1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Şüpheli ve Sanık Hakları

Konusu 'Hukuk Köşesi' forumundadır ve aykan_65 tarafından 16 Haziran 2007 başlatılmıştır.

  1. aykan_65

    aykan_65 Üye

    Katılım:
    30 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    44
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    170
    Yer:
    Van
    Banka:
    45 ÇTL
    Şüpheli ve sanığın müdafiden yararlanma hakkı

    Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafinin (avukat) yardımından yararlanabilir; kanunî temsilcisi varsa, o da şüpheliye veya sanığa müdafi seçebilir.

    Soruşturma evresinde, ifade almada en çok üç avukat hazır bulunabilir.

    Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz. (CMK/149)

    Şüpheli ve sanığın talebi üzerine müdafi görevlendirilmesi

    Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir. (CMK/150-1)

    Şüpheli ve sanığa re’sen müdafi görevlendirilmesi

    Müdafisi bulunmayan şüpheli ve sanık; çocuk ise veya kendisini savunamayacak derecede malul, sağır veya dilsiz ise istemi aranmaksızın re’sen bir müdafi görevlendirilir.

    Ayrıca alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmalar için de müdafisi olmayan şüpheli ve sanıklara re’sen bir müdafi görevlendirilir.

    Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın tebliği

    Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda, kamu davasının açılması için yeterli delil elde edemezse kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye tebliğ edilir.

    Suçtan zarar gören tebliğden itibaren 15 gün içinde karara karşı Sulh Ceza Mahkemesine itirazda bulunabilir.

    Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kesinleştikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz. (CMK/172)

    İddianamenin ve duruşma gününün tebliği

    Mahkeme, iddianameyi kabul ettikten sonra duruşma gününü belirler ve sanık ile duruşmada hazır bulunması gereken diğer kişilere davetiye çıkarır. Davetiye ile birlikte iddianame sanığa tebliğ edilir.

    Eğer sanık tutuklu değilse, sanığa davetiyede mazereti olmaksızın duruşmaya gelmediği takdirde zorla getirileceği ihtar edilir.

    Eğer sanık tutukluysa duruşma davetiyesinde sanıktan duruşmada kendisini savunmak için bir istemde bulunup bulunmayacağı ve bulunacaksa neden ibaret olduğunu bildirmesi istenir.

    Sanık, mahkemeden tanık veya bilirkişinin davet edilmesini veya göstereceği başka delillerin getirtilmesini isterse bu husustaki dilekçesini duruşma gününden en az beş gün önce mahkeme başkanına veya hâkime vermelidir. Bu dilekçe üzerine verilecek karar, sanığa derhâl bildirilir. Sanığın kabul edilen istemleri, Cumhuriyet savcısına da bildirilir.

    Davetiyede ayrıca sanığa, duruşmaya gelmese bile duruşmanın yapılacağı ihtar edilir. Ancak sanığın yokluğunda duruşma yapılabilmesi için atılı suçun yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmesi gerekir. Bunun dışında örneğin sadece hapis cezası gerektiren suçlarda sanığın yokluğunda duruşma yapılamaz. Ancak sanık savunmasını verdikten sonra diğer duruşmalara gelmezse dava yokluğunda bitirilebilir. (CMK/195)

    İddianamenin tebliği ile duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerekir. Bu süreye uyulmadıysa sanığa duruşmaya ara verilmesini isteme hakkının olduğu hatırlatılır.

    Mahkeme gösterilen tanık veya uzman kişinin duruşmaya çağrılmasını reddederse ne yapılabilir?

    Mahkeme başkanı veya hâkim, sanığın veya katılanın gösterdiği tanık veya uzman kişinin çağrılması hakkındaki dilekçeyi reddettiğinde, sanık veya katılan o kişileri mahkemeye getirebilir. Bu durumda mahkeme bu kişileri duruşmada dinlemek zorundadır. (CMK/178)

    Duruşmada sanığa haklarının hatırlatılması

    İddianame okunduktan, atılı suç anlatıldıktan sonra sanığa hakları hatırlatılır. Sanığa duruşmada hatırlatılan hakları şunlardır:

    Müdafiden yararlanma hakkı: Sanığa müdafi seçme hakkının bulunduğu ve müdafinin hukukî yardımından yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceği, kendisine bildirilir.

    Müdafiden yararlanmak istediğini anca müdafi seçecek durumda olmadığını belirtirse kendisine baro tarafından bir müdafi görevlendirileceği bildirilir.

    Susma hakkı: Sanığa atılı suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir.

    Delillerin toplanmasını isteme hakkı: Sanığa varsa somut delillerinin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır

    Savunma hakkı: Sanığa kendisi aleyhine var olan şüpheleri ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır.

    Duruşmalardan bağışık (vareste) tutulma hakkı

    Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir. (CMK/196-1)

    İstinabe yoluyla (talimatla) savunmanın alınması hakkı

    Sanığın savunmasının başka bir şehirdeki mahkeme yoluyla alınmasına istinabe ya da talimat denilir. Ancak bunun için atılı suçun alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan olmaması gerekir. Beş yıl ve daha fazla hapis cezası gerektiren suçlarda sanık kendi mahkemesinde savunma vermek zorundadır.

    İstinabe yoluyla alınan savunmada Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazır bulunması zorunlu değildir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulur. (CMK/196)

    SEGBİS yoluyla savunmanın alınması

    Sanığın aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin (SEGGBİS) kullanılması suretiyle sorgusunun yapılabilmesi imkânı varsa bu yöntemle de savunması alınabilir.

    Savunmanın duruşma günü dışında alınması

    Kural olarak savunma sadece duruşma gününde alınır. Ancak yurt dışında bulunan sanığın, belirlenen duruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğu halinde, bu tarihten önce duruşma açılarak veya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir.

    Eski hale getirme talebi

    Duruşma, sanık hazır bulunmaksızın yapılırsa, mahkemenin karar ve işlemlerinin kendisine tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde, sürenin geçmesinden doğan sonuçları gidermek için sanık, kanunî nedenlere dayanarak, mahkemenin o karar ve işlemleri hakkında eski hâle getirme isteminde bulunabilir.

    Ancak, sanık kendi istemi üzerine duruşmadan bağışık tutulmuş veya müdafii aracılığıyla temsil edilmek yetkisini kullanmış olursa artık eski hâle getirme isteminde bulunamaz.

    Sanığın duruşma salonu dışına çıkarılması

    Sanığın yüzüne karşı suç ortaklarından birinin veya bir tanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişe edilirse, mahkeme, sorgu ve dinleme sırasında o sanığın mahkeme salonundan çıkarılmasına karar verebilir.

    Sanık tekrar getirildiğinde, tutanaklar okunur ve gerektiğinde içeriği anlatılır. (CMK/200)

    Sanığın doğrudan soru sorma hakkı

    Sanık, mahkeme başkanı veya hâkim aracılığı ile diğer sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler.

    Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme başkanı karar verir. Gerektiğinde ilgililer yeniden soru sorabilir.

    Tercümandan yararlanma hakkı

    Sanık, meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa; mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla iddianameye ilişkin esaslı noktalar tercüme edilir.

    Sağır ve dilsiz olan sanığa da iddianameye ilişkin esaslı noktalar, anlayabilecekleri biçimde anlatılır.

    Tercümanlar, il adlî yargı adalet komisyonlarınca her yıl düzenlenen listede yer alan kişiler arasından seçilirler.
    Tercüman giderleri devlet hazinesinden karşılanır.

    Ana dilde savunma hakkı

    Sanık, iddianamenin okunması ve esas hakkındaki mütalaanın verilmesi üzerine, sözlü savunmasını kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabilir.

    Bu durumda tercüme hizmetleri, il adlî yargı adalet komisyonlarınca oluşturulan listeden, sanığın seçeceği tercüman tarafından yerine getirilir. Bu tercümanın giderleri Devlet Hazinesince karşılanmaz. Bu imkân, yargılamanın sürüncemede bırakılması amacına yönelik olarak kötüye kullanılamaz. (CMK/202-4,5)

    Beyanlara ve okunan belgelere karşı sanığın söz hakkı

    Suç ortağının, tanığın veya bilirkişinin dinlenmesinden ve herhangi bir belgenin okunmasından sonra bunlara karşı bir diyecekleri olup olmadığı sanığa sorulur.

