1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Tarihten Ders Alan Uluslar Ancak Ilelebet Yaşabilirler.

Konusu 'Ne Mutlu Türküm Diyene' forumundadır ve wien06 tarafından 28 Mayıs 2010 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Zaman insanlara inanılmaz oyunlar oynar. Onun neleri getireceği ve neleri götüreceği hiç belli olmuyor. Zannedersiniz ki, zaman denilen kedi bulduğu her canlıyı önüne katıp kâh önünde yuvarlayarak kâh tokat atarak biz ölümlü farelerle oyun oynuyor. Nitekim Çanakkale savaşının sonunda Donanma Bakanı Churchill’e “Türk’ler, Çanakkale’yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısına adeta bir kale gibi dikilmişlerdir” dedirten böyle bir oyun olsa gerek. Zaman, General Ian Hamilton'a da günlüğüne "Düşman madalyayı hak etti!" notunu düşürecek bir oyun oynayacaktır. Muavanet-i Milliye gemimiz Çanakkale Seferi süresince İngiliz donanmasının maruz kaldığı en büyük felaketin meydana gelmesini, yani 13.150 tonajı ve yedi yüz elli mürettebatı olan Goliath'ın ancak yüz seksen kişi hariç diğer personelinin gemi ile beraber sulara gömülmesini sağlamıştı. Aslında kartpostallarında bile Çanakkaleyi geçip İstanbul’a ulaşmayı planlayan “Yenilmez Armada” askerleri hayalleri ile birlikte derinlere dalıp gittiler.

    Savaşın en şiddetli günlerinde ihtiyar ve yaralı bir aslan görünümündeki Mesudiye zırhlısı personeli de zaman denilen bu öğütücü makinenin garip oyununda rollerini oynamışlardır. Geminin İkinci Kaptanı Kıdemli Yüzbaşı Üsküdar’lı Rıfat efendidir. Onun Oğuz Otay’ın Efendi Kaptan Kurtar Bizi kitabındaki hatıralarından öğreniyoruz ki sabit istihkam olması emredilen bir zırhlıdır Mesudiye. Eksiği gediği çoktur. Hatta sırf harp halindeki donanmaya lazım olur diye kıymetli Kardif kömür stoğu bile karaya çıkartılarak heba olması engellenmiştir. Geminin ufki zırhları bulunmadığından buralara kum torbaları yerleştirilerek tedbir alınmaya gayret olunmuştur. Vazifesi ağırdır. Bir gemiye yakışmayacak emir almıştır. Sabit batarya olacaktır. Yani demir atmış halde iken boğaza yönelen düşman gemilerini avlayacaktır. Bu yaralı aslanın neler yapabileceğini ve kaderin ona oynayacağı cilveleri o günlerde hiç bir Mesudiye personeli bilmemektedir. Ani bir kararla geminin toplarının sökülüp karadaki bataryalara takılması düşünülür. Ve bu karar hızla uygulamaya konulur. 3 ayda 3 topu sökülen Mesudiye artık hem yaralı hem de tırnakları sökülmüş bir aslandır. Ancak bu kararın ne derece isabetli olduğu savaşın ilerleyen anlarında anlaşılacaktır.

    Çılgın bir İngiliz denizcisi olan Holbrook da bu oyunun içinde rol alabileceğini düşünmemiştir. O denizaltısını gecenin meşum karanlığından faydalanarak Çanakkale’ye sokmanın peşindedir. Nitekim bunu başarır da. Mesudiye’nin dördüncü topunun sökülüp bataryalara yerleştirilmesine kumanda ettiği denizaltısının torpidoları müsade etmeyecektir.

    Bundan sonrası tam bir can pazarıdır Mesudiye için. İçeride tıkılıp kalan Mehmetçikler vakar içinde ölümü beklemişlerdir. Küçük deliklerden alınan nefesler bu ölüm kalım oyununda kimilerinin kurtulduğu kimilerinin ise şehadet şerbetini içtikleri ana kadar Mehmetçiklere hayatı yudumlama fırsatını vermiştir.

    18 Mart 1915 tarihinde Mesudiye’nin sökülen pençeleri harbe girecek ve Fransızların Bouvet zırhlısının derisinde inanılmaz yaralar açıp Türk topçusunun adını tarihe kaydedecektir. O ana kadar düşmana tek top mermisi bile atamadan batan Mesudiye’nin artık gövdesinin yarısı denizin dibinde ama pençeleri tabyalardadır. O, gemi olmaktan çıktığı zaman Baykuştepe’de topçu bataryası haline dönmüş ve düşman donanmasının amansız ateşlerine karşılık vermiştir. Denizdeyken tek mermi atamamış ve bununla kahrolmuş Mesudiye personeli bayram etmektedir. Bouvet geri çekilirken mayına çarpar ve batar. Artık zaman yeniden Mesudiyenin zamanıdır. O, savaşın sonuna kadar vazifesini kahramanca yapacaktır.

    Mesudiye’nin ölüm kalım oyununu kitaplar böyle yazıyor. Onun rolü savaşta mağlubiyetten zafere dönen bir yolculuk yapmak. Bize de nice kahramanlık hikayeleri yazan bir ulusun alınmış dersleriyle bezenen tarihini yeniden yaşatmak düşüyor.

    Unutmayınız dostlar.
    Tarihten ders alan uluslar ancak ilelebet yaşabilir
     

Sayfayı Paylaş