1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Talih Kuşu Aşka Konmazsa!

Konusu 'Aşk' forumundadır ve İLkİm* tarafından 10 Nisan 2010 başlatılmıştır.

  1. İLkİm*
    Avare

    İLkİm* MaviKuş ~ Özel üye

    Katılım:
    22 Kasım 2009
    Mesajlar:
    3.474
    Beğenileri:
    153
    Ödül Puanları:
    3.480
    Banka:
    136 ÇTL
    Talih Kuşu Aşka Konmazsa! (1.Bölüm)
    “Başına talih kuşu konmuş kızın” diyordu meraklı komşu kadın. Mahallenin genç kızına uzaktan bakıp, hayatı hakkında bir fikir edinmiş ve gelen talibin muhteşem olduğunu düşünmüştü.

    1.Bölüm
    Talih Kuşu Aşka Konmazsa!
    Kendi kızının başına böyle bir şey gelmemesine için için kızmıştı. Hatta eve döndüğünde, kızının odasına gidip; “bak millet ne kocalar buluyor, sen hala o çulsuza aşığım diye dolan” diye bağırmıştı.

    Komşu kadının övgüler yağdırdığı Nalan, memur bir ailenin kızıydı. Babasının zorlukla geçindirdiği evine katkı sağlamak için, liseyi bitirdikten sonra çalışmaya başlamıştı. Sessiz, sakin, ailesine düşkün, güzel bir kızdı.

    Çalıştığı yerde onu görür görmez beğenen Murat, zengin bir ailenin oğluydu. Babasının işinde çalışıyordu. Zaten babası da bir müddet sonra emekli olup, biraz hayatını yaşamak istiyordu. Bildiği her şeyi Murat'a öğretti. Bütün idareyi oğluna bırakacağı günü sabırsızlıkla bekliyordu.

    Murat babasına bir kızı beğendiğini ve evlenmek istediğini söyledi. Babanın tepkisi, Türk filmlerinden aklımıza kazındığı gibi olmadı. Yani zengin çocuk, fakir kız aşkına itiraz eden bir baba yoktu. Oğlunun evlenmek isteyişini sevinçle karşıladı. Evlenip sorunluluk aldığında, işine daha fazla sarılacağını ve o zaman gönül rahatlığıyla emekli olacağını düşünüyordu.

    Sorup soruşturdular. Nalan'ın ailesi hakkında iyi sözler duyunca, aileye haber saldılar. Hayırlı bir iş için akşam geleceklerdi. Bütün gün temizlik yapıldı. Misafire ikram edilecek yiyecekler hazırlandı. Nalan, patronuyla Murat hakkında görüştü. Zaten gelip gittiğinde yapılan ayaküstü sohbetleri de vardı.

    Akşam oldu, Murat ve ailesi geldiler. Nalan'ın babası, düşünmek için biraz zaman istedi. Misafirler gitti. Nalan'ın annesi odaya geldi. Kızına Murat'ı isteyip istemediğini sordu. Nalan kararsızdı. Hiç tanımadığı biriyle evlenmek bir tarafa, onun hayalinde bir gün birine aşık olmak vardı.

    Annesi: “Bak kızım, bu çocuk iyi birine benziyor. Aşk dediğin gelip geçer. Ben babana deli gibi aşıktım ama durumumuzu görüyorsun. Kıt kanaat geçiniyoruz. Bir gün yüzü görmedik. Senin hayatında böyle mi olsun istiyorsun? Gel bu şansı kaçırma!” dedi.

    Sonunda, ailesini de rahata erdirmeyi düşünene Nalan, teklifi kabul etti. Evlendiler. Aradan geçen 5 yıl içinde, 2 çocukları oldu. Nalan, hiçbir zaman Murat'ı sevmedi ama alıştı. Yaşam şartlarının da iyi olması, elbette bu alışma sürecini hızlandırıyordu. Murat'ın babası emekli olmuş ve bütün işi oğluna devretmişti.

