1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Türkçe kelimeler (s-ş)

Konusu 'Türkçe & Dilbilgisi & İmla Kuralları' forumundadır ve Hazangülü tarafından 6 Haziran 2009 başlatılmıştır.

  1. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    991 ÇTL
    SABASava 1- (Sapa, sopa) Sopa, değnek, savma aleti, savaş aleti 2- Söz, iddia, hitap
    SABACI: 1- Sopacı, sopayla dövüşen 2- Konuşmacı, hatip
    SABAK: (Savak) 1- Sopa, cop sopa kullanan, dövüşçü, sopa ile dövüşen 2- Kımız saklamak için beygir derisinden yapılan tulum
    SABAR: 1- Sapar, savar, döver, sopayla döven 2- Savar, savaşır, savaşçı 3- Hatip, konuşmacı
    SABI: 1- Sopa, cop 2- Savaş, dövüş 3- Söz, sohbet
    SABU: 1- Sopa, cop, değnek 2- Savaş, dövüşçü, dövüş ustası, savaşçı
    SAÇA: Saçı, bahşiş, armağan
    SAÇAN: 1- Cömert, dağıtan, harcayan 2- Yayıncı, yayın yapan
    SAÇI: 1- Armağan, bahşiş 2- Adak, inanç gereği dağıtılan nesne
    SAÇILIK: Armağan, hediye, bahşiş
    SAÇUK: 1- Eli açık, cömert 2- Armağan, bahşiş 3- Aleni, saklısız, gizlisiz
    SADAK: Okların, içinde muhafaza edildiği torba ok torbası
    SADU: İyi, çok iyi, ala
    SAGAY: 1- Düşünceli, Düşünen, sakınan 2- Özleyen, özlemiş, özlem oymaklarından
    SAGIM: 1- Emel, arzu, Murat 2- Düşünce, fikir, düşünceli, fikir sahibi 3- Sağlamlık,dayanıklılık
    SAGIN: 1- Özlem, hasret 2- Düşünce, plan, tasarım 3- Davet 4- Kıvılcım
    SAGINÇI: Sagınan, düşünen, özleyen, sakınca duyan
    SAGU: Ağıt, mersiye
    SAGUNDU: Özlenen, düşünülen, kollanan
    SAGUNDUK: Özlenen, düşünülen, özlemeye değer
    SAGUNUR: Düşünce, tasarım
    SAĞ: 1- Sağlık, dirilik, canlılık, yeterlilik 2- Akıl, fetanet 3- Doğruluk, inanırlık 4- Halis, saf, net
    SAĞ BİLGE: birl. Sağ/Bilge Doktor, sağlık uzmanı
    SAĞAN: Doğan türü, yırtıcı avcı bir kuş
    SAĞANAK: Sağanak, sert ve hızlı yağan yağmur
    SAĞANÇIĞ: Nefs, can, ruh
    SAĞBİLİ: birl. Sağ/Bili (Bilig) Sağduyu, hikmet
    SAĞDAÇ: Sağlıklı günlerin arkadaşı, can yoldaşı
    SAĞDIÇ: Sağdaç “ Damadın en yakın, en güvenilir arkadaşı”
    SAĞIK: 1- Düşünceli, planlı 2- Sağ, diri, uyanık 3- Ateş, kıvılcım, ateşli
    SAĞIM: 1- Yaşam, sağlık 2- Serap, algın
    SAĞIN: 1- Düşünce, tasarım 2- Özlem 3- Ateş, kıvılcım
    SAĞINÇ: 1- Kurgu, hayal 2- Sakınca, mahsur, endişe 3- Özlem
    SAĞIŞ: Hesap, matematik, sayış
    SAĞLAM: Sağlıklı, güçlü, dayanıklı, dirençli
    SAĞLI: (Sağlık) Diri, canlı, sağlıklı
    SAĞLICA(K): Sağlıklı, diri, esenlikli
    SAĞMAN: Sağlıklı, güçlü
    SAĞNAK: (Sağanak)
    SAĞRAK: İçki içilen kap, kupa, kadeh
    SAĞRI: 1- Sağrak 2- Sarı
    SAĞUNÇAK: Ağıt, mersiye
    SAĞUNMUŞ: 1- Özlem içinde olan 2- Düşünen, düşünceli 3- Davet eden, davetkar
