1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sürücülerin doğru bildiği yanlış bilgiler

Konusu 'Motorlu Araçlar Dünyası' forumundadır ve Suskun tarafından 30 Aralık 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Sürücülerin doğru bildiği yanlış bilgiler
    [​IMG]


    Ülke genelinde taşıt sürücülerinin ya yakınlarından ya da bazı bakım ve onarım iş yerlerindeki çalışanlardan duyup hayata geçirdikleri bazı uygulamaların bilinenin aksine yanlış olduğu anlaşılıyor.

    Trafiğin ana unsurları olan sürücülerin, araçları ve bunları kullanım yöntemleri hakkında ''doğru'' bildikleri birçok uygulamanın aslında ''yanlış'' olduğunun saptanması şaşırtıyor.

    AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerinde yaklaşık 15 milyon kara taşıtının olduğu bildirilen ülkede, bunun yarısını otomobiller oluşturuyor. 2000 yılında bu sayı 8 milyon 320 bin düzeyindeydi.

    Uzmanların değerlendirmelerine göre, bazı sürücülerin ''lastik havalarını düşük tutarsak araç hem daha iyi tutunur hem de daha konforlu olur'' düşüncesi yanlış. Lastik havalarının aracın fabrika değerinin altında olmaması gerekiyor. Hatta yüke ve yolcu sayısına göre lastiklerin havasının artırılması, yakıt sarfiyatının azaltılması ile hız açısından aracın performansını olumlu etkiliyor. Çünkü hava basıncı düşük lastiğin tabanı yere yayılarak daha iyi tutunma sağlamıyor. Doğru olmayan lastik havası otomobilin yol tutuşunu da aynı şekilde bozuyor.

    Düşük havası olan lastiklerin tabanının ortası yukarı kalkar ve yolla teması kesilir. Havası düşük lastiklerin yalnız omuz kısımları yere basar. Lastik hava basıncı düşükken, kayma hareketleri çok daha düşük hızlarda başlar fren mesafesi uzar, direksiyon hareketlerine daha geç cevap alınır.

    ''Yağışta havası indirilmiş lastik daha az kayar'' inancı da doğru değil. Çünkü, hava basıncı düşük lastikte su boşaltma kanalları kapanır. Böylece yağmur suyunu çok daha az boşaltır. Su üzerine çıkma ve su yastığı üzerinde kayma çok daha düşük hızlarda başlar.

    Öte yandan ''en iyi koltuk pozisyonu sürücünün en rahat ettiği pozisyondur'' inanışı da yanlış. Sürücünün doğru koltuk pozisyonu öncelikle otomobile hakim olabileceği bir pozisyon olmalı. Koltuk mümkün olduğunca dik olmalı.

    Otomobil kullananların ''ani frenlerde önce frene basıp durmaya yakın debriyaja basarsak motor kompresyonundan faydalanıp daha kısa mesafede durulur'' bilgisi de doğru değil.

    Çünkü, en iyi yavaşlama frenle debriyaja aynı anda basılarak yapılır. Böylece frenleme esnasında otomobilin motoru devre dışı bırakılır böylece motorun aracı ileri götürme kuvveti ortadan kaldırılır.

    ''Antiblokaj Fren Sistemi (ABS) otomobili, mekanik frene göre çok daha kısa mesafede durdurur'' bilgisi de yanlış.
    Çünkü, ABS aracın tekerleklerinin kızaklamasını engeller ve fren sırasında aracın manevra yapılabilmesini olanak sağlar. ABS, aracın daha güvenli biçimde frenleme yapılmasına yardımcı olur.

    Mekanik frene sahip bir otomobilde de ''fren pedalı pompalayıp kısa mesafede durulabilir'' şeklindeki inanç araç içindekileri tehlikeye sokabiliyor. Çünkü, pompalamak için ayak fren pedalı üzerinden her çekildiğinde araç ileriye doğru hareketini sürdürür. Böylece aracın durma mesafesi uzar. Ayak pedalın üzerinden kaldırılmadan fren yapılmalıdır.

    Sürücülerdeki ''şehir içinde emniyet kemeri takılmayabilir'' anlayışı da doğru değil.
    50 kilometre hızda meydana gelen bir çarpışmada aracın içindekiler, emniyet kemeri takmadıkları takdirde 4 katlı bir binadan aşağı düşmeye eşit şok yaşıyor. Emniyet kemeri olası kazalarda hayat kurtaran en önemli güvenlik aracı olma özelliği taşıyor.

    ''Gündüz kısa farları yakmak trafiktekilerin gözünü alır'' inancı da yanlış. Çünkü, gündüz kısa far yakmak aracın erken fark edilmesini ve aracı tehlikeye sokacak kişilere karşı daha erken görünmeyi sağlıyor. Yalnızca bulutlu ve yağışlı havalarda değil güneşli havalarda ve hızlı yol kesimlerinde de kısa farların açılması sürüş güvenliğini artırıyor.

    Araç sürücülerinin ''yoğun siste en iyi gitme yöntemi dörtlü ikazları yakmaktır'' bilgisi de yanlış. Çünkü, yoğun siste görüş mesafesi kısaldığından araçların fark edilmesi zorlaşıyor. Bu yüzden yoğun siste araçla trafiğe çıkılmaması öneriliyor.

    Görüş mesafesi yeterliyse siste sarı camlı gözlükler kullanmak, sis lambalarını ve kısa farları yakmak, yolların kayganlaştığını dikkate alıp takip mesafesini artırmak ve sollama yapmamak daha güvenli yol almaya yardımcı olur.

    Sürücüler tarafından bir kişiyi uyarmak için korna çalınmasının da yanlış bir davranış şekli olduğu bildiriliyor. Çünkü, uyarı için çalınan korna, uyarılan kişiyi paniğe sokup beklenmedik bir tepki vermesine neden olabiliyor. En iyi uyarı biçiminin yavaşlamak veya durmak olduğu ifade ediliyor.
     

Sayfayı Paylaş