1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sümerlerde Yaratılış Efsanesi

Konusu 'Mitoloji' forumundadır ve Kassandra tarafından 10 Mart 2008 başlatılmıştır.

  1. Kassandra

    Kassandra Usta

    Katılım:
    11 Eylül 2007
    Mesajlar:
    645
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    620
    Meslek:
    sıfatsız zamirsiz zarfsız....
    Yer:
    kendimi arıyorken olmaktan korktuğum yerdeyim evde
    Banka:
    25 ÇTL
    Sümerlerde hissedilen her nesnenin bir Tanrısı vardı ve insan görünümündeydiler, fakat insanüstü güçleri olan ölümsüz varlıklardı. Tanrılar, insanlara ne istediklerini bildirmez. Ancak insanlar onlara, kendilerinden istenileni sorarak öğrenebilirdi.
    Sümer mitolojisinin en önemlilerinden biri Gılgamış Destanı'nda da adları geçen tanrılardan başlıcaları şunlardır:
    Anu veya An: Gök tanrısı, önceleri baş tanrıyken sonra yerini hava tanrısı Enlil almıştır.
    Enlil: Hava tanrısı, tanrıların babası, tapınağı Ekur Nippur kentindeydi.
    Enki: Bilgelik tanrısı
    Nimmah (Ninhursag): Ulu hanım, ana-tanrıça
    Nanna (Sin): Ay tanrısı
    Utu (Şamaş): Güneş tanrısı, ay tanrısı Nanna'nın oğlu.
    İnanna (İştar): Aşk ve Bereket Tanrıçası

    Enuma Eliş (Bir zamanlar göklerde)

    Evrensel boşlukta ilkin erkek dev Absu'yla dişi dev Tiamat varmış, bunların birleşmesinden erkek yılan Lakamu meydana gelmiş, yılanların birleşmesinden de gökyüzü tanrısı Anşar'la yeryüzü tanrısı Kişar doğmuş, yeryüzüyle gökyüzü birleşerek Anum, Enlil ve Ea'yı doğurmuşlar. Böylelikle sessizlik bozulmuş ve evrende gürültü başlamış. Sessizliğe alışık olan Absu'yla Tiamat bu gürültüden tedirgin olmuşlar. Absu, bütün yarattıklarını yoketmeye karar vermiş, çocuklarının yok olmasını istemeyen Tiamat her ne kadar ona karşı koymuşsa da dinletememiş. Ne var ki büyükbabasının bu kararını sezgileyen Ea bir büyüyle onu yoketmiş. Kocasının yokoluşuna çok üzülen ve o oranda da çok kızan Tiamat bir canavarlar ordusu kurarak öcalmak ve bütün tanrıları yok etmek istemiş. Tiamat dehşet verici yaratıklardan -akrep adamlar, kentaurlar ve başka korkunç yaratıklar- oluşan bir demon ordusunun başına komutan olarak konkunç dev Kingu'yu getirmiş ve kader ipleri'ni de onun eline vermiş. Tanrılar önce korkudan titremişler, sonra çaresizlik içinde kendilerini savunmaya karar vermişler. Önce Anum ve sonra Ea savaşı yönetmeyi denemişlerse de becerememişler ve korkup kaçmışlar. Tiamat'la başa çıkamayacaklarını anlayan tanrılar sonunda Marduk'a başvurmak zorunda kalmışlar. Marduk, kendisini bütün tanrıların başkanı yapmaları ve kaderin iplerinide kendisine vermeleri şartıyla başkomutanlığı kabul etmiş. Anum'un diplomasi yolunu denemesine karşın Marduk güç kullanmayı seçer ve kadın ceddine alevler, fırtınalar ve şimşeklerle saldırır. Tiamat onu yutmak üzere ağzını açar(kaos, her şeyi silip süpüren dişi, düzen ilkesini yutarak, yeniden soğurarak, onu ilk çıktığı yer olan ana rahmine geri göndererek yok etmeye çalışmaktadır), ancak Marduk, fırtınanın rüzgarını onun ağzından içeri sokarak midesine gönderir ve bedeninin acılar içinde şişmesine neden olur. Tiamat gücünü kaybettiği bir anda Marduk okunu çeker ve onu öldürür. Kozmosu meydana getiren, hayat veren su aynı zamanda yok edilmesi gereken kaos, yani Tiamat'tır.
    Kingu ve ordularını fazla zorlanmadan alt eden Marduk, Tiamat'ı ikiye böler(yani Kozmos'u ayırır), bir yarısını gökyüzüne yerleştirir ve kendisi ve diğer tanrılar için bir saray inşa eder. Marduk şimdi evrenin örgütlenmesini, kozmosun yaratılışını tamamlar ve fiziksel dünyayı meydana getirdikten sonra, insanı yaratmaya koyulur. İnsanı tek bir amaç, kendisine ve diğer tanrılara hizmet etmesi için yaratmıştır: Bu nedenle, insanın başlıca görevi, tanrılara kurban sunmak ve tapınaklarda çalışmaktır. Tuhaf olan şudur ki, Marduk insanları Kingu'nun kanından yapmıştır.
     