    Kişisel verilerin yer aldığı belgelerin kapalı oturumda okunması

    Sanığa ait kişisel verilerin yer aldığı belgelerin, açıkça istemeleri halinde, kapalı oturumda okunmasına mahkemece karar verilebilir. (CMK/209-2)

    Sanığa ek savunma hakkı verilmesi

    Sanık ancak, iddianamede anlatılan olaylar ve buna ilişkin iddianamede gösterine sevk maddeleri ile cezalandırılabilir.

    Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkarsa sanığa ek savunma hakkı verilir.

    Ek savunma için sanığa isterse ek savunmasını hazırlaması için süre verilir. Sanık süre talep etmezse ek savunmasını hemen verebilir.

    İddianamede anlatılan olay dışında başka bir suç nedeniyle sanığın cezalandırılması gerektiği anlaşılırsa, Cumhuriyet savcılığından ek iddianame düzenlenmesi talep edilir. Ek iddianameye göre sanığın yeniden savunması alınır.

    Sanığa son sözünün sorulması

    Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir. (CMK216/-3)

    Sanığın uzlaşma hakkı

    Uzlaşmayla ilgili ayrıntılı bilgilere ulaşmak için [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..].

    Kanun yollarına başvurma hakkı (temyiz ve itiraz hakkı)

    Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşi de süresi içinde kanun yollarına başvurabilirler. (CMK/262)

    Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir. (CMK/263)

    Kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvurma hakkını ortadan kaldırmaz. Bu hâlde başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhâl görevli ve yetkili olan mercie gönderir. (CMK/264)

    İtiraz hakkı

    Kural olarak mahkemelerin nihai nitelikte olmayan kararlarına karşı itiraz yolu açıktır.

    İtiraz süresi kararın öğrenilmesinden (tefhim ve tebliğden) itibaren 7 gündür.

    İtiraz kararı veren merciye verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar.

    Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.

    Sulh ceza mahkemelerinin kararlarına karşı yapılan itirazları sonra gelen sulh ceza mahkemesi; Asliye ceza mahkemesi kararlarına karşı yapılan itirazları ağır ceza mahkemesi, ağır ceza mahkemesi kararlarına karşı yapılan itirazları sonra gelen ağır ceza mahkemesi, başka ağır ceza mahkemesi yoksa en yakın yerdeki ağır ceza mahkemesi inceler.

    Tutukluluk kararına itiraza ilişkin olarak Cumhuriyet savcısının görüşü alınmışsa, Cumhuriyet savcısının görüşü şüpheliye sanığa veya müdafiine bildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içinde görüşünü bildirebilir. (CMK/270-2)

    İtiraz kanun yolu hakkında daha ayrıntılı bilgi için [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..].

    Temyiz hakkı

    Kural olarak mahkemelerin nihai nitelikte olan kararlarına karşı temyiz yolu açıktır. Temyiz mercii Yargıtay’dır.

    Temyiz istemi, hükmün öğrenilmesinden (tefhim ve tebliğinden) itibaren 7 gündür.

    Tefhim mahkemenin kararını duruşmada yüze karşı açıklamasıdır. Tebliğ ise yoklukta verilen kararın ilgiliye tebligatla tebliğ edilmesidir.

    Temyiz dilekçesi hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır.

    Tutuklu bulunan sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir. Zabıt kâtibine başvuru hâlinde, kanun yollarına başvuru beyanı veya dilekçesi ilgili deftere kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzenlenerek tutuklu bulunan şüpheli veya sanığa bir örneği verilir. Kurum müdürüne başvuru hâlinde ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapılarak, tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder.

    Süresi içinde yapılan temyiz başvurusu, hükmün kesinleşmesini engeller.

    Temyiz kanun yolu hakkında daha ayrıntılı bilgi için [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..].

    Kanun yolundan vazgeçme hakkı

    İtiraz edilen merci karar verinceye kanun yoluna başvurmaktan vazgeçilebilir. Ancak, Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine yapılan başvurudan onun rızası olmaksızın vazgeçilemez.

    Müdafiin veya vekilin başvurudan vazgeçebilmesi, vekâletnamede bu hususta özel yetkili kılınmış olması koşuluna bağlıdır.

    Kensine re’sen müdafi atanan şüpheli veya sanıklar yararına kanun yoluna başvurulduğunda veya başvurulan kanun yolundan vazgeçildiğinde şüpheli veya sanık ile müdafiin iradesi çelişirse müdafiin iradesi geçerli sayılır.
     

Sayfayı Paylaş