1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Türkçe kelimeler (t)

Konusu 'Türkçe & Dilbilgisi & İmla Kuralları' forumundadır ve Hazangülü tarafından 6 Haziran 2009 başlatılmıştır.

  1. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    TABAN:1- Tapan, tapınan 2- Temas, dokunma, vurma 3- Dizi, sıra, kafile
    TABAR: 1- Tapan, tapınan 2- Vuran, döven, dövüşçü
    TABGAÇ: 1, Dövüşçü, kavgacı 2- Ulu, saygıdeğer, muhterem 3- Tapıcı,tapınıcı
    TABIN: (Tapın) İbadet
    TABKI: Vicdan
    TABU: (Tapı, tapu) Kutsanmış, kutlu yapılmış, tapılacak duruma getirilmiş
    TABUK: 1- Tabu 2- İnayet, yardım, hizmet
    TABUN: Tapın, ibadet
    TAÇA: Tasarı, kurgu, plan
    TAÇAM: Tasarı, plan, kurgu, senaryo
    TADIK: Tat, lezzet, damak
    TAG: (Tak, tağ, dağ)
    TAGA: 1- Silah 2- Kural, kaide 3- Saygıdeğer, hürmet edilen
    TAGAY: 1- Saygı duyulan kişi 2- Dayı, ana tarafından gelen akraba
    TAGI: 1- Dindar, inançlı 2- Takı, aksesuar
    TAGUK: Tavuk
    TAĞ: Dağ
    TAĞAN: Üç ayak, saç ayağı
    TAĞAŞAR: birl. Dağ/Aşar mec. Azimli, kararlı
    TAĞLUK: Dağlık, dağlık bölge
    TAĞMA: 1- Dağ eteği 2- Elçi, devlet temsilcisi, devlet görevlisi
    TAĞUDAR: 1- Heybetli, dağ gibi 2- Dağıtıcı, yok edici, yıkıcı, şiddetli 3- Kısmet, nasip
    TAKAK: Ucu, ateşli ok
    TAKAY: 1- Dayı, ana tarafından akraba 2- Dolunay
    TAKIĞ: Takı, ziynet, aksesuar, mücevher
    TAKIR: Takı, ziynet
    TAKIŞ: Takı, süs, aksesuar
    TAKİ: Dindar
    TAKSUK: Harika, olağanüstü, anormal
    TALA: 1- İri cüsseli, heybetli 2- Seçkin, güzide
    TALAKAN: Yağmacı, yağmalayan
    TALAN: Yağma, yağmalama, üşüşme, saldırı
    TALAS: 1- At yarışlarındaki, başlangıç ve bitiş çizgisi 2- Fırtına, kum fırtınası 3- Dalga
    4- Tartışma, münakaşa
    TALAY: (Taluy, Tulay, Toluy,Tolu) 1- Okyanus, derya, büyük deniz, büyük göl
    mec. Ululuk, büyüklük, sonsuzluk 2- Gelecek, ikbal 3- Seçkin,güzide
    Şamanist gelenekte Deniz ve göllere bakan Tanrı
    TALAZ: Dalga
    TALI: Güzide, seçkin
    TALIKU: Seçkin, güzide, beğenilen
    TALIMAN: Seçkin, güzide
    TALKILIÇ: (Dalkılıç) Zırhsız, korumasız
    TALKAN: Kızartılmış tahıl
    TALPIN: Faal, aktif, çalışkan, himmetli
    TALŞIK: İtimat, teminat, güvence
    TAMAN: Duman, sis
    TAMAR: 1- Damla, damlayan 2- Demir, demir cevheri
    TAMGAÇ: Memur, devlet memuru, damgacı, devlet görevlisi
    TAMIŞ: 1- Demiş, söylemiş, bilgili, deneyimli, sözüne değer verilen, sözüne güvenilen 2-Damla
    TAMİR: Temir, demir
    TAMİZ: Damla
    TAMTUK: Büyük ve kuvvetli ateş
    TAMU: (Tamuğ) Yerin dibi, yer altı, cehennem
    Şamanist gelenekte, kötü kişi ve ruhların, öldükten sonra gittikleri yer
    TAN: (Tang) 1- Gün açımı, gün doğumu, şafak 2- İlginç, acayip, şaşkınlık yaratan 3- Tatlı, tat veren,huzur veren
    TANA: (Dana) dana, iki yaşındaki inek yavrusu
    TANDU: 1- Tan vakti, tan vaktinde doğmuş 2- Alev, alevli büyük ateş
    TANG: 1- Mucize, olağanüstülük 2- Tan vakti 3- Giriş, antre
    TANGAK: Kaygı, endişe
    TANGSUK: Mucize, şaşırtıcı olay, olağanüstülük
    TANGUT: (Tankut) Savaşlarda, mızrak ve tuğların yanına ya da ucuna takılan ipek kumaş, flama
    TANIK: 1- Tanuk, şahit, gözlemci 2- Tanıdık, dost, yaren
    TANIL: Ünlü, meşhur, tanınan
    TANIP: Tanınmış, ünlü
    TANIR: Ünlü, tanınmış
    TANIŞ: 1- Tanınan, bilinen, aşina, tanıdık 2- Danışılan, bilgi ve deneyimine başvurulan, danışman
    TANIŞIK: Yakından tanınan, tanıdık, bildik, dost, yaren
    TANIŞMAN: (Danışman) Tanış, danışılan, bilgili kişi
    TANIT: Tanınacak nitelikte, belirgin, tanınabilen
    TANJU: (Tanyu) Sonsuz genişlik, ululuk,olağanüstülük, mucize gibi
    Hun imparatorlarının unvanlarından
    TANLA: 1- Şaşılası, ürkütücü, olağanüstü, mucize 2- Suçlayan, yargılayıcı 3- Doğuş, tan vakti
    TANLAĞI: Mucize
    TANMAN: Tan vakti doğan
    TANRIDAĞ: birl. Tanrı/Dağ “ Tanrı Dağı”
    Çok eski dönemlerden beri, kutsanarak, Tanrı tarafından yalnızca Türklere tahsis edildiğine
    inanılan ve halen kutlu kabul edilen sıradağların genel adı
    TANRIKUT: birl. Tanrı/Kut
    Tanrısal, Tanrıdan gelen, Tanrının Kutunu üzerinde bulunduran, haşmetli, Hun
    imparatoru Mete Han’ın unvanı
    TANSIĞ: (Tansık,Tansu) hayret verici, şaşırtıcı, olağanüstü
    TANSU: 1- Tansık, mucize 2- Yadigar, armağan 3- Birleşik
    TANTIK: 1- Çok konuşan, konuşkan 2- Tanıdık, hısım, ahbap
    TANUĞ: Tanı, teşhis, kanıt, tanınan, tanınmaya yol açan
    TANYU: (Tanju) Ulu, ulaşılmaz, hükümran
    TAP: Dilek, istek, umut, yardım ve bunları içine alan beklentilerle dolu inanç
    TAPAĞ: 1- Tapma, tapınma, saygı 2- Görev, iş
    TAPAR: Tapan, seven, uman
    TAPARLU: 1- Mutlu, umutlu 2- Sofu, dindar
    TAPDUK: 1- Çocuğu uzun süre olmayanların, çocuğu olduğunda verdiği adlardan 2- Saygı ve sevgiye layık, saygıdeğer 3- İbadet, tapınma
    TAPI: Tapınma, ibadet
    TAPIK: Önde, önde olan, önde gelen
    TAPIN: Tapınma, umma, beklenti
    TAPINGU: Tapınılacak nitelikte sevilen
    TAPIR: Buluş, yenilik, icat
    TAPKI: Vicdan
    TAPKIR: Ayak altında kalıp, katılaşan toprak
    TAPKUR: Tabur, dizi, topluluk, kafile
    TAPLAK: Rıza, kabul, teyit
    TAPUK: Tapu, Tabu 1- Tapınma, dilek, istek 2- Tabu, kör inanç 3- Hizmet, hizmetli
    TAPUKÇI: (Tapıcı) Saray muhafızı, muhafız askeri
    TAPUKSAK: Saygılı, hürmetli
    TAPUN: Kutsama, kutsal bir varlığa yönelme, beklenti, ibadet
    TAPUNMUŞ: Sofu
    TAR: Dar, darlık, zahmet, sıkıntı
    TARA: Ağaç dallarını budamak için kullanılan bıçak
    TARAGAY: Turgay, tarla kuşu, çayır kuşu
    TARAKA: 1- Tarak, eşme, ayırma aleti 2- Saygı gösteren
    TARAMAN: Tarayıcı,rençber, çiftçi
    TARAN: 1- Geniş arazi, ekinlik, ekin yeri 2- Sınır, hudut
    TARANÇI: 1- Sınır muhafızı 2- Ekinci, rençber
    TARANG: Mevki sahibi, imtiyazlı, saygıdeğer
    TARBAN: Gururlu, mağrur
    TARDU: 1- Öncelikli, imtiyazlı 2- Durdu, duran yaşam
    Göktürkler dönemi, üst düzey yöneticilere verilen bir unvan
    TARDUŞ: İmtiyazlı
    TARGAN: Savaşlarda, düşmanın geçeceği yollara, onların gidişini ağırlaştırmak ve güçleştirmek için bırakılan, kaya ve kütük parçaları
    TARGUN: Mahçup, sıkılgan
    TARHAN: (Tarkan) İmtiyaz sahibi soylu kişi. Bu kişiler, vergi vermez, suçları dokuz kereye kadar bağışlanır, kağan ve hanların huzuruna izinsiz girebilirlerdi.
