1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ticari kazancın tespitinde indirilecek giderler

Konusu 'Muhasebe' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 8 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Ticari kazancın tespitinde indirilecek giderler

    Gelirin tanımına uygun olarak kazanç ve iratların safi tutarları vergilendirmeye esas tutulduğundan ticari kazancın vergilendirilmesinde de safî tutarlar esas alınmaktadır. Diğer bir deyişle ticari kazancın elde edilmesi ile ilgili yapılan gider unsurlarının elde edilen hasılattan indirilmesi suretiyle kalan safî tutar ticari kazanç olarak vergilendirmeye konu edilir. İndirim konusu yapılan gider unsurları yasada sayılmış olup söz konusu giderlerin indirim konusu yapılabilmesi için vesikaya bağlanması zorunludur. Vesikaya bağlanmayan giderler mahiyet itibariyle indirilecek gider kapsamında olsalar dahi indirim olarak dikkate alınmazlar.
    Gelir Vergisi Kanununda sayılan indirilecek giderler, gerçek usulde ticari kazancın tespitinde dikkate alındığı gibi basit usulde safî ticari kazancın tespitinde de dikkate alınmaktadır.
    Aşağıda yazılı giderler safi ticari kazancın tespitinde indirilebilecek gider olarak dikkate alınırlar.(Md.40)

    a-Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler,

    Ticari işletmenin yapmış olduğu genel mahiyetteki her türlü giderler bu kapsam içinde dikkate alınır. Örneğin işletmede çalışan kişilerin ücretleri, ödenen faiz ve komisyonlar, taşıma giderleri, kırtasiye, telefon gibi benzeri masraflar bu neviden giderlerdir. Yasalarla yasak edilmiş bir konuda yapılmış bulunan giderler işletmeyi ilgilendiren nitelikte olsa dahi indirim konusu yapılamaz. Zira genel hukukun men ettiği bir konuda yapılan giderin, genel hukukun bir cüzü olan vergi hukukunda dikkate alınması mümkün değildir.
    Diğer taraftan, ihracat faaliyeti ile uğraşanlarla, yurt dışında inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık faaliyetinde bulunan mükelleflerin yukarıda yazılı giderlerine ilâveten yurt dışındaki bu işlerle ilgili giderlerine karşılık olmak üzere, bu işlerden döviz olarak elde ettikleri hasılatın binde beşini aşmamak üzere götürü olarak hesapladıkları giderleri de indirim konusu yapabilirler.

    b-Hizmetli ve işçilere işyerinde ve müştemilatında verilen iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı, demirbaş olarak verilen giyim eşyası giderleri,

    Hizmetli ve işçilere işletmede pişirilip verilen yemek dolayısıyla yapılan giderler indirim konusu yapılabileceği gibi, dışarıdan hazır yemek getirilmek suretiyle işyeri veya müştemilatında yemek hizmeti verilmesi ya da işyerinin civarında bulunan lokanta veya yemek hizmeti veren kuruluşlarda yemek verilmesi halinde de yapılan ödemeler gider olarak indirilebilmektedir.
    Diğer yandan sigorta primleri ile emekli aidatının gider yazılabilmesi için Türkiye’de kurulu sigorta şirketlerine veya emekli ve yardım sandıklarına ödenmiş olması ve söz konusu kuruluşların tüzel kişiliğe haiz bulunması gerekir. Sigorta primleri ait olduğu döneme bakılmaksızın ödendiği tarihte gider yazılabilir. Ancak, takvim yılının son ayı olması bakımından ve vergide dönemsellik ilkesi gereği Aralık ayına ilişkin primler Ocak ayında ödenmiş olsa dahi Aralık ayı itibariyle gider olarak kaydedilir.

    c-İşle ilgili olmak şartıyla mukaveleye veya ilama veya kanun emrine dayanılarak ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar,

    Ödenen zarar, ziyan ve tazminatların gider yazılabilmesi için işle ilgili olmaları esastır. Diğer taraftan işle ilgili olsa dahi bunların gider kaydedilebilmesi için bir sözleşmeye veya yasal bir hükme ya da bir mahkeme kararına dayanması zorunludur. Belirlenen koşullara uygun olmayan yani, sözleşme hükmüne yada kanuna veya mahkeme kararına dayanmaksızın ödenen zarar, ziyan ve tazminatların gider olarak indirilmesi olanaksızdır.

