1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Türkçe kelimeler (k)

Konusu 'Türkçe & Dilbilgisi & İmla Kuralları' forumundadır ve Hazangülü tarafından 6 Haziran 2009 başlatılmıştır.

  1. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    KAANKagan Kagan sözcüğünün Moğol ağzındaki söylenişi
    KABA: Büyük, iri, şişkin
    KABAK: 1- Kapalı, kabuklu 2- Kabarık
    KABAL: Kapalı, zindan, mahpus
    KABAMIŞ: Kapalı, güçlü, mahfuz
    KABAN: 1- Kapan, kapıcı 2- Kabarık, asi, isyankar 3- Dik yokuş
    KABAR: 1- Kabarık, asi, kabadayı 2- Kapan
    KABARTU: Şişik, kabarık, kabarcık
    KABIŞ: Kavuş, kavuşma, birleşme, toplanma
    KACIR: Kaçır, kaçırıcı, korkutucu, ürkütücü
    KAÇ: (Kaçı, kaş) Kaçan, koşan
    KAÇAĞLI: Kaçaklı, kaçıcı, koşucu
    KAÇAN: 1- koşan, kaçan 2- Vakit, saat, vade
    KAÇGAR: (Koçgar,kaşgar) 1- Koç gibi, koç yiğit 2- koç başı
    KAÇIR: Kaçıran, kaçırtıcı
    KAÇIRA: (Kaçır) 1- Kaçıran, ürküten 2- Çalışkan, aktif
    KAÇMAS: 1- Kaçmaz, ürkmez, korkmaz 2- Evcil, munis
    KAÇUT: 1- Savaş, dövüş 2- Kısa mızrak, kargı
    KADAGAN: Buyruk, ser, emir, komut
    KADAK: (Katak,Katık) 1- Katı, sert 2- Mıh, çivi 3- Armağan, hediye
    KADAŞ: Arkadaş, yaren, yakın
    KADIR: (Katır) mec. Güçlü, dayanıklı, metin, inatçı
    KADIRCA: Katır gibi
    KAGI : (KAKI) Öfke, şiddet
    KAĞAN: İmparator, hanların hanı
    KAĞANLI(G) : İmparatorluk, imparatorluğa mensup olma
    KAĞBA: Koruyucu, muhafız
    KAKIĞAN: Öfkeli, gözü kara
    KAKINÇ: 1- Kılıç ve kargı hamlesi 2- İhtar, ikaz 3- Hiddet, öfke
    KAKIZ: Gözü pek, hiddetli
    KAKŞA: Seri, aceleci, hızlı
    KAKUMAKLU: Gazaplı,şiddetli
    KAL: Ulu, saygıdeğer, hatırı sayılır
    KALABA: 1- Ulu, saygıdeğer 2- Sayıca çok, kalabalık, bolluk
    KALAKLI: Ulu, yüksekte
    KALANÇA: Bakiye, arta kalan, artık
    KALÇAV: Şakacı, nüktedan
    KALDUN: Kalan, artan, bakiye
    KALGAN: (Kalkan) Ok, kargı, kılıç gibi savaş aletlerine karşı koruma sağlayan siperlik
    KALGAY: Veliaht, şehzade
    KALIN: 1- Sert, dayanıklı 2- Mal, servet, varlık 3- Çeyiz 4- Yararlılık, fayda
    KALINGU: (Kalın) Kalıng, güçlü, dayanıklı
    KALISIZ: Şüphesiz, kararlı
    KALMUK: Güç gösterisi, güçlülük, kabadayılık
    KAM: Şamanist gelenekte, ulu kişi (Hekimlik, filozofluk, büyücülük, duacılık dahil olmak üzere, oba ya da oymakların, her türlü sorunuyla ilgilenen kişi)
    KAMALAG: Sedir ağacı
    KAMAN: 1- Kuman, kumanlı 2- Gözü kara, cesur, aman vermeyen
    KAMAŞIG: Melez, karışmış
    KAMAZ: Sarsıcı, sallayıcı,ürkütücü
    KAMÇI: Kırbaç
    KAMDU: Para yerine geçen eşya, emanet
    KAMŞAT: Şaşırtıcı, ürkütücü
    KAMU(Ğ): 1- Bütün, tam, hep 2- Halk, ahali 3- Destek, dayanışma
    KAN: 1- Soy, sop, kaynak, can, canlılık, soyluluk 2- Damarlardaki sıvı 3- Kağan, han
    KANAT: 1- Tüy, telek 2- Taraf, yön, cenah
    KANCI: 1- Kan güden soylu 2- Kanıcı, kanmış, inanıcı
    KANDI: İnançlı, kanık
    KANDUK: (Kanduk) Kandı, kanık
    KANDUKYURT: birl. Kanduk/Yurt Gurbet
    KANG: (Kang, kan) Kan, soy, ata
    KANGSIK: 1- Kardeş gibi..kardeş yakınlığında 2- Üvey kardeş
    KAYNAK: (Kanak) mec. Soylu
    KANIĞ: 1- Kanmış, kanık 2- Sevinç, neşe
    KANIK: 1- Kanma, inanma, kabul, ermek 2- Sevinç, neşe
    KANIŞ: Kandırış, cilve, işve
    KANITGAN: Şevk veren, kan kaynatan
    KANK: 1- Kan, soy 2- Ata, baba
    KANKLI: Soylu, soyu sopu belli, kanlı
    KANLI: Soylu
    KANTIK: 1- Kandırıcı, işveli 2- Uzakta, gurbette olan
    KANYUMAZ: birl. Kan/Yumaz (Yumak, yıkamak...dan)
    KAPALAN: Kaplan
    KAPAR: 1- Akıl, can, ruh 2- Kalkan, zırh 3- Kapan, tuzak
    KAPGAN: 1- Kanlı, soylu 2- Kalkan, zırh 3- Algan, fatih 4- Kaplan 5- Kapan, tuzak
    KAPGIŞAY: Saf, sade, halis
    KAPKIR: Hassas, imtizaçlı
    KAPLAN: Kapan, kedigillerden bir yırtıcı hayvan
    KAPURTU: Kabartı, kabarık, kabadayı
    KAR: Kar tanesi
    KARA: Siyah renk, ak’ın karşıtı Ancak...Bu sözcükte de Türkçe ad ve sıfatlar arasında özel bir yere sahiptir. Çünkü birçok mecaz anlamı içinde barındırması ilgi çekicidir. Birçok birleşik adın, başında ya da sonunda kullanılabildiğinden, çeşitli anlam değişiklikleri de ortaya çıkabilmektedir. Bu yüzden, içerdiği tüm anlamları açıklamakta yarar vardır. Bu durum,ayrıca Türklerin, sosyal yaşamlarında, renklere ne derece önem verip, ne derece zengin anlamlarla bezediğinin de önemli ipuçlarını verecektir. Örneğin: Ak:Temizlik, güzellik, soyluluk, merkez. Gök(mavi): Kutsallık, özgürlük, Kızıl(kırmızı): Dikkat, özen,tedbir, değişiklik, devrim, şiddet. Yeşil: Doğum, tazelik, huzur, sükun anlamlarını içinde barındırmaktadır. Renklerle yönler de anlatılabilir. Ak: güney, Kızıl: Doğu, Sarı: Batı, Kara: Kuzey yönlerini anlatır. Kara’nın öteki anlamlarına gelince:
    1- Güç, şiddet
    2- Olağanüstülük, harikuladelik
    3- Ululuk, büyüklük, ulaşılmazlık
    4- Cesaret, atılganlık, yiğitlik
    5- Yas, keder, üzüntü, ölüm
    6- Fakirlik, sıradanlık, (soylu olmamak)
    7- Kötülük, bela, uğursuzluk
    8- Esmer ten, yanık ten
    9- Aşırı soğuk, kış
    KARAALMAZ: birl. Kara/Almaz..Namuslu
    KARABAŞ: birl. Kara/Baş 1- Evlatlık 2- Kul, köle
    KARABATAK: birl. Kara/Batak...Bir deniz kuşu
    KARACA: 1- Karaya çalan, esmer 2- Gözü kara, cesur, şiddetli 3- Bir ceylan türü
    4- Halktan soylu olmayan
    KARACIK: 1- Esmer, kar tenli 2- Gözbebeği
    KARAÇIL: Kumral, karaya çalan
    KARAGA: Karga, kuzgun
    KARAĞLI: 1- Yaslı, matemli 2- Bakışları etkileyici
    KARAHAN: birl. Kara/Han
    1- Türk mitolojisinde “Tanrılar Tanrısı” 2-Devletlerinde, soylu
    olmayıp, kara budundan (halktan) biri olarak devlet kuran kişilerin takındığı unvanlardan
    KARAK: 1- Kara/Ak 2- Gözbebeği 3- Bakış, nazar
    KARAKÇI: 1- Gözlemci, bakıcı 2- Karakeçi
    KARAKIRK: birl. Kara/Kırk (..Kırk sayısı da, üç ve dokuz gibi, Türklerin uğurlu sayılarındandır.)
    KARAKITAY: birl. Kara/Kıtay (Çinliye benzeyen, Çinlilerle kanı karışıp, melez olmuş)
    KARAKOL: birl. 1- Kara el 2- Gözetleme yeri, gözetim alanı
    KARAKUŞ: birl. Kara/Kuş (Mizan Yıldızı)
    KARAKÜNE: Kara gün
    KARAL: Vade, müddet
    KARAMIŞ: Bakmış, görmüş, açık göz
    KARAMAN: 1- Kara tenli 2- Yiğit, gözü kara
    KARANÇI: Bakıcı, gözlemci
    KARAOTAĞ: birl. Kara/Otağ
    Eski dönem, toy ve şölenlerde, çocuğu olmayan beylerin oturduğu kısım, tribün (...oğlu olanlar,Ak otağa, kızı olanlar kızıl otağa, konuk edilirlerdi.)
    KARAOZAN: birl. Kara/ozan (halk ozanı)
    KARASAGU: ağıt, mersiye
    KARASÜYÜK: birl. Kara/Süyük (kemik) (avam, halktan)
    KARAŞAMAN: birl. Kara/Şaman
    T...Şamanist gelenekte, kötü ruhlarla uğraşan şamanlar
    KARAŞIN: Esmer, karaya çalan
    KARAUL: Bakış, gözlem yeri (Karakol sözcüğü buradan gelir)
    KARAÜREK: birl. Kara/Yürek Cesur, korkusuz
    KARAV: Bakış, nazar, bakan
    KARAVUL: (Karaul) 1- Gözcü, keşif kolu 2- Muhafız
    KARAY: yardımcı, yararlı, yardımsever
    KARAYIŞ: bakış, bakan
    KARAYİR: birl. Kara/Yer (kara toprak)
    KARÇAK: 1- Pençe 2- Büst, yarım heykel
    KARÇIGA: Bir şahin türü
    KARDAŞ: Kardeş, kardeş yakınlığı
    KARGI: Mızrak
    KARGIN: Meşbu
    KARGUY: 1- Bir atmaca türü 2- Gözetleme kulesi, dağ başlarına yapılan yüksek yapı
     
  2. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    KARIK: Karışık, melez
    KARIKSIZ: Saf, temiz, karışık olmayan
    KARIMIŞ: karışık, karışmış
    KARINÇIK: Bakış, nazar, göz kaçamağı
    KARINDAŞ: 1- Kardeş, kardeşlik 2- Kız kardeş, bacı (Kazak ve Kırgızlarda)
    KARLIGAN: karlar eriyince açan bir dağ çiçeği
    KARLIK: Karlı arazi, karlı dağ
    KARLU: Karlı, kar almış
    KARLUGAÇ: Kar çiçeği
    KARMAS: Karıştırmaz (Soyunu, neslini)
    KARŞI: Karşıt, zıt
    KARŞIT: Karşı
    Türk mitolojisinde, Ülgen’in yedi oğlundan biri ve Temizlik Tanrısı
    KARTAL: İri kanatlı avcı kuş (Karatal)
    KARUÇ: 1- Karış, karışık 2- Kara uç
    KARYAĞDI: birl. Kar/Yağdı (...Doğumu, kar yağdığı sırada olan)
    KASAR: 1- Keser 2- kasıntı, afili 3- Fırtına
    KASMIŞ: Afili, fiyakalı, kasıntı
    KAŞ: Kaş, korkusuzluk, cesaret
    KAŞGAR: Cesur, üstün vasıflı
    KAŞKA: 1- Yiğitlik, mertlik 2- Üstün vasıflılık 3- Dayanıklılık, metanet
    KAŞUK: Dayanıklı, metin
    KATAK: Katı, sert
    KATAN: 1- Sert, katı 2- Saplayan, (Kargı, ok) 3- Ekleyen, artıran
    KATGI (katkı): 1- Katı, sert, haşin 2- Yarar, yararlılık 3- Neşe, şenlik
    KATGIÇ: Katı, sert, dayanıklı, haşin
    KATI: sert, dayanıklı, haşin, güvenli, adamakıllı, etraf
    KATLICAK: Katıca,sertçe,şiddetli
    KATIGU: Çalışkan, gayretli, azimli
    KATIĞDI: Çok katı, şiddetli, kuvvetli
    KATIK: 1- Katı, sert, güçlük, şiddet 2- Katılan, katılım 3- Ekmek, yemek
    KATILGAN: Dayanıklı, metin, sert
    KATILIK: Güçlük, sertlik, dayanıklılık, haşinlik
    KATIRAK: Katıca, haşince
    KATIYEL: birl. Katı/Yel (Kuru rüzgar)
    KATIZ: 1- Ağaç kabuğu 2- Tarçın
    KATLAV: Zırh, siper
    KATLIG: Katılık, sertlik
    KATMIŞ: 1- Saplamış 2- Katılaşmış 3- Eklemiş
    KATUN: (Hatun) İmparatoriçe, Kağan eşlerine verilen bir unvan. (Kadın sözcüğü buradan gelir)
    KAVAN: Kovucu, defedici
    KAVÇIN: Konuk, kısa süreli misafir
    KAVŞIT: 1- Kavuşma, vuslat, kavuşulan yer
    KAVURT: 1- Kurt 2- Haşmet, ihtişam 3- Dayanıklılık, kalıcılık
    KAVUŞ: 1- Menzil, kavuşulacak yer 2- Buluşma, buluşma yeri
    KAY: 1- Tipi, kar fırtınası 2- Masal, hikaye
    KAYA: Taş bloğu mec. 1- Sertlik, sağlamlık, yıkılmazlık, dayanıklılık 2- İhsan, inayet
    KAYAK: Kayık, sandal
    KAYALAK: 1- Kayık, sandal 2- kaya, kayalık
    KAYAN: 1- Çığ, çığ kümesi 2- Sel, sel suyu
    KAYAR: 1- Sel, sel suyu 2- Gurur, onur
    KAYAŞ: Hısım, akraba, kavim kardeş
    KAYÇI: Masalcı, destancı
    KAYDU: 1- Katı, sert, şiddetli 2- Kaygı, hüzün 3- Sel, sel suyu
    KAYGAÇ: Kayık, sandal
    KAYGAŞ: Mucize, olağanüstülük
    KAYGIN: 1- Üzgün, kaygılı 2- İsyankar, isyan halinde
    KAYGU: Kaygı, endişe, titizlik
    KAYGULU: Kaygılı, mahzun
    KAYGUN: Mahzun, üzgün, müteessir
    KAYGUSUZ: Vurdumduymaz, gailesiz, umursamaz
    KAYI: 1- Sel 2- Kar fırtınası 3- Muhkem, iyi korunan
    KAYIR: 1- Kayırma, hamilik, destek 2- Heybet, gösteriş 3- Azim, kararlılık
    KAYIRGAŞ: 1- Deste, demet 2- Kayırıcı, koruyucu
    KAYIRMIŞ: Kayıran, kayırıcı, destekçi
    KAYIRŞI: 1- İçli, merhametli 2- Karşı, muhalif, hizip
    KAYITGAN: Dik başlı, boyun eğmeyen
    KAYITMAS: Adil, adaletli
    KAYMAS: Adaletli, düzenli
    KAYNAK: Pınar, göze
    KAYNAR: 1- Pınar, göze 2- Ateşli, kızgın
    KAYNARCA: 1- Kaynak, pınar, menbaa 2- Ilıca, banyo
    KAYRA: Yardım, inayet
    KAYRAL: Yardım, destek
    KAYRALDIĞ: 1- Destekli, torpilli 2- Eli açık, cömert
    KAYRIM: Arka, destek, inayet
    KAYRU: Geri, arka, destek
    KAYTAG: Aldatıcı, adaletsiz, hilebaz
    KAYTBAY: Adil, adaletli, hakkaniyetli
    KAYTMAZ: Adil
    KAYTUN: Yardımsever
    KAYURTAR: Kurtarıcı, yardımsever
    KAZAK: 1- merkezden uzak kalan 2- Otoriteye bağlı olmayan,başına buyruk 3- Gezgin
    KAZAN: 1- Kazanç, kazanım, birikim, artı değer, bolluk 2- Kızan, kızgın
    KAZANCUK: 1- Kazanç, kar, getiri 2- Yemek kazanı, tencere
    KAZANÇ: Gelir, kar, artı değer, getiri
    KAZGAN: Kazan, kazanç
    KAZILIK: 1- Kazık 2- Kazma aleti 3- Kızgın, celalli
    KAZIRGAN: Şamanist gelenekte, kötü ruhların, doğruluğa gelmesi için,geçici bir süre için kaldığı ateş çukuru. Bir nevi cehennem
    KAZU: Nimet, kazanç
    KAZUK: (Kozu, Kazık) 1- Kazma 2- Kazık, sırık
    KEBEK: Kabuk, ağaç kabuğu
    KEBENÇ: İtimat, güven, hoşnutluk
    KEBENÇÜ: Hoşnut, bahtiyar
    KEÇİG: 1- Geçit, köprü 2- Mutlu, sevinçli
    KEÇİKLİĞ: Mutlu, sevinçli
    KEÇİR: Bağışlayıcı, affedici
    KEÇÜRGEN: Bağışlayıcı, affedici
    KEDİMLİG: 1- Zırh, demir ağ 2- Giyimlik, giysi
    KEKMEN: Olgun, ergin, ermiş
    KELEŞ: Alımlı, yakışıklı, cıvan
    KELEZTİ: Hayal, serap
    KELGİN: Gelgin, suyu kabaran ırmak
    KELİŞTÜ: Olgunluk, gelişim, suhulet
    KELTEÇİ: Gelici, gelecek olan, halef
    KEMEÇ: Asker, askeri görevli
    KENÇEK: (Gençık, Genç)
    KENÇLİYÜ: Oğuz beylerinin, özellikle güz kurultayların dan sonraki toy ve şölenlerde, kendi mallarını yağmalatıp, halka dağıtılması için kurdukları büyük sofra. Yağma sofrası
    KENDÜZ: Nefs, can, ruh
    KENEŞ: İstişare, müşavere
    LENGEŞ: Keneş
    KENGEŞLÜ: Danışık, anlaşık, dayanışmalı
    KENDİL: Gönül, gönüllü, temiz yürekli
    KENİ: (Kuni) Adaletli, adil, dengeli
    KEPKE: Örnek, numune
    KEPTİK: 1- Latif, şakacı 2- Eşit, müsavi
    KERAMUN: Karaman, esmer tenli
    KERAYET: Sahil, kıyı, plaj
    KEREGÜ: Ev, çadır, barınak
    KEREKLİ: Gerekli, elzem, ihtiyaç
    KEREKTÜ: İhtiyaç, lüzum, zaruret
    KEREKÜLÜG: Çadırlı, göçebe
    KERELTİ: Tanıklık, şehadet
    KEREN: Ulu, kebir, kadir
    KEREŞ: Kiriş, yay kirişi
    KERİ: 1- Eski, kadim, geride kalan 2- Germekten, gerilmiş, gergin
    KERİNÇSİZ: Eşsiz,emsalsiz
    KERKİ: Balta, nacak
    KERKİT: Nacak
    KERTÜK: (Kertik) 1- Ağaca bıçakla çizilen çizgi 2- yapay, suni
    KESEN: 1- keskin, kesici 2- Bölüm, ara
    KESİ: Keskin, kesen, kesici, sert
    KESİK: Kesi, keskin
    KESKİN: 1- Sert mizaçlı, asabi 2- Uç, ekstrem 3- Kesici
    KEŞİKÇE: 1- Muhafız, koruyucu 2- Defa, sıra, adet
    KEŞİKÇİ: 1- Israrlı 2- Nöbetçi
    KET: 1- Darbe 2- Yılmaz, azimli, kararlı
    KETÇİK: Darbecik
    KETE: Ulu, büyük
    KEYİK: Baht, mutluluk
    KEZEGEN: Gezgin, çapkın
    KEZGEN: Gezgin, çapkın
    KEZGİÇ: Gezgin
    KEZİK: Cesaret, atılganlık, cüret
    KEZİR: (Kizir, keser) Cesur, cüretkar
    KIBI: Keşif, buluş
    KICIR: Öç duygusu, intikam
    KICURGAN: Gösterişli, mağrur
    KIDIK: Gedik, güdük
    KIĞILCIM: Kıvılcım, şerare
    KIĞITDUK: Davet, ikram
    KILAĞI: Kılıç ve bıçakların bilendikten sonra ağız kısmında meydana gelen çizgi
    KILAĞUZ: Kılavuz, rehber
    KILAVUN: Düğün hediyesi
    KILDI: 1- Yaratıcı, yapıcı 2- Etken, amil
    KILGI: 1- İstem, irade 2- Yaratılmış, kılınmış
    KILICI:Yaratıcı, yapıcı, halik, kadim
    KILIÇ: (Kıl-Uç) Silah
    KILIG: 1- yaradılış, huy, karakter 2- Beceri, iş, yapıcılık
    KILIGLI: 1- İyi huylu, ahlaklı, görgülü 2- Becerikli, çalışkan, işgüzar
    KILIN: 1- Huy, yaradılış 2- Naz, işve
    KILINÇ:Kılınış, huy, karakter
    KILIVAN: Hediye, bahşiş, ödül
    KILUÇ: Kılıç
    KIMAÇA: Engel, mania
    KIMAR: Komar, homar, yakışıklı, cezb edici
    KIMIRTU: Kıpırdanış, devinim, jest
    KIMIZ: Ekşi, mayhoş anlamına gelen ve kısrak sütünden yapılan bir içki
    KIMNA: Sürekli, daima, her zaman
    KIN: 1- Silah muhafazası 2- Gayret, çalışma 3- Suç, cürüm, ayıp
    KINAGU: 1- Ceza, cezalandırma 2- Çalışma, aktivite
    KINAY: Aktif, çalışkan
    KINCAL: İnce, narin, zayıf
    KINÇAK: Bıçak kılıfı
    KINGAL: İnce, narin
    KINGIR: Metin, dayanıklı, sebatkar
    KINIK: 1- Gayret, gayretli, çalışkan 2- Muhterem, şerefli, hakim
    KIP: Baht, talih
    KIPÇAK: 1- Merkezde kaçmış, uzaklaşmış ve bir otoriteye bağlı bulunmayan 2- Çayırlık, geniş toprak,sahipsiz boş ve geniş arazi 3- Ağaç kovuğu 4- Bahtı açık, talihli
    KIR: 1- Kırmak...dan Kırış, kesiş, kırma, yarma eylemleri 2- Ak’a yakın kirli beyaz renk 3- mec. Olgunluk, tecrübe
    KIRAÇ: 1- Kırlaşmış, kıra çalan, kır gibi 2- Kırıcı, kırık, yarık 3- Verimsiz toprak, yaşlı toprak
    KIRAN: 1- Bozgun yapan, düşmanı yok eden 2- Dağ yamacı 3- Yön, kenar, kıyı
    KIRAY: 1- Genç, delikanlı 2- Kıran, kan dökücü, vurguncu
    KIRCA: Kıra çalan, ,kırlaşmış mec. Olgun, bilge
    KIRCI: 1- Kırıcı, sert mizaçlı 2- Kenar, uç, sahil
    KIRGI: 1- Kırım 2- Bir atmaca türü
    KIRGIL: Kırık, üzgün, kırgın
    KIRGIN: 1- Gönül kırgınlığı 2- Bozgun
    KIRGIZ: 1- Kırgıncı, bozguncu, geçimsiz 2- Kırk/Uz 3- Numune, örnek
    KIRICI: 1- Kıran, bölen, yaran mec. Sert mizaçlı, gönül kırıcı 2- Kenar, sahil
    KIRIK: Kırılmış, bölünmüş
    KIRIM: 1- Kırış, bozgun, katliam 2- Kırgınlık, küskünlük 3- Uç nokta, kenar
    KIRIY: Sahil, kenar
    KIRKIN: Bahşiş, hediye
    KIRKLI: Eski, Şamanist gelenekten, bazı değişiklikler yada dinsel motiflerin de eklenmesiyle,
    bugünlere kadar gelen bir inanca göre; gerçek anlamı “kırk ünlü ata ruhunun koruması altındaki kişi”
    KIRMAN: Kırma yeri, Kırman, harman
    KISIG: 1- Hapis, dar yer 2- Kısıtlı, bağımlı
    KISIGLU: Hapis, mahpus, kıstırılmış
    KISRIK: Utangaç, mahçup
    KISTAVUL: Acele, aceleci, telaşlı
    KIŞIL: Kışlık, kış için ayrılmış
    KIŞLAK: Kışın kalınan yer, ez, kışlık ev
    KITAY: 1- Çinliye benzeyen , Çinliye karışmış 2- Kutay
    KIVANÇ: Gurur, kıvanma, sevinme, öğünme, mutlu olma, kendine güvenerek ve öğünerek
    sevinme hali
    KIVAM: Olgunluk,yeterlilik
    KIVANDUK: Kıvançlı, mutlu
    KIVIK: Ara, fasıla
    KIVILCIM: Ateş parçası, şerare
    KIVLIK: Kıvanç ve mutluluk nedeni
    KIVRAK: 1- Kıvançlı 2- Hareketli, dayanıklı
    KIVRIM: Hare, iltiva
    KIYAK: 1- gaddar, acımasız 2- Kayak, kaydıraç 3- Çekicilik, cazibe
    KIYAL: İmge
    KIYAN: 1- Dağdan hızla akan sel suyu 2- Gaddar, acımasız, kıyıcı
    KIYAT: Çekici, cazibeli
    KIYGA: Zeki, çok akıllı
    KIYGI: Zeka, deha
    KIYIK: 1- Zeka, dahi 2- Çekici 3- Kaçak, kapçak
    KIYIKSIZ: Kaçmaz, sözünden dönmez, düz
    KIYIN: 1- Akit, sözleşme, anlaşma 2- Güç, kudret, otorite
    KIYIŞKAN: 1- Sözünün eri, sözünde duran 2- Cesur, gözü pek
    KIYMAÇ: Gamze
    KIYNAK: 1- Ünlü, meşhur 2- pençe, kartal pençesi
    KIYUK: 1- Mutluluk 2- Geyik
    KIZARIK: 1- Kızıl, kızıllaşmış 2- kızgın
    KIZGAN: Kızgın, kızışmış
    KIZGIN: Kızıllaşmış, asabi
    KIZI: Şiddet, asabiyet, kızama, kızgınlık
    KIZIK: 1- Kızgın, asabi 2- Kısık, hapis
    KIZIL: 1- Kırmızı, al 2- Altın 3- Kızmış, kızarmış, kızgın
    KIZILALMA: birl. Kızıl/Elma
    Olgun, kızarık elma anlamı, bir sembol ve imgedir. Ülkü’yü motivasyonu içerir. Bazen,
    fethedilmesi gereken illeri ifade eder, çoğu kez ise bütün Türklerin, tek bayrak altında toplandığı devletin, “Birleşik Türk devletleri”nin imgesi
    KIZILGU: Kızarmış, kızgın
    T... Kırgızların, Mürdi oymağı, dip dedelerinden.
    KIZILHAN: birl. Kızıl/Han
    Şamanist gelenekte Tanrı sıfatlarından
    KIZILOTAĞ: birl. Kızıl/Otağ
    Kağan ya da Han’ların verdikleri, toy ve şölenlerde, kız çocuk sahiplerinin oturduğu, şeref tribünü
    KIZIMTAY: birl. Kızım/Tay (Kızmaktan kızgınlık) Tay
    KIZIRAK: (kızarık, kızrak) Nadir, ender rastlanan
    KİÇİ: 1- Kişi, adam, insan 2- Küçük, minyon 3- Geçmiş, geçik, eski 4- Keçi
    KİÇİCİK: 1- Kişicik, insancık 2- Küçük, minyon
    KİÇİK: 1- Küçük, minyon, Geçik, geçmiş
    KİÇİN: Zincir
    KİÇKİ: 1- Eski, kadim 2- Kişi, insan
    KİÇKİNE: (Giçgine) Geçkin, geçmiş kadim
    KİDGÜ: Giyim, giysi, elbise
    KİLÜKEN: Gülen, güleç, güleryüzlü, mütebessim
    KİNDİK: Orta, odak, merkez
    KİNEŞ: Şura, meşveret, kongre
    KİRİŞ: Sinirden ve bağırsaktan yapılan sicim. Ok yayı olarak da kullanılır.
    KİRTİ: Doğruluk, gerçekçilik
    KİŞİLİK: Karakter, şahsiyet, insan olma özelliği
    KİŞKEN: (Kiçgen) 1- Küçük, minyon 2- Geçen, geçmiş
    KİÇKENTAY: birl. Kiçken/Tay ...minyon, minik
    KİYE: Kut, talih, ululuk
    KİYELİ: Mübarek, saygıdeğer, ulu
    KİZEK: 1- Kesik 2- Nöbet 3- Seyran, gezinti
    KİZİR: 1- Keser, kesici 2- Gever, gezgin 3- Atılgan, cesur
    KOBRAT: (Kubrat) Derlemek, toparlamak, örgütlemek
    KOBU: (Kovu) Buket, demet
    KOBURCUK: Kabarcık, kabarık, kabadayı
    KOCA: 1- Ulu, saygıdeğer, hürmete layık 2- Bilgili, tecrübeli, görüp geçirmiş 3- Gösterişli, azametli 4- Mert, düz, koç gibi
    KOCABAŞ: birl. Koca/Baş ...Koruyucu, muhafız
    KOCAMAN: 1- Akıllı, bilge 2- İriyarı, cüsseli, heybetli
    KOÇ: Erkek koyun mec. Düz, mert, yüz yüze dövüşen, hilesiz, yiğit, dayanıklı, yılmaz
    KOÇA: 1- Koç gibi..2- Kibar, centilmen
    KOÇAK: Koç gibi, cesur yürekli
    KOÇAN: 1- Centilmen, kibar 2- Koşan, koşucu
    KOÇAŞ: Rehber, yol gösteren, önde giden
    KOÇGAR: (Kaçgar,kaşgar) 1- Koç başı 2- Koç gibi, koç yiğit
    KOÇİ: Koç gibi, koç yürekli
    KOÇLUĞ Koçluk) Koç olacak kuzu
    KOÇO: Kibar, mert
    KOÇU: 1- Koç gibi 2- Kibar, centilmen
    KOÇUM: 1- Yiğit, mert 2- Koşum, koşma
    KOÇUN: Düz, hilesiz, temiz yürekli
    KOÇUGAR: Mert, yiğit, özü sözü bir
    KODAR: Mağrur
    KODAZ: Mağrur
    KOKLUĞ: Koku, parfüm
    KOKULUG: Koku, Parfüm
    KOKUM: Parfüm
    KOKUŞ: Dalları, ok yapımına elverişli bir ağaç türü
    KOLAN: 1- Hediye, bahşiş 2- Kollayan, koruyan 3- At, eşek,katır gibi hayvanların, eyerini
    bağlamaya yarayan kemer
    KOLBAG: Kadınların, aksesuar olarak bileklerine taktıkları, boncuklu halka
    KOLBAŞ: Askeri birlik başı, komutan, askeri koruyup kollayan kişi
    KOLBAY: Askeri danışman
    KOLCUK: Kolcu, muhafız, koruyucu
    KOLÇAK: Kolcu, koruyucu, kollayıcı
    KOLÇU: Muhafız, bekçi
    KOLDAGÜÇ: Hami, koruyucu, şefkatli, merhametli, yardımsever
    KOLDAŞ: 1- Silah arkadaşı 2- Arkadaş, birbirini kollayan
    KOLGAK: İstek, heves, talep
    KOLGAY: Veliaht, şehzade (Kırım ve Kazan hanlıkları döneminde kullanılan bir aksesuar
    KOLKA: 1- Kolgu, kol takısı 2- Refika, hanım, eş
    KOLTAG: Arka, himaye, destek
    KOLUÇ: Kolcu, kolbaşı, komutan
    KOLUNÇUĞ: Yakarış, niyaz
    KOMAN: (Kaman,kuman) 1- Yurduna yabancı sokmayan 2- Aman vermeyen 3- Kumral
    KOMAS: Komayan, bırakmayan, aman vermeyen
    KOMUK: 1- Kabuk, ağaç kabuğu 2- Hazine, define
    KOMUR: Cesur, gözüpek
    KON: 1- Yurt, vatan 2- Konak, yerleşim, mekan
    KONAÇ: Aşiyan
    KONAG: 1- Konuk, misafir 2- Konuk ağırlanan ev
    KONALGA: 1- Konuk yeri, baş köşe 2- Menzil, konulacak, varılacak yer
    KONAT: 1- Cana yakın, munis, sokulgan 2- konuk ağırlayıcı, konuksever
    3- Birlikte göç eden oba birliği
    KONCA: 1- Armağan, bahşiş 2, Gül
    KONÇUK: 1-Aşina, tanıdık 2- Konuk
    KONÇUY: Kağan kızı, prenses, soylu kız
    KONDU: Yerleşik, yerli
    KONDUR: Konuksever, cömert
    KONGAR: 1- Koyu kırmızı renkteki at 2- Kızıla yakın renk tonu
    KONIK: Can, ruh, yaşam
    KONŞUK: 1- Konşu, komşu 2- Yerleşim yeri 3- konuşma, laf
    KONUK: 1- Misafir 2- Can, ruh 3- Varılacak yer, menzil
    KONUL: 1-Kerevetlerin altındaki, yük konan boşluk, yüklük
    KONULGA: 1- Konuk yeri, baş köşe 2- Konuğa verilen yemek, değerli yemek
    KONUR: 1- Yakışıklı, civan 2- Gururlu, onurlu, mağrur 3- Kara ve kızıl karışımı renk,
    at rengi, doru at
    KONUŞ: 1- Yerleşim, karargah 2- Menzil, varılacak yer
    KOPAN: 1- Galip, utkan 2- Ulu, yüksek
    KOPTURU: Saygı duruşu, tören duruşu
    KOPU: Kop, çok, çokluk
    KOPUN: Çoklu, bereket, bütünlük
    KOPUZ: Saz, bağlama (Kop_Uz)
    KOR: 1- Öz, maya, asıl 2- Ateş parçası, ateş
    KORBA: Filiz
    KORCU: Korucu
    KORGAN: Korunan yer, kale, kurgan
    KORGAVUŞ: Savunucu, müdafi
    KORIÇI: Korucu, koruyucu, bekçi, yasak bölgeleri bekleyen ve koruyan kişi
    KORIG: 1- Koru, ağaçlık, yeşil bölge 2- korunan, yasak bölge
    KORKMAZ: Korkusuz, cesur
    KORKUNÇ: Korkutucu, ürkütücü
    KORKUT: 1- Heybetli, korkutucu, korku salan
    KORUĞ: 1- koru, koruluk, ağaçlıklı bölge 2- Koruma bölgesi 3- Yasak bölge, askeri bölge
    KORUKÇU: Koruyucu, korucu, muhafız
    KOŞ: 1- Koç 2- Dizi, sıra, dize
    KOŞAK: 1- Koşulan, koşturan 2- Neşide, destansı şiir
    KOŞAR: 1- Emredici, buyurucu 2- Koşucu, çalışkan, hareketli 3- Dizen, düzenleyen
    KOŞMA: Ölçülü, uyaklı söz
    KOŞUK: 1- Yan yana, birlikte, yaren, dost 2- Koşma, şiir
    KOŞUL: Hüküm, şart
    KOŞULGAN: Koşul koyan, buyurucu
    KOŞUM: 1- Koçum 2- Bağlı, yan yana 3- Atın, eyer, kulan, üzengi vb. malzemelerinin tümü
    KOŞUN: 1- Asker, savaş birliği 2- Halk, ahali 3- Dizi, dize
    KOTKU: Alçak gönüllü, mütevazı
    KOY: 1- Koyun 2- Merhamet, acıma duygusu
    KOYLU: 1- Merhametli 2- İstikamet, yön, yönünü bilen 3- Koyunlu
    KOYU: Merhamet
    KOYULDAR: 1- Merhametli 2- Hürmetli
    KOYULMUŞ: 1- Merhametli 2- Çalışkan
    KOYUNLU:Merhametli
    KOYURGA: 1- Hürmet, lütuf 2- Acıma duygusu, merhamet
    KOYURTANG: Özgürlük, Hürriyet
    KOZAN: Kozalak
    KOZALAK: Çam, selvi gibi ağaçların sert çiçeği
    KOZAN: Kazan
    KOZGAV: Kıyam, isyan, başkaldırma
    KÖPÜRGE: 1- Köprü, geçit 2- Savaş davulu
    KÖÇET: Filiz, sürgün
    KÖÇMEN: Göçmen, göçücü
    KÖDÜRGÜ: Kurban, adak
    KÖGMEN: (Gökmen) 1- Tanrısal, ilahi 2- Sayın, saygıdeğer 3- Gücünü Tanrıdan alan
    KÖĞÜZ: 1- Göksel, Tanrısal 2- Göğüs, sine
    KÖK: 1- Gök 2- Aile, soy
    KÖKDAŞ: Emsal, örnek
    KÖKEN: Göğen, gelen, 2- Köken, soy, aile
    KÖKİM: 1- Göğüm 2- Soyum, ailem
    KÖKLÜ: 1- Tanrıdan gelen 2- Soylu
    KÖKTEM: 1- Bahar 2- Gençlik 3- Deha, akıl
    KÖL: Göl mec. Ululuk, sonsuzluk, derinlik, bilgelik
    KÖLMÜK: Halk, ahali
    KÖLÜK: Yük hayvanı
    KÖMEK: 1- Yardım, arka, destek, inayet 2- Ahali, halk
    KÖMEN: 1- Hayal, düş 2- Irk, soy 3- Cevher, damar
    KÖMEY: Gerdan, döş
    KÖMÜÇ: Hazine, define
    KÖNG: (Könk) Cariye, odalık
    KÖNGÜL: Gönül, can
    KÖNİLİK : Adalet, doğruluk
    KÖNKAŞ: Künkaş, kenkeş, meşveret
    KÖNÜ: Adalet, doğruluk
    KÖNÜL : Gönül , can
    KÖP: Çok, gür, çokluk, bolluk
    KÖPTÜK: 1- Bereket, bolluk 2- Kalabalık
    KÖPÜK: Kabarcık, köpürcük, çoklu, artış
    KÖREGEN : Gören, görücü
    KÖREM: 1- Körpe, taze 2- Görgülü, terbiyeli
    KÖRGEN: Gören, görücü
    KÖRGÜZ: Görgülü, centilmen, beyefendi
    KÖRKE: Ağaçtan yapılmış tabak
    KÖRKEM: 1- Görkem, ihtişam 2- Hoş, güzel, latif
    KÖRKLÜĞ: Güzel, alımlı, cemile
    KÖRPE: Taze, cıvan
    KÖRÜ: (körüg) Gözcü, haberci, casus, gözlemci
    KÖRÜM: 1-Bakış, nazar, gözlem 2- Düş, rüya 3- Zeka, fehm
    KÖRÜMÇİ: Astronom, rasat, gözlemci, yıldızları inceleyen kişi.
    KÖRÜMDÜK: Bakıcı, nezaretçi
    KÖRÜNÇ: 1- Görgü, muaşeret 2- Bakan, nazır
    KÖSEMEN: Tas artan koç.
    KÖŞÜK: Dilek, temenni
    KÖTÜZ: Kıymetli
    KÖVENÇ: 1- Güvenç, güvence, teminat 2- Azamet, gurur
    KÖVEZ: Afi, çalım, fiyakalı.
    KÖYMEN: 1- Yanıcı, yanık 2- Hayal
    KÖYMEZ: Yanmaz, ateş almaz.
    KÖZLÜK: At kuyruğundan yapılan, göz kamaşması ve göz ağrılarının tedavisinde kullanılan bir dokuma.
    KUANÇ: Kıvanç, sevinçli gurur
    KUANÇI: Kıvanç
    KUBAL: Gürz, demir topuz.
    KUBAN: Kapan
    KUBAT: Kapalı, gizli
    KUBAY: birl. Kubi/Ay
    Yakutların eski dönem “Temizlik Tanrıçası”
    KUBİ: (Kubil) Gökyüzü, feza, sema. Mec. Başsızlık ve sonsuzluk.
    KUCAN: Göçen, göçer
    KUCAR: Göçer, göçücü
    KUÇAM: Deste, demet, bağ
    KUÇAR: Göçer, göçmen
    KUDA: Sihir, büyü
    KUDAGAÇI: Büyücü, doktor
    KUDAK: Kadak, katı, sert
    KUDEKAN: Buyruk, sert, emir, azar
    KUKUN:kıvılcım, ateş parçası
    KUKUŞ: 1- Gonca, gül 2- Şaka, latife
    KUL: Bağımlı, bağlı, köle mec. Bağlılık, sadakat
    KULA: 1- Kızıl ve karışımı renk, doru, bordo 2- Yelesi, ve kuyruğu kara, gövdesi kızıla çalan at 3-Yabani at 4- Gözü kara,atılgan
    KULAÇ: 1- Açıklık, mesafe 2- İki kol arasındaki ara
    KULAGU: 1- Yaratıcı, kılıcı, hükmedici 2- Kula gibi 3- Korkusuz, gözü kara
    KULAN: 1- Galip, utkan 2- Vahşi at 3- Yaban eşeği
    KULANŞI: 1- At terbiyecisi 2- Mu*****inas, müzisyen
    KULBAK: Merhametli, yardımsever
    KULDAM: Sadık kul
    KULGA: Güvercin
    KULGU: 1- Müfettiş, murakıp 2- Güvercin
    KULİ: (kulıg) Cesur, gözü kara
    KULPU: 1- Kilit 2- kulluk, kulluk eden
    KULUGA: Güvercin
    KULUN: Tay, süt emen çağdaki at yavrusu
    KUMAÇ: Solgun, soluk
    KUMAK: 1- Yardım, kömek 2- Sevda, aşk
    KUMAN: 1- Solgun 2- Kumral, sarı ile kahverengi arası renk 3- Aman vermeyen, dirayetli
    KUMANDI: Mutlu, sevinçli
    KUMARAL: Kumral, buğday tenli
    KUMARGA: Kuşatma, muhasara
    KUMRAL: Buğday tenli
    KUL: 1- Koyun 2- Can, ruh 3- Uçurum 4- Adalet
    KUNAN: 1- İki yaşına gelmiş kısrak 2- Adaletli, adil
    KUNAR: Bereket, bolluk
    KUNARLI: Bereketli, münbit
    KUNDUZ: Dere kenarlarında yaşayan, kürkünden börk yapılan bir hayvan
    KUNİ: Adalet, hakkaniyet, adaletlilik
    KUNT: 1- Dayanıklı, metin 2- Sade, gösterişsiz
    KUNUK: 1- Mahzun, elemli 2- Konuk
    KUPÇI: İnce, zarif
    KUPTAN: Niyaz, dua, yakarış
    KUR: Düzen, sıra, hiyerarşi, düzenleme
    KURAL: Düzen, düzenlilik, kaide
    KURALAY: Ceylan, ahu
    KURAR: Organizatör, düzenleyici
    KURAY: Bir çeşit bozkır bitkisi ot
    KURÇ: (kuruç) Kılıç yapımında kullanılan, iyi bir çelik türü
    KURÇAK: Heykel, yontma taş
    KURÇI: 1- Kürçü 2- Kurucu
    KURÇIK: Kurum, kuruluş, yapılanma
    KURGA: 1- Tecrübeli, bilge 2- İnce, narin
    KURGAN: 1- İstihkam, kale 2- Anıt, anıt mezar
    KURIDIN: Batılı, batı bölgesinden
    KURUM: Figür, dans
    KURIMLAK: Cilveli, hareketli, kıvrak
    KURIKAN: 1- Kürkan, damat 2- Hisar, kale 3- Ağaçlık bölge
    KURLAS: Düzen, işleyiş, ahenk
    KURMAN: Düzgün, düzenli, düzenleyici
    KURMUŞ: Planlı, düzenli, örgütlü
    KURT: Bağımsızlığına olan düşkünlüğü, evcilleşmeyen tek hayvan oluşu, mücadeleciliği, hareketliliği,gururlu ve zeki oluşu, özellikle de sosyal ve örgütçü oluşu ve daha bir çok özellikleriyle, Türklere benzeyen ve Türklerin de çok eskiden beri kutsayarak, sembolleştirdiği hayvan
    KURTAK: Kurulu, ayarlı
    KURTAR: Kurtarıcı
    KURTARAN: Kurtarıcı
    KURTGA: Tecrübeli, gün görmüş
    KURTUL: Haraç, vergi, cizye
    KURTULGU: 1- Vergi, haraç 2- Kurtuluş, istiklal
    KURTULMUŞ: Özgür, bağımsız, azade
    KURTUN: Batılı, batıdan
    KURUĞÇIN: Kurşun
    KURUK: Koru, park, koruluk
    KURULTAY: birl. Kurul/Tay Kongre, divan, oturum
    Gerek seçim, gerekse devlet için önemli kararların alındığı seçkinler meclisi
    KURUM: 1- Kuruluş, düzen, düzenleme 2- Çalım, jest, afi 3- Kaya parçası
    KURUT:1- Kurt 2- Kale burcu 3- Kurutulup, suyu alınmış peynir topağı
    KUSKUN: Atın kuyruğundan geçirilip, eyere bağlanan kayış
    KUŞ: Kuş
    KUŞÇAK: Kuşçu, kuş eğiticisi
    KUŞÇU: Kuş eğiticisi
    KUT: 1- Uğur, talih, baht 2- Tanrısal, mübarek 3- Can, ruh, dirilik, yaşam kaynağı, yaşam gücü 4- kader, yazgı 5- Erk, iktidar 6- Bereket, nasip
    KUTADGU: Kutsanmış, kutlu, değerli, yararlı
    KUTALAN: birl. Kut/Alan mübarek
    KUTALDI: birl. Kut/Aldı kutlu, mübarek
    KUTALMIŞ: birl. Kut/Almış kutlu, mübarek, kutsanmış
    KUTAMIŞ: Kutsamış, değer vermiş, mübarek eylemiş.
    KUTAN: 1- Dua, yakarış, niyaz 2- Bir avcı kuş 3- Saban, pulluk
    KUTAR: Kutsar, kutsayan, kut veren
    KUTAŞ: Kutlu, mübarek
    KUTAY: birl. Kut/Ay T... 1- Ateş parçası,ateş 2- Şamanist gelenekte,” Ateş Tanrısı” 3- İpek, ipekli kumaş 4- Tanrıça 5-Paha biçilmez, değerli
    T... İlhanlı hanlarından, Argun Han’ın evdeşi ve Keykatu Han’ın anası.
    KUTGARU: Buyruk, fermen
    KUTKU: Ağırbaşlı, alçak ,gönüllü
    KUTLU: 1- Mübarek, Tanrısal 2- Bahtiyar 3- Kabul görmüş, saygıdeğer
    KUTLUCA: Uğurlu, bahtı açık
    KUTLUĞ: Kutlu, mübarek
    KUTLUĞ İNANÇ: (Kutluk İnanç) Kutlu/İnanç
    KUTLUK: Kutlu
    KUTLUK : (Kutluğ) Kutlu, mübarek
    KUTSANDI: Kutlu, mübarek
    KUTUN: 1- Mesut, mutlu, nurlu 2- Mukaddes, kutsal
    KUTUNMUŞ: Kutlu, mübarek
    KUTUR: Kutlu, mübarek
    KUTUZ: birl. 1- Kut/Uz 2- Yaban öküzü
    KUVANÇ: Kıvanç, gurur, mutluluk, iftihar
    KUVANDUK: Kıvanç, mutluluk, iftihar, gurur verici
    KUVART: 1- Kurt 2- Dayanıklı, kavi, metin
    KUVAT: Sevinç, mutluluk
    KUVRAG: Toplum, toplumcu
    KUYAK: Zırh, demirağ
    KUYAN: Tavşan, bozkır tavşanı
    KUYAŞ: Güneş ışığı
    KUYDUNG: Beden, vücut
    KUYMU: Sevinç, neşe
    KUYTAK: Mahfuz, siper
    KUYTURKA: Bağış, ihsan, lütuf
    KUYULDAR: Saygıdeğer, saygıya layık
    KUYUM: Aksesuar, küpe, bilezik
    KUZ: Dağın, güneş görmeyen yamacı
    KUZAY: Kuzey yönü, güneşin az olduğu yer,Karanlık ve soğuk yer
    KUZLAK: Bebe, yavru
    KUZU: 1- Koyun yavrusu 2- Yavru, bebe
    KÜÇ: Güç, dirayet, kudret
    KÜÇKARA: birl. Küç/Kara (Acı kuvvet)
    KÜÇEM: 1- Güç, kudret 2- zorba
    KÜÇEY: Güçlü, gücü yeten
    KÜÇİ: Güç, güçlük, zorluk
    KÜÇİN: An, kısa zaman parçası
    KÜÇKEY: Güçlü, zorlu
    KÜÇLÜK: Güç, güçlük, zorluk, kudret
    KÜÇÜK: Ufak, minyon
    KÜÇÜLÜ: Güçlü, zorlu
    KÜÇÜLÜK: Güçlük, güç, zorluk
    KÜÇÜM: Güç, kudret
    KÜKLER: Müneccim, yıldız falcısı
    KÜKREK: 1- Onur, gurur 2- Kükreyiş, kükreyen
    KÜL: 1- Ateş, ateşlilik, yakıcılık, yok edicilik 2- Yenilmezlik 3- Ulu, ünlü 4- Cesaret, gözü karalık 5-Göl, göl gibi geniş ve büyük
    KÜL TİGİN: birl. Kül/Tigin Birkaç anlam: 1- Ateş prensi 2, yenilmez prens 3- Ulu prens 4- Yok edici prens
    KÜLÇUR: Ululuk, yüksek mevki, saygıdeğerlik.
    KÜLE: 1- Güle , gülüş 2-Demet,bağ, deste
    KÜLEGEÇ: 1-Güleç, güler yüzlü 2-Name, melodi
    KÜLEGEN: Gülen, güler yüzlü
    KÜLEK: 1- Fırtına, kum fırtınası 2-Bakraç, tahtadan yapılmış yoğurt kabı
    KÜLEM: Bereketli, münbit
    KÜLER: birl. Kül/Er ..Ulu, saygın kişi.
    KÜLTEM: Deste, demet, buket
    KÜLÜG: (Külük) 1-Ünlü, meşhur, çok tanınan 3-Hızlı,seri
    KÜLÜNK: Kazma
    KÜMÜŞ: Gümüş
    KÜN: Gün, güneş
    KÜNANA: birl. Gün/Ana
    Şamanist gelenekte, göğün yedinci katına bakan tanrıça
    KÜNÇEK: Güneşlik, şemsiye
    KÜNDEŞ: 1- Gündeş, güneşe eş değerde 2- İzci, takipçi, halef
    KÜNDÜN: Gün ışığı
    KÜNDÜZ: Gündüz
    KÜNEŞ: Güneş
    KÜNGERÜ:Arzu, dilek, temenni
    KÜNG: Cariye, dişi köle
    KÜNİ: 1- Adil, adaletli, hukukçu, yasalara bağlı 2- İtaatkar, muti
    KÜNKAŞ: Danışma, nasihat
    KÜNTEM: Günlük, gündelik
    KÜNÜÇEN: Muti, itaatkar, saygılı
    KÜNÜLÜK: 1- Şemsiye, 2- Günlük, yevmiye
    KÜR: 1- Gür, sık, bol, bolluk 2- Canlı, diri, sağlam, sarsılmaz 3- Gürleyen, kükreyen, kabadayı, gözü kara, yürekli 4- Öz, maya, özünü yitirmemezlik 5- Düzen, düzenlilik 6- Çare, çözüm, deva
    KÜRÇE: Esas, asıl, maya, öz
    KÜRÇİ: Kabadayı, gözü kara
    KÜRHAN: (Gürhan) birl. Kür/Han
    Türk mitolojisinde, Kara Han’ın oğullarından
    KÜRİ: İç geçiren, imrenen, kıskanç
    KÜRKAN: birl. 1- Kür/Kan (Gür/Kan) 2- Damat (Körekan)
    KÜRMEN: Özlü, soylu
    KÜRÜGEN: 1- Gürgen 2- Köregen, damat
    KÜRÜM: Basiret, meleke
    KÜRÜNÇ: 1- Özlü, soylu 2- Düzen, düzenli 3- Kıskanç
    KÜŞLİK: 1- Güçlük, güç, zorluk 2- Mutlu, mutluluk
    KÜŞÜM: 1- Ar, edep, hicap 2- Güç, güçlülük
    KÜVENÇ: Güvenç
    KÜVENÇİ: Güvence, garanti
    KÜZ: Güz, sonbahar, hazan
    KÜZNEK: Işık kırılması
     

Sayfayı Paylaş