    SAKA: 1- Akıllı, arif 2- Düşünceli, kaygılı 3- Sakal 4- Saklı, saklayan, koruyan
    SAKAR: 1- Alnında beyaz lekesi bulunan at 2- Uğursuz, sakıncalı
    SAKÇI: Koruyucu, muhafız
    SAKIK: Çoban yıldızı
    SAKIN: 1- Düşünme, tasarım, kaygılanma, kaygıyı ortadan kaldırma eylemi 2- Saklama, koruma,esirgeme 3- Uzaklaşma, ayrılma
    SAKINÇ: Düşünce, kaygı
    SAKIŞ: Kaygı, endişe
    SAKLI: 1- Korunmuş, mahfuz, esirgenen 2- Zinde, dinç, sağlıklı
    SAKLICA: 1- Gizli, örtülü, korunan 2- Hazine, mücevher
    SAKLIÇAK: 1- Gizli, gizlenmiş, örtülü 2- Yaşam, sağlık, esenlik
    SAKMAN: 1- Uyanık, diri, sağlam 2- Sokman, dize kadar çıkan çizme
    SAL: 1- Saldırı, saldırmak 2- Salmak, bırakmak, azat etmek, serbestlik 3- göndermek, yaymak,ulaştırmak, uzatmak
    SALAÇAK: Salınan, bırakılan, salınmış
    SALACUK: Saldıran, saldırıcı, gönderici
    SALAMAN: Salınan, bırakılan, azat edilen, serbest, azade
    SALAMIŞ: 1- Saldıran, düşmana karşı hamle ve manevra yapan 2- İyi kılıç sallayan, silahşor
    3- Salmış, köle azat etmiş
    SALANÇU: Saldırgan, iyi kılıç kullanan
    SALAR: 1- Ordu sevk eden 2- İyi kılıç kullanan, silahşor
    SALÇI: 1- Salıcı, sevk edici 2- Salan, serbest bırakan 3- Karahanlılar döneminde, saray aşçılarının unvanlarından
    SALÇUK: 1- Salınmış, azat edilmiş, saltuk, eski köle 2- Başına buyruk, bağımsız, otoriteye karşı çıkan 3- Saldıran 4- Silahşor, iyi silah kullanan 5- Küçük yel, esinti 6- Haber salan, mesaj yollayan
    SALDIRAN: Hücum eden, asker sevk eden
    SALDIRGAN: Saldırıcı, hücumcu
    SALDIRI: Hücum, taarruz
    SALDIRMIŞ: Hücum etmiş, taarruz etmiş
    SALDUR: Saldırı
    SALGARA: Salınmış, azade, başına buyruk, otorite tanımaz
    SALGIN: 1- Serbest, bağımsız 2- Serap, hayal
    SALGUR: Atak, tetik, saldırmaya hazır
    SALGUT: Mebus, vekil. Eskiden bir bölgeyi temsilen, Kağan’a (Başkente) gönderilen kişilere verilen unvan
    SALIK: 1- Vergi, vergi borcu, haraç 2- Haber, öğüt, tavsiye
    SALIKÇU: Haberci, öğütçü
    SALIM: 1- Serin esen yel, serinlik 2- Ferman, emirname 3- Üzüm demedi, salkım
    SALIN: 1- Serbest, serbestlik, salınma, boy gösterme 2- Jest, eda 3- salıncak
    SALINMIŞ: Serbest, azade, salaman
    SALKIM: Salınmış, sarkık
    SALTUK: 1- Serbest bırakılmış, azade, hürriyetine kavuşmuş eski köle 2- Başına buyruk, bağımsız
    SALTIN: Yalnız, yalnızlık içinde, tek kalmış
    SALUK: (Salık) Serbest, azade, hürriyetine kavuşmuş
    SALUM: 1- Özgürlük, azat 2- Kılış, silah
    SALUN: 1- Jest, mimik, eda, cilve 2- Boy gösterme, ortaya çıkma
    SALUNDU: 1- Özgür, hür 2- Edalı, boy gösteren
    SALUR: 1- Saldıran, saldırgan, asker salan 2- Silahşor, iyi silah kullanan 3- Saldırma, kılıç,
    silah 4- Serbest, azade
    SAMSA: Baklava türü bir hamur tatlısı
    SAMUKA: İnatçı, dirençli
    SAN: Sanmak, saymak, var kabul etmek
    SANAGA: 1- Serap, hayal 2- Niyet, maksat
    SANAĞ: Hesap, matematik
    SANAK: Matematik
    SANÇAK: Ucu sivri mızrak
    SANÇAR: Saplayan, batıran, dürten, mızrak kullanarak sançan, sançıcı, iyi silah kullanan
    SANÇI: 1- Ucu sivri demir, silah 2- Sivri bir aletin, vücuda değince verdiği acı 3- Acı duymak
    4- Hayalet
    SANÇIĞ: Ucu sivri demir, kargı
    SANÇIŞ: Hamle, kılıç veya kargıyla yapılan dürtüş
    SANDUGAÇ: Bülbül
    SANEK: Hayran, meftun
    SANG: San, düşünce var sayma
    SANGI: Hayal, serap
    SANIR: 1- Hayal 2- Burç
    SANKUR: Hayret, şaşkınlık
    SANLAV: Hürmet, saygı
    SANLI: 1- Sanıcı, düşünücü 2- Şüpheci
    SANSAK: Anlayış, intiba
    SAPA: 1- Sopa, değnek 2- Kılıç sapı, kabza 3- Aykırı, farklı, başka
    SAPAK: 1- Sopa 2-Aykırı, aykırılık
    SAPAR: 1- Sabar, döver, dövücü 2- Aykırı, farklı 3- Kabza
    SAPURLUŞ: Devrim, ihtilal, ayaklanma, ayrılma
    SARAR: Saran, sarıcı, sarma eyleminde olan, ören, örücü
    SARGIN: 1- Sevimli, sempatik, çekici 2- Sargı, sarılı, örülü
    SARGUT: 1- Güneş ışığı 2- Bağış, ihsan
    SARI: 1- Sarı renk, sarışın 2- Sarılı, sarılmış, saran, sarılma
    SARICA: Sarılı, sarı gibi, sarıya çalan
    SARIG: Sarılı, sarılmış, örgülü
    SARIL: Sarılmaktan...sarıl, mec. Sevgili, saygılı, cana yakın
    SARIM: 1- Suyu süzmeye yarayan, ince dokuma 2- Sarma, sarılma
    SARIP: Sarp, dik, sarılı, çıkılması güç, yalçın
    SARMAN: (Sarıman) 1- Sarışın, sarıya çalan 2- Sıcak kanlı, cana yakın
    SARMAŞIK: Sarılı, sarpa sarmış, sarılan
    SARTIK: 1- Sarılı, örgülü, örülmüş 2- Farklı, dikkat çekici
    SARU: 1- Sarı 2- Sıra dışı, farklı, dikkat çekici 3- Batı, batı yönü
    SARUCA: 1- Bir sungur türü avcı kuş 2- Sarıya çalan, sarışın
    SARUL: Sarılı, sarılmış
    SATI: 1- Satık, satuk, satılmışın dişisi 2- Pazar yeri
    (Eski Türk geleneklerine göre, çocukları sık ölen ya da olmayan ailelerin, çocuğu olduğunda,
    yaşaması ve uzun ömürlü olması için, onu Tanrı’nın sevdiği, toplumun sevip saydığı, bir ulu kişiye ya da onun ruhuna, çocuğu koruması, manevi bir destek vermesi bakımından emanet edilmesi eylemine satma-satılma adı verilir. Çocuk erkekse, “Satılmış”, kız ise “Satı” adı verilir. )
    SATIÇ: 1- Satıcı, tüccar 2- Mertebe, rütbe
    SATIM: 1- Satıcığım 2- Ticaret
    SATIŞGAN: Satıcı, tüccar
    SATUK: Satı, satık, satılmış
    SATUN: Satın alma, satın alma gücü, paha
    SAV: (Sava) 1- Mesaj, haber, yeni haber 2- İddia- isnat 3- Ün, san 4- Savaş, vuruşma, dövüş 5-Öykü, atasözü, darbı mesel
    SAVA: (Sav)
    SAVACI: (Savcı)
