1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Su İyesi (Su Perisi)

Konusu 'Mitoloji' forumundadır ve Çağlayağmur tarafından 3 Kasım 2012 başlatılmıştır.

  1. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.092
    Beğenileri:
    4.415
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    794 ÇTL
    Su İyesi; Türk Tatar ve Altay mitolojisinde suyun koruyucu ruhu. Değişik Türk dillerinde Suv (Sub Suğ Sıv) İyesi olarak da bilinir. Moğollar Usan (Uhan) Ezen olarak adlandırırlar.
    Su iyelerinin hepsi sularda yaşar. İnsanlara zarar vermezler. Onların yaşadıkları sarayın girişi nehirlerin derinliklerinde bir taşın altındadır. Su sahiplerine Kazaklar ''su perisi'' Türkmenler ''suv adamı'' Özbekler ''su alvastisi'' derler. Pınarlarda yaşayan peri kızları beyaz giyimlidirler ve cisimsiz varlıklardır. Kuş ve yılan kılığına girebilirler.


    Özellikleri

    Her suyun bir İyesi vardır. Hepsi sularda yaşarlar. İnsanlara zarar vermezler. Cisimsiz varlıklardır. Ak giysiler giyinirler. Suları korurlar. Kuş ve yılan kılığına girebilirler. Yaşadıkları suyun derinliklerindeki büyük bir kayanın altında bulunan geçitten girilen bir sarayda yaşarlar. Bazıları denizkızı gibi balık kuyrukludurlar. Maviye çalan bir renkleri vardır. Etraflarında yüzen ve ışıldayan mavi renkli balıklarla tasvir edilirler. Kimi zaman boynuzlu olarak betimlenir. Saçsız sakalsız kaşsız bir varlıktır. Burada kastedilen daha çok su kaynaklarının koruyucu ruhudur. Onun huyunu anlayabilmek neredeyse imkânsızmış. Hiç beklenmeyen bir anda suyu dalgalandırıp barajları yıkabilir hayvanların insanların boğulup ölmesine neden olabilirmiş. Su Sonası/Sunası olarak bilinen yarı balık yarı kız olan bir canlının taş üzerinde oturduğunu görülür. Tatar mitolojisinde Su Atası Su İyesi ve Su Anası bazen tek bir varlığa verilen çeşitli isimler olarak görünür. Fakat aralarındaki en önemli fark Su İyesinin sadece belli bir su kaynağına bağlı olmasıdır.

    Öğüz İyesi
    Türk ve Orta Asya halk inancında akarsu ruhudur. Su İyesi ile benzer özellikler taşıyan ve ona çok yakın olan bir varlıktır. Hatta kimi görüşlere göre aynı canlıdır. Öz İyesi olarak da bilinir. Eşanlamlı olarak Akar (Ahar) İyesi veya Akarsu İyesi tabiri de kullanılır.

    Dere İyesi

    Akarsuyun koruyucu ruhudur. Her akarsu için farklı bir İye vardır. Yaşlı kadın kılığındadır. Çaylarda derelerde yaşar. Köprüden geçerken suya bakanlara kızar ve başını döndürür. O kişi de suya düşer ve bazen boğulur. Suların kirletilmesi onu çok üzer. Suya kirli şeyler dökenlerin başına belalar getirir. Su kenarlarında yaşar. Bazen kuraklık ve hastalık getirir. İlk defa su doldurmaya giden bir gelin kendisine saçı verir. Bozuk para atılabilir. Veya sudaki canlıları beslemesi için peynir çökelek ekmek dökülebilir. İnsanları ayaklarından tutup suya çeker. Bazen aslında çok sığ olan bir yerde insanlar onlarca kulaç derinliğe batarlar. Dağınık saçları vardır.

    Çay (Say) İyesi

    Küçük akarsuların koruyucu ruhudur. Öğüz sözcüğü akarsu demektir. Bazı şive ve lehçelerde Öz olarak kullanılır. Öz sözü aynı zamanda bir varlığın temel unsuru demektir ki su tüm canlı organizmalardaki temel unsurlardan belki de en önemlisidir. Moğolcada Üyer Tunguzcada Üge/Üve akarsu anlamına gelir.

    Kutsal Sular
    Kutlu kaplıcalara Türk halk inancında genellikle "Çermik" adı verilir ve buraların da iyeler tarafından korunduğuna inanılır. Bu yerler genelde sıcak su kaynağı şeklindedir. Çoğu zaman bir dağın başında amansız bir hastalığa yakalandığı için ölüme terk edilen bir genç yaralı kurtların yada yaban köpeklerinin kutlu bir suya ya da balçığa girdiğini ve iyileştiğini görerek kendisi de aynı şeyi yapar ve üç gün üç gece o suda veya balçıkta kaldıktan sonra sapasağlam olarak çıkar. Suyun ve/veya sıcağın (ateşin) kutsallığını bir araya getiren yerlerdir. Hatta çoğu zaman ağaçlık dağlık bölgelerde bulunması bu mekanlara yönelik olumlu ve ruhsal anlamda sağaltıcı etkiyi artırır. Bazen bu su kaynaklarına yakın yerlerde bir erenin türbesi bulunur. Hastalıkla sınanan bu kutlu kişiye iyileşmesi için Tanrı tarafından gönderildiği de düşünülür. Çermik sözcüğü suyun toplandığı yer demektir. İddia edildiği gibi Ermenice değildir. Ermeniceye Türkçeden geçmiştir. Çer kökü Türkçede ve Moğolcada Yer ile ilgili anlamlar taşır.

    Etimoloji
    (Su/Suv/Sub) kökünden türemiştir. Normal şartlarda sıvı durumda bulunan içilebilen akışkan madde. Su mecazen yaradılış ve huy anlamı da içerir. ''Bu adamın suyuna git.'' sözünde olduğu gibi.
     

Sayfayı Paylaş