1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Terk Edilenlerin Psikolojisi

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve Gül Kurusu tarafından 18 Temmuz 2016 başlatılmıştır.

  1. Gül Kurusu
    Relax

    Gül Kurusu Mevsim hep sonbahar... Özel üye

    Katılım:
    17 Kasım 2013
    Mesajlar:
    2.105
    Beğenileri:
    1.703
    Ödül Puanları:
    4.830
    Yer:
    Neverland
    Banka:
    3.731 ÇTL
    Siz hiç terk edildiniz mi? Terk edilmenin verdiği inanılmaz üzüntünün altından kalkabilmek ve kendini tekrar toplayabilmek gerçekten zor bir süreçtir. Tayfun Topaloğlu uzun bir süreden sonra farklı bir konuyla karşımıza çıkıyor. Bu yazısında terk edilenlerin psikolojisine değinirken, dirilişin ipuçlarını vererek yine bizlere ışık tutuyor. İlişkisi olan herkes potansiyel bir terk edilendir diyerek bu yazıyı dikkatle okumanızı öneriyoruz. Çünkü siz de bir gün terk edilebilirsiniz.


    Alexander Pope “aşkın ne kadar da geniş bir belleği vardır” derken terk edilenlerin acısına mı gönderme yapmıştı acaba? Kadın ya da erkek olmanız fark etmez. Terk edilmenin bünyedeki etkisi oldukça benzerdir. Terk edilmenin etkisi cinsiyete göre değil, kişinin partnerine olan tutkusu ölçüsünde hissedilir. Genelde terk edilen hazırlıksız yakalanan taraftır. Çünkü aşkının yoğunluğundan yaklaşan acı sonu görememiştir. Çünkü aşk onun iki gözünü de kör etmiştir.


    Terk edilmenin acısına tuz biber eken şeyse, kişinin bir başkası için terk edilmesidir. İşin içine nefret ve intikam duyguları da karışmıştır artık. Zavallı egosu zarar görmüştür terk edilenin. Genelde dışarıdan bir desteğe mutlaka gereksinim duyulur. Bu destek yakın bir dosttan gelebileceği gibi profesyonel birisinden de gelebilir. Kişi hislerini paylaşmak ister dostlarıyla ama genelde yaşananları hatırlatmaktan başka bir işe yaramaz.

    Aşağıda belirtilenler terk edilmenin acısını hafifletmek ve kişinin kendisini yeniden toparlamasına yardımı olacak, etkisi kanıtlanmış yöntemlerdir. Ancak bunlar bir zincirin halkalarına benzer. En zayıf halkası kadar güçlüdür ve her biri dikkate alınmalıdır. Bununla birlikte, her insanın deneyimleri özel ve biriciktir. Bu nedenle bu çözümlerin genel geçer olduğu akıldan çıkarılmamalıdır.


    Önce Aklınızı Başınıza Devşirin
    Öncelikle aşk konusunda anlaşılması gereken ilk şey (Bkz: “[Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]”), aşkın çok da ‘akılcıl’ bir süreç olmadığı gerçeğidir. Terk edilmeyle birlikte duygusal dünyamız bir anda alt üst olur. Kontrolü kaybederiz çoğunlukla. Aptalca şeyler yapma potansiyelimiz artar. Bu nedenle sağlıklı düşünme yapısının tekrar kazanılması gereklidir. Bunun için kendinize, davranışlarınızın olası sonuçlarının neler olacağını devamlı şekilde hatırlatmak gereklidir.

    Gerçekten Unutmak İstiyor muyum?
    Kendinize samimi bir yanıt verin. Onu unutmayı gerçekten istiyor musunuz? Terk edilme sonrasında üzüntü yaşayanların kendilerine sorması gereken ilk soru bu olmalıdır. Gerçekten onu unutmak ve ona olan duygularınızı yok etmek istiyor musunuz? Yoksa oturup onun dönmesini mi beklemek istiyorsunuz? Sadece bu sorunun yanıtından emin olamamak bile çözüm yollarını imkansız hale getirebilmektedir.

    Gemileri Yakmalı mıyım?
    Kesinlikle evet. Terk edilmenin acısını gidermenin önündeki önemli engellerden birisi de onun size tekrar döneceğini beklemektir. İşte işin trajik yanı da burada başlar. Çünkü beklemek umut etmeyi gerektirir. Ama bu durum, siz acı içinde beklerken sadece çektiğiniz acıların devam etmesine neden olur.

