1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Tüm Antlaşmalar

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 12 Ocak 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]
    Tüm Antlaşmalar

    içerik
    Londra Antlaşması
    Bükreş Antlaşması
    İstanbul Antlaşması
    Atina Antlaşması
    Sırbistan ile yapılan İstanbul Antlaşması
    Saint Germain (Sen Jermen) Antlaşması
    Neuilly (Nöyyi) Antlaşması
    Trianon (Triyanon) Antlaşması
    Versailles (Versay) Barış Antlaşması
    Mondros Ateşkes Antlaşması
    Paris Barış Konferansı
    Gümrü Antlaşması
    Moskova Antlaşması
    Kars Antlaşması
    Ankara Antlaşması
    Balkan Antantı
    Montrö Boğazlar Sözleşmesi
    Mudanya Ateşkes Antlaşması
    Lozan Antlaşması
    Edirne Antlaşması
    Bükreş Antlaşması
    Sevr Antlaşması
    Uşi Antlaşması
    Vasvar Antlaşması
    Viyana Kongresi
    Yaş Antlaşması
    Ziştovi Antlaşması
    Zitvatorok Antlaşması





    ataturkdevrimleri.com​



    [​IMG]
    Londra Antlaşması (30 Mayıs 1913)

    Birinci Balkan Savaşı sonunda imzalanmıştır.

    1912 yılı sonunda büyük devletlerin aracılığıyla Londra’da bir konferans düzenlendi. Bu konferansta Balkan devletleri, Edirne dahil bütün Rumeli’yi Osmanlılardan istedi. Kâmil Paşa Hükümetinin, Edirne’den vazgeçmeye karar verdiğini düşünen İttihat ve Terakki Partisi, düzenlediği Babıâli Baskını ile yönetimi ele geçirdi (1913). Mahmut Şevket Paşa başkanlığında kurulan yeni hükümet, Balkan devletlerinin isteklerini kabul etmeyerek savaşa devam etti. Ancak Edirne ve Yanya’nın düşmesi neticesinde Osmanlı Devleti barış istemek zorunda kaldı. 30 Mayıs 1913’te Londra Antlaşması imzalandı.

    Bu antlaşmaya göre;
    1- Osmanlı Devleti, Edirne’nin dahil olduğu Midye-Enez hattının batısındaki bütün topraklardan çekildi.
    2- Midye-Enez hattı Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında sınır oldu.
    3- Oniki Ada dışındaki Ege Adaları’nın geleceği ve Arnavutluk’un sınırlarının çizilmesi işi büyük devletlere bırakıldı.
    4- Selanik, Güney Makedonya ve Girit Yunanistan’a bırakıldı.
    5- Dedeağaç, Kavala ve Batı Trakya Bulgaristan’a bırakıldı.
    6- Orta ve Kuzey Makedonya Sırbistan’a bırakıldı.


    Bükreş Antlaşması (10 Ağustos 1913)

    Balkan Savaşı’nı bitiren antlaşmalardan biridir.
    Bulgaristan ile diğer Balkan devletleri olan Yunanistan, Sırbistan, Karadağ ve Romanya arasında imzalandı. Bulgaristan, dört Balkan devletine de toprak vererek Balkanlar’daki üstünlüğünü kaybetti.

    Bükreş Antlaşması’na göre;

    1- Bulgaristan, Birinci Balkan Savaşı sonunda aldığı Selanik, Serez, Drama ve Dedeağaç’ı Yunanistan’a bırakacaktır.
    2- Bulgaristan, Dobruca ve Silistre’yi Romanya’ya verecektir.
    3- Orta ve Kuzey Makedonya (Manastır, Üsküp, İştip, Priştine) Bulgarlardan alınarak Sırbistan’a verilecektir.

    Ancak Balkan devletleri Bükreş Antlaşması’ndan memnun ayrılmadılar. Bunalım ve anlaşmazlık devam ederken I. Dünya Savaşı’nın çıkması yeni bir Balkan Savaşı’nı önledi.

    Bükreş Antlaşması’nın sonuçları
    1- Bu antlaşma ile Bulgaristan’ın sınırları daralmıştır.
    2- Bulgaristan’ın Ege Denizi’ne çıkışı kısmen de olsa kapatılmıştır.
    3- Bu durum Bulgaristan’ın I. Dünya Savaşı’nda Almanya’nın yanında yer almasına neden olmuştur.




    İstanbul Antlaşması (29 Eylül 1913)

    İkinci Balkan Savaşı sonunda Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında imzalanmıştır.

    Bu antlaşmaya göre;
    1- Edirne, Dimetoka ve Kırklareli Osmanlılarda kaldı.
    2- Dedeağaç Bulgaristan’a bırakıldı.
    3- Bulgaristan’da kalan Türkler, Bulgarlarla eşit haklara sahip olacaklardı.
    4- Bulgaristan’da kalan Türkler isterlerse dört yıl içinde Osmanlı topraklarına göç edebileceklerdi.
    5- Türklere mülkiyet hakkı verilecek, ilk ve orta okullarda eğitim dili Türkçe olacak, din ve mezhep hürriyeti sağlanacaktı.
    6- Meriç Nehri iki ülke arasında sınır kabul edildi.





    Atina Antlaşması (14 Kasım 1913)

    II. Balkan Savaşı sonunda Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasında imzalanmıştır.

    Bu antlaşmaya göre;
    1- Yanya, Selanik ve Girit Yunanistan’a bırakıldı.
    2- Yunanistan sınırları içinde kalan Türklerin hakları güvence altına alındı.

    Yunanistan Ege adalarını da istemiş ancak Osmanlı Devleti kabul etmemiştir. Adalar sorunu Lozan Antlaşması ile çözülmüş, İmroz ve Bozcaada dışındaki adalar Osmanlı Devleti’nin elinden çıkmıştır.




    Sırbistan ile yapılan İstanbul Antlaşması (13 Mart 1914)

    İkinci Balkan Savaşı sonunda Osmanlı Devleti ile Sırbistan arasında imzalanmıştır.

    Sırbistan ile sınır kalmamasına rağmen, Sırbistan’da yaşayan Türk ve Müslüman azınlığın haklarını korumak için yapılmış bir antlaşmadır. Bu antlaşmayla Müslümanlara azınlık statüsü tanınmıştır.





    Saint Germain (Sen Jermen) Antlaşması (10 Eylül 1919)

    İtilaf Devletleri ile Avusturya arasında imzalanmıştır.

    Bu antlaşmaya göre;
    1- Avusturya-Macaristan İmparatorluğu parçalanarak, Avusturya ve Macaristan adıyla iki ayrı devlet haline getirildi.
    2- Avusturya ve Macaristan toprakları üzerinde Çekoslovakya kuruldu.
    3- Avusturya; Galiçya’yı Polonya’ya, Hırvatistan’ı Yugoslavya’ya, Tirol ve Trieste’yi İtalya’ya, Bukovina’yı da Romanya’ya vermek zorunda kaldı.
    4- Avusturya; Çekoslovakya,Yugoslavya ve Macaristan’ın bağımsızlığını tanıyacaktır.
    5- Avusturya’da mecburi askerlik kaldırıldı.
    6- Avusturya ordusu 30 bin kişi ile sınırlandırıldı.
    7- Avusturya, ağır ekonomik yükümlülükler altında bırakıldı.
    8- Avusturya’ya siyasi kısıtlamalar getirildi.





    Neuilly (Nöyyi) Antlaşması (27 Kasım 1919)

    İtilaf Devletleri ile Bulgaristan arasında imzalanmıştır.

    Bu antlaşmaya göre Bulgaristan;
    1- Güney Dobruca’yı Romanya’ya bırakacaktır.
    2- Gümülcine ve Dedeağaç’ı Yunanistan’a verecektir.
    3- Tsaribrob ile Strumitsa bölgesini Yugoslavya’ya bırakacaktır.
    4- Bulgaristan’da mecburi askerlik kaldırılmıştır.
    5- Ordusu 25.000 kişi ile sınırlandırılmıştır.
    6- Deniz ve hava kuvveti kurması yasaklanmıştır.
    7- Ağır savaş tazminatı ödemeye mahkum edilmiştir.
    8- Bulgaristan’ın Ege Denizi ile bağlantısı kesilmiştir.




    Trianon (Triyanon) Antlaşması (4 Haziran 1920)

    Avusturya’dan ayrılarak kurulan Macaristan ile İtilaf Devletleri arasında imzalanmıştır. Savaştan sonra Macaristan’da ihtilal çıkmış ve Sovyet Rusya benzeri bir yönetim kurulmuştur. Bu rejim değişikliği nedeniyle Macarlarla barış antlaşması imzalanması gecikmiştir. Macaristan’da kurulan Bolşevik hükümetin devrilmesinden sonra imzalanan bu antlaşmaya göre;
    1- Macaristan, topraklarının büyük kısmını Çekoslovakya, Romanya ve Yugoslavya’ya bıraktı.
    2- Avusturya ile birleşmemeyi kabul etti.
    3- Mecburi askerlik hizmeti kaldırılarak, ordusu 35.000 kişi ile sınırlandırıldı.
    4- Deniz ve hava kuvveti bulundurmamayı kabul etti.
    5- Ağır yükümlülükler altına girdi.
    6- Toprakları 330.000 km²’den 92.000 km²’ye, nüfusu 22 milyondan 7,5 milyona düştü.






    Versailles (Versay) Barış Antlaşması (28 Haziran 1919)

    İtilaf Devletleri ile Almanya arasında imzalanmıştır.

    Bu antlaşmaya göre;
    1- Almanya Alsas-Loren’i Fransa’ya bıraktı.
    2- Topraklarının bir kısmını Belçika, Polonya, Çekoslovakya ve Litvanya’ya vermek zorunda kaldı.
    3- Bütün deniz aşırı topraklarını kaybetti.
    4- Avusturya ile siyasi ittifak kurması yasaklandı.
    5- Almanya’da mecburi askerlik kaldırıldı. Ordu 100.000 kişi ile sınırlandırıldı.
    6- Ordu ve donanması dağıtıldı.

    Versay Antlaşması’nın ağır şartları Almanya’da Nasyonalizm’in gelişmesine ve İkinci Dünya Savaşı’nın çıkmasına neden oldu.





    Mondros Ateşkes Antlaşması

    1918 yılı sonlarına doğru İttifak Devletlerinin savaşı kazanma umutları kalmamıştı. Haziran 1918’de Berlin’den dönen Sadrazam Talat Paşa, Alman ve Bulgar cephelerindeki yenilgiye tanık olmuştu. 29 Eylül 1918’de Bulgaristan savaştan çekilince, Osmanlı Devleti’nin Almanya ile bağlantısı kesilmiş, Trakya ile İstanbul, Yunanistan üzerinden gelebilecek saldırılara açık kalmıştı. Zaten, artık kendine bile yetişemeyen ekonomisi ile Almanya’nın, Osmanlı ordusuna askeri malzeme yollaması da tamamen olanaksız duruma gelmişti. Bu arada Almanya’da 3 Ekim 1918’de ateşkes anlaşması önerisinde bulundu. Öte yandan İngilizlerin Filistin’de başlayan saldırıları sonucu, Şam ve Beyrut İngilizlere bırakılmıştı. Bu cephede VII. Ordu kumandanı olan Mustafa Kemal Paşa, İngilizlerin ilerleyişini durdurmak amacıyla Halep’in kuzeyinde savunma hattı kurmaya çalışıyordu.

