1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Tarzlara göre müzik

Konusu 'Müzik' forumundadır ve Suskun tarafından 22 Mart 2012 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    279
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.055 ÇTL
    Tarzlara göre müzik
    Şarkı
    Akustik müzik
    Arabesk müzik
    Arabesk-pop müzik
    Asansör müziği
    Blues-rock
    Chalga
    Disko
    Ethereal (müzik)
    Funk
    Goth
    Horror Punk
    J-pop
    Klezmer
    Konçerto
    Koumpaneia
    Laika müziği
    Laiko
    Latin rock
    Minimalist müzik
    Opera
    Oratoryo
    Polonez
    Pop folk
    Screamo
    Senfonik şiir
    Ska punk
    Son (müzik)
    Technobesk
    Türk Pop folk müziği
    Vocal trance
    Yé-yé
    Ça-Ça-Ça​


    Şarkı
    Şarkı, insan sesinin müzik aletleri yardımıyla oluşturduğu beste. Genellikle şiirsel ve uyaklı bir yapıya sahip olan şarkı sözleri, dini metin ya da nesir olarak da yazılabilmektedir.

    Genellikle tek bir şarkıcı tarafından seslendirilen şarkılar düet biçiminde, bir trio ya da müzik grubu tarafından da söylenebilmektedir.

    Akustik müzik
    Akustik müzik, elektrik ve elektronik müziğin aksine daha çok akustik bir şekilde ses oluşturan enstrümanlarla yapılan müzik türüdür. 'Akustik müzik' tabiri, elektro gitar, bas gitar ve synthesizer gibi müzik aletlerinin icadından sonra ortaya çıkmıştır.

    Akustik müzik yapan kişiler, müziğin sesini elektronik amfilerle arttırırlar. Fakat bu amfi aletleri enstrümandan ayrı olarak satılır ve sesin kusursuz bir biçimde yükseltilmesini sağlar.

    90'lar boyunca yayınlanan popüler televizyon şovu MTV Unplugged sayesinde (çoğu zaman elektrik amfi kullanmalarına rağmen) elektronik enstrümanlarla akustik müzik yapan kişilerin sergilediği performanslara "unplugged" performans denmiştir.

    Arabesk müzik
    Arabesk, oryantal bir müzik türü. Daima duygusal olan şarkı sözleri, başarısız aşkları, her türlü günlük sıkıntıları konu olarak ele alıp umutsuzluğu ve başarısızlığı ifade etmektedir. Arabesk müzik Türk Müziğinin bir parçasıdır, Arap Müziği değildir bu yüzden 'Arab-esk' denmiştir.Klasik Arap Müziği'nin Klasik Türk Müziğinden geniş ölçüde ayrılması sebebiyle Arap Müziği , Türkiye'de benimsenmemiş,fakat sonra Fantezi müzik,Türk Halk Müziği,Türk Sanat Müziği gibi tarzlara Arap ezgileri ve usulleri eklenerek ve Arabesk müzik doğmuştur.

    Arabesk-pop müzik
    Arabesk-Pop Müzik Türkiyedeki pop folk müziğidir.Tallava (Arnavutluk,Makedonya cumhuriyeti), chalga (Bulgaristan), Laika müziği ( Yunanistan), Manele (Romanya), turbo-folk (Eski Yugoslavya), benzer müziklerdir.

    1980'lerde arabeskin tutulması ile birlikte Türkiyede pop müzik arabeskin etkisinde kaldı. 1990'lı yıllarda oluşan bu arabesk-pop müzik dinleyici kesmini arttırarak ve diğer arabeskçilerinde katkıları ile günümüze ulaştı. Fantezi müzik ile karıştırılsa ise de fantezi müzik daha çok sanat müziği etkisinde olan bir müzik iken bu müzik arabesk müziğin batı enstrümanları ile modernize halinden başka bir şey değildir.

    Asansör müziği
    Asansör müziği, popüler müzik türlerinin enstrümantal düzenlemeler ile alışveriş merkezi, metro istasyonu, asansör, havaalanı, bekleme salonu gibi mekanlarda çalınması için tasarlanan, sözleri olmayan müzik türüdür. İnsanların toplum içindeyken yalnız olarak dinlemesine uygun müzik olarak da tanımlanabilir.Asansör müzikleri genellikle dinlerken dikkat çekmeyen çok basit melodiler şeklindedir. Yayıncılık sektöründe radyo istasyonları tarafından özellikle sözsüz oluşu ve ticari olarak maliyetinin düşük olması nedeniyle tercih edilir.

    Blues-rock
    Blues-rock, rock and roll ile blues müziğinin karışımı sonucu ortaya çıkmış bir müzik türüdür. Enstrüman olarak çoğunlukla elektro gitar kullanılmakla birlikte bas gitar ile bateri de kullanılmaktadır. Blues rock, 1960'lar'da İngiltere ve Birleşik Devletler'de ortaya çıktı. Punk blues ve Acid Blues türleri mevcuttur.

    Chalga
    Disko, diskotek, genel olarak doğuya yönelik pop müzik tarzında veya punk ve soul müzik karışımı olarak görülen, popülaritesini ilk olarak 1970'lerin başında, özellikle diskotek ve dans kulüplerinde ortaya çıkaran bir dans ve müzik türüdür. Disko müzikte zaten erken 1970'lerde boy gösteriyor ve seviliyordu. Disko müzik çok farklı özelliklere sahipti, dört kata gibi ritmik terimler ve sıklıkla sekiz veya onaltılık vuruşta notalarla birlikte bateri benzeri hi-hat çalgılar çalınıyordu. Bunlardan ziyade telli çalgılar, klarkson, elektirkli piyanolar ve elektro gitarlar fon müziğinde kullanıldı. Ayrıca orkestra enstürmanları da solo melodiler için kullanıldı.

    1970'lerin ortasında patlak veren disko, Donna Summer, Bee Gees ve ABBA grubunuda içine alarak büyüdü. Disko sanatçıları bir yandan şarkılarını oluşturuken bir yandan disko müzik zirveye ulaşıyordu. 1970'lerin sonlarında Fransız şarkıcı Patrick Hernandez daha çok pop müzikle uğraşırken Born to be Alive adlı parçasıyla disco müzik tarihinin en büyük katkılarından birini yapmıştı. Disko kendini tüm dünyaya gösterirken; John Travolta'nın oynadığı 1970'lerin tozlu ve kirli Brooklyn'inde haftasonları diskoteğe giden bir gencin serserilikten diskoya uzanışını anlatan Cumartesi Gecesi Ateşi filmi gençlerin 1970'lerde ilgi odağı haline gelen bir film olmuştu.Ayrıca bu filmin müzik albümünü de Bee Gees yapmıştı. Disko, 1980'lerin ortasından hafif hafif popülaritesini düşürmeye başladı. Ancak 1980 ve 1990'larda disko farklı tarzlarda geliştirilerek elektro dans, punk ve tekno müzik türleri oluştu. Ancak disko kültürü 1990'larda daha geniş kitle ve mekanlarla sektördeki yerini aldı. Bununla beraber disko kültürü dahada yaygın bir hale gelerek Rap müziği ve Tekno müziğiyle kitleleri arkasına aldı. Batıda oldukça yaygın olan bu müzik türü nerdeyse bir kitle kültürü haline gelmeye başladı. Dr. Alban-Hello Afrika ve Mc Hammer- U Can't Touch , michael jackson- Bad vb. sanatçıların yepyeni projeleriyle büyük beğeni kazandılar ve 2000'lere kadar Disko müziği popülerliğini devam ettirdi. 2000'li yılların başlangıcıyla birlikte hem bu disko mekanları hemde disko müziğine olan akım kendi kabuğuna çekildi. Disko işletmeleri kapatıldı veya zamanın yokluğu ve rağbet görmemenin içerisinde populer bir kültür ürünü olarak yerini tarih aynasına kaydettirdi.

    Disko
    Disko, diskotek, genel olarak doğuya yönelik pop müzik tarzında veya punk ve soul müzik karışımı olarak görülen, popülaritesini ilk olarak 1970'lerin başında, özellikle diskotek ve dans kulüplerinde ortaya çıkaran bir dans ve müzik türüdür. Disko müzikte zaten erken 1970'lerde boy gösteriyor ve seviliyordu. Disko müzik çok farklı özelliklere sahipti, dört kata gibi ritmik terimler ve sıklıkla sekiz veya onaltılık vuruşta notalarla birlikte bateri benzeri hi-hat çalgılar çalınıyordu. Bunlardan ziyade telli çalgılar, klarkson, elektirkli piyanolar ve elektro gitarlar fon müziğinde kullanıldı. Ayrıca orkestra enstürmanları da solo melodiler için kullanıldı.

    Ethereal (müzik)
    Ethereal Müzik 80'li yılların başlarında İngiltere'de 4AD etiketiyle Dead Can Dance, This Mortal Coil ve Cocteau Twins adlı öncü müzik grupların etkisiyle ile ortaya çıkmıştı. Ruhâni, cennetsel müzik anlamına gelir. Darkwave müziğin alt tarzı olarak tanımlanır.

    Ethereal müzik de genellikle bayan vokal kullanılır. Bayan vokaller ağıtsal ya da sarhoş edicidir. Müziklerde karanlık materyaller, atmosferik/akustik gitar melodileri, dingin elektronik melodiler, klasik enstrümanlar veya dünya müziklerinden öğeler kullanılır. Erkek vokallerin sunumu genellikle fısıldayan, rüyasal ya da bunlar dışında mütevazı bir tarzda.. Sözlerin de genellikle zor yorumlanacak şekilde olduğunu söylemek mümkün. Bu tarz üzerinde Ambient müziğin güçlü etkilerini olduğu da söylenebilir.

    Funk
    Funk, groove kavramının üzerine kurulu bir müzik türüdür. Tek başına bir müzik türü değildir, belirli türlere ayrılmıştır. Özellikle 70'lerin sonunun funk müzikalitesi disco/pop/boogie izlenimi verir. İlk olarak Afrika kökenli Amerikalı müzikçiler tarafından yapılmıştır.

    Goth
    Goth, 1970'lerin sonu 1980'lerin başında, Punk'tan etkilenerek doğan bir alt kültürdür.

    Söylentilere göre Joy Division grubunun menejeri Anthony H. Wilson, pop gruplarına karşı Joy Division'ı Gothic olarak niteleyen ve bu alt kültüre bir nevi resmi ismini kazandıran kişi. Avrupa'yı yağmalayan Goth Kabileri ile hiçbir ilgisi olmayan bu altkültür, Thatcher - Reagen döneminde yapmacık Anglo Saxon kültüren bir tepki olarak doğdu denebilir. Konservatzmin ve gelenekçiliğin dünyaya empoze edilmeye çalışıldığı, çok başarılı, mutlu, ve rahatsız edici herşeyi yoksayan bir toplumun karşısına, hayatın bütün ikilemleri ile karanlık ve aydınlık, iyilik ve kötülük, ölüm, depresyon, var oluşun anlamsızlığı gibi öğeri bir nevi kutsayan bu altkültür ikilemler olmaksızın hayatın var olmayacağını kabul ederek, karanlık ve sıradışı bir anlayışla kabulendiği bu ikilemleri kutsar. Tarihe, edebiyata, müziğe ve mitolojiye ilgi duyan, Afrodit'le beraber Medea'yı da kutsayan bu alt kültür, zamanla kendini kabul ettirdi. Goth kültürü sanatın her alanında kendi ilahlarını yarattı.Müzikte Sister of Mercy, Siouxsie and Banshees, Damned, The Cure, Nine Inc Nails, Mission, Fields of the Nephilim ve şu anda Ankara'da yaşayan Peter Murphy'nin grubu Bauhaus. Edebiyatta Lord Byron, Dante, Anne Rice ve Shelley gibi ölümü kutsayan şairleri, Edgar Allan Poe'nun gizemini seviyorlar. Sinemada ise Alman Ekspresyonist filmleri favorileri arasında en başı çeken Nosferatu, Bir Dehşet Senfonisi, The Cabinet of Dr. Caligari ve tabi ki Dracula. Kendi aralarında Fetish, Cybertech, Glitter, Antique gibi tarzlara ayrılırlar.

    Horror Punk
    Horror Punk, popüler bir müzik türüdür. Bu tür kendi içerisinde eski dönem saf Punk Rock, Doo-Wop, Rockabilly esintilerini korku filmi temaları, özellikle Zombi konulu filmlerin öğeleri ile harmanlamıştır. Parçalar genel olarak diğer Punk örneklerinde olduğu gibi kısa sürelidir. Bu tarzın ortaya çıkışı, Danzig'in kurduğu efsanevi grup The Misfits'in ortaya çıkış tarihi olan 1977 yılı ile doğru orantılıdır. Parçalarında klasik B sınıfı korku filmlerinin isimlerini kullanan grup o yıllarda büyük başarı elde etmiştir.

    Çoğu müzik türünün aksine Horror Punk daha çok underground olarak, çeşitli bölge festivalleri ve web sitelerinin forumları aracılığı ile yayılmaya devam etmektedir. Özellikle son yıllarda sayıları oldukça artan gruplar sayesinde daha uzun süre popülerliğini koruyacaktır. Bu tarz daha sonraları Death Rock, Shock Rock, Horror Rock ve Horrorcore gibi dallara da ön ayak olmuştur. Özellikle büyük Pop-punk grubu The Ramones zamanında birçok parçasında korku öğelerini sıkça kullanmıştır.

    Ayrıca bu dala özgü korku temalı sahne şovları ve giyim stilleri de doğmuştur, ve bunlar görsel olarak müzik ile uyum içerisindedir.

    J-pop
    J-Pop, Japanese Pop (Japon pop müziği) öbeğinin kısaltmasıdır ve popüler Japon şarkıcılarına atıfta bulunur. Japon medyası tarafından Japon şarkıcıları yabancı şarkıcılardan ayırmak için ortaya çıkarılmıştır.

    Klezmer
    Klezmer sözcüğü, etimolojik olarak müzik enstrümanı anlamına gelen İbranice kle ve zemer sözcüklerinden oluşmuş bir müzik türüdür.

    Klezmer içinde sözlü parçalar barındırsa da, genel olarak baktığımızda enstrümental bir müzik türüdür. Klezmer Müziği'ne yön veren ve iskeletini oluşturan temel, kullanılan enstrümanlardır. Müziği oluşturan karakteristik keman ve klarnet gibi enstrümanlar olmazsa Klezmerin yapısı ortaya çıkmaz. Duyguları enstrumanlarla bir insan gibi ifade eden Klezmer, çağlar boyunca kullandığı enstrumanlarla yapılanmıştır.

    Konçerto
    Konçerto, sanatçının bir veya birkaç müzik çalgısıyla virtüözitesini (çalma ustalığı) ve müzikal yeteneklerini dinleyiciye sunmak amacıyla icra edilen müzik parçasının genel adıdır.

    Genellikle ilk bölüm hızlı, ikinci bölüm yavaş, üçüncü bölüm ise yine hızlı olur. En genel şeklinde bir solo çalgı ve orkestra olur. İlk bölümün sonunda enstrümancının ustalığını gösterebilmesi için bir kadans mevcuttur. Klasik dönemde kadanslar o anda doğaçtan çalınırdı fakat günümüze yaklaştıkça besteciler ya da icracılar kadansları yazılmış bir örnekten yola çıkarak icra etmeye başladılar. Konçerto ilk olarak erken barok dönemde ortaya çıkmış ve klasik döneme kadar gelişimini devam ettirmiş, en önemli temsilcisi Antonio Vivaldi sayılabilir. Yazmış olduğu 450 den fazla konçerto o dönemki birçok büyük besteciye ışık tutmuş ve konçertonun tarih içerisindeki gelişimini büyük ölçüde etkilemiştir. Aynı dönemde yaşamış olan A.Corelli, G.F.Handel ve J.S.Bach'da konçerto stilinde birçok eserler yazmışlardır. Bach'ın Brandenburg Konçertoları birçok enstrümanın birlikte müzik yaptığı çalınması ve dinlenmesi zevkli eserlerdir. Bu eserlerinde birçok enstrümanı aynı grup içinde kullanmıştır, kimi zaman solo olarak kimi zaman ise orkestra üyesi olarak. Bu tip konçertolar konçerto grosso adını alırlar. Birden çok solist vardır ve buna karşıt olarak arka planda bir orkestra grubu (ripieno) bulunur. Orkestra ve solistler sürekli bir çekişme içerisindedirler bu durumda sürekli bas (klavsen) hem orkestra ile hem de solistlerle birlikte iyi bir diyalog içerisindedir, barok eserlerin diğer örneklerinde de olduğu gibi eserin armonik yapısının çatısını oluşturur. Bu türün en önemli temsilcilerinden birisi A.Corelli'dir. A.Vivaldi ve G.F.Handel'de bu form içerisinde önemli eserler yazmıştır. Bölüm sayıları ise bestecisine göre değişkenlik gösterebilir. Örneğin, A.Corelli'nin konçerto grossoları 4 ya da 6 bölümden oluşurken A.Vivaldi'nin yazdıkları en fazla 4 bölümlüdür. G.F.Handel ise bazı konçertolarda 4 bazılarında 7 bölüm bile yazmıştır. Fakat bölüm sayıları açısından Corelli'ye daha yakındır. Hemen hemen bütün barok dönem bestecisinin bu türde eseri bulunmakla birlikte klasik dönemde birden çok solisli konçerto tarzı (konçerto grosso) pek nadiren kullanılmıştır. Mozart keman ve viyola için konçertant senfoni (symphonie konzertamte), flüt ve arp için konçerto olmak üzere iki büyük ve önemli eser yazmıştır. Daha sonraki zamanlarda ise L.van Beethoven keman, viyolonsel ve piyano için üçlü konçerto (triple konzert) yazmıştır. Bu dönemden sonra solistin önemi eserin yapısında daha büyük önem kazanmış ve artık bu tip yazım stillerine geç romantizm sonrasına kadar ara verilmiştir.