    SAVAN: 1- Savıcı, savaşçı, def edici 2- Elçi, arabulucu
    SAVAR: Savaşçı, savıcı, defedici
    SAVARU: 1- Bahşiş, armağan 2- Geçici, muvakkat
    SAVAŞ: Harp, döğüş, vuruşma, savma, defetme
    SAVAŞGAN: Savaşçı, cengaver
    SAVÇISavcı, savacı)1- Elçi, haberci, resul, sözcü 2- Savaşçı, cengaver 3- Ünlü, meşhur, ün salmış
    SAVDUK: Uğurlama, veda
    SAVGAT: Armağan, bahşiş
    SAVGU: 1- Haraç, vergi 2- Şifa, derman
    SAVRIN: 1- Armağan, bahşiş 2- Ahd, azim
    SAVRUK: Savrulmuş, derbeder
    SAVTUR: Veda, uğurlama
    SAVUN: 1- Davet, çağrı 2- Savunma, savaş 3- Ağıt, mersiye, ölenlerin yiğitlik ya da hayırlı işlerini anlatmak için verilen yemek
    SAVUNDUK: Davetiye
    SAVUNGAN: Savunucu, savaşan, direnen, müdafi
    SAVUR: Eli açık, cömert, hovarda
    SAVURKAÇ: 1- Savurgan, hovarda, eli açık 2- Fırtına, katı yel
    SAVUT: 1- Koruyucu, koruyan, müdafi 2- Zırh, çelik yelek, demirağ
    SAY: (sag, sağ, sak, sayı) 1- Saygı, sayma, geçerli kılma 2- Düşünme, ölçme, seçme, tasarım, hesap, ödeşme 3- Taşlık yer 4- Zırh, göğüslük
    SAYAK: Saygılı, hürmetli
    SAYAN: 1- Saygılı, saygıdeğer, saygıya layık 2- saygı gösteren, efendi, ağırbaşlı
    SAYDAM: Saf, net, berrak, sayılabilen, açık, temiz, bilinen
    SAYDUR: Saygı duruşu, ihtiram duruşu
    SAYGI: 1- Hürmet, önem, değer, edep 2- Sayı, sayım, matematik
    SAYGIN: İtibarlı, hürmet gören, saygı gören, hatırı sayılır
    SAYIL: Seçilmiş, seçkin, sayılan
    SAYILGAN: Sayılan, saygı gösterilen,muteber
    SAYIM: Saygı, saygı gösteriş
    SAYIN: 1- Seçkin, değerli, muteber, güzide, muhterem 2- Saf, halis, arı 3- Güzel, ender rastlanan
    SAYINDI: Saygı duyulan, itibar gören, muhterem, saygın
    SAYIR: İçinden su çıkan mağara
    SAYIŞ: Ödenek
    SAYIT: Saygın, muteber
    SAYLAK: Sayılan, takdir gören, usta, uzman
    SAYLIK: Şeref, haysiyet, onur
    SAYMAN: Sayıcı, hesapçı, hesap ve sayı uzmanı
    SAYRI: Üzgün, mahzun, yorgun ilgisiz
    SAYVAN: Gölgelik, kamelya
    SAZAĞAN: (Sazan) Soğuk yel
    SAZAK: 1- Sazlık, bataklık 2- İnce yağan kar 3- Ak bulut 4- Çok konuşan, geveze 5-Poyraz, soğuk esen yel 6-Sezgin, sezici, uyanık
    SAZAN: 1- Soğuk esen yel 2- Sazlık, bataklık 3- Sezen, sezici
    SEBE: Sevgi, sevi
    SEBÜK: Sevik, sevilen, sevgi gören
    SEÇEN: 1- Titiz, seçici, ayırıcı 2- Konuşkan, hoş sözlü
    SEÇİL: 1- Seçkin, güzide, seçilmiş 2- Farklı, olağanüstü
    SEÇİLİR: Seçkin, güzide
    SEÇİLMİŞ: Seçkin, güzide
    SEÇKİN: 1- Farklı, göze batan, olağanüstü 2- İtibar gören, muhterem
    SEGREK: Seyrek, ender rastlanan
    SEĞİRTGEN: 1-Koşucu, atlet 2- Afacan, ele avuca sığmaz, tez canlı
    SEĞREK: Seyrek, nadir, az rastlanır
    SEKMEN: Seviye, mertebe
