1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Su Çürümedikçe

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve MeRciMeK tarafından 27 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. MeRciMeK
    Masum

    MeRciMeK V.I.P V.I.P

    Katılım:
    20 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    9.071
    Beğenileri:
    1.871
    Ödül Puanları:
    7.230
    Banka:
    427 ÇTL
    Hayatın anlam çığlıklarında boğulduğunu hissettiğinde insan. Yalnızlık çekmek ister. Oysa o insan, koca kentleri metropol şehirleri sırf yalnızlık çekmeyeyim diye kurarda. An gelir daralır, bunalır, yalnızlığı, sessizliği özler her ne hikmetse işte. Her şeyi unutmak ister adından gayri hiç bir şey ha...tırlamamak için kaçar durur. Ayakları üzerinde duramazda insan, uzanmak ister, katlettiği umursuzca mahvettiği yeşilliklere, çimenlere uzanmak ister. Nedendir bilinmez ama insan, aslında insanlığını özler o an işte...

    Kuş olup uçmak ister, sırf özgürlük namına. Oysa kendi özgürlüğünü kendi istememiştir aslında. Özgür olmayayım diye tercih etmemiş midir, barışa karşın savaşı? Oysa ‘’Yalnızlık görkemli değil’’ diye uğraş verir de insan... Çürütür bedenini ruhunu da; sırf görkemli olsun yaşamım diye...

    Oysa çölleri yeşerten insan, o insan değildir artık. O yeşeren doğanın katlini vacip kılıp. Katlederken doğayı, kendini katlettiğinin farkında bile değildir. Zaman tükenince avuçlarında, yeşile hasret kalınca gözleri, kentlerin acımasız hayatı basınca omuzlarına. Nedense kuş olmak gelir hepsinin hatırına... Oysa kimse sormaz o kuşa, kuş olabilir miyim, senin derdinde var mıdır acaba ey kuş diye...
    İşte o vakit kuşlarında nice tutsak eyvahları vardır da, bilinmez, sorulmaz her nedense. Yine o insan değil midir? Sesi güzel diye tutsak eden bülbülü? Kendinde göremeyince doğanın ahenkli renklerini. Bulur en güzel renkli kuşları tutsak ederde, an gelir kuş olmak ister işte.

    En sevilmeyen bitkidir belki de kaktüs. Oysa kaktüste çiçeğin şahı vardır. Sırf dikeni var diye düşman olur insan kırmızı güle de. Sonra hasret kalınca özlenen sevgiliye, gülün dikenini unuturda, sevdiğine sevgisini dikenli gülle ifade eder yine...

    Ölümle yaşam arasında gider gelir insan. Belleğini her yokladığında korkar ölümden ama sorsan kimseye bırakmaz cenneti de. Oysa ölmeden gidilmiyor maalesef cennete.

    Sorgusuzca asar bazen düşlerini de, sonra kızar niye ben düş görmüyorum diye. Ruhlar kirlenince kanalizasyon borularının, atık suların içinde. Kendini özler insan, kendini de bulamaz her nedense. yalnızlık ALLAH a mahsus derde insan. Çığlık çığlığa kalınca yürekler yalnızlığı ister insan, sadece kendi kendiyle.
    Muhabbet etmeyi unutur insan, takılınca kitle iletişim ağına. Sonra kahreder umursuzca ‘’Nerde o eski muhabbetler’’ diye. O sıcacık muhabbetleri katlederken insan kendilerini katlettiklerini yine kitle iletişim ağından öğrenirlerde, sorgulamazlar hiç nedense?

    Her şeyin çürüdüğüne dair fikir beyan ederlerde insan. Bu çürüyüş nedendir diye sormaz kimse. Nerede son bulur, kelimelere yüklenen anlamlar bilinmez... Bilinen, her şeyin çürüdüğüdür. Her şeyin içindeki insanın çürüyüşü yani. Sessizce yavaş yavaş bir çürüyüş bu hissedilmekte, ama anlam verilememekte...

    Su çürümedikçe hayat devam etmekte, ne zaman ki su çürüdü. Çürüme, bitmiştir o an işte...



    .. Alıntı ..

     
Benzer Konular:
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş