1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Türkçe İle İlgili Geniş Bilgiler

Konusu 'Türkçe & Dilbilgisi & İmla Kuralları' forumundadır ve Suskun tarafından 29 Ekim 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Sözcükte Anlam

    Gerçek Anlam : Kelimelerin herkesçe bilinen ve söylendiğinde akla ilk gelen anlamlarına gerçek (sözlük) anlamı denir.

    Mecaz Anlam :
    Sözcüklerin gerçek anlamlarından tamamen uzaklaşarak kazandıkları anlama mecaz anlam denir.

    Deyim :
    Birden fazla kelimenin en az bir tanesinin gerçek anlamından uzaklaşıp mecaz anlamda kullanılmasıyla oluşan kalıplaşmış söz öbeklerine deyim denir.

    Soyut Anlam :
    Duyu organlarımızla algılanamayan, fakat kavram olarak var olan sözcüklere soyut anlamlı sözcükler denir.

    Somut Anlam :
    Duyu organlarımızla algılanabilen sözcüklere somut anlamlı sözcükler denir.

    Terim Anlamı :
    Bir bilim, meslek, sanat dalıyla ya da bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı ifade eden kelimelere terim denir.

    Dolaylama :
    Bir sözcükle karşılanabilecek bir varlık ya da kavramın birden fazla sözcükle karşılanmasına dolaylama denir.

    Ad Aktarması :
    Bir sözün başka bir sözün yerine herhangi bir benzetme amacı olmaksızın kullanılmasına ad aktarması denir. Örnek : Ortaokula giderken Kemalettin Tuğcu’yu okudum. Cümlesinde yazar adı söylenmiş, ama eserleri anlatılmak istenmiştir.

    Eş Anlam :
    Aynı kavramı karşılayan, anlamları aynı ya da birbirine yakın olan kelimelerin oluşturduğu anlama eş anlamlılık denir.

    Zıt (Karşıt) Anlam :
    Nesne, durum, görev, iş, nitelik ve hareket bakımından birbirine karşıt kavramları karşılayan kelimelere zıt anlamlı kelimeler denir.

    Eş Seslilik (Sesteşlik) :
    Yazılışları ve okunuşları aynı olduğu halde karşıladıkları anlamları farklı olan kelimelere sesteş kelimeler denir.

    Genel Anlam :
    Varlıkları ve kavramları toplu bir şekilde karşılayan kelimeler Genel Anlamlı kelimelerdir.

    Özel Anlam :
    Varlıkları ve kavramları sınırlı bir şekilde karşılayan kelimeler Özel Anlamlı kelimelerdir.

    Yansıma :
    Ses – Anlam ilişkisi güçlü olan, canlı – cansız birçok varlığın çıkardığı tabiat taklidi seslere yansıma denir.

    İkileme :
    Anlamı güçlendirmek için aynı kelimenin tekrarlanmasına, anlamları birbirine yakın, karşıt olan veya sesleri birbirini andıran kelimelerin yan yana kullanılmasına ikileme denir


    Sözcükte Yapı

    Basit Sözcük :
    Herhangi bir yapım eki almamış ya da bir sözcükle birleşmemiş olan sözcüklere yapıları yönünden basit sözcük denir.

    Türemiş Sözcükler :
    Yapım ekleri alarak yeni bir anlam ve biçim kazanmış olan sözcüklere yapıları yönünden türemiş sözcük denir.

    Bileşik Sözcükler :
    İki ya da daha çok sözcüğün birleşip kaynaşmasından oluşan sözcükler yapıca bileşiktir.


    Ses Bilgisi

    Ünlüler (sesliler) :
    Ses yolunda herhangi bir engele uğramadan çıkan seslerdir. Ünlüler tek başlarına söylenebilen, tek başlarına hece ya da sözcük olabilen seslerdir.

    Büyük Ünlü Uyumu :
    Ünlü harflerin, kalınlık-incelik yönünden uyumudur.

    Büyük Ünlü Uyumuyla İlgili Kurallar :

    - Büyük ünlü uyumuna uymayan çok az Türkçe sözcük vardır.
    Örnek : ana (anne), alma (elma), kangı (hangi), karındaş (kardeş)
    - Büyük ünlü uyumuna aykırı sözcükler genellikle yabancı kökenlidir.
    Örnek : Silah, gazete, mevcut, insan
    - Sözcüklere eklenen ekler de genellikle bu kurala uyar Ancak Türkçe'deki altı ek büyük ünlü uyumuna uymaz.
    Örnek : akıl-lı, çimen-ler, çocuk-da, eviniz-de, yürü-yor, bakar-ken, akşam-ki, sabah-leyin, yeşil-imtrak, turunç-gil
    - Bileşik sözcüklerde büyük ünlü uyumu aranmaz. Örnek : Atakule, Kadıköy

    Küçük Ünlü Uyumu :
    Bir sözcükteki ünlülerin düzlük-yuvarlaklık yönünden uyumudur. Türkçe bir sözcüğün ilk hecesinde düz ünlülerden (a,e,ı,i) biri bulunuyorsa, diğer hecelerdeki ünlülerde düz olur.

    Türkçe bir sözcüğün ilk hecesinde yuvarlak ünlülerden (o,ö,u,ü) biri bulunursa ikinci ve diğer hecelerde ya düz-geniş (a,e) ya da dar-yuvarlak (u,ü) ünlüler yer alır.

    Küçük Ünlü Uyumuyla İlgili Kurallar :

    - Dilimizde "o,ö" yuvarlak ünlüleri yalnızca ilk hecede kullanılabilir.
    Örnek : Uymayanlar : doktor, motor, otobüs
    Uyanlar : üzüm, kömür, soba
    - Yuvarlak ünlülerden biriyle başlayarak bir hecede "a,e" düz ünlülerine geçen bir sözcük, düz ünlüden sonra düz ünlü gelir kuralına göre "ı,i" düz ünlülerine de geçebilir.
    Örnek : böy-le-si-ni, oy-ma-cı-lık
    - Türkçe sözcüklerin öncelikle büyük ünlü uyumuna uyması gerekir. Büyük ünlü uyumuna uymadığı halde küçük ünlü uyumuna uyan sözcükler Türkçe sözcük olmaz.
    Örnek : misafir, tasvir, kalem
    - Büyük ünlü uyumuna uymayan "-ki" eki, yuvarlaşarak küçük ünlü uyumuna uyar.
    Örnek : dünkü, bugünkü
    UYARI : İki heceli olup orta hecelerinde "b,m,v" ünsüzleri bulunan kimi Türkçe sözcükler, bu ünsüzlerin yuvarlaklaştırıcı etkisiyle küçük ünlü uyumuna aykırı düşer. Örnek: Yağmur, çamur, kabuk, tavuk, kavun

    Ünsüzler (Sessizler) :
    Tek başlarına söylenemeyen, ancak bir ünlünün yardımıyla söylenebilen seslere ünsüz denir. Türkçe'de 21 ünsüz vardır.

    Ünsüz Harflerin Özellikleri :

    - Türkçe'de normalden kalın ya da ince okunan bir ünsüz yoktur.
    Örnek : rüzgar, kagir, lazım
    - Yansımaların dışında Türkçe sözcüklerin başında "c,ğ,l,m,n,r,z" ünsüzleri bulunmaz.
    - Türkçe sözcüklerde "j,f" ünsüzleri hiç kullanılmaz. Örnek : fare, jambon, jilet
    - Türkçe sözcükler iki ünsüzle başlamaz. Örnek : krem, spor, tren, plak, trafik
    - Bileşik sözcükler ve özel isimler dışında Türkçe sözcüklerde "n-b" sesleri yanyana gelmez.
    Örnek : İstanbul, Safranbolu, Sonbahar, Ambar, Kumbara, Perşembe

    Ünsüzler çıkarılırken ses tellerinde titreşimli olmalarına karşın, kimi ünsüzlerin çıkışında titreşim olmadığı görülür. Bu açıdan değerlendirildiğinde ünsüzler, sert ve yumuşak ünsüzler olmak üzere iki grupta incelenir.

    Ünsüz Benzeşmesi Kuralı :
    Sert ünsüzlerin (f,s,t,k,ç,ş,h,p) biriyle biten sözcüklere c,d,g yumuşak ünsüzlerinden biriyle başlayan bir ek getirildiğinde, bu eklerin başındaki
    C, Ç 'ye D,T' ye G,K' ye dönüşür.
    Ünsüz sertleşmesi kuralına aykırı yazımlar yazım yanlışı yaratır.

    Ünsüz Yumuşaması (Değişimi) Kuralı :
    Bir sözcük p,ç,t,k sert ünsüzlerinden biriyle biterken, bu sözcüğe ünlüyle başlayan bir ek getirildiğinde, sert ünsüzler yumuşayarak;
    p,b 'ye - ç,c 'ye - k,ğ 'ye - t,d 'ye dönüşür.
    Örnek : Balık balığın
    Kitap kitaba
    Ağaç ağacı
    Kağıt kağıdı

    Türkçe'de Meydana Gelen Ses Olayları:

    Ses Düşmesi :
    Kimi sözcüklerin çekimlenişinde veya türeyişinde, bir sesin düştüğü görülür.
    a) Ünlü Düşmesi :
    İki heceli olan kimi sözcükler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında ikinci hecelerinde bulunan ünlüyü düşürürler. Buna orta hece düşmesi de denir.
    Omuz um omzum oğul u oğlu
    Kahır ol kahrol seyir et seyret
    Ayır ıntı ayrıntı sıyır ık sıyrık
    Yalın ız yalnız yanıl ış yanlış
    b) Ünsüz Düşmesi :
    Bazı sözcükler, çeşitli etkilerle birleşirken sözcüğün sonundaki ünsüz harf düşebilir. Bu olaya ünsüz düşmesi adı verilir.
    Yumuşak cık yumuşacık sıcak cık sıcacık
    Yüksek l yüksel küçük l küçül
    Rast gelmek rasgelmek ast teğmen asteğmen
    Bazı bileşik sözcüklerin oluşumunda bir hece veya ses düşmesi meydana gelir.
    Ses Türemesi :
    Sözcükler kimi eklerle birleşirken zaman zaman araya başka yeni sesler girer. Türkçe'de ses türemesi olayına fazla rastlanmaz.
    Ses türemesi yaratan başıca durumlar;

    a) Ünlüyle biten sözcüklere, ünlüyle başlayan bir ek geldiğinde, Türkçe sözcüklerde iki ünlü yan yana gelemeyeceği için bu ünlülerin arasına "y,ş,s,n" ünsüzlerinden uygun olan biri gelir. Bu ses türemesine kaynaştırma da denir. Örnek :
    Oku-y-an okuyan
    Baba-s-ı babası
    Yedi-ş-er yedişer
    Elma-n-ın elmanın
    b) Yardımcı eylemle yapılan bileşik eylemlerde ad soylu sözcükte ses türemesi görülür.
    Örnek : his etmek hissetmek
    Red etmek reddetmek
    Bu sözcüklere ünlüyle başlayan bir ek getirildiğinde sözcüklerde aynı türeme ortaya çıkar.
    Örnek : Af-ı affı
    Had-i haddi
    c) Kimi sözcükler pekiştirilirken ses türemesi meydana gelir.
    Örnek : Yalnız yap-a-yalnız
    Sağlam sap-a-sağlam
    Dar-a-cık daracık
    Bir-i-cik biricik

    Ses Daralması :
    "a,e" geniş ünlüsüyle biten sözcüklere "-yor" şimdiki zaman eki getirildiğinde, bu geniş ünlüler daralıp değişerek "ı,i,u,ü" olur.
    Örnek : bekle-yor bekliyor
    Oyna-yor oynuyor
    "-ma,-me" olumsuzluk ekleri de "-yor" ekiyle birleştiğinde daralarak "-mı, -mi, -mu, -mü" olur.
    Örnek : gelme-yor gelmiyor
    Bakma-yor bakmıyor
    Ulama :
    Ünsüz harfle biten sözcüğün son ünsüz harfinin kendisinden sonra gelen ve ünlü harfle başlayan sözcüğün ilk hecesiyle birleştirilerek okunmasıdır. Örnek :
    Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç
    Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Yazım (İmla) Kuralları

    "ile" Sözcüğünün Ek Olarak Yazımı:
    "ile" sözcüğü kendinden önce gelen sözcüğe bitişik yazılırsa şu kurallara dikkat edilir :
    A) Ünsüzle biten bir sözcüğe ile getirildiğinde başındaki " i " sesi düşer ve ünlü uyumuna uyar.
    Örnek : Okulla ev arası yarım saat sürüyor. (okul + ile okulla)
    Erzurum'a kadar trenle gittim. (tren + ile trenle)
    B) Ünlüyle biten bir sözcüğe, ile getirildiğinde, başındaki " i " sesi " y " ye dönüşür, yine ünlü uyumuna uyar. Örnek : Buraya kendi ayağıyla geldi. (ayağı + ile ayağıyla)
    Silgiyle kalem istedi benden. ( silgi + ile silgiyle)
    "ki" nin Yazımı:
    "ki" eğer bağlaçsa;
    A) Genel olarak iki cümleyi bağlama görevi yapar. Örnek:
    Hava o kadar güzeldi ki kendimi hemen sokağa attım.
    1. cümle 2. Cümle
    Bir de baktım ki ortalıkta kimse kalmamış.
    1. cümle 2. Cümle
    B) Kişi ve işaret zamirlerinden sonra gelen "ki" de bağlaç olup ayrı yazılır. Örnek :
    Ben ki, Bizler ki, Durum o ki
    Kişi zamiri kişi zamiri işaret zamiri
    C) Bazı bağlaçlarla birlikte kullanılmasına karşı, kalıplaşmış "ki" ayrı yazılır. Örnek :
    Öyle ki, yeter ki, kaldı ki
    UYARI : "ki", eğer bağlaçsa daima ayrı bir sözcük olarak yazılır. Ayrıca kendinden önce gelen sözcüğün ünlülerine uyum gösterip "kı" olmaz.

    Kendinden önce gelen sözcüğe bitişik yazılan "ki" ler ise şunlardır :
    A) "de" durum ekinden sonra gelip addan sıfat yapan "ki" : Örnek : evdeki hesap, kafamdaki plan, yoldaki insanlar
    B) İlgi zamiri olan "ki" : Örnek : Seninki, sınıfınki, bizimki
    C) Bazı bağlaçlarla kalıplaşan "ki" : Örnek : Oysaki, mademki, halbuki, sanki
    D) Zaman bildiren sözcüklerden sonra gelen "ki" : Örnek : Dünkü, akş¤¤¤i, az önceki

    "de,da" Bağlacının Yazımı:
    A) Genel olarak "dahi, bile" bağlaçlarıyla aynı anlamdadır. Bağlaç olup olmadığını anlamak için cümleden çıkarmayı deneriz. Cümleden çıkarıldığında, cümle yapısı bozulmazsa bağlaç olduğunu anlarız ve ayrı bir sözcük olarak yazarız. Örnek : Buraya kadar gelip de ona uğramamak olmaz.
    Sen de çok oldun artık!
    B) Bu bağlaç kendinden önce gelen sözcüğün ünlülerine kalınlık-incelik yönünden uyar. Örnek: Gençliğimizle birlikte umutlarımız da uçup gitti.
    Onu gördüyse de görmezlikten geldi.
    C) Kendinden önce gelen sözcük, sert ünsüzle bitse bile, bu bağlaç sertleşerek "te,ta" biçiminde yazılamaz. Yazılırsa yazım yanlışı ortaya çıkar. Örnek : Bu iş küçük te sen gözünde büyütüyorsun. (Yanlış)
    Bu iş küçük de sen gözünde büyütüyorsun. (Doğru)

    Bağlaç olan "de, da" ile, ad durum eki olan "-de, -da" karıştırılmamalıdır. "-de, -da" eğer ad ad durum ekiyse kendinden önce gelen sözcüğe bitişik yazılır. Cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamı da yapısı da bozulur. Örnek : Bir süre sessizce yolda yürüdük.
    Çiçeklerin kökünde bir hastalık var.

    İki "de, da" üstüste gelirse birincisinin ad durum eki, ikincisinin bağlaç olduğu dikkate alınmalıdır.
    Örnek : Telefon ettim evde de yokmuş.

    "mi" Soru Edatının Yazımı:
    A) "mi" soru edatı, cümleye soru anlamı katsa da katmasa da kendinden önce gelen sözcükten ayrı yazılır : Örnek : O da bizimle gelecek mi?
    Gördün mü şimdi yaptığını!
    Konuşmaya başladı mı susmaz.
    B) "mi" soru edatı, ayrı yazılmasına karşın kendinden önce gelen sözcüğe, kalınlık-incelik ve düzlük-yuvarlaklık yönünden uyum sağlar. Örnek : Okudun mu? Güzel mi? Akıllı mı?
    C) "mi" soru edatından sonra gelen zaman ve kişi eklentileri soru edatıyla bitişik yazılır. Örnek : Onunla sık sık görüşüyor musunuz?
    Olanları bilir miydi de?

    Tarihlerin Yazımı:
    A) Gün ve ay adları, yanlarında rakam olmadan yazıldığında, küçük harfle başlar. Örnek : Oğlum aralık ayının soğuk bir gününde doğdu.
    Önümüzdeki hafta, salı günü onu görmeye gidelim.
    B) Belirli bir tarihi gösteren ay ve gün adları her yerde büyük harfle başlar. Örnek : 1986'nın Mart ayında başladı göreve.
    Cumhuriyet 29 Ekim 1923 'te ilan edildi.
    C) Gün ve ay bildiren tarihler şu şekilde yazılabilir : Örnek : 4 Aralık 1996
    2.12.1996
    4/12/1996

    İkilemelerin Yazımı:
    İkilemeler daima ayrı yazılır ve ikilemeyi oluşturan sözcüklerin arasına hiçbir noktalama işareti konulmaz. Örnek : Soruları düşüne düşüne çözmelisin. (Doğru)
    Yavaş, yavaş yerinden doğruldu. (Yanlış)

    Pekiştirmelerin Yazımı:
    Sıfatların başına gelerek onların anlamlarını pekiştirmeye yarayan ön ekler, daima sıfata bitişik yazılır. Örnek : Bembeyaz örtü (Doğru)
    Yapa yalnız adam (Yanlış)

    Sayıların Yazımı:
    Sayıların rakamlarla gösterilmesi ya da yazıyla yazılmasına ilişkin başlıca kurallar şunlardır :
    A) Herhangi bir anlatım türünde (roman, öykü, deneme, mektup) kesinlik anlamı önem taşımayan sayılar, yazıyla gösterilir. Örnek :
    Bu kitabı yazalı beş yıl oldu.
    Bahçede dört beş çocuk oynuyordu.
    B) Kesinlik anlamı önem kazanan konularda, bilimsel yazılarda sayılar rakamla gösterilir.
    Marmaris'te 2000 hektar orman yandı.
    Baktım, termometre 30 dereceyi gösteriyordu.
    C) Çok sıfırlı sayıların ana sayılardan sonraki basamakları yazı ile gösterilebilir . Örnek : 13 milyar, 20 trilyon
    UYARI : Çek ve senetlerde sayı basamakları bitişik yazılır.

    Kısaltmaların Yazımı:
    A) Tek heceli sözcükler, ilk harfleri alınarak kısaltılır. Kısaltmanın sonuna nokta konur :
    Sözcük kısaltılmış şekli
    Zarf z.
    Test t.
    B) Çok heceli sözcükler, genellikle baştan iki ya da üç harf alınarak kısaltılır : örnek :
    Sözcük kısaltılmış şekli
    Cadde cad.
    Doçent doç.
    Bölük bl.
    C) Özel adlar genellikle her sözcüğün ilk harfi alınarak kısaltılır. Kısaltmada harfler arasına nokta konmaz : Örnek :
    Özel Ad Kısaltılmış şekli
    Posta Telefon Telgraf PTT
    Devlet Malzeme Ofisi DMO
    D) Özel adların kısaltmalarına getirilen ekler, kesme işaretiyle ayrılır : Örnek :
    Doğru Yanlış
    TV'de TV'da
    DMO'ya DMO'ne
    ODTÜ'ye ODTÜ'ne

    Bileşik Sözcüklerin Yazımı:
    A) Kurallı (özel) bileşik eylemler daima bitişik yazılır : Örnek : Gidedur (mak), bakıver (mek), öleyaz (mak)
    B) Yardımcı eylemlerle kurulan bileşik eylemlerde :
    - Birleştirme sırasında ad soylu sözcükte herhangi bir ses düşmesi veya ses türemesi olmuyorsa ayrı yazılır : Örnek : Terk et(mek), pişman ol(mak)
    - Birleştirme sırasında ad soylu sözcükte bir ses düşmesi ya da ses türemesi meydana gelirse bitişik yazılır. Örnek : seyir- seyret(mek), kahır- kahrol(mak), his-hisset(mek)
    C) İki ya da daha çok sözcükten oluşmuş yerleşim merkezi adları bitişik yazılır : Örnek : Bahçelievler, Sivrihisar, Çanakkale
    D) Bir heceli sözcüklerin başına geldiği bileşik sözcükler bitişik yazılır : Örnek : İlkbahar, Akdeniz, Önsöz, İlknur
    E) Sıfat ya da ad tamlaması biçiminde oluşmuş ve öylece kalıplaşmış olan bileşik sözcükler bitişik yazılır : Örnek : Sivrisinek, Atakule, Topkapı, Beşevler

    Deyimlerin Yazımı:
    Deyimler kaç sözcükten oluşursa oluşsun, deyimi oluşturan her sözcük ayrı yazılır. Örnek : Son günlerde bu şarkıyı diline doladı.
    Bütün gece gözüme uyku girmedi.
    Çok titizdir, her şeyde ince eleyip sık dokur.
    Vurdumduymaz, kabadayı, çıtkırıldım.

    Ünlüyle Biten Eylemlerin Yazımı:
    "a" ya da "e" geniş ünlüsüyle biten eylem kök ya da gövdelerine gene bu geniş ünlülerle başlayan herhangi bir ek getirildiğinde bu geniş ünlülerde herhangi bir ses daralması olmaz. Örnek :
    Yanlış Doğru
    Gelmiyen gelmeyen
    Bilmiyerek bilmeyerek
    Anlamıyan anlamayan

    Kesme işaretinin Kullanımı:
    A) Özel adlara gelen çekim ekleri kesme işaretiyle ayrılır : Örnek : Hikmet'ten, Yardım Sevenler Derneği'ne
    B) Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmada kullanılır. Örnek : TRT'ye, TMO'nun, ODTÜ'den
    C) Sayılardan sonra gelen ekleri ayırmada kullanılır : Örnek : 1963'ten, 3'ün katları, 5'inci kat
    D) Özel adlara gelen ve adlara aile anlamı katan "-ler" çoğul eki, kesme işaretiyle ayrılmaz. Özel adlara gelen "ve benzerleri" anlamı katan "-ler" çoğul eki kesme işaretiyle ayrılır : Akşam Ayşeler bize gelecek. (aile anlamında)
    Bu topraklar daha nice Atatürk'ler yetiştirir. (ve benzeri anlamında)
    E) Özel adlara gelen yapım ekleri kesme işareti ile ayrılmaz. Örnek : Urfalı, Çince, Türklük
    F) Özel adlara gelen yapım eklerinden sonra eklenen çekim ekleri kesme işaretiyle ayrılmaz.
    Adıyamanlılar, Fransızcadan, Atatürkçülerden

    Büyük Harflerin Kullanımı:
    A) Her cümlenin ilk harfi büyük yazılır. Örnek : Ona her konuda yardımcı olduk. Ülkemizde yedi bölge vardır.
    B) Şiirde her dizenin ilk harfi büyük olur : Örnek :
    Bu şehirden gidiyorum
    Gözleri kör olmuş kırlangıçlar gibi
    C) Yazı başlıklarının her sözcüğü büyük olur : Örnek : Sıfatların Genel Özellikleri
    Ziraatte Yeni Buluşlar
    D) Belli bir tarihi gösteren ay ve gün adları büyük harfle başlar : Örnek : 17 Mayıs, 1997, Salı
    E) Bütün özel adlar büyük harfle başlar. Başlıca özel adlar şunlardır:
    Kişi ad ve soyadları. Örnek : Kemal Cantürk
    Hayvanlara verilen adlar. Örnek : Tekir, Karabaş
    Ulus, din, mezhep, tarikat adları. Örnek : Araplar, İslamiyet, Alevilik
    Ülke adları. Örnek : İspanya, Fransa
    İl,ilçe,kasaba ve köy adları. Örnek : Manisa, Ayvalık, Gölcük
    Bulvar, cadde ve sokak adları. Örnek : Atatürk Bulvarı, Çiğdem Mahallesi
    Kıta, bölge, okyanus, deniz, göl, ırmak, dağ, ova ve orman adları. Örnek : Avrupa, Van Gölü
    Özel bir ada bağlı olarak kullanılan yön adları. Örnek : Doğu Karadeniz, İç Anadolu
    Kurum, kuruluş, dernek, makam ve işyeri adları. Örnek : Türk Tarih Kurumu, İş Bankası
    Yapı, yapıt ve ören adları. Örnek : Ankara Kalesi, İnce Minare
    Kitap, Dergi, Gazete, Yasa adları. Örnek : Nokta, Yeni Yüzyıl, Medeni Kanun
    Bütün dil adları. Örnek : İngilizce, Farsça, Almanca
    Bir özel ada bağlı olarak kullanılan ünvan ve takma adlar. Örnek :İnce Memet, Uzun Hasan
    Tüm gezegen adları. Örnek : Merkür, Venüs, Mars
    Özel adlardan türeyen sözcükler. Örnek : Türkçülük, Adıyamanlı, Kemalizm
    UYARI : Dünya, Güneş ve Ay sözcükleri, gezegen anlamıyla (coğrafi terim) kullanılırsa büyük harfle, mecaz anlamda kullanılırsa küçük harfle başlar.
    Dünya Güneş'in uydusudur, Ay da Dünya'nın
    Başımda dünya kadar iş var.
    Pencereden içeri güneş girdi.
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    İsimler (Adlar)

    AD :
    Varlıkların ve kavramların dilde var olan karşılığına, sözcük türü yönünden ad denir.
    Anlamlarına Göre Adlar :
    Varlıklara Verilişlerine Göre Adlar :
    Özel Adlar : Bir tek varlığı gösteren, bir tek varlığa verilmiş adlardır.
    Örnek :
    Mustafa Kemal Atatürk, Asya, Türkiye, Ankara, Kızılay, Merkür, Akdeniz, Türk Tarih Kurumu, Türkçe vb.
    Tür Adları (Cins İsimleri) :
    Aynı türden olan varlıkların tümünü birden gösteren adlardır. Vücut parçaları ve organ adları, akrabalık dalları, tüm hayvan ve bitki adları, tüm araç ve gereç adları tür adlarını oluşturur.
    Örnek :
    Gövde, teyze, yılan, elma, kalem, süpürge vb.
    Tür Adlarının Özellikleri :
    Bir tür adı, genel anlamda kullanıldığında, o türü oluşturan varlıkların tamamını anlatır. Örnek : Balık suda yaşar. Tüm balıkları gösterir.
    Kitap
    en yakın arkadaştır. Tüm kitapları gösterir.
    Bir tür adı, bazen o türün yalnızca bir ya da birkaç bireyini göstermede kullanılır. Örnek :
    Kuş
    durmadan çırpınıyordu.Bir tek kuşu gösterir.
    Kitap,
    savaş yıllarını anlatıyor. Bir tek kitabı gösterir.
    Varlıkların Sayılarına Göre Adlar :
    Tekil Adlar :
    Biçimce çoğullanmamış, “-lar, -ler” eki almamış adlardır. Örnek :
    Çiçek, bardak, toka, çocuk vb.
    Çoğul Adlar : Aynı türden olan birden çok varlığı gösteren adlar, “-ler, -lar” çoğul ekiyel çoğullanır. Örnek : insanlar, evler, halılar, aylar, geceler vb.
    Topluluk Adları :
    Biçimce tekil oldukları halde anlamca çoğul olan adlardır. Örnek :
    Orman, ordu, sürü, bölük, millet, aile, takım, grup vb.
    UYARI :
    Tür adları (ağaç, çocuk, insan) o türe ait olanları tek tek düşündürürken; topluluk adları (orman, bölük, kurul) o türe ait olanların tümünü bir grup olarak düşündürür.
    Topluluk adları biçimce tekil adlardır. Ancak (-lar, -ler) çoğul ekiyle çoğullanabilir. Örnek :
    Ordular
    , ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri ...!
    Toplum
    lar kendi kültürlerini kendileri yaratır.
    Kimi tür adları mecaz-ı mürsel yoluyla topluluk adı olabilir. Örnek :
    Bütün sınıf, bu duruma üzüldü. (Sınıfın içindeki öğrenciler)
    Meclis
    konuyu görüşüyor. (Meclisin içindeki Milletvekilleri)
    Varlıkların Oluşlarına Göre Adlar :
    Somut Adlar :
    Beş duyu organından en az biriyle algılanabilen varlık ve nesneleri gösteren adlardır. Örnek : Ses, hava, ışık, koku, su, rüzgar, vb.
    Soyut Adlar :
    Beş duyudan hiçbiriyle algılanamayan adlardır. Örnek : cesaret, düşünce, sevinç, umut, özgürlük vb.
    İş ve Eylem Gösteren Adlar :
    Eylem tabanlarından “-mek, -me, -iş” ekleriyle türeyen adlardır. Örnek : yürümek, bakmak, soruşturma, bakış, anlayış vb.
    UYARI :
    Eylem adları bazı durumlarda sıfat olarak kullanılabilir. Örnek : yapma bebek, takma diş
    Bazı kullanımlarda eylem adları, eylem anlamını yitirerek doğrudan ad olarak kullanılır. Örnek :
    Değişik bir yemek yapmış, annesi.
    Şimdi, bir dondurma olsa da yesek.
    Ad Tamlamaları :
    En az iki adın, aralarında anlam bağlantısı kurarak oluşturduğu, bir nesnenin parçası olduğunu ya da bir nesnenin başka bir nesneyle tamamlandığını gösteren ad takımıdır. Ad tamlamalarında kullanılan tamamlayıcı öğeye tamlayan, birinci nesnenin parçası durumunda olan ikinci öğeye ise tamlanan denir. Örnek :
    Denizin sesi bir melodi gibi geliyordu kulağıma.
    Kış ayları burada oldukça ılıman geçiyor.
    Ona hediye olarak yün gömlek aldım.
    Ad Tamlamasıyla İlgili Bilgiler :
    ü Ad tamlamalarında birinci sözcük, tamlayan; ikinci sözcük tamlanan adını alır. Örnek :
    Tamlayan Tamlanan
    Çocuklar-ın ses-i
    Küf koku-s-u
    Ahşap ev
    ü Tamlayanın kişi zamiri (ben, sen, o, biz, siz, onlar) olduğu tamlamalara “zamir tamlaması” da denir ve tamlama ekleri değişir. Örnek :
    Tamlayan Tamlanan
    Ben-im kitab-ım
    Sen-in düşünce-n
    Biz-im evi-miz
    Siz-in fikri-niz
    ü Ünlüyle biten sözcüklere tamlayan eki getirildiğinde araya “n”; tamlanan eki getirildiğinde araya “s” kaynaştırma ünsüzü gelir. Örnek : elmanın yarısı
    ü Ad tamlamalarında, asıl üzerinde durulan ve vurgulanan öğe tamlanandır. Sözgelimi; kapının kolu tamlamasında üzerinde durulan kavram koldur.
    UYARI :
    “su ve ne” sözcüklerine “-ın, -in, -un, -ün” tamlayan eki getirildiğinde araya “n” değil “y” kaynaştırma ünsüzü girer. Örnek : suyun hızı neyin sesi
    Ad Tamlaması Türleri
    Belirtili Ad Tamlaması :
    Hem tamlayan hem de tamlanan eki almış olan ad tamlamalarıdır. Örnek :
    Tamlayan Eki Tamlanan Eki
    -ın, -in, -un, -ün -ı, -i, -u, -ü
    Saat-in cam-ı
    Su-y-un güc-ü
    Felsefe-n-in sorunlar-ı
    Belirtili Ad Tamlamasının Özellikleri :
    ü Tamlayanla tamlanan arasına başka sözcük ya da sözcük grupları girebilir.
    Örnek : Çocuğun
    sabaha kadar süren ağlaması.
    ü Tamlayanla tamlananın yeri değişebilir.
    Örnek :
    Vurur, deryalara ışığı adaların.
    ü Tamlayan ya da tamlanan birden çok kullanılabilir.
    Örnek :
    Çocukluğumun acıları, sevinçleri, umutları.
    Annemin, babamın ve kardeşimin özlemi.
    ü Tamlayan ya da tamlanana bağlı bir sıfat kullanılabilir.
    Örnek :
    Yeşil gömleğin düğmeleri.
    Çocuğun sarı saçları.
    ü Kişi ve işaret zamirleri belirtili ad tamlamalarında yalnızca tamlayan sözcük olarak kullanılır. Örnek : Senin araban
    Bunun cezası
    ü Ad eylemler (mastarlar) hem tamlayan hem de tamlanan olur. Örnek :
    Okumanın yararları
    Çocuğun yürüyüşü
    ü Kimi durumlarda tamlayan ekinin yerini “-den, (-dan)” durum eki tutar. Örnek :
    Çocuklardan birkaçı
    Aşağıdakilerden hangisi
    ü Kimi durumlarda tamlayan ya da tamlanan sözcük düşer. Bu durumlarda ad tamlaması özelliği ortadan kalkar. Örnek :
    Umutları
    suya düştü. Onun umutları
    Ev, onlarınmış. Onların eviymiş.
    ü Bir belirtili ad tamlaması bir başka adı niteleyecek şekilde kullanılırsa, bir sıfat tamlamasının tamlayanı olur. Örnek : Anasının gözü adam
    Sıfat Ad
    Gözümün bebeği
    oğlum
    Sıfat Ad
    Belirtisiz Ad Tamlaması :
    Tamlayan sözcüğün ek almadığı tamlamalardır. Tamlayan, ek almadığı için belirsizlik ve genelleme anlamı taşır. Örnek :

    Tamlayan Eki Tamlanan Eki
    ¾ -ı, -i, -u, -ü
    Fındık kurt-u
    Akrep yuva-s-ı
    Fizik güc-ü
    Belirtisiz Ad Tamlamasının Özellikleri :
    ü Tamlayan, tamlananın niteliğini gösterir. Örnek: Anne sevgisi, kan kırmızısı
    ü Tamlayan, tamlananın ne ile ilgili olduğunu gösterir.
    Örnek :
    Sel felaketi, uçak bileti
    ü Tamlayan, tamlananın neden yapıldığını gösterir.
    Örnek :
    Portakal suyu, tütün kolonyası
    ü Tamlayan tamlananın neye benzediğini gösterir.
    Örnek :
    Parmak üzümü, sigara böreği
    ü Tamlayan, tamlananın nedenini bildirir.
    Örnek :
    Matematik korkusu, sınav stresi
    ü Bir şeyin yapıldığını ya da bulunduğu yeri gösterir.
    Örnek :
    Kıyı lokantası, uzay istasyonu
    ü Tamlayan tamlananın yapıldığı aracı belirtir.
    Örnek :
    Söz sanatı, makine örgüsü
    ü Tamlayan, tamlananın ortaya çıktığı yeri belirtir.
    Örnek :
    Amaysa elması, Maraş dondurması
    ü Kişi adları tamlayan olduğunda o kişilere ilişkin yapıt, buluş gibi kavramları belirtir.
    Örnek :
    Naima tarihi, Newton Kanunu
    Takısız Ad Tamlaması :
    Hem tamlayanın hem de tamlananın takı almadığı bir ad tamlamasıdır.
    Örnek :
    Tamlayan Tamlanan
    Yün ceket
    Taş duvar
    Cam kavanoz
    Altın bilezik
    Takısız Ad Tamlamasının Özellikleri :
    ü Takısız ad tamlamasının kuruluşunda, en önemli özellik, birinci adın ikincisinin neyden yapıldığını göstermesidir. Örnek : Gümüş kolye, kot pantolon, deri mont...
    ü Birinci ad, mecaz anlamda kullanılıp, mecazlı bir biçimde ikincinin neye benzediğini gösteriyorsa, yine takısız ad tamlaması oluşur.
    Örnek :
    Selvi boy, tunç bilek, taş kafa
    ü Takısız ad tamlamalarında tamlayana “-den / -dan” eki gelebilir.
    Örnek :
    Tahtadan köprü, yünden yorgan...
    Zincirleme Ad Tamlaması :
    İki ya da daha çok ad tamlamasının iç içe kullanıldığı bri tamlama çeşididir. Zincirleme ad tamlamasında, tamlayan ya da tamlanan kendi içinde bir ad tamlaması oluşturur. Sözgelimi tamlayan bir ad tamlaması olabilir. Örnek :
    A k ş a m
    s a a t l e r i n i n s e r i n l i ğ i.

    Belirtisiz Ad Tamlaması Belirtili Ad Tamlaması
    Tamlanan bir ad tamlaması biçiminde olabilir. Örnek :
    Ç o c u ğ u n
    d e r i ç a n t a s ı.

    Takısız Ad Tamlaması
    Belirtili Ad Tamlaması
    Hem tamlayan hem de tamlanan ad tamlaması biçiminde olabilir : Örnek :
    Belirtili Ad Tamlaması

    İ s t a n b u l
    t i y a t r o l a r ı n ı n b u n a l ı m y ı l l a r ı.

    Belirtisiz Ad Tamlaması Belirtisiz Ad Tamlaması

    Karma Tamlama :
    Tamlayan ya da tamlananı niteleyen bir sıfat veya sıfat grubunun kullanıldığı bir tamlama türüdür. Örnek :


    Belirtili Ad Tamlaması



    A d a m ı n i r i , s a r ı , ç a r p ı k d i ş l e r i.
    Sıfat Grubu .
    Tamlayan Tamlanan .
    Karma Tamlama
    Görevlerine Göre Adlar :
    ü Adlar, yalın durumda kullanıldığında, cümle içinde özne veya belirtisiz nesne görevinde bulunur. Örnek : Öğretmen başarılı öğrencilere hediye dağıttı.
    Özne Belirtisiz Nesne
    ü Adlar, belirtme durumuyla çekimlendiğinde belirtili nesne görevi yapar. Örnek :
    Tabloları
    duvara astık.
    Belirtili Nesne
    ü Yönelme, bulunma, ayrılma (-e, de, -den) durumunda olan adlar cümlede dolaylı tümleç görevi yapar. Örnek : Pencereden dışarıya bakıyor, dışarıda olanları seyrediyordu.
    Dol. Tümleç Dol. Tümleç Dol. Tümleç
    ü Ek-eylem (ek fiil) alan adlar, yüklem görevinde bulunur. Örnek :
    Beni soran Ayşe’ymiş.
    Yüklem
    Yapılarına Göre Adlar :
    Adlar, yapıları yönünden üçe ayrılır :
    ü Basit Adlar : Herhangi bir yapım eki almamış, ya da başka bir sözcükle birleşerek yeni anlamda bileşik bir sözcük oluşturmamış adlardır. Örnek : taş, balık, sopa vb.
    ü Türemiş Adlar : Eylem ya da ad köküne bir yapım eki getirilerek yeni bir anlam kazanan ve gövde durumuna geçen adlardır. Örnek : sor-gu, ört-ü, seç-enek vb.
    ü Birleşik Adlar : Birden çok sözcüğün birleşerek yeni bir biçim ve anlam kazanması yoluyla oluşan adlardır. Örnek : bilgisayar, külbastı, aslanağzı vb.
    Adların Diğer Özellikleri :
    ü Adlar, anlamları yönünden şöyle incelenebilir :
    a)
    Kesin anlamlı adlar : Anlamı bilimsel bir tanımla kesinleşen adlardır.
    Örnek :
    üçgen, sayı, şiir vb.

    b)
    Adların bazıları kendi anlamını, işlevini yansıtır. Örnek : tarak, kazma süpürge vb.
    c)
    Adların bir bölümü, sözcük anlamını düşündürmez.
    Örnek :
    koltuk, havlu, elbise, tencere vb.
    ü Adlar, “-cik, -ce, -cek,-cağız” gibi ekleri alır. Bu ekler, eklendiği ada, şu anlamı katar.
    a)
    –cik eki getirildiği ada küçültme, sevgi ve acıma anlamları katar. Örnek :
    Soru kitapçıkları dağıtıldı. Küçültme anlamı
    Kapıyı güler yüzlü ninecik açtı. Sevgi
    Kedicik bütün gece dışarıda kalmış. Acıma
    b)
    “-ce” eki getirildiği ada, görelik, karşılaştırma, abartma, uygun ve yakışır olma anlamları katar. Örnek :
    Gönlümce bir tatil yapamadım. Görelik
    Akılca üstün biriydi. Karşılaştırma.
    Yüzlerce sivrisinek beni ısırdı. Abartma.
    Bize dostça davrandı. Uygun, yakışır olma.
    c)
    –“-cağız” ve “-cek” eki, eklendiği ada acıma anlamı katar.
    Örnek :
    adamcağız, yavrucak
     
  4. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Sıfatlar (Ön Adlar) :
    Sıfat :
    Adların önüne gelerek onları çeşitli yönlerden niteleyen ya da belirten sözlerdir. Örnek :
    İyi
    insan, üç çocuk, bulanık su, bazı kitaplar, hangi ev
    Örneklerde de görüldüğü gibi sıfatlar, bir adın önüne gelerek onu niteleyen, belirten onları çeşitli yönlerden gösterip sınırlayan bir sözcük çeşididir. Bir sözcüğün sıfat görevi kazanabilmesi için mutlaka bir adın ya da zamirin önüne gelerek onu nitelemesi ya da belirtmesi gerekir.
    Görevlerine Göre Sıfatlar :
    Niteleme Sıfatları :
    Bir adın önüne gelerek onu durum, renk ve biçim yönünden gösteren onu çeşitli özellikleriyle belirleyen bir sıfat çeşididir. Örnek :
    mavi gömlek, siyah pantolon, gri bulutlar (renk)
    çalışkan öğrenci, yaşlı adam, solgun yüzler (durum)
    uzun
    boy, dar giysi, geniş salon (biçim)
    Belirtme Sıfatları :
    Adların önüne gelerek onları işaret, belgisizlik, soru ve sayı yönünden gösterip belirten bir sıfat çeşididir. Belirtme sıfatları, adları belirtmedeki farklılıklarına göre kendi içinde dört ana gruba ayrılarak incelenir :
    İşaret Sıfatları : Adları işaret yoluyla gösterip belirten bir sıfat çeşididir. Örnek : bu ev, şu sokak, o yıllar, öteki kapı, diğer elbise, beriki adam
    İşaret Sıfatlarının Özellikleri :
    ü İşaret sözcükleri, bir adın önüne gelerek onları işaret yoluyla gösterirse, işaret sıfatı; bir adın yerini tutacak biçimde kullanılırsa, işaret zamiri olur. Örnek :
    O
    kitabı ben de okudum.
    İşaret Sıfatı
    O
    nu, ben de okudum.
    İşaret Zamiri
    ü “İşte” sözcüğü doğrudan işaret sıfatı olarak kullanılabileceği gibi bir işaret sıfatının başına gelerek onun anlamını pekiştirebilir. Örnek : İşte Halep, işte arşın. İşaret sıfatı.
    İşte
    bu adam. İşaret sıfatının anlamını pekiştirir.
    Belgisiz Sıfatlar :
    Bir adın önüne gelerek onu sayı, ölçü, miktar ve özne yönünden tam ve kesin olarak değil de aşağı yukarı, belli belirsiz bir biçimde gösteren sıfat çeşididir. Örnek : Birkaç soruma cevap veremedi.
    Birçok sorunum var, hangisini çözeceksin?
    Kimi insan, artık böyle düşünmüyor.
    Bütün çocuklar güzeldir.
    Fazla mal göz çıkarmaz.
    Öğretmen, her insana güvenilmeyeceğini söyledi.
    Belgisiz Sıfatların Özellikleri :
    ü “Her, birkaç, hiçbir, herhangi, bir, biraz” gibi belgisiz sözcüklerinden sonra gelen adlar çoğul eki almadan kullanılır. Örnek : Her insan böyle düşünmez.
    Birkaç kitap okumakla adam olunmaz.
    ü “Bütün, kimi, bazı” belgisiz sözcüklerinden sonra gelen adlar tekil de çoğul da kullanılabilir. Örnek : Bütün ağaçlar çiçek açtı.
    Kimi kitaplar işe yaramaz.
    Bazı
    çocuk ders çalışmayı sevmez.
    ü “Bir” sözcüğü, bir adın önüne gelerek ona “herhangi bir” sözcüğünün anlamını katarsa “bir” sözcüğü belgisiz sıfattır; “tek” anlamını katarsa, sayı sıfatı olur. Örnek: Bir bayram onu ziyaret edelim. Belgisiz sıfat
    Testte yalnızca bir soruyu çözememiş. Sayı sıfatı
    Soru Sıfatları :
    Bir adın önüne gelerek onu soru yoluyla gösterip belirten, bir sıfat çeşididir. Soru sıfatları, adların özelliklerini, sayısını, yeriyle ilgili açıklamaları soru yoluyla gösteren bir sıfat çeşididir. Örnek : Nasıl bir ev istiyormuş?
    Soru Sıfatı
    Sınıfta kaç öğrenci vardı?
    Soru Sıfatı
    Oraya hangi yoldan gidilir.
    Soru Sıfatı
    Asansör kaçıncı kata çıktı?
    Soru Sıfatı
    Babası ne yapıyormuş?
    Soru Sıfatı
    Soru Sıfatlarının Özellikleri :
    ü Soru sözcükleri, bir adın önüne gelerek, onu soru yoluyla belirtirse soru sıfatı; bir adın yerini tutacak şekilde kullanılırsa soru zamiri; bir eylemin önüne gelip, onun anlamını pekiştirip sınırlarsa soru zarfı olur. Örnek :
    Çocuk ne işle uğraşıyor. Soru sıfatı
    Çarşıdan sana ne alayım? Soru zamiri
    Buralarda ne dolaşıp duruyorsun. Soru zarfı.
    ü Soru sıfatları, her zaman cümleye soru anlamı vermez. Örnek :
    Hangi okula gidiyormuş? Soru anlamı verir.
    Hangi okula gittiğini bilmiyorum. Soru anlamı vermez.
    Sayı Sıfatları :
    Sayı adlarıyla sayı adlarından “-inci, -ar(-er), -ız(-iz)” ekleriyle türemiş sözcükler bir adın önüne gelerek, o adı, sayı yönünden gösterip belirtirse, sayı sıfatı olur. Ayrıca, “ilk” ve “son” sözcükleri sıralama bildirdiği için adların önünde yer almaları halinde sayı sıfatı olur. Sayı sözcükleri, aslında bir addır. Bunlar, bir adın önüne gelerek kullanılırsa, sıfat olma özelliği kazanır. Örnek : İki, bir doğal sayıdır.
    Ad
    İki kişi yolda önünü kesmiş. Sıfat Ad
    Sayı sıfatları, görevleri yönünden beşe ayrılır :
    Asıl sayı sıfatları :
    Adların sayısını gösterir. Örnek : beş kalem, üç çocuk, bin lira
    Sıra sayı sıfatları :
    Sayı sözcüklerine ”-inci” eki getirilerek onlara sıra anlamının verilmesidir. Örnek : dördüncü kat, üçüncü sokak, ikinci sınıf
    Üleştirme sayı sıfatları :
    Sayılara “-ar, -er” ekinin getirilmesiyle onlara paylaştırma ve eşitlik anlamı veren bir sıfat çeşididir. Örnek : ikişer elma, yüzer lira, birer elbise
    Kesir sayı sıfatları :
    Adların kesir bildiren sayılarla gösterilmesidir. Örnek : yüzde elli kar, üçte bir hata, yüzde on şans
    Topluluk sayı sıfatları :
    Sayı sözcüklerine “-ız, -iz” ekinin getirilmesiyle onlara topluluk anlamı veren bir sıfat çeşididir. Örnek : ikiz çocuklar, beşiz bebekler
    Yapılarına Göre Sıfatlar :
    Sıfatlar yapıları yönünden üçe ayrılır:
    ü Basit Sıfatlar : Kök durumunda olan sıfatlardır. Örnek : iki sandal, eski yüzler, bu ev
    ü Türemiş Sıfatlar : Ad ya da eylem tabanlarına çeşitli yapım eklerinin getirilmesi ile oluşan sıfatlardır. Örnek : bulanık su, bitkin yüzler, kapıdaki nöbetçi, susuz yaz
    ü Bileşik Sıfatlar : Birden çok sözcüğün, birleşmesinden oluşan sıfatlara yapıları yönünden bileşik sıfat denir. Bileşik sıfatlar iki grupta incelenir.
    Ø Kaynaşmış Bileşik Sıfatlar : Anlam olarak bir tek kavramı gösterdiği için biçimce bileşik yazılan sıfatlardır. Örnek : yalın-ayak çocuklar, boş-boğaz kadınlar
    Ø Kurallı Bileşik Sıfatlar : Biçimsel olarak ayrı yazılmalarına karşın belli bir kurala bağlı olarak anlamca kaynaşmış olan sıfatlardır.
    Kurallı bileşik sıfatlar genel olarak şu yollarla yapılır :
    Bir sıfat tamlamasında tamlanan durumundaki ada “-lı, -li” ekinin getirilmesiyle : Örnek :
    Sıfat tamlaması
    sıfat tamlaması
    Büyük kapı-lı
    ev güzel göz-lü kız
    Sıfat Ad Sıfat Ad
    Sayı sıfatlarıyla kurulan sıfat tamlamalarında tamlanan durumundaki ada - lı, -lik ekinin getirilmesiyle: Örnek : Sıfat tamlaması Sıfat tamlaması
    On yıl-lık bekleyiş iki ay-lık süre
    Sıfat Ad Sıfat Ad
    Bir takısız ad tamlamasında, tamlayan durumundaki ada “-lı, -li” ekinin getirilmesiyle : Örnek : Takısız ad tamlaması Takısız ad tamlaması
    Mermer sütun-lu saray deri mont-lu çocuk
    Sıfat Ad Sıfat Ad
    Bir sıfat tamlamasında adla sıfatın yeri değiştirilerek ada üçüncü tekil kişi iyelik eki (-i, -si) getirmesiyle : Örnek : yıkık duvar duvarı yıkık ev
    Sıfat tamlaması
    Kırık cam camı kırık pencere
    Sıfat tamlaması
    Ayrılma (-den) durum eki almış bir addan sonra kullanılan ad eylemler birleşik sıfat oluşturur. Örnek : baba-dan kalma ev
    Sıfat Ad
    Ana-dan doğma sakat
    Sıfat Ad
    Sıfatlarla İlgili Özellikler :
    San (Unvan) Sıfatları :
    İnsan adlarıyla birlikte kullanılır. İnsanların rütbe, derece ve sosyal durumlarına göre onların adlarına eklenen saygı, tanıtma sözcükleridir. Kişi adlarının başında veya sonunda ya da hem başında hem de sonunda kullanılabilirler. Örnek : Bekir Sıtkı Bey
    Damat Ferit Paşa
    Doktor
    Ahmet Bey
    Profesör
    İsmail Hakkı
    Gazi
    Osman Paşa
    Sıfatlarda Pekiştirme :
    Niteleme sıfatlarının anlamını güçlendirmek amacıyla onların pekiştirilmesidir. Niteleme sıfatları, iki şekilde pekiştirilir:
    a)
    Niteleme sıfatındaki ilk ünlünün sonuna “m,p,r,s” ünsüzlerinden uygun olan birinin getirilmesi yoluyla:
    Örnek :
    tertemiz ev, bembeyaz gömlek, upuzun boy, masmavi deniz
    b)
    İkileme yoluyla :
    Örnek :
    eğri büğrü yollar, pırıl pırıl su, irili ufaklı taşlar, sarı sarı liralar
    Sıfatlarda Küçültme :
    Niteleme sıfatlarının sonuna “-cik, -cek, -ce, (-i)msi ve (-i)mtrak” eklerinden uygun olan birinin getirilmesiyle onların anlamlarında ve derecelerinde bir azalma ve daralmanın meydana gelmesidir. Örnek :
    büyücek ev büyüğe yakın
    kalınca kitap kalın gibi
    yüksekçe tepe yükseğe yakın
    acımsı biber acıya yakın
    kızılımtrak hava kızıla yakın
    Sıfat Tamlamaları :
    Sıfatların, adları nitelemesi veya belirtmesiyle oluşmuş söz gruplarına sıfat tamlaması denir. Tamlayan Tamlanan
    Sıfat Ad
    Sıfat tamlamalarında sıfat tamlayan olup önce, ad tamlanan olup sonra gelir.
    Örnek : Tamlayan Tamlanan
    Engin deniz
    Sessiz sedasız ortam
    İşe yaramaz eşyalar
    Bazı insanlar
    Bu fikir

    Sıfat Tamlamalarının Özellikleri :
    Ø Sıfat tamlamalarında, tamlayan ya da tamlanan birden çok kullanılabilir. Örnek :
    Uzun boylu esmer
    çocuk
    Tamlayan Tamlanan
    Kırmızı elbise, ayakkabı ve çanta
    Tamlayan Tamlanan
    Ø Sıfatlar, bir ad tamlamasında tamlayan ya da tamlanan görevinde kullanılabilir.
    Örnek :
    Sıfat tamlaması Sıfat tamlaması
    Yeşil köşkün lambası çocuğun masmavi gözleri
    Kareli yatak örtüsü
    Sıfat Belirtisiz ad tamlaması
    Bir yaz günü
    Sıfat Belirtisiz ad tamlaması
    Sıfatların Adlaşması :
    Bir niteleme veya sayı sıfatı, cümlede bir adın önüne gelmezse ya da çoğul, tamlama ve ad durum eklerinden biriyle çekimlenmiş olarak kullanılırsa, tür yönünden adlaşır. Bunlara adlaşmış sıfat denir. Örnek :
    Yaşlı
    adam ayağa kalktı.
    Sıfat Ad
    Yaşlı
    ayağa kalktı.
    Adlaşmış sıfat.
    Umutsuz
    insanlar başarılı olamaz.
    Sıfat Ad
    Umutsuzlar
    , başarılı olamaz.
    Adlaşmış Sıfat
     
  5. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Zamirler (Adıllar):
    Ad olmadıkları halde cümle içinde geçici olarak, bir adın yerini tutan ve bir adın gösterdiği bütün özellikleri gösteren sözcüklere veya eklere zamir (adıl) denir. Örnek :
    Polis aniden yere düştü, onu gördün mü?
    Ad Zamir
    Anlamlarına Göre Zamirler :
    Kişi Zamirleri :
    İnsan adlarının yerine kullanılan “ben, sen, o, biz, siz, onlar” ile kimi durumlarda insan adının yerine geçen “kendi” sözcükleridir. Örnek :
    Olanlara ben de çok üzüldüm.
    İsterseniz, bir de siz bakın.
    Sabahtan uğradım ben bir güzele.
    Güzel ağlatmadı, güldürdü beni.
    Kişi Zamirinin Özellikleri :
    ü “Kendi” kişi sözcüğü, cümlede bir insan adının yerine kullanılırsa yedinci bir kişi zamiri olur. Örnek : Bakalım kendisi ne diyor?
    Bu konuda kendin karar vermelisin.
    ü “Kendi” kişi zamiri, diğer kişi zamiriyle “ben kendim, sen kendin, o kendisi, biz kendimiz, siz kendiniz, onları kendileri” biçiminde kullanılırsa kişi zamirlerinin anlamını pekiştiren bir sözcük olur. Örnek : Ben geldim. Ben, kendim geldim.
    O düşünmüş. O, kendisi düşünmüş.
    ü “Kendi” kişi zamiri, ikilime biçiminde kullanılarak bir eylemi nitelerse, durum zarfı olur.
    Örnek :
    Çocuk kendi kendine oynuyor. (Nasıl oynuyor?)
    Durum Zarfı
    Kadın kendi kendine söylendi. (Nasıl söylendi?)
    Durum Zarfı
    ü “Kendi” kişi sözcüğü, öznenin yaptığı işi gene özneye dönmesini sağlayarak cümleye dönüşlülük anlamı katar. Bu yüzden dönüşlülük zamiri adını da alır. Örnek :
    Adam kendini yaktı.
    Çocuk kendini asmış.
    ü Kişi zamirleri, tamlamalarda, tamlayan olabilmelerine karşın, tamlanan olamazlar. Örnek :
    Benim
    arkadaşım, senin isteklerin, onun gönlü.
    Kendisinin
    sözleri, çocuğun kendisi.
    ü “Ben” ve “sen” kişi sözcükleri, adın yönelme (-e) durumuyla çekimlendiğinde ses değişimine uğrayarak “bana” ve “sana” olur.
    ü “O” sözcüğü insan dışındaki varlıkların yerine geçtiği zaman işaret zamiri olarak da kullanılabilir. Örnek : O bu işe çok kızacak. Kişi zamiri
    O
    , dosyalanıp kaldırıldı. İşaret zamiri
    UYARI :
    “O” kişi zamiri bir adı niteleyip işaret sıfatı olan sözcükle karıştırılmamalıdır.
    “O” kişi zamirinden sonra virgül getirilmezse anlam karışıklığı meydana gelebilir.
    İşaret Zamirleri :
    Adların yerini işaret ederek tutan sözcüklerdir. “Bu, şu, o” ve çoğul şekilleri olan “bunlar, şunlar, onlar” adın yerini işaret ederek tutarlarsa işaret zamiri olurlar.
    Bu yakındaki bir ad. (Bunlar)
    Şu, biraz uzaktaki bir ad. (Şunlar)
    O, ise daha uzaktaki bir ad. (Onlar) gösterir ve onların yerini tutar. Örnek :
    Bunu
    bir de babama soralım.
    Şu,
    Fatih zamanından beri ayakta.
    Onları,
    bana ver, şunları, sen al.
    İşaret Zamirlerinin Özellikleri :
    ü “O” ve “Onlar” sözcükleri kişi adının yerini tuttuklarında “kişi”, kişi dışında herhangi bir varlık ya da nesne adının yerini tuttuklarında “işaret” zamiri olurlar. Örnek :
    O
    , kitabı beğenmediğini söyledi. Kişi zamiri.
    O
    , sınıfın, duvarına asılacak. İşaret zamiri.
    ü “Buna, şuna, ona, öteki, beriki, böyle, şöyle, öyle” sözcükleri de adın yerine kullanılarak işaret zamiri olur. Örnek : Burayı sen temizle. İşaret zamiri.
    Gel de böylesine inan. İşaret zamiri.
    Öteki
    , başını eğip dinledi. İşaret zamiri.
    UYARI :
    İşaret zamirinden “bu, şu ve bunlar, şunlar” sözcükleri bir kişi adı yerine kullanılabilirler. Bu durum diğer işaret zamirleri için de geçerlidir. Örnek :
    Bu
    , adam çağırdı. (Bu adam)
    zamir Sıfat
    Şu
    , insanlara kızıyor. (Şu insanlar)
    Zamir sıfat
    ü İşaret zamirleri belirtili ad tamlamalarında tamlayan ya da tamlanan olarak kullanılabilirler.
    Örnek :
    Bunun acısı
    Evin şurası
    Öbürünün derdi.
    İnsanın böylesi
    ü İşaret sözcüklerinin yalın ve tekil şekilleri (bu, şu, o) işaret zamiri olup da cümlede bir adın önünde kullanılırsa araya mutlaka virgül (,) işareti konur. Aksi halde anlam karışıklığı ortaya çıkar. Örnek : Bu, kitabın önsözüne eklenecek.
    İşaret zamiri
    Bu
    kitabın önsözüne eklenecek.
    İşaret zamiri
    Belgisiz Zamirler :
    Bir adın yerini tuttukları halde, hangi adın yerini tuttukları tam olarak belli olmayan zamirlerdir. Adları sayı, ölçü miktar ve özne yönünden tam değil de belli belirsiz bir biçimde göstererek onların yerini tutarlar.
    Belgisiz zamir olarak kullanılan başlıca sözcükler şunlardır :
    Kimisi, kimileri, kimi, biri, birisi, birileri, birkaçı, bazısı, bazıları, çoğu, birçoğu, birçokları, başkası, birazı, fazlası, bir kısmı, hepsi, kimse, tümü herkes, hepimiz gibi. Örnek : Kimsenin ahı kimsede kalmaz.
    Çoğu
    gitti, azı kaldı. Birçoğu, bu durumdan habersiz.
    Hepsine
    benden selam söyle. Kimi ağlarken kimi gülüyor.
    Başkalarını
    değil, biraz da bizi düşün. İçlerinden birisi bana çok tanıdık geldi.
    Belgisiz Zamirlerin Özellikleri :
    ü Belgisiz zamirler belirtili ad tamlamalarında tamlayan ya da tamlanan olarak kullanılabilirler. Örnek : Birkaçının düşüncesi Çocukların birkaçı
    ü Kişi ve işaret zamirlerinden bazıları ikileme oluşturacak biçimde kullanılırsa belgisiz zamir olur. Örnek : Onun bunun sözüne uyma Seni beni hiç dinler mi o?
    ü “Şey” sözcüğü, belirsiz bir adın yerini tuttuğu için belgisiz zamirdir. Örnek :
    Çarşıdan şey aldım. Şey sordu.
    Soru Zamirleri :
    Adların yerini soru yoluyla tutan bir zamir çeşididir. Soru zamirleri sor sorarak adların yerine kullanılan sözcüklerdir denilebilir. Örnek :
    Bu kitabı kim yırttı? (Ali yırttı.)
    Senden ne istiyor? (Para istiyor.)
    Dün akşam nereden geliyordun? (sinemadan)
    Hangisini
    daha çok beğendin? (şunu)
    Yolda kime rastlamış? (bir arkadaşına)
    Soru Zamirlerinin Özellikleri :
    ü Soru sözcükleri bir eylemin anlamını etkileyecek bir biçimde kullanılırsa, soru zarfı olur. (Ne, Nasıl?) Örnek : Buralarda ne dolaşıp duruyorsun? Niçin? Anlamında.
    Bu havada buraya nasıl gelmiş? Ne şekilde anlamında
    ü Soru zamirleri, bir belirtili ad tamlamasında tamlayan ya da tamlanan olarak kullanılabilir. Örnek : Kimlerin parası?
    Çocukların hangisi?
    Adamın nesi?
    ü Bazı soru sözcükleri bir adın önüne gelerek onu soru yoluyla belirtirse, soru sıfatı olur. (hangi, kaç, ne, nasıl) Örnek :
    Hangi
    okulu bitirmiş?
    Soru sıfatı Ad
    Bunlara kaç para verdiniz?
    Soru Sıfatı Ad
    Ne yapıyormuş?
    Soru Sıfatı Ad
    İlgi Zamiri :
    Bir belirtili ad tamlamasında tamlanan durumundaki ikinci adın yerini tutan “-ki” ekine ilgi zamiri denir. Örnek : Salonun duvarları temiz ama odalarınki kirli.
    Odalarınki odaların duvarları
    Benim kalemim seninkinden iyi yazıyor.
    Seninki senin kalemin
    İlgi Zamirinin Özellikleri :
    ü İlgi zamiri, tamlamada tamlananın yerini tutar. Tamlanan tekrar yazılmak istendiğinde “-ki” atılabilir. Örnek : Bunun-ki daha canlı. Bu kazağın renkleri daha canlı.
    ü İlgi zamiriyle, addan sıfat türeten “-ki” eki karıştırılmamalıdır. “-ki” eğer ilgi zamiriyse bağlandığı sözcük (-in, -im) tamlayan eklerinden sonra kullanılır. Addan sıfat yapan “-ki” ekinde böyle bir durum yoktur. Örnek :
    Eğil salkım söğüt eğil, bu benimki sevda değil. Ben-im-ki
    Çocuğunki
    daha mantıklı. Çocuk-un-ki
    Evdeki
    hesap çarşıya uymaz. Ev-de-ki Addan - sıfat
    Geceki
    yağmur ortalığı batırmış. Gece-ki türetir.
    ü Bir adın sonuna gelerek, o varlığın sahibini, kime ait olduğunu gösteren (-im, -in, -i, -imiz, -iniz, -leri) iyelik eklerine iyelik zamiri denir. Örnek :
    Kalemim (benim kalemim) kalemimiz (bizim kalemimiz)
    Kalemin (senin kalemin) kaleminiz (sizin kaleminiz)
    Kalemi (onun kalemi) kalemleri (onların kalemleri)
    Yapılarına Göre Zamirler :
    Zamirler yapıları yönünden iki grupta incelenir.
    ü Basit (Yalın) Zamirler : Hiç yapım eki almamış, kök durumunda olan ya da yalnızca çekim eki alan zamirlerdir. Örnek : ben, şunda, bazıları, kim, bizlerden, onun vb.
    ü Bileşik Zamirler : İki sözcüğün birleşmesinden oluşan zamirlerdir. Örnek :
    Birçoğu, kimse, birkaçı, herhangi biri vb.
    UYARI :
    Yapım eki alarak türetilen zamirlerde vardır. Örnek : Bu - ra, şu -ra
    Zamirlerin Görevleri :
    Zamirler, cümlede bir adın yerini tutan sözcük türü olduğu için cümlede bir ad gibi, özne, nesne, dolaylı tümleç ve yüklem görevinde kullanılabilirler.
    Örnek : Seni buraya babam çağırdı.
    Bu işin aslını bir de biz araştıralım.
    Aradığımız ev şuradaymış.
     
  6. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Zarflar (Belirteçler)
    Eylemleri, eylemsileri ve zarf türünde olan başka sözcükleri anlam yönünden pekiştiren ya da kısıtlayarak sınırlayan sözcük çeşididir. Örnek :
    Adam akıllı davranıyor.
    Zarf Eylem
    Adam, akıllı davranarak işini yürütüyor.
    Zarf Eylem
    Adam, çok akıllı birine benziyor.
    Zarf Sıfat Zamir (ad)
    Adam, bu işte çok akıllı davrandı.
    Zarf Zarf Eylem
    Anlam ve Görevlerine Göre Zarflar :
    Zaman Zarfları :
    Eylemleri ve eylemsileri zaman yönünden gösteren, bunları zaman olarak sınırlayan bir zarf çeşididir. Zaman zarflarını bulabilmek için eylem ve eylemsi tabanlarına “Ne zaman?” sorusu yöneltilir. Örnek :
    Demin buradaydı, şimdi yok oldu.
    Geç
    fark ettim, taşın sert olduğunu.
    Yıllar önce
    değil ağaç, bir yeşil ota bile rastlayamazdık.
    Kışın
    giyeceğim diyerek ucuzluktan bir sürü kazak aldı.
    Yirmi yaşında
    evlenip çoluğa çocuğa karışmış.
    Zaman Zarfının Özellikleri :
    ü Zaman bildiren sözcükler, eyleme, ya da eylemsiye yöneltilen “Ne zaman?” sorusuna yanıt verirlerse, zaman zarfı; zaman kavramını karşılarsa, tür yönünden ad olurlar. Örnek : Erkenden yat, sabah yola çıkacaksın.
    Zaman Zarfı
    Sabah yeni umutların doğuşudur.
    Ad
    ü Ad ve sıfat tamlamaları cümle içinde zaman zarfı olarak kullanılabilir. Örnek :
    Ertesi gün
    başladı, gün doğmadan yolculuk.
    Sıfat tamlaması
    Gece yarısı
    bir patlama oldu.
    Ad tamlaması
    Durum Zarfları :
    Eylemlerin ya da eylemsilerin nasıl olduğunu, ne durumda bulunduğunu gösteren bir zarf çeşididir. Durum zarflarını bulabilmek için eylem ve eylemsilere “Nasıl?” sorusu yöneltilir. Örnek : Adam aniden karşıma çıktı.
    Sahnedeki sanatçıyı hayranlıkla izliyor.
    Beni iyi dinle, sonra pişman olursun.
    Çocuklar odalarında sessiz sessiz oynuyor.
    Kapıyı çalıp yavaşça girdi.
    Durum Zarfının Özellikleri :
    ü Bir sözcük, bir adı veya zamiri nitelerse, sıfat; bir eylemi ya da eylemsiyi nitelerse, durum zarfı olur. Örnek :
    O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler ve çekip gittiler.
    Sıfat Ad Sıfat Ad
    İyi düşünüp güzel konuştu.
    Zarf Eylemsi Zarf Eylemsi
    ü İkileme biçiminde kurulan, pekiştirilmiş olan ve edatla öbekleşen kimi sözcükler eylem ve eylemsiyi etkileyerek zarf görevinde kullanılabilir. Örnek :
    Güneş pırıl pırıl parlıyordu. İkileme
    zarf
    Deniz masmavi görünüyordu Pekiştirme
    zarf
    Çamaşırları sakız gibi yıkamış. Edat öbeği
    Zarf
    Yer-yön Zarfları :
    Eylemlerin ve eylemsilerin gerçekleştiği yeri ve yöneldiği yönü gösteren bir zarf çeşididir. Yer-yön zarflarını bulabilmek için eylem ve eylemsilere “Ne yöne, Ne tarafa?” soruları yöneltilir. Örnek :
    Az önce dışarı çıktı.
    Adam bir adım geri çekildi.
    İleri
    atılıp sellercesine, göğsünden vurulup tam ercesine.
    Bırak bekle, asansör yukarı çıkıyor.
    Yer-yön Zarfının Özellikleri :
    ü Yer-yön bildiren sözcüklerin yer-yön zarfı olabilmesi için mutlaka bir eylemi ya da eylemsiyi göstermesi gerekir. Aksi halde bunlar başka bir sözcük oluşturur.
    § Bir adın önüne gelerek adı etkilerse sıfat olur. Örnek :
    Yukarı
    mahalle, aşağı kat, ileri adım
    Sıfat Ad Sıfat Ad Sıfat Ad
    § Ad durum ekleriyle çekimlenirse ad olur. Örnek :
    İçeriye
    bir yabancı girdi.
    Ad
    Biraz geriye git.
    Ad
    Dışarıda
    kar, içeride sımsıcak bir hava vardı.
    Ad Ad
    § Bir yer ve yön adı olarak kullanılırsa, tür yönünden yine ad olur. Örnek :
    Dışarısı
    çok kalabalıktı.
    Ad
    Aşağısı
    oldukça sessiz ve sakindi.
    Ad
    ü Görüldüğü gibi yer ve yön gösteren “içeri, dışarı, aşağı, yukarı, öte, beri, ileri, geri” gibi sözcüklerin yer-yön zarfı olabilmesi için mutlaka ad durum eklerinden birini almamış ve çoğalmamış olarak eylemlerin önünde kullanılmaları gerekir.
    Azlık-Çokluk Zarfları :
    Bir eylemin, eylemsinin, sıfatın veya başka bir zarfın sayısını ve ölçüsünü gösteren, bunları karşılaştırarak dereceleyen bir zarf çeşididir.
    Dilimizde sayı, ölçü ve miktar gösteren, karşılaştırma ve derecelendirme yapılabilen başlıca sözcükler şunlardır: daha, pek, çok, en, fazla, oldukça, epey, epeyce, az, biraz, gayet, fevkalade, denli...
    Örnek :
    Çok yedim, daha fazla yiyemem.
    Zarf Eylem Zarf Zarf Eylem
    Olanlara fevkalade sevindim.
    Zarf Eylem
    Çok çalışıp az dinlenirdi.
    Zarf Eylemsi Zarf Eylem
    Bir dahaki sınava daha iyi hazırlan.
    Zarf Zarf Eylem
    Ondan daha iyi bir insana rastlamadım.
    Zarf Sıfat Grubu Ad
    Ali en iyi, en akıllı öğrenciymiş.
    Zarf Sıfat Zarf Sıfat
    Son günlerde gayet sakin bir çocuk olmuştu.
    Zarf Sıfat Grubu Ad
    Adlar ikileme oluşturarak azlık-çokluk zarfı yaratabilir.
    Örnek :
    Yemeklerden tabak tabak yediler.
    Zarf
    Donmuş patatesler çuval çuval çöpe atıldı.
    Zarf
    Soru Zarfları :
    Soru sözcükleri bir eyleme yönelerek onun nasıl yapıldığını, ne durumda olduğunu, yapılış şeklini ve zamanını buldurmaya yönelik olarak kullanılırsa soru zarfı olur. Örnek : Parandan ne kadar harcadın?
    Soru Zarfı
    Neden her şeyden beni sorumlu tutuyor?
    Soru Zarfı
    Ne diye ağlayıp duruyorsun?
    Soru zarfı
    Oradan ne zaman gelecekmiş?
    Soru zarfı
    Yapılarına Göre Zarflar :
    ü Basit Zarflar : Yapım eki almamış ya da bileşik bir sözcük durumunda olmayan, kök halinde olan zarflardır. Örnek : çok, pek, dün, yukarı, tek, demin...
    ü Türemiş Zarflar :Yapım eki alarak gövde durumuna geçen zarflardır. Örnek :
    Er-ken, ön-ce, son-ra, sabah-leyin, kış-ın, saatler-ce...
    ü Bileşik Zarflar : İki sözcüğün biçimsel olarak birleşmesinden oluşan zarflardır. Örnek :
    Bir-az, bu-gün, ilk-önce...
    ü Öbekleşmiş Zarflar : İki ya da daha çok sözcüğün biçimce ayrı yazılmasına karşın anlamca kaynaşmasından oluşan zarlardır. Örnek : hemen hemen, er geç, bazı bazı, zaman zaman...
    Zarflarla İlgili Genel Uyarılar :
    ü Dilimizde kesinlik anlamı taşıyan “şüphesiz, elbette, mutlaka, asla, kuşkusuz” gibi sözcükler, bu anlamlarla eylemi pekiştirdiğinde kesinlik zarfı oluşturur. Örnek :
    Doğacaktır, elbet sana vadettiği günler Hakk’ın.
    Benimle bir daha asla böyle konuşma!
    Şüphesiz
    tüm söylenenleri anlıyor.
    ü Eylem ve eylemsilere tekrar anlamı veren, onların yinelendiğini gösteren “tekrar, bir daha, gene, sık sık, çoğu kez, arada bir, bazen, yine” gibi sözcükler yineleme zarfı yaratır. Örnek : Bu konuyu tekrar ele almalıyız.
    Kar yine savrula savrula yağıyordu.
    Çocuk ikide bir babasından para istiyor.
    ü Eyleme olasılık anlamı katan “belli, herhalde..” sözcükleri olasılık zarfı olarak adlandırılır. Örnek : Belki yarın, belki de yarından sonra gelir.
    Herhalde
    toplantıda konuşulanları hiç dinlemedin.
    ü Eylemi zaman ve nicelik yönünden sınırlayan “artık, ancak, yalnız” sözcükleri sınırlama zarfı adını alır. Örnek : Artık bu sıkıntıya dayanamıyorum.
    Bu işi ancak üç gün sonra bitirebilirim.
    Beni yalnız sen anlarsın.
    ü Genellikle bir soruya karşılık olarak kullanılan “evet, hayır” sözcükleri onaylama zarfı adını alır. Örnek : - Kitap okur musun?
    -
    Evet.
    -
    Sen de gittin mi?
    -
    Hayır.




    Eylemler (Fiiller) :İş, oluş, hareket, durum ve kılış bildiren; zaman ve kişi eklerine göre çekimlenebilen; zaman ve kişi ekleriyle çekimlenmesi halinde cümle içinde yüklem görevi üstlenen sözcüklere eylem (fiil) denir.
    Örnek : bak-, sus-, büyü-, ağla-, koş-
    Gel-di-m kopar-ı-yor-uz
    Gel (eylem kökü) kopar (eylem gövdesi)
    -di (zaman eki) -yor (zaman eki)
    -m (1. Tekil kişi eki) -uz (1. Çoğul kişi eki)
    Eylemler, varlıkların yaptıkları hareketlerin niteliklerine ve özelliklerine göre, şu gruplara ayrılarak incelenir :
    ü İş ve Kılış Eylemleri :Öznenin kendi iradesiyle bir nesne üzerinde gerçekleşen ve bu eylemden nesnenin etkilendiği tüm eylemler iş-kılış anlamlıdır. Örnek : Kadın gömleği ütüledi.
    Açmak, yıkamak, kesmek
    ü Oluş Eylemleri : Gerçekleşmeleri özneye bağlı olmayan, doğal bir değişim içinde kendi kendine olan, nesne almayan tüm eylemler oluş anlamlıdır. Örnek : Adam iyice yaşlanmıştı.
    Paslanmak, büyümek, çürümek
    ü Hareket Eylemleri : Belli bir enerjinin, öznenin hareketlenmesine ya da yer değiştirmesine yönelik olarak harcandığı ve nesne almayan tüm eylemler hareket anlamlıdır.
    Örnek : Bugün parkta uzun uzun yürüdüm.
    Yüzmek, gitmek, kaçmak
    ü Durum Eylemleri : Öznenin kendi sitemiyle gerçekleştirdiği, daha çok içinde bulunduğu durumu gösteren ve bir durağanlık bildiren tüm eylemler durum anlamlıdır. Durum eylemleri de nesne almaz. Örnek : Burada biraz dinleniyorum.
    Yatmak, ağlamak, üzülmek
    UYARI :
    İş-kılış eylemleri, nesne aldığı için bu eylemler geçişlidir. Oluş, durum ve hareket eylemleri genellikle nesne almazlar. Bu nedenle geçişsizdir.
    Eylemlerin bir bölümünün iş-kılış, oluş ve durum bildirmesi, cümledeki kullanımına bağlıdır.
    Örnek :
    Çocuk kapıyı açtı. (iş-kılış)
    Bütün çiçekler açtı. (oluş)
    Eylemlerde Zaman :
    Eylemin içinden geçtiği, geçmekte olduğu ya da geçeceği süre “zaman” olarak adlandırılır. Zaman kavramı, kişi kavramıyla birlikte eylemi adlandıran ve biçimlendiren temel öğedir.
    ü Geçmiş Zaman : Eylemin sözden önce gerçekleştiğini gösteren zamandır. Örnek :
    Git-ti, git-miş önce eylem, sonra anlatış
    ü Şimdiki Zaman : Eylemle anlatışın aynı anda gerçekleştiğini gösteren zamandır.
    Örnek :
    bak-ı-yor, gel-i-yor eylemle anlatış aynı anda gerçekleşir.
    ü Gelecek Zaman : Önce anlatışın, sonra eylemin gerçekleşeceğini gösteren zamandır. Örnek : bak-acak, anlat-acak önce söz, sonra eylem
    ü Geniş Zaman : Eylemin sürekli ya da genellikle yapıldığını gösteren zamandır. Örnek : okur-r, çalış-ır sürekli ya da genellikle yapılır.
    Eylemlerde Kişi :
    Eylemin kim tarafından yapıldığını, kiminle ilgili olduğunu gösteren kavrama kişi (şahıs) denir. Kişi kavramı, eylem kök ve gövdelerinde kip eklerinden sonra eklenir. Eylemlerde üç temel kişi vardır. Bunlar tekil ve çoğul olarak kullanılabilir.
     
  7. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    KİŞİ

    TEKİL
    ÇOĞUL
    AÇIKLAMA
    ÖRNEK


    I.
    Ben
    Biz
    Sözü Söyleyen
    Okudum
    Okuyoruz
    II.
    Sen
    Siz
    Sözü Dinleyen
    Gelirsin
    1 Gelirsiniz
    III.
    O
    Onlar
    Hakkında Konuşulan
    2 Biliyor
    Biliyorlar


    Uyarı : Üçüncü tekil kişi eki yoktur. Üçüncü tekil kişinin anlatımında eyleme yalnızca kip eki getirilir. (bit-ti, git-miş, otur-u-yor)
    Eylemlere gelen kip eklerine göre kişi ekleri de farklılaşabilir. Örnek :
    Yap-ı-yor-uz (I. Çoğul kişi eki)
    Bekle-di-k (I. Çoğul kişi eki)

    Eylem Adları : Dış dünyadaki her varlığın ve her kavramın bir adı olduğu gibi eylemlerin de bir adı vardır. Eylem kök ve gövdelerine getirilen “-mak (-mek), -ma (-me), -ış (-iş)” ekleri geldikleri eyleme ad verip eylem adı oluştururlar. Eylem adı durumundaki bu sözcüklere ad eylem (mastar) adı verilir. Örnek : Buradan gitmek istiyor.
    Bu saatte gitmeye kalkma.
    Oraya gidişimiz zor oldu.
    Eylemlerde Kip : Eylemlerin iş-kılış, hareket ve durumu anlatabilmek için haber ve dilek kipleriyle birlikte kişi ekleriyle çekimlenmesine kip denir. Örnek :
    Otur - eylem kökü
    Otur-acak-sın çekimli eylem
    Otur-sa-n çekimli eylem
    Çekimli eylemler dört biçimde kullanılabilir:
    Olumlu biçim çalıştım
    Olumsuz biçim çalışmadım
    Soru biçimi çalıştım mı?
    Olumsuz soru biçimi çalışmadım mı?
    Haber (Bildirme) Kipleri :
    a) Görülen (di’li) Geçmiş Zaman : Eylem kök ya da gövdelerine “-dı, -di, -du, -dü, -tı, -ti, -tu, -tü) eklerinden biri getirilerek yapılır.
    Anlamı : Geçmişte yapılan bitmiş eylemleri kesinliğe bağlayarak anlatır. Görülen geçmiş zamanda aşağıdaki anlam özellikleri görülür :
    ü Görülen ve yaşanan bir olayın anlatımında bu kip kullanılır. Örnek :
    Öğrenciler son sınavlarına geçen hafta girdiler.
    Çocukluğumda ciddi bir hastalık geçirdim.
    ü Kesinliği, tarihi belgelere dayanan olayların anlatımında da bu kip kullanılır. Örnek: Osmanlı Devleti 1299’da kuruldu.
    Fatih, bütün askeri dehasını kullanarak İstanbul’u fethetti.
    Di’li geçmiş zamanın kişilere göre çekimi şöyledir :


    KİŞİ

    TEKİL


    ÇOĞUL





    I.



    Bakm
    Bakk

    II.



    Bakn
    Baknız

    III.



    Bak
    Baklar


    b) Duyulan (Miş’li) Geçmiş Zaman) : Eylem kök ya da gövdelerine “-mış, -miş, -muş, -müş” eklerinden biri getirilerek yapılır.
    Anlamı :
    ü Geçmişte yapılan bir eylemi kesinliğe bağlamadan anlatır. Örnek :
    O yıllarda ülkemizde büyük ekonomik sıkıntılar yaşanmış.
    Gençlik yıllarında bütün Avrupa ülkelerini gezmiş.
    ü Kısa bir geçmiş zaman diliminde de olsa, başkasından duyulan eylemlerin anlatımında kullanılır. Örnek : Geçen gün en yakın arkadaşıyla kavga etmiş.
    Erdal, dün sinemaya gitmiş, ama filmi beğenmemiş.
    ü Farkında olunmayan bir eylemin anlatımında kullanılır. Örnek :
    Öyle bir dalmışız ki, sabah olmuş.
    Bir de ne göreyim herkes gitmiş.
    ü Gerçekleşen bir eyleme tanık olma durumlarında da kullanılabilir. Örnek :
    Eline sağlık, çayda çay olmuş.
    Kısa sürede iyice yıpranmışsın.
    ü “-dır, -dir” ek eylemleriyle kullanıldığında kesinlik ya da olasılık anlamı kazanır. Örnek : Gönderdiğin mektubu dün almıştır. (Olasılık)
    Özür dilerim, kayıtlarımız kapanmıştır. (kesinlik)
    Miş’li geçmiş zamanın kişilere göre çekimi şöyledir :


    KİŞİ

    TEKİL


    ÇOĞUL





    I.



    Okumuşum
    Okumuşuz

    II.



    Okumuşsun
    Okumuşsunuz

    III.



    Okumuş
    Okumuşlar


    c) Şimdi Zaman : Eylem kök ya da gövdelerine “-yor” ekinin getirilmesiyle yapılır.
    Anlamı :
    ü İçinde bulunduğumuz zaman dilimi içinde başlamış; ama henüz bitmemiş, sürmekte olan bir eylemin anlatımında kullanılır. Örnek :
    Çocuk bütün dikkatiyle ders dinliyor.
    Ayşe’ye geçen gün gördüğümüz kazayı anlatıyordum.
    ü “-dır, -dir” ek-eylemiyle kullanıldığında olasılık anlamı kazanır. Örnek :
    Bu saatte evde uyuyordur.
    Şimdiki zamanın kişilere göre çekimi şöyledir :


    KİŞİ

    TEKİL


    ÇOĞUL





    I.



    Açıyorum
    Açıyoruz

    II.



    Açıyorsun
    Açıyorsunuz

    III.



    Açıyor
    Açıyorlar


    d) Gelecek Zaman : Eylem kök ya da gövdelerine “-acak, -ecek” eki getirilerek yapılır.
    Anlamı :
    ü Henüz yapılmamış, içine girilecek bir zaman dilimi içinde yapılacak olan bir eylemin anlatımında kullanılır. Örnek : Yarın akşam İstanbul’a gideceğiz.
    Akşama misafir gelecek.
    ü “-dır, -dir” ek eylemiyle kullanılırsa, kesinlik anlamı kazanır. Örnek :
    Bu sorun en geç yarın halledilecektir.
    Gelecek zamanın kişilere göre çekimi şöyledir :


    KİŞİ

    TEKİL


    ÇOĞUL





    I.



    acağım
    acağız

    II.



    acaksın
    acaksınız

    III.



    acak
    acaklar


    e) Geniş Zaman : Eylem kök ya da gövdelerine “-r (-ır, -ir, -ur, -ür, -ar, -er)” eklerinin getirilmesiyle yapılır.
    Anlamı :
    ü Genel doğruları göstermede kullanılır. Örnek : Su testisi su yolunda kırılır.
    Her canlı doğar, yaşar, ölür.
    ü Sürekli ya da genellikle yapılan eylemlerin anlatımında kullanılır. Örnek :
    Geniş zamanın kişilere göre çekimi şöyledir :


    KİŞİ

    TEKİL


    ÇOĞUL


    TEKİL


    ÇOĞUL





    I.



    arım
    Açmam
    arız
    Açmayız

    II.



    arsın
    Açmazsın
    arsınız
    Açmazsınız

    III.



    ar
    Açmaz
    arlar
    Açmazlar


    UYARI : “-r” eki yalnızca olumlu çekimlerde kullanılır. Olumsuz çekimlerde bu kipin olumsuzu “-ma-z, -me-z” ekiyle yapılır.
    Dilek Kipleri :
    a) İstek Kipi : Eylem kök ya da gövdelerine “-a, -e” eki getirilerek yapılır.
    Anlamı :
    ü Getirildiği eyleme istek anlamı verir. Örnek : Akşama ben de size geleyim.
    ü İsteğin yanı sıra öğüt ve gereklilik anlamı verir. Örnek :
    Kimsesizlere yardım edelim. (Öğüt)
    Derslerimize düzenli çalışalım. (Gereklilik)
    İstek kipinin kişilere göre çekimi şöyledir :

    KİŞİ
    TEKİL
    ÇOĞUL

    I.



    Alayım
    Alalım

    II.



    Alasın
    Alasınız

    III.



    Ala
    Alalar

    b) Dilek – Şart Kipi : Eylem tabanlarına “-sa, -se” ekinin getirilmesiyle yapılır.
    Anlamı :
    ü Eyleme dilek anlamı verir. Örnek : Ben de seninle gelsem.
    Tiyatroya değil de, sinemaya gitsek.
    ü Koşul anlamıyla kullanılır. Örnek : Bu işi başarırsa, güvenimi kazanır.
    Giderse, bir daha dönmez.
    Dilek-şart kipinin kişilere göre çekimi şöyledir :


    KİŞİ

    TEKİL


    ÇOĞUL





    I.



    Gitsem
    Gitsek

    II.



    Gitsen
    Gitseniz

    III.



    Gitse
    Gitseler


    Uyarı : Dilek kipleri herhangi bir zaman kavramını taşımadığı için bunlarla yapılan bileşik zamanlı eylemler, gerçekte ya tek zaman anlamı taşırlar ya da hiç zaman anlamı taşımazlar.
    c) Gereklilik Kipi : Eylem kök ya da gövdelerine “-malı, -meli” ekinin getirilmesiyle yapılır.
    Anlamı : Eylemin yapılması, olması gerektiğini bildirir. Bu anlam, “gerek, lazım, icap etmek” sözcükleriyle de sağlanır. Örnek : Onunla hemen konuşmalıyım.
    Bu işi yarına bitirmeliyiz.
    Gereklilik kipinin kişilere göre çekimi şöyledir :


    KİŞİ

    TEKİL
    ÇOĞUL



    I.



    Bilmeliyim
    Bilmeliyiz

    II.



    Bilmelisin
    Bilmelisiniz

    III.



    Bilmeli
    Bilmeliler


    d) Emir (Buyurma) Kipi : Emir kipinin eki yoktur. Bu nedenle I. ve çoğul kişilerde emir kipinin çekimi olmaz. Çünkü kişiler kendi kendilerine emredemezler. Emir kipine II. Tekil kişi dışında kişi ekleri getirilebilir.
    Anlamı :
    ü Eylemin yapılmasını emir biçiminde belirtir. Örnek :
    Derslerini bitirir bitirmez yat. (Olumlu emir)
    Eve zamanında gelin. (Olumlu emir)
    Dışarı çıkmayın. (Olumsuz emir)
    ü Bazen dilek anlamıyla kullanılır. Örnek : Tanrım, bana yardım et.
    Dünyada hiç aç insan olmasın.
    Emir kipinin kişilere göre çekimi şöyledir :


    KİŞİ

    TEKİL


    ÇOĞUL




    II.



    Gel
    Gelin

    III.



    Gelsin
    Gelsinler


    UYARI : Haber (bildirme) kiplerinde belli bir zaman kavramı varken, dilek kipleri zaman bildirmez.
    Eylemlerde Bileşik Zamanlılık : Bileşik zaman, basit zamanlı bir eyleme hikaye, rivayet ve koşul eklerinin getirilmesiyle yapılır. Kısaca bileşik zamanlı bir eylem üç değişik şekilde kurulur :
    Eylem tabanı + Zaman eki + idi = Hikaye bileşik zamanlı eylem
    Eylem tabanı + Zaman eki + imiş = Rivayet bileşik zamanlı eylem
    Eylem tabanı + Zaman eki + ise = Koşul bileşik zamanlı eylem

    BASİT ZAMANLI EYLEM + EK EYLEM =BİLEŞİK ZAMANLI EYLEM
    UYARI: Dilek kipleri herhangi bir zaman kavramı taşımadığı için bunlarla yapılan bileşik zamanlı eylemler, gerçekte ya tek zaman anlamı taşırlar ya da hiç zaman anlamı taşımazlar.
    Bileşik Zaman Üç Tanedir :
    a) Hikaye Bileşik Zaman : Haber ya da dilek kipi almış bir eyleme “-dı, -di, -du, -dü” eklerinden birinin getirilmesiyle yapılır. Örnek :
    ü Di’li geçmiş zamanın hikayesi : bildiydim, aldıydık ...
    ü Miş’li geçmiş zamanın hikayesi : bilmiştim, almıştık...
    ü Şimdiki zamanın hikayesi : biliyordum, alıyorduk...
    ü Gelecek zamanın hikayesi : bilecektim, alacaktık...
    ü Geniş zamanın hikayesi : bilirdim, alırdık...
    ü İstek kipinin hikayesi : bilseydim, alsaydık...
    ü Dilek-şart kipinin hikayesi : bilseydim, alsaydık...
    ü Gereklilik kipinin hikayesi : bilmeliydim, almalıydık...
    b) Rivayet Bileşik Zaman : Haber ya da dilek kip almış bir eyleme “–mış, -miş, -muş, -müş” eklerinden birinin getirilmesiyle yapılır. Örnek :
    ü Di’li geçmiş zamanın rivayeti yoktur.
    ü Miş’li geçmiş zamanın rivayeti : bilmişmişim, alıyormuşuz...
    ü Şimdiki zamanın rivayeti : biliyormuşum, alıyormuşuz...
    ü Gelecek zamanın rivayeti : bilecekmişim, alacakmışım...
    ü İstek kipinin rivayeti : bileymişim, alaymışız...
    ü Dilek-şart kipinin rivayeti : bilseymişim, alsaymışız...
    ü Gereklilik kipinin rivayeti : bilmeliymişim, almalıymışız...
    c) Koşul Bileşik Zamanı : Haber ya da dilek kipiyle çekimli bir eyleme “-sa, -se” ekinin getirilmesiyle yapılır. Dilek kiplerinden yalnızca gereklilik kipinin koşul bileşik şekli yoktur. Örnek :
    ü Di’li geçmiş zamanın koşulu : bildiysem, aldıysak...
    ü Miş’li geçmiş zamanın koşulu : bilmişsem, almışsak...
    ü Şimdiki zamanın koşulu : biliyorsam, alıyorsak...
    ü Geniş zamanın koşulu : bilirsem, alırsak...
    ü Gelecek zamanın koşulu : bileceksem, alacaksak...
    ü Gereklilik kipinin koşulu : bilmeliysem, almalıysak...
    Eylem Kipinde Anlam Kayması : Bir kipin kendi anlamı dışında, bir başka kipin anlamını verecek bir biçimde kullanılmasına eylem kipinde anlam kayması ya da zaman kayması denir.
    Anlam kaymasına uğrayan başlıca kipler şunlardır :
    a) Şimdiki Zaman Kipi : Şimdiki zaman kipi “-yor” geçmiş zaman, gelecek zaman ve geniş zaman kipi yerine kullanılabilir. Örnek :
    ü Onu yolda görüyor ve selam vermiyor. (Di’li geçmiş zaman yerine)
    ü Ninem, teyzeme bir mektup yazıyor ve beni şikayet ediyor. (Miş’li geçmiş zaman yerine)
    ü Her Pazar buraya geliyor ve bizimle sohbet ediyor. (Geniş zaman yerine)
    ü Ben yarın geliyorum. (Gelecek zaman yerine)
    b) Geniş Zaman Kipi : Geniş zaman kipi “-r,-ır,-ir,-ur,-ür,-ar,-er” geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman ve emir kipi yerine kullanılabilir. Örnek :
    ü Günlerden bir gün kasabaya yaşlı başlı bir adam gelir. (Geçmiş zaman yerine)
    ü Merak etme, birazdan gelir. (Gelecek zaman yerine)
    ü Şimdi sen de beni düşünür müsün? (Şimdiki zaman yerine)
    ü Oraya gider, Hamza’yı bulursun. (Emir kip yerine)
    c) Gelecek Zaman Kipi : Gelecek zaman kipi “-acak, -ecek” geçmiş zaman, gereklilik ve emir kipi yerine kullanılabilir. Örnek :
    ü Fatih İstanbul’u alacak ve Osmanlıların Balkanlar’daki varlığı kesinleşecek. (Geçmiş zaman yerine)
    ü Beni arayan Ayşe olacak. (Gereklilik kipi yerine)
    ü Burayı derhal temizleyeceksin. (Emir kipi yerine)
    Ek-Eylem (Ek-Fiil) : Ad ve ad soylu sözcüklerin sonuna gelerek, onların belirli bir kesinlik kazanıp yüklem olmasını sağlayan eklerdir.
    Örnek : Hava dün gece karlı Hava dün gece karlıydı.
    -dır Ali’nin boyu Erdal’dan uzundur.
    -imiş Babası oldukça zenginmiş.
    -dı Durmadan beni arayıp soran oydu.
    -ım Ben de bir insanım.
    -sın Dikkat et, sen daha küçük bir çocuksun.
    -iz Biz bu işe biraz isteksiz gibiyiz.
    -siniz Siz de diğer insanlarla eşitsiniz.
    -dırlar Bu saatte evde yokturlar.
    -ise Ya, bizi muayene edecek bu doktorsa...!
    Yapıları Yönünden Eylemler :
    Basit (Yalın) Eylemler : Kök durumunda olan ya da yalnızca çekim eki alan eylemler biçimsel yönden basittir. Örnek :
    Git git-ecek-miş-im
    Uyu uyu-malı-y-dı-k
    Bak bak-sa-y-dı-nız
    Konuş konuş-uyor-muş-sunuz
    Türemiş Eylemler : Ad ya da eylem köklerine çeşitli yapım eklerinin getirilmesiyle gövde durumuna geçen eylemler biçimsel olarak türemiş eylemdir. Örnek :
    Kara-r Addan eylem piş-ir- Eylemden eylem
    Oyun-a türemiş aç-ıl- türemiş
    Bileşik Eylemler :İki ya da daha çok sözcüğün biçimce veya anlamca kaynaşarak tek bir yargıyı anlatacak hale gelmesiyle oluşan eylemler, yapıları yönünden bileşik eylem adını alır.
    Bileşik Eylemler Üç Farklı Biçimde Oluşur :
    a) Yardımcı Eylemle Kurulan Bileşik Eylemler : Özellikle “et(mek), eyle(mek), ol(mak), kıl(mak), buyur(mak)” eylemleri çoğunlukla bir eylemi bir yargıyı tek başlarına ifade edemez, bu nedenle de tek başlarına yüklem olamazlar. Bu durumda bu eylemler, kendilerinden önce gelen bir ad ya da ad soylu sözcükle birleşmek suretiyle kesin bir yargıyı ifade edebilirler. Bu oluşuma, yardımcı eylemle kurulan bileşik eylem denir.
    Ad/ad soylu sözcük + yardımcı eylem = Yardımcı eylemle kurulan bileşik eylem
    Örnek : Pişman + ol(mak) Bütün yaptıklarına pişman olacak.
    Yardım + et(mek) Ödevlerimi yaparken bana yardım etti.
    His+et(mek) Olacakları önceden hissettim.
    Kabul+eyle(mek) Dualarımızı kabul eyle.
    Şükür+et(mek) Biz buna şükredelim.
    Yardımcı Bileşik Eylemle İlgili Uyarılar
    Ø Et(mek), eyle(mek), ol(mak), kıl(mak) sözcükleri, kimi durumlarda tam (asıl) eylem olup, tek başlarına kesin bir yargı bildirirler. Böyle durumlarda yardımcı eylem olarak kabul edilmezler. Örnek : Bu masa buraya daha iyi oldu. (uydu)
    Yarın orada olurum. (bulunurum)
    Ø Bu sözcükler tam (asıl) eylem olduklarında tek başlarına yüklem görevi üstlenirler. Örnek : Bahçemizdeki meyveler iyice oldu. (olgunlaştı)
    Ø Yardımcı eylemle kurulan bileşik eylemlerde, ad ve ad soylu sözcüklerde ses düşmesi veya ses türemesi meydan gelirse, bunlar yardımcı eylemle bitişik yazılır. Örnek : Kahır+ol- kahrol-
    Zan+et- zannet-
    Hapis+ol- hapsol-
    Red+et- reddetmek-
    Ø Ad ve ad soylu sözcük, yardımcı eylemle birleştiğinde herhangi bir ses olayı meydana gelmemişse, bunlar yardımcı eylemden ayrı yazılır. Örnek :
    Arz et-
    Hak et-
    Yetkili kıl-
    İhmal et-
    b) Kurallı (Özel) Bileşik Eylemler : İki eylem tabanının biçimce ve anlamca birleşip kaynaşmasıyla oluşan bir birleşik eylem çeşididir. Bu birleşimde iki eylem arasına “-a, -e, -ı, -i, -u, -ü” seslerinden biri girer. Bu birleşmede ikinci eylem sabit olup gerçek anlamından tümüyle sıyrılmıştır.
    Kurallı (özel) Bileşik Eylemler Dörde Ayrılır :
    q Yeterlik Eylemi : Yapılışı : Eylem + (a, e) + bil(mek)
    Anlamı : Eyleme “yeterli olma, başarabilme ya da olasılık” anlamı verir.
    Örnek : Akşama size gelebilirim. (olasılık)
    Bu soruyu Ahmet çözebilir. (başarabilme)
    Ben İngilizce konuşabilirim. (yeterli olma)
    Yeterlik birleşik eylemi üç şekilde olumsuz yapılır :


    ANLAM

    OLUMLU


    OLUMSUZ





    OLASILIK



    Yapabilirim
    Yapmayabilirim

    YETERLİ OLMAYIŞ



    Yapabilirim
    Yapamayabilirim

    KESİNLİK



    Yapabilirim
    Yapamam


    q Tezlik Eylemi : Yapılışı : Eylem + (ı, i, u, ü) + ver(mek)
    Anlamı : Eylemin “çabucak veya kolayca yapıldığı” nı gösterir.
    Örnek : Hastalığını duyunca geliverdim. (çabukluk)
    Soruları okuyuverdim. (çabukluk kolaylık)
    Tezlik eylemi iki şekilde olumsuz yapılır :


    OLUMLU

    OLUMSUZ




    Çıkıverdi
    Çıkmayıverdi
    Bitiverdi
    Bitmeyiverdi



    q Sürerlik Eylemi : Yapılışı : Eylem + (a, e) gel(mek), kal(mak), dur(mak)
    Anlamı : Eylemin bir süre aralıksız sürdüğü, kesintisiz devam ettiğini gösterir.
    Örnek : Bu iş böyle süregelmiş.
    Adamın arkasından bakakaldım.
    Sen, verdiğim işleri yapadur.
    q Yaklaşma Eylemi : Yapılışı : Eylem + (a, e) yaz(mak)
    Anlamı : Eylemin gerçekleşmesine “çok yaklaşıldığı, çok az kaldığı”nı gösterir.
    Örnek : Kazada babam da öleyazdı.
    Yürürken düşeyazdım.
    c) Anlamca Kaynaşmış Bileşik Eylemler : Anlamca kaynaşmış bileşik eylemler, bir araya gelen ad ve eylemden kimi zaman birinin kimi zamanda her ikisinin gerçek anlamlarından uzaklaşarak anlamca kaynaşmasıyla oluşan bileşik eylemlerdir.
    Anlamca kaynaşmış bileşik eylemler, şu yollarla oluşabilir:
    q Bir eylemin, eylemsi ya da yardımcı eylemle birleşmesiyle meydana gelebilirler. Örnek :
    Göresi gel(mek)
    Ağlayacağı tut(mak) Bu bileşik eylemde, ikinci sözcük (eylem) gerçek
    Bilm ezlikten gel(mek) anlamından uzaklaşmıştır.
    Bitirmiş ol(mak)
    q Ad soylu sözcüklerle bir eylemin birleşmesinden meydana gelebilirler. Örnek :
    Hasta düş(mek) Bu bileşik eylemlerde, ad soylu sözcükler
    Acı çek(mek) gerçek anlamını korurken, eylemler
    Nasihat ver(mek) gerçek anlamından uzaklaşır.
    Yalan at(mak)
    q Hem ad hem de eylemin gerçek anlamından uzaklaşarak bir deyim grubu oluşturmasından meydan gelen birleşik eylemler.
    Örnek : abayı yak(mak)
    Çam devir(mek)
    Başı göğe er(mek)
    Kaşıkla yedirip sapıyla göz çıkar(mak)
    UYARI : Ad eylemin gerçek anlamını yitirdiği ancak deyim oluşturmayan ve bitişik yazılan birleşik eylemler de vardır. Örnek : Varsay(mak)
    Vazgeç(mek)
    Elver(mek)
    Öngör(mek)
    Cümlenin öğelerine ayrılmasında birleşik eylemler bir bütün olarak ele alınmalı, aynı öğeyi oluşturduklarına dikkat edilmeli, bölünmemelidir. Örnek :
    B u k o n u d a b u r n u n d a n k ı l a l d ı r m ı y o r. (yanlış)
    Dolaylı Tümleç Nesne Yüklem
    B u k o n u d a b u r n u n d a n k ı l a l d ı r m ı y o r. (Doğru)
     
  8. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    KİŞİ

    TEKİL
    ÇOĞUL
    AÇIKLAMA
    ÖRNEK


    I.
    Ben
    Biz
    Sözü Söyleyen
    Okudum
    Okuyoruz
    II.
    Sen
    Siz
    Sözü Dinleyen
    Gelirsin
    1 Gelirsiniz
    III.
    O
    Onlar
    Hakkında Konuşulan
    2 Biliyor
    Biliyorlar


    Uyarı : Üçüncü tekil kişi eki yoktur. Üçüncü tekil kişinin anlatımında eyleme yalnızca kip eki getirilir. (bit-ti, git-miş, otur-u-yor)
    Eylemlere gelen kip eklerine göre kişi ekleri de farklılaşabilir. Örnek :
    Yap-ı-yor-uz (I. Çoğul kişi eki)
    Bekle-di-k (I. Çoğul kişi eki)

    Eylem Adları : Dış dünyadaki her varlığın ve her kavramın bir adı olduğu gibi eylemlerin de bir adı vardır. Eylem kök ve gövdelerine getirilen “-mak (-mek), -ma (-me), -ış (-iş)” ekleri geldikleri eyleme ad verip eylem adı oluştururlar. Eylem adı durumundaki bu sözcüklere ad eylem (mastar) adı verilir. Örnek : Buradan gitmek istiyor.
    Bu saatte gitmeye kalkma.
    Oraya gidişimiz zor oldu.
    Eylemlerde Kip : Eylemlerin iş-kılış, hareket ve durumu anlatabilmek için haber ve dilek kipleriyle birlikte kişi ekleriyle çekimlenmesine kip denir. Örnek :
    Otur - eylem kökü
    Otur-acak-sın çekimli eylem
    Otur-sa-n çekimli eylem
    Çekimli eylemler dört biçimde kullanılabilir:
    Olumlu biçim çalıştım
    Olumsuz biçim çalışmadım
    Soru biçimi çalıştım mı?
    Olumsuz soru biçimi çalışmadım mı?
    Haber (Bildirme) Kipleri :
    a) Görülen (di’li) Geçmiş Zaman : Eylem kök ya da gövdelerine “-dı, -di, -du, -dü, -tı, -ti, -tu, -tü) eklerinden biri getirilerek yapılır.
    Anlamı : Geçmişte yapılan bitmiş eylemleri kesinliğe bağlayarak anlatır. Görülen geçmiş zamanda aşağıdaki anlam özellikleri görülür :
    ü Görülen ve yaşanan bir olayın anlatımında bu kip kullanılır. Örnek :
    Öğrenciler son sınavlarına geçen hafta girdiler.
    Çocukluğumda ciddi bir hastalık geçirdim.
    ü Kesinliği, tarihi belgelere dayanan olayların anlatımında da bu kip kullanılır. Örnek: Osmanlı Devleti 1299’da kuruldu.
    Fatih, bütün askeri dehasını kullanarak İstanbul’u fethetti.
    Di’li geçmiş zamanın kişilere göre çekimi şöyledir :


    KİŞİ

    TEKİL


    ÇOĞUL





    I.



    Bakm
    Bakk

    II.



    Bakn
    Baknız

    III.



    Bak
    Baklar


    b) Duyulan (Miş’li) Geçmiş Zaman) : Eylem kök ya da gövdelerine “-mış, -miş, -muş, -müş” eklerinden biri getirilerek yapılır.
    Anlamı :
    ü Geçmişte yapılan bir eylemi kesinliğe bağlamadan anlatır. Örnek :
    O yıllarda ülkemizde büyük ekonomik sıkıntılar yaşanmış.
    Gençlik yıllarında bütün Avrupa ülkelerini gezmiş.
    ü Kısa bir geçmiş zaman diliminde de olsa, başkasından duyulan eylemlerin anlatımında kullanılır. Örnek : Geçen gün en yakın arkadaşıyla kavga etmiş.
    Erdal, dün sinemaya gitmiş, ama filmi beğenmemiş.
    ü Farkında olunmayan bir eylemin anlatımında kullanılır. Örnek :
    Öyle bir dalmışız ki, sabah olmuş.
    Bir de ne göreyim herkes gitmiş.
    ü Gerçekleşen bir eyleme tanık olma durumlarında da kullanılabilir. Örnek :
    Eline sağlık, çayda çay olmuş.
    Kısa sürede iyice yıpranmışsın.
    ü “-dır, -dir” ek eylemleriyle kullanıldığında kesinlik ya da olasılık anlamı kazanır. Örnek : Gönderdiğin mektubu dün almıştır. (Olasılık)
    Özür dilerim, kayıtlarımız kapanmıştır. (kesinlik)
    Miş’li geçmiş zamanın kişilere göre çekimi şöyledir :


    KİŞİ

    TEKİL


    ÇOĞUL





    I.



    Okumuşum
    Okumuşuz

    II.



    Okumuşsun
    Okumuşsunuz

    III.



    Okumuş
    Okumuşlar


    c) Şimdi Zaman : Eylem kök ya da gövdelerine “-yor” ekinin getirilmesiyle yapılır.
    Anlamı :
    ü İçinde bulunduğumuz zaman dilimi içinde başlamış; ama henüz bitmemiş, sürmekte olan bir eylemin anlatımında kullanılır. Örnek :
    Çocuk bütün dikkatiyle ders dinliyor.
    Ayşe’ye geçen gün gördüğümüz kazayı anlatıyordum.
    ü “-dır, -dir” ek-eylemiyle kullanıldığında olasılık anlamı kazanır. Örnek :
    Bu saatte evde uyuyordur.
    Şimdiki zamanın kişilere göre çekimi şöyledir :


    KİŞİ

    TEKİL


    ÇOĞUL





    I.



    Açıyorum
    Açıyoruz

    II.



    Açıyorsun
    Açıyorsunuz

    III.



    Açıyor
    Açıyorlar


    d) Gelecek Zaman : Eylem kök ya da gövdelerine “-acak, -ecek” eki getirilerek yapılır.
    Anlamı :
    ü Henüz yapılmamış, içine girilecek bir zaman dilimi içinde yapılacak olan bir eylemin anlatımında kullanılır. Örnek : Yarın akşam İstanbul’a gideceğiz.
    Akşama misafir gelecek.
    ü “-dır, -dir” ek eylemiyle kullanılırsa, kesinlik anlamı kazanır. Örnek :
    Bu sorun en geç yarın halledilecektir.
    Gelecek zamanın kişilere göre çekimi şöyledir :


    KİŞİ

    TEKİL


    ÇOĞUL





    I.



    acağım
    acağız

    II.



    acaksın
    acaksınız

    III.



    acak
    acaklar


    e) Geniş Zaman : Eylem kök ya da gövdelerine “-r (-ır, -ir, -ur, -ür, -ar, -er)” eklerinin getirilmesiyle yapılır.
    Anlamı :
    ü Genel doğruları göstermede kullanılır. Örnek : Su testisi su yolunda kırılır.
    Her canlı doğar, yaşar, ölür.
    ü Sürekli ya da genellikle yapılan eylemlerin anlatımında kullanılır. Örnek :
    Geniş zamanın kişilere göre çekimi şöyledir :


    KİŞİ

    TEKİL


    ÇOĞUL


    TEKİL


    ÇOĞUL





    I.



    arım
    Açmam
    arız
    Açmayız

    II.



    arsın
    Açmazsın
    arsınız
    Açmazsınız

    III.



    ar
    Açmaz
    arlar
    Açmazlar


    UYARI : “-r” eki yalnızca olumlu çekimlerde kullanılır. Olumsuz çekimlerde bu kipin olumsuzu “-ma-z, -me-z” ekiyle yapılır.
    Dilek Kipleri :
    a) İstek Kipi : Eylem kök ya da gövdelerine “-a, -e” eki getirilerek yapılır.
    Anlamı :
    ü Getirildiği eyleme istek anlamı verir. Örnek : Akşama ben de size geleyim.
    ü İsteğin yanı sıra öğüt ve gereklilik anlamı verir. Örnek :
    Kimsesizlere yardım edelim. (Öğüt)
    Derslerimize düzenli çalışalım. (Gereklilik)
    İstek kipinin kişilere göre çekimi şöyledir :

    KİŞİ
    TEKİL
    ÇOĞUL

    I.



    Alayım
    Alalım

    II.



    Alasın
    Alasınız

    III.



    Ala
    Alalar

    b) Dilek – Şart Kipi : Eylem tabanlarına “-sa, -se” ekinin getirilmesiyle yapılır.
    Anlamı :
    ü Eyleme dilek anlamı verir. Örnek : Ben de seninle gelsem.
    Tiyatroya değil de, sinemaya gitsek.
    ü Koşul anlamıyla kullanılır. Örnek : Bu işi başarırsa, güvenimi kazanır.
    Giderse, bir daha dönmez.
    Dilek-şart kipinin kişilere göre çekimi şöyledir :


    KİŞİ

    TEKİL


    ÇOĞUL





    I.



    Gitsem
    Gitsek

    II.



    Gitsen
    Gitseniz

    III.



    Gitse
    Gitseler


    Uyarı : Dilek kipleri herhangi bir zaman kavramını taşımadığı için bunlarla yapılan bileşik zamanlı eylemler, gerçekte ya tek zaman anlamı taşırlar ya da hiç zaman anlamı taşımazlar.
    c) Gereklilik Kipi : Eylem kök ya da gövdelerine “-malı, -meli” ekinin getirilmesiyle yapılır.
    Anlamı : Eylemin yapılması, olması gerektiğini bildirir. Bu anlam, “gerek, lazım, icap etmek” sözcükleriyle de sağlanır. Örnek : Onunla hemen konuşmalıyım.
    Bu işi yarına bitirmeliyiz.
    Gereklilik kipinin kişilere göre çekimi şöyledir :


    KİŞİ

    TEKİL
    ÇOĞUL



    I.



    Bilmeliyim
    Bilmeliyiz

    II.



    Bilmelisin
    Bilmelisiniz

    III.



    Bilmeli
    Bilmeliler


    d) Emir (Buyurma) Kipi : Emir kipinin eki yoktur. Bu nedenle I. ve çoğul kişilerde emir kipinin çekimi olmaz. Çünkü kişiler kendi kendilerine emredemezler. Emir kipine II. Tekil kişi dışında kişi ekleri getirilebilir.
    Anlamı :
    ü Eylemin yapılmasını emir biçiminde belirtir. Örnek :
    Derslerini bitirir bitirmez yat. (Olumlu emir)
    Eve zamanında gelin. (Olumlu emir)
    Dışarı çıkmayın. (Olumsuz emir)
    ü Bazen dilek anlamıyla kullanılır. Örnek : Tanrım, bana yardım et.
    Dünyada hiç aç insan olmasın.
    Emir kipinin kişilere göre çekimi şöyledir :


    KİŞİ

    TEKİL


    ÇOĞUL




    II.



    Gel
    Gelin

    III.



    Gelsin
    Gelsinler


    UYARI : Haber (bildirme) kiplerinde belli bir zaman kavramı varken, dilek kipleri zaman bildirmez.
    Eylemlerde Bileşik Zamanlılık : Bileşik zaman, basit zamanlı bir eyleme hikaye, rivayet ve koşul eklerinin getirilmesiyle yapılır. Kısaca bileşik zamanlı bir eylem üç değişik şekilde kurulur :
    Eylem tabanı + Zaman eki + idi = Hikaye bileşik zamanlı eylem
    Eylem tabanı + Zaman eki + imiş = Rivayet bileşik zamanlı eylem
    Eylem tabanı + Zaman eki + ise = Koşul bileşik zamanlı eylem

    BASİT ZAMANLI EYLEM + EK EYLEM =BİLEŞİK ZAMANLI EYLEM
    UYARI: Dilek kipleri herhangi bir zaman kavramı taşımadığı için bunlarla yapılan bileşik zamanlı eylemler, gerçekte ya tek zaman anlamı taşırlar ya da hiç zaman anlamı taşımazlar.
    Bileşik Zaman Üç Tanedir :
    a) Hikaye Bileşik Zaman : Haber ya da dilek kipi almış bir eyleme “-dı, -di, -du, -dü” eklerinden birinin getirilmesiyle yapılır. Örnek :
    ü Di’li geçmiş zamanın hikayesi : bildiydim, aldıydık ...
    ü Miş’li geçmiş zamanın hikayesi : bilmiştim, almıştık...
    ü Şimdiki zamanın hikayesi : biliyordum, alıyorduk...
    ü Gelecek zamanın hikayesi : bilecektim, alacaktık...
    ü Geniş zamanın hikayesi : bilirdim, alırdık...
    ü İstek kipinin hikayesi : bilseydim, alsaydık...
    ü Dilek-şart kipinin hikayesi : bilseydim, alsaydık...
    ü Gereklilik kipinin hikayesi : bilmeliydim, almalıydık...
    b) Rivayet Bileşik Zaman : Haber ya da dilek kip almış bir eyleme “–mış, -miş, -muş, -müş” eklerinden birinin getirilmesiyle yapılır. Örnek :
    ü Di’li geçmiş zamanın rivayeti yoktur.
    ü Miş’li geçmiş zamanın rivayeti : bilmişmişim, alıyormuşuz...
    ü Şimdiki zamanın rivayeti : biliyormuşum, alıyormuşuz...
    ü Gelecek zamanın rivayeti : bilecekmişim, alacakmışım...
    ü İstek kipinin rivayeti : bileymişim, alaymışız...
    ü Dilek-şart kipinin rivayeti : bilseymişim, alsaymışız...
    ü Gereklilik kipinin rivayeti : bilmeliymişim, almalıymışız...
    c) Koşul Bileşik Zamanı : Haber ya da dilek kipiyle çekimli bir eyleme “-sa, -se” ekinin getirilmesiyle yapılır. Dilek kiplerinden yalnızca gereklilik kipinin koşul bileşik şekli yoktur. Örnek :
    ü Di’li geçmiş zamanın koşulu : bildiysem, aldıysak...
    ü Miş’li geçmiş zamanın koşulu : bilmişsem, almışsak...
    ü Şimdiki zamanın koşulu : biliyorsam, alıyorsak...
    ü Geniş zamanın koşulu : bilirsem, alırsak...
    ü Gelecek zamanın koşulu : bileceksem, alacaksak...
    ü Gereklilik kipinin koşulu : bilmeliysem, almalıysak...
    Eylem Kipinde Anlam Kayması : Bir kipin kendi anlamı dışında, bir başka kipin anlamını verecek bir biçimde kullanılmasına eylem kipinde anlam kayması ya da zaman kayması denir.
    Anlam kaymasına uğrayan başlıca kipler şunlardır :
    a) Şimdiki Zaman Kipi : Şimdiki zaman kipi “-yor” geçmiş zaman, gelecek zaman ve geniş zaman kipi yerine kullanılabilir. Örnek :
    ü Onu yolda görüyor ve selam vermiyor. (Di’li geçmiş zaman yerine)
    ü Ninem, teyzeme bir mektup yazıyor ve beni şikayet ediyor. (Miş’li geçmiş zaman yerine)
    ü Her Pazar buraya geliyor ve bizimle sohbet ediyor. (Geniş zaman yerine)
    ü Ben yarın geliyorum. (Gelecek zaman yerine)
    b) Geniş Zaman Kipi : Geniş zaman kipi “-r,-ır,-ir,-ur,-ür,-ar,-er” geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman ve emir kipi yerine kullanılabilir. Örnek :
    ü Günlerden bir gün kasabaya yaşlı başlı bir adam gelir. (Geçmiş zaman yerine)
    ü Merak etme, birazdan gelir. (Gelecek zaman yerine)
    ü Şimdi sen de beni düşünür müsün? (Şimdiki zaman yerine)
    ü Oraya gider, Hamza’yı bulursun. (Emir kip yerine)
    c) Gelecek Zaman Kipi : Gelecek zaman kipi “-acak, -ecek” geçmiş zaman, gereklilik ve emir kipi yerine kullanılabilir. Örnek :
    ü Fatih İstanbul’u alacak ve Osmanlıların Balkanlar’daki varlığı kesinleşecek. (Geçmiş zaman yerine)
    ü Beni arayan Ayşe olacak. (Gereklilik kipi yerine)
    ü Burayı derhal temizleyeceksin. (Emir kipi yerine)
    Ek-Eylem (Ek-Fiil) : Ad ve ad soylu sözcüklerin sonuna gelerek, onların belirli bir kesinlik kazanıp yüklem olmasını sağlayan eklerdir.
    Örnek : Hava dün gece karlı Hava dün gece karlıydı.
    -dır Ali’nin boyu Erdal’dan uzundur.
    -imiş Babası oldukça zenginmiş.
    -dı Durmadan beni arayıp soran oydu.
    -ım Ben de bir insanım.
    -sın Dikkat et, sen daha küçük bir çocuksun.
    -iz Biz bu işe biraz isteksiz gibiyiz.
    -siniz Siz de diğer insanlarla eşitsiniz.
    -dırlar Bu saatte evde yokturlar.
    -ise Ya, bizi muayene edecek bu doktorsa...!
    Yapıları Yönünden Eylemler :
    Basit (Yalın) Eylemler : Kök durumunda olan ya da yalnızca çekim eki alan eylemler biçimsel yönden basittir. Örnek :
    Git git-ecek-miş-im
    Uyu uyu-malı-y-dı-k
    Bak bak-sa-y-dı-nız
    Konuş konuş-uyor-muş-sunuz
    Türemiş Eylemler : Ad ya da eylem köklerine çeşitli yapım eklerinin getirilmesiyle gövde durumuna geçen eylemler biçimsel olarak türemiş eylemdir. Örnek :
    Kara-r Addan eylem piş-ir- Eylemden eylem
    Oyun-a türemiş aç-ıl- türemiş
    Bileşik Eylemler :İki ya da daha çok sözcüğün biçimce veya anlamca kaynaşarak tek bir yargıyı anlatacak hale gelmesiyle oluşan eylemler, yapıları yönünden bileşik eylem adını alır.
    Bileşik Eylemler Üç Farklı Biçimde Oluşur :
    a) Yardımcı Eylemle Kurulan Bileşik Eylemler : Özellikle “et(mek), eyle(mek), ol(mak), kıl(mak), buyur(mak)” eylemleri çoğunlukla bir eylemi bir yargıyı tek başlarına ifade edemez, bu nedenle de tek başlarına yüklem olamazlar. Bu durumda bu eylemler, kendilerinden önce gelen bir ad ya da ad soylu sözcükle birleşmek suretiyle kesin bir yargıyı ifade edebilirler. Bu oluşuma, yardımcı eylemle kurulan bileşik eylem denir.
    Ad/ad soylu sözcük + yardımcı eylem = Yardımcı eylemle kurulan bileşik eylem
    Örnek : Pişman + ol(mak) Bütün yaptıklarına pişman olacak.
    Yardım + et(mek) Ödevlerimi yaparken bana yardım etti.
    His+et(mek) Olacakları önceden hissettim.
    Kabul+eyle(mek) Dualarımızı kabul eyle.
    Şükür+et(mek) Biz buna şükredelim.
    Yardımcı Bileşik Eylemle İlgili Uyarılar
    Ø Et(mek), eyle(mek), ol(mak), kıl(mak) sözcükleri, kimi durumlarda tam (asıl) eylem olup, tek başlarına kesin bir yargı bildirirler. Böyle durumlarda yardımcı eylem olarak kabul edilmezler. Örnek : Bu masa buraya daha iyi oldu. (uydu)
    Yarın orada olurum. (bulunurum)
    Ø Bu sözcükler tam (asıl) eylem olduklarında tek başlarına yüklem görevi üstlenirler. Örnek : Bahçemizdeki meyveler iyice oldu. (olgunlaştı)
    Ø Yardımcı eylemle kurulan bileşik eylemlerde, ad ve ad soylu sözcüklerde ses düşmesi veya ses türemesi meydan gelirse, bunlar yardımcı eylemle bitişik yazılır. Örnek : Kahır+ol- kahrol-
    Zan+et- zannet-
    Hapis+ol- hapsol-
    Red+et- reddetmek-
    Ø Ad ve ad soylu sözcük, yardımcı eylemle birleştiğinde herhangi bir ses olayı meydana gelmemişse, bunlar yardımcı eylemden ayrı yazılır. Örnek :
    Arz et-
    Hak et-
    Yetkili kıl-
    İhmal et-
    b) Kurallı (Özel) Bileşik Eylemler : İki eylem tabanının biçimce ve anlamca birleşip kaynaşmasıyla oluşan bir birleşik eylem çeşididir. Bu birleşimde iki eylem arasına “-a, -e, -ı, -i, -u, -ü” seslerinden biri girer. Bu birleşmede ikinci eylem sabit olup gerçek anlamından tümüyle sıyrılmıştır.
    Kurallı (özel) Bileşik Eylemler Dörde Ayrılır :
    q Yeterlik Eylemi : Yapılışı : Eylem + (a, e) + bil(mek)
    Anlamı : Eyleme “yeterli olma, başarabilme ya da olasılık” anlamı verir.
    Örnek : Akşama size gelebilirim. (olasılık)
    Bu soruyu Ahmet çözebilir. (başarabilme)
    Ben İngilizce konuşabilirim. (yeterli olma)
    Yeterlik birleşik eylemi üç şekilde olumsuz yapılır :


    ANLAM

    OLUMLU


    OLUMSUZ





    OLASILIK



    Yapabilirim
    Yapmayabilirim

    YETERLİ OLMAYIŞ



    Yapabilirim
    Yapamayabilirim

    KESİNLİK



    Yapabilirim
    Yapamam


    q Tezlik Eylemi : Yapılışı : Eylem + (ı, i, u, ü) + ver(mek)
    Anlamı : Eylemin “çabucak veya kolayca yapıldığı” nı gösterir.
    Örnek : Hastalığını duyunca geliverdim. (çabukluk)
    Soruları okuyuverdim. (çabukluk kolaylık)
    Tezlik eylemi iki şekilde olumsuz yapılır :


    OLUMLU

    OLUMSUZ




    Çıkıverdi
    Çıkmayıverdi
    Bitiverdi
    Bitmeyiverdi



    q Sürerlik Eylemi : Yapılışı : Eylem + (a, e) gel(mek), kal(mak), dur(mak)
    Anlamı : Eylemin bir süre aralıksız sürdüğü, kesintisiz devam ettiğini gösterir.
    Örnek : Bu iş böyle süregelmiş.
    Adamın arkasından bakakaldım.
    Sen, verdiğim işleri yapadur.
    q Yaklaşma Eylemi : Yapılışı : Eylem + (a, e) yaz(mak)
    Anlamı : Eylemin gerçekleşmesine “çok yaklaşıldığı, çok az kaldığı”nı gösterir.
    Örnek : Kazada babam da öleyazdı.
    Yürürken düşeyazdım.
    c) Anlamca Kaynaşmış Bileşik Eylemler : Anlamca kaynaşmış bileşik eylemler, bir araya gelen ad ve eylemden kimi zaman birinin kimi zamanda her ikisinin gerçek anlamlarından uzaklaşarak anlamca kaynaşmasıyla oluşan bileşik eylemlerdir.
    Anlamca kaynaşmış bileşik eylemler, şu yollarla oluşabilir:
    q Bir eylemin, eylemsi ya da yardımcı eylemle birleşmesiyle meydana gelebilirler. Örnek :
    Göresi gel(mek)
    Ağlayacağı tut(mak) Bu bileşik eylemde, ikinci sözcük (eylem) gerçek
    Bilm ezlikten gel(mek) anlamından uzaklaşmıştır.
    Bitirmiş ol(mak)
    q Ad soylu sözcüklerle bir eylemin birleşmesinden meydana gelebilirler. Örnek :
    Hasta düş(mek) Bu bileşik eylemlerde, ad soylu sözcükler
    Acı çek(mek) gerçek anlamını korurken, eylemler
    Nasihat ver(mek) gerçek anlamından uzaklaşır.
    Yalan at(mak)
    q Hem ad hem de eylemin gerçek anlamından uzaklaşarak bir deyim grubu oluşturmasından meydan gelen birleşik eylemler.
    Örnek : abayı yak(mak)
    Çam devir(mek)
    Başı göğe er(mek)
    Kaşıkla yedirip sapıyla göz çıkar(mak)
    UYARI : Ad eylemin gerçek anlamını yitirdiği ancak deyim oluşturmayan ve bitişik yazılan birleşik eylemler de vardır. Örnek : Varsay(mak)
    Vazgeç(mek)
    Elver(mek)
    Öngör(mek)
    Cümlenin öğelerine ayrılmasında birleşik eylemler bir bütün olarak ele alınmalı, aynı öğeyi oluşturduklarına dikkat edilmeli, bölünmemelidir. Örnek :
    B u k o n u d a b u r n u n d a n k ı l a l d ı r m ı y o r. (yanlış)
    Dolaylı Tümleç Nesne Yüklem
    B u k o n u d a b u r n u n d a n k ı l a l d ı r m ı y o r. (Doğru)
     