    Koumpaneia
    Yunanistanda romanların yaptığı müziğin genel adıdır.Bu tarz şarkı yapanlara örnek Kostas Pavlidis ve Yianni Saleas verilebilir.

    Laika müziği
    Laïka Yunan halk müziği ve pop müziğin birleşimi bir müzik tarzıdır.

    Laiko
    Laiko(Yunanca: λαϊκά)Yunan fantezi müziğidir.

    Latin rock
    Latin Rock, ilk defa Chicano adlı bir grup tarafından kullanılmıştır. Bu yüzden latin rock'ın diğer diğer bir adı Chicano Rocktır. Bu müzik türü; başlangıçta R&B, Country , latin ezgileri ve Rock'n'Roll'dan, sonra da rock türlerinden etkilenmiştir. Bu müzik türü, genelde Meksikalılar tarafından kullanılmıştır. Ama bazı Amerikalı grup ve şarkıcılar da bu müzik türünü kullanmıştır.

    Minimalist müzik
    1950’li yıllarda müzik, Olivier Messiaen’in ‘Total ******ism’ tekniğiyle tam bir kuralcılık içindeydi. Eserin önceden belirlenmiş değişkenleri, müzik sanatının bilgisayar programcılığına benzetilebilecek derecede kurgulanmasına olanak tanıyordu. Kyle Gann bu görüşün doruğa ulaşmasından ve durduralamayan karmaşaya yol açmasından sonra minimalizmin sadeleştirmeye beklenen dönüşü gösterdiğini öne sürdü. Aynı zamanda Gann, müzikteki dizisellik kaynaklı gelişmelerin, analitik elemanlara ve yapısal yeniliklere odaklı olduğunu ve nota yazımında duyuluşundan çok görsel olarak tanımlanabilecek tek taraflı gelişmeler olduğunu ortaya koydu. Teknolojinin müzik sanatına eşlik etmesiyle birlikte ise önce deneysel çalışmalar ve ardından bu yeni oluşumun getirdiği sayısız müzik türü ortaya çıktı. ‘loop’ adı verilen pasajlarla müzik, minimal bir döngü içine zaten girmişti. Ancak minimalist müzik bu loop’ların en yalın anlatımın sunulduğu ve tüm eser boyunca tekrarlandığı eserler için kullanılan bir terim oldu. 20. yüzyıl klasik müzik edebiyatında Philip Glass, Steve Reich, John Tavener, Michael Nyman, Arvo Part ve Henryk Gorecki önemli besteciler arasında yer almaktadır.
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    279
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.055 ÇTL
    Opera
    Opera, genellikle tarihi veya mitolojik konulu bir drama eşliğinde ortaya konan, müzikal ve teatral formda bir sahne eseridir. "klasik batı müziği" geleneğinin önemli bir parçası olan opera, bir tiyatro eserinde bulunan bir çok unsurun yanı sıra, müzikal form veya dansın da içselleştirildiği bir yapı bütünlüğüne sahiptir.

    Oratoryo
    Oratoryo, (İtalyanca: Oratorio), 16. yüzyılın ikinci yarısında Roma'da ortaya çıkan, hem kiliseyle, hem de tiyatroyla ilgili müzik türü. Lirik, epik ve dramatik türleri olan oratoryonun motet'le çile ile (paston), kantat ve kimi zaman da operayla yakınlığı vardır.

    Kaynağı kesin olarak bilinmemekle birlikte, çileyi anlatan dini şarkıların oratoryoyu ortaya çıkardığı düşünülmektedir. Obrecht, Sermizy ve Lassus çile'lerini besteledikleri sırada "dramatik diyalog" ilkesine uydular. 1563'e doğru Oratorium Tarikatı'nın kurucusu Aziz Filippo Neri, Anomuccia, Palestrina ve Soto da Langa'dan sonra da Felice Anerio'dan, San Girolamo della Carita veya Santa Maria in Vallicella kilisesinde düzenlediği dini toplantılar için Laudi spirituali'ler yazmalarını istedi. Oratoryo terimi işte buradan gelir.

    Polonez
    Polonez, bir Polonya ulusal dansının ve bu dansın temposunda bestelenmiş parçaların ortak adı.

    Başlangıçta bir zafer dansı olan, 17. yüzyılda bir saray dansına, zaman içinde de bir halk dansına dönüşen polonez, üçerli ölçülü ve orta tempolu müziğiyle, keskin bir biçimde birbirine eklemlenen ritimleriyle ayırt edilir. İlk örneklerine, Johann Sebastian Bach, François Couperin, Händel ve Mozart'ın müziğinde rastlanır. 18. yüzyılda ulusçu duyguların anlatım araçlarından biri olarak işlenmiş ve 19. yüzyılda pek çok Polonyalı besteci, sayılamayacak kadar çok polonez yazmışlardır. Bununla birlikte, polonezi ilgi çekici bir taşra müziği olmaktan kurtaran, Frédéric Chopin'in bu türün başyapıtları sayılan 13 örneğidir. Chopin, epik bir biçim verdiği polonezleri, kendisinden önceki Polonyalı bestecilerin yolunu izleyerek, anayurduyla olan bağlarını simgeleştirmek için kullanmıştır.

    Pop folk
    Pop müzik ve halk müziğinin karışımı müzik.Tallava (Arnavutluk,Makedonya cumhuriyeti), chalga (Bulgaristan), Laika müziği ( Yunanistan), Manele (Romanya), turbo-folk ( Sırbistan, Slovenya), Arabesk-Pop Müzik (Türkiye) de örnek olarak verilebilir.

    Screamo
    Screamo, Indie'nin de köklerini oluşturan Hardcore mü******. Screamo sound'larının neye benzediğinin hiçbir koyulan tanımı yoktur. Ama, haykırmak, sağır edercesine yüksek rock gürültüsü ve sonrasında sakinleşme, melodik gitar ezgileri türle birleştirilen temalardır. Screamo yapan gruplar arasında Poison The Well, The Ghost Inside sayılabilir.

    Bu müziğe birçok sesleniş şekilleri vardır. Kimileri Screamo, kimileri ise bu müziği etiketlememek ister.

    Birçok müzisyenin, Screamo Grupların müziğiyle moda yönlerini benzetmenin düşüncesinde titremesine rağmen,bazıları, sahnede birçok insanın, benzer dış görünüş türü olduğunu söylerler. Birçoğu, buna kaba tüylü der, "Vulcan" saç tıraşları, sıkı tişörtler, kot ceketleri ve karmaşa-çevrelenen gözlükler gibi şeyler söylerler.

    Senfonik şiir
    Senfonik şiir, müzikte bir konu, olay ya da şiirsel içerikli metinden kaynaklanan ve bu temel üzerine yazılmış orkestral bir formudur. Ludwig van Beethoven’ın Egmont, Cariolan ve 3. Leonore uvertürleri ile bunların daha çok ya da az dramatik ardılları senfonik şiirin ilk örnekleri sayılabilir. Felix Mendelssohn Bartholdy ve Hector Beliozun konser uvertürleri de Franz Liszt ’in senfonik şiirlerine ön ayak olmuştur. Bunlardan biri Hugo’nun “Ce qu'on entend sur la montagne” satırları üzerine yaratılmıştır ve Liszt’in 12 senfonik şiirinin ilkidir. (1848-58).

    Senfonik şiir, ilk kez Franz Liszt tarafından yazılmıştır. Geleneksel bölümlerden oluşan senfoni yerine, senfoniyi tek bir bölüm olarak düşünmüştür. Ses şiiri de denilebilir; çünkü amaç, dinleyiciye uzun ama anlatılmak isteneni yaşatacak şekilde, tek solukta bir hikâye anlatmaktır. Bu da sanatta romantik dönemin karakteristik özelliklerinden biridir.

    Senfonik şiir, Bohemya'da ve Rusya’da ulusalcı fikirler için bir araç olmuştur. Bedrich Smetana 1857’de edebi konular üzerine birkaç senfonik şiir yazdı ve bu eserler kesinlikle Liszt etkisi göstermektedir. Altı eseri kapsayan ve bölümlerinden birisi de “The Moldau” olan “My country” adlı eseri Çek tarihi ve kültürü üzerine yazılmış bir eserdir. Bu eserin başarısı bir yana ondan sonraki kuşak genç besteciler için büyük bir kaynak olmuştur, özellikle Antonin Dvorak ve Joseph Suk. Rusya’da Mikhail Glinka’nın “Kamarinskaya” sı (1848) Mily Balakirev’in senfonik şiirleri için de bir ön ayak görevini görür. Alexander Borodin ve Modest Mussorgsky ulusal konular, *P. I. Tschaikowsky ise tersine “Romeo & Juliette”, Hamlet” ve “Francesca da Rimini” için edebi bir dile başvurdu. Senfonik şiir için en iyi örneklerden biri kabul edilen “Francesca da Rimini” büyük İtalyan yazar Dante’nin en önemli eseri “La Divinia Comedia” dan alıntı bir konudan bir bölümü işler.

    Caesar Franck, Liszt’ten önce Hugo’nun “Ce qu'on entend sur la montagne” adlı yapıtı üzerine orkestra için bir eser yazmıştı fakat bu eser 1870’lerde gündeme geldi, “The New Society National” tarafından desteklenerek. Camille Saint-Seans'ı ise “Le rouet d'Omphale” ve “Danse macabre” ile V. d'Indy ve Duparc takip etti ve 1876’da C. Frank senfonik şiir yazmaya tekrar başladı, önce “Les Eolides” sonra da “Le chasseur maudit” ile “Les Djinns” adlı eserlerini yazdı. Fransız senfonik şiirleri arasında Ducas’ın “L'apprenti-sorcier” adlı eseri parlak bir öyküsel yapıya sahiptir.

    Richard Strauß, senfonik şiir (Symphonic poem) yerine “Tonepoem” terimini yeğledi. İlk senfonik şiirleri onun erken kariyeri için repertuarına büyük katkıda bulundu. Bunlar “Don Juan, “Till Eulenspiege”l, “Also sprach Zarathustra” ve “Don Quixote” adlı eserleridir. Bu eserlerinde orkestrasyon açısından bütün kabiliyetini kullandı ve eserlerini detaylı bir kontrapuan içinde ördü, kromatizm ve armoniyi kullanışı ve temaları geliştirimi nasıl becerikli bir besteci olduğunun kanıtıdır. Bu akımın pek tanınmayan kahramanlarından birisi de şüphesiz Polonyalı Mieczysław Karłowicz’dir. Son 6 eseri olan senfonik şiirleri onun Polonya’nın en büyük sanatçılarından biri olmasını sağladı. 1906-8 yılları arasında yazdığı “Stanisław i Anna Oswiecimowie” adlı en büyük eseri onun ne kadar parlak bir sanatçı kimliği olduğunun göstergesidir.

    Ska punk
    Ska punk, ska ve punk rockın birleşiminden oluşmuş bir müzik türüdür. Ska punk, 1990lar'da Birleşik Devletler'de en popüler dönemini yaşadı. Bir çok ska punk grubu, önemli ticari başarılar elde etti ve kimisi 2000'lerde ska punk türüne devam etmektedir.

    İlk kez 1970'lerde 2 Tone hareketinde, The Specials, The Selecter, The Beat ve Madness gibi gruplar tarafından ska ile punk kombine edildi. İki türün birleşimi, daha çok 1980'lerde, ska üçüncü dalga sırasında yaygınlaşmaya başladı.

    Son (müzik)
    Son, 19. yüzyılın ikinci yarısında Küba'nın Oriente bölgesinde ortaya çıkmış bir müzik türüdür.

    Afrika tartımları, Yoruba kökenli vurgulu çalgıları ile İspanyol şarkılarının özelliklerini, gitarını kaynaştıran Son, ayrıca Salsa müzik türünün de en önemli bileşenlerinden biridir.

    Afrika kökenli "changuí" müziğinden gelen Son, Afrika'dan getirilen kölelerle birlikte Küba'ya geldi ve kuşaktan kuşağa geçti. Afrika'lıların Havana'ya taşınmalarıyla işçi sınıfı arasında yaygınlaştı. Zamanla rumba, santeria, decima, guajira gibi İspanyol müzik türleri ile kaynaşan son, 1920'lerde Küba toplumunun bütün katmanlarının en sevilen müziği oldu. Kendisi de Afrika'lı ile İspanyol karışımı olan Küba toplumu için "ulusal müziğe" dönüştü. Özellikle Birinci Dünya Savaşından sonra Havana'ya gelen paralı gezginlerin etkisiyle Havana gece kulüplerinde yaygınlaşan son, buradan yeryüzünün birçok ülkesine yayıldı. En yaygın olduğu yerler Orta, Güney Amerika ile ABD (New York dolayları)'dır

    Technobesk
    Techno müzik ve arabeskin karışımı müzik.Cankan,İsmail YK,Kadir Tapucu,Nadide Sultan ve Hatice bu tarzı yapanlara örnek olarak verilebilir.

    Türk Pop folk müziği
    Türk pop folk müziği İki kısımda inceleye biliriz Anadolu rock ve Anadolu pop. Türkülerin batı enstrumanları ile söylenmesi sonucu oluşmuş müzik türüdür. En önemli temsilcisi Modern Folk Üçlüsüdür. Selda Bağcan bu akımda önemli bir yer tutar. Kubat, Ayşegül, Orhan Hakalmaz ve Yavuz Bingöl bu akımda yer alan diğer günümüz sanatçılarıdır. Pop folk olarak adlandırılan Balkan ve Ortadoğu müziği etkili Arabesk müzikten tamamen ayrımıştır.

    Vocal trance
    Vocal Trance, Trans-müzik tarzının bazı sanatçılar tarafından seslendirilmesiyle kişiye dj eşliğinde sunulan mü******. Trans-müziğin dünyaya tanıtımında büyük katkısı olmuş usta isimlerden biri; Oakenfold'dur. New Age müziğin temsilcilerinden Delerium da vokal tarzıyla bu müzik tarzına girer.Günümüzde Emma Hewitt , Avis Vox , Nadia Ali , Andain gibi sanatçılar vokal trans türü şarkılar seslendirmektedirler.

    Yé-yé
    Yé-yé 1960'lı yıllarda Fransa, İspanya ve Kanada'nın Québec bölgesinden kaynaklanmış bir pop müziği tarzıdır. Kelimenin kökeni ile ilgili iki varsayım ileri sürülmüştür, bunlardan ilki kelimenin "çok güzel ve modaya uygun" anlamlarına gelen (popüler anlamı ile genç, masum ve şirin anlamında kullanılanİspanyolca bir sözcük olan yeyé den geldiği varsayımıdır. İkincisi ise Amerikan tarzı rock ve twist müziklerinde sıklıkla duyulan bir sözcük olan yes (evet) kelimesinin farklılaşmış hali olan yeah dan geldiği şeklindedir.

    Yé-yé müzik hareketi 1959 yılı sonunda Fransa'da yayımlanmaya başlayan bir radyo programı olan "Salut les copains" ile ortaya çıktı. Çok izleyicisi olan bu programın bir bölümü olan "Haftanın Sevgilisi"nde tanıtılan şarkıcılardan birçoğu bu tarzın başlatıcısı oldular. 1962 yılında radyo programının aynı adlı bir dergisi de üç dilde birden çıkmaya başlayınca bu tarz müzik daha geniş kitleler tarafından tanınmaya başladı.

    Kültürel kökenlerini 1950'lerin Fransız yaşam tarzından alan Yé-yé müzik akımı, biçimsel özelliklerini de geleneksel pop müziği, Fransız chansonları, caz müziği, beat müziği, rock'n'roll ve kızlardan oluşmuş müzik gruplarının tarzlarından almıştı. Fransa dışında en çok İspanya, Kanada'nın Québec bölgesi ve Japonya'da popüler olmuştu. Bu tür müzikle daha çok 13-19 yaş arası gençler ilgileniyordu.

    Yé-yé müzik akımında başını kadın şarkıcılar çekiyordu. Bu tarzın öncüleri arasında France Gall, Sheila, Sylvie Vartan, Françoise Hardy, Patricia Carli, Dalida gibi Fransız ve Rita Pavone, Mina gibi İtalyan kadın şarkıcılar bulunmakla birlikte, seyrek de olsa aralarında Serge Gainsbourg ve Jacques Dutronc'un da bulunduğu erkek şarkıcılar da zaman zaman bu tarz müziği yapıyorlardı.

    Ça-Ça-Ça
    Cha-cha –cha (ya da okunuşuyla ça-ça-ça) Küba kökenli bir Latin Amerika dans ve müzik türüdür. Ça ça ça müziği ilk kez 1953’te Kübalı viyolonist ve besteci Enrique Jorrin tarafından ortaya konulmuştur. Bu dansın adı chachachá olarak da yazılır. Ritmi danzon dansındaki dördüncü vuruşa değişiklik getirilerek elde edilmiştir.
     

Sayfayı Paylaş