1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Tuna Nehri Akmam Diyor

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve canertaner tarafından 29 Haziran 2013 başlatılmıştır.

  1. canertaner

    canertaner Üyecik

    Katılım:
    15 Haziran 2013
    Mesajlar:
    0
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    20
    Banka:
    61 ÇTL
    Tuna Nehri Akmam Diyor

    Her iki gazeteci barut dumanı arasından karşı sırtta alev alev yanan bir tabyayı seyrediyorlardı. Forbes, meslektaşı Vifliers'ye, 'Bu gidişle akşam yemeğine Plevne'deyiz galiba diyordu. Boz dalgalar halinde Türk istihkâmlan üzerinden akan Ruslann haykınşlannı sabah rüzgân dört bir yana taşımaktaydı. Çeliğin çeliğe vururken çıkardığı sesler, zarer ya da ölüm adına çırpınışların naralan, türek takırtılan, mermi vınlamaları ve derinden gelen top gümbürtüleri birbirine kanşıyor, kalın bir örtüyü andıran dumanm arasından göğü tutan büyük bir gürültü halinde yükseliyordu. Uzaktan izleyenler, ne olursa olsun bir şeyler yapabilmek, kendilerini bu kaosa kapıp koyvermek için karşı konulmaz bir arzu içinaeydiler...

    [​IMG]



    KİTABIN ÖZETİ

    Archibald FORBES ve Mac GAHAN adındaki iki savaş muhabirinin gazeteleri Daily News için PLEVNE savaşı hakkında bilgi toplayıp ülkelerine gönderme arzuları ışığında PLEVNE savaşının tarihe yansıması anlatılmaktadır.

    Çarın komutası altındaki 180.000 kişilik Rus Ordusu boğazlara ineceklerinden emin olarak Tuna'yı geçmişlerdi. Dünya kamuoyuna ise, balkanlardaki esaret altındaki Hıristiyanları kurtaracaklarını söyleyerek bu yüzyıllar süren rüyalarına bir Haçlı Seferi havası vermişlerdi. Türk savunmasının zaafından faydalanan Ruslar 22 Haziran'da Bulgaristan'a girdiler. Ruslarla İstanbul arasında 250.000 kişilik Türk ordusu ve Balkan dağları vardı. Ruslar geçilmesi tahmin edilemeyen Şipka geçidinden geçerek Balkan dağlarını tek bir silah atmadan geçtiler.

    Vidin Askeri Valisi Osman Paşa PLEVNE'ye doğru ilerlemekte ve Ruslardan önce bu ufak kasabayı ele geçirmek istiyordu. 19 Temmuz'da Osman Paşa, emrindeki 12.000 kişilik ordusuyla PLEVNE'ye girdiğinde kasabayı savunacak mevziler yoktu. Kısa zamanda oluşturulan savunma mevzileri Rusların ilk hücumunda düşmanı durdurmayı başarmış Ruslar 3000, Türkler 2000 asker kaybetmişti. Osman Paşa Rusların tekrar saldıracağını biliyordu. Bu yüzden birliklerine daha kuvvetli tabyalar ve istihkamlar yaptırdı ve garnizon 20.000 kişilik bir kuvvetle takviye edildi. Rusların ikinci saldırısı iki Rus generalinin savunma mevzilerine farklı zamanlarda saldırması yüzünden başarısızlıkla sonuçlandı. Ruslar birkaç mevzi ele geçirdiyse de Türklerin karşı taarruzu sonucunda bu mevzileri terk etmek zorunda kaldılar.

    Buraya kadar olan gelişmeleri gösteren belgeleri PLEVNE'den Bükreş'e götürmek için yola çıkan Forbes'in atı yolda öldü. Rusların böyle bir yenilgi haberini sansürleyeceğinden korkan Forbes 140 kilometre uzaklıktaki tarafsız Macaristan'a giderek ülkesine haberleri ulaştırdı. Bu başarısız saldırılar Türklerin daha can çekişmediğini gösteriyordu. Çar 188.000 kişiyi silah altına çağırarak PLEVNE'yi takviye edip yeniden saldırmayı düşünüyordu. Osman Paşa kazandığı bu zamanı askerlerine 6 metre genişliğinde ve 7 metre yüksekliğinde duvarları olan, 5 metre genişliğinde ve 3 metre derinliğinde hendeklerle çevrilmiş, ön ve yan tarafları siperlerle korunan savunma mevzileri yaptırmıştı. Ruslar büyük saldırıdan önce dört gün PLEVNE'yi top atışına tuttular. 11 Eylül'de Ruslar büyük saldırıya başladı. Rus generali Skobelev PLEVNE savunmasını yararak, 3.000 ölü bırakarak savunmada bir gedik açmıştı. Rusların bu girme yaptıkları bölge takviye edilemediğinden Türkler karşı saldırıya geçerek ertesi gün bölgeyi tekrar ele geçirmişlerdi.

    Küçük kasaba üç saldırıya karşı koymuştu ve bu durumda Haçlı Seferi düşüncesinin yanlışlıkları ve Türk'ün savaştaki ustalığı konuşulmaya başlamıştı. Ruslar taktik değiştirerek PLEVNE'yi çembere alıp açlığa mahkum etmek istiyorlardı. Osman Paşa bir ikmal yolu kursa da gerekli takviye gelmeyeceğinden PLEVNE'yi terk edip güneydeki Orhaniye'ye çekilmek için padişahtan izin istemişti. Padişah, Osman Paşanın bu isteğine karşılık PLEVNE'nin kazanmış olduğu prestij yüzünden terk edilemeyeceğini söylüyordu.

    Ruslar PLEVNE'yi tamamen kuşatmış, Osman Paşanın teslim olmasını bekliyorlardı. Osman Paşa bu bekleyişin sonunda maiyetinin de fikrini alarak bir yarma harekatına girmek istedi. Başarısızlıkla sonuçlanan yarma harekatından sonra Osman Paşa teslim olmuştu. Rusların gözünde büyük bir yeri olan Osman Paşa saygıyla ağırlandı. Fakat esir düşen Türk askeri bu saygıdan payını alamadı. Türk askerleri Rusya‘ya sevk edilmişti. Bu ölüm yürüyüşünde açlıktan ve sefaletten 50.000 Türk askeri öldü. Ruslar Edirne'yi de geçerek İstanbul'a ilerlemeye devam ettiler. Fakat Çatalca'ya vardıklarında mütareke yapıldığını öğrenerek geri döndüler. Yapılan antlaşma sonunda Türkler 180.000 kilometre kare toprak kaybetmiş, Ruslar 8.500 kilometre kare toprak kazanmıştı. İngiltere ise Kıbrıs'ı alarak en iyi kazancı elde etmişti.

    Balkanlardaki prestij dışında Ruslar büyük kazanç sağlayamamıştı. Belki PLEVNE'de durdurulmasalardı İstanbul'a daha önce varabilirlerdi. Osman Paşa belki de tarihin seyrini değiştirecek bir zafer kazanmıştı.
     

Sayfayı Paylaş