1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Türk Halk Inançlarında “Çoban”

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve wien06 tarafından 8 Mart 2010 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Halk tefekküründe mesleklerin simgeledikleri bazı statüler vardır. Bu belirlemelerde daha ziyade inanç motifleri tanımlayıcı olur. Bu tiplemeler halk irfanında yönlendirici örnek olucu özellikler taşırlar. Çobanlık da şimdilerde ciddi anlam kayması yaşamış olsa da bunlardan birisidir.


    Halk inançlarına göre “çobanlık yapmayan peygamber yoktur.” Halkta böyle bir inanç vardır. Peygamberlerin hayat hikâyeleri halk arasında anlatılarak iddia desteklenir. Peygamberlerin bu görevi hayvan sürüsü güdücülüğünü bıraktıklarında da hep devam etmiştir. Çoban; koruyan, kollayan, saklayan, yönlendiren, sırrı olan yöneten anlamında anlaşılmıştır. Bütün müminler ve özellikle peygamberler için yaratılmışlar yaratanın emanetleridir. Onların görevi sadece insanat ile sınırlı değildir. Hayvanat, nebatat ve cemadat ile de ilgili sorumlulukları vardır. Bu noktada peygamberlik ile çobanlık arasında görev alanı içeriği bakımından ciddi bir yakınlık vardır. Birçok çoban mucize göstermişken birçok evliya da aynı zamanda çobandır.[1][1]


    Bazı peygamberlerin Lokman Hekim’de olduğu gibi bitkilerle ve Hz. Süleyman’da olduğu gibi bazılarının da hayvanlarla konuşabilme yeteneği olduğu inancı vardır. Bitki ve hayvanların kendi cinsleri arasında yaptıkları konuşmaları duyar ne konuştuklarını anlarlarmış. Efsane ve menkıbelerden öğrenildiği gibi bu iki özelliği kendi üzerlerinde topladığı içindir ki, çobanlar sürülerini zehirli otlara ve yırtıcı hayvanlara karşı koruyabiliyorlardı. Bu vergi “Kalp gözü açık olmak” la izah edilmektedir.


    Bir anlatıya göre, çobandan otlamakta olan sürüsünden pay isteyen bir kurt, sürüde kendisinin de hakkı olduğunu söyler. Bunun üzerine ‘çoban koyunların emanet olduğunu mal sahibine sormadan veremeyeceğini’ açıklar. Ağasına giderken sürüyü kurda emanet olarak bırakan çoban oradaki kayaları ve birkaç ağacı şahit gösterir. İnsan-hayvan-bitki ve cansız bilinenlerin ilişkisini anlatırken, çobanın bu tür ilişkilerdeki yerini göstermesi bakımında bu anlatı bize göre çok tipiktir.


    Halk arasında “Çoban Yemini” olarak bilinen bir yemin türü vardır. Çok eski geçmişten gelen bu yemin şekline göre Çobanın söz vermiş olması veya şahadet etmesi, yemin geçerliliğindedir. Sürü sahiplerine hile yapan çobanlar için “onun çobanlık hükmü sona erdi” denir.


    Halk tasavvufunda “Hak”, “Hakkın Geçmesi”, “Haklaşmak- helalleşmek” geniş yer tutar.[1][2] Ailesinden ayrılan gelin kızın üzerinde anasının “Süt hakkı” vardır. Azerbaycan Türk kültür coğrafyasında en büyük yeminlerden birisi “Allah hakkı (için)”dır. Çalıştırılan her hizmetlinin hakkı verilmelidir. Bu hakların arasında çoban hakkının yeri farklıdır. “Çoban Hakkı” na karşı haksızlık yapılmaması konusunda farklı hassas davranılır. Kızına aşık olduğu ağasının verdiği sözü tutmaması sonucu büyük kayıplara uğrayan ağa hikayeleri anlatılır.


    Halk inançlarında çoban kazancının farklı helal olduğuna inanılır. Hacılar bilhassa ticaret erbabı iken hacca giden kimseler hac için harcayacakları paraları, “haram karışmamış kazanç”la değiştirmek isterler. Bu maksatla kendisine gidilen birkaç iş dalı vardır. Mesela sakalara gidilir. Sakalar hayatlarını su dağıtarak devam ettirdikleri için “Su azizdir” Su ikram edene “su gibi aziz olasın” denir. “su cennet cidarı görmüştür”, “Su rahmettir”, “Su içene yılan deymez” denilmiştir. “Su kabir ateşi söndürür” inancı vardır. Bu itibarla sucuların parası makbuldür, o parada ilahî bir muhteva aranır. Hacıların para değişiminde itibar ettikleri meslek sahiplerinden birisi de çobanlıktır.


