1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Türk suikastçılar

Konusu 'Hukuk Köşesi' forumundadır ve Suskun tarafından 2 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Türk suikastçılar
    Mehmet Ali Ağca
    Alparslan Arslan
    Cafer Erçakmak
    Abdullah Çatlı
    Fehriye Erdal
    Hüseyin Üzmez
    Kartal Demirağ
    Haluk Kırcı
    Mustafa Duyar
    Ogün Samast
    Sibel Yalçın
    Yasin Hayal
    İbrahim Gümrükçüoğlu​

    [​IMG]
    Mehmet Ali Ağca​

    Mehmet Ali Ağca (d. 9 Ocak 1958, Malatya), Türkiye'de 1979'da Abdi İpekçi suikasti ile tanınan 1981'de, Papa II. Jean Paul'e suikast girişiminin ardından uluslararası kamuoyunda tetikçi olarak anılmaya başlandı. Malatya'ya bağlı Güzelyurt, Hekimhan köyünden Ağcaoğulları'ndan Ağca, 1976 yılında İstanbul İkitisat Fakültesi 2. sınıftayken adı olaylara karıştı.
    1 Şubat 1979'da Milliyet gazetesi başyazarı Abdi İpekçi'ye düzenlenen suikastin tetikçisi olarak, olaydan 5 ay sonra 25 Haziran 1979'da yakalandı. Polisin ek gözaltı süresi istemesine rağmen, bu talep reddedildi ve Maltepe Askeri Cezaevi'ne kondu. (Zaman Gazetesi'nde Taha Kıvanç müstear adıyla yazan Fehmi Koru'ya göre Abdi İpekçi kendisinin de içinde bulunduğu mason locasından birinin Türkiye'ye yapılan silah kaçakçılığı ile ilgili olduğunu bulmuş, bu yüzden de öldürülmüştü.) Abdi İpekçi'nin son yazısı silah kaçakçılığı üzerine idi. Cezaevinden 6 ay sonra 23 Kasım 1979'da, adı Susurluk Kazası ile gündeme gelen Abdullah Çatlı'nın da aralarında bulunduğu iddia edilen bir grubun yardımıyla kaçırıldı ve Bulgaristan'a geçti. Gıyabında ölüm cezasına çarptırıldı.
    13 Mayıs 1981'de II. Jean Paul'e suikast düzenleyen Mehmet Ali Ağca'nın suikast soruşturması boyunca 128 kez ifadesi alındı. 22 Mart 1986'da İtalya'da ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Vurulmasından 4 gün sonra kendisini vuranı affettiğini bildiren II. Jean Paul, Ağca'yı 27 Aralık 1983'te bizzat İtalyan cezaevinde ziyaret etti.
    13 Haziran 2000'de dönemin İtalya Cumhurbaşkanı Carlo Azeglio Ciampi'nin affını onaylamasıyla Türkiye'ye iade edildi. Sadece gasp suçundan Türkiye'ye iadesi kararlaştırılan Mehmet Ali Ağca'nın Abdi İpekçi cinayetinden tekrar yargılanmasının mümkün olmadığı açıklandı. Mahkemede "Ben Abdi İpekçi'nin katili değilim. Sadece aktörlük yaptım" dedi. Her duruşmasından sonra gazetecilere mektup dağıtan Mehmet Ali Ağca, Vatikan'a da tehdit savurarak hesap soracağını ileri sürdü. Ağca, "Katolik olmam için Vatikan bana 50 milyon dolar, özgürlük ve kardinallik önerdi." iddiasında da bulundu.
    Mehmet Ali Ağca'nın İpekçi cinayetinden aldığı ölüm cezası 1991 yılında yürürlüğe konulan İnfaz Yasası gereği 10 yıl hapse çevrilmişti. Kadıköy'de iki ayrı gasp ve soygun suçlarından aldığı toplam 36 yıl ağır hapis cezası da, kamuoyunda "Rahşan Affı" olarak bilinen Af Yasası nedeniyle 7 yıl 2 ay hapse çevrilmişti. 12 Ocak 2006 tarihinde serbest bırakıldı.
    Adalet Bakanlığı'nın itirazı üzerine, Yargıtay tahliye kararını oybirliğiyle bozdu, Mehmet Ali Ağca 20 Ocak 2006 tarihinde tekrar tutuklanıp Kartal H Tipi Cezaevi’ne konuldu.
    18 Ocak 2010 tarihinde cezasını tamamlayıp hapisten çıkmıştır.
    Yıllardır üzerinden çıkarmadığı mavi kazağının özgürlüğü temsil ettiğini iddia etmektedir.





