1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Türk İnanışları ve Milli Geleneklerinde Renkler

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 5 Aralık 2012 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL



    [​IMG]
    Türkler tarihlerinin en eski zamanlarından başlayarak, uzun zaman beş ana renk olarak kara, ak, kızıl, yeşil ve sarı renkleri esas görmüş ve bu renklerden her birini dünyanın dört yönü ile merkezini ifade etmek için kullanmışlardır Buna göre, merkez=sarı, doğu=yeşil, batı=ak, güney=kızıl (kırmızı), kuzey=kara renklerle ifade edilmiştir.


    Nevruz, Türklerin Gök-Tanrı dinine tabi olduğu dönemden başlayarak günümüze kadar gelen tabiat, Tanrı, insan münasebetlerinin işaretlerini toplayan en eski törenimizdir Nevruz asırlardır, Türklerin bahar bayramını ve Ergenekon’dan çıkışını simgeler.

    Bu kutlama, sarı, kırmızı, yeşilin yan yana gelmesiyle oluşan sembolleşmeyle tamamlanır gibidir Kırgızların “Manas kutlamalarında”, Türkmenlerin “Su bayramında” sarı, kırmızı ve yeşil bayrakların geçişi coşkuyla kutlanmaktadır.

    Ak(beyaz) rengin, Türklerin en eski inançlarından Şamanist dönemle ilgili bazı manevi inanmalardan kaynaklanarak, ululuk, adalet ve güçlülük anlamlarını kazandığı görülmektedir Şöyle ki, Türk Şamanizm inde Ülgen hayır ilahıdır. Altay Türk halk edebiyatında Ülgen’i temsil eden ak, “Cennet” anlamında kullanılmaya başlamıştır Türklerde “aklık” temizliktir, arılıktır, yüceliktir, ululuktur Devletin ululuk, adalet ve güçlülüğünün sembolüdür Devlet büyüklerinin savaşlarda giydikleri bir renktir.

    Kaşgarlı Mahmut’un kaydettiği al ve Yusuf Has Hacip’in işaret ettiği ak renklerin ikisi birden tarihimizin derinliklerinden gelen hükümranlık sembollerimizdir ki, bu günkü şanlı bayrağımızın renklerinin de böylece eski inanç ve geleneklerimizin içinden süzülüp geldiği açıkça anlaşılmaktadır.

    Türk Milleti de bugünkü bayrağımızın al’ını şehitlerimizin al kanının ve akı’nı da yine şehitlerimizin ak ruhlarının manevi sembolleri olarak kabul etmiştir Diğer taraftan, Hazret-i Peygamber’in kullandığı üç sancaktan (Beyaz, yeşil ve Siyah) birinin rengi olması sebebiyle, Osmanlı dönemi yazarları, Selçuklular ve Osmanlılardaki ünlü “Ak Sancaklar”ı genellikle peygamber ile İslamiyet’e bağlamışlardır.

    Türklerin en eski inançları ile ilgili olarak onlarda “Al Ruhu” veya “Al ateş” adları ile hami (koruyucu) bir ruhun varlığı bilinmektedir İşte Türklerin en eski devirlerden beri Al Bayrak kullanmalarının bu Al Ateş kültü (inancı) ile bağlı bir gelenek olacağı hatıra geliyor.

    A. İnan, “Al kelimesinin ateş kültü ile bağlı olduğunu gösteren bir emare de bütün Türk kavimlerinde görülen “Alazlama” merasimidir Alazlama, orta ve doğu Türklerinde ateşle temizleme ve takdis merasimidir Anadolu’da da Alazlama bir tedavi usulüdür.

    Diğer taraftan biz, XIII XIV Yüzyıllarda Hazar ötesinden Ege denizine kadar uzanan bölgelerde yaşayan Türkmenlerin istisnasız, başlarına kırmızı (kızıl) keçe külah giydiklerini biliyoruz.
    Ayrıca Karahanlılar döneminde Yusuf Has Hacip, hükümdarları temsil eden rengin beyaz olduğunu kaydederken Kaşgarlı Mahmut da o hükümdarların bayraklarının al kumaştan yapıldığını bildirmektedir .Yavuz Mısır’ı fethettiği zaman otağının önünde Ak ve Kızıl iki sancak dikildiğini biliyoruz.

    Kesin olarak bilinen husus, III Selim ve II Mahmut dönemlerinde kalelere çekilen Osmanlı bayrağının beyaz-yıldızlı al bayrak olduğudur
    Eski Türklerde yılbaşını başlıca iki tabiat olayının görülmesi ile başlatmışlardır. Türklerin ekonomilerinin temelini hayvancılık teşkil eden hayvan sürülerini otlağa çıkarmak ve sürülerinin yavrularını elde etmek itibariyle otların yeşerme zamanı Türklerin hayatında çok büyük rol oynamıştır.

    Çin kayıtlarında M Ö 8 yüzyılda 9-21 Mart tarihleri, yani otların yeşermeye başladığı dönem Türkler tarafından yılbaşı ve bahar bayramı olarak kutlanır Memluk Devletinin rengi sarı idi Altınordu devletinin adındaki altın’ın sembolu Sarı’dır ve onun için bu devlet sarı renk ile ifade edilmiştir.

    Bunlardan başka Timur Devletinde ve Timurlular sülalesinde olduğu gibi Babür Şah’ın ordusunda sarı ve kırmızı bayraklar kullanılıyordu Gaznelilerde de, Büyük Selçukluları devam ettiren Anadolu Selçukluları ile Harzemşahlılarda da hükümdar sancaklarının siyah renkli oluşu, Abbasi halifelerine bağlılığını göstermektedir.

    1935 de Rus Arkeoloğ S V Kiselev tarafından Altay ve Sayan Dağları bölgelerinde yapılan kazılarda, 7-8 yüzyıllara ait Göktürk soylularına mensup mezarlarda bir erkek iskeleti üzerinde elbiselerin üç kat olduğu anlaşılmıştır Üst kat koyu kırmızı ipekten; ortada yeşilimsi ipekten, iç elbisesi de altın sarısı renginde ipek kumaştan yapıldığı görülmüştür. Ayrıca sarı, kırmızı ve yeşil üçlüsünün yan yana ve hükümdarlık sembolü olarak sancaklarda kullanıldığına dair en eski bilgimiz Selçuklular dönemine ait bulunmaktadır Yine sarı, kırmızı ve yeşil renklerin gerek yan yana gerekse iç içe olarak, Osmanlı devletinde de kullanıldığını biliyoruz.

    Sarı, kırmızı ve yeşil renkler, köklerini en eski Türk inanışlarından alarak, asırlar boyu Türklerin dini, manevi giderek de milli hayatlarında yer tutmuş ve önem verilmiş renkler olmuştur Nevruz da, sarı, kırmızı ve yeşil renklerde bizim kültür değerlerimizdir.

    Nevruz da sarı, kırmızı ve yeşil renklerde, Misak’ı Milli ile çizilmiş sınırlarımız içinde yaşayan insanlarımızı birbirinden ayırmak için değil, aksine birbirine bağlamak, kaynaştırmak, bütünleştirmek için kullanılması gereken milli ve manevi araçlardır.
     

Sayfayı Paylaş