1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Türk Dilinde Ses ve Yapı Değişimleri

Konusu 'Dilimizi Doğru Kullanalım' forumundadır ve cırcırböcee tarafından 16 Şubat 2007 başlatılmıştır.

  1. cırcırböcee

    cırcırböcee V.I.P V.I.P

    Katılım:
    13 Haziran 2006
    Mesajlar:
    3.525
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    2.880
    Banka:
    335 ÇTL
    Orhun Anıtları Üzerine Araştırmalar


    Orhun anıtları ve üzerinde yer alan yazıt metinleri yeterince araştırılıp incelenmiş değildir. Bu metinler okunmuş ve bugünkü Türkçe karşılıklarıyla birlikte yayınlanmıştır. Bu metinlerin önemi ve üstün nitelikleri, bu alanda yapılacak çalışmalar için ışık kaynağı ve hareket noktası olarak karşımıza çıkmaktadır.
    Kuşkusuz, araştırmalar bir bütünün değişik yönlerinde yapılacaktır:
    a. Anıtların bulunduğu mevkiin coğrafyası;
    b. Metinlerde anlatılan olayların tarihi;
    c. Türk devlet felsefesi ve siyaset anlayışı;
    d. Türk toplum yaşayışında yeri olan temel değer ve kavramlar;
    e. Türk toplum yapısı ve devlet teşkilâtı;
    f. Devletlerarası diplomatik ilişkilerin dayandığı esaslar;
    g. O çağ Türklerinin uyguladığı savaş taktikleri;
    h. Türk ırkının karakter özell ikleri;
    ı. İfade ve hitabet kudreti;
    i. Türk dilinin zenginliği;
    j. Metinlerdeki seslenişin günümüz için ifade ettiği mânâ ve milletçe alınacak dersler...
    Biz bu makalemizde öz Türkçe olan metnin kelimeleri üzerinde durmak istiyoruz. Tabiî bu konuda yapılacak asıl araştırmaları uzmanlarına bırakarak...
    Denilebilir ki sadece Orhun Yazıtları için bir ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ kurulsa yeridir.

    Orhun Metinlerindeki Kelimelerin Sınıflandırılması


    Orhun metinlerinde yer alan kelimeleri birkaç açıdan ele almak mümkün. Şöyle ki:

    a. Günümüze kadar aynı kalan ve aynen kullanılan kelimeler;
    b. Bir-iki harfi değişenler;
    c. Fazlaca değişikliğe uğrayanlar;
    d. Birden çok mânâya sahip bulunanlar;
    e. İslâmî dönem edebî metinlerinde yaşayanlar;
    f. Bugün kullanılan kelimelerle etimolojik benzerlik, yakınlık, ilgi ve ilişkisi olanlar;
    g. Türk dilinin mevcut lehçelerinde yaşayanlar.

    Burada saydığımız hususların son ikisi uzun vadeli geniş araştırma konusu olup bu işin uzmanlarınca ele alınmalıdır.
    Şimdi, yukarıda sıraladığımız ara başlıkların ışığında Orhun metinlerinin kelimeleri üzerine beraberce eğilelim.

    Aynı Kalan Ve Aynen Kullanılan Kelimeler


    * Aç, ak, altı, arka, aş, aşsız, at, ay, az.
    * Baş, ben, bengü, bilge, bir, biz, boz, bu, bunda, buyruk.
    * çorak, çöl.
    * er, eren.
    * Irak.
    * İç, iki, il, ilk, ilki, iş.
    * Kalın, kalmış, kan, kar, kara, kaş, kılıç, kış, kışın, kız, kızıl, kim, kişi, kokuluk, kurgan, kul, kum, kut, kırk.
    * Ne.
    * Oğlan, oğul, otuz.
    * Öd, öz, özüm, özlük.
    * Saç, sekiz, semiz, sen.
    * Taş, taşra, ter, tok, tümen, Türk.
    * Uç, uzun.
    * Üç.
    * Yağız, yan, yaş, yaz, yazı, yıl, yoğun, yol, yok, yurt, yüz, yüz.

    Fiiller (Kök olarak):

    * Aç, ağ, ağrı, al.
    * Bas, başla, bat, bil, bilme, bin, birik, bul, bulma.
    * İn.
    * Kal, kalma, kat, kıl, kılma, kılıçla, kılın, kılınma, kışla, kız, kon, kork, korkma.
    * Öl.
    * Sök, sözleş.
    * Tut, tutun.
    * Yarama, yarat, yat, yığ.

    Bir-İki Harf Değişikliği İçerenler


    * Açsık (açlık), adak (ayak), adgır (aygır), ağar (ağır), altın (alt), altun (altın), artuk (artık), at (ad), azça (azca), azuk (azık).
    * Beg (bey), beglik (beylik), bening (benim), berü (beri), bilig (bilgi), biligsiz (bilgisiz), bing (bin), bini (beni), biş (beş), bişinç (beşinci), bişyüz (beşyüz), bizni (bizi), bod (boy), boğuz (boğaz), bor (bora), böri (börü), buka (boğa), bulıt (bulut), bung (bun).
    * çabış (çavuş).
    * Eb (ev), egri (eğri), elig (el), elig (elli). emgek (emek).
    * Iğaç (ağaç), ıt (it).
    * İkin (ikisi), ikinti (ikinci), illig (illi), ingek (inek), isig (ısı).
    * Kalıng (kalın), kapığ (kapı), katun (hatun), keçig (geçit), keçigsizin (geçit vermeksizin), kedim (giyim), kedimlig (giyimlik), kelin (gelin), kentü (kendi), kergek (gerek), kergeksiz (gereksiz, kırk artuk yiti (kırkyedi), kiçig (küçük), kirü (geri), kiyik (geyik), koduz (kuduz), koyu (koyun), kök (gök rengi), köl (göl), köngül (gönül), köz (göz), kulkak (kulak), kulluğ (kullu), küç (güç), kümüş (gümüş), kün (gün), küntüz (gündüz).
    * Neke (neye), nençe (nide).
    * Ortu (orta).
    * Ögsüz (öksüz), ölüg (ölü), özi (özü).
    * Senge (sana), sini (seni) süngüg (süngü).
    * Tag (dağ), takı (dahi), tam (dam), tamgacı (damgacı), tang (tan), temir (demir), tirig (diri), tiz (diz), tokuz (dokuz), tokuzunç (dokuzuncu), toruğ (doru), tört (dört), törtünç (dördüncü), törü (töre), tügün (düğün), tün (dün), tüz (düz).
    * Uçuz (ucuz), udluk (uyluk), uluğ (ulu), umuğ (umut).
    * Üçüng (üçüncü).
    * Yabız (yavuz), yadağ (yaya), yalıng (yalın), yana (yine), yaşıl (yeşil), yay (yaz), yımşak (yumuşak), yig (yeğ), yigirmi (yirmi), yigün (yeğen), yir (yer), yiti (yedi), yitmiş (yetmiş), yuyka (yufka).
    * Fiiller (Kök olarak):
    * Adrıl (ayrıl-), adrılma (ayrılma-).
    * Bar (var-), bıç (biç-), bintür (bindir-), boğuzlan (boğazlan-).
    * Ebir (evir-çevir), eşid (işit-), eşidme (işitme-).
    * İçger (içer-), ilt (ilet-), ir (er-).
    * Kabış (kavuş-), kazgan (kazan-), keç (geç-), kel (gel-), kelme (gelme-), kelür (gelir-), kir (gir-), kod (koy-), kontur (kondur-), kör (gör-), körme (görme-), küzed (gözet-).
    * Olur (otur-), olurt (oturt-), opla (hopla-).
    * Ög (öv-), ölür (öldür-), ölüt (öldür-).
    * Sebin (sevin-).
    * Tıngla (dinle-), ti (de-), tik (dik-), tile (dile-), tir (der-), tiril (diril-), tiril (derlen-), tod (doy-), tog (doğ-), togla (tozla-), töküt (tüket-), türü (türe-), tüyma (duyma-), tüş (düş-), tüşür (düşür-).
    * Udı (yıprat-), udıma (uyuma-), unama (onama, onaylama-), ur (vur-), urtur (vurdur-).
    * Yabrıt (yıprat-), yangıl (yanıl-), yangılma (yanılma-), yarama (yarama, yaraşma-), yaratıt (yarattır-), yaratur (yarattır-), yet (yed-), yorı (yürü), yorıt (yürüt-), yorıtma (yürütme-), yüzüt (yüzdür-).

    Fazlaca Değişime Uğrayanlar


    * Basıt (bastır-); batsık=güneşin batışı, batı yönü; bir (ver-), birle=ile, beraber, birlikte; bizinte (bizden).
    * Köbürge=köprü, ayrıca bir mûsiki âleti (bu mânâda değişmemiştir).
    * Tabışgan=tavşan; toğsık=güneşin doğuşu, doğu yönü. töküt (döktür, akıt-).
    * Üçegü=üçü birlikte, üçün herbiri; üze=üstte.
    * Yangılık=yanılgı; yukarı.

    Birden çok Manaya Sahip Olanlar


    Söyleyişte Değişikliğe Uğramayanlar:

    * Akıt (fiil kökü): Akıtmak, göndermek, sevketmek.
    * Al (fiil kökü): Almak, yenmek, zapt, işgal ve fethetmek, dinlemek, dikkate almak.
    * Alp: Kahraman, cesur, yiğit. zor, çetin, sert, müthiş.
    * Bark: Ev-bark, mezar, türbe, anıt-kabir.
    * Buyruk: Âmir, emir.
    * Eğir (fiil kökü): ötmek, kükremek, gürlemek.
    * Sakın (fiil kökü): Düşünmek, endişelenmek, plan kurmak, yas tutmak.
    * Tüketi: Bütün, tamamiyle, tamamen, tüketerek, sonuna kadar.
    * Artur (fiil kökü): Kanmak, kandırmak, aldanmak, aldatmak, celbetmek, sakınmak, üzmek, yanmak.

    Bir Harfi Değişenler:
    * Ağar: Ağır, değerli, şerefli, muhterem, önemli.
    * Arıl (fiil kökü): Temizlenmek, arınmak, mahvolmak, yok olmak, harap olmak.
    * Aşur (fiil kökü): Aşırmak, geçinmek, kovalamak, takip etmek.
    * Kötür (fiil kökü): Kaldırmak, yükseltmek, çıkarmak.
    * Teg (fiil kökü): Değmek, yetişmek, dokunmak, saldırmak, çarpışmak.
    * Ur (fiil kökü): Vurmak, dövmek, koymak, yapmak, tapmak, kazımak, yontmak, geçirmek, kaydetmek.
    * Urtur (fiil kökü): Yukarıdaki fiilleri başkasına yaptırmak.

    Söyleyiş Değişikliğine Uğrayanlar:

    * İçreki (ki zamiri ilâvesiyle): İçerdeki, içindeki, maiyetteki, içe ait, saraydaki.
    * Katığdı: çok katı, pek sert, pek sıkı, çok kuvvetli, sapasağlam.
    * Tüzül (fiil kökü): Dizilmek, sıraya girmek, düzelmek, anlaşmak, barışmak.
    * Ulayı: Ulayarak, takiben, bilhassa, aynı zamanda.

    İSLÂMÎ DÖNEM EDEBÎ METİNLERİNDE YAŞAYANLAR

    * Alp-Eren: Serdengeçti, yiğit.
    * Anı, anın, anda: Onu, onun, onda.
    * Aytmak: Söylemek, demek.
    * Bay: Zengin.
    * Bolmak: Olmak.
    * İçre: İçinde.
    * Kaçan: Ne zaman ki...
    * Kalıng: Mal, servet, çeyiz.
    * Kanı: Hani.
    * Men: Ben.
    * Ot (od): Ateş.
    * Teg: Gibi.
    * Til (dil): Casus.
    * Tiyin: Diye, diyerek, deyip.
    * Ton (don): Elbise.
    * Tonluğ: Elbiseli.
    * Tonsuz: Elbisesiz.
    * Uçmak: Cennet (e gitmek).
    * Üçün: için.
    * Yağı: Düşman.
    * Yalabaç (yalvaç): Tanrı elçisi Peygamber.
    * Yarlıkamak: Bağışlamak, esirgemek, korumak.


    GÜNÜMÜZ ANADOLU HALK AĞZINDA YAŞAYANLAR


    Bugün Anadolu’nun bazı yörelerinde:

    * İni: Küçük kardeş.
    * Kalın: çeyiz.
    * Okımak: çağırmak, davet etmek.

    gibi kelimeler halk ağzında kullanılmaktadır.
    Anadolu halk ağzından yapılan derlemeler gözden geçirilecek olursa bu konuda sayısız örneklerin belirlenmesi mümkündür.

    BAZI KELİMELER ARASINDA ETİMOLOJİK İLGİ VE BAĞINTI

    Şu kelimeler arasında organik ve etimolojik bir ilgi ve bağıntı bulunması imkân ve ihtimali dikkatli gözlerden kaçmayacaktır:

    * Apa-âbâ: Aynı anlamda babalar, ecdâd.
    * Bedizemek-bezemek.
    * Bişük (nesil)-beşik.
    * Ertmek-ertelemek.
    * Tamag: Tam karşılığı kamu.
    * Tögün (damga)-döğme.
    * Uz (san’at)-uzman (san’atçı)
    * Ülüg (pay)-üleştirmek (paylaştırmak)
    * Yanmak (dönmek) -yansımak.
    * Yuğ (cenaze töreni, yas) - yığlamak (ağlamak)


    SONUç:

    1300 yıla yakın zaman öncesinden günümüze seslenmeye devam eden Orhut Yazıtları tarih ve kültürümüzün sönmeyen bir meş’alesi olup taşlara kazılmış öz Türkçe kelimelerin pek az değişimlerle de olsa günümüzde bütün canlılığı ile yaşıyor olması biz Türkler için gerçek bir sevinç ve övünç kaynağıdır. Bu gerçek, büyük milletimizin tarih ve kültür bütünlüğü ve sürekliliğinin ölümsüz göstergesi olarak önemini daima koruyacaktır. Biz Türklere düşen, bu tarihî mirasımızın ve kültür hazinemizin gereğini yerine getirmede yeterince özen göstermektir.

    Prof. Dr. Muharrem ERGİN: Orhun Âbideleri
     

Sayfayı Paylaş