  9. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Eylemler 2

    Çatılarına Göre Eylemler :
    Eylemlerin öznelerine ve nesnelerine göre gösterdikleri özelliklere, girdikleri biçime çatı denir.
    Çatı, eylem kök ya da gövdelerine getirilen çatı ekleri dediğimiz eylemden eylem yapıp eklerine bağlı olarak oluşur.
    UYARI :
    Çatı, yalnızca eylem cümleleri üzerinde yapılan bir incelemedir. Ad cümlelerinin çatısı olmaz.
    ü Onda paranın yanında akılda vardı. ( Ad cümlesi çatısı olmaz.)
    ü Karanlık çökmeden evine vardı. (Eylem cümlesidir.)
    Çatı İki Bölümde İncelenir :
    Nesne – Yüklem İlişkisi :
    Nesne – Yüklem İlişkisi Yönünden Eylemler Dört Grupta İncelenir :
    Geçişli Eylemler :
    Öznenin yaptığı işi, başka varlıklar üzerine geçirebilen, nesne alan eylemler geçişlidir.
    Örnek :
    Çocuk, yazılı kağıdını dikkatlice inceledi.
    Belirtili Nesne
    Ona doğum günü için yün kazak aldık.
    Belirtisiz Nesne
    Geçişli eylemler, “Ne?, Neyi?, Kim?, Kimi?” sorunlarına yanıt veren eylemlerdir.
    Örnek :
    Adam, elindeki ekmeği bir yabancıyla paylaştı. (Neyi paylaştı?)
    Ahmet’in en küçük kardeşini
    yolda gördüm. (Kimi gördüm?)
    Yemeğe tuz attım. (Ne attım?)
    UYARI :
    Geçişli eylem, nesne alabilen eylemdir. Ama kimi durumlarda da cümlede nesne olmasa bile, o eylem geçişlilik özelliği gösterebilir. Örnek :
    ü Saatlerce durakta bekledim (Neyi bekledim? Otobüsü; Kimi bekledim? Seni..)
    ü Televizyonda Müzeyyen Senar söylüyordu. (Neyi söylüyordu? Şarkıyı...)
    ü Tekrar tekrar okudum. (Neyi okudum? Romanı, öyküyü, şiiri...)
    Geçişsiz Eylemler :
    Nesne almayan eylemler, geçişsizdir.
    Örnek :
    Bütün gün tembel tembel oturduk. (Neyi, kimi oturduk? Nesne almaz.)
    Yüklem
    Yağmur bütün gece durmadan yağdı. (Neyi yağdı? Nesne almaz.)
    Yüklem
    Soğuktan hepimiz üşümüştük. (Neyi üşümüştük? Nesne almaz.)
    Yüklem
    UYARI :
    Kimi eylemler, cümledeki kullanıma göre geçişlilik veya geçişsizlik özelliği gösterir.
    ü Bütün gün, çarşıda gezdik. (geçişsiz)
    ü Turistler, şehirdeki müzeleri gezdiler. (geçişli)
    Oldurgan Eylemler :
    Geçişsiz bir eyleme “-t, -r, -dır” eklerinden biri getirilerek geçişli yapılmasına oldurgan eylem denir. Örnek :
    Geçişsiz
    Oldurgan
    Uyu Uyu-t Çocuğu ben uyuttum.
    Belirtili Nesne
    Yat yat-ır Çocuğu erkenden yatırdım.
    Belirtili Nesne
    Gül gül-dür Çocuğu güldürdüm.
    Belirtili Nesne
    Ettirgen Eylemler :
    Geçişli bir eyleme “-t,-r, -dır” eklerinden biri getirilerek eylemin yeniden geçişli yapılmasına ettirgen eylem denir.
    Ettirgen eylemde özne işi yapmaz, bir başkasına yaptırır. Örnek :
    Geçişli
    Ettirgen
    Yıka Yıka-t Arabayı yıkattım.
    Belirtili Nesne
    İç İç-ir Çocuklara süt içirdim.
    Belirtisiz Nesne
    Yaz Yaz-dır Askerdeki oğluna mektup yazdırdı.
    Belirtisiz Nesne
    UYARI :
    Oldurgan eylemler, ettirgen eylem durumuna getirilebilir. Ancak bu geçişli bir eylemin yeniden geçişli olması, birinci dereceden ettirgenlik meydana getirir.
    Geçişsiz Oldurgan Ettirgen
    Öl(mek) öl-dür(mek) öl-dür-t(mek)
    Yat(mak) yat-ır(mak) yat-ır-t(mak)
    Geçişli bir eyleme birden çok ettirgenlik eki getirildiğinde, geçişlilik derecesi artmış, katmerli ettirgenlik meydana gelmiş olur.
    Geçişli Ettirgen Katmerli Ettirgen
    Kır(mak) kır-dır(mak) kır-dır-t(mak)
    Oku(mak) oku-t(mak) oku-t-tur(mak)
    Bazı eylem köklerine oldurganlık ya da ettirgenlik eki getirildiğinde, kökte ses değişmesi meydana gelir.
    Gel-ir ® getir. (l sesi, t’ye dönüşmüş)
    Git-ir ® götür (i sesi, ö’ye dönüşmüş)
    Özne – Yüklem İlişkisi :
    Eylemler özneyle ilişkisi yönünden dört grupta incelenir :
    Etken Eylemler :
    Yüklemin bildirdiği eylemi yapan, yerine getiren belliyse (gerçek özne varsa), o cümlenin eylemi etken çatılıdır. Örnek :
    Yaşlı adam
    bir hamlede merdiveni tırmandı.
    Gerçek Özne Etken
    Kaymakam gelecek diye köy halkı yollara döküldü.
    Gerçek Özne Etken
    Vücudum
    , kaskatı olmuştu, kulaklarım duymuyordu.
    Gerçek Özne Etken Gerçek Özne Etken
    Edilgen Eylemler :
    Eylemi, yapan ve gerçekleştirenin belli olmadığı (gerçek öznenin olmadığı) eylemler edilgen çatılıdır. Bir eylemin edilgen çatılı olabilmesi için “-ıl, -il, -ul, -ül, -ın, -in, -ün, -un” eklerinden birini alması gerekir. Örnek :
    Buz olmasın diye yollara tuz döküldü. (Döken belli değil)
    Sınav sonuçları açıklandı. (Açıklayan belli değil.)
    Anadolu’nun ücra bir kasabasına atanmış. (Atayan belli değil.)
    Edilgen Eylemlerle İlgili Uyarılar
    ü Nesne alabilen bir eylem edilgen yapıldığında nesne, sözde özne görevi yapar. Sözde özne, yüklemde belirtilen eylemi yapan değil, yapılan eylemden (nesne) etkilenendir. Örnek : Belediye, kokmuş etleri imha etti. (etken)
    Gerçek Özne Belirtili Nesne Yüklem
    Kokmuş etler imha edildi. (edilgen)
    Sözde özne Yüklem
    Ona yeni bir kazak ördüm. (ben) (etken)
    Belirtisiz Nesne Yüklem Gerçek özne
    Ona yeni bir kazak örüldü. (edilgen)
    Sözde Özne Yüklem
    ü Nesne almayan (geçişsiz) bir eylem edilgen yapıldığında sözde özne de olmaz. Örnek : Akşama kadar çarşıda gezildi. (Gezen belli değil, gezilen de yok.)
    Evde bir süre oturuldu. (Oturan belli değil, oturulan da yok.)
    ü Kimi durumlarda eylemi yapanın (gerçek özne) sonuna ya “tarafından, nedeniyle, etkisiyle” sözcükleri ya da “-ca, -ce, -dan, -den” ekleri getirilerek örtülü (mantıksal) özne meydana gelir. Bu tür eylemler edilgen çatılıdır. Örtülü özne, cümle içinde zarf tümleci veya edat tümleci görevi yapar. Örnek :
    Yağmur nedeniyle bahçenin duvarı yıkıldı. (Edilgen)
    Adam
    mahkemece suçlu bulundu. (Edilgen çatılı)
    Sözde Özne Zarf Tümleci
    ü “-ıl,-il, -ul, -ül, -ın, -in, -ün, -un” ekini alan her eylem edilgen olmaz. Edilgenliği cümle içindeki kullanım belirler. Örnek :
    Mahalleye yeni bir market açıldı. (edilgen)
    Sözde Özne
    Ateşi düşünce hasta açıldı. (etken)
    Gerçek Özne
    Bayram nedeni ile sınıf süslendi. (edilgen)
    Sözde Özne
    Düğüne gitmek için Ayşe süslendi. (etken)
    Gerçek Özne
    Dönüşlü Eylemler :
    Bir eylemin dönüşlü çatılı olabilmesi için biçimsel olarak eylemden eylem yapan “-n” ekini alması; anlamsal olarak da eylemi yapanın da, eylemden etkilenenin de özne olması gerekir.
    Örnek :
    Kadın, dizlerine vurarak dövündü.
    Gerçek Özne
    ( O ) Yorgunluğunu atmak için güzelce yıkandı.
    (Gizli) Gerçek Özne
    Zavallı kuş, son bir defa çırpındı.
    Gerçek Özne
    UYARI :
    ”-n” ekinin edilgenlik anlamı da kattığına dikkat edilmeli bu etkin edilgenlik mi dönüşlülük mü yarattığını anlamak için cümleye bakılmalıdır. Örnek :
    Üşümemek için battaniyeye sımsıkı sarındı. (dönüşlü çatılı)
    Yerler iyice silinmiş. (edilgen çatılı)
    Dönüşlü eylemlerle kurulu cümlelerde cümle nesne almaz. Çünkü nesne, öznenin yaptığı eylemden etkilenendir. Bu nedenle dönüşlü eylemler geçişsizdir. Çok az örnekte dönüşlü eylem geçişli olabilir. Örnek :
    Çocuk koskoca çuvalı sırtlandı. (Dönüşlü – geçişli)
    Ayşe küpeler, kolyeler takındı. (Dönüşlü – geçişli)
    Belirtisiz nesne
    İşteş Eylemler :
    İşteş Eylem, eylem kök ya da gövdelerine “-ş” ekinin getirilmesiyle yapılır.
    İşteş eylemler iki ayrı anlamda kullanılır :
    Örnek :
    Kadınlar cenazede ağlaşıyordu. (Ağlama eyleminin birlikte yapılması anlamı vardır.)
    Çocuklar bir süre sessizce bekleştiler. (Bekleme eyleminin beraber yapılması anlamı vardır.)
    Eylemin birden çok özne tarafından karşılıklı yapılması anlamı :
    Örnek :
    Sinemanın önünde arkadaşlarıyla buluşacak. (Buluşma eylemi karşılıklı yapılmıştır.)
    Yolda eski bir arkadaşıyla selamlaştı. (Selamlaşma karşılıklı yapılan bir eylemdir.)
    UYARI :
    “-an, -en” ekiyle türeyen sıfat-eylemler geniş zamanın yanında şimdiki zaman ve geçmiş zaman anlamı da taşıyabilir.
    Çocuk giden arabaya el salladı. (şimdiki zaman)
    Kaçan balık büyük olur. (geçmiş zaman)
    Eylemsiler (Fiilimsiler) :
    Eylem olma özelliğini tam olarak yitirmemesine karşın, çekime giremediği için tam eylem olmayan; getirilen eklerle ad, sıfat ve zarf görevlerinde bulunan; temel cümle içinde yan cümle kurma özelliği taşıyan sözcüklere eylemsi denir.
    Eylemsilerin Özellikleri :
    ü Kip ve kişi ekleriyle çekimlenemezler. Bu yönleriyle tam eylem sayılmazlar.
    ü Olumsuzluk eki “-ma, -me” ile çekime girerek eylem olma yanlarını sürdürürler.
    ü Eylem tabanlarına getirilen birtakım eklerle ad, sıfat ve zarf görevinde kullanılırlar.
    ü Bir temel cümle içinde yan cümle kurarlar ve yan cümlenin yüklemi olurlar.
    Eylemsiler, Görevleri Yönünden Üç Grupta İncelenir :
    Ad-Eylemler (İsim-Fiiller) :
    Eylem tabanlarına getirilen “-mak, -mek, -ma, -me, -ış, -iş” ekleriyle türeyen ve eylem adı olarak kullanılan sözcüklerdir.
    Örnek :
    Oraya gitmek ve bir süre dinlenmek istiyorum.
    Ders çalışmayı ve kitap okumayı seviyor.
    Dağa çıkış zor, oradan iniş kolay olur.
    Ad-Eylemlerin Özellikleri :
    ü “-mak, -mek, -ma, -me, -ış, -iş” eklerini alan sözcükler eylem anlamlarını yitirip varlık ya da nesne adı türetirse, ad-eylem olarak alınamazlar. Örnek :
    Bakkaldan ekmek aldım.
    Çocuklar dondurma yiyor.
    Yeni bir görüş öne sürdü.
    Ben de kuşlar gibi uçmak istiyorum.
    Bahçede yürümeye ne dersin?
    Salondaki bağırışlar yüzünden kimse kimseyi duymuyor.
    ü Ad-eylemler, ad görevli sözcükler oldukları için çoğul eki ve ad durum ekleriyle çekime girer. Ayrıca bir adla birleşerek ad tamlaması kurarlar. Bu tamlamada tamlayan ya da tamlanan sözcük olarak kullanılırlar. Örnek : Çalışmalar, bakışlar, gülmeyi, okumaya, oturmamda, gülmesinden, atların koşması, çalışmanın yararları, çocuğun gülüşü, okumanın kuralları
    ü Ad-eylemler, ek-eylem olarak yüklem görevinde kullanılabilir ve ad cümlesi kurabilirler. Örnek : Bütün amacımız üniversiteyi kazanmak. (Ad cümlesidir.)
    Yüklem
    Beni üzen ansızın gidişiydi. (Ad cümlesidir.)
    ü Ad-eylemler cümle içinde özne nesne ve dolaylı tümleç görevinde kullanılır. Örnek :
    Gitmek
    , sorumluluktan kaçtığımı göstermez.
    Özne
    Okuma
    çok seviyorum.
    Nesne
    Artık çalışmaya başlayalım.
    Dolaylı Tümleç
    Sıfat Eylemler (Ortaçlar) :
    Eylem tabanlarından türeyerek sıfat görevinde kullanılan sözcüklerdir. Ancak diğer sıfatlardan farklı olarak, adları hareket yönüyle nitelerler ve eylem olan yanlarını tam yitirmemiş olurlar. Ad-eylemlerde herhangi bir zaman kavramı olmamasına karşın, sıfat-eylemler şöyle sınıflanabilir.
    Geniş Zaman Anlamı Taşıyan Sıfat-Eylemler
    : “-an, -en, -r, -maz, -mez” ekleriyle yapılan sıfat-eylemler geniş zaman anlamı taşır. Örnek :
    Gören gözün görmez oldu. Her zaman gören
    Akarsu pislik tutmaz. Sürekli akan
    Çekilmez adamı kim çekecek. Hiçbir zaman çekilmeyen.
    UYARI :
    Eylemsilerin kökünde bir eylem olduğu için bunlar da çatı eki alabilir. Çatıları yönünden bir eylemin gösterdiği (etken, edilgen, dönüşlü, işteş, oldurgan, ettirgen) bütün çatı özelliklerini gösterir. Örnek :

    Pazarda unutulan çanta
    , polise teslim edildi. (Edilgen çatılı)
    Yan Cümle
    Süslenen kızlar
    , neşe içinde düğüne gittiler. (Dönüşlü çatılı)
    Yan Cümle
    Dövüşen çocukları
    , zor ayırdık. (İşteş çatılı)
    Yan Cümle
    Gelecek Zaman Anlamı Taşıyan Sıfat-Eylemler :
    -acak, -ecak, -ası, -esi ekleriyle türeyen sıfat-eylemler gelecek zaman anlamı taşırlar. Örnek :
    Yapılacak işleri sırasıyla gözden geçirdi. (gelecek zaman)
    Yaşanası güzellikler, bizi bekliyordu. (gelecek zaman)
    Geçmiş Zaman Anlamı Taşıyan Sıfat-Eylemler :
    Eylemlere getirilen “-dık, -dik, -mış, -miş” ekleriyle türetilen sıfat-eylemler geçmiş zaman anlamı taşır. Örnek :
    O bildik tavrıyla şöyle bir gülümsedi. (geçmiş zaman)
    Çözülmüş testleri tek tek dosyaladı. (geçmiş zaman)
    Pişmiş aşa su katılmaz. (geçmiş zaman)
    Sıfat-Eylemlerin Özellikleri :
    ü “-acak, -ecak, -r, -maz, -mış, -miş” eklerinin kip eki olduğuna da dikkat edilmeli, sıfat eylemle kip eki karıştırılmamalıdır. Örnek :
    Dönülmez
    akşamın ufkundayım, vakit çok geç. (sıfat-eylem)
    Dönülmez
    bir daha bu sözden. (geniş zaman kipi)
    Yüklem
    Görür
    gözüm görmez oldu. (sıfat eylem)
    Görür
    , gözüm; söyler dilim. (geniş zaman kipi)
    Yüklem Yüklem
    Geçmiş
    zaman olur ki hayali cihan değer. (sıfat-eylem)
    Atmış
    çantasını sırtına, gidiş o gidiş. (geçmiş zaman kipi)
    Yüklem
    ü Sıfat-Eylemler, kendilerinden sonra gelen adın yerini tutacak şekilde kullanılırlarsa, tür yönünden adlaşır ve adlaşmış sıfat oluştururlar. Örnek :
    Gelmeyen
    öğrenci var mı? Gelmeyen var mı?
    Sıfat Adlaşmış Sıfat
    Tekkeyi bekleyen derviş çorbayı içer.
    Sıfat
    Tekkeyi bekleyen çorbayı içer.
    Adlaşmış Sıfat
    ü Eylemden-sıfat türeten bütün ekler, sıfat-eylem eki değildir. Sıfat-eylem eylem anlamını tam olarak yitirmediği için “-ma, -me” olumsuzluk ekeriyle çekimlenebilirler. Örnek :
    Yırt-ıcı kuş
    Yor-gun insan Sıfat-eylem ekleri değildir.
    Yan-ık ekmek

    Bit-me-y-en aşk
    Beklen-me-dik soru Sıfat-eylem ekleridir.
    Görün-mez kaza

    ü “-dık ve –acak” ekiyle türeyen sıfat-eylemler, üçüncü tekil kişi iyelik eki alarak –“dığı ve –acağı” biçiminde kullanılabilir. Örnek : bildik ® bildiği kişi
    yapılacak işler ® yapacağı işler
    Bağ-Eylemler (Ulaçlar) :
    Eylem köklerinden türeyerek getirildiği eylemle yüklem arasında anlam bağlantısı kuran ve zarf görevinde kullanılan eylemsidir.
    Başlıca bağ-eylem ekleri şunlardır :
    -ıp, ip : Tahtaya bakıp soruyu çözdü. (Nasıl çözdü?)
    -arak, -erek: Koşarak yanıma geldi. (Nasıl geldi?)
    -ken : Televizyon izlerken uyumuş. (Ne zaman uyumuş?)
    -madan, -meden : Adam bilmeden konuşuyor. (Nasıl konuşuyor?)
    -ınca, -ince : Bunu gelince konuşuruz. (Ne zaman konuşuruz?)
    -dıkça, -dikçe : Yürüdükçe yol tükenir. (Nasıl tükenir?)
    -alı, -eli : Buraya geleli huzurum kaçtı. (Huzurum ne zaman kaçtı?)
    -ir, -mez : Gelir gelmez uyudu. (Ne zaman uyudu?)
    -asıya, -esiye : Atları öldüresiye kırbaçladı? (Nasıl kırbaçladı?)
    -a, -a : Koşa koşa gitti. (Nasıl gitti?)
    -e, -a : Düşe kalka büyüdü. (Nasıl büyüdü?)
    -e, -e : Güle güle gidin. (Nasıl gidin?)
    Eylemsilerin Yan Cümle Kurmaları :
    Eylemsiler, bir temel cümle içinde yan cümle kurma özelliği gösterir ve temel cümleye herhangi bir öğe olarak bağlanır. Eylemsiler, yan cümlenin yüklemi olurlar. Temel cümlenin yüklemini oluştururlarsa yan cümle kuramazlar. Örnek :
    Yan Cümle
    Temel Cümle
    Sora sora
    Bağdat bulunur.
    Zarf tümleci
    Atılan ok geri dönmez.
    Özne
    Bu gidi hiç beğenmiyorum.
    Belirtili Nesne
    Pencereye çıkana taş atıyorlardı.
    Dolaylı Tümleç
     
  10. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Cümlenin Öğeleri
    Cümle :
    Bir duygu, düşünce veya isteği kısaca bir yargıyı bildiren sözcük dizisine cümle denir.
    ü Çalıştım.
    ü Ders çalıştım.
    ü Sabaha kadar durmadan ders çalıştım.
    Uyarı :
    Cümle yargı bildiren anlatım bütünlüğüdür. Buna göre yargı bildirmeyen biz söz öbeği, cümle değildir. Sözgelimi, Akıllı adam, bir sıfat tamlaması olup, cümle değeri taşımaz. Oysa Adam akıllıydı. Dendiğinde bu bir yargı, bildirir ve cümle adını alır.
    Cümlenin Öğeleri :
    Temel Öğeler :
    Yüklem :
    Cümlede iş, oluş, hareket, kısaca yargı bildiren sözcük veya söz grubudur. Bu tanıma dayalı olarak yüklemin iki şekilde karşımıza çıkabileceğine dikkat edelim.
    Eylem Tabanı + Haber Kipi + Kişi Eki = Yüklem
    Eylem Tabanı + Dilek Kipi + Kişi Eki = Yüklem
    Ad ve Ad Soylu Sözcük + Ekeylem = Yüklem
    Örnek :
    Gurbetten gelmişim, yorgunum hancı.
    Şuraya bir yatak ser, yavaş yavaş
    UYARI :
    Ad ve ad soylu sözcükler ekeylemle çekimlenmeden de yüklem görevinde bulunabilir. Örnek : İçimde tuhaf bir hüzün vardı. (var + idi)
    İçimde tuhaf bir hüzün var. (var).
    Yüklemin Özellikleri :
    ü Yüklem, tek sözcükten oluşabileceği gibi söz öbeklerinden de (Ad ve sıfat tamlamaları, deyimler, ikilemeler, bileşik eylemler) oluşabilir. Örnek :
    Birinci vazifen Türk istiklalini, Türk Cumhuriyeti’ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
    (Yardımcı eylemle kurulan bileşik eylem, yüklem durumunda)
    Bu ev, kırmızı damlı eski bir köy eviydi. (Yüklem, sıfat tamlaması durumunda)
    Sizinle konuşan kadın, çocuğun halasıymış.(Ad tamlaması, yüklem durumunda)
    O sabah güneş pırıl pırıldı.(İkileme, yüklem durumunda)
    Bu kez galiba baltayı taşa vurduk. (Deyim yüklem durumunda.)
    ü Yalnızca ad değil, ad soylu tüm sözcükler ek-eylemle çekimlenerek yüklem olur. Örnek :
    Yurdumuzu kurtaran, Atatürk’tür (Ad, yüklem durumunda)
    Bendim geçen ey sevgili, sandalla denizden. (Zamir yüklem durumunda)
    Biz üniversiteye giderken o küçüktü. (Adlaşmış sıfat, yüklem durumunda)
    Onun kaliteli malları çoktur. (Zarf, yüklem durumunda)
    Ak akçe kara gün içindir. (Edat öbeği yüklem durumunda)
    Dilimizde sıkça kullanılan bağlaçlardan biri de “ve” dir. (Bağlaç , yüklem durumunda.)
    Ağzından çıkan tek şey amandı. (Ünlem, yüklem durumunda)
    ü Eylemsilerden, adeylem ve sıfateylemler, ek-eylemle çekimlenerek yüklem olur. Örnek :
    Bütün dileği insanların birbirini karşılık beklemeden sevmesiydi.(Adeylem, ek-eylemle çekimlenerek yüklem olmuş.)
    Adam, uzaktan bir tanıdıklarıymış. (Sıfat eylem, ek-eylemle çekimlenerek yüklem olmuş.)
    ü Yüklem, pekiştirilmiş sözcüklerden de oluşabilir. Örnek :
    Bütün gece konuştu da konuştu.
    Bayram sabahı şehrin sokakları bomboştu.
    Bütün çocukları çalışkan mı çalışkandı.
    ü Sıralı cümlelerde, iki farklı yargı aynı yükleme uyum gösterirse ortak yüklem kullanılabilir. Örnek : Oğlan dayıya, kız halaya çeker. Bu bağımlı sıralı cümleyi yargı yönünden tek tek incelersek. Oğlan dayıya çeker.
    Kız halaya çeker.
    Bu cümlede “çeker” yüklemi ortak kullanılmıştır.
    ü Kimi durumlarda yüklemin anlatımdan düştüğü görülür. Böyle durumlarda okuyucu veya dinleyici yüklemi zihninden tamamlar. Örnek :
    Ev yapacaksan tuğladan, kıza alacaksan Muğla’dan.
    Yukarıdaki anlatım tamamlanırsa :
    Ev yapacaksan tuğladan yap. Kız alacaksan Muğla’dan al.
    UYARI :
    İki farklı yargının tek eylemsiye ve tek yükleme bağlanması çoğu kez yargılardan birinin eylemsiyle ya da yüklemle uyumsuzluğuna neden olur ve anlatım bozukluğu yaratır. Bu anlatım bozukluğuna yüklem eksikliği adı verilir. Bu durumda her farklı yargıyı ayrı bir yancümleye (eylemsiye) ya da yükleme bağlamak anlatım bozukluğunu ortadan kaldırır. Örnek : Sigarayı az içkiyi de hiç içmez.
    Sigarayı az (içer), içkiyi de hiç içmez.
    Özne :
    Cümlede, yüklemin bildirdiği eylemi ya da yargıyı gerçekleştiren ve üstlenen öğe özne adını alır. Özne bir kişi ya da birkaç kişiden oluşuyorsa yükleme “Kim? Kimler?” soruları; kişi dışında bir varlık, nesne ya da kavram ise yükleme “Ne? Neler?” soruları yöneltilir. Örnek : Yazar, bu romanda sıradan bir olayı anlatıyor. (Anlatan kim? Yazar)
    Özne Yüklem
    Seni de ansızın yakalar bir gün ölüm. (Yakalayan ne? Ölüm)
    Yüklem Özne
    İki Çeşit Özne Vardır :
    ¨ Gerçek Özne : Yüklemde bildirilen eylemi ve yargıyı yapan, yerine getiren veya üstlenen varlık ve nesnedir. Örnek :
    Divan edebiyatında işlenen konular
    , genellikle soyuttur. (Soyut olan ne?)
    Gerçek Özne Yüklem
    Hiçbir şair, hiçbir hikayeci
    yalnız bugün için yazmaz. (Yazmayan kim?)
    Gerçek Özne Yüklem
    ¨ Sözde Özne : Yüklemde bildirilen eylemi yapan değil, yapılan eylemden etkilenen kişi, varlık ya da kavramlardır. Başka bir deyişle gerçek öznenin olmadığı cümlelerde asıl görevi, nesne olan sözcük sözde özne görevi üstlenir. Örnek :
    Yeni öğretmenler
    , Doğu Anadolu’ya atanmış. (Atayan kim? Yok) (Atanan kim?)
    Sözde Özne Yüklem
    Yerler
    , çok iyi temizlenmiş. (Temizleyen kim? Belli değil?) (temizlenen ne?)
    S.Özne Yüklem
    UYARI :
    Sözde özne, yalnızca yükleminde bir eylemin bulunduğu eylem cümlelerinde yer alır. Ad cümlelerindeki özne, daima gerçek öznedir. Örnek :
    Kültür mirasına sahip çıkmak,
    bilinçli bir tavırdır.
    Gerçek Özne Yüklem
    Öznenin Özellikleri :
    ¨ Bütün ad ve ad soylu sözcükler, cümle içinde özne görevinde bulunabilir. Örnek :
    Bağışlayın
    beni arkadaşlar. (Ad, özne durumunda)
    Yüklem Özne
    Ben
    , gül yanaklı bir çocuğa benzerim. (Zamir özne durumunda)
    Özne Yüklem
    Tembeller
    başarılı olamaz. (Adlaşmış sıfat, özne durumunda)
    Özne Yüklem
    Gece
    , bir tül gibi şehre iniyor. (Zarf özne durumunda)
    Özne Yüklem
    Gibi
    , sözcükler ve kavramlar arasında benzetme ilgisi kurar. (Edat, özne)
    Özne Yüklem
    Fakat
    , karşıt yargıları bağlar. (Bağlaç özne durumunda)
    Özne Yüklem
    Ey
    , seslenme anlamı taşır. (Ünlem, özne durumunda)
    Özne Yüklem
    ¨ Ad ve sıfat tamlamaları, deyimler ve ikilemeler özne olabilir. Örnek :
    Sanatçının yaratıcılığı
    , sezgi ve duygu gücüne bağlıdır. (Ad tamlaması özne durumunda)
    Kimi şair ve yazarlar
    , düşüncelerinin kolayca anlaşılmasını istemezler.
    (Sıfat tamlaması, özne durumunda)
    Pot kırmak
    , onun adetiydi. (deyim özne durumunda)
    Konu komşu
    bu duruma ne diyecek. (İkileme, özne durumunda)
    ¨ Kimi durumlarda ara söz, özneyi açıklamak amacıyla kullanılır. Bu kullanıma açıklamalı özne denir. Örnek : Annem, beni doğurup büyüten o yüce insan, artık yoktu.
    Sınıftan biri, genç bir kız, elini kaldırdı.
    ¨ Kimi sıralı cümlelerde her cümle için tek bir özne kullanılır ve ortak özne meydana gelir. Örnek : Her canlı doğar, yaşar, ölür. Bu sıralı cümleleri ayırırsak.
    Her canlı doğar.
    Her canlı yaşar.
    Her canlı ölür. “Her canlı” üç ayrı eylemi gerçekleştirdiği için ortak öznedir.
    ¨ Eylemsiler ve eylemsilerin de yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede özne görevi yapar.

    Örnek :
    Yan Cümle Temel Cümle
    Şiir okumak / büyük bir zevktir.
    Yüklem Özne
    Yan Cümle Temel Cümle
    Çok Konuşanlar / Dışarı çıksın
    Özne Yüklem
    UYARI :
    İki cümlede tek özne bulunabilir. Böyle öznelere ortak özne denir. Ancak iki farklı yargının tek özneye bağlanması kim zaman yargılardan birinin özneyle uyum sağlayamaması sonucunu doğurur. Bu anlatım bozukluğuna özne eksikliği adı verilir. Örnek :
    Hepsi ona gülüp geçmiş, onu dinelememişti.
    Hepsi ona gülüp geçmiş, (hiçbiri) onu dinlememişti.
    Özne – Yüklem Uygunluğu :
    Bir cümlede anlamın açık ve anlaşılır olması için özneyle yüklem arasında, tekillik- çoğulluk ve kişi yönünden uygunluk olmalıdır.
    Özne ile Yüklem arasında iki yönden uygunluk vardır :
    § Tekillik-Çoğulluk Yönünden Uygunluk :
    a)
    Cansız varlıklar, soyut kavramlar insan dışındaki canlı varlıklar, organ ve zaman adlarının çoğul şekilleri özne olduğunda bunların yüklemleri tekil olur. Örnek :
    Bütün eşyalar kapının önünde duruyor(lar).
    Bu düşünceler çoktan eskidi(ler).
    Kuzular uzaktan uzağa bağrıştı(lar).
    Ağaçlar sonbaharda yapraklarını döker(ler).
    Günler gittikçe uzuyor(lar).
    Ellerim tutmuyor(lar).
    b)
    Özne birden çok sıfatın oluşturduğu sıfat tamlaması biçimindeyse yüklem genellikle tekil olur. Örnek : Bu iki kafadar yine yola koyuldu(lar).
    c)
    Sayı sıfatıyla kurulan tamlamalar özne olduklarında yüklem tekil olur. Örnek :
    İki adam
    seni arıyor(lar).
    Sınıftan on kişi dışarı çıktı(lar).
    d)
    Belgisiz zamirler özne olduklarında yüklem tekil olur. Örnek :
    Hepsi
    seni sormaya gelmiş(ler).
    Bazıları
    balık sevmez(ler).
    e)
    Mecaz-ı mürsel yoluyla oluşan topluluk adları, özne olduklarında yüklem tekil olur. Örnek : Gol atılınca stad ayağa kalktı(lar).
    Kasaba
    yollara döküldü(ler).
    f)
    İnsanlar için özne çoğul olduğunda yüklem tekil de çoğul da olabilir. Örnek :
    Öğrenciler sınıfta ders dinliyorlar.
    Öğrenciler, ders bitince evlerine gitti.
    g)
    Cümlede birden çok özne varsa yüklem de çoğul olur. Örnek :
    A. Muhip Dranas da Cahit Sıtkı da Fransız şiirini örnek aldıklarını kabul etmezler.
    UYARI :
    Belgisiz sıfatların tamlayan olarak kullanıldığı sıfat tamlamaları özne olduğunda yüklem tekil de çoğul a olabilir. Örnek :
    Kimi insanlar böyle düşünmez.
    Kimi insanlar böyle düşünmezler.
    Cansız varlıklar kişileştirilip özne görevinde kullanıldıklarında ve çoğul olduklarında yüklem tekil de çoğul da olabilir. Örnek :
    Dağlar, doğan güne karşı hatalarını düşünüyorlar.
    Nehirler burada şarkılar söylüyordu.
    § Kişi Yönünden Uygunluk :
    a)
    İkinci ve üçüncü kişiler özne olursa bunların yüklemleri ikinci çoğul kişi olur. Örnek : Sen ve Ahmet beni dışarıda bekleyin.
    b)
    Özne birinci ve ikinci kişi ya da birinci ve üçüncü kişiyse yüklem birinci çoğul olur. Örnek : O da ben de seni bekledik.
    O konuya sen ve ben çalışacağız.
    c)
    Özne birinci, ikinci ve üçüncü kişiyse yüklem birinci çoğul olur. Örnek :
    Oraya ben, sen ve Ahmet gideceğiz.
    Yardımcı Öğeler :
    Nesne :
    (Düz Tümleç) Öznenin yaptığı eylemden etkilenen varlık ya da nesnedir. Nesne, cümledeki kullanımına göre ikiye ayrılır :
    § Belirtili Nesne : Öznenin yaptığı işten etkilenen öğe adın “i” (gösterme, belirtme) durumuyla çekimlenirse belirtili nesne görevi yapar.
    Belirtili nesneyi bulabilmek için yükleme “Kimi? Neyi? Kimleri? Neleri?” sorularından uygun olan biri yöneltilir. Örnek :
    Çocuğun elindeki minik siyah köpeği
    hepimiz sevmiştik. (Neyi?)
    Belirtili Nesne
    Bu işin peşinde olduğunu
    biliyorum, saklama. (Neyi?)
    Belirtili Nesne
    Seni de onu da
    yakından tanıyoruz. (Kimi?)
    Belirtili nesne
    § Belirtisiz Nesne : Öznenin yaptığı eylemden etkilenen öğe, ad durum eklerinden biriyle çekime girmişse cümle içinde belirtisiz nesne görevi yapar.
    Belirtisiz nesneyi bulmak için yükleme “Ne?, Neler?” sorusu yöneltilir. Örnek :
    Ona her zaman bir kucak dolusu çiçek götürürdüm. (Ne?)
    Her gece, Kırmızı Başlıklı Kız adında bir masal anlatırdı.
    Belirtisiz Nesne
    Nesnenin Özellikleri :
    a)
    Nesne, yalnızca yükleminde eylem olan cümlelerde bulunur. Yükleminde ad ve ad soylu sözcüklerin bulunduğu cümlelerde nesne olmaz. Örnek :
    Bu adam, sorduğum tüm soruları yanıtsız bıraktı.
    Nesne Eylem
    b)
    Nesne, tek sözcük olabildiği gibi sözcük grubu da olabilir. Örnek :
    Kalemleri
    , defterleri, kitapları, üst üste yığdı.
    Nesne Öbeği
    c)
    Bazı cümlelerde ara söz, nesneyi açıklamak için kullanılır. Buna açıklamalı nesne denir. Bu söz, nesneyle birlikte tek öğe olarak değerlendirilir. Örnek :
    Babamı
    , o büyük insanı, bir daha görmeyecektim.
    Nesne Açıklamalı Nesne
    Yaşlı kadın, çocuğuo kuru, sıska vücudu – son bir kez kucakladı.
    Nesne Açıklamalı Nesne
    d)
    Kimi bileşik cümlelerde birden çok çekimli eylemin ya da eylemsinin anlamını tek nesne tamamlayabilir, buna ortak nesne denir. Örnek :
    Kitabı
    eline aldı, bir süre okudu, sonra yerine koydu.
    (Kitabı belirtili nesnesi aldı, okudu, koydu eylemlerinin ortak nesnesidir.)
    e)
    Eylemsiler ve eylemsilerin de yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede nesne görevi yapar. Örnek :
    Yan Cümle Temel Cümle
    Onun buraya gelişini
    / görmedim.
    Belirtili Nesne Yüklem
    Yan Cümle Temel Cümle
    Ders çalışmayı
    / istemiyor.
    Belirtili Nesne Yüklem
    Dolaylı Tümleç :
    -e, -de, -den
    Kime? Bunu bir de babama soralım.
    -e durum eki Yönelme Neye? Çocuk bir süre kitaba baktı.
    Nereye? Okula dilekçe verdim?

    Kimde? Ahmet’te aynısından var.
    -de durum eki Bulunma Neyde? Yazıyı kitapta görmüş.
    Nerede? Onu geçen gün sokakta gördüm.

    Kimden? Dedemden bütün aile çekinirdi.
    -den durum eki Çıkma Neyden? Şekerden böcek çıktı.
    Nereden? Uzaktan bir ses duyuldu.
    Dolaylı Tümlecin Özellikleri :
    a)
    “e, de, den” durumuyla çekimlenen sözcükler, eylemi zaman değil, durum yönünden etkilerse dolaylı tümleç olmaz. Zarf tümleci veya edat tümleci görevinde bulunur. Örnek : Sabaha orada oluruz (Ne zaman?)
    Zarf tümleci
    Altı yaşında
    okuma öğrendi. (Ne zaman?)
    Zarf Tümleci

    Sabaha kadar
    ders çalıştık. (Ne zamana kadar?)
    Edat Tümleci
    b)
    Kimi cümlelerde ara söz, dolaylı tümleci açıklamak amacıyla kullanılır ve açıklamalı dolaylı tümleç meydana gelir. Örnek :
    Memleketine
    , özlemini çektiği o yerlere, dönüyordu.
    Dolaylı Tümleç Dolaylı tümlecin açıklayıcısı Yüklem
    c)
    Sıralı cümlelerde dolaylı tümleç, birden çok cümlenin ortak öğesi olabilir. Buna ortak dolaylı tümleç denir. Örnek :
    Ona
    çok kızıyor, her gördüğü yerde bağırıyordu.
    Ona
    çok kızıyor.
    Ona
    her gördüğü yerde bağırıyordu.
    d)
    Eylemsiler ve eylemsilerin de yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede dolaylı tümleç görevi yapar. Örnek : Yan Cümle Temel Cümle
    Ondan duyduklarına
    / inanamayacaksın.
    Dolaylı Tümleç Yüklem
    Yan Cümle Temel Cümle
    Buraya geldiğine
    / bin pişman oldu.
    Dolaylı tümleç Yüklem
    Uyarı :
    Dolaylı tümleci bulmak için soruları “Neyden?” sorusu ile zarf tümlecinin sorusu olan “Neden?” sorusu birbirine karıştırılmamalıdır. Örnek :
    Bu düşünceleri okuduğu kitaplardan edinmiş. (Neyden?)
    Sıkıntıdan ne yapacağını şaşırmış. (Neden?)
    Yukarıdaki birinci cümlede “Neyden” sorusuna yanıt veren ve cümleye içinden anlamı katan “okuduğu kitaplardan” söz grubu cümlede dolaylı tümleç görevinde bulunurken, ikinci cümlede şaşırma nedeni olan “sıkıntı” sözcüğü, eylemin nedenini bildirdiği ve “Neden?” sorusuna yanıt verdiği için cümlede zarf tümleci görevi yapmaktadır.
    Zarf (Belirteç) Tümleci :
    Yüklemi zaman, durum, miktar, ölçü, yer yön ve soru yönünden gösteren sözcük ya da sözcük öbekleri cümle içinde zarf tümleci görevi yapar.
    § Yükleme yöneltilen “Nasıl?” sorusu durum zarfı tümleciyle ilgilidir. Örnek :
    İnsan düşündüklerini açıkça söyleyebilir. (Nasıl söyleyebilir?)
    Damlaya damlaya
    göl olur. (Nasıl göl olur?)
    Olanları ağlaya sızlaya anlattı. (Nasıl anlattı?)
    § Yükleme yöneltilen “Ne zaman?” sorusu, zaman zarfı tümleciyle ilgilidir. Örnek :
    O acılı haberi duyunca
    çok üzülmüştü. (Ne zaman üzülmüştü?)
    Tren on beş dakika sonra burada olur. (Ne zaman burada olur?)
    Gelecek ay
    yeni bir araba alalım. (Ne zaman alalım?)
    § Yükleme yöneltilen “Ne yöne? Ne taraf?” soruları yer-yön zarf tümleciyle ilgilidir. Örnek : Biraz bekleyip aşağı indim. (Ne yöne?)
    Az önce dışarı çıktı. (Ne tarafa?)
    Korkudan bir adım geri çekildim. (Ne yöne?)
    § Yükleme yöneltilen “Ne kadar? Kaç tane?” soruları azlık-çokluk zarf tümleciyle ilgilidir. Örnek : Onu bir saat daha bekleyelim. (Ne kadar bekleyelim?)
    Bugün bırak, yeterince çalıştın. (Ne kadar çalıştın?)
    Çocuk ablasından biraz daha çalışkandı. (Ne kadar çalışkandı?)
    § Soru zarfı tümleci, yüklemi durum, zaman, yer-yön, miktar, ölçü olarak soru biçiminde etkiler. Örnek : Nasıl dayanırım sensizliğe nasıl?
    Neden
    yapmadın söylediklerimi?
    Niye
    bakıp duruyorsun yüzüme?
    UYARI :
    Yer-yön bildiren sözcükler ad durum ekleriyle çekimlenirse zarf tümleci değil, nesne ya da dolaylı tümleç görevi yapar. Örnek :
    Bir de aşağıyı temizle. (Neyi?)
    Belirtili nesne
    Sizi içeride bekliyor. (Nerede?)
    Dolaylı tümleç
    Yukardan
    gürültü geliyor. (Nerden?)
    Dolaylı tümleç
    Zarf Tümlecinin Özellikleri :
    a)
    Ara söz, kimi cümlelerde zarf tümlecini açıklamak amacıyla kullanılır ve açıklamalı zarf tümleci meydan gelir. Örnek :
    Önümüzdeki hafta
    , Pazartesi günü, yeni bir sınav var.
    Zarf Tümleci Zarf tümlecinin açıklayıcısı Yüklem
    b)
    Bağ eylemlerin yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede zarf tümleci görevi yapar. Örnek : Yan Cümle Temel cümle
    Eve uğrayıp
    / eşyalarımı alacağım.
    Zarf Tümleci Yüklem
    Yan Cümle Temel cümle
    Düşünmeden
    / hareket etme.

     

Sayfayı Paylaş