1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Topallayan Yürekler.....

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve Safir tarafından 4 Mart 2009 başlatılmıştır.

  1. Safir
    No Mood

    Safir Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    4 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    4.205
    Beğenileri:
    264
    Ödül Puanları:
    3.730
    Banka:
    151 ÇTL
    "Fiziki sakatlıklar hemen dikkatimizi çeker. Mesela topallayan bir bacağı asla
    gözden kaçırmayız, ancak topallayan yürekleri de asla fark etmeyiz!
    Herkese bir soru sormak istiyorum: Bir kör, sağır, ya da tekerlekli
    sandalyeye mahkûm bir engelli gördüğümüzde içimizden geçen ilk duygu nedir?..
    Acırız... İçin için "vah vah" çeker, "zavallı" gibisinden mırıldanırız.
    Halbuki bizden beklenen "acıma" değil, "anlama." Fakat heyhat: Kendini anlamayan
    başkasını nasıl anlasın.

    Biz ne kendimizi anlıyoruz, ne de birbirimizi. Bu yüzden hayat gitgide
    anlamsızlaşıyor. Çünkü sadece zorluklarını, olumsuzluklarını, kirli yanlarını
    yaşıyoruz. Oysa hayatta bir sürü güzellik de var: Mesela güller açıyor, çocuklar
    gülümsüyor, yıldızlar göz kırpıyor, yağmur yağıyor, güneş doğuyor.
    Hayatın kışı ayrı, yazı ayrı güzel; denizin durgunu farklı, dalgalısı farklı
    güzel. Ancak bu güzellikleri fark edebilmek için görebilmek lazım.
    Şayet görmüyorsak, bir anlamda görme engelli sayılmaz mıyız?
    Kuşların rengi ve ahengi, uçuşu da, ötüşü de ayrıdır... Yazın ayrı, kışın
    ayrı öter kuşlar. Ama her sabah kuş orkestrasının ahenkli ritmiyle uyanmak
    sadece duymayı bilenlere mahsus bir imtiyazdır... Yazık ki çoğumuz kuşları
    duymuyoruz...
    Kuşları duymadığımız gibi, eşimizi ve çocuklarımızı da (dinlemiyoruz ki)
    duymuyoruz...
    Bir anlamda işitme engelli sayılmaz mıyız?

    Sevmekten korkuyoruz. Sevsek bile bunu saklıyoruz...
    Annemiz, babamız, eşimiz ve çocuklarımız onları ne kadar sevdiğimizi
    bilmiyorlar, çünkü sevgimizi söylemeyi zaaf sayıyoruz.
    Bir anlamda sevgi engelli sayılmaz mıyız?

    Sevdiklerimizin gönlünü alacak güzel sözler söylemiyoruz...
    Bir anlamda konuşma engelli sayılmaz mıyız?

    Elimizdeki güzelliklerle zenginlikleri fark etmediğimiz için, mutluluğu
    uzaklarda arıyoruz...
    Bir anlamda zeka engelli sayılmaz mıyız?

    Sevgilerimizle birlikte kızgınlıklarımızı, küskünlüklerimizi de saklıyor,
    duygularımızı salt kendi içimizde yaşıyoruz. Bunu izah için de "kol kırılır yen
    içinde kalır" diyoruz. (Kol kırılıp yen içinde kaldıkça, kemik yanlış kaynıyor,
    böylece bir uzvumuz daha çarpılıyor)
    Bir anlamda cesaret engelli sayılmaz mıyız?

    Farklı inanan, farklı düşünen, farklı giyinen, farklı yaşayan insanları
    kabullenemiyor, sosyal hayattan dışlamaya kalkışıyoruz...
    Bir anlamda saygı engelli sayılmaz mıyız?

    Ve hep yakınıyor, sadece şikâyet ediyoruz:
    Yani şükür engelliyiz!

    Bu anlamda engelli sayımız yedi buçuk milyon değil, belki de yetmiş buçuk
    milyon!..

    Yaşamı idrak etmeden yaşayıp gidiyoruz işte!"


    Alıntı
     

Sayfayı Paylaş