1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Tekke ve tasavvuf halk edebiyatı

Konusu 'Edebiyat / Kitap' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 26 Aralık 2009 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.187
    Beğenileri:
    4.785
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    387 ÇTL
    TEKKE VE TASAVVUF HALK EDEBİYATI

    Tasavvuf kelimesi, Arapça "suf" (yün) kelimesinden türemiştir. Her türlü zevkin, rahatlığın, insanı Tanrıdan uzaklaştıracağına inananların kaba yün giysiler kullanmaları yüzünden onlara "Sufi" (yüne bürünmüş) denilmiştir.
    Tarihte tasavvuf, Hicret'in II. yüzyılında başlar. (VIII. yy) Tasavvuf anlayışında amaç, gönlü tüm dünyasal şeylerden (adem) arıtarak, ölmeden önce Tanrı'ya varmaktır. Tasavvuf anlayışına göre, etrafımızda gördüğümüz herşey, varlıkta (vücud-u mutlak) varolan Tanrı'nın, varlığını belli etmek için yokluğa (adem-i mutlak) yansıması sonucunda varolmuştur. Tanrı'nın sırlarının da yaratılan en mükemmel varlık olan insanda toplandığını görürüz. İnsanın, Tanrı'nın gözbebeğindeki görüntü olduğuna inanılır.
    Tasavvuf eğitimi veren kurumlara "tekke" denir. Tekkelerin yaşayışları dış dünyaya kapalıdır; kendi içlerinde kurumlardır. Tasavvuf anlayışındaki yollara "tarikat" denir. Kuran hadislerinin tasavvuf anlayışına göre çeşitli biçimlerde yorumlanması sonucunda yüzlerce tarikat oluşmuştur. Mevlevi - Şehir aydınları; Bektaşi - Halk aydınları için kullanılan isimlerdir. Tasavvuf anlayışını benimseyen kişiye "mutasavvıf" denir.
    İnsan, yaşadığı sürece maddeye bağlı bir varlıktır ve dolayısıyla, diğer bütün varlıklar gibi Tanrı'nın yokluktaki bir görüntüsünden başka birşey değildir. Bu da, insanın "aslı olan varlıktan ayrıldığı" şeklinde yorumlanır; insan bu sebep dolayısıyla acı çekmektedir. Aslına, Tanrı'ya dönerse mutlu olacaktır, ancak vücut ona engel olmaktadır. Vücut engelini ortadan kaldırmak için harcanan çabaya "riyazat" (alıştırma) denir. Az yemek, az içmek, az uyumak ve çileye girmek riyazat amacıyla yapılır. Mutasavvıflar, bütün duygu ve düşüncelerini Tanrı'ya yönlendirebilmek için yöntemler geliştirmişlerdir. Bunların başında da "zikir" adı verilen ayin gelir. Zikir ayinleri sırasında, bir araya gelinip koro halinde ilahiler söylenir raks edilir; bu amaçla çoşup dünyayı unutmak ve bütün gönülle Tanrı'ya yönelmek hedeflenir.
    Tasavvuf anlayışında ölümden sonra da hayat olduğuna inanılır. Ve ölümden sonra Tanrı'ya varmak tasavvufta vardır. Ancak bir mutasavvıfın en büyük isteği, ölmeden önce Tanrı'ya ulaşmaktır (Fena-fillah).

    • Dini tasavvufi düşünceyi yaymak düşüncesiyle gelişen bir edebiyattır.
    • Bu edebiyatın konusu Allah aşkı ve Vahdet-i Vücud düşüncesidir.
    • Şairleri hem divan edebiyatı hem de halk edebiyatı nazım şekillerinde kullanılmıştır.
    • Aruz vezni ve hece vezni birlikte kullanılmıştır.
    • Dili halkın anlayabileceği bir dildir.


    NAZIM ŞEKİLLERİ

    İLAHİ

    • Allah’ı övmek ve ona yalvarmak için yazılan şiirlere denir.
    • Özel bir ezgiyle okunur.
    • Hecenin 7’li 8’li 11’li kalıbıyla söylenir.


    NEFES
    • Bektaşi şairlerinin söyledikleri şiirlere denir.
    • Tasavvuftaki Vahdet-i Vucud düşüncesi anlatılır.
    • Hz. Muhammed ve Hz. Ali için övgülerde söylenilir.


    NUTUK

    Pirlerin ve mürşitlerin, tarikata yeni giren dervişlere tarikat derecelerini ve tarikat adabını öğretmek için söyledikleri şiirlerdir.


    DEVRİYE

    Devir kuramını anlatan şiirlere denir.


    ŞATHİYE

    İnançlardan teklifsizce, alaylı bir dille söz eder gibi yazılan şiirlerdir.

    TEKKE VE TASAVVUF EDEBİYATI SANATÇILARI

    YUNUS EMRE (1249–1322)

    *Eskişehir’de doğup öldüğü söylenir.
    *Hayatı efsanelerle örülmüştür.
    *Dili sadedir.
    *Allah inancını ve insan sevgisini işler.
    *Şiirlerinde coşkun bir lirizm vardır. Lirik bir şairdir.
    *Şiirlerinde hem aruz hem de hece vezni kullanılmıştır.
    *İşlediği konular yönüyle evrenseldir.
    Eserleri: Divan, Risaletün Nushiye


    PİR SULTAN ABDAL (?-1560)

    *16.yy! da yaşamış bir Bektaşi şairidir. Sivas’ın Banaz köyünde doğmuştur. Hızır Paşa tarafından Sivas'ta öldürülmüştür.
    *Tasavvuf, tabiat, aşk ve halkın gerçek yaşayışıyla ilgili konular işler.
    *Divan edebiyatında etkilenmemiştir. Dili sadedir.


    HACI BEKTAŞ-I VELİ (1209-1270)
    13.yy’da yaşamıştır, Türkistan’ın Nişabur şehrinde doğmuştur. A.Yesevi’nin isteğiyle Anadolu’ya gelmiştir.
    Bilinen en önemli eseri ‘’Makalat’’tır. Sohbetler sözler anlamına gelir. Hz Adem’in yaratılışı, Şeytan ve Şeytani işler, Allah’ın birliği gibi konuları ele almıştır.
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatı İslâmiyet'in ve Tasavvufun etkisiyle ortaya çıkmıştır. İslâmiyet'in kökleşip yayılmasında büyük etkisi olan tasavvuf, zamanla edebî eserlerde de işlenmiş, din ve tasavvuf, edebiyat aracılığıyla yayılmaya çalışılmıştır. Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatına Tekke edebiyatı da denir. Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatında asıl olan sanat yapmak değil, dinî-tasavvufi düşünceyi yaymaktır. Tekke şairlerinin çoğu tarikatlarda yetişmiş şeyh ve dervişlerdir. Tekke şiiri, halk şiirinden de divan şiirinden de nazım şekilleri almıştır.

    En belirgin özellikleri şunlardır:
    1) Kurucusu 12. yüzyılda Doğu Türkistan'da yetişen Hoca Ahmet Yesevi'dir.
    2) Tekke Edbiyatı, Anadolu'da 13. y.y.'dan itibaren gelişmiştir.
    3) Bu edebiyat şairleri tarikat merkezi olan tekkelerde yetişmiştir.
    4) Nazım birimi genellikle dörtlüktür.
    5) Hem aruz hem hece vezni kullanılmıştır.
    6) Şiirlerin çoğu ezgilidir.
    7) Allah, insan, felsefe, doğruluk, ibadet gibi konular işlenmiştir.
    8) İlahi, nefes, nutuk, devriye, şathiye, deme gibi nazım şekilleri kullanılmıştır.
    9) Dili Aşık Edebiyatı'na göre ağır, Divan Edebiyatı'na göre sadedir.
    10) Aşık, maşuk, şarap, saki gibi mazmunlara yer verilmiştir.

    Yüzyıllara göre Tekke Edebiyatını en önemli temsilcileri şunlardır:
    12.yy.: Hoca Ahmet Yesevi
    13.yy.:Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli
    14.yy.:Kaygusuz Abdal
    15.yy.: Hacı Bayram-ı Veli, Eşrefoğlu Rumi
    16.yy.: Pir Sultan Abdal
    17.yy.: Niyaz-ı Mısrî, Sinân-ı Ümmî, Hüdâi
    18.yy.: Sezai
    19.yy.: Kuddusi, Turâbi
     

Sayfayı Paylaş