1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Tahsin Saraç şiirleri

Konusu 'Şairlerden' forumundadır ve dderya tarafından 7 Ağustos 2014 başlatılmıştır.

  1. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.333
    Beğenileri:
    7.519
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    102 ÇTL
    Ana Öğüdü
    Şair: Tahsin Saraç

    Çiçekleri ezme yavrum
    Çiçekler bir yüreğe benzer
    Çiçek ezen, insan ezer.
    Sakın sen kuş vurma yavrum
    En engin bir kardeşlikte
    Uçar kuşlar gökyüzünde.
    Tüfekle oynama yavrum
    Şakacığı bile çirkin
    Bir canlıyı öldürmenin.
    Gel bir çiçek ol sen yavrum
    Kendi ülkenin renginde
    Şu yeryüzü demetinde.
     
  2. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.333
    Beğenileri:
    7.519
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    102 ÇTL
    Ben Ozanım
    Şair: Tahsin Saraç
    Yıkık tapınaklara döner kimi kez içim
    Eski, sağır bir sızıyla balkıyan, inceden;
    Işıdı mı ala bir tan
    Ben ozanım
    Kaç seviden kurşun yesem
    Göveririm kendi külümden, yeniden.
    Sofrada ekmek ve su, göğüste o gül duygu
    Yığınların mutluluğu kavgasında hep yerim.
    Tanrılar karşısında, doğa doğrultusunda
    Ben ozanım
    Devrim ateşlerini sonsuz yakacak odun
    Toprakta kemiklerim.
    Al bahar, yeşil yaprak
    Titrerim ak yellerle dorukta kavak kavak.
    Ben ozanım
    Açlığın kan çizgisinde, ve taş dilsizliğinde
    Değişip olurum hemen
    Suskunluğum o sarı öfkesiyle
    Kınında bekleyen soğuk bir bıçak.
    Kısa çöpün uzun çöple kavgası
    Süre gelmiş çağlar boyu
    Ama şimdi son evrede, dönemeçte, yargıda.
    Ben ozanım
    Sizin yalnız kolunuz, bacağınız
    Oysa benim
    Hep yüreğim sargıda.
     
  3. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.333
    Beğenileri:
    7.519
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    102 ÇTL
    Biliyor Musun?
    Şair: Tahsin Saraç
    biliyor musun
    aşk şiiri yazmaktan bıktım
    bir gün şöyle bir baktım
    yazdığım bütün şiirler öyle
    bir sarsılma, nedir bu
    bir otuz aşk şiiri daha
    kendimi hiç suçlamadım
    peki o zaman ben neden
    dereceler sokayım koltuğumun altına
    ateşim varsa zaten
    ey gözleri maden
    çünkü aşk bir suçlamadır
    sonuna kadar yaşanmamışsa
    bir bardak birada yeni bir deniz
    ve yağmur
    eski bir denizde yeni bir ada
    yaşanmamışsa
    sözgelimi Galata'dan Afrika'ya gidiyordum
    korsanları kralları ve bazı ülkeleri
    ve bütün madenleri
    ve kendi sonumu
    iyi görmüyordum sonunda
    her türlü madeni
    elimde bir sürü kağıtla
    hazırladım kendimi
     
  4. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.333
    Beğenileri:
    7.519
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    102 ÇTL
    Bir Ölümsüz Yalnızlığa
    Şair: Tahsin Saraç
    Islanır bir orman yağmurunda şimdi uzak
    O bir suskun mavide ışıyan ilk sevimiz.
    Kalacak tüm karanlığıma karşın belki tek
    Yalnız seni uyuduğum şu ılık gece.
    İlk soluğunca evrenin bir serinlik
    Serpilir yirmi çağlar ötesinden çölümüze
    Kaç ölümler aştık da vardık ancak işte
    Bir ölümsüz yalnızlığa şimdi otağ kurduğumuz.
     