    Bütün bu gelişmeler üzerine, İttihat ve Terakki Partisi Hükümeti, Sadrazam Talat Paşa’ya ateşkes için girişimde bulunma yetkisi verdi. Osmanlı Hükümeti Wilson ilkeleri ışığı altında bir ateşkesi imzalamaya hazır olduğunu bildirdi. Yenilen bir devletin ateşkes isteyen bir hükümetinin başbakanı olarak Talat Paşa istifa etti. Savaşın son yılında padişah olan VI. Mehmet Vahdettin, İttihat ve Terakki Partisi’nin büyük karşıtı idi. Bu nedenle artık bu kadronun siyasal iktidara geçmesi mümkün değildi.

    Talat Paşa’nın yerine sadrazamlığa getirilen Tevfik Paşa, İsviçre aracılığı ile ateşkes için başvuruyu yinelemiş ancak olumlu bir cevap alamamıştı. Zira İngilizler güneyde mümkün olduğu kadar hızlı ilerleyip, ele geçirebilecekleri kadar toprak elde etmek istiyorlardı. Ateşkes imzasını başaramadığı için görevden ayrılan Tevfik Paşa’nın yerine Ahmet İzzet Paşa sadrazam atandı. Sonunda büyük uğraşlar neticesinde Anlaşma Devletleri ateşkes görüşmelerine razı edildi.

    İngilizler, 23 Ekimde Osmanlı Hükümetine, Limni Adası’nın Mondros Limanı’nda ateşkes görüşmelerinin yapılacağını ve Anlaşma Devletleri adına İngiliz Amirali Calthorpe’nin yetkili olduğunu bildirdi. Bunun üzerine Bahriye (Denizcilik) Bakanı Rauf Bey (Orbay) başkanlığındaki bir kurul hemen Mondros’a gönderildi. Osmanlı delegeleri, Wilson ilkeleri ışığı altında ortak bir metin üzerinde uzlaşmaya varılacağını sanıyorlardı. Fakat Anlaşma Devletleri delegesi, daha önceden hazırlamış ve bir ateşkes anlaşmasından çok kayıtsız-şartsız teslim belgesine benzeyen bir metni Osmanlı kurulu önüne koydu. Bu metin üzerinde Osmanlı Temsil Kurulu üyelerine çok sınırlı söz hakkı tanındı.

    Beş gün süren görüşmeler sonunda 30 Ekim 1918 günü Osmanlı Devleti ile Anlaşma Devletleri arasında “Mondros Ateşkes Antlaşması” imzalandı. 31 Ekim günü yürürlüğe giren ve 25 maddeden oluşan bu kısa, ama çok önemli antlaşmanın hükümleri arasında bulunan ünlü 7. madde ile, bir tehdit karşısında “stratejik noktaları işgal etme” hakkının verilmesi, tarihteki diğer antlaşmalara bakıldığında olağan bir durum değildi. Bu durum Osmanlı Devleti’nin daha barış antlaşması bile beklenilmeden Anlaşma Devletlerince parçalanıp paylaşılacağının göstergesi olmuştur.


    Ateşkes ile ilgili görüşme, Ege’de Limni Adası’nın Mondros Limanı’nda yapıldı. Görüşmelere İtilaf Devletleri adına, İngilizlerin Akdeniz Filosu Komutanı Amiral Calthorpe, Osmanlı Devleti adına Bahriye Nazırı Rauf Bey katıldılar. 27 Ekim’de başlayan ateşkes görüşmeleri 30 Ekim’e kadar devam etti. Türk heyeti, önerilen koşulların hafifletilmesini istediyse de Amiral Calthorpe bunun mümkün olmadığını belirtti. 30 Ekim 1919’da imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması 25 maddeden oluşmuştur.

    Mondros Ateşkes Antlaşmasının Maddeleri
    1- Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının açılması, Karadeniz’e serbestçe geçişin temini ve Çanakkale ve Karadeniz istihkamlarının İtilaf Devletleri tarafından işgali sağlanacaktır.

    2- Osmanlı sularındaki bütün torpil tarlaları ile torpido ve kovan mevzilerinin yerleri gösterilecek ve bunları taramak ve kaldırmak için yardım edilecektir.

    3- Karadeniz’deki torpiller hakkında bilgi verilecektir.

    4- İtilaf Devletlerinin bütün esirleri ile Ermeni esirleri kayıtsız şartsız İstanbul’da teslim olunacaktır.

    5- Hudutların korunması ve iç asayişin temini dışında, Osmanlı ordusu derhal terhis edilecektir.

    6- Osmanlı harp gemileri teslim olup, gösterilecek Osmanlı limanlarında gözaltında bulundurulacaktır.

    7- İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde herhangi bir stratejik yeri işgal etme hakkına sahip olacaktır.

    8- Osmanlı demiryollarından İtilaf Devletleri istifade edecekler ve Osmanlı ticaret gemileri onların hizmetinde bulundurulacaktır.

    9- İtilaf Devletleri, Osmanlı tersane ve limanlarındaki vasıtalardan istifade sağlayacaktır.

    10-Toros Tünelleri, İtilaf Devletleri tarafından işgal olunacaktır.

    11- İran içlerinde ve Kafkasya’da bulunan Osmanlı kuvvetleri, işgal ettikleri yerlerden geri çekilecekler.

    12- Hükümet haberleşmesi dışında, telsiz, telgraf ve kabloların denetimi, İtilaf Devletlerine geçecektir.

    13- Askeri, ticari ve denizle ilgili madde ve malzemelerin tahribi önlenecektir.

    14- İtilaf Devletleri kömür, mazot ve yağ maddelerini Türkiye’den temin edeceklerdir. (Bu maddelerden hiç biri ihraç olunmayacaktır.)

    15- Bütün demiryolları, İtilaf Devletlerin zabıtası tarafından kontrol altına alınacaktır.

    16- Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak’taki kuvvetler en yakın İtilaf Devletlerinin kumandanlarına teslim olunacaktır.

    17- Trablus ve Bingazi’deki Osmanlı subayları en yakın İtalyan garnizonuna teslim olacaktır.

    18- Trablus ve Bingazi’de Osmanlı işgali altında bulunan limanlar İtalyanlara teslim olunacaktır.

    19- Asker ve sivil Alman ve Avusturya uyruğu, bir ay zarfında Osmanlı topraklarını terk edeceklerdir.

    20- Gerek askeri teçhizatın teslimine, gerek Osmanlı Ordusunun terhisine ve gerekse nakil vasıtalarının İtilaf Devletlerine teslimine dair verilecek herhangi bir emir, derhal yerine getirilecektir.

    21- İtilaf Devletleri adına bir üye, iaşe nezaretinde çalışacak bu devletlerin ihtiyaçlarını temin edecek ve isteyeceği her bilgi kendisine verilecektir.

    22- Osmanlı harp esirleri, İtilaf Devletlerinin nezdinde kalacaktır.

    23- Osmanlı Hükümeti, merkezi devletlerle bütün ilişkilerini kesecektir.

    24- Altı vilayet adı verilen yerlerde bir kargaşalık olursa, vilayetlerin herhangi bir kısmının işgali hakkını İtilaf Devletleri haiz bulunacaktır.

    25- Müttefiklerle Osmanlı Devleti arasındaki savaş, 1918 yılı Ekim ayının 31 günü mahalli saat ile öğle zamanı sona erecektir.

    Mondros Ateşkes Antlaşmasının Önemi

    Osmanlı Devleti’ne imzalatılan ve bağımsızlık anlayışı ile bağdaşmayan Mondros Ateşkes Antlaşması, Osmanlı Devleti’nin egemenlik alanını daraltmaktaydı.

    Boğazların İtilaf Devletleri tarafından işgali sonucu Anadolu ile Trakya’nın bağlantısı kesilmiş, İstanbul’un güvenliği tehlikeye düşmüştü. İtilaf Devletlerinin kendi güvenliklerini tehdit edebilecek bir durum ortaya çıkarsa, herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecekleri koşulu ise yakın bir gelecekte ülkenin bütünüyle işgal edileceğinin ilk belirtisiydi.

    Altı doğu ilinde karışıklık çıkarsa, bu illerin İtilaf Devletleri tarafından işgal edilebileceği şeklindeki maddenin amacı, ileride bir Ermenistan Devleti’nin kurulmasına ortam hazırlamaktı.
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL


    [​IMG]
    Paris Barış Konferansı


    Paris Barış Konferansının tarihi, alınan kararlar, sonucu ve önemi.

    1918 yılı sonbaharında Bağlaşma Devletleri birbiri ardınca bırakışma anlaşmaları imzalayıp savaştan çekildiler. Bunun üzerine onlarla yapılacak barışların ilkelerini saptamak için Paris’te büyük bir konferans toplandı.

    18 Ocak 1919’da toplanan Paris Barış Konferansı’na 32 ülkenin temsilcileri katıldı. İngiltere ve Fransa, ilk günden itibaren konferansı kendi denetimleri altına aldılar. Konferansın amacı, savaşı kaybeden devletlerle yapılacak barışın koşullarını görüşmekti. İngilizler ve Fransızlar, konferansa Yunanlıları davet ederek, Osmanlı Devleti’nde nüfus yönünden çoğunluk oluşturdukları bölgeler üzerinde haklarını savunmalarını istediler.

    Devletler arası ilişkilerin yalnız karşılıklı çıkarlara dayandığını gösteren en güzel örneklerden biri bu konferansta geçen olaylardır. Savaş sırasında yendikleri devletlerden neler kopartacaklarını, özellikle Osmanlı ülkesini nasıl paylaşacaklarını pek uyumlu bir biçimde kararlaştıran üç büyük devlet, yani İngiltere, Fransa ve İtalya, iş gerçekleşme aşamasına gelince hemen birbirlerine düşme yoluna girdiler.

    Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Wilson, savaş sırasında ilan ettiği ilkelerinin, barış yapılırken mutlaka göz önüne alınmasını istemişti. Bu durum anlaşma devletlerinin işine gelmiyordu. Ancak artık çok büyük bir güç durumuna gelen Amerika Birleşik Devletleri’ni karşılarına da almak istemiyorlardı. Bu nedenle tam bir açmaza düşmüşlerdi. Wilson, savaş sonu adil bir barış yapılmasını, toprak kazancının ve savaş tazminatlarının söz konusu edilmemesi, her ulusun kendi geleceğini kendisinin belirlemesi gibi son derece insancıl ilkeler ortaya atmıştı. Bu nedenle yenilenlerden pay alınması veya bir başka çıkar sağlanması hiç olmazsa kuramsal açıdan mümkün değildi. Bu nedenle geriye kalan üç güç bütün çabalarıyla, isteklerinin Wilson ilkelerine uygun düştüğünü uydurma kanıtlarla göstermek zorundaydılar. Bu arada çıkar çatışmaları da giderek artmıştı.

    Konferansta Yunanistan’a büyük destek veren İngilizler, Yunanlıların, konferansa sundukları İzmir ve yöresine ilişkin sahte belgeleri gerçek belgeler olarak kabul ettiler. Gerçekle hiçbir ilgisi olmayan bu belgelere Amerikalıları da inandırdılar. Bununla da kalmayıp Osmanlı Devleti toprakları üzerine kurulacak devletlerin, kendilerini yönetecek durumda olmadıklarını ileri sürerek himaye altında yaşamaları gerektiği düşüncesini savundular.

    Konferansa katılan Yunanlıların amaçları ise; Batı Anadolu’yu ve Trakya’yı ele geçirerek Ege Denizi çevresinde büyük bir Yunan devleti kurmaktı. Bu amaçla Yunan Başbakanı Venizelos, İzmir ve çevresi ile Trakya’nın Yunanistan’a verilmesini istedi.

    Savaş sırasında yapılan ve Osmanlı ülkesinin paylaşılmasını öngören antlaşmalarda Batı Anadolu ve Akdeniz Bölgesi’nin İtalyanlara verilmesi kabul edilmişti. Önceden buna karşı çıkmayan İngilizler, konferansta Batı Anadolu’nun İtalya’ya bırakılmasına karşı çıktılar. Güçlü bir ülke olan İtalya’nın Doğu Akdeniz’de egemen olması, İngiltere’nin sömürgelerine giden yollarının güvenliğini tehlikeye sokabilirdi. Bu sebeple İngiltere, Doğu Akdeniz’de güçlü bir İtalya yerine kendi güdümlerindeki Yunanistan’ın olmasını istiyordu. Bunun üzerine İtalya, daha önce kendisine bırakılan Batı Anadolu’nun Yunanistan’a verilmesinden dolayı konferansı terk etti.

    Konferansın bu ortamından faydalanan Yunan Başbakanı Venizelos, Türklerin, İzmir’de Rumları yok etmeye hazırlandıklarını, İtalya’nın da İzmir’e asker çıkarmak üzere olduklarını iddia etti. Venizelos’un bu iddiasını gerçek kabul eden İngiltere ve Fransa, Yunan ordusunun İzmir’i işgal etmesini kararlaştırdılar. İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesine karar verilmesi, İtalya’nın, İngiltere ve Fransa ile arasının açılmasına neden oldu.

    İngiltere’nin de yardımıyla 15 Mayıs 1919’da İzmir önlerine güçlü bir donanma gönderen Yunanlılar, aynı gün karaya asker çıkararak bu kenti işgale başladılar.



    [​IMG]
    Gümrü Antlaşması (2-3 Aralık 1920)

    Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra toplanan Paris Barış Konferansı’na Ermeni temsilcileri de çağırılmıştı. Bu durum Ermenilere, Büyük Ermenistan hayalini gerçekleştirme fırsatını vermişti. İngiltere bağımsız bir Ermeni Devleti kurulmasını istiyordu. İtilaf Devletleri’nin de onayını alan İngilizler, Sevr Antlaşması’na Ermeni Devleti’ni öngören bir madde koydurttu.

    Ermeniler, Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki toprakların kendilerine bırakılması amacıyla saldırıya geçtiler. Ermenistan sınırı yakınlarında yaşayan Türkleri topluca katletmeye başladılar. Ancak Milli Mücadele başlamadan önce, Doğu Anadolu’nun Ermenilerin eline geçmesini önlemek için Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adıyla bir teşkilat kurulmuştu. Kâzım Karabekir Paşa’nın 15. Kolordu Komutanı olarak Erzurum’a gelmesi ile bu teşkilat daha da güçlendi. Yerel gazetelerde çıkan yazılar milliyetçilik hareketlerini güçlendiriyordu. Mustafa Kemal Paşa’da konuşmalarında, bir karış toprağın bile Ermenilere verilmesine Türk milletinin razı olmayacağını belirtti.

    Mondros Ateşkes Antlaşması’nın şartlarına uymayarak ordusunu dağıtmayan Kâzım Karabekir Paşa, Ermeni saldırılarına karşı bölgedeki savunma hazırlıklarını hızlandırdı. TBMM’ne bir rapor sunarak Ermenilere karşı harekât için yetki istedi. Bunun üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi, 9 Haziran 1920’de Kâzım Karabekir Paşa’yı tam yetki ile Doğu Cephesi Komutanlığı’na atadı.

    Ermeni saldırılarının artması üzerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi aldığı askeri harekât kararını Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir Paşa’ya bildirdi. Askeri harekât, 28 Eylül 1920’de başlatılarak, 29 Eylül’de Sarıkamış, 30 Ekim’de de Kars Ermenilerden kurtarıldı. Ermenilerin barışa yaklaşmamaları zerine askeri harekâta devam edilerek Gümrü’ye kadar gelindi. Ermeniler barış istemek zorunda kaldılar. Ermeniler Gümrü’yü boşaltarak doğuya çekildiler.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi, 8 Kasım 1920’de Ermeni Hükümeti’ne bir nota ile askeri ve siyasi isteklerini bildirdi. Ermeniler bu istekleri kabul etmeyince çarpışmalar yeniden başladı. Türk orduları karşısında dayanamayan Ermeniler tekrar barış istemek zorunda kaldılar. 2-3 Aralık 1920’de Gümrü Antlaşması imzalanarak savaşa son verildi.


    Gümrü Antlaşması’nın sonuçları

    -Doğu Anadolu sınırımız, Ardahan’ın bir bölümü ve Artvin dışında bugünkü halini aldı.
    -Doğu cephesi kapatılmış, birlikler batıya kaydırılmıştır.

    Gümrü Antlaşmasının maddeleri
    -Kars ve çevresi Türklere verilecek.
    -Ermenistan TBMM’nin varlığını tanıyacak.
    -Ermeniler Sevr Antlaşması’nı tanımayacaklar ve bu antlaşma ile kendilerine verilen haklardan vazgeçecekler.
    -Ermeniler Türklere düşmanca tavır beslemeyecekler, Türklere karşı savaşmamış Ermeniler yurtlarına dönebilecekler.
    -Sınır, Aras Nehri ve Çıldır Gölü olacak.

    Gümrü Antlaşması’nın önemi
    -Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin milletlerarası alanda imzaladığı ilk siyasi antlaşmadır.
    -Bu antlaşma ile Ermeniler, Sevr Antlaşması’nın kendilerine tanıdığı haklardan vazgeçmiş, Ermeni meselesi milletlerarası düzeyde sona ermiştir.
    -Ermeniler, TBMM Hükümeti ile Gümrü Antlaşması’nı imzalayarak yeni Türk Devleti’ni tanımıştır.
    -Anadolu’da başlayan Milli Mücadele’nin ilk siyasi zaferidir.
    -Kurtuluş Savaşı’nın bir cephesi kapanmış, TBMM’nin itibarı artmıştır.
    -Türkiye Büyük Millet Meclisi, doğudaki birliklerinin bir kısmını Batı Cephesi’ne kaydırma imkânı bulmuştur.
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]
    Moskova Antlaşması (16 Mart 1921)
    Rusya’da komünist ihtilalin çıkması ve Rusya’nın savaştan çekilmesi İtilaf Devletleri’nin işine gelmemiş, Sovyet Rusya’ya karşı tavır almışlardı. Rusya ise güneyden ve Boğazlar’dan gelebilecek herhangi bir tehlikeye karşı güneyinde sağlam ve dost bir devlet görmek istiyordu. TBMM’nin de müttefik bir güce ihtiyacı vardı.

    Rusya’da kurulan Sovyet yönetimine karşı harekete geçen İtilaf Devletleri, bir yandan da Anadolu’yu işgale başlamışlardı. Bu durumda, Türkiye ve Sovyet Rusya, aynı düşman ülkelerle karşı karşıya kaldı. Ayrıca TBMM’nin emperyalist devletlere karşı mücadele vermesi iki devleti yakınlaştıran bir unsur oldu.

    Doğuda Ermenilere, batıda Yunanlılara karşı kazanılan zaferler, TBMM’nin gücünü göstermiş, iki ülke arasında Moskova Antlaşması imzalanmıştır. (16 Mart 1921)

    Moskova Antlaşması’nın maddeleri
    -Taraflardan birinin tanımadığı antlaşmayı diğeri de tanımayacak,
    -Ruslar Misak-ı Milli’yi tanıyacaklar ve kapitülasyonların kaldırılmasını kabul edecekler,
    -Osmanlı Devleti ile Çarlık Rusya’sı arasında yapılan antlaşmalar geçersiz sayılacak,
    -Taraflar arasında ekonomik ve askeri alanda yakınlaşma sağlanacak,
    -Sovyet Rusya, TBMM’nin Gürcistan ve Ermenistan ile imzaladığı anlaşmalara göre belirlenen sınırını, Batum’un Gürcistan’a verilmesi koşuluyla tanıyacaktır.

    Moskova Antlaşması’nın sonuçları ve önemi
    -TBMM ilk kez büyük bir devlet tarafından tanınmıştır.
    -Osmanlı Devleti ile Çarlık Rusya’sının sona erdiği belgelenmiştir.
    -Misak-ı Milli sınırlarımız Sovyetler tarafından tanınmıştır.
    -TBMM İtilaf devletlerine karşı, bir taraftar kazanmıştır.
    -Rusya’dan 500.000 altın, 180.000 tüfek alınmış Milli mücadeleye ekonomik destek sağlanmıştır.
    -Batum’dan vazgeçilerek Misak-ı Milli’den ilk taviz verilmiştir.
    -Türk heyeti Moskova’da bulunduğu sırada, Rusya’dan destek almaya gelen yeni bağımsız devlet olan Afganistan ile 1 Mart 1921’de bir dostluk antlaşması imzalanmış, böylece TBMM ilk kez bir İslâm ülkesi tarafından tanınmıştır.



    [​IMG]
    Kars Antlaşması (13 Ekim 1921)
    Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılmasından sonra, Sovyetler Birliği’ne bağlı Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan ile TBMM Hükümeti arasında 13 Ekim 1921’de Kars Antlaşması imzalandı.

    Kars Antlaşması, Moskova Antlaşması’nın hükümlerine dayanıyordu. Ancak, Doğu sınırlarımız ile ilgili bazı konular Moskova Antlaşması’nda giderilememişti.

    Kars Antlaşması’nın maddeleri
    - Taraflar birbirine zorla anlaşma benimsetmeyecek.
    - Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan kapitülasyonların kaldırıldığını kabul edecek.
    - Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan Türkiye’nin tanımadığı bir anlaşmayı tanımayacak.
    - İstanbul’un güvenliği sağlandığı takdirde, Boğazlar ticarete açılacak.
    - Nahçivan bölgesine özerklik verilecek.
    - TBMM Batum’un Gürcistan’a geçtiğini kabul edecek.
    - Taraflar arasında ticaret, gümrük, sağlık ve güvenlik konularında ortak tedbir alınacak, demiryolu ve telgraf hatları yapılacak.
    - Antlaşmaya taraf olan devletler, kendi topraklarında oturan karşı taraf yurttaşlarına iyi davranacak.

    Kars Antlaşması’nın sonuçları
    Sovyet Rusya’nın idaresindeki bu üç cumhuriyetle TBMM Hükümeti arasında hiçbir problem kalmadı. Doğu sınırımız kesin olarak çizildi.




    [​IMG]
    Ankara Antlaşması (20 Ekim 1921)

    Güney Cephesi’nde başlatılan Kuva-i Milliye direnişi, Fransızları bir çok yerde geri çekilmek zorunda bırakmıştı. Fransızlar, Güneydoğu Anadolu ile Çukurova’da giriştikleri işgalin artık gerçekleşemeyeceğini anladılar. Bu nedenle TBMM Hükümeti ile anlaşma yapmak üzere harekete geçtiler.

    1920 Haziran ayında Fransız temsilcisi Franklin Bouillon Ankara’ya geldi. Fransızlarla TBMM arasında geçici bir antlaşma imzalandı. Bu arada, Fransız kamuoyu da Türk Kurtuluş Savaşı’nı destekliyordu. Bu sırada Yunanlılar yeni bir saldırıya hazırlanırken, Fransa bu saldırının sonucunu beklemeye karar verdi.

    Sakarya Savaşı’nın kazanılmasından sonra Fransa, TBMM’nin başarısına ve kalıcılığına kesin olarak inandı ve barış görüşmelerine başlandı.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Fransa arasında 20 Ekim 1921’de Ankara Antlaşması imzalandı.

    Ankara Antlaşması’nın tarihi: 20 Ekim 1921

    Ankara Antlaşması’na imza atan devletler: TBMM Hükümeti - Fransa


    Ankara Antlaşması’nın maddeleri
    - Antlaşmanın imzalanmasından sonra taraflar arasındaki savaş durumu sona erecektir.
    - Türkiye-Suriye sınırı, İskenderun ve Hatay illeri dışında bırakılacak şekilde belirlenecektir.
    - Antlaşmanın imzalanmasından sonra, en fazla iki ay içerisinde Fransız birlikleri sınır çizgisinin güneyine, Türk birlikleri de kuzeyine çekilecektir.
    - Her iki tarafta çekildiği topraklarda genel af ilan edeceklerdir.
    - İskenderun bölgesi için özel bir yönetim kurulacak, bu bölgede oturanlardan Türk olanlar kültürlerini geliştirmek için her türlü haktan yararlanacaktır. Türkçe resmi dil olacaktır.
    - Bu antlaşmanın onaylanmasından sonra, Türkiye ile Suriye arasında bir gümrük sözleşmesi imzalanması için karma bir komisyon kurulacaktır.
    - Selçuklu Devleti’nin kurucusu Süleyman Şah’ın mezarının da içinde bulunduğu Caber Kalesi, Türk bayrağı altında ve Türk askerlerinin koruyuculuğunda Türkiye’nin mülkü altında kalacaktır.

    Ankara Antlaşması’nın sonuçları
    - Güney Cephesi’nin kapanması ile buradaki sınırlarımız güvence altına alınmış, birliklerimiz batı cephesine sevk edilmiştir.
    - Fransa Türkiye Büyük Millet Meclisini tanımıştır.
    - Hatay’a özel bir yönetim hakkı tanınmış, bu bölgenin Türk toprakları olduğu Fransa tarafından kabul edilmiştir.
    - Fransa’nın desteğini yitiren Ermenilerin, Çukurova bölgesinde bir devlet kurma hayalleri sona ermiştir.

    Ankara Antlaşması’nın önemi
    - Hatay ve İskenderun hariç güney (Suriye) sınırının çizilmesi.
    - Fransa’nın Türkiye’nin bağımsızlığını tanıyan ilk itilaf devleti olması.
     
  4. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]
    Balkan Antantı (9 Şubat 1934)

    Balkan Antantı’nın kurulma nedenleri:
    - 1933’ten itibaren Almanya, İtalya ve Japonya’nın dünya barışını tehdit etmeye yönelik politika yapmaya başlamaları
    - Hızlı silahlanma yarışı
    - Almanya ve İtalya’nın Balkan topraklarına saldırma ihtimalleri

    Balkan devletleri Almanya ve İtalya’nın sergilediği tehlikeli duruma karşın, aralarındaki ufak tefek anlaşmazlıkları bir kenara bırakarak birbirleriyle yakınlaşmaya başladılar. Türkiye bir taraftan güvenlik tedbirlerini alırken, diğer taraftan da barışın korunması için büyük çaba göstermeye başlamıştı. Bu gelişmeler üzerine, 1933 yılı Eylül ayında Türkiye ile Yunanistan arasında 10 yıllık dokunulmazlık anlaşması yapıldı.

    9 Şubat 1934’te Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya’nın katılımı ile Atina’da Balkan Antantı imzalandı. Balkan Antantı’na Arnavutluk İtalyan baskısından dolayı; Bulgaristan ise Makedonya konusunda Yunanistan ve Yugoslavya ile anlaşmazlık içerisinde olduğundan dolayı katılmadılar.

    Balkan Antantı’nın tarihi: 9 Şubat 1934

    Balkan Antantı’na katılan devletler: Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya

    Balkan Antantı’nda alınan kararlar
    - İlgili devletler birbirlerinin bağımsızlığına saygılı davranacaklar
    - Sınırlarını karşılıklı olarak garanti edecekler
    - Birbirlerine danışmadan herhangi bir Balkan devletiyle bir siyasi antlaşma veya siyasi bir harekette bulunmayacaklar
    - Ekonomik konularda karşılıklı çıkarları göz önünde bulundurmak şartıyla işbirliği yapmayı kabul edecekler

    Balkan Antantı’nın Türkiye açısından önemi
    Balkan Antantı ile Türkiye batı sınırlarını güvence altına almış ve Türkiye için Balkanlarda barış görüşmeleri başlamıştır.





    [​IMG]
    Montrö Boğazlar Sözleşmesi (20 Temmuz 1936)

    Boğazlar sorununun gelişim süreci.
    Türkler XIV. yüzyıldan başlayarak Boğazlara egemen olmuşlardır. Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar Boğazları başarılı bir şekilde savunmuşlar ve boğazlar üzerindeki egemenliğini yitirmemişlerdir.

    1918 yılı başında Ruslar savaştan çekilmişler ve Boğazlar üzerindeki iddialarından o zaman için vazgeçmişlerdir. Ancak Osmanlı Devleti’de bir süre sonra savaşı kaybedince Mondros Ateşkes Antlaşması uyarınca tarihinde ilk kez Boğazları teslim etmek zorunda kalmıştır. Anlaşma Devletleri, Boğazları işgal ederek ortak yönetimlerine almışlardır.

    Lozan’da Türk temsilcileri Boğazlar üzerindeki egemenliğimizin sınırsız olması için çok çalışmışlar ancak sorun tüm dünyayı ilgilendirdiği için bu konuda tam bir başarı elde edememişlerdir.

    Boğazlar sorununun çözümü
    1933 yılından başlamak üzere, 1935 yılı sonlarına doğru dünyanın siyasal durumu tehlikeli bir yola girmişti. İtalya’nın Akdeniz’deki istekleri ve hangi devlete ait olduğu bilinmeyen denizatlıların Marmara Denizi’nde görülmeye başlanması Türkiye’nin kaygılarının artmasına sebep oluyordu. İtalya ve Almanya’nın tutumları, bu konuda İngilizleri ve Fransızları Türkiye’nin yanında olmaya kadar getirdi. Sonuçta, İtalya dışında Lozan Barış Antlaşması’na imza atan devletler, Boğazlar sorununu tekrar görüşmeye razı oldular. Balkan Antantı daimi konseyi de 4 Mayıs 1936’da Belgrat toplantısında Türkiye’nin kaygılarını haklı bulmuş ve destekleme kararı almıştır.

    İsviçre’nin Motrö (Montreux) kentinde yapılan Boğazlar Konferansı, 20 Temmuz 1936’da sözleşmenin imzalanması ile sonuçlandı. Böylelikle Lozan’da Boğazlara konulan bütün sınırlamalar kaldırılmış oldu. Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Büyük Önder Atatürk’ün barış yoluyla sağladığı bir zaferdir.

    Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nde alınan kararlar (20 Temmuz 1936)

    Montrö Boğazlar Sözleşmesi Maddeleri
    - Boğazlar komisyonu kaldırılıp görevleri tamamıyla Türk Devleti’ne bırakıldı
    - Boğazlarda askersiz bölüm kaldırılarak, Türklerin buralarda diledikleri kadar asker bulundurmaları ve tahkimat yapmaları kabul edildi.
    - Savaş gemilerinin geçişi zaman ve ağırlık bakımından sınırlandırıldı.
    - Ticaret gemilerinin her iki yönde Boğazlardan geçişi serbest bırakıldı.
    - Türkiye savaşa girer veya bir savaş tehlikesi ile karşı karşıya kalırsa Boğazları istediği gibi açıp kapayabilme hakkına sahip oldu

    Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin sonuçları ve önemi
    -Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki egemenlik hakkını sınırlayıcı hükümler kaldırılmış ve tam egemenlik sağlanmıştır.
    -Türk-Sovyet ilişkilerinde ayrılığın ilk adımı atılmıştır.
    -Boğazlarda asker bulundurmasına olanak sağlanması ile Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki durumu güçlendi.
    -Türkiye’nin uluslar arası platformdaki saygınlığı artmıştır.


    Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin günümüzdeki durumu (önemi)

    Montrö sözleşmesinin süresi dolduğu halde, taraflardan hiç birisi değişiklik önerisinde bulunmamıştır. Bu nedenle günümüzde de geçerliliğini sürdüren bu sözleşme, dünya barışının en önemli dayanaklarından birini oluşturmaya devam etmektedir.






    [​IMG]
    Mudanya Ateşkes Antlaşması (11 Ekim 1922)

    Ateşkes görüşmeleri için Türkiye, İngiltere, Fransa ve İtalya temsilcileri Mudanya’da bir araya geldiler. TBMM, ateşkes görüşmelerine Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa (İnönü) başkanlığında bir heyet gönderdi.

    Yunan temsilcileri Mudanya’ya gelmiş ancak, yakındaki bir gemiden yazılı olarak arada bir düşüncelerini iletmiştir. Dolayısıyla Yunanistan ateşkes görüşmelerine katılmamış, görüşmelerde Yunanistan’ı İngiltere temsil etmiştir.

    Görüşmelerin ağırlık noktasını İstanbul, Boğazlar ve Doğu Trakya’nın Türklere teslimi konuları oluşturmuştur. İlke olarak bu yurt topraklarının Türk olduğu kabul edilmiştir.

    Uzun görüşmelerin sonucunda, alınan kararlar doğrultusunda 11 Ekim 1922’de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır.

