1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz
Notu Gizle
Merhaba Ziyaretçi.

"BENİM DÜNYAM" konulu resim yarışması başladı. İlgili konuya BURADAN ulaşabilirsiniz.

Sizi de bu yarışmaya katılıma davet ediyoruz...

Tarihteki İlk Roman

Konusu 'Edebiyat / Kitap' forumundadır ve Çağlayağmur tarafından 3 Mart 2012 başlatılmıştır.

  1. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur Mutlu Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.155
    Beğenileri:
    4.572
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    1.439 ÇTL
    İlk roman 1000 yıl önce Japonya'da yazıldı

    Bayan Murasaki'nin ‘Genji Hikayesi'

    İlk denemeyi yazanın Montaigne olduğu sanılır. Oysa Montaigne'den en az bin yıl önce, Çin'de memur olabilmek için deneme ustası olmak zorunluydu.


    Yaygın kanı, Don Kişot'un insanlık tarihinin ilk romanı olduğu yönündedir. Oysa insanlık tarihindeki ilk roman, zamanımızdan bin yıl önce, Japonyalı bir kadın yazar olan Murasaki Şikibu tarafından yazılmış olan Genji Hikayesi'dir. Don Kişot'a ilişkin yanlış kanının altında iki neden bulunmaktadır: Birincisi, Genji Hikayesi'nin İngilizce'ye ilk çevirisi, kitabın yazılışından yaklaşık dokuz yüzyıl sonra, 1900'de, Kencho Suematsu tarafından eksik bir çeviri ile yapılmıştır. Bütün iki metin ise, Arthur Waley'in çevirisiyle 1933 yılında ve Edward G. Seidensticker'ın çevirisiyle 1976 yılında yayınlanmıştır. İkinci neden ise, daha bütüncül ve daha ciddidir: Birçok alanda olduğu gibi, ekinsel (kültürel) alanlarda da bir AB-ABD başatlığı söz konusudur. Çok çok az sanatçının ve düşünürün aklından, ilk romanın, AB-ABD yeryapısı (coğrafya) dışından çıktığı geçebilir. Her şeyin en iyisinin o yeryapıda olduğu düşünülür. Aynı biçimde, ilk denemeyi yazanın Montaigne olduğu sanılır. Oysa Montaigne'den en az bin yıl önce, Çin'de komutlu (memur) olabilmek için deneme ustası olmanın zorunlu olduğu hiç akla gelmez (Gezgin, 2546a).

    Romanın konusu
    Roman, Asya anlatılarında geleneksel olduğu üzere, roman kişisinin ailesinin tanıtılmasıyla başlar. İmparatorun soylu olmayan gözdesinin güzel mi güzel bir oğlu olur. Daha sonra Genji adını alacak bu çocuk, büyür; annesi ve anneannesi ölür. Koreli falcılar gelir ve büyük bir adam olacağını söylerler. Ancak, İmparatordan sonra kimin başa geçeceği bellidir: Tahta, İmparatorun büyük oğlu geçecektir. Çocuk, bunun yerine, soylu olmayan Gen klanının başına getirilir; bu nedenle, adı, ‘Genji' olur.
    İkinci bölümde üç tür kadından söz edilir. Genji, romanın ilerleyen bölümlerinde bu üç kadınla karşılaşacaktır. Bu bölüm, Bayan Murasaki'nin ustalığını konuşturduğu; erkeklerin gözüyle kadın tiplemeleri çizdiği bölümdür.
    Bundan sonraki bölümlerde, Genji birçok kadınla birlikte olur. Bunların arasında, imparatorun gözdesi de vardır. İmparatorun gözdesinin bir oğlu olur. İmparator, ona gözü gibi bakar. Ancak, gerçeği bilmemektedir: Çocuğun babası, Genji'dir. Bin sayfanın büyük bir bölümü boyunca, evli-bekar birçok kadınla birlikte olan Genji, yıllar sonra güçten düşecek; yeni karısı onu aldatacaktır. Romanın kurgusunda, Budacı inancından kaynaklanan bir döngü bulunmaktadır. Aldatan, aldatılana dönüşür. Bu yanıyla Genji, birçok romanı etkilemiştir. Bunlardan biri de Candara'dır (Gezgin, 2546b). Genji, karısının doğurduğu çocuğun kendisinden olmadığını öğrenecek, bir manastıra çekilecektir. Romanın son bölümleri, Genji'nin karısını gebe bırakan ve çok sayıda kadınla birlikte olan yeni bir kişilik çevresinde döner. Döngü, sürecektir.
    Murasaki'nin romanı, çokeşlilik düzeninde büyük acılar çeken kadınların romanıdır. Yaşadığı dönemde çokeşlilik çok yaygındı ve toplum tarafından olumlu karşılanıyordu. Ancak, toplum, öngörülebileceği üzere, erkeklerin çokeşliliğini daha olumlu karşılıyordu. Bu nedenle, kadınların yaşamı, kıskançlık, hınç, öfke arasında eriyip gidiyor (Bowring, 2004, s.3); dönemin en ülküsel (ideal) kadın yaşantısı, kraliçenin ya da prensesin değil, rahibelerin oluyordu. Ancak, bir kadın, evlenmişse; rahibe olmak için, eşinden izin almak durumundaydı (Hirota, 1997) ve bu izin, çok nadir verilmekteydi.
    Anlatı geleneğinin, Şikibu döneminde günümüzdekinden farklı olduğunu söylemekte yarar var ve bu durum, Genji Hikayesi'nin kurgusunu ve yazılışını tümüyle etkilemiş bir özelliktir: Anlatılar aktarılırken, bir yandan, olan bitenlerin resimlendiği temsiller de gösterilirdi (Hirota, 1997). Bu nedenle, dönemin anlatıcıları, uzun betimlemelere yer vermemiş; olay öykücülüğüne ağırlık vermiştir. İnsanlık tarihindeki ilk romanın 1000'lerin Japonyası'ndan çıkması, belki de bundan kaynaklanmaktadır. Elbette, bu savı sınamak için, anlatılarını temsiller eşliğinde sunma geleneği olan toplumlara da bakılmalıdır.
     
  2. arz-ı hal

    arz-ı hal şşşşştttttttt Özel üye

    Katılım:
    29 Kasım 2011
    Mesajlar:
    9.030
    Beğenileri:
    554
    Ödül Puanları:
    5.980
    Meslek:
    artık sadece eş ve anne
    Yer:
    Beşitaş'ın tam ortası
    Banka:
    315 ÇTL
    hiç duymamıştım,kendime kızdım şuan...
     
Benzer Konular
  1. Suskun
    Mesaj:
    2
    Görüntüleme:
    5.378
  2. Suskun
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    14.454
  3. ZeyNoO
    Mesaj:
    2
    Görüntüleme:
    1.094
  4. ZeyNoO
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    6.623
  5. ~meLek~
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    1.054
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş