1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Türkçe kelimeler (o-ö)

Konusu 'Türkçe & Dilbilgisi & İmla Kuralları' forumundadır ve Hazangülü tarafından 6 Haziran 2009 başlatılmıştır.

  1. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    991 ÇTL
    OBA:1- Yurt, mekan, mesken,diyar, çadır, mahalle 2- kabile, aşiret
    OBAR: Ev, baraka
    OBEN: 1- Genç aygır 2- Erkek deve yavrusu
    OBULAZ: (Oblas, oflas) 1- Gözü pek, atılgan 2- Alicenap, yüce gönüllü.
    OBUT: Şeref, haysiyet
    OBUZ: Kaynak, menba
    OCAK: (Otak, odak) Ateşlik, ateş olan yer, ateş tüten yer. Mec. Ev, yuva, insan eğitiminin, başladığı, insanın pişmeye ve biçimlenmeye başladığı yer.
    OCAKLI: Ocak sahibi.
    OD: Ot, ateş
    ODAK: Ocak, yanma, yansıma merkezi
    ODAKAN: Hanım ozan
    ODANA: birl. Od/Ana
    Şamanist gelenekte, “Dişi Melek”
    ODATA: birl. Od/Ata
    Şamanist gelenekte “erkek melek”
    ODÇU: Ateşçi
    ODGURMUŞ: 1- Oturmuş, oturaklı, sakin, kendinden emin 2- Yuva kuran, birlik kuran
    ODHAN: birl. Od/Han
    Şamanist gelenekte, “Ateş Tanrısı”
    OG: Ok (Doğma, doğum, yaratılış)
    OGAN: (Okan, Ugan) 1- Tanrı, Tanrılık vasıfları, yaratma, yaratış, doğuş, halik 2- Anlayış, zeka,bilgelik 3- Eski Türklerde, kan davalarına karşı çıkan, oba ve oymaklar arasındaki geçimsizliklerde,arabuluculuk yapan, “Barış Tanrısı” 4- Altay ve Tuna Türklerinde “ Ateş Tanrısı”
    OGLAĞU: Körpe, genç kız
    OGRAK: 1- Azim, kararlılık 2- Niyet
    OGRAŞ: Uğraş, mücadele, meşgale
    OGSAT: Benzer, benzerlik, benzeyiş
    OGTADURMUŞ: birl. Okda/Durmuş ( Bu ad, iki anlamda da yorumlanabilir. Akıllı, zeki Durmuş. Zor durumda kalan, zor koşullarda olan)
    OGUR: 1- Gizlilik, gizem 2- Uğur, baht, talih, mutluluk
    OGURLU: Uğurlu
    OGURMUŞ: Gizemli, ağzı sıkı
    OGUTUR: Gizli, gizemli
    OGÜN: birl. O/Gün (..Eski bir Türk geleneği olan, tarihin önemli ve özel günlerinin anısına verilen, o gün ya da o günlerin yıldönümüne denk düşen günlerde doğanlar için kullanılan bir ad.
    OĞÇU: Okçu, haberci, ulak
    OĞIRCIK: Uğurcuk
    OĞLAGU: Körpe kız
    OĞLAK: Keçi yavrusu
    OĞLAMAN: Bir yaşında doğum yapan, koyun ve keçi
    OĞLAN: Oğul, erkek çocuk, genç erkek
    OĞRAMIŞ: Uğurlu
    OĞRUN: 1- Gizli, gizemli 2- Yavaş, ağır
    OĞUL: 1- Oğlan, erkek çocuğu 2- Evlat, genel olarak, kız yada erkek çocuğu
    OĞULÇA: 1- Oğulcuk, biricik oğul, biricik evlat 2- En küçük oğul
    OĞULGANMIŞ: Oğlu olmayan
    OĞUR: 1- Uğur, talih, bahtiyarlık 2- Vakit, zaman, devir
    OĞUŞ: 1- Bolluk, bereket 2- Hısım, akraba, nesil
    OĞUZ: 1- Ok-Uz 2- Ağuz, ağız 3- Olağanüstülük 4- Çağrı, davet, toparlama
    birleştirme, yaratış
    OK: 1- Doğum, doğuş, yaradılış 2- Akıl, us 3- Dokunma, el sürme 4- Söyleyiş, çağırış, haber verme 5- Silah, yay ile kullanılan ok 6- Örgüt, teşkilat
    OKAN: 1- Ogan 2- Anlayış, fehim
    OKATMIŞ: (Okutmuş) Haberci, ulak
    OKÇI: 1- Okuyucu, haberci 2- Ok atan, okçu 3- Örgütçü
    OKIÇI: Davetçi, davetkar, çağırıcı
    OKİ: Çağrı, davetiye
    OKLAMIŞ: Ok atmış, savaşçı
    OKLU: 1- Akıllı, zeki 2- Örgütlü
    OKŞAK: Benzeyen, andıran, tanıdık, bildik
    OKŞAN: Benzeyen, okşayan
    OKTA: Akıllı, zeki, dahi
    OKTAR: 1- Okçu, iyi ok atan 2- Bilgili, akıllı, yaratıcı 3- Davetçi, davetkar
    OKUKLU: Alim, bilgin
    OKUMAGAN: Arif, eğitimsiz ama kendini yetiştirmiş, olgunlaşmış
    OKUNÇ: Toy ve düğün davetiyesi
    OKUŞ: 1- Bilgi, bilgelik 2- Bereket
    OKUŞLUĞ: 1- Alim, bilgin 2- Bolluk, bereket, bereketli
    OKUTGAN: Okutan, eğitmen
    OKUTAN: Eğitmen, öğretmen
    OKUV: Okuyuş, kıraat, çağırış
    OLAGAN: Olan, doğal, olumlu
    OLAM: Debdebe, gösteriş, tantana
    OLBAK: Oluş, oluşum
    OLCA: Ganimet, bolluk
    OLCAŞ: Tören, seremoni, tazim
    OLCAY: Tanrı sıfatlarından. Baht, talih, açık talih, ululuk
    OLCAYTU: Açık talih, bahtı açık, bereketli
    OLÇA: Ganimet, bereket
    OLÇAM: Ganimet, nimet, bolluk
    OLÇAR: 1- Saldırı komutu, saldırı 2- haber, havadis 3- Uygun, muvafık
    OLÇUM: 1- Olgunluk, olgun, yetişkin 2- Hüner, marifet
    OLGAÇ: Olgun, olmuş
    OLGUN: Yetişkin, olmuş, kamil
    OLUM: Oluş, doğuş, olmaya elverişli.
    OLUN: 1- Oluş, olgunluk, ağırbaşlılık 2- Genç, taze 3- Soyluluk
    OLUŞ: Oluşum, düzen
    OMAÇ: Amaç, gaye
    OMAK: 1- Soy, kan, soyluluk 2- Aile, akraba
    OMAY: (Umay) Seçkin, güzide
    OMRAK: Sevilen, maşuka
    OMUR: (Umur) 1- İlgi, heves 2- Güç, dayanıklılık, dayanıklı
    OMURCA: Sağlam, dayanıklı
    OMURTAG: Kartal yavrusu
    ONAK: 1- Onanmış, kabul görmüş 2- Sevgili, el üstünde tutulan
    ONAL: 1- Doğuş, ortaya çıkış 2- Sağlam, dayanıklı
    ONANLI: Sağlam, meyin, mütehammil
    ONANMIŞ: Sağlam, bayındır, destekli
    ONAT: 1- Sağlam, dayanıklı 2- Yakışıklı 3- Terbiyeli, iyi davranışlı
    ONATÇA: Makbul, hatırşinas
    ONAY: 1- Sağlam, dayanıklı, uygun 2- Makul, kabul,tasdik
    ONG. 1- Sağlamlılık, kalıcılık, dayanıklılık 2- İyilik, rahmet, bereket, bolluk 3- Sevinç, neşe, mutluluk
    ONGAN: 1- Uğurlu, mutlu, bahtiyar 2- Verimli, gelişkin 3- Bayrak, simge, totem
    ONGU: 1- Kar, kazanç 2- Set, sütre
    ONGUÇ: Karlı, kazançlı, verimli, uğurlu
    ONGUDAY: Karlı, kazançlı
    ONGUN: 1-Bolluk ve bereket tanrısı. 2- Uğurluluk, verimlilik, kalıcılık 3- Av totemi, kutsanmış av hayvanı 4- Totem, sembol, bayrak, flama
    ONGUR: Kurtuluş, salah
    ONGUT: Koruyucu, muhafız, kale muhafızı
    ONUK: 1- Sağlıklı, dayanıklı 2- Uğurlu, aziz, saygıdeğer 3- Usul, yol, teamül 4- Yararlı, faydalı
    ONUŞ: 1- Bereket, bolluk, verim 2- Uğur, talih
    OPAK: (Apak) Temiz, bakımlı
    OPAN: Mağara, delhiz
    OPÇIN: (Apçın,afşın) Zırh, demirağ
    OPUR: Obur, iştahlı
    OPUZ: Katı,sert
    OR: 1- Yer, durak, bölge 2- Doğramak, biçmek 3- Mevki, mertebe 4- Düzen, kuruluş
    ORAK: Doğramak, kesmek, doğrayıcı, biçici
    ORAN: 1- Taht, şeref makamı 2- Yüksek mevki, yüksek derece
    ORAY: birl. Or/Ay 1- Aynı, eşit, eş değerde (Kırgızlarda) 2- Fırsat, hamle
    (Kazaklarda)
    ORAZ: (Uraz, uras, ıraz) Şeref, onur, talih
    ORÇUN: 1- Kesici, keskin, doğrayıcı 2- Bölge, vilayet 3- Onurlu, ahlaklı, iyi huylu
    ORDA: Orta, merkez (Kağan veya Han otağının bulunduğu yer)
    ORDU: (Orda) 1- Orta, çekirdek, merkez 2- Silahlı ve düzenli topluluk
    ORDUCA: 1- Ordu ile ilgilenen 2- Ortaca, ortanca
    ORGA: Bayrak, flama
    ORGARUN: 1- İstihkam 2- Bayraklı, bayrak sahibi
    ORGİR: Kesici, biçici
    ORGUN: Sırdaş, sır saklayan, ketum
    ORHUN: Sır saklayan, sırdaş, gizli, gizemli
    ORMAG: Doğramak, biçmek
    ORMAN: Ağaçlık, bölge
    ORMUŞ: Doğrayan, biçen
    ORNAK: 1- Taht, tahtırevan 2- yer, yöre
    ORPAG: Menşe, kök, nesep
    ORTAÇ: 1- Ortadaki, ortanca 2- Ilımlı, dengeli
    ORTAÇI: Ilımlı
    ORTAĞ: Ortak, ortalama, ortada buluşma
    ORTUG: Ortak, pay sahibi
    ORUK: 1- Yol, eylem, gidişat 2- Çare, çözüm, imkan, uygunluk
    ORUM: Mera, otlak
    ORUN: 1- Makam, mevki, özel yer, şerefli yer, taht 2- Karargah, görev yeri
    ORUNÇ: Hediye, bahşiş
    ORUNÇAK: 1- Oya, işleme 2- Rehin, emanet
    ORUNDUK: Koltuk, iskemle
    ORUNGULUK: Bayrak, flama
    ORUNLUG: Taht, makam
    ORUNTAG: Yüksek mevki, makam
    ORUS: 1- Talih, uğur, baht, mutluluk 2- Amaç, hedef
    OSKAY: 1- Hamarat, işgüzar 2- Neşeli, şen
    OT: 1- Ateş, ocak, ev 2- Nebat, bitki
    OTACI: (Utacı) 1- Doktor 2- Eczacı, ot ve bitkilerden ilaç yapan kişi 3- kam, baksı
    OTAĞ: 1- Oda, içinde ateş yakılarak oturulabilen büyük ve geniş çadır 2- Yeni evlenenlere armağan edilen ev, çadır
    OTAĞA: birl. Ot/Ağa ..evin reisi, aile reisi, evde sözü geçen kişi
    OTAK: Yeni evlenenlere armağan edilen ev, çadır, oda
    OTAMIŞ: Doktor, hekim
    OTANCAK: İlaç, merhem, deva
    OTAR: Geçici, fani
    OTÇİGEN: birl. Ot/Çigen (“Ot/Tigin” adının , Moğol ağzındaki söylenişi.)
    OTGUN: Kabadayı.
    OTKUN: Kabadayı.
    OTLUĞ(K): Ateşli
    OTMAN: Ailenin en küçük oğlu .Ocağın ateşini yakıp ısıtacak ve devamlılığı sağlayacak olan, Çok eskilerden beri süregelen,Türk töresince çocuklar arasındaki paylaşımlarda ev , en küçük çocuğa kalır. Bu yüzden ilerde evin yada mülkün idaresi küçük oğlandadır. Yani, ocak,onunla yanmaya devam edecek,aile oba yada oymağın yaşamı onun sayesinde sürecektir. Bu çocuklara içeren ”Otman,Ot Tigin,Othan” vb. adlar verilir.
    Otmanlı devletinin kurucusu ve ilk hanı. Ertuğrul Beğ’in en küçük oğlu. Daha Ertuğrul Bey
    ölmeden,Töreye göre,birçok mal mülk, büyük çocuklara, beylik, en küçük olan Otman’a geçmişti.
    OTMAR: Ateşli, ateş saçan
    OVAT: Düzgün, muntazam
    OVLAZ: Gözü pek, atılgan
    OVMAÇ: El ile yoğrularak yapılan yiyecek
    OY: 1- Düşünmek, düşünce, fikir 2- Çukur
    OYA: 1- Oyularak yapılan elişi, işleme 2- Emanet, rehin 3- Sempatik, minyon
    OYAN: 1- İman, inanç 2- Düşünce, efkar
    OYAZ: Çukur, kuyu
    OYBAK: Çukurlu vadi
    OYBAT: Oyuk ve çukurlu yer
    OYGAK: 1-Oya, rehin 2- Uyanık, müteyakkız
    OYGUR: Dere yatağı, dere oyuğu
    OYINLI: Düşünceli, efkarlı
    OYLUM: 1- Çukur, kuyu, boşluk 2- Kurucu, kuruntu, yormak
    OYMAK: Yığın, kitle. Türklerin sosyal birimleri içindeki sıralamada, Obadan büyü Boy’dan küçük olan akrabalar topluluğu
    OYMUR: Dere, dere yatağı
    OYNAK: Maral, ceylan, vb. Hayvanların bir arada olup su içtikleri kuyu, su birikintisi
    OYRAM: Girdap, anafor
    OYRAT: Derin, oyuk, derinleşmiş
    OYTUN: Kutsanmış, mübarek
    OYUR: Vücut, endam
    OZ: İleri, ön, önde
    OZA: Kadim, eski, ezeli, hep var olan
    OZAĞI: Tecrübeli, bilgili, uzman
    OZAMIŞ: Uzamış, uzman, usta işinin ehli
    OZAN: (Uzan) Öncü, herkesin önünde olup hitap eden, şiir yazan ve okuyan, kopuz çalarak şiir okuyan ve yazan. Usta, işinin ehli
    OZAR: Uzman, usta, bilir kişi
    OZGAN: Kademeli, dereceli, öncelikli
    OZMAN: Uzman
    OZMUŞ: Uzmanlaşmış, yetik
    OZUL: Esas, kaide
    OZUT: İkamet, ikametgah
    OZUTGAN: İleride, ilerici

    ÖBEK:Küçük grup, tim, takım, parça
    ÖBGE: Ced, Ata, Soy
    ÖCAL: birl. Öc/Al intikamcı
    ÖCEK: 1- Esinti, hafif yel 2- Burç
    ÖCÜT: İntikam, öç
    ÖDEM: 1- Borç, bakiye 2- Ödül, mükafat
    ÖDEMİŞ: 1- Eczacı, doktor 2- Ricacı, yakaran 3- Borçsuz, bakiyesiz 4- Ödül veren
    ÖDEN: 1- Ricacı, duacı 2- Ödül
    ÖDGÜLMÜŞ: 1- Övülmüş, övülen, başarılı, ödül almış 2- Ricacı, duacı
    ÖDGÜR: Uygun, yerinde, vaktinde
    ÖDRÜM: Seçkin, mümtaz
    ÖDÜGET: Ricacı, yakarıcı, duacı
    Yakutlarda, “ Akarsular Tanrısı”
    ÖDÜK: Rica, yakarı, dua, niyaz, arzu
    ÖDÜL: 1- Usluluk, akıllılık 2- Yüceltme, ululama, mükafat
    ÖDÜN: 1- Ödeme, ödeyiş 2- Yakarış, niyaz
    ÖDÜŞ: Vakit, devir
    ÖG: (Ok) Ana, anne, yaratan, doğuran
    ÖDGÜL: Övülme, övünç kaynağı, övülme nedeni
    ÖGE: (Öke) Dahi, çok zeki, çok akıllı
    ÖGEÇ: İki yaşına gelmiş koç
    ÖGEL: 1- Zeki, akıllı, aklı başında 2- Burç
    ÖGET: 1- Akıl, zeka, akıllılık, 2- Sevgi, muhabbet
    ÖGİR: Sevinç, neşe, eğlence
    ÖGLÜ: Dahi, çok akıllı
    ÖGREDİK: 1- Mürebbiye, eğitmen, yetiştirici, öğretmen 2- İdman, talim, antrenman
    ÖGRÜ: 1- Öğrenilecek olan 2- Arkadaş, refik
    ÖGÜŞLÜ: Övülen, methedilen, övülmeye layık
    ÖGDÜ: Övme, methiye
    ÖGDÜM: 1- Övülen, methedilen 2- Önce, öncelikli
    ÖĞER: Övücü, methedici
    ÖĞLEŞ: Akıl birliği, fikir birliği
    ÖĞREK: Toplantı yeri, cemiyet , dernek
    ÖĞREN: Öğrenmekten
    ÖĞRET: Gelenek, terbiye
    ÖĞREYÜK: Gelenek, görenek, terbiye
    ÖĞRÜK: Munis, cana yakın, el üstünde tutulan
    ÖĞRÜNÇ: 1- Deneyimli, bilgili, öğrenmiş, ders almış, yetişmiş 2- Hoşnutluk, memnuniyet
    ÖĞTÜ: Metih, övme, ululama
    ÖĞTÜR: Övme, methedici
    ÖĞÜÇÜ: Övücü, methedici
    ÖĞÜLMÜŞ: Başarılı, destekli, övülmeye layık
    ÖĞÜN: 1- Öğünmek..ten öğün 2- İtina, dikkat 3- Sıra
    ÖĞÜNÇ: Övünç, iftihar, övünme gerekçesi, iftihar vesilesi
    ÖĞÜNÇEK: Öğünmeye değer, öğünme nedeni
    ÖĞÜNMÜŞ: Övünmüş, övünmeyi hak etmiş, gururlu
    ÖĞÜNÜR: Gururlu, mağrur
    ÖĞÜR: Över
    ÖĞÜT: 1- Anlayış, kavrayış 2- Nasihat, tavsiye, deneyim aktarımı
    ÖK: (ög) 1- Öz, doğuş, oluş, gelişme 2- Zeka, bilme, us, yetenek, ana, doğuran
    ÖKÇİ: Okeci, çağırıcı, davet edici, davetiye veren kişi
    ÖKÇÜR: Zeki, anlayışlı
    ÖKE: Dahi, yanılmaz, bilge, çok akıllı
    ÖKER: Dahi, süper zeka
    ÖKERMAN: Dahi, bilge, yanılmaz
    ÖKLÜ: 1- Dahi, akıllı 2- Egemen, denetimci
    ÖKSÜM: Arzu, murat
    ÖKSÜZ: Desteksiz, arkasız, oluşumsuz, gelişmeye engel durumu olan, (Halk arasında, anası
    olmayan, ölen ya da ayrı olan çocuklar için de bu adın kullanılmasındaki neden, ananın, çocuğun yetişme ve gelişimindeki önemine atfendir.)
    ÖKTE: 1- Ökeli, akıllı, dahi, yanılmaz, deneyimli, bilgili 2- Azametli, gösterişli
    ÖKTEM: 1- Akıllı, bilge 2- Asi, başına buyruk, pervasız 3- Meşhur, gösterişli 4- Bahar, ilk yaz
    ÖKTEN: 1- Akıllı, bilinçli 2- Kahraman, cesur, korkusuz, başına buyruk
    ÖKÜÇ: 1- Çok, çokluk, bolluk 2- Akıl, us, bilinç
    ÖKÜN: Kendine dönüş, öze dönüş
    ÖKÜNMÜŞ: Özüne bağlı, özüne dönen
    ÖKÜŞ: 1- Çok, çokluk, bolluk, bereket 2- Akıl, bilinç, bilinçli
    ÖKÜŞ KARA AÇKI: birl. Öküş/Kara/Açkı mec. Keskin zekalı
    ÖKÜZ: 1- Irmak, nehir, büyük akarsu 2- Uzman, bilge, ehil, dahi
    ÖLÇER: 1- Mühendis 2- ağırbaşlı, ölçülü 3- Savaş buyruğu, saldırı buyruğu
    ÖLÇÜM: 1- Adap, usul, erkan, yol 2- Ağırbaşlılık
    ÖLMEZ: 1- Dirayetli, dayanıklı 2- Çok sevilen, unutulmaz, iz bırakmış
    ÖN: 1- Doğu, güneşin doğduğu yön 2- İlk, başlangıç, doğuş, meydana geliş 4- İlke, öncelik, prensip,temel
    ÖNAL: birl. Ön/Al Öncü, lider, önde olan
    ÖNALAN: birl. Ön/Alan, lider, öncü
    ÖNALDI: birl. Ön/Aldı, lider, öncü
    ÖNCEK: Önce, önceki, selef
    ÖNCEL: 1- Selef, daha önceki 2- Önde olan, öncü, rehber 3- Öncelikli, imtiyazlı
    ÖNCELİK: İmtiyaz, torpil
    ÖNCÜ: 1- İlk, orijinal 2- Lider, yol açan, önde olan
    ÖNCÜL: 1- Öncü, önde, rehber 2- Birinci, ilk
    ÖNÇEK: Önceki, önceki, selef
    ÖNDAŞ: Aynı öncelikte, aynı imtiyazı paylaşan
    ÖNDE: Öncü, önceki
    ÖNDEGÜN: birl. Önde/Gün 1- Önemli gün 2- Önceki gün
    ÖNDER: Önde olan öncü, lider
    ÖNDEŞ: Yol açan, rehber, mihmandar
    ÖNDÜÇ: Öncü, mihmandar
    ÖNDÜL: 1- En önde, en öndeki, öncü 2- Öncelik, imtiyaz
    ÖNDÜN: 1- Peşin, peşinat 2- Önde, önde gelen
    ÖNE: İleri, ileride, ötede
    ÖNEK: Dayanak, direk, destek
    ÖNEL: 1- Usta, uzman, pir 2- Vade, mühlet
    ÖNEM: Öncelik, imtiyaz, değer, kıymet, hassasiyet
    ÖNEN: 1- Önde olan, öne geçen 2- Bağlılık, sadakat
    ÖNER: birl. Ön/Er Öncü, rehber, kılavuz
    ÖNEY: 1- Öne geçen, önde gelen 2- Yükseklik
    ÖNG: İlk, birinci, başta gelen
    ÖNGEL: 1- Ağırbaşlı, olgun 2- Öncü, öncülük eden
    ÖNGEN: 1- Zafer, utku 2- Uzun boylu, levent
    ÖNGER: Hiddetli, asabi
    ÖNGİ: (Öngü) 1- Değişik, farklı, sıra dışı 2- Önce, öncelikli
    ÖNGÜÇ: 1- Öncü, kılavuz 2- Atak, atik, hareketli 3- Delil, kanıt, ispat
    ÖNGÜK: Yastıkların ucuna yapıla işleme
    ÖNGÜL: Yol gösteren, ön ayak olan
    ÖNKUZU: birl. Ön/Kuzu mec. Kurban, kurbanlık
    ÖNÜÇ: Önce, önceki, selef
    ÖNÜM: 1- Birinci, ilk 2- Hasılat, ganimet, kar
    ÖNÜR: Başlangıç, siftah
    ÖNÜRT: Önce, öncelik
    ÖNÜT: Önce, öncelik
    ÖPGİNE: Öpücük, buse
    ÖPKE: İç geçirme, öfke, hırs
    ÖPÖZ: Can, ruh, nefs
    ÖRÇÜM: Üreyiş, gelişim, büyüme
    ÖRÇÜN: İpten örülmüş merdiven
    ÖREN: 1- Örme yapan, örücü 2- Eskiden kalma kalıntı, kalıntı kent ya da mezar
    ÖRGE: 1- Örnek, motif, örgü örneği 2- Şahika, yükseklik
    ÖRGEN: 1- Örülü ip, urgan 2- Keçi kılından yapılan ip
    ÖRGÜÇ: 1- Dokuma aleti, dokuma tezgahı 2- Mevki, mertebe 3- Tümsek, tepe
    ÖRİKLİ: Şeciyeli
    ÖRKEN: 1- Urgan, örülü ip 2- Fidan
    ÖRKİN: 1- Fidan 2- Taht, tahtırevan
    ÖRNEK: Numune, standart, ölçü
    ÖRPEN: 1- Örtülü, kapalı, gizli 2- Alev, alev ışığı
    ÖRS: Üzerinde metal maden dövülen demir kütle mec. Dayanıklılık
    ÖRTE: Örtü, örtülü
    ÖRTGÜN: Samanı ayrılmış, harmanlanmış tahıl
    ÖRTÜN: Omuz üstüne alınan örgülü giyecek, pelerin
    ÖRÜÇ: Örgü malzemesi, dokuma tezgahı
    ÖRÜM: Çit, ağıl
    ÖRÜN: 1- Saç örgüsü, belik 2- Beyazlık, temizlik 3- Gökyüzünün bulutsuz hali 4- Ürün, hasılat
    ÖRÜNDÜ: Arı, temiz, saf, pakize
    ÖRÜNDÜL: 1- Seçkin, güzide 2- Saf, temiz, pak
    ÖS: Gerçek, hakiki
    ÖSRÜK: 1- Mert, özü sözü bir 2- Esrik, kendinden geçmiş
    ÖSTERİŞ: Fantezi, hayal, fantastik
    ÖTER: 1- Ricacı, yakaran 2- İleri, ileri geçmiş 3- Çığırıcı, ötücü, okuyucu
    ÖTGEN: Geçmiş, aşmış, ötede olan
    ÖTGÜR: Delici, delip geçen
    ÖTİLİG: İtibarlı, saygıdeğer, muhterem
    ÖTKER: 1- Ricacı, duacı 2- Geçici, fani
    ÖTNÜ: Rica, yakarı, istirham
    ÖTÜG: (Ötük) Arz, niyaz, rica, dua, dilek
    ÖTÜGEN: (Ötüken)
    ÖTÜKEN: 1- Ricacı, duacı, niyazcı, Tanrıya yakaran 2- Geçmiş, mazi, onurlu ve övünçlü mazi
    ÖTÜN: 1- Ödün, verme, bağış, mağfiret 2- Yakarı, yalvarış, niyaz
    ÖTÜNÇ: 1- Rica, dilek, maruzat, istirham 2- İltimas, tarafgirlik
    ÖVET: Övüş, övgü
    ÖVGÜ: Övme, methetme
    ÖVGÜN: Övülen, övülmeye layık
    ÖVÜÇ: Övünç, iftihar
    ÖVÜL: Övülen, övülmeye layık
    ÖVÜNÇ: Övülmeye yol açan davranış, gurur ve onur kaynağı
    ÖVÜT: Öğüt, nasihat
    ÖYKE: Öfke, hiddet, hınç
    ÖYKÜ: 1- Taklit, benzeme, benzetme, 2- Hikaye
    ÖYKÜNÇ: Eğilim, benzeme, taklit etme eğilimi
    ÖYLEK: Zaman, devir
    ÖYÜK: Coşku, coşkunluk, tezahürat
    ÖZ: Kişinin “ben” derken, anlatmak istediği, tinsel varlık. 1- Ben, tin, can, ruh, gönül 2- Asıl, esas,temel, unsur 3- Şahsi, kişisel, kendi, kendine aitlik 4- Uz, uzluk, ustalık 5- Dere, ırmak
    ÖZAK: birl. Öz/Ak mec. Soylu
    ÖZBEK: birl. Öz/Bek mec. Cesur, kendine güveni tam
    ÖZBİR: birl. Öz/Bir mec. Soylu
    ÖZDEK: 1- Madde, temel, asıl, yapı, kuruluş, oluş, oluşum 2- Beden, vücut 3- Ağacın, köküne yakın olan kısım
    ÖZDEL: 1- Soylu 2- Armağan, hediye
    ÖZDEN: 1- İçten, samimi 2- Ender rastlanan, olağanüstü 3- Akraba, hısım 4- Armağan, hediye
    ÖZEK: 1- Temel, asıl, üs, merkez 2- Can, ruh, gönül
    ÖZEL: 1- Ayırt, fark, farklılık 2- Uzman, usta, kalifiye 3- Kişiye özgü, kişisel
    ÖZEN: 1- İçten, samimi 2- Dikkat, itina, emek, heves 3- Irmak, küçük akarsu
    ÖZENÇ: 1- Gıpta, heves 2- Direnç, gayret, dik başlılık
    ÖZERK: birl. Öz/Erk Kendine egemen, kendine sözü geçen
    ÖZGE: Ben’in karşıtı. Başka, öteki, yabancı, ,gayrı
    ÖZGEL: Öze ait, özden gelen, samimiyet
    ÖZGERİŞ: 1- Hayal, kurgu, fantezi 2- Devrim, başkaldırı
    ÖZGÜ: Öze ait, özle ilgili, ait, has, mahsus
    ÖZGÜN: Öze ait, özüne ait, orijinal, kendine has
    ÖZGÜR: Hür, bağımsız, kendinden başkasını dinlemez
    ÖZGÜVEN: birl. Öz/Güven Cesaret, kendine güvenme, kendinden emin olma, kendinden bilgi, beceri ve konumundan kuşku duymama
    ÖZİ: Fert, Şahıs
    ÖZİÇ: Varlık, şahsiyet
    ÖZİL: birl. Öz/İl mec. Anayurt
    ÖZKER: 1- Ulu ruhlu kişi 2- İyilik sever, hayırsever
    ÖZKONUK: Can, ruh
    ÖZLEK: 1- Üretken, münbit 2- Felek, talih 3- Özel, şahsi, kişisel
    ÖZLEM: 1- Öz’ün ilgisi, ilgi duyarak yönelişi, hasret 2- Özel, hususi, kişisel
    ÖZLEN: 1- Özlenen, aranan 2- Dürüst, özü sözü bir 3- özel, hususi, kişisel
    ÖZLEŞ: Kendine dönüş, kendinden veriş
    ÖZLÜ: Orijinal, sağlam
    ÖZLÜK: Şahsi, özel, kişisel
    ÖZMEN: Dürüst, özü sözü bir
    ÖZRÜM: Seçkin, seçilmiş
    ÖZÜÇ: Vücut, gövde, endam
    ÖZÜM: Kendine katma, kendine çekme, kendinden yapma
    ÖZVEREN: birl. Öz/Veren mec....Fedakar, fedai
    ÖZVERİ: birl. Öz/Veri ...Fedakarlık
     

Sayfayı Paylaş