    [​IMG]
    Alparslan Arslan
    Alparslan Arslan, Türk avukat, Danıştay Saldırısı faili ve Ergenekon davası zanlısı.
    17 Mayıs 2006 tarihinde Danıştay İkinci Dairesi'ne düzenlediği silahlı saldırıyla gündeme gelmiştir. Saldırı sonucu dört Danıştay üyesi yaralanmış ve yargıç Mustafa Yücel Özbilgin hayatını kaybetmiştir.Alparslan Arslan bu saldırı sonucunda mahkeme kararı ile 2 kere ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılmıştır.Ancak daha sonra saldırının Ergenekon tarafından azmettirildiği iddiaları üzerine Danıştay ve Ergenekon davaları birleştirilmiş ve Arslan İstanbul'daki davada tekrar yargılanma hakkı kazanmıştır.
    Yaşamı
    Türkiye Barolar Birliği dosyasında kayıtlı bilgilere göre Alparslan Arslan, 1975 yılında Bingöl'ün Kiğı ilçesinde doğdu. 1982 yılında başladığı ilk, orta ve lise eğitimini 1993 yılında tamamlayan Arslan, 1994 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi. 1998 yılında Hukuk Fakültesi'nden mezun olduktan sonra stajını tamamlayan Arslan, 2001 yılında İstanbul Barosu'nda kayıtlı avukat olarak meslek hayatına başladı. Türkiye Barolar Birliği ve İstanbul Barosu'ndaki dosyalarında üniversite öğrenimi öncesindeki bilgilerine yer verilmeyen Arslan'ın, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ndeki kayıtlarında da Elazığ Kovancılar Lisesi'nden mezun olduğu bilgisi verilmiştir.
    Bulgular ve iddialar
    Şimdiye kadarki bulgular ışığında, İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olan Alparslan Arslan'ın, Ülkücü kökenli olduğu ve Türk-İslam sentezini benimsediği iddia edilmektedir[kaynak belirtilmeli]. Diğer taraftan, saldırganın dokümanları arasından Ulusal Haber adına düzenlenmiş bir kimlik kartı çıkmıştır. Saldırıdan sonra babası, oğlunun psikolojik sorunları olabileceğinden sözetmiş ve dış bağlantılardan şüphelendiğini açıklamıştır. Uğur Mumcu'nun ağabeyi hukukçu Ceyhan Mumcu'nun açıklamaları da bu bağlamda değerlendirilmektedir . Arkadaşları ve çevresi tarafından ise, Arslan'ın dindar biri olmadığı ve içki içtiği belirtilmiştir.
    Arslan, saldırıyı gerçekleştirmesinin nedeninin Danıştay'ın kamusal alanda başörtüsü takılması aleyhindeki hukuksal kararları olduğunu belirtmiştir. Emin Çölaşan'ın eşi Danıştay başkan vekili Tansel Çölaşan iddiasi olan, saldırganın "Allah'ın askeriyiz, elçiyiz. başörtüsü davası yüzünden cezalandırılacaksınız." dedikten sonra, toplantı halinde bulunan Danıştay İkinci Dairesi üyelerine ateş açması, odada bulunan Danıştay üyelerince yalanlanmıştır. Yapılan ilk sorgusunda, olayı başörtüsü kararı nedeniyle gerçekleştirdiğini belirterek, "Aldıkları karar Allah’ın adaletine sığmıyor. Cezalandırmak istedim." demiştir. Yaralanan üyeler arasında söz konusu hukuksal kararda olumsuz oy kullanmış bir kadın üyenin de bulunması, TBMM Başkanı Bülent Arınç tarafından başörtüsü nedeninin şüphe ile karşılanmasına neden olmuştur. Diğer yandan, "İslami" denilen kesime yakın olduğu savlanan Vakit gazetesinin 14 Şubat 2006 tarihinde "İşte O Üyeler" başlığı ile baş örtülü bir kadın öğretmen konusundaki hukuksal kararı alan Danıştay üyeleri haber yapmıştır. Gazetenin söz konusu sayısının katilin üzerinden çıkmış olması Vakit gazetesinde yayımlanan haberin bir hedef gösterme olabileceği şüphesini yaratmıştı.Ankara Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince yürütülen soruşturmada, Alparslan Arslan'ın, Danıştay'a Saldırı olayından başka, Cumhuriyet Gazetesi'nin bombalanması olaylarına da karıştığı belirlenmiştir. Emniyet tarafından yapılan açıklamada, Alparslan Arslan'ın Danıştay Saldırısı'ndan sonra YÖK'e de benzer bir saldırı yapmayı planladığı, ancak yakalandığı için bunu gerçekleştiremediği açıklanmıştır.
    Emniyet tarafından saldırganın evinde yapılan aramada çok sayıda porno CD, aşk mektupları ve dini kitap bulunmuştur. Saldırganın arkadaşları ve yakın çevresi ise, Arslan'ın dindar bir kişi olmadığını, sıkça içki içtiğini belirtmişlerdir.
    Alparslan Arslan'ın ilişki içerisinde olduğu Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Derneği (VKGB) isimli bir dernek tesbit edildi. İçişleri Bakanlığı'nın VKGB'nin faaliyetlerini soruşturmak üzere görevlendirdiği Mülkiye Başmüfettişleri, hazırladıkları raporlar doğrultusunda, dernek hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundular Diğer taraftan saldırganın ilişki içerisinde olduğu kilit isim Muzaffer Tekin’in, Danıştay saldırısında emirleri emekli bir komutandan aldığı üzerinde duruluyor. MİT ve Emniyet'in hazırladığı örgüt şemasında en tepeye yerleştirilen yüksek rütbeli paşanın ismi (Veli Küçük), tetikçi Arslan’ın babasının ifadesinde de yer alıyor. Diğer taraftan Emniyet Genel Müdürü Gökhan Aydıner, Danıştaydaki silahlı saldırı ve Cumhuriyet Gazetesine yönelik bombalı eylemlerle ilgili örgütsel bir oluşumun var olduğunun saptandığını ve mensuplarının yakalandığını açıkladı. Bu yapılanmanın Ergenekon yapılanması olduğu üzerinde duruluyor.
    Ergenekon Davası iddianamesinde Danıştay Saldırısına 60 sayfa yer ayrılmıştır. Bu iddianamede eylemin Veli Küçük, Muzaffer Tekin tarafından azmettirildiği savunulmuştur.