  2. Kassandra

    Kassandra Usta

    Katılım:
    11 Eylül 2007
    Mesajlar:
    645
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    620
    Meslek:
    sıfatsız zamirsiz zarfsız....
    Yer:
    kendimi arıyorken olmaktan korktuğum yerdeyim evde
    Banka:
    25 ÇTL
    SÜMER İLAHİ veya TABLET YAZILARI (parçalar)

    Adı yokken göğ'ün daha
    Yer'in daha adı yokken
    Babaları okyanustan
    Anaları Tiamat kargaşasına
    Sular akıp bir oluyordu.

    Saptanmamıştı arpa buğday tahıllar
    Görülmemişti öbek öbek kamışlar
    Hiçbir Tanrı yaratılmamıştı henüz daha
    Ad konmamıştı hiçbir şeye
    Alına kader damgası vurulmamıştı daha


    Saptandı sonra tanrılar
    Lah-ma ve La-ha-ma seçildi ardından
    Zaman akıp gidiyordu durmadan
    Belirlendi sonra Sar-ki ve Sar-an (An-sar, Ki-Sar)
    Günleri düzeltip ayarladılar.

    .........

    Efendi, verdiği nimetlerin gerçek yaratıcısı olan,
    Kararları değiştirilemeyen Efendi,
    Topraktan ülkenin tohumunu filizlendiren Enlil,
    Yerden göğü ayırmayı düşündü,
    Gökten yeri ayırmayı düşündü.
    ..........

    Gök, yerden ayrıldıktan sonra
    Yer, gökten ayrıldıktan sonra
    İnsanın adı konduktan sonra
    An, göğü alıp götürdükten sonra
    Enlil, yeri alıp götürdükten sonra
    Ereşkigal, Kur"un ödülü olarak ele geçirilip götürüldükten sonra...
    .........

    Kutsanmış yerde beş kent kurdu,
    Onlara ad verdi,
    İbadet merkezlerini aralarında bölüştürdü
    Bu kentlerden birincisi, Eridu'yu, Nudimmud'a, öndere verdi.
    İkincisi, Badtibira'yı, ....'ya verdi.
    Üçüncüsü, Larak'ı, Endurbilhursag'a verdi.
    Dördüncüsü, Sippar'ı, yiğit Utu'ya verdi.
    Beşincisi, Şuruppak'ı, Sud'a verdi.
    Kentlere adlarını verdi,
    İbadet merkezlerini bölüştürdü.
    ...........

    Gök ile yer dağından sonra,
    An (Gök) Annunaki'lerin (ardılı olan gök tanrılarının) doğumuna neden oldu.
    Aşnan (tahıl tanrısı) adı henüz doğmadığından, henüz biçimlenmediğinden,
    Utu (bitki tanrıçası) henüz biçimlenmediğinden,
    Uttu için hiçbir kutsal alan kurulmadığından,
    Hiç koyun yoktu, hiç kuzu doğmamıştı,

    Hiç keçi yoktu, hiç oğlak doğmamıştı,
    Koyun iki kuzusunu yavrulamıyordu,
    Keçi üç oğlağını yavrulamıyordu.
    Çünkü bilge Aşnan'ın ve Lahar'ın (sığır-tanrısı) adını, Anunnakiler, büyük tanrılar, bilmiyordu,

    Otuz günlük, ...... tohumu henüz yoktu,
    Kırk günlük, ....... tohumu henüz yoktu,
    Küçük tohumlar, dağ tohumu, saf canlı yaratıkların tohumu henüz yoktu.

    Uttu henüz doğmadığından, (bitkilerin?)
    tacı henüz yetişmediğinden,
    Efendi henüz doğmadığından,
    Ova tanrısı Şumugan henüz ortaya çıkmadığından,
    İnsanoğlunun ilk yaratıldığı zaman gibi,
    Onlar (Anunnakiler) ekmek yemeyi bilmiyorlardı,
    Giysi giymeyi bilmiyorlardı,
    Koyunlar gibi ağızlarıyla ot yiyorlardı,
    Arklardan su içiyorlardı.
    ..........

