1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Suyun insan vücudundaki yolculuğu

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve dderya tarafından 12 Eylül 2016 başlatılmıştır.

  1. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.320
    Beğenileri:
    7.513
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    216 ÇTL
    Erişkin bir erkeğin vücudunun yaklaşık yüzde 60’ı su. Bu oran, çocuklarda yüzde 65-75, kadınlarda ise yüzde 50 civarında.
    Yaşlandıkça vücuttaki yağ dokusu artıyor, su oranı azalıyor. Su vücutta ısı düzenlenmesi, besin ve atık maddelerin çözünmesi-taşınması ve elektrolit denilen soyum, potasyum, klor ve kalsiyum gibi anyon ve katyonların dengeli bir şekilde dağılımını düzenliyor.

    Yaşam için en önemli molekülün su olduğunu söyleyen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Bülent Yardımcı, vücudumuzdaki suyun 2/3’ünün hücrelerin içinde bulunduğunu, geri kalan suyun ise damarlarımızda, dokular arasında, sindirim sistemi ve vücut boşlukları içinde bulunduğunu belirtiyor.
    Su metabolizması için iki önemli organın beyin ve böbrekler olduğunu vurgulayan Dr. Yardımcı, suyun insan vücudundaki yolvuluğu ile ilgili olarak şu bilgileri veriyor:

    "Böbrekler su atılımının en önemli organıdır. Bir gün içerisinde böbreklerimizden 150-180 litre su süzülür ve tekrar geri emilir. Vücuttaki su azaldıkça idrar çıkışı azalır, arttıkça idrarla su atılımı hızlanır. Beyin ise hipotalamusta yapılan vazopressin denilen hormonla su metabolizmasını düzenler. Vücuttaki suyun azaldığını algılayan ve susama hissini oluşturan algılayıcı ve uyarıcı hücreler yine beyinde bulunur. Dışkı ile de bir miktar su kaybedilir. Bunların dışında solunum yoluyla ve terleyerek su kaybederiz. Bu kayıplar ‘Görünmeyen Kayıplar’ olarak adlandırılır. Bunların artışı bazen hayatı tehdit eden tablolara yol açabilir.


    Bir insanın günlük su ihtiyacını net olarak söylemek her zaman kolay değildir. Çünkü bir çok faktör su ihtiyacını değiştirebilir. Ortalama 70 kg civarındaki sağlıklı genç bir erişkinde idrar, terleme ve solunum yolu ile kabedilen günlük su kaybı 1500 ml civarındadır. Ateşli hastalık, aşırı terlemeye yol açan rahatsızlıklar ve spor aktiviteleri, idrarın fazla çıkmasına neden olan ilaç ve hastalıklar bu miktarı arttırır. Bu nedenle tüm dünyada ortalama su ihtiyacı 8 bardak olarak tanımlanmıştır. Aslında bu tanımlama bazen kafaları karıştırmaktadır. Bardak kapasiteleri 150, 200 veya 250 ml olabilir. Doğru tanımlama günlük su ihtiyacının en az 2000 ml civarında olması gerekliliğidir.
    [​IMG]
    SU İHTİYACINI ARTIRAN NEDENLER
    Daha iri insanların ve erkeklerin su ihtiyacı daha çoktur. Sıcak havalar, hamilelik, ishal, güneşe uzun süre maruz kalma, ateşli hastalıklar, idrar söktürücüler, kontrolsüz şeker hastalığı, böbrek hastalıklarının bir kısmı su ihtiyacını arttıran durumlardan bazılarıdır. Su kaybı arttığında susama hissi oluşur, idrar rengi koyulaşır, dil ve cilt kurur, tansiyon düşer, nabız hızlanır, bilinç bulanıklığı ve halsizlik meydana gelir. Sağlıklı susama hissi ile insan su içmeye yönelir. Fakat yaşlılar, çocuklar, kronik hastalar ve bilinci bozulanlarda bu mekanizma sağlıklı işlemeyerek kolayca ciddi su azlığı oluşur. Buna ‘Dehidratasyon’ denir.Vücut suyunun yüzde 5’ini kaybedenlerde hafif, yüzde 10 ‘unu kaybedenlerde orta, yüzde 15’ini kaybedenlerde ciddi dehidratasyon oluşur. Dehidratasyona girenlerin takibi iyi yapılmazsa su kaybı, böbrek yetmezliği ve ölüme kadar giden tablolara yol açabilir. İlginç bir konu da su azlığı kadar aşırı su tüketiminin de hayatı tehdit edebileceğidir. Su kaybı fazla olmadığı halde günlük 6000-7000 ml ve üzeri su tüketenlerde ‘Su Zehirlenmesi’ olabilir. Vücudumuzda su saf halde değildir. İçinde solit maddeler (tuz, protein, üre, şeker vb) içerir ve ‘Osmolarite’ olarak tanımlanan belli bir yoğunluktadır. Bu yoğunluğun fazla su tüketimi ile azalması kalp, böbrek ve beyin gibi hayati organlarımızı etkileyebilir. Vücudumuz için en önemli katyon olan sodyumun kandaki oranı ölçülerek aşırı su alımı ve su zehirlenmesi saptanabilir. Aşırı su alımında kandaki sodyum miktarı düşer.

    YEMEKTE DE BOL SIVI ALINMALI

    Yaz aylarında su metabolizması ile ilgili hastalıklar daha çok görülmektedir. Çevre ısısının artışı terleme ve buharlaşma yoluyla su kaybını arttırmaktadır. Su tüketiminde dikkat edilmesi gereken noktaları ise şöyle sıralamak mümkün:

    Yaşlılarda ve çocuklarda sıcak havalarda kolayca sıvı kayıpları oluşur. Bu iki grup yakın gözlenmeli ve günlük sıvı ihtiyaçları düzenli olarak verilmelidir. Dehidratasyon başta da belirttiğimiz gibi en çok yaşlı ve çocuklarda görülür.

    Spor yapanlar diğer risk grubunu oluşturur. Spor sırasında oluşan enerji ile vücut ısımız artar ve su kaybımız fazlalaşır. Spor öncesi spor anında ve spor sonrası sıvı alınarak, sıcak havalarda dehidratasyon ve ısı çarpması önlenebilir.

    Direkt güneşe maruz kalarak çalışanlar veya uzun süre güneşlenenlerde de aynı riskler mevcuttur. Sürekli sıvı alımı önerilir

    Özellikle sıcak havalarda alkol alanlarda, beraberinde su içerek yeterli sıvı alımı sağlanmalıdır. Serinlemek amacıyla gazlı içeceklerin daha az, suyun ise daha çok tüketilmesi önerilir.

    Yemek aralarında olduğu kadar, yemekte de bol sıvı alınmalıdır.
     

Sayfayı Paylaş