1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Susmak ve öğrenmek

Konusu 'Hikayeler / Efsaneler' forumundadır ve Hazangülü tarafından 2 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    991 ÇTL
    Bir gün susmayı öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza susacaktım.
    Çünkü susmak benim küçücük dünyamda babamla kurduğum iletişim tarzıydı.

    Babam akşamları eve yorgun dönerdi. Ben bütün gün evde sıkılır onun
    gelişini
    iple çekerdim. Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır onunla oynamak


    isterdim. Babam sarılır, öper sonra da, hadi odana git, derdi. Yemek
    hazırlanınc
    annem çağırır bu defa masada bir araya gelirdik babamla.Onlar annemle

    konuşurken ben araya girer, sesimi duyuramayınca da bağırırdım. Babam sinirlenirlenirdi

    Bütün gün insanlara kafa patlatmaktan bunaldım, birde sen kafamı
    ütüleme!' derdi.


    Annem de 'Bütün gün zaten seninle uğraştım, bir çift laf da mı
    konuşturtmayacaksın


    babanla?' diye çıkışır, beni odama gönderirdi.Çaresiz bir şekilde
    boynumu büker


    odama yani hapishaneme doğru yol alırdım. Babam arkamdan, 'Bizim bir odamız


    bile yoktu, her şeye sahip, hâlâ ne istiyor anlamadım.' diye bağırmaya devam ederdi

    'Keşke benim de bir odam olmasaydı, keşke bizim de evimiz bir odalı
    olsaydı da hep


    birlikte otursaydık' derdim içimden; ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemezdim.
    Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline kumandayı alır, televizyon seyrederdi.


    Beni yanına çağırır biraz severdi. Onun izleyeceği önemli birşey varsa beni adeta


    yerimden bile kıpırdatmazdı. Azıcık hareket edip koşup oynamaya çalışsam oda hapsim


    yeniden başlardı. Bir gün anladım ki susunca babamla daha iyi anlaşıyoruz. Bu defa


    susarak yapabileceğim oyunlar geliştirmeye başladım. Önce resim yaparak başladım

    işe. Babam çizdiğim resimleri çok beğeniyor; 'Bak, böyle uslu uslu oyna işte.' diyordu.


    Babam bazen göz ucuyla bakıyor, resimle ilgili bir şey sorsam afallıyordu. Ama bana

    kızarak beni artık odama göndermiyordu. 'Son günlerde ne de akıllandı benim oğlum.'


    diye komşulara anlatıyordu annem halimi. Resimlerim arttıkça ortalık dağılmaya


    başladı. Annem 'Odanı topla!'diye odama kapattığında işe nereden başlayacağımı


    bilemiyordum. Ben bunlarla uğraşırken zaman geçiyor; ama odamı toparlamayı

    beceremiyordum. Annem odama gelip 'Bak sana resim yapmayı yasaklayacağım.'


    dedi bir gün. Susuyor olmamı usluluk olarak değerlendiren ailem resim yapmayı da


    elimden alırsa ben ne yapacaktım?

    Bu düşüncelerle bir aile tablosu yaptım. Babam eve gelince uygun zamanı kolladım.


    Her zamanki gibi yemekler yendi, odaya geçildi. Babam oturur oturmaz çizdiğim


    resmi getirdim. Babam baktı. Hım, dedi 'Çok güzel olmuş.Bu adam benim
    herhalde.' dedi.
    Ben 'Hayır o adam değil, bu çocuk sensin.'dedim. O 'Hayır, bu adam
    benim, bu çocuk

    sensin, bu küçük kız da arkadaşın.'dedi. Ben yine 'Hayır, o büyük adam
    benim, bu küçük


    adam sensin, bu küçük kız da annem.' dedim. Babam benimle uğraşmaktan vazgeçip:


    'Peki neden bizi küçük çizdin?' dedi. Heyecanla başladım anlatmaya.Ben
    büyüyüp adam


    olacağım. İş bulup çalışacağım. Siz yaşlanıp küçüleceksiniz. Beliniz bükülecek, komşumuz
    Ahmet amca ile Ayşe teyze gibi küçücük kalacaksınız. Ben işten
    geldiğimde yorgun olacağım.


    Siz benimle konuşmaya çalıştığınızda işyerinde kafam şişmiş olacağından sizi duymayacağım

    bile. Siz benimle bir şeyler paylaşmak istediğinizde 'Hadi odanıza
    çekilin de kafa dinleyeyim.'


    diyeceğim. Ve bir de bağıracağım 'Her şeylerini alıyorum. Sıcacık
    odaları da var, daha ne
    istiyorlar' diye.
    Annemle babamın gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Duyduklarına
    inanamıyorlardı. Bana sarılıp

    beni öyle içten bir okşayışları vardı ki sonsuza kadar konuşsam hiç
    bıkmadan dinleyecekler gibiydi

    Farkında' Olmalı İnsan...Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın
    Farkında Olmalı
    Ömür Dediğin Üç Gündür,

    * Dün Geldi Geçti
    * Yarın Meçhuldür,

    * O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür
    * O Da Bugündür
     
Benzer Konular:
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş