1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Taht Kavgaları

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 24 Aralık 2011 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Taht Kavgaları


    Nasıl ki Avrupa da iktidarın ve otoritenin simgesi ‘'Tac'' ise , İslam aleminde ve Türklerde ‘'Taht''tır. Osmanlı padişahları önce Eyüp Sultan da kılıç kuşanırlar sonrada Taht'a çıkarlardı.

    Türk Tarihi bir nevi taht mücadeleleri tarihidir denebilir.Türk Hükümdarları ,beyleri ve devlet adamları arasındaki taht kavgaları ve yabancı devletlerin bu mücadelelere iştiraki tarihimizin mühim bir kısmını ihtiva eder.Öyle ki bazı dönemlerde bu mücadele ve çatışmalar yabancı devletlerle olan ilişkileri dahi ikinci plana itmiştir.Bu çatışmalar dönem dönem Türk Devletlerine çok zor zamanlar yaşatmıştır.Cem Sultan ve Düzmece Mustafa ayaklanmaları bunlara örnek gösterilebilir.

    Tarihimizin belirli devirlerinde Taht karışıklıklarına başta Çin, Bizans, Memlük , Anadolu Beylikleri vb dış güçler müdahale edip çıkar zemini aramışlardır.Osmanlılar devrinde bu karışıklıklara, Devşirme ve Türk Kökenli iç dinamiklerin mücadeleside eklenmiş ve durum daha da vahim hale gelmiştir.

    Bu durumun sebebine gelince,Türk Devlet geleneği ve Veraset anlayışına göre ‘'Devlet hükümdar ailesinin ortak malı ‘' sayılmış ve kimin tahta geçeceği Allah'ın takdirine bırakılmıştır.Mücadele sonunda tahta kim geçerse ona biat-itaat etme anlayışı bundandır.Çünkü takdir Allah'tandır.Örneğin ,Gedik Ahmed, Paşa Cem Sultanın lalası olmasına ve Bayezid'le mücadelesinde onu desteklemesine rağmen Bayezid Taht'a çıktıktan sonra onun emriyle oğlu kadar sevdiği ,Cem Sultana karşı savaşmıştır.

    Bu anlayışa göre tahtta hükümdarın erkek kardeş ve oğullarının tahta çıkma hakkı vardır.Bu hak onlara Allah tarafından verilmiş ve kan yoluyla geçmiştir.(Bkz.Eski Türklerde ki Kut Anlayışı)Bu durum kendinde yönetme hakkı olan tüm hanedan üyelerinin genelde bu hakkı kullanma eğilimi göstermelerine neden olmuştur.Bu nedenle Osmanlı Devletine kadar bir çok Türk Devletinin 100-150 yılı göremeden parçalara ayrılmak yada yıkılmak durumu ile yüz yüze gelmesine neden olmuştur.

    Taht mücadelesi sonunda zayıf,beceriksiz,zeki olmayan adaylarında diskalifiye olacağı düşünülmüşse de pratikte her zaman durum başka unsurların dahli ile böyle olmamıştır.Örneğin tüm becerikliliği,zekası ve aktifliğine rağmen Cem Sultan Olayında Devşirmelerin işe karışması ve II.Bayezid'i desteklemeleri nedeniyle Cem diskalifiye olmuştur.

    Taht karışıklıklarının en uzun ve kanlı hadiseleri Fetret Devrinde yaşanmıştır denebilir.1402-1413 yılları arasında Yıldırım Bayezid'in Süleyman,Musa,İsa ve Mehmed arasında kanlı çarpışmalar yaşanmıştır.Zira Timur Osmanlı ülkesini Yıldırım'ın oğulları arasında Türk Devlet geleneği uyarınca dağıtmıştı.Çelebi Mehmet kardeşlerini ortadan kaldırarak tek başına tahta çıkınca, Timur'un oğlu Şahruh onu bir mektup yazarak Türk Devlet geleneğini çiğnemekle suçlamıştır.

    Fatih Sultan Mehmed'le birlikte devlete sık sık zararlara uğratan taht karışıklıklarını bir nebze önlemek için bir adım atılmış ve Kanunname-i Ali Osman ile hükümdarın kardeşlerini öldürebileceği kaidesi vurgulanmıştır. Buna kardeş Katli adı verilmiş ve siyaseten Katl olarakta adlandırılmıştır.Kardeşler, hanedanın kanı kutsal sayılarak yay kirişi ile boğulmuşlar , kanlarının akıtılmamasına özen gösterilmiştir.

    Ahmed döneminde ise yeni bir uygulama olarak kardeş katline son verilmiş ve bunun yerine ‘'Taht'a hanedanın en yaşlı üyesi geçer'' anlayışı geliştirilerek ‘'Ekber ve Erşed''usulü getirilmiştir.Ancak bu anlayış gereği şehzadelerin tahta çıkma usulüne de son verilerek, bunun yerine Kafes Sistemi uygulanmıştır.Bununda zaman içerisinde olumsuz sonuçları ortaya çıkmıştır.

    Yani durum Osmanlı Hanedanı için aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyıktır. Hanedan ve devlet için en büyük tehlike yine hanedanın içinden gelmektedir.Üstelik buna çözüm bulmakta imkansızdır.

    Tüm yaşanan çatışmalara rağmen Osmanlı da bir hükümdarın taht ta kalma süresi vasati 17 senedir.Bizans ta ise bu süre vasati 5yıldır.Diğer Hıristiyan devletlerde durum buna yakındır.Bunun nedeni Hıristiyan kültüründe kadınların ve sıradan insanlarında yeterli gücü elde ederlerse taht'a çıkabilmeleridir.Osmanlı da taht'ın yolunun hanedan mensubu olmayanlara kapalı olması bir nebze de olsa avantajdır.

    İstisnalar yok mudur ?Elbette vardır.Bilge Kagan ve Kül Tigin,Tuğrul ve Çağrı Beyler,Orhan Gazi ve Alaaddin Bey gibi.Ama bizimkiler genelde kardeş kardeş geçinememişlerdir.

    Günümüze geldiğimizde ise Taht Kavgalarının yerini koltuk kavgalarının aldığını söyleyebiliriz.Birlik ve beraberliğe her dönemden daha çok ihtiyacımız olduğu bir dönemde şu sorunun cevabını düşünmemiz lazım değil mi?

    Geçmişin taht kavgalarını mazur görebiliriz ama bu günün Koltuk kavgalarını nereye koyacağız?

    Bu millet gözünü mal ve makam hırsı bürümüş idarecilerden çektiğini kimseden çekmemiştir.Demek ki geçmişten bu güne değişen bir şey yoktur.Bir arpa boyu yol dahi ilerleyememişiz.
     

Sayfayı Paylaş