  5. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.333
    Beğenileri:
    7.519
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    102 ÇTL
    Boğuntu
    Şair: Tahsin Saraç
    Bıkmaz mı
    Dağlar oturmaktan, sular akmaktan
    Ve güneş her gün doğrulup aynı yöne
    Doğudan doğup batıdan batmaktan?
    Bıkmaz mı
    Kara, kara olmaktan; ak, ak;
    Hep nane mi kokacak nane çiçeği
    Konuşmayacak mı hiç şu kayalar
    Evlerde mi oturacağız hep böyle
    Ayağımız kesilmeyecek mi topraktan?
    Bıkmaz mı
    Anlamsızlıktan şu sonsuzluk
    Gizi çözülmeyecek mi oluşun
    Hiç mi bilinmeyecek şu evren
    Yıldızlar sırıtacak mı hep uzaktan?
    Bıkmaz mı, ama hiç bıkmaz mı
    Yaratan, yaratılan aynı kalmaktan?
     
  6. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.333
    Beğenileri:
    7.519
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    102 ÇTL
    Dudakların, Gül Şenliği
    Şair: Tahsin Saraç
    Bir bahar kaçkını yeşil
    Tomurcuklar seni bende.
    Sarı sıcak güneşler ışır
    Aykırı güzel o dişlerinde.
    Dudakların, gül şenliği
    Öpüşmeye giriştiğinde.
    Taş uyanır, yatak kişner
    Ateş harmanı dişiliğinde.
    Soğuk bir Kars gecesinde gürül gürül
    Yanan bir soba gibisin içimde.
     
  7. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.333
    Beğenileri:
    7.519
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    102 ÇTL
    Güvercin Kasapları
    Şair: Tahsin Saraç
    Yel ulur kar tozdurur bir kış
    Yazı yabanda şu sıra içimiz.
    Oysa sevmelerin ustasıyız biz
    Bir de alçaklıklarla kavganın.
    Alıcıkuş kesiliriz ve de ense kökünde
    Göğsümüzdeki o sıcak güvercini
    Kara dirgen elleriyle
    Boğmaya kalkışanların.
    Neden, güvencin kasapları, barışımıza kan bularsınız
    Öyle kötüsünüz ki
    İki gözden dört ölüm bakarsınız.
    Tabanca gibidir tabanca
    Sevgilenmemiz de vuruşmamız da
    Ya yürek dalında patlar
    Ya da bir alın çatında.
    Ne ki çok kez dalaşmaktansa
    Acıdan yükünü tam almış
    Güçlü bir katır gibi
    Vururuz yalnızlık yokuşumuza.
    Neden yolunuz bu denli ıramış güzellikten
    Öyle bataklıksınız ki
    Bir çiçek düşü bile geçmemiş içinizden
     
  8. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.333
    Beğenileri:
    7.519
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    102 ÇTL
    Karşıyaka'nın Üç Gülü
    Şair: Tahsin Saraç
    Asılmış bir al umuttan
    Karagücün korku dalında
    Şu can topraktaki üç fidan ölü.
    Ve artık ölmezliğin son boyutundan
    Göverir yeşil bahar yağmurlarında
    Denizgülü, Yusufgülü, Hüseyingülü.
    Ölümdür kimileyin kavganın tek ödülü.
    Kançiçeği sökünü arkalarından...
    Açmış böğrünü, hepsine ana sıcaklığında
    Devrimin kankalesi Karşıyaka gömütlüğü.
    Ve gençlik günlerine doymamışlık dağından
    Bakar, alınlar mavide ve göğüs hep namluda
    Gezmişgülü, Aslangülü, İnangülü.
    İnanç bir deliçay ki yeşertir bir gün çölü.
    Karşıyakanın üç gülü
    Yürek dalıma gömülü
    Karşıyakanın üç gülü
    Tüm kançiçekleriyle
    Göz pınarıma gömülü.
     
  9. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.333
    Beğenileri:
    7.519
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    102 ÇTL
    Kıyıdaki Elmaya Bir Ses
    Şair: Tahsin Saraç
    ey canımın güftesi, eylülün ikinci haftasıydı o sıra
    bana gülümseyerek getirdiğin bir bardak suydu o sıra
    hatırla denize hiç bakmadık çünkü kıyısındaydık
    bir elma kendi kendine büyür dururdu o sıra
    bir kıyı ikindisiyle bir elma öyle kendiliğinden
    büyürler bir öfkenin ya da bir dağın yanısıra
    bir kıyının beslerliği bir elmadan ayrılmaz gibi ama
    elma soğuk bir kış akşamında bile yenir ısıra ısıra
    bir öfkeyi diriler durmadan elma, ovadan gelir
    elbet küfelerle sandıklarla hüzünlerle ardısıra
    ey geçmişten gelen konuk, sonsuz düğmelerimi tut
    yerlerini yadırgayan sonsuz iliklerin adına
    ey canımın güftesi, denize hiç bakmadık, hatırla
    tek pencereli bir odada elma yedik ısıra ısıra
    elmanın topraktan süzdüğü gemilerin denizlerde gezdiği
    bir tatildi, bir geçiştirmeydi, yalnızlıktı bir kusura
    neydi, ne doğruydu, nerden vardık yakışmıyor konuşmak bize
    öyle barışlar okuyup yalnızlığı yaşamak kara kara
    ey canımın güftesi, ey penceresi bütün sıkıntılarımızın
    bizim babalarımız neden ölürlerdi hatırla sıra sıra
    bu söylediğim iyi bir şarkıdır elle bile hatırlanır
    yani şu, ateş ve deniz buluşurlar bir limanda arasıra
    yani şu, elma yenir ve balık durmaz kaçar
    ama yenilmezler artık buluştukları sıra
     
  10. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.333
    Beğenileri:
    7.519
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    102 ÇTL
    Otuzüç Menekşe
    Şair: Tahsin Saraç
    Bir morlukta alabora oldu gök
    Tan söktü
    Güneş dik doruklara konan bir öpücüktü.
    ¦
    Yürüyordu
    Yürüyordu değil, sürülüyordu
    Bir ak ölüme suçsuzlar, öbek öbek;
    Korkunç bir önseziyle tanık tepeler
    Utançtan eriyip küçülüyordu.
    Yatağında sütlü kahve içerken
    Karıcığı kırıtarak geçerken
    Paşa orasını kaşıdı derken.
    Otlar daha bir diridir şu an
    Koyak daha bir can kokulu.
    Öte yandan süngü, candarma, namlu
    Bir de o paşadan gizli buyrultu;
    Bir alçaklık göz kesilmiş, namludan
    Gelincik yüreklere nişan alıyordu.
    At üstünde geçer başkent sırtından
    Ülkeyi kurtarmış derler yağıdan
    Daha bir yağı mı olurmuş ondan?
    Göz bağlı, diz bağlı, dil bağlı
    Sıralandı yanyana otuzüç karaltı
    Ve nişancılar çöktü.
    Şu ılık dağ yellerinde sabahın, mermiler
    Bir kılıç komutla, yağmurca boşanıp
    Koca çınarları biçti yere döktü.
    Ne horoz sesi, ne ezan, ne koyun
    Ala bir acılıkta tüm doğa suskun
    Bitti demir ağırlığı uykusuzluğun.
    Bu dağ ne kıyımlar görmüştür bu dağ
    Bu yöre ne açlıklar, kavgalar, kanlar...
    Ve bu su, ne canlar almıştır bu su
    Ne gelinler yutmuş, ne taylar, boğalar...
    Ama bu kan var ya, otuzüç damla kan
    Varan şu otuzüç sıcak pınardan
    Akıp ezgi ezgi artık çağlara
    Onu tüm kirlerinden arıtıyordu.
    Buyurdu ölenler: kin tutulmaya
    Son bula bu acı, bu kan, bu kıya
    Mutlulukta yaşana koyun koyuna.
    Bir kızılda alabora oldu gök
    Gün söktü
    Ve otuzüç menekşe günle boyun büktü
     

Sayfayı Paylaş