    Mudanya Ateşkes Antlaşması’nın maddeleri
    - 14-15 Ekim gecesinden başlayarak Türk ve Yunan kuvvetleri arasındaki silahlı çatışmalar durdurulacaktır.
    - Yunanlılar Doğu Trakya’yı Meriç nehrinin sol kıyısına kadar 15 gün içinde boşaltacak ve bir ay sonra bu bölge Türk memurlara teslim edilecektir.
    - Barış yapılıncaya kadar her türlü karışıklığın önlenmesi için Meriç’in sağ kıyısında İtilaf Devletleri’nin askerleri bulunacaktır.
    - Barış anlaşması imzalanıncaya kadar Türk ordusu Çanakkale ve Kocaeli yarımadasında belirtilen çizgide duracak, Doğu Trakya’ya asker geçirmeyecektir.
    - Barışın sağlanmasına kadar TBMM Hükümeti 8000 jandarma erini Doğu Trakya’da tutabilecektir.
    - Boğazlar ve İstanbul TBMM Hükümeti’nin yönetimine bırakılacaktır.
    - Anlaşma Devletleri barış anlaşması imzalanıncaya kadar İstanbul’da kalacaktır.

    Mudanya Ateşkes Antlaşması’nın Önemi
    - Kurtuluş Savaşı’nın sıcak savaş dönemi sona ermiş, diplomatik dönem başlamıştır.
    - Yeni bir silahlı çatışmaya girilmeden Doğu Trakya, Boğazlar ve İstanbul alınmıştır.
    - Anlaşma devletleri, Osmanlı Devleti’nin hukuken sona erdiğini kabul etmiştir.
    - Bu anlaşma imzalandıktan birkaç gün sonra, Yunanlıları Anadolu macerasına sürükleyen ve her iki ulusu birbirine düşüren İngiliz başbakanı görevinden ayrılmış ve bu olay İngiltere’de hükümet değişikliğine sebep olmuştur.
    - Mudanya Ateşkes Antlaşması’nın öngördüğü düzen barışın kurulmasına kadar geçerlidir. Bu nedenle kesin barışın sağlanabilmesi için yoğun çalışmalar içerisine girilmiştir.
    - Lozan Antlaşması’na zemin hazırlamıştır.

     
  5. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL


    [​IMG]
    Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)


    TBMM Hükümeti daha saltanat kaldırılmadan önce, barış konferansına hazırlanmaya başlamıştı. Yapılan hazırlıklar içerisinde üç önemli nokta üzerinde duruluyordu, Bu önemli noktalar şunlardı; Konferansın yeri, konferansta Türkiye’yi temsil edecek kişinin saptanması, konferansta görüşülecek konular.

    Konferansın yeri
    Anlaşma devletleri konferans yeri olarak Lozan’ı önermişler, TBMM Hükümeti ise İzmir’i uygun görüyordu. Sonuçta savaşa katılmamış tarafsız bir ülke olması sebebiyle İsviçre’nin Lozan kenti TBMM Hükümetince de kabul gördü.



    Konferansta Türkiye’yi temsil edecek kişinin saptanması
    O sıralarda Bakanlar Kurulu Başkanı olan Rauf Bey Lozan’a gitmek istedi. Ancak daha önce Osmanlı Devleti’nin teslim belgesi niteliğinde olan Mondros Ateşkes Antlaşması’na Osmanlı Devleti adına imza atan Rauf Bey, dört yıl önce Mondros’ta yapmış olduğu yanlışı düzeltmek istediyse de, Lozan’da iyi pazarlık yapabilecek birisine ihtiyaç olduğu apaçık ortadaydı. İşte bu isim Mudanya Ateşkes görüşmelerinde olumlu bir sonuç alan Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşaydı. 26 Ekim’de TBMM tarafından Dışişleri Bakanlığı’na seçilen İsmet Paşa artık Lozan Konferansı’na gidecek olan baş temsilcimizdir. İsmet Paşa’nın yanına gene temsilci olarak Rıza Nur ve Hasan (Saka) Beyler verildi.

    Konferansta görüşülecek konular

    Türk Temsilciler Kuruluna kısa fakat kesin bir yönerge verildi. Özellikle iki konuda kesinlikle taviz verilmemesi istendi. Bu yönerge içinden;
    1- Doğu sınırı: Ermeni yurdu kesinlikle söz konusu olamaz, olursa görüşmeler kesilir.
    2- Kapitülasyonlar kabul edilemez. Eğer görüşmelerin kesilmesi gerekirse, yapılır. Maddeleri, TBMM Hükümetinin bu konularda savaş hali geri gelse bile asla taviz vermeyeceğinin göstergesi sayılır. Diğer konularda Temsilciler Kurulu’na pazarlık yapma esnekliği tanınmış ancak sık sık Ankara’ya bilgi verilmesi ve yanıt istenmesi buyrulmuştur.

    Lozan Konferansı’na katılan devletler
    Türkiye, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya,Yunanistan, Romanya, Sırp-Hırvat-Sloven Devletleri, ABD, Belçika, Portekiz

    Boğazlar ile ilgili konularda Sovyet Rusya ve Bulgaristan

    Birinci Lozan Konferansı (20 Kasım 1922 - 4 Şubat 1923)

    Osmanlı borçları, Yunan sınırı, boğazlar, Musul, azınlıklar, kapitülasyonlar, savaş tazminatı, Oniki Ada ve Hatay konularında anlaşma sağlanamadığı için Türk Temsilciler Kurulu 4 Şubat 1923’te Lozan’ı terk etti. Konferans kesilmişti.

    İkinci Lozan Konferansı (23 Nisan 1923 - 24 Temmuz 1923)

    Konferansın devam etmesi için yoğun diplomatik çabalar harcanmaya başlanmıştı. Çünkü hiçbir taraf savaş istemiyordu. Yapılan bu temaslar sonucunda 23 Nisan 1923’te konferans tekrar toplandı ve 24 Temmuz 1923’te antlaşma imzalandı.

    Lozan Konferansı’nda çözümlenmesine rağmen tekrar gündeme gelen konular
    Boğazlar Meselesi
    Suriye Sınırı
    Yabancı Okullar Meselesi
    Nüfus Mübadelesi

    Lozan Barış Konferansı hakkında bazı kısa bilgiler
    Lozan’da çözümlenemeyen tek konu Musul Meselesi’dir. Musul Meselesi yüzünden Irak sınırı çizilememiştir. Lozan Antlaşması II.TBMM döneminde onaylanmış bir antlaşmadır.


    Lozan Barış Antlaşması’nın maddeleri

    24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması’nın önemli maddeleri



    Sınırlar ile ilgili hükümler

    Suriye sınırı: 20 Ekim 1921’de Fransa ile yapılan Ankara Anlaşması’nın koşulları kabul edildi.

    Irak Sınırı: Bu sorun çözüme kavuşturulamadı. Sorun içerisinde olan Musul konusu da dahil olmak üzere, bu sorunun Türkiye ile İngiltere arasında dokuz ay içinde yapılacak görüşmelerle dostça çözüme kavuşturulması kararlaştırıldı.

    Yunanistan Sınırı: Karaağaç savaş tazminatı olarak TBMM’ye bırakıldı. Doğu Trakya TBMM’ye bırakılırken, Batı Trakya Yunanistan’a bırakılmış, böylece Batı Trakya Türkleri sorunu doğmuştur.

    Adalar: İmroz, Bozcaada ve Tavşan Adaları dışındaki Ege Adaları Balkan Savaşları sırasında yitirildiği için bize geri verilmemiş, Yunanistan’a bırakılmıştır. Anadolu kıyılarına yakın olan (Midilli, Sakız, Sisam, Nikerya) adalarda Yunanistan silah ve asker bulunduramayacaktır. Meis ve Oniki Ada (Rodos dahil) İtalya’ya devredilmiş, Kıbrıs’ta İngiltere’ye bırakılmıştır.

    Bulgaristan Sınırı: 1913 İstanbul Antlaşması ile Birinci Dünya Savaşı sonunda Bulgaristan’ın imzaladığı Nöyyi Antlaşması esas alınarak, Meriç Irmağı iki devlet arasında sınır olarak kabul edilmiştir.

    Doğu Sınırı:
    Doğu sınırı için Moskova ve Kars antlaşmaları esas alınmıştır.

    Kapitülasyonlar
    Yüzlerce yıl süren bütün kapitülasyonlar, Düyun-u Umumiye İdaresi de dahil olmak üzere, her türlü sonuçları ile birlikte toptan kaldırılmışlardır. Türkiye’deki yabancı ticaret kuruluşları da belli ve kısa bir geçiş döneminden sonra, hiçbir ön koşul göstermeden Türk yasalarına uyacaklardır.

    Azınlıklar
    Türkiye’de yaşayan herkesin Türk uyruklu olduğu kabul edildi. Hıristiyan ve Musevi azınlıklar din ve ibadetlerinde serbest olacaktı. Doğu Trakya ve Anadolu’da yaşayan Rumlarla Yunanistan’daki Türkler karşılıklı yer değiştireceklerdi. Batı Trakya’da kalan Türkler ile İstanbul’un yerlisi Rumlar bu değişimin dışında tutulacaktı.

    Yabancı Okullar
    İtilaf devletleri Lozan’dan sonra yabancı okulların yönetiminin kendilerine bırakılmasını istemiş ancak Türkiye bu konunun kendisinin bir iç sorunu olduğunu ileri sürerek herhangi bir görüşme yada anlaşmayı kabul etmemiştir.

    Savaş Tazminatları
    Türkiye hiçbir devlete savaş tazminatı ödememiş, Birinci Dünya Savaşı dolayısıyla bizden istenilen tazminattan büyük bir başarı ile kurtulmak sağlanmıştır. Yunanistan, Türkiye’ye Kurtuluş Savaşı’nda verdiği zararlardan dolayı tazminat vermesi gerektiğini kabul etmiş ancak Yunan ekonomisinin çökmüş bir vaziyette olması sebebiyle, Türkiye bu savaş tazminatından Karaağaç ve yöresini alarak vazgeçmiştir.

    Devlet Borçları Sorunu
    İlk olarak Abdülmecit zamanında Kırım Savaşı sırasında İngiltere’den 1854 yılında alınan ve Birinci Dünya Savaşı’nda alınmaya devam edilen dış borçlar büyük bir toplama erişmişti. Bu borçlar Lozan’da, Osmanlı Devleti’nin parçalanması ile oluşan yeni devletlere gelirleri oranında bölüştürülmüştür. Türkiye’ye düşen borçlar ise düzenli taksitlere ayrılmış, borçların ödenmesi üzerinde yabancı gözetim ve denetimine son verilmiştir.

    İstanbul’un Boşaltılması
    Lozan Antlaşması TBMM tarafından onaylandıktan iki ay sonra itilaf devletleri İstanbul’u boşaltacaktır.

    Rum Patrikhanesi
    Türkiye’nin olanca çabasına rağmen Patrikhane’nin İstanbul’dan taşınması kabul edilmemiştir.

    Oniki Ada
    Tüm çabalara rağmen Türkiye’ye geri verilmemiştir.

    Boğazlar Sorunu
    Boğazlar, uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek, bu komisyonun başkanı Türk olacaktı. Türkiye boğazların her iki yanında asker bulunduramayacak, askeri olmayan gemi ve uçaklar barış zamanında boğazdan serbestçe geçebileceklerdi. Eğer Türkiye savaşta tarafsız ise geçiş yine serbest olacaktı. Ticaret gemileri serbestçe geçebilecek ancak savaş gemilerinin geçişi Türkiye tarafından sınırlandırılabilecekti. Türkiye bir savaşa girmiş ise, düşmana yardım etmeme koşulu ile tarafsız gemiler yine boğazdan geçebileceklerdi. Türkiye, düşman gemi ve uçaklarına dilediği gibi davranabilecekti.


    Lozan Barış Antlaşması’nın sonuçları

    Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)
    Lozan Barış Antlaşması’nın sonuçları ile Lozan Barış Antlaşması sonucunda, lehimize ve aleyhimize çözüme kavuşturulan konular hakkında bilgiler.

    Lozan Barış Antlaşması sonucunda lehimize çözümlenen konular
    - Kapitülasyonlar: Her türlü kapitülasyonlar kaldırılmış böylece ekonomik bağımsızlığın kazanılması yönünde önemli bir adım atılmıştır.

    - Savaş Tazminatı: Türkiye hiçbir devlete savaş tazminatı ödememiştir. Buna rağmen Yunanistan verdiği zararın karşılığı olarak Karaağaç’ı Türkiye’ye vermiştir.
    - Azınlıklar: Azınlıklar konusunda ödün verilmemiştir
    - İstanbul’un İtilaf devletlerince boşaltılması

    Ayrıca, aleyhimize çözümlenmesine rağmen 1936’da Boğazlar, 1939’da Hatay sorunu Misak-ı Milli’ye uygun şekilde sonradan lehimize olacak şekilde çözüme kavuşturulmuştur.

    Lozan Barış Antlaşması sonucunda aleyhimize çözümlenen konular
    - Batı Trakya
    - Oniki Ada bir daha alınamamıştır
    - Patrikhanenin İstanbul’dan taşınması kabul edilmemiştir
    - Osmanlı borçları

    Lozan Barış Antlaşması hakkında önemli kısa bilgiler
    Lozan Barış Antlaşması’nda çözüme kavuşturulamayan tek konu Musul meselesi’dir. Çözüme kavuşturulamayan bu mesele sebebiyle Irak sınırı çizilememiştir.
    Yunanistan savaş suçlusu ilan edilmiştir.
    TBMM boğazlar konusunda taviz vermiştir.
    Lozan Antlaşması II.TBMM döneminde onaylanmıştır.
     
  6. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]
    Edirne Antlaşması

    Edirne Barış Antlaşması’nı imzalayan devletler, Edirne Antlaşması’nın tarihi, gelişimi ve Edirne Antlaşması’nın önemli maddeleri ile tarihsel sonuçları-sonucu hakkında kaynak bilgiler.

    Edirne Antlaşması’nın tarihi: 14 Eylül 1829

    Edirne Antlaşması’nı imzalayan devletler: Osmanlı Devleti ile Rus Çarlığı

    Edirne Antlaşması’nın imzalandığı şehir: Edirne


    Savaşın çıkış sebepleri ve Osmanlı Devleti’nin Edirne Antlaşması’nı imzalamak zorunda kaldığı bazı sebepler

    Edirne Antlaşması’nın yapılmasının nedenleri
    - Yunanistan’a bağımsızlık verilmesini isteyen İngiltere, Fransa ve Rusya’nın bu isteği Osmanlı Devleti tarafından uygun görülmeyince İngiltere, Fransa ve Rusya Navarin’de bulunan Osmanlı donanmasını yaktılar (1827). Bunun üzerine Osmanlı Devleti yakılan donanması için Rusya’dan tazminat istedi. Osmanlı Devleti’nin bu isteği Rusya tarafından kabul edilmeyince Osmanlı Devleti Rusya’ya savaş açtı.

    - Yeniçeri Ocağının yeni kaldırılmış olması ve yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye isimli yeni fakat tecrübesiz bir askeri birimin kurulmuş olması.

    - Navarin’de Osmanlı donanmasının yakılmış olması


    Edirne Antlaşması’nın önemli maddeleri

    - Yunanistan’a bağımsızlık verilecek
    - Sırbistan’nın özerkliği genişletilecek
    - Eflak ve Boğdan Osmanlı Devleti’nde kalacak
    - Ruslar işgal ettikleri yerleri geri verecekler
    - Rus Ticaret gemilerine boğazlardan serbestçe geçiş hakkı tanındı
    - Osmanlı Devleti Rusya’ya savaş tazminatı ödeyecek
    Edirne Antlaşması’nın sonuçları

    - Edirne Antlaşması ile Osmanlıda Balkanlarda bağımsızlığını kazanan ilk devlet Yunanistan oldu.
    - Osmanlı Devleti 24 Nisan 1830’da Yunanistan’ın bağımsızlığını kabul etti.
    - İstanbul Hükümeti yeni Yunan sınırını kabul etti ve yeni Yunan Devleti’ de topraklarında bulunan Türk mallarının bedeli olarak, Osmanlı Devleti’ne belli bir tazminat ödemeyi yüklendi.



    [​IMG]

    Bükreş Antlaşması
    Bükreş Antlaşması’nı imzalayan devletler, Bükreş Antlaşması’nın tarihi gelişimi ve Bükreş Antlaşması’nın önemli maddeleri ve sonucu hakkında bilgiler.

    Bükreş Antlaşması’nı imzalayan devletler: Osmanlı Devleti ile Rus Çarlığı


    Bükreş Antlaşması’nın tarihi: 28 Mayıs 1812


    Bükreş Antlaşması’nın imzalandığı yer: Romanya’nın Bükreş şehri


    Bükreş Antlaşması hakkında bilgiler

    Osmanlı Devleti ile Rus Çarlığı arasında Romanya’nın Bükreş şehrinde 28 Mayıs 1812 tarihinde imzalanmış bir barış antlaşmasıdır. Osmanlı ordularının yıllarca süren savaştan yorgun düşmesi ve Rusya’nın Fransa ile olan sorunları yüzünden her iki devlette birbirleri ile barış imzalamak zorunda kaldı.

    Bükreş Antlaşması’nın önemli bazı maddeleri

    Prut ve Tuna nehrinin sol sahilleri iki ülkenin sınırı olarak kabul edilecek

    Sırplara bazı haklar tanınacak

    Ruslar, Eflak ve Boğdan’ı geri verecekler

    Hem Osmanlı hem de Rus gemileri Tuna nehrinde serbestçe dolaşabilecek

    Osmanlı Devleti iki sene Eflak-Boğdan halkından vergi almayacak

    Anadolu tarafındaki sınırlar eskisi gibi kalacak ve Rusya işgal ettiği yerleri boşaltıp Osmanlı Devleti’ne geri verecek

    Rusya’ya bırakılan toprakların Müslüman halkı ile Osmanlı topraklarında kalan Hıristiyanlar dilerlerse kendi halklarının yanına göç edebileceklerdi.

    Bükreş Antlaşması’nın sonucu ve etkileri

    1806 yılından beri devam eden Osmanlı-Rus savaşı sona erdi.

    Rusya’nın Fransız tehlikesine karşı tedbir almak mecburiyeti Osmanlı Devleti’nin daha fazla toprak kaybı yaşamasını önlemiştir.

    Rusya’nın Rumeli’deki Osmanlı toprakları üzerindeki nüfuzu arttı.

    Osmanlının dış siyasetinde Avrupa devletlerinin etkisi daha çok görülmeye başlandı.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 6 Mart 2014
  7. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]

    Sevr Antlaşması

    Sevr Antlaşması hakkında bilgi ve önemli olaylar.

    Sevr Antlaşması’nın tarihi: 10 Ağustos 1920

    Sevr Antlaşması, Birinci Dünya Savaşı’na son veren antlaşmadır. Birinci Dünya Savaşı’nı kazanan İtilaf Devletleri, yenilgiye uğrattıkları Almanya Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan ile derhal barış antlaşması imzaladıkları halde, Osmanlı Devleti ile yapacakları antlaşmayı Osmanlının nasıl paylaşılacağı konusunda kendi aralarında çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle geciktirmişlerdir.

    İtilaf Devletlerinin Osmanlı ile yapacakları antlaşmayı geciktiren sebepler
    1- İtilaf Devletlerinin Osmanlı Devleti’ni kendi aralarında nasıl paylaşacakları konusunda tam karar verememeleri.

    2- İzmir’in Yunanlılara verilmesi sebebiyle İngiltere ile İtalya arasında çıkan anlaşmazlık.
    3- Türk milletinin işgal kuvvetlerine karşı gösterdiği tepki.

    Sevr Antlaşması hakkında bilinmesi gereken önemli gelişmeler ve Sevr Antlaşması’nın imzalandığı yer

    İtilaf Devletleri, Paris Barış Konferansı’nda (18 Ocak 1919) Osmanlı Devleti’nin parçalanmasını kararlaştırdılar. Bu konferansta Osmanlı Devleti’ni her açıdan parçalamak için uygulamaya konulması gereken antlaşma maddeleri İtilaf Devletleri arasında ilke olarak kabul edildi.

    İtilaf Devletleri, San Remo Konferansı’nda (24 Nisan 1920) belirlenen antlaşma koşullarını Osmanlı Devleti’ne duyurmak için Osmanlı Devleti’nden Paris’e bir temsilci göndermesini istediler. Tevfik Paşa başkanlığında Paris’e gönderilen heyete İtilaf Devletleri antlaşma koşullarını bildirdi. Tevfik Paşa, önerilen antlaşma şartlarının, bağımsızlığı tehlikeye düşürücü niteliklere sahip olduğu düşüncesini bildirerek tekrar geri döndü.

    Ancak, antlaşmanın biran evvel imzalanması için İngiliz destekli Yunan kuvvetleri 22 Haziran 1920’de Balıkesir, Bursa, Uşak ve Nazilli’yi işgal ettiler. Aynı zamanda Yunanlılar, Trakya’dan saldırıya geçerek Tekirdağ’a kadar olan toprakları da işgal ettiler. Bunun üzerine İstanbul Hükümeti antlaşmanın kabul edilmesine kara verdi. Anayasaya göre barış koşullarının Mebusan Meclisi’nde görüşülerek kabul edilmesi gerekiyordu. Ancak Mebusan Meclisi kapatılıp dağıtıldığı için Padişah ve Sadrazam tarafından barış görüşmelerinin başlatılması ve kabul edilmesi için 22 Temmuz 1920’de Saltanat Şurası’nın toplanması sağlandı.

    Üyelerden bir tek Rıza Paşa antlaşmanın kabul edilmemesi yönünde oy kullandı. Bunun üzerine antlaşmanın imzalanması için Bağdatlı Hadi Paşa, Rıza Tevfik Bey ve Reşat Halis Bey’den oluşan şura, Fransa’ya giderek Paris yakınlarındaki Sevr kasabasında ki bir porselen fabrikasının salonunda Sevr Antlaşması’nı imzaladılar (10 Ağustos 1920).



    Sevr Antlaşması’na imza atan devletler
    Osmanlı Devleti, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Belçika, Ermenistan, Yunanistan, Polonya, Hicaz, Romanya, Çekoslovakya ve Sırp-Hırvat-Sloven Devleti.


    Sevr Antlaşması, bir çok devlet tarafından imzalanmasına rağmen hiçbir zaman Türk milleti tarafından kabul görmemiş ve uygulamaya konulamamış bir antlaşmadır.

    10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr Barış Antlaşması Türk milleti tarafından hiç bir zaman kabul edilmemiş ve uygulamaya konulmamış bir antlaşmadır.


    Sevr Barış Antlaşması’nın maddeleri

    1- İstanbul Osmanlı Devleti’nin başkenti olarak kalacak; ancak Osmanlı Devleti anlaşma koşullarına uymazsa İstanbul Türk’lerden alınacaktı.
    2- Boğazlar her zaman bütün devletlerin gemilerine açık tutulacaktı. Uluslar arası bir komisyon Boğazları yönetecek ancak komisyonda Türk üye bulunmayacaktı. Bu komisyonun ayrı bir bütçesi ve bayrağı olacaktı.
    3- Anadolu’nun doğusunda iki yeni devlet kurulacaktı.
    4- Ege Bölgesi’nin büyük bir bölümü ile İzmir Yunanlılara verilecekti. Ayrıca, Midye-Büyükçekmece çizgisinin batısında kalan Trakya bölümü de Yunanlıların olacaktı.
    5- Arabistan ve Irak İngiltere’ye verilecekti.
    6- Urfa, Antep, Mardin ve Suriye Fransa’ya verilecek, Adana’dan Kayseri ve Sivas’ın kuzeyine kadar uzanan bölge, Fransa’nın nüfuzu altında bulunacaktı.
    7- İzmir bölgesi dışında tüm Batı Anadolu, Afyon’dan Kayseri’ye kadar uzanan çizginin güneyinde kalan topraklar İtalyan nüfuz bölgesi olacaktı.
    8- Osmanlı Devleti’nin askeri gücü 50.700 kişiden ibaret olacak, Ordunun ağır silah ve uçakları bulunmayacak, deniz kuvveti 13 savaş gemisini geçmeyecekti.
    9- Azınlıklara geniş haklar verilecekti.
    10-Mali ve adli kapitülasyonlar (ayrıcalıklar) en ağır şekilde müttefik devletlere açık olacaktı.

    Sevr Antlaşması’nın Sonuçları
    1- Sevr Antlaşması, Türk milletini asla umutsuzluğa sürüklemedi. Bilakis mücadele gücünü ve kararlılığını artırdı.

    2- Sevr Antlaşması, Mebuslar Meclisi’nde onaylanmadığı için yasal dayanaktan yoksun kalmıştır.
    3- 19 Ağustos 1920 tarihinde toplanan TBMM, Sevr Antlaşması’nı imzalayanların ve onaylayanların vatan haini sayılmalarını kabul etti.
    4- TBMM, Sevr Antlaşması’nı tanımadığını ilan etti.
    5- Sevr Antlaşması Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra uygulamaya konulamayan tek antlaşmadır.

    Sevr Antlaşması uygulamaya konulamaması bakımından hangi antlaşma ile benzerlik gösterir?

    Sevr Antlaşması, 93 Harbi’nden (Osmanlı-Rus savaşı) sonra 1878’de imzalanan Ayastefanos Antlaşması ile uygulamaya konulamaması bakımından benzerlik gösterir.

    Sevr Antlaşması’nın önemi
    1- Osmanlı Devleti’nin imzalamış olduğu son antlaşmadır.

    2- Mebuslar Meclisinin onayından geçmediği için hukuken geçersiz bir anlaşmadır.
    3- Misak-ı Milli’ye aykırı olması ve Türk milletinin bağımsızlığını tamamen ortadan kaldıran bir anlaşma olması nedeniyle TBMM tarafından tanınmamıştır.
    4- Türk halkıda bu antlaşmaya hiçbir zaman onay vermemiş, düşmanla savaşarak işgalcileri Anadolu’dan atıp Sevr’in uygulanmasını engellemiştir.
    5- Sevr Antlaşması, imzalandığı halde hiçbir zaman yürürlüğe girmemiştir.
    6- Osmanlı Devleti fiilen sona ermiştir.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 6 Mart 2014
  8. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]
    Uşi Antlaşması

    Uşi Antlaşması: Osmanlı Devleti ile İtalya arasında Trablusgarp Savaşı sonrasında 1912 yılında imzalanan antlaşma.

    İtalyanlar, sömürge arayışları sonucu saldırdıkları Trablusgarp’ta, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının örgütlediği yerli halkın direnişi ile karşılaşmışlar ve başarılı olamamıştır. Ancak Osmanlı Devleti’nin gücünün tam olarak yerinde olmaması ve Balkan Savaşı’nın çıkması üzerine, Osmanlı Devleti İtalyanlara barış teklif etmek zorunda kalmış ve İsviçre’nin Lozan şehri yakınlarındaki Ouchy (Uşi) kasabasında taraflarca yapılan müzakereler sonucu 18 Ekim 1912’de barış antlaşması imzalanmıştır.

    Libya İtalya’ya verilirken, Rodos ve Oniki Ada ise Balkan Savaşı sonunda Osmanlı Devleti’ne geri verilecekti.

    Uşi Antlaşması adını, antlaşmanın yapıldığı Uşi (Ouchy) kasabasından almıştır.



    Uşi Antlaşması’nın önemli maddeleri
    -Trablusgarp ve Bingazi’deki Osmanlı kuvvetleri çekilecek, Trablusgarp ve Bingazi özel bir düzenleme ile yönetilecekti.

    -İtalya, Rodos ve çevresindeki Oniki Ada’yı geçici olarak elinde tutacak, Balkan Savaşı sonunda Osmanlı Devleti’ne geri verecekti.

    -Trablusgarp ve Bingazi’de ki Osmanlı çıkarlarını koruyacak bir naibus ve kadı bulundurulacak, naib ve kadıların maaşları Osmanlı maliyesinden ödenecekti.
    Uşi Antlaşması (18 Ekim 1912)


    Uşi Antlaşması’na rağmen İtalyanlar sözlerinde durmayarak, Oniki Ada’yı 1947 yılına değin ellerinde tuttular. O yıl adaları İkinci Dünya Savaşı’nı kaybettikleri için Yunanistan’a verdiler.

    Osmanlı Devleti bu savaşa katılmadığı için kendi malımız olan bu adalar üzerinde her hangi bir hakkımızı kabul ettiremedik.


    [​IMG]
    Vasvar Antlaşmasının Osmanlıca metni

    [​IMG]
    Vasvar Antlaşması


    Vasvar Antlaşması, Osmanlı Devleti ile Avusturya arasında 10 Ağustos 1664’te imzalanmış bir antlaşmadır.

    Vasvar Antlaşması, Osmanlıca ve Latince olarak kaleme alınmış, Osmanlıca olanı Avusturyalılarda, Latince olanı Osmanlılarda kalmıştır.

    Sultan Dördüncü Mehmed Han zamanında, 1663 Avusturya ve 1664 Alman seferleri üzerine, Avusturyalılar barış istedi. 29 Temmuz 1664 günü tamamlanan müzakereler sonrasında bir protokol düzenlendi. Protokol İstanbul ve Viyana tarafından tasdik edilinceye kadar, Osmanlı ordusu, harekâtında serbest kalacaktı. İşte bu yüzden anlaşma Osmanlı padişahı ile Avusturya İmparatorunun karşılıklı imzalamaları sonucu 10 Ağustos 1664’de Szentgotthard ile Eisenburg arasındaki Çakani’de imzalanmış ancak bu bölgenin bağlı olduğu Vasvar şehrinin adını alarak “Vasvar Antlaşması” olarak tarihe geçmiştir.

    Vasvar Antlaşmasının bazı maddeleri

    -Erdel Osmanlı Devleti’ne bağlı kalacak, Osmanlı ve Avusturya askerleri Erdel’den çekilecekti.
    -Osmanlı Devleti, Erdel Kralının Avusturya’ya saldırmasını önleyecekti.
    -Her iki tarafta her hangi bir akın yada çete faaliyetinde bulunmayacaktı.
    -Avusturyalılar Erdel’de işgal ettikleri alanları boşaltacaklardı.
    -Osmanlı ordusu antlaşma metni hükümdarlarca onaylanana kadar askeri harekatında serbest olacaktı.
    -Antlaşma 20 yıl geçerli olacaktı.
    -Her iki tarafta birbirine eş değer hediyeler gönderecekti.
    -Sceckelbyd Kalesi Avusturya’da kalacaktı.
    -Osmanlılar tarafından zapt edilen Uyvar ve Neograd kaleleriyle etrafındaki palangalar Osmanlılarda kalacaktı.

    Vasvar Antlaşmasının önemi

    Avusturya bir kez daha Osmanlı Devleti’nin gücünü kabul etmek zorunda kalıyordu.



    [​IMG]
    Viyana Kongresi


    Fransız ihtilali sonrası General Napolyon Bonapart, imparator olduktan sonra tüm Avrupa’yı ele geçirmek için harekete geçti. Bu gelişme sonucunda, Fransa ile Avrupa devletleri arasında 1804-1815 yılları arasında “Napolyon Savaşları” yada diğer adıyla “Koalisyon Savaşları” yapıldı. Napolyon Bonapart’ın Waterloo Savaşı’nda İngiltere ve Prusya’ya yenilmesiyle savaşlarda sona erdi. Osmanlı Devleti hariç hemen hemen bütün devletlerin katıldığı bu kongrede, Fransa’nın yenilmesinde en büyük rolü oynayan, İngiltere, Rusya, Avusturya ve Prusya en çok söz sahibi olan ülkeler olmuştur.

    Viyana Kongresi’nin tarihi: Ekim 1814-Haziran 1815


    Viyana Kongresi’nin toplanma nedenleri

    - Avrupa’daki Napolyon Savaşları ile bozulan siyasi dengenin yanı sıra, Avrupa’daki sınırların tekrar düzenlenmesi.
    - 1789-1799 Fransız İhtilali’nin yaymış olduğu düşünce akımlarına karşı diğer Avrupa devletlerinin mutlak krallıkları korumak için, alınacak tedbirleri belirleme isteği.
    [​IMG]
    Viyana Kongresi’nde alınan bazı kararlar

    “Viyana Kongresi Kararları” olarak İngiltere, Rusya, Avusturya, Prusya, Fransa, Portekiz ve İsveç arasında imzalanan ve daha sonra diğer Avrupa devletlerince de kabul edilen kararların başlıcaları şöyledir ;
    - Fransa elde ettiği tüm toprakları geri iade ederek 1792 yılındaki sınırlarına tekrar çekildi.
    - Roma-Germen İmparatorluğu’na son verilerek yerine Almanya Konfederasyonu kuruldu.
    - Lehistan; Prusya, Rusya, ve Avusturya arasında taksim edildi.
    - Saksonya Krallığı topraklarının bir kısmı Prusya’ya verildi
    - Felemenk (Hollanda) ve Belçika birleştirilerek yeni bir Nederland devleti kurulması kabul edildi.
    - İsviçre, 22 kantondan oluşan bağımsız ve sürekli tarafsız bir devlet haline getirildi.
    - Venedik (Napoli) ve Nombardiya (Sicilya) bölgesi Avusturya’ya verildi.
    - Avusturya, Doğu Galiçya, Lombardiya ve Venedik’i alacaktı.
    - Hollanda’ya ait Cape Coloni, Seylan Adası, Honduras, Guyan ve Trinidat adaları ile Danimarka’ya ait Heligoland bölgeleri ve Malta, İyon Adaları, İngiltere’ye verilecekti.

    Viyana Kongresi’nin sonuçları

    - Avrupa’nın siyasi haritası yeniden çizildi.
    - Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, İngiltere, Rusya, Prusya ve Fransa’nın da katılmasıyla yeni bir Avrupa güçler dengesinin temeli atıldı.
    - Viyana Kongresi’nde Fransız İhtilali’nin Avrupa’ya yaydığı insan ve vatandaşlık haklarından (hürriyet, milliyet ve eşitlik) hiçbirisi, göz önünde bulundurulmamıştır.
    - Siyasal çıkar ve istekler üzerine kararlar alındığı için Viyana Kongresi kararları başarılı olamamıştır.
    - Kongrede milliyet, din ve dil farklılıkları dikkate alınmadığı için Avrupa’da kalıcı barış sağlanamamıştır.

    Viyana Kongresi’nin amacı

    Viyana Kongresi’nin asıl amacı Fransız İhtilali’nin ortaya çıkardığı milliyetçilik düşüncesine karşı önlemler almaktır. Osmanlı Devleti Fransız İhtilali’nden en çok etkilenen ülke konumunda olmasına karşın Viyana Kongresi’ne çağrılmamıştır.



    [​IMG]

    Yaş Antlaşması

    Yaş Antlaşması ve önemi

    1787-1792 yılları arasında süren Osmanlı Devleti ile Rusya arasındaki savaşa son veren antlaşmadır.

    Kırım’ı geri almak isteyen Osmanlı Devleti, 1787’de Rusya’ya savaş açtı. Ancak Avusturya’nın Rusya’nın yanında savaşa dahil olması Osmanlı Devleti’ni güç duruma düşürdü. Ruslarla yapılan savaşlarda ardı ardına yenilgiler alan Osmanlı Devleti, istemeyerekte olsa barışa taraf olmak zorunda kaldı.

    Kasım 1791’de başlayan görüşmeler, 10 Ocak 1792’de imzalanan 13 maddeden ve bir son sözden oluşan Yaş Antlaşması ile neticelendirildi. Görüşmeleri iki buçuk ay süren antlaşma, Boğdan’ın Yaş kasabasında imzalandığı için ismini de bu kasabadan aldı.

    Yaş Antlaşması’na Osmanlı Devleti adına Sadrazam Yusuf Paşa katılırken, Rusya adına da Prens Bezborodko katıldı.

    Yaş Antlaşması’nın önemli maddeleri

    - Küçük Kaynarca (1774), Aynalıkavak Tenkihnamesi (1779), Ticaret Anlaşması (1783) ve Kırım ile Taman’ın Rusya’ya katılmasıyla (1784), Kuban nehrinin sınır tayini hakkındaki antlaşmalar yine eskisi gibi kalıyordu.
    - Turla (Dinyester) nehri sınır olarak kabul edilerek, sol tarafında kalan Aksu ile Turla arasındaki Özi Kalesi (Ochakov) Ruslara bırakılıyordu. Nehrin sağ tarafında bulunan Bender Akkerman, Kili, İsmail ile Rus işgaline uğrayan diğer kale ve şehirler Osmanlı Devleti’ne geri iade ediliyordu.
    - Boğdan Voyvodalığının geride kalan vergileri ve borçları tamamen silinecek, yapılan bu anlaşmadan (Yaş Antlaşması) sonraki iki yıl Boğdan her türlü vergiden muaf tutulacaktı. Af ilan edilecek ve isteyenler memleketlerine geri dönebileceklerdi.
    - İki devletin barış içerisinde yaşaması için, Tiflis Hanlığı’na Çıldır Valileri veya Beyleri tarafından saldırı yapılmayacaktı.
    - Kuzey Afrika’daki Garp Ocakları, Rus ticaret gemilerine saldırıda bulunması halinde zarar bu saldırıyı yapan ocaklara ödettirilecek, eğer zarar ocaklar tarafından ödenmezse Osmanlı Devleti’nden tazmin edilecekti.
    - Kuban iki devlet arasında Kafkasya’da sınır olacaktı.
    - Anapa Kalesi Osmanlı Devleti’ne geri verildi.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 6 Mart 2014
  9. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]
    Ziştovi Antlaşması
    [​IMG]
    Ziştovi Antlaşması: 1788-1791 yılları arasında devam eden Osmanlı Devleti ile Avusturya arasındaki savaşlara son veren antlaşma.


    1787’de başlayan Osmanlı-Rus Harbi sürerken, Avusturya 1788’de Rusya’nın yanında yer alarak Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti. Bu gelişmenin ardından, İsveç’te Rusya’ya karşı Osmanlı Devleti’nin yanında savaşa girdi. Bu durumda iki ayrı cephede savaşmak durumunda kalan Osmanlı Devleti, savaş halinde bulunduğu Prusya ile 1790 yılında bir antlaşma imzaladı. Osmanlı Devleti bu antlaşmanın hemen ardından Avusturya sınırına yeni kuvvetler gönderdi. 8 Haziran 1790’da, Yergöği’de, Avusturya kuvvetleri bozguna uğratıldı. Avusturya İmparatoru ikinci Leopold bu mağlubiyetin ardından barış istemek zorunda kaldı.

    18 Eylül 1790’da, Yergöği’de, dokuz aylık bir mütareke imzalandı. 5 Aralık 1790’da, Ziştovi’de başlayan barış görüşmeleri, uzun bir süre sonra 4 Ağustos 1791’de neticelendi.

    Bulgaristan’ın kuzeyinde bulunan Ziştovi kentinde imzalan anlaşma (Ziştovi Antlaşması) 14 maddeden oluşuyordu.


    Ziştovi Antlaşması’nın önemli maddeleri

    - Avusturya, Orsova ve Unni suyu civarında bulunan küçük bir arazi dışında, savaş sırasında işgal ettiği bütün yerlerden çıkacaktı.
    - Hotin Kalesi, Ruslarla antlaşma yapılana kadar, Avusturyalılarda kalacak sonra Osmanlılara terk edilecekti.
    -İki devlet arasında daha önce yapılan ticaret antlaşmalarına göre; ticaret serbestisi ve ticari imtiyazlar devam edecekti.
    - Avusturya açık yada gizli hiçbir şekilde Rusya’ya destek vermeyeceğini garanti verdi.

    Yapılan bu antlaşmanın ardından Osmanlı Devleti, Viyana’ya bir büyükelçi gönderdi.




    [​IMG]


    Zitvatorok Antlaşması (11 Kasım 1606)
    1593 yılında başlayan ve 1606 yılına değin devam eden Osmanlı-Avusturya savaşlarını sona erdiren antlaşma.

    1593 yılında başlayan Osmanlı-Avusturya savaşı ilk zamanlarda Osmanlılar aleyhine cereyan etti. Romanya’nın bir bölümü ile Orta Macarista Avusturyalıların eline geçti. Ancak Eflak, Boğdan ve Erdel’de durumunu düzelten ve isyanları bastıran Osmanlılar, kısa sürede tekrar duruma hakim oldular. Vezir-i âzam Mehmed Paşa’nın 1605’te Estergon’u fethetmesi Avusturya’nın ümitlerini kırdı ve onları barış istemeye mecbur bıraktı.



    Osmanlı Devleti ile Avusturya arasında cereyan eden savaşlarda elde edilen yerler ve tarihleri
    - Peşte (25 Eylül 1604) ve Hatvan kaleleri savaş yapılmadan kolaylıkla elde edildi.
    - Vaç Kalesi’nin ele geçirilmesi (16 Ekim 1604).
    - 29 Agustos 1605’de Estergon Kalesi kuşatıldı ve Ciğerdelen Kalesi fethedildi.
    - 8 Eylül`de Visigrad, 19 Eylül`de Saint Thomas (Tepedelen) kaleleri fethedildi.
    - Estergon Kalesi teslim alındı (3 Ekim 1605)

    Estergon ile Komorin arasında Zitva Çayının Tuna’ya döküldüğü yerde başlayan müzakereler tam üç hafta sürdü. Nihayet 11 Kasım 1606’da 17 maddelik antlaşma imza edildi.

    Sultan I.Ahmet ve Avusturya adına Arşidük Matthias arasında imzalanmıştır.

    20 sene müddetle sürecek olan Zitvatorok Antlaşması’nın önemli maddeleri şunlardır.

    -Avusturya’nın Osmanlı Devleti’ne vermekte olduğu yıllık 30.000 duka altını tutarındaki haraç kaldırılacaktı.
    -Antlaşmaya göre Egri, Estergon, Kanije kaleleri Osmanlılarda, Rop ve Koman kaleleri Avusturyalılarda kalacaktı.
    -Avusturya bir kereye mahsus olmak üzere 70.000 altın savaş tazminatı ödeyecekti.
    -Avusturya-Almanya İmparatoru İkinci Rodolphe, bir defaya mahsus olmak üzere Osmanlı Sultanı’na 200.000 kuruş tazminat verecekti.
    -Antlaşmanın tasdikinden itibaren her üç yılda bir karşılıklı hediyeleşme olacak, fakat bunun kıymet ve miktarı muayyen olmayacaktı.
    -Osmanlı Sultanı ile Avusturya-Almanya İmparatoru haberleşme protokol muhaberelerinde eşitlik kaidesine riayet edeceklerdi.
    -Yazışmalarda Avusturya İmparatoruna “Kral” tabiri yerine Roma İmparatoru “Cesar” ünvanı ile hitap edilecekti.
    -İki taraf birbirinin arazisine tecavüz etmeyecek, tecavüz meydana gelirse esirler iade edilip, zarar ve ziyanlar da karşılıklı olarak ödenecekti.
    -Hudut boyu ihtilafında, Avusturya’dan Raab-Yanıkkale kumandanı, Osmanlı Devleti’nden Budin Beylerbeyi hakem olacaktı.
    -İspanya Kralı da, bu antlaşmaya girme hakkına sahipti.
    -Yirmi yıl süre ile imzalanan antlaşmaya, imzalayanların dışında, bunların halefleri de uymak mecburiyetindeydi.

    Zitvatorok Antlaşması’nın önemi

    Osmanlı Devleti’nin yükselme devrinin artık sona erdiğini gösteren bir antlaşma olması bakımından önemi büyük olan bir antlaşmadır.

    Zitvatorok Antlaşması’nın sonucu

    Osmanlı Devleti artık eski gücünde olmadığından dolayı, bu antlaşma ile Osmanlı Devleti’nin Avusturya karşısındaki kati üstünlüğü sona ermiş, siyasi dengeler Osmanlı Devleti aleyhine bozulmaya başlamıştır.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 6 Mart 2014

Sayfayı Paylaş