğru koşmaya başladı. Polisler kapıları kapattı ve etrafı şaşkınlık kapladı. Michael Fader, "Her şey o kadar çabuk gelişti ki bilinmezlikte kaybolurdun. Birdenbire polis geldi ve bardan çıkarılmak için sıraya girip kimliklerimizi hazırlamamızı söylediler."[52]

    Baskın, planlandığı şekilde oluşmadı. Standart prosedüre göre müşteriler bir sıraya alınıp kimlikleri sorulur; kadın polis memurları da kadın gibi giyinen müşterileri banyoya götürüp onların cinsiyetini tasdik ederdi, ve kadın gibi giyinen erkekler tutuklanırdı. O gece kadın gibi giyinenler memurlarla gitmeye direndiler. Sıradaki erkekler kimliklerini göstermekte direndi. Polis, o anda barda bulunan herkesi polis merkezine götürmeye karar verdi, ve barın arka tarafında bir odada travestileri ayırdı. Ailesi tarafından Steve olarak bilinen Maria Ritter: "En büyük korkum tutuklanmamdı. En büyük ikinci korkum, annemin elbisesiyle benim resmimin bir gazetede ya da bir televizyon raporunda çıkmasıydı!" diye anlatır.[53] Hem müşteriler hem de polisler, polislerin bazı lezbiyenleri "uygunsuz bir şekilde parmaklayarak" "kabadayılık etmeleri"nden dolayı başlayan rahatsızlığın çabucak bulaştığını anlatır.

    Polisler barın alkolünü mahkûm arabalarında taşıyacaklardı. Yirmi sekiz kutu bira ve on dokuz şişe ağır liköre el koydular, ancak mahkûm arabaları hâlâ gelmedikleri için müşterilerin, sırada yaklaşlık 15 dakika beklemeleri gerekiyordu.[53] Tutuklanmayanlar ön kapıdan müsaade edildiler, ancak olağandışı olarak çabucak gitmediler. Bunun yerine onlar dışarıda durup olayları seyreden bir insan kalabalığı oluşturmaya başladılar. Dakikalar içinde bazıları Stonewall'dan müsaade edilen, bazıları polis arabaları ve insan kalabalığını gören 100-150 kişi dışarıda toplandı. Polislerin bazı müşterileri bardan dışarıya itmeleri ya da tekme atmalarına karşın, polis tarafından müsaade edilen bazı müşteriler, poz ederek ve abartılı bir şekilde polise selam vererek insan kalabalığı için numara yaptılar. Kalabalığın alkışı da onları daha çok teşvik etti: "Bilekler bükülgen, saçlar püslendi, ve alkışa tepki klasikti".

    Müfettiş Pine, ilk mahkûm arabasının geldiğinde çoğunlukla eşcinsel olan insan kalabalığı, tutuklanan insan sayısından en az on kat daha büyüdü ve herkes çok sessiz oldu.[56] Telsiz muharebesi kullanımı esnasında karışıklık, ikinci bir mahkûm arabasının varışını erteledi. Seyirciler alkış ederken polis, Mafya üyelerini ilk mahkûm arabasına doğru refakat etmeye başladı. Onun ardından normal personeller de arabaya alındı. Bir tane seyirci "Gay Power!" diye bağırdı, birisi "We Shall Overcome" şarkısını söylemeye başladı ve insan kalabalığı, "büyüyen ve şiddetli düşmanlık" ile karıştırılan zevk ve genel hoş mizaç ile tepki verdi.[57] Bir memur bir travestiyi ittikten sonra travesti, kalabalık yuhalamaya başlarken onun kafasına el çantasıyla vurarak tepki verdi. Oradan geçen yazar Edmund White, "herkes huzursuz, sinirli ve canlı. Hiç kimsenin sloganı yok, tavrı bile yok, ama bir şeyler dönüyor" diye hatırlıyor.[58] Pekâlâ barın içinde olan müşteriler dövüldükleri diye bir rivayet insan kalabalığı içinde yayılınca bozuk paralar, ve sonra bira şişeleri arabaya atıldı. Kelepçeli bir kadın birçok sefer bar kapısından beklemekte olan polis arabasına götürülünce bir boğuşma başladı. Defalarca kaçtı ve on dakika boyunca küfür ederek ve bağırarak dört tane polis ile mücadele ediyordu. "Tipik bir New York butch'u" ve "bir 'dyke' - taş butch" olarak tanımlanan bu kadın, bir şahite göre kelepçeleri çok sıkı olduğunu şikâyet ettiği için kafası bir polis tarafından bir baton ile vuruldu.[59] Seyirciler, kimliği bilinmeyen[DN 4] bu kadın, seyircilere bakarak "Neden bir şey yapmıyor sunuz?" diye bağırdıktan sonra kalabalığın savaşmasını teşvik etmiş. Bir memur onu kaldırıp arabanın arkasına attıktan sonra[60] insan kalabalığı güruh hâline dönüp "çılgın" oldu: "İşte o anda olay yeri çileden çıkaran oldu".

    "Bardağı taşıran son damla"

    Polis, kalabalıktaki bazı insanları zapetmeye çalışıp birkaç insanı devirerek seyircileri daha çok kışkırttı. Polis, arabada kelepçelileri (bazı şahitlere göre kasti olarak) başıboş bıraktıktan sonra kelepçelilerin bazıları kaçtı.[DN 5][62] İnsan kalabalığı polis arabasını devirmeye çalışınca Müfettiş Pine, arabaların en kısa sürede geri dönmelerini istemesiyle birlikte birkaç tane yırtılmış tekerliği olan o araba, iki tane diğer arabayla hemen gitti. Bu gürültü, neler olduğunu öğrenen daha çok insanı çekti. Kalabalıkta bir insan, "polislere para verip kovmadıkları" için barın baskına uğradını açıkladıktan sonra başkası "onlara para verip kovalım!" diye bağırdı.[63] Bozuk paralar polise doğru atılınca insan kalabalığı da "Domuzlar!" ve "İbne polisler!" diye bağırıyordu. Bira kutuları atıldı ve polis sert çıkış yaparak kalabalığı kısmen dağıttı; orasına yakın bir yerde insan kalabalığı bir tuğla dizisi olan bir inşaat alanı buldu. 500-600 kişiye göre az kalan polisler, Stonewall'dan iki kapı uzak olan bir bardan ayaklanmalardan etkilenen folk şarkıcısı Dave Van Ronk dahil olmak üzere bir sürü insanı gasp etti. Van Ronk gey olmadığı hâlde anti-savaş gösterilerinde katıldığı zaman polis şiddetini yaşamıştır: "Bana kalırsa, polislere karşı koyan herhangi birisi bana göre tamamdı, o yüzden ben kaldım... Etrafında döndüğün her anda polisler bir tür rezalet çıkarmaya çalışıyordu."[63] İki tane kadın polis dahil olmak üzere on tane polis memuru kendi güvenlikleri için Stonewall Inn'in içersinde kendileri, Van Ronk, Howard Smith (The Village Voice'ın bir yazarı), ve bir sürü kelepçeli tutukluya barikat kurdu.

    Ayaklanmaları anlatan birçok hesap, daha önce var olan herhangi bir kurum ya da eylemler için herhangi bir belirli hedef yoktu; olanlar hepsi hazırlıksızdı.
     
Benzer Konular:
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş