1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Trafik'teki Zarar Sorunu Nasıl Çözülür?

Konusu 'Serbest Kürsü' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 23 Kasım 2011 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.187
    Beğenileri:
    4.785
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    387 ÇTL
    ALİ MURAT DİŞÇİ TSRŞB-Genel Sekreter Yardımcısı – Hayatımız Sigortalı – 01.09.2011

    Trafik Sigortalarındaki zararın sigorta sektörünün toplam karlılığı üzerindeki en büyük tehdit olduğunu ve şirketlerimizdeki kaynakları önemli ölçüde meşgul tuttuğu için karlılık artıcı yeni ürün ve hizmet açılımları üretilmesinin de önündeki en büyük engel olduğunu sık sık gündeme getiriyoruz.

    Trafik Sigortalarındaki zarar, önemli ölçüde hasar maliyet ortamındaki belirsizlikten kaynaklanmaktadır. Bedeni hasar tazminatları, aktüerlerin yaptığı destekten yoksun kalma hesaplarına istinaden sigortalılardan ibraname alınarak ödeniyor olmasına rağmen, özellikle son dönemde artan tazminat limitlerinin cazibesi ile hasar ödemeleri sonrasında sigortalılar kendi inisiyatifleriyle ya da bu işi kendine iş edinmiş bazı avukatlık bürolarının teşviki ile yargı yoluna başvurup ek tazminat talebinde bulunmaktadırlar.
    Bu tür hasar tazminatlarının hesabında referans alınmış net bir metodun olmaması, yargı yolunu her zaman açık tutarak teknik ifade ile, hasar kuyruğunu uzatırken, bu davalar görülürken mahkeme tarafından atanan bilir kişiler, bambaşka bir hesap çıkartabilmekte, ek tazminat ödemesi yapılmasıyla dava ile uzayan hasar kuyruğu aynı zamanda kalınlaşmaktadır. Ülkedeki bu işleyiş müthiş bir maliyet artışı ve rezerv yükü oluşturmaktadır.
    Ödenen hasar maliyetleri artmakta, dosyanın tamamen kapatılma sürecinin uzun dönemlere yayılması sonucu doğmaktadır.
    Bununla birlikte, Aktüeryal Zincir Merdiven Metodu ile yapılan rezerv hesaplamaları, yukarıda kısaca değinilen işleyiş nedeniyle, "hasar dosyalarının maliyetleri zaman içinde artacak ya da dosya ödense bile ek tazminat ödemesi yapılacak şekilde yeniden açılacakmışçasına negatif etkilenmektedir.
    Bu sorunun çözümü, bir sigortalı için yapılan destekten yoksun kalma hesaplamasının değişime açık olmaması, aktüerlerin yaptığı ilk hesaplamanın referans olarak kabul edilmesi ile mümkündür. Türkiye'nin her yerinde yargı tarafından referans olarak alınan bir standart hesaplama metodunun kabul edilmesi bu sıkıntılı durumun sonlandırılması ve sigortacıların da fiyatlama için önlerini görebilmeleri açısından hayati önem taşımaktadır.
    Araç sigortaları yoğun olarak bireysel müşteri tabanlı sigortalar olduğundan uygun bir tarife yapısı ile çalışmak önem arz etmektedir. Müşteri profillerine göre farklılaştırılmış fiyatlar ile otomatik risk seçimi yapan tarife modelleri, bireysel sigortaların en önemli vazgeçilmezleridirler. Ancak tarife çalışmaları maliyet ortamındaki belirsizliklerin yönetilebilir düzeyde olması halinde anlam taşımaktadır, Öngörülemez şekilde artan maliyetler müşteri profilleri arasındaki farklılaştırma bir yanda dursun risk priminin doğru hesaplanmasını bile zorlaştırmaktadır.


    Peki, mahkemelerde görülen davalarda Destekten Yoksun Kalma Hesabı, sigorta şirketi tarafından aktüerlere yaptırılan ilk hesaba göre neden farklı çıkmaktadır?



    Öncelikle şunu bilmek gerekiyor. Mahkemelerde aktüer olmayan kişilerin bilirkişilik yapması, yapılan hesaplamanın dinamiği konusunda farklılık oluşması sonucunu ister istemez getirmektedir. Kaldı ki aynı hesap çeşitli gerekçelerle aktüerler arasında bile farklı yapılabilmektedir. Hesaplamalarda farklı faiz oranları kullanılabilmektedir. Gelir bağlanma oranlarındaki farklılıklar, destek sürelerinde öngörülen farklılıklar ve evlenme olasılıkları konusundaki farklı yorumlar hesaplamayı yapan sayısının artması ile çıkan hesabın da farklılaşmasına, sürekli yeni destekten yoksun kalma tutarlarının ortaya çıkmasına nemden olmaktadır.
    Bu alanda ülke standardının mutlaka oluşturulması ve yargıçlar, aktüerler, bilirkişiler tarafından bu standardın referans alınıyor olması dolayısıyla bir kere yapılan ödemenin üzerine ikinci bir hesaplamanın yapılamıyor olması gerekmektedir.
    Tercihen aktüerler ya da onların çatı kuruluşu tarafından onaylanmış bir hesaplama aracının tesis edilmesi sağlanabilir, ancak hangi kurum tarafından onaylanırsa onaylansın sürece dahil olan tüm taraflarca kullanılan referans bir modele ihtiyaç duyulduğu açıktır, Bu metodoloji içinde tüm Destekten Yoksun Kalma hesaplamalarında aynı parametrelerin kullanılması, evlilik ihtimali, destek süresi, eğitim süresi, bakım masrafları, gelir dağılımı vb. asgari standartların oluşturulması ve bunların yine tercihen aktüerler desteğinde dönemsel olarak güncellenmesi en doğru yaklaşım olacaktır.
    Bunların yanı sıra sigorta şirketleri ve mahkemelerde atanan bilirkişilerin aktüerler siciline kayıtlı olan profesyoneller olmaları ve bu hesabı yapacak kişi ve kurumların DYKT tazminat hesabını yapacak bir hesap makinesini kullanarak hesabı standartlaştırmaları sorunun çözümünde atılmış en etkin adım olacaktır.
    Trafik sigortasının bir başka sorunu ise, maddi hasarlı kaza tespit tutanağı uygulamasından sonra artan suistimalli uygulamalardır.


    Yolsuzlukların çoğu Kaza Tespit Tutanaklarında



    Sigorta Bilgi Merkezi bünyesinde bulunan ve doğrudan sigorta şirketlerinin veri sağladığı SİSBİS olarak adlandırılan Sigorta Suiistimalleri Bilgi Sistemi veri tabanına gelen ve suiistimalin feragatname, suç duyurusu ya da ek soruşturmalar ile net olarak tanımlanabildiği durumların istatistikleri incelendiğinde; yolsuzlukların önemli oranda, kazaya karışan tarafların aralarında tuttukları Kaza Tespit Tutanaklarının düzenlenişi sırasında yapılan yanıltıcı ve usulsüz uygulamalardan kaynaklandığı görülmektedir. Maddi Hasarlı Kaza Tespit Tutanağı yolsuzluklarını, Planlanmış Organize hasar işlemleri, ' Vurup kaçtı" yanlış beyanı, hasar sonrası sigortalama, sahte yaralanma ve belge sahtecilikleri takip etmektedir, Bu tür uygulamalar maddi hasar sıklığını artırmaktadır. Hatta yıllarca düşük hasar sıklığından dolayı sigortacıların kar havuzu olarak gördüğü Anadolu piyasalarının hasar sıklığında Kaza Tespit Tutanağı uygulaması ile ciddi artışlar olmuştur.
    Türkiye'de hasar suistimalleri konusunda yürütülen mücadele, daha çok yeni olarak profesyonel ve teknolojik bir tabana oturmaya başlıyor. Bu çerçevede elimizde; takip ettiğimiz ve ödediğimiz "hasarın şu kadarı suistimalli hasardır" diyebileceğimiz bir veri tabanı henüz oluşmuş değil. Bununla birlikte mücadele konusu iki tür suistimal var. Birincisi poliçe kapsamında olmayan bir hasarı kapsam içindeymiş gibi ya da olmamış bir hasarı olmuş gibi göstermek, ikincisi ise hasar poliçe kapsamı içinde olsa dahi haksız olarak maliyetini artırmak ya da artırmaya çalışmak. Bu uygulamalar poliçe ve hasar adedinin yoğunluğundan dolayı daha çok araç sigortalarında görülüyor olsa da be deni hasarlar dahil olmak üzere her tür sigorta alanında karşımıza çıkmaktadır.
    Doğru sonuçlar için ek modeller gerekiyor Mutlaka bir oran vermek gerekirse, araç sigortalarında, belli simülasyonlar yapılarak ödenen hasarların, ortalama yüzde 7,5 ile 10'u arasında bir oranın suiistimal konusu ek maliyetlerden ibaret olduğu hesaplanabilir. Ancak bunlar elde tam veri olmadan yapılan zorlama çalışmalardır, daha yüksek ya da düşük olabilir. Doğru sonuçlara ulaşmak için, elimizde bulunan sistemlere, ek bazı modellerin kurulmasına dönük projelerin planlanması ve hayata geçirilmesi için çalışma yapmak gerekiyor.
    Bu çerçevede Haziran 2011 tarihinde tam olarak devreye giren Yanlış Sigorta Uygulamalarının Tespiti, Bildirimi, Kaydı Ve Bu Uygulamalarla Mücadele Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik, Organize suistimalin analitik metodlarla tespiti, kanıtlandırılması ve gereken hukuki kovuşturma için hızlı ve etkin adımlar atılması anlamında sigortacılara destek vermektedir. Sigorta suistimalleri Türk Ceza Kanunu'nun 158'inci maddesi kapsamında suç olarak değerlendirilmekte ve nitelikli dolandırıcılık tanımı ile hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. Hatırlarsak, sigorta suistimali şüphesi bulunan kişi ve kuruluşlara teminat verilmesi veya yasal başka önlemlerin alınabilmesi amacıyla,Sigorta Bilgi Merkezi bünyesinde Sigorta suistimalleri Bilgi Sistemi (SİSBİS) veri tabanı kurulmuş ve 2010 yılının başında test çalışmalarına başlamış idi.
    Artık yeni yönetmelik ile bu veri tabanına sigorta şirketlerinin şüpheli durumları kanıtları ile birlikte girmeleri Sigorta Bilgi Merkezi'nin de bu veri tabanını sigorta şirketleri ile paylaşması zorunlu hale gelmektedir. Ayrıca yine Sigorta Bilgi Merkezi bünyesinde; yönetmelik hükümlerinin uygulanmasını teminen; örneklerini gelişmiş dünya ülke piyasalarında gördüğümüz, oluşan veri tabanını analiz eden ve Organize suistimal durumlarının ortaya çıkartarak, kanıtlarıyla birlikte Türk Ceza Kanunu'nun 158'inci maddesi kapsamında yargıya intikalini sağlayacak yeni bir organizasyonel yapılanmaya gidilmesi yönünde karar alınmaktadır. Bu çerçevede Trafik Sigortası veri tabanının incelenerek, branşta yük oluşturan kaçakların tespit edilmesi, sigorta sektörüne bu bilginin servis edilmesi ve organize suistimallerin ve bu tür fiilleri işleyen şebekelerin çökertilmesi, bu alanda sürekli mücadele ortamının yaratılması, karlılığa olumlu katkı yapacaktır. Olmayan maliyetleri varmış gibi kurgulayanlardan. Hasar maliyetlerini haksız yere yükselten, yüksek gösteren, tüm aktörlerin denetlenerek üzerlerine gidilmesi gereken hukuki önlemlerin alınması zaten ciddi kayıp içindeki araç sigortalarının verimliliğinin artırılması açısından atılacak önemli bir adım olacaktır.
    Trafik Sigortalarının Hasar Maliyetlerine olumlu katkı sağlayacak bir diğer uygulama ise Avrupa'da oturmuş ülkemizde ise yeni olarak sektörümüzün gündemine taşınmaya başlayan Trafik Maddi Hasarlarının tasfiyesinde Doğrudan Tazmin Sistemidir. Trafik Sigortaları, prensip olarak karayollarında yaşanan kazalarda üçüncü şahıslara verilen zararları karşılamakta, zarar gören uğradığı kaybı, kısmi ya da tam kusurlu tarafın sigorta şirketine başvurarak tazmin etmektedir. Yani zarara uğrayan taraf, kusurlu tarafın poliçesi ile yine kusurlu tarafın sigortacısından zarar tazmini yoluna gitmektedir.
    Bu sistem ülkemiz sigortacılığında çok uzun yıllar yürütülmüş ve kabullenilmiş bir uygulamadır. Bununla birlikte, yurt dışı ve özellikle Avrupa örnekleri incelendiğinde, kazaya karışan tarafların diğer tarafın sigorta şirketinden zarar tahsilatı yapması şeklinde yürüyen sistemin yıllar içinde bırakıldığını ve uygulamanın tarafların kendisi sigortacılarından zarar tazmini yapması şeklinde basitleştirilerek hızlandırıldığını görüyoruz. Aslında temel prensibin zarar görenin zararının en kısa yoldan, eksiksiz tazmin edilmesi olması gerektiği düşünüldüğünde batının geldiği bu noktanın sigorta sektörünün sağladığı zarar tazmin hizmetinin kalitesinin yükseltilmesi ve hasar maliyetlerin etkin kontrolü açısından önemli bir aşama olduğu görülmektedir.
    Trafik sigortası hasarlarında Doğrudan Tazmin Sistemi olarak ifade edebileceğimiz bu model; Trafik Sigortası sahibi iki aracın kaza yapması sonucu; kusursuz ya da kısmi kusurlu tarafın, uğradığı zararı karşı tarafın sigorta şirketinden değil, poliçeyi satın aldığı sigorta şirketinden tazmin edebilmesini sağlayan sistemdir. Uygulamada kendi sigortalısına hasar tazmin hizmeti veren şirket yaptığı ödemeyi, daha sonra, ortalama bir tutar olarak, kusurlu tarafın sigorta şirketinden tahsil etmektedir. Sigortacı tarafından bakıldığında uygulama aşağıdaki faydaları sağlamaktadır:

    • Hasar tasfiye sürecinin hızlanması: Sigortacı kendi alıştığı sistem dahilinde hasarı tasfiye etmekte kendi sistemi dışında tamamlanmış tamirlerin faturaları ile hasar tasfiyesi yürütmek yerine alışık olduğu sistem içinde hızla zararı tazmin etmektedir.
    • Hasar maliyetlerinin kontrolü teşvik ediliyor: Sistem içindeki sigorta şirketlerinin birbirileriyle ortalama bir rücu tutarı üzerinden hesaplaşmaları, tahsil edilecek tutarın sabit olmasından ötürü gerçek zararı tazmin eden şirketin maliyet kontrolü yapmak suretiyle sistemden olabildiğince faydalanma eğilimine girmesini sağlamakta ve sistem otomatik olarak maliyet kontrolünü teşvik etmektedir.
    • Avukatlık /Vekalet giderlerinde düşme: Sistem uyuşmazlık adedinde ciddi düşüşler sağlamakta, Şirketlerin arasında çalıştırılan bir protokol çerçevesinde hasar dosyaları taraflar arasındaki uyuşmazlıklar minimuma indirilerek hızla tasfiye edilmektedir.
    • Mahkemeye gidilen hasar adetlerinde düşme: Uyuşmazlıklardaki azalma davalık dosya adetlerinde düşmeyi de beraberinde getirmektedir.
    • Genel giderlerde düşme: Hasarın hızla tasfiyesi ve sonrasında yürütülen standart rücu uygulaması, hasar tasfiyesine dönük giderlerin düşmesine katkı sağlamaktadır.
    • Sigorta sektörünün imajına genel anlamda olumlu etki: Yukarıda anılan teknik operasyonel faydaların ötesinde sistem, sigorta sektörünün hasar ödeme yeteneklerine ilişkin imajına tüketiciler ve kamuoyu önünde pozitif katkı sağlamaktadır. Trafik Sigortası ülkemiz sigortacılığında ciddi kaynak tüketen bir branş haline dönüşmüş ve sonuçlarıyla, problemleriyle, sürekli artan rezerv ihtiyacı ile yönetimlerin gündeminden bir türlü inmeyerek diğer karlı alanlarda proje üretmesini engellemektedir.
    Yaşanan ve yukarıda detaylı olarak tanımlanan sorunların önüne geçilmesine dönük olarak Birlik bünyesinde kurulmuş çalışma grupları ve komiteler çalışmalarını sürdürmekte, çözüme dönük önerilerini Hazine Müsteşarlığımız ile görüşmek üzere olgunlaştırmaktadırlar. Önümüzdeki dönemin bu alanda alınacak önlemler ile şekilleneceğini düşünüyorum.
     

Sayfayı Paylaş