    SELÇİK: (Seligcik) 1- Temiz, pakize, namuslu, bakire 2- Küçük kılıç, bıçak 3- Açık,beliğ, fesahatli
    SELEK: Eli açık, cömert
    SELEN: 1- Salınan, sallanan, kıvrılan 2- Temiz, pak, namuslu, zarif, bakire 3- Fısıltı, hafif ses 4-Haber, havadis 5- Yılan (Tuva ve Çuvaşlarda)
    SELENGE: Kıvrılan, kıvrık
    SELİG(Silig): 1- Namuslu, temiz, dürüst, pakize 2- Kibar, narin, zarif
    SELİGÇİK: (Selçik) Temiz, namuslu, bakire
    SELİN: 1- Selen, salınan, haber, fısıltı 2- Sülün kuşu
    SEMİZ: 1- İri yarı, şişman 2- Besili, bakımlı
    SENGER: 1- Canavar, ejderha 2- Kale, burç
    SENGİ: Sevgi, sevi
    SENGÜN: Ordu komutanı, general
    SEPİL: 1- Yaygın, yayılmış, bulaşmış 2- Kale, hisar
    SEPİN: 1- Çeyiz, kalın 2- Yaygın, yayık
    SEREDAY: Yüzük, takı, aksesuar
    SERİM: 1- Gösteriş, teşhir 2- Sabır, metanet
    SERİN: 1- Gölge, gölgelik 2- Genişlik, gerilmişlik 3- Soğuğa yakın, hafif soğuk 4- Sabırlı, dayanıklı
    SERİNGEN: 1- Serince, serinleşmiş 2- Sabırlı, dayanıklı
    SEVEN: Sevmek...den sevgi sahibi, şefkatli, tutkulu
    SEVERGE: 1- Dost, yakın, yaren 2- Aşk, sevgi, tutku
    SEVGİ: Sevme eyleminin nüvesi
    SEVİ: Sevgi, sevgi eğilimi, sevgi yakınlığı
    SEVİGEN: Seven, sevgisini veren
    SEVİK: 1- Sevilen, sevgi gösterilen, sevgiye layık, sevgili 2- Dost, gönüldaş
    SEVİL: Sevilen, el üstünde tutulan
    SEVİLGEN: Sevilen, aşırı ilgi gören
    SEVİM: Sempati, alım, çekicilik- sevgiye yol açan
    SEVİMLİ: Çekici, sempatik
    SEVİN: Sevinç, mutluluk
    SEVİNÇ: Neşe, coşku, sevinme duygusu, mutluluk
    SEVİNÇEK: Sevinilecek şey, sevinç kaynağı
    SEVİNDÜK: Mutluluk, bahtiyarlık (Uzun süren bir çocuksuzluk döneminden sonra, çocukları olan ailelerin sık kullandığı, geleneksel adlardan)
    SEVİNMİŞ: Sevinçli, mutlu, mutlu olmuş
    SEVİNTİ: 1- Mutluluk, mutlu olmaya değen 2- Ferahlık, gevşeme, rahatlık, huzur
    SEVÜK: Sevilen, sevgili, canan
    SEYİRTGEN: Afacan, çalışkan, ele avuca sığmaz
    SEYREK: Az rastlanır, sıra dışı
    SEZEK: 1- Hassas, duygulu, ferasetli 2- Sezgi, anlayış, kavrayış, his
    SEZEN: Anlayan, kavrayan, hisseden
    SEZER: Hassas, duygulu, fark edici
    SEZGİ: İdrak, seziş, hissediş, ilham
    SEZGİN: Hassas, sezici
    SEZGİR: Hassas, narin, alıngan
    SEZİGEN: Sezen, sezgin
    SEZİK: Sezgin, içli
    SEZİKLÜ: Tedbirli, sezici
    SEZİM: Hissediş, anlayış
    SEZİMTAL: Hassas, duygulu
    SEZMİŞ: İdrak eden, anlayan
    SIBAK: Sopa, değnek
    SIDAL: Muktedir, güçlü, egemen
    SIGUN: 1- Yabani geyik 2- Emek, zahmet, sıkıntı
    SIĞIN: Erkek geyik, Ala geyik
    SIĞINAK: Sıkı korunan, sığınılacak yer, yoğun ve katı olan yer
    SIĞINDIK: Bağlılık, sadakat
    SIĞLAM: 1- Sağlam, sıkı, yoğun 2- Sine, bağır
    SIK: Katı, yoğun
    SIKI: Katı, sıkılmış, yoğun
    SIKILGAN: Daralmış, daralan, sıkılaşan, utangaç
    SIKIN: 1- Keder, yas, üzüntü, sıkıntı 2- Ala geyik
    SILIV: Temiz, pakize, bakire
    SILKIM: Cesur, gözükara
    SIN: 1- Deney, deneme 2- Endam, gösteriş
    SINAÇI: Hakem, sınayıcı
    SINAĞ: Sınav, imtihan, deneme
    SINAK: Deney, sınav, imtihan
    SINAUVU: Sınav, deney
    SINAYÇI: Hakem, sınayan
    SINÇI: Hakem, sınaçı
    SINDIRAÇ: Bülbül
    SIRAY: Çehre, yüz, beniz
    SIRGA: 1- Küpe, takı, aksesuar 2- Armağan, bahşiş 3- Halka, halkalı
    SIRGALU: Küpeli
    SIRMA: Sırlı, boyalı, gümüş tel
    SIYKIM: Sevgili, canan
    SIYLI: 1- Sevimli, sempatik, muteber 2- Armağan
    SIYLIK: Armağan, bahşiş
    SIYURGAL: Armağan
    SIZGIÇ: Kalem, yazgaç
    SIZIM: Sızı, yakınma, hüzün
    SİBEL: 1- Buluttan ayrılıp henüz yere düşmemiş yağmur tanesi 2- Buğday, buğday tanesi
    SİLGİ: Arınma, temizlik, parlaklık
    SİLİG: 1- Temiz, namuslu, dürüst 2- El değmemiş, bakir, bakire 3- Tatlı dilli
    SİNÇE: Çehre, beniz
    SİNGİL: Küçük kız kardeş
    SİNGİN: Mahçup, sıkılgan
    SİNKEL: İmtiyazlı, ayrıcalıklı
    SİNKİL: İmtiyazlı
    SİR: 1- Şeciye, soy, kök 2- Birleşik, birleşmiş
    SİREK: Zeki, akıllı
    SİTACU: Nazlı, narin, alıngan, hassas
    SİYAVUŞ: Sevimli, sempatik, sevgiye layık
    SİYENDİ: Sevilen, sevilmiş, sevgiye layık
    SİYREK: Az rastlanır, seyrek bulunur
    SİYUN: Sevim, sevimlilik, sempati, beğeni
    SİYURAN: Utkan, muzaffer
    SİYURGAL: 1- Ödül, armağan, ödül alma 2- Madalya, askeri nişan
    SİYURGATMIŞ: 1- Düşmanı bozguna uğratmış 2- Başarılı, ödül ve övgü almış
    SİYÜNÇ: Sevinç, mutluluk
    SİZGEK: Zeki, sezgin, müdrik
    SİZÜÇEN: Hassas, zeki, uyanık, akıllı
    SOBAY: 1- Bekar, yalnız, münferit 2- Silahını iyi kullanan, deneyimli asker, savaşçı
    SOĞAY: Sağlıklı, zinde, dinç
    SOKMAN: 1- Mert, dürüst 2- Diz kapağına kadar gelen uzun bir tür çizme (Türkmen çizmesi)
    SOKULAG: 1- Adak, kurban 2- Sokulgan, munis, cana yakın
    SOKULGAN: Cana yakın, munis
    SOKUM: Kurban, adak
    SOLAGAY: 1- Solak 2- Ters, hiddetli, öfkeli
    SOLAK: 1- Asker yöneten, asker sevk eden (Sulag) 2- Sol el ve ayağını kullanan
    SOLAŞIGLI: Yararlı, çok yararlı, iş bitirici
    SOLGUN: Rengi kaçmış, yıpranmış, hüzünlü
    SOLGUR: (Salgur) Atak, saldırı
    SOLIN: Araştırmacı, meraklı
    SOLMAGAN: Canlı, ölümsüz, solmaz
    SOLMAZ: Canlı, diri, çekici
    SOLTU: Soludu, soluklu
    SOLUK: Nefes, can
    SONGAR: Sungur, şahin
    SONUÇ: 1- Son, bitim, kıyı 2- Uç, sınır, limit
    Otmanlı ve Salçuklular döneminde, sınır karakollarında görev yapan kişiler verilen bir ad
    SORGUÇ: Başa takılan çelenk
    SORGUN: Söğüt türü bir ağaç