    [​IMG]
    Cafer Erçakmak
    Cafer Erçakmak (d. 1939, Sivas - ö. 10 Temmuz 2011, Sivas), kapatılan Refah Partisi'nin eski Sivas Belediye meclisi üyesi. 37 aydının diri diri yakılarak öldürüldüğü Sivas Katliamı'nın bir numaralı sanığıdır. 2 Temmuz 1993'te Sivas'ta meydana gelen Madımak Oteli'nin kundaklanıp yakılması olayının faili olarak Interpol Bülteni'yle aranmasına rağmen yeri ancak 10 Temmuz 2011 tarihinde saklandığı Sivas'ta kalp krizi sonucu öldüğünün ihbar edilmesiyle tespit edilebilmiş, bir gün sonrada Yukarı Tekke mezarlığı'na gizlice defnedildiği ortaya çıkmıştır.Ancak savcılık kararıyla mezarı açılıp yapılan DNA incelemesi sonucu hala açıklanmamıştır.




    [​IMG]
    Abdullah Çatlı​

    Abdullah Çatlı (d. 1956 - ö. 3 Kasım 1996), Susurluk kazasında ölen ülkücü 1977'de Ülkü Ocakları Ankara İl Başkanı . 25 Mayıs 1978'te de Ülkücü Gençlik Derneği Genel Başkan Yardımcılığı'na seçildi. 11 Temmuz 1978'de Ankara'da Hacettepe Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Bedrettin Cömert'in öldürülmesi olayının faili olarak Ankara 5.Sulh Ceza Mahkemesi'nce hakkında gıyabi tevkif kararı verildi. 23 Ağustos 1978'de Sakarya ilinde yakalandı ve gözaltına alındı.
    Abdullah Çatlı'nın, 9 Ekim 1978'de de Ankara ili Bahçelievler semtindeki 7 TİP'linin öldürülmesi olayının planlayıcısı ve baş sorumlusu olduğu iddialarına ilişkin tutuklama kararı olayın üzerinden 4 yıl, 4 ay geçmesinden sonra gerçekleştirilebildi.
    Çatlı, 12 Eylül Darbesi'ni izleyen aylarda yurt dışına çıktı. Bulgaristan ve Viyana'da bir süre kaldı. 22 Şubat 1982'de, İsviçre'de Mehmet Özbay adına düzenlenmiş pasaport ile yakalandı, ancak serbest bırakıldı. 22 Ekim 1983'de Paris'te MİT ile ilişkiye geçtiği ve ASALA'ya karşı 5 eylemde kullanıldığı MİT resmi belgelerine yer aldı. 22 Ekim 1984'de Paris'te yakalandığında üzerinde Hasan Kurtoğlu adına düzenlenmiş bir pasaport vardı. Çatlı, Fransa'da 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 16 Eylül 1985'de Papa Suikasti davasında tanık olarak konuştu. Oral Çelik'in suikast ile ilgisi olmadığını, Ağca'nın Bulgar ajanı olabileceğini iddia etti. Çatlı, kısa bir süre sonra Fransa tarafından 7 yıl ceza aldığı İsviçre'ye iade edildi. 21 Mart 1990'da Bostadel Cezaevi'nden kaçtı.
    1993'de Türkiye'ye gelen ve taşıdığı Şahin Ekli adına düzenlenmiş pasaport ile gözaltına alınan Çatlı, aynı tarihte serbest bırakıldı. Çatlı'nın 26 Nisan 1996'da Ömer Lütfü Topal ile aynı uçakta Kıbrıs'a gittiği ve aynı otelde kaldıktan sonra 1 Mayıs 1996'da geri döndüğü de kayıtlardan ortaya çıktı.
    Çatlı, 1996'da Balıkesir'in Susurluk ilçesi yakınlarındaki kazada öldü. Kaza sırasında Çatlı'nın yanında, arka sol tarafta oturan Gonca Us ve arabayı kullanan emniyet müdürü Hüseyin Kocadağ da ölmüştür. Mercedes'in içindeki 4 kişiden sadece o zamanki DYP milletvekili olan Sedat Edip Bucak sağ olarak kurtulabildi.




    [​IMG]
    Fehriye Erdal​

    Fehriye Erdal, (d. 25 Şubat 1977) DHKP-C militanı. 5 aydır temizlik işçisi olarak çalışmakta olduğu Sabancı Holding'in yönetim binası İstanbul Sabancı Center'a, 1996 yılının Ocak ayında Özdemir Sabancı'nın katillerini sokmakla yargılanan kişidir. 3 Kasım 1996'da Susurluk Kazasında ölen polis müdürü Hüseyin Kocadağ'ın tavassutuyla Sabancı Center'da işe alınmıştı. Sakıp Sabancı'yı öldürmek için binaya girmiş olan Militanlar İsmail Akkol ve Mustafa Duyar önce Özdemir Sabancı'yı ve beraber toplantı yapmakta olduğu Sabancı Holding'e bağlı bir şirket olan ToyotaSA'nın genel müdürü Haluk Görgün'ü,sekreter Nilgün Hasefe'yi öldürmüştür.
    İddialara göre cinayet sonrasında bir tırın kasasında Türkiye'yi terkeden Fehriye Erdal önce Yunanistan daha sonrada Belçika'ya kaçmıştır. Burada tesadüf eseri Knokke kentinde kaldığı apartmanda 1999 senesinde yangın çıkması sonucunda sahte pasaportla yakalanmış yargılanmasının sonunda 1 yıla yakın cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır.
    2000 yazında hapishaneden çıkıp ev hapsinde tutulmuş, ancak Mart 2006 itibariyle tekrar kayıplara karışmıştır. Eylül 2007'de Belçika'da sonuçlanan mahkeme kararı ile Türkiye'de işlediği suçlardan dolayı yargılanması kararı verildi.
    Ama Fehriye Erdal tutuklu kaldığı evden kaçmayı başarmış ve bir sonraki mahkemede beratine karar verilmiş ve cezası 1250 € ağır para cezasına çarptırılmıştır.




    [​IMG]
    Hüseyin Üzmez​

    Hüseyin Üzmez (d. 1931; Malatya), Türk yazar ve avukat. 17 yaşındayken gerçekleştirdiği Ahmet Emin Yalman suikastıyla tanınmaktadır.
    Ahmet Emin Yalman Suikastı
    1952 yılında bir lise öğrencisiyken, Malatya'yı ziyaret etmekte olan yazar Ahmet Emin Yalman'ı ateş ederek ağır yaraladı. Suikastten sonra teslim oldu ve 20 yıl hapse mahkûm edildi. 10 yıl süren hapis cezasının 1,5 yıllık bölümünü yazar Necip Fazıl Kısakürek ve bir dönem Antalya Milletvekilliği yapan şair ve yazar Osman Yüksel Serdengeçti ile birlikte geçirdi.
    Yazarlığı
    Son yıllarda Vakit gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır.
    Evliliği
    2003 yılında, Bursa'nın Mudanya ilçesinde, kendisinden 50 yaş küçük 22 yaşındaki Ayşe Yılmaz ile evlendi. Yılmaz'ın ailesi evliliğe karşı çıkmış; ancak ev ve araba alınması sonrasında "Peygamber efendimiz de Ayşe ile evlendiğinde 9 yaşındaydı" diyerek, anlaştıklarını ifade etmişlerdir.
    Cinsel Taciz Iddiasiyla Yargılanması
    14 yaşında bir kız çocuğuna defalarca cinsel tacizde bulunduğu iddiasiyla tutuklanmış, tutuklu kalmış, ve yargılanmıştır. Dava sonucunda 13 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılmıştır. Davanın toplumsal ilgi gördüğü bir dönemde (28.10.2008) tahliye kararı açıklanmış, Basın ve savcılığın dikkatleri mağdur kız ve ailesi üzerine dönmüştür. 09.03.2011 tarihinde tahliye kararı çıkmıştır.
    Eleştiriler
    Kendisi hakkında cinsel taciz davası için Hürriyet gazetesi "Yılın Kart Tekesi" manşetini atmıştır. Bugün gazetesi yazarı Nuh Gönültaş ise olaya çok farklı bir yaklaşım getirerek Hüseyin Üzmez modelini katil Ogün Samast'ların Malatya versiyonu olarak kritiğe tabi tutmaktadır. 28 Şubat sürecinde Müslüm Gündüz - Fadime Şahin skandalının onun evinde ortaya çıktığını hatırlatmaktadır.
    Basında daha ziyade cinsel ve magazinel boyutuyla ele alınan konuya öte yandan tahliye kararının "kadınlara yönelik aşağılayıcı yaklaşım ve tecavüzü hoşgören" bir karar olduğu gerekçesiyle çeşitli kadın örgütleri protesto etmiş, protesto eylemleri polis ve valilik tarafından engellenmiş, hatta tahliye kararının geriye alınması için imza kampanyası düzenlenmiştir.
    Hakkındaki "ilk sağ eylemci/tetikçi" nitelemesi hiçbir şekilde doğru olmamakla birlikte, tahliyesi ve dava süreci, Türkiye Cumhuriyeti'nin laiklik ve şeriat ile ilişkisinde pek çok ilkleri barındırmıştır. Devletin (İstanbul Valiliği), hükümetin ve polisin dava konusunda tarafsız olmadığı iddia edilmiştir
    [​IMG]
    Kartal Demirağ​

    Kartal Demirağ (1956, Afyon, Dazkırı), suikastçi.
    Demirağ gençliğinde Alparslan Türkeş tarafından kurulan ve içerisinde MHP'li gençlere silahlı eğitim dahil birçok alanda eğitim verilen komando kamplarına katıldı. Dazkırı Kaymakamı Tuncer Ergüler'e silahlı olarak saldırarak yaralanmasına yol açtı.
    Özal suikasti
    18 Haziran 1988 yılında dönemin Başbakan'ı Turgut Özal'a ANAP kongresinde tabanca ile iki el ateş ederek suikast girişiminde bulunan suikastçi 27 Ocak 1989'da 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Sonradan Cumhurbaşkanı seçilen Özal tarafından affedilerek 16 Nisan 1992'de şartlı tahliye yasasından yararlanarak salıverilmiştir.
    Salıverildikten sonra
    İfadesinde Emlakbank'ı 90 milyar TL. dolandıran Kemal Horzum ve bazı kişilerin af çıkarmadığı ve Emlakbank davasıyla ilgilendiği için Turgut Özal'a karşı kin beslediklerini beyan etmiştir. Halen çek ve senet sahtekarlığı suçundan Denizli Cezaevinde tutuklu bulunmaktadır.
    Kontrgerilla bağlantısı
    Özal suikastinin savcısı Uğur Tönük yaptığı araştırmalarda Demirağ'ın kontrgerilla bağlantılarını tespit etse de soruşturmaya devam edememiştir.




    [​IMG]
    Haluk Kırcı​

    Haluk Kırcı (d. 1958), 8 Ekim 1978 günü Bahçelievler katliamında yedi Türkiye İşçi Partisi üyesi genci öldürmekten hüküm giyen ve 28 Mayıs 2010 tarihinde tahliye edilen kişidir.
    Kırcı, 1958 yılında Erzurum'da doğdu. Ülkücü çevrelerde "İdi Amin" lakabı ile tanınır 8 Ekim 1978 günü Ankara'nın Bahçelievler semtinde yedi Türkiye İşçi Partisi üyelerinin öldürülme eylemlerinin sanığı olarak hakkında arama kararı çıkartıldı. 12 Nisan 1988'de Bahçelievler katliamı davasında idama mahkûm oldu. 16 Temmuz 1989 tarihinde Bursa Cezaevi'ndeki açık görüşte, üzerinde "Ali Ekinci" sahte kimliği ile firar teşebbüsünde bulundu.
    Çıkarılan infaz kanunundan yararlandı ve 26 Nisan 1991 tarihinde Bursa Cezaevi'nden şartlı olarak tahliye edildi. Ancak her idamı için ayrı hesaplanması gereken süre henüz tamamlanmadığından tekrar aranmaya başlandı.
    Kırcı firarda iken 1 Ağustos 1992'de Erzurum'da evlendi. Nikâh şahitliğini dönemin Erzurum Valisi Mehmet Ağar yaptı.
    25 Ocak 1996'da İstanbul'da yeniden yakalandı ve aynı gün firar etti. O zamanki emniyet müdürünün bu firarda yardımlarının olduğu iddia edilmektedir.
    Kırcı, sağlık sektöründe faaliyet gösteren çok sayıda şirkete ortak oldu. 10 Ocak 1999'da, İstanbul terörle mücadele ekiplerinin bir operasyonu ile yakalandı. 8 Şubat 1999'da İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yargılanmaya başladı.
    Ömer Lütfü Topal cinayetinden beraat eden Kırcı, Susurluk çetesine üye olmak suçundan 4 yıl hapse mahkûm oldu.
    18 Mart 2004’de ikinci kez yanlışlıkla tahliye edilen Haluk Kırcı, Bahçelievler’de öldürülen öğrencilerin avukatlarının itirazı üzerine aranıyordu.
    Yanlış infaz hesabı nedeniyle serbest bırakılan ve ardından kaçtığı Ukrayna'da yakalanan Haluk Kırcı, sorgusunun ardından kesinleşmiş hapis cezaları nedeniyle 4 Şubat 2005 günü Kartal Cezaevi’ne gönderildi. 28 Mayıs 2010 tarihinde tahliye oldu ve 8 şubat 2011 tarihinde tutuklandı.
    Alparslan Türkeş'in vefatı üzerine kendisinin ve yakın arkadaşlarının yaşadıklarını kodlama isimlerle "Çapraz Biçildi İsyanlarım" kitabında anlatmıştır. Kitaptaki Musa, Cumali, Hamdi ve Kemal isimli karakterlerin Haluk Kırcı, Muhsin Yazıcıoğlu ve Abdullah Çatlı oldukları iddia edilmektedir.





    [​IMG]
    Mustafa Duyar
    Mustafa Duyar, (d: 12 Aralık 1970 Yoncakaya Köyü Hatay, ö: 15 Şubat 1999 Afyon), DHKP-C üyesi olan militan.
    DHKP-C militanı İsmail Akkol'la birlikte 29 Eylül 1995'de İstanbul Maslak'ta İl Jandarma Alay Komutanlığı nizamiyesi önünde gece nöbeti tutan Serdar Öztürk ve Tarkan Yağcı isimli iki jandarma erini öldürdü. 9 Ocak 1996'da DHKP/C militanları Fehriye Erdal ve İsmail Akkol'la birlikte Sabancı Merkezi'nde Sabancı Holding Yönetim Kurulu üyesi Özdemir Sabancı, Toyotasa genel müdürü Haluk Görgün ve sekreter Nilgün Hasefe'yi öldüren DHKP/C militanı ve itirafçı.
    15 Şubat 1999 tarihinde Afyon E Tipi Kapalı Cezaevi'nde çıkan bir isyanda Karagümrük çetesi mensuplarınca kaldığı 5/A koğuşunda tabancayla vurularak öldürüldü.






    [​IMG]
    Ogün Samast​

    Ogün Samast (d. 1990, Trabzon[2]) 19 Ocak 2007 tarihinde, İstanbul'un Osmanbey semtinde Agos gazetesi binası önünde Ermeni asıllı gazeteci Hrant Dink'i öldüren kişi
    Samast'ın ailesi Trabzon ilinin Düzköy ilçesindendir. Ebeveynleri birbirinden ayrı yaşıyorlardı. Ortaokul mezunu olan ve lise birinci sınıftan okulu bırakan Ogün Samast'ın girdiği işlerden uzun zaman geçmeden ayrıldığı belirtildi, ayrıca eski bir uyuşturucu kullanıcısıydı. Samast, ailesi tarafından "sakin ve uysal" biri olarak tanımlanırken, arkadaşları arasında "agresif ve kavgacı" olarak tanınırdı, hatta bu agresif tavrı yüzünden girdiği yerel bir futbol takımından atılması olayına parmak basılır. Ayrıca, polis raporunda Samast'ın internet üzerinde çok vakit geçirdiği ibaresi yer alır
    Cinayet
    Hrant Dink'in öldürülmesi

    Hrant Dink gazete bürosunun yanında güpegündüz üç el ateş edildikten sonra öldü.
    Tutuklanışı
    Ogün'ün babası Ahmet Samast, oğlunu televizyonda cinayet zanlısı olarak görünce hemen polisi arayıp oğlunu ihbar etti. 20 Ocak 2007 tarihinde, olaydan 36 saat sonra Samsun Otogarı'nda Trabzon'a gitmek üzereyken, jandarmalar tarafından yakalanarak gözaltına alındı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yaptığı açıklamada katil zanlısının olayda kullanılan silahla birlikte ele geçirildiğini söyledi.
    Sonraki gelişmeler
    Anadolu Ajansı'nın belirttiğine göre Samast cinayeti işlediğini itiraf etti ve hiçbir pişmanlık duymadığını söyledi[8]. 22 yıl 10 ay hapis cezası almıştır.





    [​IMG]
    Sibel Yalçın
    Sibel Yalçın, 18 yaşındayken, 9 Haziran 1995 tarihinde DYP Şişli İlçe Binası önünde nöbet tutan 23 yaşındakiRüştü Erdem isimli polis memurunu öldürdükten sonra girdiği çatışmada öldürülen DHKP-C militanı. Alibeyköy Mezarlığı'na defnedildi.
    Yazar Nihat Behram, Sibel Yalçın için bir şiir yazmış[4] ve bu şiiri Grup Yorum çeşitli eklemelerle birlikte besteleyerek Sibel Yalçın Destanı adıyla Geliyoruz albümünde okumuştur. Ailesine dönemin İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı CHP'li Algan Hacaloğlu tarafından başsağlığı dilenmesi tepkilere sebep oldu. Sibel Yalçın'ın kaldığı evi polise bildirdiği iddia edilen bakkal Hasan Levent sonraki günlerde üç örgüt üyesi tarafından bakkal dükkânında öldürüldü



     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL


    [​IMG]
    Yasin Hayal​

    Yasin Hayal, Türkiye'nin Trabzon şehrindeki bir McDonald's restorantınını bombaladığı gerekçesiyle 6 yıl 8 ay ay hapis cezasına çarptırılan bir Türk sabıkalıdır. Bir süre sonra Ermeni gazeteci Hrant Dink suikastinde, Ogün Samast'ı cinayete azmettirdiği gerekçesiyle mahkemeye çıkarılmıştır.
    Yasin Hayal, eski bir Büyük Birlik Partisi üyesidir ve Dink suikasti gerçekleşmeden önce partiden atılmıştır.

    “ Orhan Pamuk akıllı olsun akıllı! ”

    —Yasin Hayal'in tutuklanışı sırasında Orhan Pamuk'u tehdidi.

    Yasin Hayal, 1980'de Trabzon'da doğdu. Çocukluğunda çevresinin de etkisiyle İslam dinini kabul etmiş ve bu dinin doktrinleri doğrultusunda büyümüştür. 1996 yılında da Adıyaman Menzil grubuyla birlikteliği olmuş. Bu grupla 2 ay kadar Trabzon’un Ortahisar mahallesi, Kültür Müdürlüğü karşısında bulunan çıkmaz sokak içinde toplanmıştır. Atatürk Lisesi'nde okuyan Hayal, 17 yaşında bir öğrenciyken Edebiyat öğretmenini darp etmiştir. Yasin Hayal ismini basına ilk kez 1998'de işlediği bir suçla duyurdu; Hayal, futbol oynadığı Trabzon DSİ Spor'da, takımın antrenörlüğünü yapan Sinan Akçay adlı teknik adamı, iki arkadaşıyla birlikte hastanelik edene kadar dövdü ve işlediği bu suç yüzünden basında yer aldı. Darpa uğrayan Sinan Akçay'ın elmacık kemiği çatlamış ve kolu kırılmıştı. Yasin Hayal, 1999'da liseyi bitirince Büyük Birlik Partisi'ne bağlı, adı daha sonra Alperen Ocakları'na çevrilen Nizamı Âlem Ocakları'na katılmıştır.
    Sabıkaları
    Hrank Dink suikastı

    Hayal, Hrant Dink'in katili Ogün Samast ile 19 Ocak 2007'de bağlantıya geçti. Samast'a cinayet fikrini verdi, ayrıca suikast işi için ona para desteğinde bulundu, ona bir tabanca ve mermi dolu bir şarjör verdi. "Agos" gazetesinin genel yayın yönetmeni Hrant Dink, 19 Ocak 2007'de İstanbul'da Agos binasının önünde, güpegündüz tabancayla arkasından ateş edilerek öldürüldü.
    Hrant Dink suikastinin planlayıcıları arasında olduğu anlaşılan Erhan Tuncel’in, Hrant Dink’in Yasin Hayal tarafından öldürüleceğini Şubat 2006′da Trabzon Emniyet Müdürlüğündeki Muhittin Zenit'e bildirdiği belirlendi. Trabzon Emniyet Müdürlüğünün emirleri yüzünden Muhittin Zenit, Hayal'ı tutuklamadı.
    Başlangıçta Hayal masum olduğunu ve cinayetin işlendiği gün İstanbul'da olmadığını iddaa etti; ancak telefon kayıtları suikastin olduğu gün İstanbul'da olduğunu kanıtladı.Yasin'in bu davadaki avukatı, daha sonradan Ergenekon kapsamında tutuklanan Fuat Turgutdu. Büyük Birlik Partisi, Yasin'in mahkeme masraflarını karşıladı; bununla birlikte partinin genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu partisiyle Ergenekon olayları arasında bağlantı olmadığını sert bir şekilde dile getirdi.
    Hayal son duruşmasında Dink'in karısı Rakel'e sataştı ve son duruşmada alınan karara göre Hayal'ın 20 yıl hapsi istendi.
    Ağustos 2008'de Yasin'in kardeşi Osman Hayal, teşvik nedeniyle gözaltına alındı.
    Ekim ayında, Cumhuriyet savcıları Selim Berna Altay ve Fikret Seçen tarafından hazırlanan iddianamede Osman Hayal hakkında, "adam öldürmeye iştirak" ve "yasa dışı örgüte üye olmak" suçlarından 22.5 ile 35 yıl arasında hapis talep edildi.

    McDonald's bombalanması

    Hayal 24 Ekim 2004'te Trabzon'daki bir McDonald's restoranını, Ramazan sırasında yiyecek sattığı nedeniyle bombaladı ve bombanın tesiriyle bir bacağı yaralandı. Olay mahallini ceketini bırakarak terketti. Yasin'in annesi Huri Hayal şu ifadeyi verdi: "“24 Ekim pazar günü Yasin, öğle namazını kıldıktan sonra evden ayrıldı. Aynı gün akşam eve geldi. Beraber iftar açtık. Ertesi gün öğle saatlerinde yeniden evden çıktı. Akşam iftara geldi. İftardan sonra bu akşam üniversiteli bir arkadaşımda kalacağım diyerek evden ayrıldı.” Polis epey bir süre Hayal'in ailesini sorgulamadı. Bir süre sonra Yasin Hayal yakalandı ve 6 yıl 8 ay hapse mahkûm edildi.
    Yasin Hayal, yüksek mahkemenin "yaralanmaların toplu olarak incelemesi" kararı üzerine 23 Eylül 2008'de tekrar mahkemeye çıkmak istedi. Ancak mahkemeye gitmediği için yazılı ifadesi kaldığı tekirdağ hapishanesinden alındı.
    Diğer Suçları
    1998'de darp ettiği edebiyat öğretmeni Zekeriya Bıyık şikâyetçi olmayınca, Hayal hakkında takipsizlik kararı verildi.
    1998'de darp ettiği Osman Bağdat şikâyetçi olmayınca, Hayal hakkında takipsizlik kararı verildi.
    1998'de darp ettiği Sinan Akçay şikayetçi oldu ve adı basında geçti.
    2000'de okul kantininin camlarını kırdığı için Hayal hakkında "ızrar" suçundan açılan soruşturma, şikâyetçi çıkmayınca takipsizlikle sonuçlandı.
    2001'de Dinçer Kurt, Özgür Şahin, Yusuf Ünsal Yaylı ve Sercen Arslan'ı darp etmekten, Hayal hakkında açılan soruşturma takipsizlikle kapandı.
    2001'de Hayal ve arkadaşı Galip Alemdağ hakkında, birlikte Levent Şahin ve Yalçın Topal'ı darp ettikleri iddiasıyla açılan soruşturmanın sonucu takipsizlik oldu.
    2001 Askerliğinin altıncı ayında kafasını dershanenin camlarına vurarak kendisine de zarar verdi. Ve oda hapsi verildi.
    2001'de Hayal hakkında, Umut Tokmak isimli genci darp etmekten açılan soruşturmada, mağdur şikâyetçi olmayınca takipsizlik kararı verildi. Hayal, bu olayla ilgili olarak "saldırgan sarhoşluk" suçundan ceza aldı. Ancak dosyada Hayal'in alkollü olmadığını gösteren doktor raporu yer aldı.
    2002'de Rahip Andrea Santoro'yu kilise içinde keser sapıyla dövmüş ve bu olaydan sonra kimse şikayetçi olmamış. Yasin Hayal bu olayı doğrulamış ve bunu yapmasının nedeni sorulduğunda misyonerliğe karşı olduğunu belirtmiş.
    2003'te darp ettiği Sezgin Karahasanoğlu, şikâyetçi olduğunu bildirince Hayal bu suçtan yargılandı. Trabzon 1. Asliye Ceza Mahkemesi, 19 Ekim 2004'te (McDonald's bombalanmadan 5 gün önce) Hayal'i 1.500 YTL para cezasına çarptırdı, ancak ceza 5 yıl ertelendi.
    2004'te Ahmet Hulusi ve Mehmet Ergün'ü darp etmekten açılan iki ayrı soruşturma, müştekiler şikâyetçi olmayınca takipsizlikle bitti.
    2006 yılında Trabzon'a konuşmaya gelen başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın uçağına bomba ihbarı yaptı.






