1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Tel örgülü Hayeller

Konusu 'Aşk' forumundadır ve Hazangülü tarafından 27 Kasım 2007 başlatılmıştır.

  1. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    Hep hudutlarımın en kuytularında senle konuşurken
    soytarı ezilmelerinde kirlenmiş yüzümü yıkadım
    gündüzleri beklemeden hep safak sonlarına an kala
    Boyun eğmişliğin sessiz nidalarıyla süslüydü kelimelerin.
    kaderin önüne katıp götürdüğü
    acemi bir çocuktum karşında
    her veda türküsü söylendiğinde
    Bir cellatın önünde boynunu kaçırmaya çalışan bir kurban
    Bazen olmazlar oldu kurtuldum
    bazende karaya vurmuş bir beyaz güvercin oldum.
    ölümü bile ayaklarının dibinde yaşamak isteyen.
    dağların karı üşürmü
    ben üşüdüm
    Acaba gülüyormu
    üzülüyormu
    beni üşüyor mularında
    uyumasını bilmeyen oyuncak bebek gibiydim
    her daim senin düşlerine hazır..
    Hafızamın en aydınlık odalarında
    gülümsemesini öğrendiğim saklı kente oynayan bir çocuktum sende
    şimdi ise
    anıların gözlerine yüklediğim sakıncalı bir adam
    uzaktan bile sana yüreğine dokunmasını bilen
    hayat sihirbazın gibi..
    içindeki çoçukları güldüren eğlendiren
    gözyaşlarını boyalarında saklayan bir palyanço
    Nasıl çırpındım anlatabilmek için sana.
    bildik herşeyin
    anlamsızlık çarkında kaybolduğu bir hava boşluğundaydık.
    Hep bir yerden vurulduk
    adını bilip sakladığımız serseri kurşanlar buldu bizi
    ikimizde ele vermedik sevdamızı
    korkunun önünde duran namlu gibi hep vurmalarını bekledik.
    İşte şimdi ki zamanın bize bakışı
    kutsal kitapların yırtılan sayfaları gibi
    yitik yaralı sekilde
    nemli bir ıslaklığın direnişine girmiş gözlerle bakmaktayız
    birbirimize
    Hani kum tanelerini tek tek taşıyıp
    yüreğimizin suyuyla kayalaştırdığımız bu dağa
    hiçbir eşkiyanın ayak izi girmeyecekti..
    Korkularımıza direnemedik
    sevgimize adını bilmediğimiz kimsayal karışımlarda çözelti yaptık
    Dönüşümü yok olmak olduğunu bile bile
    Çünkü sen korkularına yenildin
    ben ise savaştığım korkularına
    Yasak yanlarım kırıyor kanatlarımı.
    Kanıyorum...
    Hayallerim bile çevrili tel örgülerle.
    Kaçamak saatlerim var ancak sana adayabildiğim...
    Akreple yelkovan
    sen olduğun saatlerde Dost bana.
    Bazen düşünüyorum da
    yalnızca o bir saati yaşayabilmek için yaşıyorum
    onlarca saati...
    Nefes alabildiğim,
    hissedebildiğim...
    Rüyaların dokunulabilir olduğu çoçuk zamanlarım oluyorsun işte
    Sen benim eksiğim
    Yarım kalmışlığım.
    Bazen kocaman bir gülümseme izin ister yayılmak için yüzümde
    veririm o izni ve beklerim.
    Eksik kalır gülümseyişim
    Tamamlamak için seni bekler tüm hüçrelerim
    yarınıma katamadığım.
    Kazanamadığım,
    yenilgileri zafer,
    zaferleri yenilgi kılan savaşımsın...
     

Sayfayı Paylaş