    Kuraklık karşısında keramet göstererek asasını veya topuğunu yere vurmak suretiyle yerden su çıkarabilen veli kullarla ilgili anlatılara bakılınca, bunlardan çoğunun çoban oldukları görülür. Anadolu Türk kültür coğrafyasının bazı yörelerinde bu sular, “Yatırın Zemzemi”, “Çobanın Zemzemi” veya “falan çobanın Zemzemi” olarak bilinir. Bu sulara da yatıra ait diğer müştemilat gibi kutsiyet atfedilir. Bu benzetme zemzem suyunun şifa içermesi ve onun da yeraltından çıkmış olması ile izah edilebilir.


    İran Türk kültür coğrafyasında Nevruz Bayramında çobanların tepelerde yaktıkları ateşlere Çoban Kandili denir. Azerbaycan Türk kültür coğrafyasının bazı kesimlerinde saya bayramı’nın adı Çoban Bayramı’dır. Türkmenistan Türkmenlerinde bu bayram 17 Kasım’da yapılır.[1][3]


    Çoban-su-yol bağlantılı inançlar daha ziyade “Çoban Köprüsü” nde anlamını bulur. Sürüsünü selden kurtarmak, hayvanları yerlerine ulaştırıp emanetleri sahiplerine vermek için tarihi taş köprülerin çobanlar tarafından yaptırıldıklarına efsanelerde çok sık rastlanır. Bu köprüler aynı zamanda farklı bir sır da içerirler. Zamanla yıkılmaları halinde onları onaracak kadar altın para köprünün bir yerine, çok kere de ayaklarından birine saklıdır. Ancak bu gömü “sırlı” olduğu için kötü niyetlilerin ona ulaşamayacakları inancı vardır.


    Türk kültür coğrafyasında “Çoban Köprüsü” ve “Çoban Çeşmesi” olmayan bir belde ve Türk kültürlü halkların dillerinde çobanın bu özelliği ile ilgili efsanesi olmayan bir halk yoktur. Şiirlerde geçen bu yapıtlar sadece tarihi değil, aynı zamanda mistik bir özellik de taşırlar. Bu vasfı, çobanlı yer ve aile isimlerinde de gözlemek mümkündür. Kara Çoban, Çoban Dereli, Çobanoğluları, Çobaneli bunlardandır. Kırım Karay Türklerinde meslek isminden hareketle alınan soyadları arasında yer alan Koycu, çoban anlamındadır. Azerbaycan’ın Hanlar reyonunda Abdalların yaşam alanlarından olan Çoban Abdallı köyleri vardır. Abdallar, sufî tayfalarındandırlar. Azerbaycan-Şamahı’daki Melik Çobanlı Köyü Demirov halk hekimliği bakımından ünlü ocaklardan birisidir.[1][4] Ocaklar ve ocaklılar inanç içerikli şifa merkezleri olarak bilinirler. İran Şahseven Türk tayfalarından birinin ismi Çobanlı’dır.[1][5] Osmanlı arşiv kayıtlarında bu tür çok sayıda bilgi vardır.


    Köprü ve çeşmelerde olduğu gibi köpeklerden de çoban köpeklerinin mistik bir farklılığı vardır. Celmavuz, Karaçay-Malkar Türklerinde bir kara iye olup ay ve güneşin tutulmasına yol açtığına inanılır. Kırgız Türklerinde bu iyenin ismi cemauz, Uygur Türklerinde Yeriagız, Altay Türklerinde Yelbegen ve Anadolu Türk kültür coğrafyasında anadili Zazaca olan Silvan’lılarda ise Dev/Div’dir. Bu şer güçten ay ve güneşi korumak için isimleri “Eger” olan iki çoban köpeği görevlendirilmiştir. Ay veya güneş tutulunca taş veya teneke çalarak gürültü yapmadaki amaç, Eger isimli bu iki köpeği uyandırıp kara iyeyi def etmesini sağlamaktır. Diğer taraftan gürültülü sesin kara iyeleri imha ettiği inancı da yaygındır. Bu arada Tarık, Venüs, Zühre diye de bilinen Çolpan, Çulpan, Çoban Yıldızı’nın isim alışı da hatırlanmalı.


    Tasavvuftaki mertebe belirleyici temel öğelerden birisi de, “Üryan gelip üryan gitmek” tir Dünya malına tamah edilmemelidir. Aksi halde İlahî aşka ortak kabul edilmiş olunur, inanç içerikli çoban anlatılarının hepsinde çobanlar kazançları ile ya köprü veya çeşme yaptırıcı olarak bilinirler. Üryanların bu tercihinin temelinde şüphesiz İslamî yönlendirme vardır.


    Çoban kültündeki mistik muhtevayı sadece asa ile su çıkarma örneğinde olduğu gibi yalın bir Muhammet (s.a.v.s.) ümmeti olmakla izah etmek de pek mümkün olmayabilir. Bilgamış/Gılgamış ve Dede Korkut Destanlarını karşılaştıran çalışmalar her iki destandaki Çoban temasını da ortaklık olarak görmüşlerdir.[1][6] Sümer kil tabletlerinde Kutsal İnana ile Kutsal Çoban arasında karşılıklı aşk şiirleri yazılıyordu.[1][7]


    Çobanlık Anadolu inanç kültüründe mistik derinliğe ulaşmış iken Eski Türk İnanç Sistemi’nde de diğer mesleklerde olduğu gibi bir pirliğe bağlı idi veya çobanların da bir koruyucu pirleri vardı. Türkmenistan’da Çolpan Ata/ Çulpan Ata bu mevkide ulu bir zattı. Anadolu’da çoban dede ve babaların çokluğu[1][8] gibi Uluğ Türkistan’da da çok sayıda ulu çolpanlar vardır.[1][9]


    Uluğ Türkistan’da Mir Haydar yelin, Baba Dehkan ekincilerin, Pir Musa koyuncuların piri olarak bilinir.[1][10]


    Çobanlar için konulan bu tespiti doğrulayan başka bulgular da vardır. “Çoban Adaleti” veya “Çoban Kadılığı” diye bilinen bir çocuk oyununda, aralarında tarla ihtilafı olan çocuk köylüler temsili bir tarlayı çoban rolündeki çocuğa taksim ettirir içerisinde pislik bulunan bir toprak yığınını parlağı ile bölerek ayırması ondan istenir. Ağaların toprağını bölen çobana bu oyunda muziplik yapılırken, çoban saflığın, dürüstlüğün temiz kalpliliğin, yardım severliğin temsilcisidir.


    Çoban ve çobanlık etrafında gelişen Çoban Yıldızı, Çoban üzümü, Çobantuzluğu, Çobantarağı, Çobansüzgeci, Çobanpüskülü, Çoban merhemi, Çoban kebabı, Çobaniğnesi, Çobandüdüğü, Çobandeğneği, çoban darağacı, Çobançantası, çoban böreği, çoban aldatan[1][11], türü bitki ve yemek isimleri, çoban ve çobanlığın mistik boyutu olduğunu göstermeyebilir, ancak çoban ve çobanlığa mistik anlam yükleyen örnekler de vardır.


    Çobanlarla ilgili halk inançlarında en fazla anlatılan ortak menkıbe, Munzur Baba’da olduğu gibi çobanın hacdaki ağasına helva götürmesi ile ilgili olandır. Anlatıya göre evin hanımına hacdaki ağasına götürmek için helva yaptıran çobanı dinleyince hanım, ‘çobanın canı helva çekti’ diye düşünür ve çobanın dileğini yerine getirir. Zaman yetip ağa hacdan dönünce ve kendisi köyde yokken çobanın uzun süreli köyden ayrılmamış olduğunu da öğrenince kendisini hacı ziyaretine gelen köylülerini, gerçek hacının çoban olduğunu açıklayarak, çobanın ziyaretine yönlendirir. Bunun üzerine “sırrı açık” olunca benzerleri gibi çoban da “Kırklara Karışır” kaybolur. Çoban dedelerin çoban babaların bu tür kerametleri onların zaman ve zeminden münezzeh olduklarını gösterir ki tasavvufta ancak itibarlı mevkilerde olanlara bu tür makamlar nasip olur.


    Tasavvufî mertebeler sıralamasında çobanlık veya çobanların üst seviyede bir statüye sahip olduğu ifade edilir.


    SONUÇ:

    Çoban etrafında toplanan bu anlatılardaki tanımlar bir “Çoban Kültü” oluşturmuştur. Bu kültün yansımalarını yer ve aile isimlerinde ve sözlü edebiyat bütün örnek türlerinde görebiliyoruz. Çoban tiplemesi halk tefekküründe sabrın, azmin, kanaatkârlığın, özverinin, mutiliğin, hamdın, güvenilir olmanın simgesidir.


    Bu kültü sadece tasavvufî verilerle izah etmek çok kolay değildir. Kültün mitolojik boyutu da vardır. Başka bir ifade ile çoban kültü de göstermektedir ki Türk halk tasavvufu Türkler Hz. Muhammed’e ümmet olmadan evvelki ve bölgede geçmişte var olmuş diğer dinlerin de izlerini taşımışdır.


    Dr. YAŞAR KALAFAT


    DIPNOTLAR
    [1][1] Yaşar Kalafat, Türk Kültürlü Halklarda Halk İnançları, Dedem Korkut Aşağı Eller, Berikanyayınevi, Ankara, 2008, s.71

    [1][2]Yaşar Kalafat, “Bazı Kültür Kodları İtibariyle Rumeli – Anadolu Türkleri; Karşılaştırmalı Halk İnançlarında Haklaşmak – Helalleşmek” Uluslar arası Rumeli Türk Kültürü Sempozyumu; Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi, Ocak 2001 sh. 34–36; İçel Kültürü Temmuz 1998 S. 58 sh. 26–28;Erciyes Mart 1999, S. 255 sh. 9–11

    3Yaşar Kalafat, Türk Kültürlü Halklarda Türk Halk İnançları,/Pir-i Türkistan Ahmet Yesevî Sultan, Berikanyayınevi, Ankara 2008 s. 90

    [1][4] Yaşar Kalafat, Türk Kültürlü Halklarda Halk İnançları, Dedem Korkut Aşağı Eller, Berikanyayınevi, Ankara, 2008, s 8, 38, 59

    [1][5] Yaşar Kalafat, Balkanlardan Uluğ Türkistan’a Türk Halk İnançları II, Berikan yayıevi Ankara, 2007, s. 90

    [1][6] Hacı Kadir Kadirzade “Gılgamış-Dede Korkud Destanları ve Günümüz Halk İnançları Ortaklıklarına Dair” (Basılmamış 12 sayfalık Makale), zikreden, a.g.e. s. 70–71

    [1][7] A.g..e. s. 76

    [1][8] Adana-Seyhan-Karslılar köyündeki Çoban dede, İzmir Ödemiş, Cumhuriyet Mahallesindeki Çoban Dede, Kocaeli-Gebze-Hacı Halil Mahallesi’ndeki Çoban Mustafa Paşa, Sivas Kalkardı Mahallesi’nde Şeyh Çoban, Sivas Merkez çobanlı Köyünde Çoban Baba, Tunceli-Malazgirt’te Çoban Baba (Diyanet İşleri Başkanlığı Arşivi, Türbeler 1996) Erzurum’da Çoban Dede (Yaşar Kalafat, Doğu Anadolu’da Eski Türk İnançlarının İzleri, ebabil yayınları 5. baskı, Ankara, 206, s. 53)

    [1][9] Yaşar Kalafat, “Aşkabat ve Çevresinde Metfun Türkmen Uluları, Türk Dünyası Tarih Dergisi, Mart 1996 S.ııı, s.16–23

    [1][10] Doç. Dr. İsa Özkan, “Türkmenistan’daki Adak Yerleri ve Bu Yerlerle İlgili İnançları” Aylık Dergisi, Türk Kültürü, Aralık 1993 S. 368, s. 730–740

    [1][11] Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu, Ankara, 2005, s. 443–444
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Çok enteresan ve bilgilendirici bir yazı .Okumamıza aracı olduğun için teşekkürler Wien.Bu tarz yazıları okudukça unutulan değerlerin unutulmaması gerektiğini düşünüyorum.Türk Kültürü ve Türk Tarihi bugün hala dile getiriliyorsa bunun nedeni hiç bir dünya milletinde olmayan manevi deyerlerin oluşundandır.
     
  3. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Gercektende cok haklisin Suskun zaten millet olarak basimiza ne geliyorsa hep unutmaktan geliyor. Ben suna inaniyorum millet olarak tarih ve kültürümüzü tam olarak ögrendigimizde önümüze cikan zorluklari asmamizda o derece kolay olacaktir.
     
  4. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]

    Halk tefekküründe mesleklerin simgeledikleri bazı statüler vardır. Bu belirlemelerde daha ziyade inanç motifleri tanımlayıcı olur. Bu tiplemeler halk irfanında yönlendirici örnek olucu özellikler taşırlar. Çobanlık da şimdilerde ciddi anlam kayması yaşamış olsa da bunlardan birisidir.

    Halk inançlarına göre “çobanlık yapmayan peygamber yoktur.” Halkta böyle bir inanç vardır. Peygamberlerin hayat hikâyeleri halk arasında anlatılarak iddia desteklenir. Peygamberlerin bu görevi hayvan sürüsü güdücülüğünü bıraktıklarında da hep devam etmiştir. Çoban; koruyan, kollayan, saklayan, yönlendiren, sırrı olan yöneten anlamında anlaşılmıştır. Bütün müminler ve özellikle peygamberler için yaratılmışlar yaratanın emanetleridir. Onların görevi sadece insanat ile sınırlı değildir. Hayvanat, nebatat ve cemadat ile de ilgili sorumlulukları vardır. Bu noktada peygamberlik ile çobanlık arasında görev alanı içeriği bakımından ciddi bir yakınlık vardır. Birçok çoban mucize göstermişken birçok evliya da aynı zamanda çobandır.
    Bazı peygamberlerin Lokman Hekim’de olduğu gibi bitkilerle ve Hz. Süleyman’da olduğu gibi bazılarının da hayvanlarla konuşabilme yeteneği olduğu inancı vardır. Bitki ve hayvanların kendi cinsleri arasında yaptıkları konuşmaları duyar ne konuştuklarını anlarlarmış. Efsane ve menkıbelerden öğrenildiği gibi bu iki özelliği kendi üzerlerinde topladığı içindir ki, çobanlar sürülerini zehirli otlara ve yırtıcı hayvanlara karşı koruyabiliyorlardı. Bu vergi “Kalp gözü açık olmak” la izah edilmektedir.

    Bir anlatıya göre, çobandan otlamakta olan sürüsünden pay isteyen bir kurt, sürüde kendisinin de hakkı olduğunu söyler. Bunun üzerine ‘çoban koyunların emanet olduğunu mal sahibine sormadan veremeyeceğini’ açıklar. Ağasına giderken sürüyü kurda emanet olarak bırakan çoban oradaki kayaları ve birkaç ağacı şahit gösterir. İnsan-hayvan-bitki ve cansız bilinenlerin ilişkisini anlatırken, çobanın bu tür ilişkilerdeki yerini göstermesi bakımında bu anlatı bize göre çok tipiktir.

    Halk arasında “Çoban Yemini” olarak bilinen bir yemin türü vardır. Çok eski geçmişten gelen bu yemin şekline göre Çobanın söz vermiş olması veya şahadet etmesi, yemin geçerliliğindedir. Sürü sahiplerine hile yapan çobanlar için “onun çobanlık hükmü sona erdi” denir.

    Halk tasavvufunda “Hak”, “Hakkın Geçmesi”, “Haklaşmak- helalleşmek” geniş yer tutar. Ailesinden ayrılan gelin kızın üzerinde anasının “Süt hakkı” vardır. Azerbaycan Türk kültür coğrafyasında en büyük yeminlerden birisi “Allah hakkı (için)”dır. Çalıştırılan her hizmetlinin hakkı verilmelidir. Bu hakların arasında çoban hakkının yeri farklıdır. “Çoban Hakkı” na karşı haksızlık yapılmaması konusunda farklı hassas davranılır. Kızına aşık olduğu ağasının verdiği sözü tutmaması sonucu büyük kayıplara uğrayan ağa hikayeleri anlatılır.

    Halk inançlarında çoban kazancının farklı helal olduğuna inanılır. Hacılar bilhassa ticaret erbabı iken hacca giden kimseler hac için harcayacakları paraları, “haram karışmamış kazanç”la değiştirmek isterler. Bu maksatla kendisine gidilen birkaç iş dalı vardır. Mesela sakalara gidilir. Sakalar hayatlarını su dağıtarak devam ettirdikleri için “Su azizdir” Su ikram edene “su gibi aziz olasın” denir. “su cennet cidarı görmüştür”, “Su rahmettir”, “Su içene yılan deymez” denilmiştir. “Su kabir ateşi söndürür” inancı vardır. Bu itibarla sucuların parası makbuldür, o parada ilahî bir muhteva aranır. Hacıların para değişiminde itibar ettikleri meslek sahiplerinden birisi de çobanlıktır.

    Kuraklık karşısında keramet göstererek asasını veya topuğunu yere vurmak suretiyle yerden su çıkarabilen veli kullarla ilgili anlatılara bakılınca, bunlardan çoğunun çoban oldukları görülür. Anadolu Türk kültür coğrafyasının bazı yörelerinde bu sular, “Yatırın Zemzemi”, “Çobanın Zemzemi” veya “falan çobanın Zemzemi” olarak bilinir. Bu sulara da yatıra ait diğer müştemilat gibi kutsiyet atfedilir. Bu benzetme zemzem suyunun şifa içermesi ve onun da yeraltından çıkmış olması ile izah edilebilir.

    İran Türk kültür coğrafyasında Nevruz Bayramında çobanların tepelerde yaktıkları ateşlere Çoban Kandili denir. Azerbaycan Türk kültür coğrafyasının bazı kesimlerinde saya bayramı’nın adı Çoban Bayramı’dır. Türkmenistan Türkmenlerinde bu bayram 17 Kasım’da yapılır.

    Çoban-su-yol bağlantılı inançlar daha ziyade “Çoban Köprüsü” nde anlamını bulur. Sürüsünü selden kurtarmak, hayvanları yerlerine ulaştırıp emanetleri sahiplerine vermek için tarihi taş köprülerin çobanlar tarafından yaptırıldıklarına efsanelerde çok sık rastlanır. Bu köprüler aynı zamanda farklı bir sır da içerirler. Zamanla yıkılmaları halinde onları onaracak kadar altın para köprünün bir yerine, çok kere de ayaklarından birine saklıdır. Ancak bu gömü “sırlı” olduğu için kötü niyetlilerin ona ulaşamayacakları inancı vardır.

    Türk kültür coğrafyasında “Çoban Köprüsü” ve “Çoban Çeşmesi” olmayan bir belde ve Türk kültürlü halkların dillerinde çobanın bu özelliği ile ilgili efsanesi olmayan bir halk yoktur. Şiirlerde geçen bu yapıtlar sadece tarihi değil, aynı zamanda mistik bir özellik de taşırlar. Bu vasfı, çobanlı yer ve aile isimlerinde de gözlemek mümkündür. Kara Çoban, Çoban Dereli, Çobanoğluları, Çobaneli bunlardandır. Kırım Karay Türklerinde meslek isminden hareketle alınan soyadları arasında yer alan Koycu, çoban anlamındadır. Azerbaycan’ın Hanlar reyonunda Abdalların yaşam alanlarından olan Çoban Abdallı köyleri vardır. Abdallar, sufî tayfalarındandırlar. Azerbaycan-Şamahı’daki Melik Çobanlı Köyü Demirov halk hekimliği bakımından ünlü ocaklardan birisidir. Ocaklar ve ocaklılar inanç içerikli şifa merkezleri olarak bilinirler. İran Şahseven Türk tayfalarından birinin ismi Çobanlı’dır. Osmanlı arşiv kayıtlarında bu tür çok sayıda bilgi vardır.

    Köprü ve çeşmelerde olduğu gibi köpeklerden de çoban köpeklerinin mistik bir farklılığı vardır. Celmavuz, Karaçay-Malkar Türklerinde bir kara iye olup ay ve güneşin tutulmasına yol açtığına inanılır. Kırgız Türklerinde bu iyenin ismi cemauz, Uygur Türklerinde Yeriagız, Altay Türklerinde Yelbegen ve Anadolu Türk kültür coğrafyasında anadili Zazaca olan Silvan’lılarda ise Dev/Div’dir. Bu şer güçten ay ve güneşi korumak için isimleri “Eger” olan iki çoban köpeği görevlendirilmiştir. Ay veya güneş tutulunca taş veya teneke çalarak gürültü yapmadaki amaç, Eger isimli bu iki köpeği uyandırıp kara iyeyi def etmesini sağlamaktır. Diğer taraftan gürültülü sesin kara iyeleri imha ettiği inancı da yaygındır. Bu arada Tarık, Venüs, Zühre diye de bilinen Çolpan, Çulpan, Çoban Yıldızı’nın isim alışı da hatırlanmalı.

    Tasavvuftaki mertebe belirleyici temel öğelerden birisi de, “Üryan gelip üryan gitmek” tir Dünya malına tamah edilmemelidir. Aksi halde İlahî aşka ortak kabul edilmiş olunur, inanç içerikli çoban anlatılarının hepsinde çobanlar kazançları ile ya köprü veya çeşme yaptırıcı olarak bilinirler. Üryanların bu tercihinin temelinde şüphesiz İslamî yönlendirme vardır.

    Çoban kültündeki mistik muhtevayı sadece asa ile su çıkarma örneğinde olduğu gibi yalın bir Muhammet (s.a.v.s.) ümmeti olmakla izah etmek de pek mümkün olmayabilir. Bilgamış/Gılgamış ve Dede Korkut Destanlarını karşılaştıran çalışmalar her iki destandaki Çoban temasını da ortaklık olarak görmüşlerdir.[1][6][/] Sümer kil tabletlerinde Kutsal İnana ile Kutsal Çoban arasında karşılıklı aşk şiirleri yazılıyordu.

    Çobanlık Anadolu inanç kültüründe mistik derinliğe ulaşmış iken Eski Türk İnanç Sistemi’nde de diğer mesleklerde olduğu gibi bir pirliğe bağlı idi veya çobanların da bir koruyucu pirleri vardı. Türkmenistan’da Çolpan Ata/ Çulpan Ata bu mevkide ulu bir zattı. Anadolu’da çoban dede ve babaların çokluğu gibi Uluğ Türkistan’da da çok sayıda ulu çolpanlar vardır.

    Uluğ Türkistan’da Mir Haydar yelin, Baba Dehkan ekincilerin, Pir Musa koyuncuların piri olarak bilinir.
    Çobanlar için konulan bu tespiti doğrulayan başka bulgular da vardır. “Çoban Adaleti” veya “Çoban Kadılığı” diye bilinen bir çocuk oyununda, aralarında tarla ihtilafı olan çocuk köylüler temsili bir tarlayı çoban rolündeki çocuğa taksim ettirir içerisinde pislik bulunan bir toprak yığınını parlağı ile bölerek ayırması ondan istenir. Ağaların toprağını bölen çobana bu oyunda muziplik yapılırken, çoban saflığın, dürüstlüğün temiz kalpliliğin, yardım severliğin temsilcisidir.

    Çoban ve çobanlık etrafında gelişen

    Çoban Yıldızı, Çoban üzümü, Çobantuzluğu, Çobantarağı, Çobansüzgeci, Çobanpüskülü, Çoban merhemi, Çoban kebabı, Çobaniğnesi, Çobandüdüğü, Çobandeğneği, çoban darağacı, Çobançantası, çoban böreği, çoban aldatan

    , türü bitki ve yemek isimleri, çoban ve çobanlığın mistik boyutu olduğunu göstermeyebilir, ancak çoban ve çobanlığa mistik anlam yükleyen örnekler de vardır.

    Çobanlarla ilgili halk inançlarında en fazla anlatılan ortak menkıbe, Munzur Baba’da olduğu gibi çobanın hacdaki ağasına helva götürmesi ile ilgili olandır. Anlatıya göre evin hanımına hacdaki ağasına götürmek için helva yaptıran çobanı dinleyince hanım, ‘çobanın canı helva çekti’ diye düşünür ve çobanın dileğini yerine getirir. Zaman yetip ağa hacdan dönünce ve kendisi köyde yokken çobanın uzun süreli köyden ayrılmamış olduğunu da öğrenince kendisini hacı ziyaretine gelen köylülerini, gerçek hacının çoban olduğunu açıklayarak, çobanın ziyaretine yönlendirir. Bunun üzerine “sırrı açık” olunca benzerleri gibi çoban da “Kırklara Karışır” kaybolur. Çoban dedelerin çoban babaların bu tür kerametleri onların zaman ve zeminden münezzeh olduklarını gösterir ki tasavvufta ancak itibarlı mevkilerde olanlara bu tür makamlar nasip olur.

    Tasavvufî mertebeler sıralamasında çobanlık veya çobanların üst seviyede bir statüye sahip olduğu ifade edilir.
     

Sayfayı Paylaş