    TARHUN: Güzel kokulu bir yayla çiçeği
    TARIK: Darı, tahıl, ekin
    TARIM: 1- Emek, enerji, zahmet, sıkıntı 2- Ziraat, rençberlik 3- Irmakların küçük kolları
    TARINÇ: Sınır, hudut, uç
    TARING: 1- Derin, derinlik 2- Ziraat
    TARKAN: İmtiyazlı ve soylu kişi (Tarhan)
    TARKANÇ: 1- Öfke, gücenme, rahatsızlık, kızgınlık 2- Darılma, sıkılma
    TARKAT: Bakan, nazır, yönetici, bürokrat
    TARKINÇ: 1- Darılma, darlanma, küsme, küskünlük 2- İsyan, başkaldırma
    TARLIG: 1- Güçlük, darlanma, sıkılma 2- Bahşiş, hediye
    TARTA: Terazi
    TARTAGAN: 1- Tartan, terazi 2- Dağınık, derbeder
    TARTIŞ: Armağan, bağış
    TARUG: 1- Darı, ekin 2- Hediye, bağış
    TASAR: Plan, tasarı, tasarım
    TASIM: Gösteriş, afi
    TAŞ: 1- Dış, dışta olan, görünürde olan 2- Kaya parçası mec. Sertlik, dayanıklılık
    TAŞAN: Taşmış, dışa vurmuş, coşkun
    TAŞAR: Taşmış, coşkun, ateşli
    TAŞGAN: Taşan, coşan, ateşli
    TAŞGARU: Dışarı, dışarıdan, taşra
    TAŞGIN: Taşmış, dışa vurmuş, coşkulu, ateşli, asabi
    TAŞKI: Dışarıdan, taşralı
    TAŞKIN: Coşkun, ateşli
    TAŞRALU: Dışarıdan, yabancı
    TAŞRIK: Dışarıda, gurbet, gurbetçi, sefere giden.
    TAŞUG: Taşınabilir mal, menkul değer
    TAŞÜREK: birl. Taş/Yürek ( Cesur, gözü kara)
    TAT: 1- Yemek, damak 2- Uzak, uzakta, uzaktan, yabancılaşmış 3- Kılıç pası, paslı kılıç
    TATAR: 1- Uzakta kalmış, yabancılaşmış 2- Çayırlık, mera 3- Kent dışında yaşayan
    TATAŞ: (Dadaş) 1- Yakın dost, yaren, arkadaş 2- Uzakta kalmış, aynı uzaklığı paylaşan
    TATIG: Tatlı, hoş
    TATIR: Çayırlık, otlak, mera
    TATLI: Tatlı veren, hoşa giden mec. Güler yüzlü, sevimli, cana yakın
    TATU: 1- Barış, sulh 2-Uzağı gören, uzak görüşlü 3- Bakıcı, eğitici 4- Tatlı, tat veren
    5- Yaratılış, fıtrat
    TAV: 1- Hız, devinim, çeviklik, koşu, davranmak, harekete geçmek. 2- Dağ
    TAVAR: Hızlı hareket eden, hızlı davranan.
    TAVGAÇ: 1- Hızlı koşan, hızlı davranan, atik 2- Çekici, cezbedici
    TAVIŞGAN: Tavşan
    TAVLI: 1- Hızlı, atik 2- Dağlı
    TAY: 1- Dayak, dayanak, dayanılacak nesne 2- Soy, asalet, soyluluk unvanı 3- Ululuk, büyüklük,çokluk 4- Mevki, yer, bölge 5- Ananın erkek kardeşi, dayı 6- Süt emen at yavrusu
    TAYAK: Baston, değnek, dayanılacak nesne.
    TAYANÇ: 1- Dayanç, dayanak 2- Hami, koruyucu, sırdaş, güvenilen kişi
    TAYANÇI: Danışman, memur.
    Uygurlar döneminde, küçük dereceli memur unvanlarından
    TAYANG: Dayak, dayanak, destek, dayanak
    TAYANGU: Danışman, aracı, sıra dışı. Han ve kağanların danışmanlarına verilen bir unvan
    TAYCU: 1- Hami, destekçi, koruyucu 2- Soylu, seçkin 3- Tay sahibi,tay eğiticisi
    TAYEÇE: birl. Tay/Eçe..Soylu, saygıdeğer hanım. (Teyze, sözcüğünün buradan
    geldiğini söyleyen dilciler var.)
    TAYGA: 1- Kavak, çam, söğüt karışımı ormanlık bölge 2- yoğurtlu sebze çorbası
    TAYGAN: 1- Karışık ağaçlı orman 2- Dayanak, destek
    TAYGANA: Kaygan, kayıcı
    TAYGUN: Yavru, çocuk, torun
    TAYGUR: Kayan, kızakla kayan
    TAYIK: Kibar ve nazik genç
    TAYLAN: 1- Beyefendi, centilmen 2- Yakışıklı, heybetli 3- Düzgün ve etkileyici konuşan
    TAYŞI: 1- Mürşit, yol gösteren 2- Hami, koruyucu
    TEBER: Balta, baltalı mızrak
    TECİMEN: İdareli, ekonomist
    TECİMER: Ekonomist, hesaplı
    TEDAN: Tutan, zapt eden, zabit
    TEDİK: (Tetik) 1- Usta, becerikli, bilgili 2- Öğüt, nasihat
    TEGEN: (Değen) Değerli, karşılığı olan
    TEGİN: Tigin, prens, şehzade, bey oğlu. Göktürkler döneminde, vali unvanı olarak da kullanılmıştır.
    TEGİNEK: Değnek, baston
    TEGİR: 1- Değer, kıymet, paha 2- Hücum, taarruz 3- Ulaşım, ulaşma
    TEGİŞ: 1- Değişim, değişme 2- Dövüş, temas, çarpışma, hücum
    TEGRE: Daire, çevre, civar, etraf
    TEGREK: 1- Değer, kıymet 2- Tekerlek, değirmi, yuvarlak
    TEĞME: Değme, seçkin, farklı
    TEKER: 1- Değer, kıymet 2- Çevre, yöre, daire 3- Saldırgan, mütecaviz
    TEKEŞ: Döğüş, değiş, temas, savaş, savaşçı
    TEKİN: 1- İyi, güzel, biricik, emsalsiz, uğurlu, uygun 2- Rahat, güvenli,güvenilir,
    3- Tigin, prens, bey oğlu 4- Tabi, bağlı, kul, köle 5- Boş, ıssız, toplumdan uzak kişi 6- Saldırgan
    TEKİNİK: Güvenilir, iyi, münasip, uygun
    TEKİR: 1- Değer, kıymet, paha 2- kara benli, kara çizgili 3- Hücum, saldırı, saldırganlık
    TELA: 1- Delici, delen 2- Tolu, olgun, bilge 3- Armağan, adak, sungu
    TELEK: Armağan, sungu
    TEMİR: Demir
    TEMİR YALUP: birl. Demir/Yalup ...demirci ustası, silah yapımcısı
    TEMİRÇAL: birl. Temir/Çal ( kılıç darbesi, kılıç vuruşu)
    TEMİREN: Ok başlığı, okun ucundaki sivri ve delici demir parçası
    TEMİRHAN: birl. Temir/Han
    Eski dönem, “ Maden Tanrısı”
    TEMİRKIRAN: birl. Temir/Kıran mec. Acı kuvvet, acı kuvvete sahip kişi
    TEMİŞ: Demiş, söylemiş, bilgin, deneyimli
    TEMÜGE: (Temürge) demir, nüvesi
    TEMÜRKAZUK: birl. Temir/Kazık Kutup yıldızı
    TENBE: At koşumu, koşum takımı
    TENEKUR: Boraks madeni
    TENGİZ: Deniz
    TENİK: Azim, kararlılık
    TENŞİ: Eşit, adil, adaletli
    TEOMAN: Sis, duman, tuman
    TEPE: 1- Uç, sınır, doruk, yükseklik, yüksek yer 2- Yığın, kütle 3- Bir nesnenin sivri ucu
    TEREÇE: İnce, narin, zarif
    TEREK: Siper, koruyucu
    TEREKEME: Siper, siperlik, sütre
    TERİLGEN: Diri, canlı, hazır, tetik, tetikte
    TERİLGENBUDUN: birl. Terilgen/Budun
    Devletin çekirdeğini oluşturan boy merkez halk Devletin, temel, ulusal askeri gücü
    TERİM: 1- Bilim, sanat, bilim ve sanat erbabı 2- Emek, alın teri, zahmet 3- soyluluk, şeref, onur,nurlu 4- toplantı, dernek 5- Han soyundan gelen kızlara verilen bir soyluluk unvanı
    TERİŞ: Derleme, toparlama, birleştirme, birleştirici, derleyip toparlayıcı
    TERKEN: 1- Süs oku, süslü ok 2- Savaş arabası 3- Soylu, soyluluk unvanı
    TERNEK: Dernek, toplantı
    TESİYEMİ TANYU: (Ululuğun sınırı olmayan, en ulu )
    TETİK: 1- Uyanık, hazır 2- Becerikli, mahir
    TEYENG: Sincap
    TEYMUR: Demir
    TEZ: 1- Hızlı, ivedi, hızlılık 2- Kaçma, ürkme, ürküntü 3- Şiddet, şiddetli
    TEZME. Çabuk kızan, canı ağzında, kızıp çekip giden
    TEZÜREK: birl. Tez/Yürek Heyecanlı, ateşli
    TIBIK: Sakin, asude
    TILSIM: Büyü, efsun, sihir
    TIN: (Tin) Ruh, can, nefes
    TINGI: 1- Tin, can, yaşam 2- Kulağa gelen ses, ses dinleme (Tınlama)
    TINGLAK: Efendi, söz dinleyen
    TINGLAR: Dinler, hürmetkar
    TINGLATUR: Sözü dinlenen, sözü geçer
    TINGLAYU: Munis, söz dinleyen
    TINGLIĞ: Canlı, diri
    TINI: 1- Ruhsal, ruhla ilgili 2- İnanç, iman 3- Tıngırtı, kulağa gelen ses
    TİGİN: Prens, şehzade, han oğlu, bey oğlu
    TİGREK: Çevre, daire
    TİKE: Parça, bölüm, lokma, tıkım
    TİKEN: Dikili, dik, dikmiş
    TİKİM: Parça, lokma
    TİLBE: Dilek, dilenen şey, murat
    TİLBİ: Dilek
    TİLEK: Murat, istek, dilek
    TİLKİ: Tilki, kürkü için avlanan hayvan
    TİLMAÇ: Çevirmen, tercüman
    TİLMEN: (Dilmen) Konuşkan, hatip, çenebaz
    TİLTAY: Etken, amil, neden
    TİLUN: Dolun, tolun, dolu, tam, eksiksiz, kusursuz
    TİMAGUR: Merhametli, vicdanlı
    TİMUÇİN: (Temuçin, temurçin, timurçine)
    Çengiz Kaan’ın ilk adı. Ancak doğrusu, Timurçin’dir. Demir ucu, sivri demir anlamındadır.
    TİMUR: Demir
    TİMUR KÜRKAN: birl. Timur/Kürkan
    Türk dünyasının en ünlü simalarından. Yalnızca Türk tarihi değil, dünya tarihinin de başta gelen liderlerinden. Çengiz Kaan’dan sonra, dünyanın ikinci büyük fatihi. Yaşamı hep çetin mücadelelerle geçmiş, koca bir imparatorluğu adeta yoktan var etmiştir. Kürkan (Damat) lakabını, evliliğinin ilk yıllarında, kayın eçesi olan Buhara Emir’ in himayesinde oluşu nedeniyle almış, daha sonraları,İranlılar ona “ Timurleng”, Otmanlılar “ Aksak Timur” lakabını takmışlardır. Bu ulu kişi zamanında,Türk dünyası üçüncü ve son kez olarak, tek devlet çatısı altında toplanmış, “ Birleşik Türk devletleri” ideali, bu ulu kişinin döneminde son kez gerçek olmuştur.
    TİN: 1- Can, ruh, öz 2- Soluk, nefes, yel 3- Dinmiş, dingin, sakin, bitik 4- Gök, göksel, Tanrısal
    TİRGEÇ: Diri, canlı, dirilik veren
    TİRİG: Diri, canlı, güçlü
    TİRİGLİĞ: Dirlik, yaşam, geçim
    TİRİL: 1- Can, ruh, yaşam 2- Dirilik, canlılık, derlenip toparlanma 3- Derlenme, derleniş
    TİRİM: Yaşam, geçim, hayat yolu
    TİRKİŞ: Kervan, kafile
    TOGA: 1- Doğa, tabiat, hilkat, yaratılış, huy 2- Kalın, katı, yoğun, doymuş 3- Usul, yordam, teamül
    TOGAY: 1- Toga 2- Dolunay 3- Koruluk, küçük orman
    TOGU: 1- Doğu, doğuş 2- Vuruş, darbe
    TOĞAÇ: (tokaç) Topuz, çamaşır yıkarken kullanılan tahta topuz
    TOĞAN: 1- Doğan, doğan kuşu 2- Canlı, doğmuş olan, yaşayan
    TOĞMA: 1- Dokuma, dokumadan yapılan giysi 2- Yerli, yerli halktan olan kişi
    TOĞMAK: (Tokmak)
    TOĞMUŞ: Doğmuş, ortaya çıkmış, canlı, yaşayan
    TOĞRUL: 1- Tuğrul 2- Doğrulmak, ayağa kalkmak
    TOĞRULÇA: Doğan kuşu, doğan yavrusu
    TOĞSIK: Doğuş, doğum, ortaya çıkış
    TOĞUL: 1- Doğulu, doğudan 2- Doğum, doğuş, ortaya çıkış
    TOĞULGA: Tolga, tulga, savaş başlığı, miğfer
    TOK: 1- İrilik, katılık, dayanıklılık, yoğunluk 2- Vuruş, darbe, dövüş, savaş 3- Yol, yöntem, yordam
    TOKA: 1- Tok, sert, katı 2- Usul, yol, yordam, teamül 3- Dövüş, vuruş, vuruşma, 4- Huy, hilkat,yaratılış
    TOKAÇ: (Togaç) Topuz, çamaşır topuzu
    TOKALIG: Tokluk, katılık, sertlik
    TOKAY: 1- dolunay 2- Dere kenarlarında yetişen bir çiçek, çalı
    TOKLU: 1- Yol, yordam, bilen, bilge 2- Bir yaşını geçmiş kuzu 3- İri, dolgun, besili
    TOKMAK: Vurma, ezme, dövme aracı
    Kalın, geniş, ağaçtan yapılmış çekiç
    TOKOL: Kuma, ikinci hanım