    d-İşle ilgili olmak üzere işin önemi ve genişliği ile uygun seyahat ve ikamet giderleri,

    Seyahat giderlerinin işin önemi ve genişliği ile uygunluk taşıması, gider yazılma açısından önemlidir. İşletme büyüklüğü, işin gerekliliği ve önemi ile orantısız bulunan veya elde edilen hasılata oranlandığı takdirde olağandışı görünen miktardaki seyahat giderlerinin gider yazılması mümkün değildir. Ayrıca seyahat giderlerinin kapsadığı sürenin de, seyahatin amacına uygun olan olması gerekmektedir.

    e-Kiralama yolu ile edinilen veya işletmeye dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderleri,

    Ticari faaliyete bağlı olarak taşıtların benzin, tamir, bakım gibi masraflarının gider yazılabilmesi için, bu taşıtların işte kullanılması şarttır. Taşıtın kiralama yolu ile edinilmiş olması veya işletmenin aktifinde yer alması söz konusu unsurların gider kaydına engel değildir. Ancak işletme sahibinin, işletmenin aktifinde kayıtlı bulunmayan özel aracına ilişkin söz konusu giderler, araç işte kullanılıyor olsa dahi gider yazılamaz.

    f-İşletme ile ilgili olmak şartıyla bina, arazi, gider, istihlak, damga, belediye vergileri, harçlar ve kaydiyeler gibi aynî vergi, resim ve harçlar,

    Aynî vergilerin gider yazılabilmesi için, bina ve arazilerin işletmenin aktifinde kayıtlı olmaları ve diğer gider unsurlarının da işle ilgili olması gerekmektedir.

    g-Vergi Usul Kanunu uyarınca ayrılan amortismanlar,

    İşletmenin aktifinde yer alan kıymetler üzerinden ayrılmış bulunan amortismanlar gider olarak kaydedilebilir. Vergi Usul Kanununun 313 ve müteakip maddelerinde hangi kıymetler üzerinden amortisman ayrılacağı ve amortisman ayırma esas ve usulleri ile oranları hüküm altına alınmıştır. Bu hükümlere göre ayrılan amortismanlar dönem kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınır.

    h-İlgili yılda ödenmiş olması şartıyla işverenlerce Sendikalar Kanunu gereğince sendikalara ödenen aidatlar,

    İşverenler, Sendikalar Kanunu gereğince ödemiş bulundukları sigorta primlerini bu madde gereği gider olarak dikkate alabilirler. Ancak ödenen aidatın bir aylık tutarı, işyerinde işçilere ödenen çıplak ücretin bir günlük tutarını aşamaz. Aştığı takdirde aşan kısmın gider yazılması mümkün değildir.
    Madde hükmünde sendikalara ödenen aidatlar genel anlamı ile yer almış bulunmaktadır. Dolayısıyla söz konusu hükümden, işveren tarafından gerek işveren sendikalarına ödenen aidatları ve gerekse işçi sendikalarına işveren payı olarak ödenen aidatları anlamak gerekir.

    ı-İşverenler tarafından ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları,

    İşverenler tarafından ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları gider kaydedilir. Ancak gerek işveren gerek ücretli tarafından ödenen prim, aidat ve katkı payları toplamı GVK’nın 63’üncü maddesinin 3 numaralı bendine göre ücretlinin aylık ücret tutarının % 10’unu ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşamaz. Dolayısıyla ticari kazançtan indirim konusu yapılabilecek işveren tarafından ödenen katkı paylarının belirtilen had ve tutarları aşan kısmı indirim konusu yapılamaz.

    i-Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara bağışlanan gıda, temizlik, giyecek, yakacak maddelerinin maliyet bedelleri,

    Söz konusu bağışların gider kaydedilmesi ile ilgili olarak usul ve esasların tespitine Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır. Dolayısıyla bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin maliyet bedellerinin gider kaydedilebilmesi için bağışı kabul edecek dernek veya vakfın tüzüğünde veya senedinde ihtiyacı bulunanlara gıda yardımı yapabilmesine ilişkin hükümlerin bulunması ve bu hususun Maliye Bakanlığınca tespit edilmesi gerekmektedir. Dernek veya vakfın başka alanlarda da faaliyet gösteriyor olmasının, kamuya yararlı dernek veya vergiden muaf vakıf olup olmamasının uygulama açısından herhangi bir önemi bulunmamaktadır.
     

Sayfayı Paylaş