    Candan Ünal
     
  2. İLkİm*
    Avare

    İLkİm* MaviKuş ~ Özel üye

    Katılım:
    22 Kasım 2009
    Mesajlar:
    3.474
    Beğenileri:
    153
    Ödül Puanları:
    3.480
    Banka:
    136 ÇTL
    Talih kuşu Aşka Konmazsa! (2.Bölüm)
    Geçen 5 yıl içinde, Nalan ve Murat'ın ilişkisi yara almıştı. Nalan, sahip olduğu en değerli varlıklarına, yani çocuklarına karşı aşırı titiz, neredeyse hastalıklı bir anne olmuştu.


    2.Bölüm

    Murat, için için Nalan'ın kendisi kadar aşık olmadığını biliyordu. Bunu değiştirmek adına yanlış taktikler uyguluyordu. Her gece sevişmek istiyordu. Nalan içinse, bu durum bir görev haline gelmişti. Gün geçtikçe cinsellikten ve Murat'tan soğumaya başlamıştı.

    Artık Murat'ın kendine dokunması tüylerini ürpertiyor ve neredeyse midesini bulandırıyordu. Akşamları televizyon karşısında sızıp kalması için dua ediyordu. Murat salon koltuğunda uyuyakalırsa, hiç sesini çıkarmadan odaya gidiyor ve sabaha karşı uyanıp yatağa gelmemesini diliyordu.

    Aralarındaki bu sessiz savaş hiçbir zaman konuşulmadı. Zaten artık neredeyse hiç konuşmuyorlardı. Her evliliğin bu hale geldiğini, kendilerine özel bir durum olmadığını düşünüyordu Murat. Erkek arkadaşlarıyla sohbet ettiği zamanlarda, hepsinin karısını kötülediğini ve bekarlık günlere dönmek istediklerini duyuyordu. Demek ki, tüm evlilikler aynı sona ulaşıyordu.

    Evlilik yıldönümlerinden bir hafta sonra Murat'ın babası vefat etti. Murat hayatının en büyük darbesini almıştı. Uzun süre kendini toparlayamadı. Nalan, eşinin düştüğü durumu görüyor ancak ne yapsa yardımcı olamıyordu.

    Önceleri sadece gevşemek için bir kadeh içtiği içki, zamanla Murat'ı ele geçirdi. İlk başlarda düzenli olarak her akşam, sonra neredeyse günün tüm saatlerinde içmeye başladı. Çocuklarını ve evini unuttuğu gibi, iş yerinede gitmiyordu.

    Zamanla piyasadaki çekleri karşılıksız çıkmaya, senetleri tahsil edilmemeye başladı. Maaşlarını alamayan çalışanlar birer birer ayrıldılar. Murat iflasın eşiğine geldi.

    Nalan önceleri eşine yardımcı olmak için uğraşsa da, o da bıkmıştı. Gece yarıları kapıya gelen alacaklılar, ödenmeyen okul giderleri derken, Nalan çocuklarını alıp evi terk etti.

    Ailesinin yanına sığınan Nalan'a orada da huzur yoktu. Murat içip içip kapıya dayanıyor. Sokakta bağırıp, Nalan'ın ailesini etrafa karşı rezil ediyordu. Nalan mahkemeye başvurdu. Artık boşanmak ve bu sefil evlilikten kurtulmak istiyordu.

    Bir sabah erken saatte aldığı haberle sarsıldı Nalan. Muhtemelen yine alkollü olarak araba kullanan Murat, sahil yolunda kaza yapmış ve arabasıyla denize uçmuştu. Donup kaldı Nalan yerinde, aklına ilk gelen çocuklarına bu haberi nasıl vereceğiydi. Sonra içini garip bir huzur kapladı, kurtulduğunu düşündü. Bir yandan gözünden akan yaşlara engel olamıyor, diğer yandan aklından geçen düşünceler için kendini suçluyordu.

    Birkaç ay sonra Nalan ve ailesi mahalleden taşındılar. Sonra Nalan'a ne oldu, nasıl bir hayatı oldu kimse bilmiyor. Ancak ben çocukken yaşanan bu hikayenin bir trajedi olduğu kesin. Yani, talih kuşu öldü; aşk ise o kapıya hiç uğramamıştı…

    Candan Ünal
     

Sayfayı Paylaş