    TOKTA: 1- Durma, yaşama, direnç, dayanıklılık 2- Tedbir, tedbirlilik
    TOKTAK: Tedbir, tedbirli, temkinli
    TOKTAMIŞ: Durucu, kalıcı, dirençli, dayanıklı, uzun ömürlü, dirayetli
    TOKTAR: Dayanıklı, dirayetli, uzun ömürlü
    TOKU: 1- Doğu 2- Dövüş, temas, savaş
    TOKUM: 1- Doğum, doğuş 2- Yaşam, direnç, dayanıklılık
    TOKUMAK: Tokmak
    TOKUR: 1- Gözü pek, cesur 2- Dokur, dokumacı
    TOKURGAK: Dokuma aleti, dokuma tezgahı
    TOKUŞ: 1- Dövüş, savaş, vuruşma 2- Doğuş, direnç, yaşam, dirayet
    TOKUZ: 1- Dokuz sayısı (..Türklerin uğurlu ve kutlu saydıkları sayılardan) 2- sıkça ve kalınca
    dokunmuş bir kumaş
    TOLAN: Eşsiz, emsalsiz
    TOLAY: Bir tavşan türü
    TOLDI: Doldu, dolu, doluluk, bütünlük, olgunluk, irilik, bilgelik, erginlik
    TOLDIKORGAN: Anıt, lahit, abide
    TOLGA: Miğfer, çelik başlık
    TOLGAN: 1- Dolgun, iri, dolu 2- Acı, üzüntü, inleme
    TOLKAN: Dolgun
    TOLMIŞ: Dolmuş, dolu, olgun, bilge
    TOLU: 1- Dolu, olgun, kamil, yetkin, usta 2- İçki, içki kadehi, içki ile dolu kadeh 3- Seçkin, güzide
    TOLUHAN: birl. Tolu/Han
    Arap işgalleri sırasında, onlara karşı direniş örgütleyen ve çeşitli savaşlara giren bir bey
    TOLUK: 1- Dolu, olgun, yetkin, bilge 2- Tuluk, tulum
    TOLUM: 1- Silah, savaş aleti 2- Olgun, dolgun
    TOLUN: Dolu, tam, bütün, eksiksiz, kusursuz, olgunlaşmış
    TOMAN: Duman,sis
    TOMBAY: Manda, camış
    TOMRİS: (Tomris Hatun) 1-Demir ucu 2- Demir sesi. 3- Demirin özü, nüvesi.4- Bereket, bolluk,uğur.
    T... Türk tarihinin ünlü simalarından. Sakalar devletinin katun’u (kraliçesi) (İran – Turan savaşları sırasında, zalimliğiyle ünlü, Pers kralı Hüsrev’in, Türk topraklarını işgal etmesine karşın yapılan savaşta büyük kahramanlıklar göstererek, onu yenmiş, başını kesip kan dolu bir fıçıya atarak, “Hayatın boyunca kana doymadın, kan döküp kan içtin. Ben de sana yakışanı yapıp, seni bundan mahrum etmeyeceğim.” diyen ulu kişi.)
    TON: Don, giyim, giysi, elbise
    TONA: Giyimli, varlıklı, yakışıklı
    TONAT: Donat, cömert, eli açık, aç doyuran – çıplak giydiren.
    TONATMIŞ: Giydirmiş, hayır hasenatta bulunmuş, cömert ve eli açık.
    TONGA: Kaplan, Asya kaplanı.
    TONGUZ: Domuz
    TONKA: 1- Tunga , kaplan 2- iri,büyük,gösterişli
    TONLU: Giyimli,şık,zengin,varlıklı
    TONSUZ: Yoksul
    TONYUKUK: (Tanyu/Kök,gök) Sonsuzluk ve genişlik,bilgelik ve deneyimlilik.