    O günlerde, tanrıların yaratma odasında,
    Dulkug evlerinde, Lahar ve Aşnan biçimlendi;
    Lahar ve Anan'ın ürünlerini,
    Dulkug'un Anunnakileri yiyor, ama doymuyorlardı;
    Has ağıllarındaki sütü ve iyi seyleri,
    Dulkug'un Anunnakileri içiyor,
    ama doymuyorlardı;
    Has ağıllarındaki iyi seylerin hatırına,
    İnsana soluk verildi
    .............
    ***
    Adı yokken Göğ’ün daha
    Yer’in daha adı yokken
    Tanrı(ça)ların ondan varolacagı Apsu’nun
    Herseyi doguracak olan ilk yaratıcı ana Tiamat’ın
    Su'ları karışıp bir oluyordu
    ne demet edilmisti ot'lar,
    ne de duzenlenmisti kamıs'lar
    hiçbir tanrı(ça) belirmemisti daha
    ad verilmemisti hiçbir seye
    hiçbir kader öngörülmemisti daha
    tanrılar varedildiler sonra onlarin bagrında
    Ad’landırıldı once Lahmu ve Lahamu
    Gelisip çogalınca onlar
    Onlardan daha üstün olan
    Ansar ve Kisar var edildi sonra
    Güne gün,yıla yıl eklediler,
    duzenlediler zamanı..
    (Ansar ve Kinsar’a) denk
    ogul Anu var edildi sonra
    Ansar,'ilk dogan','büyük oglu'Anu’yu
    kendi suretinde (benzer) varetti
    Anu da,kendi suretinde
    Nudimmud’u(E-A’yi) varetti..
    EA(Nudimmud) egemen oldu babalarının ustunde
    Bilgeligi büyuk,kuvveti altedilemezdi
    Vareden babası Ansar’dan bile guçluydu o
    Yoktu rakibi,esiti tanrıların ve dostlarının arasında
    Birlestiler aralarında tanrılar ve dostları
    Sarstılar herbir yandan Tiamat’i
    Yok ettiler düzeni
    Gürültüleriyle korku saldılar
    Yukarda (‘gök’te) oturanlara
    Duyuyordu Apsu onların kesilmek bilmez samatalarını
    Tiamat ise,kapamıs agzını sessizce duruyordu önlerinde
    Rahatsız ediciydi davranısları
    iyi degildi hani,
    Hosgorü yoktu hiç tutumlarında
    Bu durumda,
    Büyük tanrilarin varedicisi Apsu
    Çagırdı sözcusü (elçisi) Mummu’yu yanına,
    Dedi ki ona,
    “ Ey Mummu,
    Kalbimi mutlu kılan,
    Gel buraya,
    Gidip görüselim Tiamat’la”
    Gittiler yanına onun,
    Geçip oturdular Tiamat’in onune
    Dertlestiler bu ‘ilk dogan ogullar’ olan tanrılar konusunda
    Söz aldı Apsu,
    Dediki keskin bir sesle Tiamat’a
    “benim için onların davranısları korkunç,
    ne dinlenebiliyorum gündüz,
    ne uyuyabiliyorum geceleri
    yıkıp yok edecegim onların bu düzenini
    Sükunet egemen olsun her yana
    Biz de uyuyabilelim sakince...”
    Duyunca bu sozleri Tiamat,
    Kükreyip sinirlendi,
    Bagırdı kocasına
    Acıyla haykırdı,yalnız kalma korkusuyla
    Kotü kurgular koydu kalbine
    Dedi ki,
    “Yarattıklarımızı niye yok edelim ki?
    Davranısları çok rahatsız edici olsa da,
    Hosgörülü olmalıyız biz!”
    Gelince konusma sırası Mummu’ya
    Fikrini bildirmek için Apsu’ya
    Söyledi kötülük dolu düsüncelerini:
    “Yok et Baba !
    onların tuttukları kotu yolu,
    böylece dinlenebilirsin gündüzleri,
    geceleri de uyuyabilirsin rahatça”
    Isistir isitmez bu sözleri Apsu,
    Parladı yuzu,mutluluk doldu içi
    Kurdu içinden ogul tanrılara karsı
    Yapacagı bütün kötülükleri
    Sarıldı kollarıyla Mumnu’nun boynuna
    Oturup dizlerine öptü onu
    Ne konusulmussa bu toplantıda,
    Duyuruldu ‘ilk dogan’ ogul tanrilara
    Ögrenince bunu tanrılar,
    Doldular umutsuzlukla,
    Kaldılar sessizce
    Kapalı dudakları
    Fakat en bilgeleri,
    EA, derin bilge
    Onlar için düzenledi her seyi
    Apsu’ya karsı ayrıntılı bir tezgah hazırladı
    Bilgece güçlü bir büyü yaptı ona karsı
    Okuyarak buyuyu sulara gömdu onu
    Bastırdı Apsu’yu uyku,derince daldı uykuya
    Bu sırada Mummu,uyusmustu uykusuzluktan
    EA,soydu Apsu’nun elbiselerini
    çıkardı basından tacını
    Kaldırıp aldı basından ısık halesini
    Geçirdi kendi kafasına
    Zincire vurdu sonra onu
    Gonderdi hemen ölume
    Kapattı Mummu’yu
    Kitledi kapıyı üstüne
    Kurdu sonra (kutsal) mekanini
    Apsu’nun uzerine
    Yakalayıp zincirleyince düsmanlarını Ea
    İlan etti zaferini
    Odasında mutluca çekildi dinlenmeye
    Mabetine Apsu adını verdi
    Kurdu burada kutsallar kutsalı mekanı
    Ea ve karısı Damkina
    Yasadılar üstünlukle
    Bu kader mabetinde,
    Kutsal kurallar merkezinde
    Yaratıldı bilgeler bilgesi,
    Tanrıların en maharetlisi
    Apsu’nun bagrında dogdu Marduk
    Kutsal Apsu’nun bagrında dogdu Marduk
    Babası Ea yarattı onu
    Anası Damkina’dan dogdu o
    Tanrıçaların gögsünden emdi sütü
    Muhtesemdi görüntüsü
    Bakısları kıvılcımdı
    Dogumdan erkekti o,
    Serti her zaman o
    Gördügünde babası (Ea’yı) yaratan Anu onu
    Mutluluk doluyor ,aydınlanıyordu kalbi
    Öteki tanrılardan farklı kılmak,
    İhtisamı vermek için ona
    Yüceltti ötekiler arasında onu
    Üstün kıldı digerlerinden
    Degerleri muhtesemdi
    Zordu hayal etmek onu,
    Tasarlamak olanaksızdı
    Gozleri 4 tane idi
    4 kulagı vardı
    açılınca dudakları
    atesler çıkıyordu arasından
    4 kat birden gelisiyordu isitme gücü
    Herseyi birden görüyordu gozleri
    Yüceltilmisti tanrılar arasında
    Üstündü ölçüleri otekilerden
    Elleri-kolları devler gibiydi
    Dogustan üstündü o
    “Maru Utu!
    Maru Utu!
    Utu’nun oglu!
    Günesin oglu!
    Tanrilarin günesi (atesi)ydi o!
    10 tanrının ihtisamıyla örtünüyordu
    Gururla tasıyordu süslerini
    50 Korkuyu toplamıstı varlıgında
    Anu yaratıp var ettiginde 4 ruzgarı
    Vermisti onları (Marduk’un) ellerine
    Boylece firtınalarıyla
    Yarattı ‘tozu-topragı (yeryüzünü?)’
    Dalgalandırdı Tiamat’ın sularını
    Gece gündüz endiseyle sarsılıyordu Tiamat
    Tanrılar,dur-durak bilmez ruzgardan sıkıntılıydılar
    ( Marduk’a karsı)
    Kalplerinde buyudu onların kotuluk
    Dediler ki anaları Tiamat’a
    “öldurduklerinde Apsu’yu onlar,
    sevdigin kocanı
    gitmedin yardımına onun,
    bekledin tek söz etmeden
    Simdi ise Anu var etti 4 Korkunç Rüzgarı
    Bagrın sarsılıyor her seferinde
    Uyku-durak yok artık bize
    Kalbinde ne Apsu var senin,sevdigin
    Ne de Mummu,zincirlere gerilen!
    Kaldın böyle bir basına!
    Anamız degil misin sen ?!
    Hersey korkunç,birseyler yapsana!
    Sevmiyor musun yoksa bizi
    Gör bitkin halimizi
    Uykusuzluk ..(sarhoslugu?)
    Gozlerimiz kurudu
    Kaldır bu yükü üstümuzden derhal
    Muhlet falan da vermeden hemen
    Dinlenebilelim artık
    Alt et onları !
    Apsu’nun,Mummu’nu al intikamlarını
    Yenip yok et onların varlıklarını!”
    İsitince bu sözleri Tiamat
    Mutlu oldu derinden ,
    dedi ki,
    “Madem ki,bizzat siz teklif ettiniz,
    o halde yapalım haydi Tufan’ı!
     

Sayfayı Paylaş