1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Tonometri

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve Çağlayağmur tarafından 11 Nisan 2012 başlatılmıştır.

  1. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.092
    Beğenileri:
    4.415
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    794 ÇTL
    Gözün ön ve arka odalarını dolduran saydam sıvı ışığı suyla yaklaşık aynı ölçüde kırar. Saydam sıvı, her gün belli bir miktarda üretilerek göziçindeki odacıklara verilir ve sonra bazı özel kanallardan geçerek göziçi dolaşımından uzaklaştırılır; böylece dolaşımdaki miktarı ve basmcı hep aynı kalır. Saydam sıvının görevi bir yandan göz merceğinin beslenmesini ve ışığın kırılmasını, bir yandan da basıncm değişmemesiyle göziçindeki çeşitli yapıların yerinde kalmasını sağlamaktır. Normal göziçi basıncı, 20 mm Hg (mm cıva basıncı) kadardır.
    Saydam sıvının Üretimi artar ya da geri emilimi herhangi bir biçimde ak-sarsa göziçi basmcı yükselir ve sonunda körlüğe yol açabilir. Körlük, gözdibinde bulunan ve ağtabakadaki (retina) sinir liflerini toplayarak görme sinirini oluşturan kör noktanın (papilla) yüksek basınçtan etkilenerek atrofiye uğramasından, yani liflerinin incelip zayıflamasından kaynaklanır. Sonuçta görme alam belirgin biçimde daralır. Gerçekten de göziçi basıncının yükselmesi kör noktayı besleyen kan damarlarının baskıya uğramasına ve görme siniri liflerinin yeterince beslenememesine yol açar. Bu beslenme bozukluğu sonucunda görmesinirinin bazı lifleri yıkıma uğrar ve göz tansiyonu (glokom) denen hastalık ortaya çıkar. Göz tansiyonunun çeşitli klinik biçimleri ve evreleri vardır; 50 yaşın üzerindeki nüfusun yaklaşık yüzde 2’sinde bu hastalık görülür. Ailesinde göz tansiyonu bulunan kişilere özellikle dikkat edilerek yaklaşık dört yılda bir düzenli kontrol yapılırsa nüfus içindeki gizli göz tansiyonu olguları ortaya çıkarılabilir.

    UYGULAMA BİÇİMİ

    Göz tansiyonunun ölçülmesi basit bir işlemdir ve herhangi bir nedenle hekime başvuran her hastanın göz tansiyonu ölçülmelidir.
    Tonometre göziçi basıncını ölçmekte kullanılan aygıttır. İç içe geçmiş iki silindirden içte olanın ucu bir göstergeyle bağlantılıdır. Bu göstergenin sayacından okunan değer, göziçi basıncıdır.
    Göziçi basıncı, yani göz tansiyonu tonometre denen özel bir aygıtla ölçülür.
    Aygıt içi boş bir silindir ile onun alt ucuna yerleştirilmiş bir kapaktan oluşur. Silindirin içinde, üst ucunda bir ağırlık asılı olan başka bir silindir bulunur. Üst uçtaki bir bölüm de aygıtın göstergesini çalıştırır.
    Göz tansiyonu ölçülecek hasta sırtüstü yatırılır ve korneasına (saydamta-baka) birkaç damla anestezik madde damlatılır. Daha sonra tonometre korneanın üstüne yerleştirilerek göstergeden göziçi basıncı okunur. Göz tansiyonu 15-20 mmHg arasında normal kabul edilir; bunun üzerindeki değerler olağandışı sayılır ve dikkatle değerlendirilmelidir,
    Deneyimli bir hekim akut belirtiler gösteren hastanın gözküresine parmağıyla bastırarak da göziçi basıncın yüksekliğini anlayabilir. Ama bu durumda da basmç yüksekliği tonometreyle doğ-rulanmalı ve zaman geçirmeden tedaviye başlanmalıdır. Akut glokom krizinde tedavi gecikmedikçe hastalığın kötü sonuçlar doğurması engellenebilir.

    GÖZDİBİNİN İNCELENMESİ

    Göz tansiyonu hastalığını önlemek amacıyla göziçi basıncının düzenli olarak Ölçülmesinden başka belli aralıklarla yapılan göz muayenesinde gözdibi incelemesine de yer verilir. Gözdibi incelemesi oftalmoskop adlı aygıtla yapılır ve birçok göz hastalığında erken tanı, ayrıca şeker gibi bazı hastalıkların gözde yol açtığı yıkımı belirleme olanağı verir. Oftalmoskopla göze birbirine koşut çok sayıda ışın gönderilir. Bunlar gözün optik sistemlerince bir noktada toplanıp ağtabakadan gene koşut ışınlar biçimde yansır. Böylece hekimin ağta-bakasında hastanın gözdibinin bir bölümünün net bir görüntüsü oluşur.
    Gözdibi incelemesi yalnızca göz hastalıklarında değil, genel olarak tıpta büyük önem taşıyan bir tam aracıdır. Gözün iç katmarundaki küçük atardamarlar ve toplardamarlar, vücudun dışarıdan görülebilen tek damarlarıdır. Oftalmoskopla yapılan incelemede, bütün vücudu etkileyen hastalıklara bağlı olarak öbür damarların yanı sıra ağtabakada da yıkıma yol açan bozukluklar saptanabilir. Örneğin yüksek tansiyon gibi genel bir hastalık ağtabakada damar yatağı değişiklikleri, damar çaplarında daralmalar, duvarlarında yıkım ve bazen kanama biçiminde tipik belirtilere yol açar. Yüksek tansiyona bağh ağtabaka hastalığının (hipertansif retinopati) bu tipik belirtileri, temeldeki hastalığın, yani genel tansiyon yüksekliğinin tanısına ve gidişine ilişkin çok önemli bilgiler sağlar.
    Gözdibi incelemesinin yararlı olduğu başka hastalıklar da vardır. Örneğin şeker hastalığında ve çeşitli böbrek hastalıklarında ağtabakada tipik değişiklikler ortaya çıkar; sinirsel kökenli yüksek tansiyona bağh olarak damar duvarlarında ortaya çıkan bozukluklar ve küçük kanamalar, bu hastalıkların gidişinin değerlendirilmesinde büyük yarar sağlar. Gözdibi incelemesinin çok önemli olduğu başka bir hastalık da kan kanseridir (lösemi). Gerileme dönemindeki kan kanserinde gözdibi incelemesinde kör nokta bölgesinde genel bir so-lukluk gözlenmesi, hastalığın yeniden akut döneme girdiğini gösterir.
    Son olarak kafaiçinde basınç artışına yol açan hastalıklardaki (beyin tümörleri, beyin kanamaları vb) gözdibi bulgularından söz etmek gerekir. Bu tip hastalıklarda toplardamarlarda kan akımının engellenmesine bağlı olarak kör nokta çevresindeki toplardamarda kan birikir ve kör nokta şişerek dışarı doğru kabarır (papilla stazi). Bu nedenle kafa-içi basınç artışından kuşkulanıldığmda kesinlikle gözdibi incelemesine başvurulmalıdır.
     

Sayfayı Paylaş