    TOP: Yığın, topluluk, bütünlük, erk
    TOPAÇ: 1- Top gibi, toparlak, dolgun 2-İbrik 3- Sepet, sele
    TOPAK: Topluca, toplanmış, yığın
    TOPRAK:.. Yer, yurt, arazi
    TOPURGAN: Ayak basıldığında toz çıkaran, yumuşak toprak
    TOPUZ: Toplanıp, kurutulmuş, katılaşmış, topluca ve katıca. Silah, dövme ve ezme aracı
    TOR: 1- Mevki, mertebe, şeref, şereflilik 2- Türeme, doğma, soy, gelişme, yayılma 3- Ağ, tuzak 4-Giysi 5- Evlat, çocuk, nesil 6- Zayıflık, incelik, hamlık
    TORAMAN: 1- Fahri, onursal, şerefli 2- Kaba, yetişmemiş, acemi 3- İri, dolgun, heybetli
    Toran: Turan, duran, yaşayan, dirençli
    TORÇUK: Kozalak
    TORKU: İpekli kumaş
    TORLAK: 1- Eğitilmemiş at 2- Çırak, acemi, ham
    TORMIŞ: Durmuş, yaşayan, yaşar, yaşam
    TORMU: Yaşam süresi, yaşam
    TORU: 1- Duruş, yaşam 2- Bolluk, bereket, fazlalık 3- Doru, doru renk
    TORUG: Doruk, Doru renk
    TORUK: 1- Doruk, zirve 2-İnce, zayıf, ham, olmamış
    TORUM: 1- Aygır, aygır yavrusu 2- Kul, köle, muti, bağlı 3- Deve yavrusu
    TORUN: 1- Evladın, evladı 2- Sevgili, biricik, çok sevilen 3- Acemi, ham, yetişmek üzere olan 4-Genç boğa
    TOSUN: 1- Genç boğa, 2- Tos atan, tos vuran, azgın, azmış, saldırgan
    TOY: 1- Şölen, yemekli eğlence, düğün dernek 2- Em, ilaç, doyum, doyumluluk 3- Ordu, ordu birliği 4- Çamur bataklık 5- Doğan türü bir avcı kuş 6- Genç, gençlik, acemilik, çıraklık
    TOYAK: 1- Atlara giydirilen savaş zırhı 2- Tırnak, at tırnağı
    TOYAN: Toy sahibi, toy veren kişi
    TOYGA: 1- Toy sahibi, toy veren kişi, 2- Toylarda yapılan çorba, ayranlı çorba
    TOYGAN: 1- Kurultay üyesi 2- Bir kuş türü 3- Genç, taze
    TOYGAR: Tarla kuşu, çayır kuşu
    TOYGUN: 1- Genç, taze, deneyimsiz 2- Doymuş
    TOYGUR: Doymuş, gözü tok, olmuş, olgun
    TOYLAK: 1- Toy yeri, toy yapılan yer 2- Karargah, ordunun toplandığı yer.
    TOYLUK: Toy yeri, Toy yapılan yer
    TOYMADUK: 1- Özlenen, özlemi duyulan 2- Hırslı, doyumsuz
    TOYMAGUR: İştahlı, obur
    TOYTİMUR: Ermiş, keramet sahibi, Şaman büyüğü, kam, rahip
    TOZUN: 1- Tosun 2- Düzen, uyumluluk
    TÖGİ: Cömert , eli açık
    TÖGÜN: Çekici, yakışıklı
    TÖKMEN: Çekici, yakışıklı
    TÖKÜ: Eli açık, cömert, müsrif
    TÖKÜŞ: Düğüş, savaş, vuruşma
    TÖLEÇ: Ücret, yevmiye
    TÖLEGEN: Olgun, kamil, yetişkin
    TÖLEK: 1-Ücret, yevmiye 2- Sükunet, sakinlik
    TÖLİS: Bölük, bölünmüş
    TÖLÜK: Tuluk, tulum
    TÖR: 1- Türemek, çoğalmak, yaratılış 2- Makam, mevki, onur yeri, şerefli yer 3- Usul, kural, teamül
    TÖRE: 1- Düzen, gelenek, usul, teamül, geleneksel hukuk 2- Türeyiş,yaşayış, çoğalma, yaratılış
    TÖRELİ: Töresi olan, töreye bağlı, geleneklerine bağlı
    TÖREMEN: Görgülü, töreye bağlı
    TÖREN: 1- Töreye uygun yapılan, töre gereği yapılan, merasim 2- Soylu, necip, seçkin
    TÖRKİN: Kök, menşe, dip, soy
    TÖRÜ: 1- Yasa, devlet düzeni 2- Türeyiş, yaratılış
    TÖRÜCE: Töreye ve yasaya uygun
    TÖRÜİÇİ: Töreye uygun
    TÖRÜLÜG: Töreye bağlılık, Töre bilgisi, Töre uygulaması
    TÖRÜM: 1- Türeyiş, yaratılış 2- Töreye bağlılık
    TÖRÜMÇÜ: Töreye bağlı, soyuna bağlı
    TÖRÜN: 1- Soylu, soyluluk 2- Tören, merasim, ihtiram
    TÖRÜTGEN: Yaratıcı, yaratan, halik
    TÖŞTÜK: Düş, rüya
    TÖZ: Kök, dip, temel, cevher, öz
    TÖZLÜK: Öz, esas, asıl, kök, köklü, özlü
    TÖZÜN: Soylu, temeli sağlam, köklü
    TUNAY: Evlatlık kız çocuğu
    TUDUN: (Tutun) 1- Tutunma, bağlılık, sadakat 2- Destek, güvence, tutunulacak nesne
    Hazar kağanlığı döneminde kullanılan “ vali “ unvanlarından
    TUGAN: Doğan
    TUGANA: Özel ok (İçi oyulmuş, içinde evrak gizlenen ok)
    TUGAN: 1- Küçük ırmak, çay, akarsu 2- Togay
    TUĞ: Sancağın tepesine takılan at kuyruğu, kıldan yapılan flama, Uğur ve Kut işareti olarak kullanılır olmasına karşın, bundan daha çok savaş isteği, başkaldırı ve isyan sembolü olarak kullanılmıştır. 2- Tıkaç,kapak, bent, set
    TUĞANÇI: Doğancı, doğan terbiyecisi, doğan eğitmeni, doğan yetiştiricisi
    TUĞCU: 1- Tuğ taşıyan kişi, alemdar 2- İsyancı, isyankar
    TUĞÇE: Küçük tuğ, tuğcuk
    TUĞLU: Tuğ sahibi, kutlu, uğurlu
    TUĞLUK: Tuğlu, tuğu olan, tuğ taşıyan
    TUĞMA: 1- Doğmuş, ortaya çıkan, boy gösteren 2- Tuğ kaldıran, isyankar
    TUĞRUL: 1- Doğan kuşu, bir doğan türü 2- doğru, doğrulmuş, dik- ayakta 3- Türk mitolojisinde, adı geçen, yarı insan, yarı kuş.