    Kaçan Kovalanır..Ya Kovalamazsa?
    Asla yapmamanız gereken şeylerden birisi de, peşinden gitmektir. Hayvansal bir içgüdü gereği kaçanı kovalamak isteriz. Eğer üstüne gider, ayaklarına kapanırsanız kırmızı karta itiraz eden sporcular gibi bir duruma düşersiniz. Ona yönelik her türlü davranışınız, talebiniz, onun sizden uzaklaşmasına ve bu kararını haklı çıkarmasına neden olur. Bunu yapmayın!

    Boşlukları Doldurun
    Şu bir gerçek ki, partneriniz hayatınızda oldukça büyük bir yer tutuyor olabilir. Bu genelde anlaşılan ve olağan bir durumdur. Ayrıca ortak arkadaşlarınız olabilir. Elbette bunun derecesine göre onun hayatınızda yarattığı boşluğu doldurmak zor olacaktır. Ancak bu konuda hızlı davranın. Başka şeylerle uğraşarak dikkatinizi dağıtmadığınız sürece, onu düşünmek için fazlaca vaktiniz olacak ve acınız devam edecek demektir. Arkadaşlarınızla daha sık görüşmeye başlayın. Ayrıca karşı cinse yönelik radarlarınızı da açık tutun. Doğaldır ki hala duygularınız yoğun olduğu için başka biriyle görüşmek size garip gelebilir. Ancak yaşam sürprizlerle doludur.

    Gözden Uzak Olan…
    Onu size hatırlatan tüm şeyleri ortadan kaldırın. Fotoğraflar, hediyeler, kazaklar vb. Gözden uzak olan gönülden de uzaktır. Onunla vakit geçirdiğiniz yerlere gitmeyin. Tabii bu durum, zorunlu olarak görüştüğünüz ortamlar dışında yapabileceğiniz şeyler için geçerlidir. Eğer iş arkadaşıysanız bu elbette zor olacaktır. Eğer sık karşılaşma olasılığınız yüksekse, yapabiliyorsanız uzun bir tatile çıkın.

    Zaman Lehinize İşliyor
    Böylesi durumlarda genelde melankolinin dibine vurulur. Her türlü acı çekme eylemi, sarhoş olma, kendine acıma, başkalarıyla dertleşme isteği hat safhadadır. Ancak bunların olması sizin seçiminizdir. Kendinize zaman tanıyın, örneğin 3 günlük bir süre belirleyin ve bu sürede acınızı doyasıya yaşayın. Beyniniz bu talebinizi yerine getirecektir. İnanın, Don Juan bile terkedilse böyle bir süreye ihtiyaç duyardı. Mucize beklemeyin. Ancak zaman sizin lehinize işlemektedir, bunu da aklınızdan çıkarmayın.

    Eylemde Kalın
    Atalet ve depresyon belirtileri görülecektir, buna hazırlıklı olun. Ancak bu sürecin farkında olmanız şimdilik sizin için yeterli olacaktır. Hareket halinde kalın, kendinizi fiziksel ve zihinsel olarak sürekli meşgul edin. Yapabiliyorsanız başkalarına yardım ederek zaman geçirin. Zihninizi kesinlikle boşlukta bırakmayın.

    Olumsuz Yönlerine Odaklanın
    Aldatılma durumları nedeniyle biten ilişkilerde, ‘ego’nun devreye girmesi kaçınılmazdır. Aslında acı veren şey, aşkınızın bitmesinin yanında egonuzun da incinmesidir. Özgüveni zayıflatır. Böylesi durumlarda sevgi duygunuzun öfkeye dönüşmeye başladığını hissedersiniz. Aslında terkedilme acısını bastırmada bunun bu şekilde oluşması bir avantajdır. Ondan nefret etmeniz acınızı biraz hafifletebilir. Onun sizi sinir eden yönlerini düşünün. Aşkınızın etkisiyle onda hoş gördüğünüz olumsuz taraflarına odaklanın.

    Ve Onu Bağışlayın
    Son olarak söylenmesi gereken bir şey varsa o da, her ne olursa olsun onu yüreğinizde bağışlamanız gerektiğidir. Bu kolay olmayacaktır elbette. Ama bunu zaten kendiniz için yapacaksınız. Çünkü onu affetmediğiniz müddetçe bu acı, içinizde kanayan bir yara olarak kalmaya devam edecektir. Şöyle düşünün; belki de bu yaşananlar sizin için iyi olacaktır. Belki de gerçekten hak ettiğiniz birini bulacak ve daha iyi bir ilişkiye başlayacaksınızdır. Belki de dönüp bir gün ona teşekkür bile edeceksinizdir. Kim bilir.

    Tayfun Topaloğlu
     
    YoRuMSuZ ve dderya bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş