1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Tuba Gündoğan - İhanetin Senfonisi..

Konusu 'Şairlerden' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 3 Kasım 2012 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL





    Siz bayım!
    Evet evet size söylüyorum.
    Merak etmeyin vaktinizi çok fazla almayacağım.
    Sadece birkaç soru ve birkaç yanıt
    Ayakta kaldınız, buyrun
    Arzu edersiniz ben kalbimi açayım,
    Siz yine üzerine oturun!
    Herneyse söyleyeceğim çok şey var,
    Uzun lafın kısasından başlıyorum?

    Dokunmadığınız kaç yanım kaldı daha?
    Ben sayamadım…
    Yada açıp, “birine bakmıştım, pardon” dediğiniz
    Ardından hayatın suratına çarptığınız kaç kapı?
    Merak ediyorum, acaba daha kaç kez öldüreceksiniz “sol” yanımı?
    Tekrar sağolun benden canlı bir ceset yarattınız!

    Siz bayım!
    Kapı eşiğinde bıraktınız kahkahaları,
    Önceki gecelerden kalma fırtınalarla girdiniz içeri…
    Poyrazlar sert esiyordu Kuzey Doğu’dan ve bir rüzgar inatla zorluyordu pencereyi.
    İçinizdeki fırtınaları dışarı salmaktı fikrim
    Aşk’ı unutmanın tam vaktidir şimdi! dediniz ve gittiniz.
    Dokunulmazdınız,dokunmazdınız!

    Gittiniz bayım!
    Ardından ağır baş ağrılı geceler bıraktınız ve Haliç’i dolduracak kadar gözyaşı…

    Siz bayım siz!
    Sabah gözlerinizi açtığınızda
    Sevdiğinizle değil!
    Tanımadığınız bir sülietle karşılaşacaksınız…
    Bir önceki geceyi hatırlamaya çalışacaksınız önce, hayal meyal birşeyler gelecek aklınıza.
    Ve dağılacaksınız odanın dağınıklığına bakıp.
    Babil’in asma bahçelerinde sallandıracaksınız kirli ruhunuzu!
    Yerdeki devrilmiş kadehe pişmanlığınızı doldurup,
    Sarhoş olana dek yudumlayacaksınız!
    Bir bakacaksınız ki akrebi çoktan geçmiş yelkovan.

    Ellerinizden iğreneceksiniz sonra,
    Hani şu bana dokunduramadığınız ellerinizden!
    Dokunduğunuz herşey lanet okuyacak size!
    Geceden kalma eşyalarınızı giyip, kıyıya vuracaksınız kendinizi.

    Durun bayım yaklaşmayın!

    Ardından hafifçe çiseleyen yağmura yüzünüzü verip,
    Büyüyüp irileşen damlalardan kaçacağınıza, onlara sığınacaksınız.
    Sık sık yaptığınız gibi yani.
    Çünkü ruha ve bedene bulaşmış kirlilikleri en iyi arıtanın yağmur olduğuna inananlardansınız.
    İyiden iyiye ıslanmış bedeninize aldırmadan
    Acelesiz adımlarla yürüyeceksiniz sokaklarda…

    Siz siz değilsiniz artık bayım!
    Tacize uğradı Aşk’ınız!
    Bakir değil duygularınız?
    Unuttunuz mu bayım!
    Unuttunuz mu şimdi Aşk’ı?

    Siz yosma bir kadının kollarında,
    Karanlık bir otel odasında
    Gecenin şehvetine kaptırmışken kendinizi,
    Bu şehrin bir yerlerinde bir kadın ağlayacak, bardaktan boşalırcasına.
    Ve mesken tutacak kendine pencere altlarını.
    Elinde bir kaç fotoğraf, dondurulmuş an/ı/lardan kalan…
    Ağzındaysa tembel bir türkü.
    Yoksa bu türkü…
    Bu türkü sizin mi bayım?

    Ah bayım Ah!

    Ah’larımıda yutuyorum artık
    Avaz avaz susuyorum.
    Sessiz çığlıklar atıyorum kendime…

    Ama durun bayım!
    Önce şu hayatımı bitireyimde
    Öyle kalkıp ayakta alkışlayayım sizi.

    “Kalpsiz” mi?

    Haklısınız sanırım…
    Sokağa çıkmaya korkuyorum şimdilerde,
    Sanki birileri arkamdan bağıracak
    “Sen kalpsizsin” diye.
    Evet kalp’siz’im.
    Ben siz’sizim bayım…
    Ne çabukta unuttunuz asıl Kalp sizdiniz…

    Tuba Gündoğan
     

Sayfayı Paylaş