    [​IMG]
    İbrahim Gümrükçüoğlu​

    İbrahim Gümrükçüoğlu, 18 Mayıs 1996'da İzmit'te özel bir alışveriş merkezinin çatı çatma törenine katılan cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e silahlı saldırıda bulunmaya teşebbüs ettiği iddia edilen suikastçidir.
    Suikast eylemi
    Silahını ateşlemek üzere çıkaran İbrahim Gümrükçüoğlu'nun üzerine atlayan koruma müdürü Şükrü Çukurlu kolundan, bir gazeteci ise ayağından yaralandı. Silah tetik çekme ile değil yere düşüp patlama sonucu yaralamalar olmuştur. Olaydan hemen sonra yakalanan ve idam cezası istemiyle hakkında dava açılan Gümrükçüoğlu'nun yargılaması sırasında akli dengesinin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu'ndan rapor istendi. Gümrükçüoğlu savunmasında Cumhurbaşkanı'nı öldürme maksadı olmadığını Türkiye'nin İsrail ile askeri işbirliği anlaşması yapmasını protesto etmek niyeti ile ruhsatlı silahı ile havaya ateş etmek niyetinde olduğunu ve havaya ateş edemeden silahına vurularak yakalandığını, İsrail pilotlarının konya'da ki hava üstlerinde yetiştirilerek ülkelerine gönderildiğini ve orada sivilleri katlettiğini bu sebeple bu eyleme kalkıştığını beyan etmiştir. Adli Tıp Kurumu, kontrolden sonra Gümrükçüoğluna Paranoit Sendrom teşhisi koydu. Bunun üzerine İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, Gümrükçüoğlu'nun TCK’nın 46'ncı maddesi uyarınca ceza ehliyetinin bulunmadığına karar verdi. Mahkeme, İbrahim Gümrükçüoğlu'nun 1 yıl gözetimde tutulmasına karar verdi. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde bir yıllık gözetim süresi sonunda görevli doktorların oy birliğiyle hazırlanan raporda İbrahim Gümrükçüoğlu'nun taburcu edilmesine karar verildi.
    İkinci kez yargılanması
    Yargıtay, Gümrükçüoğlu'nun cezaya çarptırılamayacağı kararı verilen dava dosyasına giren Adli Tıp 4'üncü İhtisas Kurulu ile Gözlem İhtisas Dairesi'nin hazırladığı raporlar arasındaki çelişkiyi gerekçe göstererek, 15 Mart 1999 tarihinde mahkemenin kararını bozdu. Yeniden yargılanmaya başlanan İbrahim Gümrükçüoğlu için Adli Tıp Genel Kurulu, Gümrükçüoğlu'nun suç tarihinde akli dengesinin yerinde olmadığını bildirmesi üzerine, mahkeme, 15 Haziran 2000 tarihinde, Gümrükçüoğlu hakkında ceza tertibine yer olmadığına karar verdi. Adli Tıp Suç tarihinde 30 yıldır hastası olduğu PNH (kemik iliği yetersizliği) sebebi ile akli melekelerinin, hastalığının nüksetmesi sebebi ile yitirdiği ve paranoit sendromunda etkili olduğuna karar vermiş ve gerek tutuklu iken ve gözetim altında olduğu bir yıl boyunca gördüğü tedaviler sonucu iyileşme gösterdiği için serbest kalmış ve eczane açma hakkını geri kazanmıştır. Eski sağlık bakanlığı müsteşarı, şimdiki Trabzon Belediye Başkanı Dr.Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu'nun ağabeyidir.Babası Trabzon'da Tekel Muhasibi İsmail bey, dedesi ise Enver Paşanın kars sarıkamış harekatı sırasında donarak ölen 90 000 askerden birisidir.
     

Sayfayı Paylaş