    SOYÇA: Soylu, soyluca
    SOYDAM: 1- Soylu, soyunu düşünen 2- Ailesine bağlı, yuvasına bağlı
    SOYDAN: 1- Soylu, soylu bir aileden gelen 2- Hanedan, hanedanlık
    SOYDAŞ: Aynı soydan gelen, aynı soyun kişileri
    SOYLAMIŞ: 1- Soyunu çoğaltıp, kutsayan, örgütleyen 2-söz, söyleyen, konuşmacı, hatip
    SOYLU: Asil, asalet sahibi
    SOYLUHAN: birl. Soylu/Han
    SOYON: (Sayın)
    SOYSAL: birl. Soy/Sal 1- Ünlü, meşhur 2- Soylu, asil 3- Medeni, uygar
    SOYURGAL: 1- Ödül, askeri ödül,madalya, nişan 2- Armağan, bağış, ihsan
    SOYURGAT: İhsan, bahşiş
    SÖKE: Diz üstü çöküş, çökme
    SÖKMEN: 1- Yiğit, gözü kara, düşmana diz çöktüren, dize getiren, buyruğunu
    dinleten 2- Sokman, uzun çizme
    SÖKÜR: 1- Kızgın, hiddetli, kabarmış 2- Dize getiren, diz çöktüren,buyruğunu dinleten
    SÖKÜRMÜŞ: Dize getirmiş, baş eğdirmiş
    SÖN: Güçten kesilme, azalma
    SÖNMEZ: 1- Canlı, enerjik, ateşli, iddialı 2- Parlak, göz alıcı
    SÖNÜ-k- : Sönük, pasif, cansız, heyecansız
    SÖYKEM: Sempati, sevim, sevimlilik
    SÖYLEM: Anlatım, hitap, hitabet, demeç, izah
    SÖYLENCE: Efsane, mit, destan, lejant
    SÖYÜ: 1- Aşk, sevda 2- Sevinç
    SÖYÜÇEN: 1- Aşık, sevdalı 2- Sevinçli, mutlu
    SÖYÜNDÜK: Sevindik
    SÖZBAY: birl. Söz/Bay Söz zengini, hatip, söz cambazı
    SÖZBİR: birl. Söz/Bir mec. Doğruluk, dürüstlük, söz birliği, sadakat
    SÖZEÇEN: (Sözen)
    SÖZEN: Hatip, konuşmacı
    SÖZER: birl. Söz/Er, mert, sözünün eri
    SÖZERİ: birl. Söz/Eri, mert, sözünün eri
    SU: 1- Sıvı 2- Asker, er, erat
    SUBAK: Sopa, değnek, cop
    SUBAY: birl. Su/Bay 1- Bilgili ve deneyimli asker 2- Hafif süvari, atlı asker 3- Bekar evlenmemiş (Anadolu ve Azerbaycan’da) 4- Çocuksuz, çocuğu olmayan ( Kazak ve Kırgızlarda)
    SUGAY: Aya benzer, ay parçası
    SUĞUNÇAK: Sığınak, sığınılacak yer, sine, bağır
    SUKTA: Sıkıcı, ezici, acı kuvvete sahip
    SULAK: 1- Asker sevk eden, sefere çıkan 2- Sulu, verimli
    SUN: 1- Çağrı, davet 2- İncelik, nezaket 3- Vermek, ihsanda bulunmak
    SUNA: 1- Emsalsiz güzellik 2- Yeşilbaş ördeği
    SUNAK: Adak, kurban
    SUNAR: 1- Davetkar 2- Cömert, abadan
    SUNAYAN: Çığırıcı, davetkar
    SUNÇA: Sunak, adak
    SUNÇAK: Adak, kurban
    SUNGU: Bağış, ihsan, ikram
    SUNGUN: 1- Yetenek, yetenekli 2- Sunulan, adak, hibe
    SUNGUR: 1- Kartal 2- Şahin
    SUNGURCA: Sungur yavrusu, küçük sungur
    SUNKA: Sunak
    SUNKAK: Sunak
    SUNKAR: Sungur
    SUNKUR: Sungur
    SUNTAY: birl. Sun/Tay
    SUNU: İkram, davet, bağış, armağan
    SUSKUÇAK: Küçük, körpe
    SUSÜ: Sağlık, şifa
    SUTU BOĞDA: Mübarek, Tanrısal, Tanrıdan gelen (Eski dönem Tanrı sıfatlarından)
    SUVAN: Savaşçı, cengaver
    SUVAR: Bolluk, bereket
    SUVAT: 1- Su kanalı 2- Suyun taksim edildiği yer
    SUYUN: (siyun, sevim) Sevimlilik, sempati, niyet
    SUYUNÇUK: 1- Sevinç, sevimlilik 2- Müjde
    SÜÇÜG: (Süçig) Tatlı, lezzetli, hoşa giden
    SÜDÜN: birl. Süt/Ün, Soylu, temiz
    SÜLEDİ: Saldırgan, akın yapan, akıncı
    SÜLEK: Saldırgan, akıncı
    SÜLEMİŞ: 1- Akıncı, saldırgan, düşman üzerine asker yollayan 2- İyi silah kullanan, silahşor
    SÜLÜN: Uzun kuyruklu, renkli bir kuş
    SÜNE: Ruh, can
    SÜNGÜ: (Süngük) 1- Kesici ve delici, uzun bıçak 2- Kemik, kemik parçası, kemikle yapılan mızrak 3-Eskiden, mezar başlarına dikilen sırık
    SÜNGÜK: Süngü
    SÜNGÜŞ: Süngü darbesi, süngü hamlesi, süngüleme, savaş
    SÜRÇEK: Yemek, oyun ve eğlence için yapılan, gece toplantısı
    SÜREN: 1- Asker sevk eden, savaşa asker yollayan 2- Haykırış, nara, savaş narası
    SÜRER:Asker sevk eden
    SÜRGİT: 1- Payidar, kalıcı 2- Ulak, postacı
    SÜRÜN: Süs, makyaj, makyaj malzemesi
    SÜSÇEN: Kargı ve kılıç saplamada usta olan kişi
    SÜSMEN: 1- Süslü, süsü ve süslenmeyi seven 2- Tos atan, toslayan
    SÜSÜN: Süslü, işveli, sempatik, çekici
    SÜVERCE: Canan, aşık olunan, maşuka
    SÜYEK: Kemik, soy, sop
    SÜYGEN: Sevgili, canan
    SÜYÜK: Kemik, soy, oymak
    SÜYÜM: 1- Sevim, sempatik 2- Görüş, kanaat
    SÜYÜN: Sevim, sempati
    SÜYÜNÇ: 1- Sevinç,mutluluk 2- Müjde
    SÜYÜNÇÜ: (Süyünç) müjde
    SÜYÜRGE: Toy, şölen, ziyafet
    SÜYÜŞ: Buse, öpücük
    SÜZEM: Diksiyon, söz söyleme ve konuşma ahengi
    SÜZGE: Tarak, çok ince dişli saç tarağı
    SÜZGÜ: 1- Tarak 2- Süzgeç
    SÜZGÜN: 1- Arınmış, süzülmüş 2- Mest, mahmur, kendinden geçmiş 3- Göz alıcı, alımlı


    Ş

    ŞADŞat) 1- Ordu komutanı, general 2- Tigin, prens 3- Cesur
    ŞADAPIT: Şad’a bağlı birlik ve beyliklerin genel adı
    ŞAKAR: 1- Şakır, bülbül gibi öter 2- Çakar, cesur
    ŞAKIR: 1- Öter 2- Çakır
    ŞAKRU: Çağrı, mesaj, davet
    ŞAMAN: Kam, baksı
    ŞANÇI: Saplayıcı, iyi ok ve kargı kullanan, silahşor
    ŞANDA: Alçak ve rutubetli yer
    ŞANYU: (Tanyu) Sonsuzluk, genişlik
    ŞARA: (Çara) Ufuk, ufuk çizgisi
    ŞAŞ: 1- Şiş, sivri uçlu, et pişirme aracı 2- Taş 3- Dış kısım, dışarı dışarıda kalan, taşra
    ŞAŞLIK: Şiş, şiş kebabı
    ŞAYBAL: Şımarık, nazlı
    ŞAYLAN (çaylan): Nazik, kibar, neşeli, güler yüzlü
    ŞAYLIĞ: Şeref, onur
    ŞEYBAN: (Şeban, şıban, çıbın, zıbın) Sinek, haşarat
    ŞIMGA: Acele, aceleci
    ŞORAMUN: (Çoramun, çuramun) Ruhlarla ilgilenen, kötü ruhları kovan
    ŞORLAK: Şorul, şorul akan su, çağlayan
    ŞÖLEN: Yalnızca fakir ve kimsesizlere verilen toy, yemek ziyafeti, Bey yemeği
    ŞUMGA: Aceleci, tez kanlı
    ŞURLAK: Çağlayan
    ŞURLAYU: Çağlayan
    ŞÜYÜN: Müjde
     

Sayfayı Paylaş