1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Türk vergi sistemi hakkında

Konusu 'Muhasebe' forumundadır ve -araz- tarafından 20 Eylül 2012 başlatılmıştır.

  1. -araz-
    Ayyaş

    -araz- EYVALLAH... V.I.P

    Katılım:
    24 Aralık 2011
    Mesajlar:
    4.727
    Beğenileri:
    368
    Ödül Puanları:
    3.980
    Banka:
    439 ÇTL
    Türkiye de uygulanan vergi sistemi çok vergili sitem sınıflamasına girmektedir. Zaten günümüzde vergi sistemini tek bir vergiye dayandıran ekonomi yoktur. Türk vergi sistemini oluşturan vergiler gelir üzerinden alınan vergiler, harcama üzerinden alınan vergiler ve servet üzerinden alınan vergiler olarak üç ana gruba ayrılır. Bu gruplarda bulunan vergi çeşitlerinin şema halinde şu şekilde gösterebiliriz.

    Türk Vergi Sistemini Oluşturan Vergiler

    Gelir üzerinden alınan vergiler:
    Gelir vergisi
    Kurumlar vergisi

    Harcamalar üzerinden alınan vergiler:
    Katma değer vergisi
    Özel tüketim vergisi
    Gümrük vergisi
    Banka ve sigorta muameleleri V.
    Damga vergisi
    Değerli kağıtlar vergisi
    Harçlar vergisi

    Servet üzerinden alınan vergiler:
    Motorlu taşıtlar vergisi
    Emlak vergisi
    Veraset ve intikal vergisi

    Anayasamızın 73.maddesi olan: “Herkes kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirim oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapma yetkisi bakanlar kuruluna verilebilir” hükmü Türk vergi sisteminin en temel hükmünü oluşturmaktadır. Yine bu maddede geçen “ vergi,resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır” hükmü Verginin Yasallığı İlkesi olarak adlandırılır. Bu hükme göre kanunsuz vergi olmaz.

    Bugün Türk vergi sistemi çok karışık, yoruma dayalı mali idare ile mükellef arasında uyuşmazlıklara neden olan bir duruma gelmiştir. Çoğu zaman uzmanların bile yorumlamakta zorlandığı durumlar profesyonel vergi danışmanlarıyla çalışan şirketleri bile zor durumda bırakmaktadır. Çözüm için ise kanundan çok genel tebliğ, günü birlik sirküler yada son anlarda yapılan açıklamalar kullanılmaktadır.



    TÜRK VERGİ SİSTEMİ HAKKINDA – 2

    Vergi mevzuatının kaynakları:

    Vergi mevzuatımızın kaynakları çeşitli başlıklar altında incelenebilmektedir. Ama en genel şekilde kaynakları; asli kaynaklar, yardımcı kaynaklar olmak üzere iki başlık altında inceleyebiliriz.

    1- Asli Kaynaklar: yeni norm koyan; verginin konusunu, mükellefini veya oranını etkileyen, vergi idaresinin, vergi mükelleflerinin ve vergi mahkemelerinin uymak zorunda olduğu kaynaklardır. Bunları kısaca tanımlayalım:

    Anayasa: Hiçbir kanun anayasaya aykırı olamaz. Vergi kanunları da anayasamızın 73. Maddesinde belirtilen; “Herkes kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır. Vergi resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapma yetkisi bakanlar kuruluna verilebilir” hükmüne aykırı olamaz.

    Uluslararası anlaşmalar: Anayasa çerçevesinde, usulüne göre yürürlüğe konulan uluslararası anlaşmalar da yasa hükmündedir. Uluslararası anlaşmalar, uluslararası vergisel ilişkilerde yerel kanuni düzenlemelerin üstündedir.

    Kanun: Vergiler temel olarak kanun şeklinde düzenlenir. Herhangi bir verginin alınabilmesi için, her şeyden önce o konuyla ilgili bir vergi kanunun yürürlükte olması ve verginin temel unsurları olan konu, matrah, yükümlü, oran, muafiyet ve istisnaları tanımlaması gerekmektedir. Kanunların anayasaya aykırılık taşıması durumunda, anayasa mahkemesine dava açılarak iptali istenebilir.

    Kanun hükmünde kararname: Sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde vergi konularında sıkıyönetim idaresi tarafından kanun hükmünde kararnameler çıkarılabilir.

    Bakanlar kurulu kararları: Anayasanın 73. Maddesine göre, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerde muafiyet, indirim, istisna ve oranlara ilişkin düzenleme yapma yetkisi kanunla bakanlar kuruluna verilebilir. (Bakanlar kurulu kararları yukarıda bahsettiğimiz kanun hükmünde kararname ile karıştırılmamalıdır. Kanun hükmünde kararnamenin örneğine çok az rastlanır. Bakanlar kurulu kararı ise uygulamada çok sık başvurulan bir kaynak özelliği taşımaktadır. )

    Tüzük ve yönetmelikler: Tüzükler, kanunların emrettiği hususları açığa kavuşturmak veya nasıl uygulanacağını göstermek için, Danıştay incelemesinden geçirilmek şartıyla bakanlar kurulu tarafından çıkarılır. Yönetmelikler ise; başbakanlık, bakanlıklar veya kamu tüzel kişileri tarafından kendi görev alanlarını ilgilendiren kanun veya tüzüklerin uygulamasını sağlamak için çıkarılmaktadırlar. Uygulamada tüzükten çok yönetmelik çıkarma yoluna gidilmektedir.

    Danıştay içtihadı birleştirme kurulu kararları ve Anayasa mahkemesi kararları: vergi uygulamaları sırasında, mali idare ile mükellefler arasında ortaya çıkan uyuşmazlıklar hakkında, yargı organlarında farklı değerlendirmeler olması durumunda bu uyuşmazlıkların çözümü için içtihadı birleştirme kararı alınabilir. Ayrıca anayasa mahkemesinin de vermiş olduğu kararlar mükellefler ve mali idare açısından doğrudan bağlayıcı bir hüküm ve kaynaktır.

    2- Yardımcı Kaynaklar: Verginin aslını değiştirmeyen, yani verginin matrah ve oranını etkilemeyen, yalnızca mevcut düzenlemelerin açıklaması niteliğinde olan kaynaklardır. Vergi kanunlarının daha iyi anlaşılmasını sağlarlar. Bunları da kısaca şöyle tanımlayabiliriz:

    Genel tebliğ: Mükellefleri bilgilendirmek, yol göstermek, vergi kanunun daha iyi anlaşılmasını ve uygulamasını sağlamak amacıyla yapılması gereken şekli düzenlemeler hakkında mali idare tarafından yayınlanan açıklayıcı ve düzenleyici işlemlerdir.

    Mukteza ve sirküler: Mevcut mevzuata göre vergi mükellefleri, vergi kanunlarının uygulanmasına ilişkin olarak tereddüde düştükleri konularda maliye bakanlığından bilgi isteyebilmektedir. Yapılan bu açıklama münferit yani sadece görüş isteyen kişiye yönelikse mukteza ( özelge) adını alır. Aynı konu ile ilgili ayrı ayrı çok sayıda mükellefin başvurması, hepsine ayrı mukteza verilmesi hem zaman hem emek kaybına sebep olmaktadır. Bu yüzden bakanlık bu olumsuzlukları en aza indirmek için toplu halde cevap yayınlar bunlarda sirküler adını alır.

    Diğer yargı kararları: Vergi uyuşmazlıklarının çözümünde yargı kararları da kullanılmaktadır. Örneğin Danıştay’ın vergi dava daireleri kurulu kararları bu kararlardandır.

    Doktrin: Bilimsel öğretide denilen doktrin; konuyla ilgili kişilerin çeşitli vergi sorunları hakkında ortaya koydukları yorum ve düşünceleri kapsamaktadır

    Örf ve adet: Örf ve adetlerin vergi kanununda kaynak olma özelliği oldukça sınırlıdır. Ancak vergi yasalarında açıkça izin verilmesi halinde kaynak olabilir.


    SMMM Burcu SEYMEN
     

Sayfayı Paylaş