1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Takriri Sünnet Nedir?

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 26 Haziran 2013 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Takriri Sünnet Nedir?

    Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem), ashabında gördüğü bazı hoşuna gitmeyen davranışları usûlünce tenkit buyururlardı. Meselâ minbere çıkar ve isim tasrih etmeden, perdeyi yırtmadan: "Cemaate ne oluyor ki, falan şöyle yapıyor?!" diye ikaz ve tembihde bulunurlardı. Âişe Validemiz'in ifadeleriyle: Şahsına karşı yapılan kötü muamelelerde son derece müsamahakâr olmasına rağmen, hakkın çiğnendiği yerde, kükremiş aslan gibi, ihkâk-ı hak edinceye kadar kendisini durdurmak mümkün olmazdı. Bu arada, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), bazen de gördüğü davranışları men etmez ve sükutuyla onları tasvip buyururlardı ki, bu da sünnetin takrîrî kısmını teşkil etmektedir.

    a. Meselâ; bir defasında iki sahabi sahrada su bulamadılar ve teyemmümle namaz kıldılar. Bunlardan biri, daha sonra aynı namaz vakti içinde su buldu ve abdest alıp, yeniden namaz kıldı.. diğeri namazını iade etmedi. Sonra ikisi de gelip, durumu Resûlullah'a (sallallâhu aleyhi ve sellem) anlattılar. Allah Resûlü: "Suyu bulduğum hâlde, ben namazı iade etmedim." diyene: أَصَبْتَ السُّنَّةَ "Tam sünnete göre hareket ettin."; "Suyu bulunca, abdest alıp, namazı iade ettim." diyene de: لَكَ اْلأَجْرُ مَرَّتَيْنِ "Sana da iki mükafat var." buyurdular. İşte bu, takrîrî sünnete girmektedir.

    b. Yine, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) Benû Kureyza'yı tedibe giderken: "Acele edin, namazı orada kılacağız!" buyurdular. "Acele" sözünden bazı sahabi: "Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), acele edip Kureyzaoğulları yurduna varmamızı ve namazı orada kılmamızı istiyor..." mânâsını çıkarıp, hemen yola çıktılar ve namazı orada kıldılar. Diğer bir kısım sahabi ise, "Hayır, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), acele etmemizi istiyor; yoksa namazı burada da kılabiliriz." mânâsını çıkararak, namazlarını kılıp da gittiler. Mesele Allah Resûlü'ne (sallallâhu aleyhi ve sellem) götürüldüğünde, her iki grubun yaptığını da tasvip buyurdular. İşte, bu ve benzeri hâdiseler de takrîrî sünnete misal olarak zikredilirler.
     

Sayfayı Paylaş