1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sur'a İkinci Üfürülüş ve Din (Diriliş) Günü

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve BeReNN tarafından 29 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. BeReNN
    Uykumvar

    BeReNN Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    30 Nisan 2011
    Mesajlar:
    8.855
    Beğenileri:
    254
    Ödül Puanları:
    5.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    Istanbul, Turkey
    Banka:
    289 ÇTL
    Sur'a İkinci Üfürülüş ve Din (Diriliş) Günü



    Kendilerine ilim ve iman verilenler ise dediler ki: "Andolsun siz Allah'ın Kitabında (yazılı süre boyunca) diriliş gününe kadar yaşadınız; işte bu dirilme günüdür. Ancak siz bilmiyordunuz." Artık o gün zulmedenlerin ne mazeretleri bir yarar sağlayacak ne (Allah'tan) hoşnutluk dilekleri kabul edilecektir. (Rum Suresi 56-57)

    Tarih boyunca yaşamışolan insanlar Allah'ın ve ahiretin varlığına karşı uyarılmış Allah'ın kendilerine gönderdiği elçiler aracılığıyla hak olan dine davet edilmişlerdir.

    Ancak Kuran'da da bildirildiği gibi az bir topluluk dışında insanların çoğu iman etmemiş Allah'a ve elçisine karşı koymuşlardır. Bu insanlar öldükten sonra yeniden dirilecekleri gerçeğini de ısrarla inkar etmişlerdir. Kuran'da bu insanların inkarları şu ayetlerle haber verilmiştir:

    Olanca yeminleriyle: "Öleni Allah diriltmez" diye yemin ettiler. Hayır; bu O'nun üzerinde hak olan bir vaidtir ancak insanların çoğu bilmezler. Hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaması ve inkar edenlerin kendilerinin yalancı olduklarını bilmesi için (diriltecektir). (Nahl Suresi 38-39)

    Eğer sizin benzeriniz olan bir beşere boyun eğecek olursanız andolsun siz gerçekten hüsrana uğrayanlar olursunuz. O öldüğünüz toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman sizin mutlaka (yeniden diriltilip) çıkarılacağınızı mı va'dediyor? Heyhat size va'dedilen şeye heyhat.. O (bütün gerçek) yalnızca bizim (yaşamakta olduğumuz bu) dünya hayatımızdan ibarettir; ölürüz ve yaşarız biz diriltilecekler değiliz. (Mü'minun Suresi 34-37)

    İnkar etmelerinin en temel nedeni dünya hayatını yaşanacak yegane hayat olarak görmeleridir. Bu çarpık mantığın kendilerine ölüm ile yok olma fikrini makul göstermesi çok ilginçtir. Yeniden dirilişi de bu yüzden kabul etmez Allah'ın Kuran'da haber vermiş olduğu olayları ve hesap gününü redderler. Oysa tüm canlıların ve dünyanın bir sonu vardır yaşam ölümle birlikte son bulmaktadır. Tekrar dirilişi inkar eden kullara karşı Allah'ın dünyadayken verdiği örneklerden bir kısmı Kuran'da şu şekilde geçmektedir:

    Kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek verdi; dedi ki: "Çürümüş-bozulmuşken bu kemikleri kim diriltecekmiş?" De ki: "Onları ilk defa yaratıp-inşa eden diriltecek. O her yaratmayı bilir. Ki O size yeşil ağaçtan bir ateş kılandır; siz de ondan yakıyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratan onların bir benzerini yaratmaya kadir değil mi? Elbette (öyledir); O yaratandır bilendir. Bir şeyi dilediği zaman O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir. Her şeyin melekutu (hükümranlık ve mülkü) elinde bulunan (Allah) ne yücedir. Siz O'na döndürüleceksiniz. (Yasin Suresi 78-83)

    O'nun ayetlerinden biri de senin gerçekten yeryüzünü huşu içinde (solmuş boynu bükülmüşve kupkuru) görmendir. Ama Biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman deprenir ve kabarır. Şüphesiz onu dirilten ölüleri de elbette dirilticidir. Çünkü O her şeye güç yetirendir. (Fussilet Suresi 39)



    İnsanın yaratılışı yeniden diriliş için başlı başına önemli bir delildir. İnsan tek bir spermden tam teşekküllü bir canlı olarak meydana gelmiştir. Tek bir hücrenin zaman içinde insanın herhangi bir müdahalesi olmadan düşünebilen görebilen ve akledebilen bir varlık haline gelmesi bir dirilişin çok açık alametidir. İnsanı yoktan var eden Allah kurumuşkemikleri de toparlayıp yeniden diriltmeye muktedirdir. Bu yaratılmayı gözardı eden insanlar kendi varoluşlarını hiç dikkate almadan şeytani bir cesaret göstererek dirilişe karşı koyabilmektedirler. Bu büyük bir cesarettir. İnsan bunu yaparak Allah'a karşı büyük bir sorumluluğu da üstüne almış olur. Ahirette ise yalanladığı bu gerçeği karşısında apaçık bir şekilde görecektir. Kıyamet gününün ardından insanlar kendilerine daha önce kıyamet vaktinin geldiğini haber vermişolan Sur'un sesini bir kez daha duyacaklardır. Artık bu an insanların kabirlerinden dışarı çıkarak yeniden diriltildikleri andır. İnsanların tümü sonsuz bir hayata başlamak üzere ayağa kalkmış beklemektedirler. Bu durum ayette şöyle tarif edilmektedir:

    Sur'a üfürüldü; böylece Allah'ın diledikleri dışında göklerde ve yerde olanlar çarpılıp-yıkılıverdi. Sonra bir daha ona üfürüldü artık onlar ayağa kalkmışdurumda gözetliyorlar. (Zümer Suresi 68)

    Din Gününün Özellikleri

    Allah katında yerin göğün ve insanın yaratılışı ne derece kolay ise kıyamet gününün gerçekleşmesi de bunlar kadar kolay olacaktır. Kuran'da hesap ve ceza gününün gerçekleşmesi "şüphesiz" ve "mutlaka" kelimeleriyle pekiştirilir. Kesinlik bildiren bu sözler inananların ahirete olan korkularını ve dünyadaki çabasını arttırırken inkar edenlerin kıyamet hakkındaki şüphe ve inkarlarına da en açık cevabı vermektedir.

    Geçmişdevirlerde olduğu gibi günümüzde de dini reddeden ya da hak dinden ayrılarak geleneklerle bütünleşmişbatıl bir din yaşayan insanlar toplumun büyük bir kesimini oluşturmaktadır. Oysa normal bir muhakeme yetisine sahip düşünebilen bir insan için ahiret gününe ihtimal vermemenin herhangi mantıksal bir dayanağı yoktur. Bilimsel tüm veriler de bize dünyanın sonunun yaklaştığını haber vermektedir. Buna rağmen insanların bir kısmının bu gerçeği gözardı etmelerinin sebebi Allah'ı gereği gibi tanıyıp takdir edememeleri gerçek rehber olan Kuran'dan sapmaları ve dolayısıyla da hüküm gününde verecekleri hesabı düşünmemeleridir. Allah korkusu ile hareket eden müminler hızla yaklaşan bu sonun açıkça farkındalarken nefsini rehber edinen insanlar bu büyük gerçeği görmezden gelmektedirler. Nitekim Allah Kuran'da insanlara bu gerçeği şu şekilde haber vermektedir:

    De ki: "Allah sizi diriltiyor sonra sizi öldürüyor sonra da kendisinde hiçbir kuşku olmayan kıyamet günü O sizi biraraya getirip toplayacaktır. Ancak insanların çoğu bilmezler." (Casiye Suresi 26)

    Dünya hayatı boyunca pek çok kez dine davet edildiği halde doğruları görmezlikten gelenler kendilerini bekleyen dehşetli sonu ancak din gününde tam olarak idrak edebilirler. Dünya hayatı boyunca reddettikleri herşeyi karşılarında bulan insanlar ne denli boşbir oyalanma içinde olduklarını o gün tüm açıklığıyla göreceklerdir:

    Andolsun sen bundan gaflet içindeydin; işte biz de senin üzerindeki örtüyü açıp-kaldırdık. Artık bugün görüş-gücün keskindir. (Kaf Suresi 22)

    İnsanların bu büyük günü kavrayamamalarının sebebi nefislerinin yönlendirmesine ve kendi fikirlerine çok fazla güvenip kendi çıkar ve isteklerine bağlı olmaları ve bu "gaflet" perdesini kaldırabilecek gerçeklere vicdanlarını körelterek sırt çevirmeleridir. Nitekim Kuran'da Allah dünyaya yönelen hevasına uyan vicdanını dinlemeyen insanların anlayışlarının olmadığını Kuran'da geçen ifadeyle kalplerinin kilitleneceğini bundan dolayı doğruyu görüp ayırt edemeyeceklerini bildirmiştir. Oysa artık Allah'ın varlığına büyüklüğüne ve vaat ettiklerine kendileri de açık bir şekilde şahittirler.

    Bir insan kıyamete ve o gün yaşanacak olan olaylara tek bir an dahi inanmış bu ihtimalin "olabilirliğini" yalnızca bir saniye için düşünmüşbile olsa yaşayacağı korkunun tarifini yapmak oldukça zor olacaktır. Bunu daha en baştan reddetmek hatta aklına bile getirmemek ahiretin varlığına ihtimal vermemek insanların büyük bir bölümünün aldanmasına neden olmaktadır. Kendilerini saran bu aldanışile bir "yokoluşu" kabullenmişlerdir. Yok olma ihtimalinin korkunçluğunu da hiç düşünmediklerinden kıyamet gününe ve ahirete inanmaktansa bu fikri kabullenmek kendilerine daha kolay gelmiştir. Şeytanın yöntemi işte budur. İnsanları türlü yöntemlerle düşünmekten alıkoyar ve asla erişemeyecekleri büyüklük isteği ve mallarını artırma tutkusu ile onları dünya hayatında oyalar. İnsanların ahirete karşı gaflet içinde olmalarının en temel sebebi budur. Ahirette karşılaştıkları gerçekler de kendilerine pişmanlık ve tüyler ürpertici bir korku getirecektir. İnsanlara daha önce haber verilen gerçek tüm açıklığı ile ortadadır. Artık hesap gününden kaçışyoktur. Bu inkarcılar için gerçekten de zorlu bir gündür. Ayette bu gerçek şöyle haber verilmiştir:

    Boyunlarını çağırana doğru uzatmışolarak koşarlarken kafirler derler ki: "Bu zorlu bir gün. (Kamer Suresi 8)
    (alıntı harun yahya kuran bilgisi)
     

Sayfayı Paylaş