    TUĞSAVUL: birl. Tu/Savul
    Eski dönemlerde, ordu içinde tuğ taşıyan ve onu koruyup, önde tutmakla görevi olan kişilere
    verilen ad.
    TULA: 1- Tolu, dolu, olgun 2- Ayna
    TULAN: Dolu, olgun, kamil
    TULAY: 1- Talay, taluy, okyanus, deniz 2- Ayna 3- Dolu, dolgun, olgun
    TULGA: Tolga, miğfer
    TULGAR: 1- Azim, kararlılık, inanç, güvenç 2- Gösteriş, heybet, heybetlilik
    TULGAY: Tuga, Tolga, miğfer
    TULİ: 1- Dolu, olgun, kamil 2- Ayna
    TULKİ: Tilki
    TULTAG: Sakin, kendinden emin
    TULU: 1- Dolu, ergin, olgun 2- Ayna
    TULUK: 1- Dolu, olgun, bilge 2- yayık, çömlek
    TULUN: 1- Tolun, dolu 2- Çene kemiği
    TUMA: Yeğen, kuzen
    TUMAÇI: Erkek kuzen, (Amca, hala, dayı, teyze çocuğu)
    TUMAÇIM: Kız kuzen
    TUMAĞAN: 1- Nilüfer çiçeği 2- Duman, sis
    TUMAN: Duman, sis
    TUMAY: Sessiz, sakin, kendi halinde
    TUMGAN: Tuman, sis
    TUMRUL: Dumrul, Demir ucu
    TUNA: (Tona) Varlıklı, zengin, gösterişli, ihtişamlı
    TUNÇ: Bronz, Bakır, kalay karışımı
    TUNG: Nüfus sahibi, kudretli, muktedir
    TUNGA: 1- Kaplan, Asya kaplanı 2- Kudret, ihtişam, fevkaladelik
    TUNGUÇ: Çocuk, evlat, evlatlık
    TUNGUT: Evlatlık
    TUNUÇ: Tunç
    TUR: 1- Durmak, yaşam, canlılık 2- İrade, istek, yargı
    TURA: 1- Dura, durak, ev, mekan 2- Deriden örülen kamçı 3- Sibirya bölgesinin eski adı
    TURAK: 1- Durulan yer, yaşanılan yer, mekan 2- Yaşam, ömür
    TURAL: Durma, yaşama, ömür
    TURAM: Olgunluk, kemal
    TURAMUN: 1- Evcil, evcimen 2- Onurlu, onuruna düşkün
    TURAN: Duran, yaşayan, ömür, ömürlü, yaşama direnci (Çocukları sık ölen ailelerin, uzun ömür ve kalıcılık dileklerini içeren adlardan.
    TURÇAK: Filiz, fidan
    TURÇİK: 1- Durucu, kalıcı, uzun ömürlü 2- Fidan
    TURDU: Durdu, sağ, salim, yaşar, yaşayan, kalıcı, ömürlü
    TURGAK: Bekçi, muhafız, koruyucu
    TURGAN: Duran, ömürlü
    TURGAY: 1- Tarla kuşu, serçe 2- Türk/Ay
    TURGUT: (Turagut) 1- Ömürlü, durucu, uzun yaşamlı 2- Belde, mekan mesken, yaşanılan yer
    TURKAK: Nöbetçi, bekçi
    TURKU: Ateşli, heyecanlı
    TURKUAZ:Rengi mavi ile (Türk mavisi) özdeş olmuş bir süs taşı
    TURMUŞ: Ömür, yaşam, uzun ömürlülük (çocukları sık ölen ailelerin kullandıkları adlardan)
    TURNA: Leylek türü, iri ve geniş kanatlı bir kuş
    TURSUN: Dursun, Durdu, duran, durmuş vb. yaşam, ömür, uzun ömür
    TURŞAK : Filiz, sürgün
    TURU: 1- Duru, saf, arık 2- Duran, yaşayan, ömürlü 3- Durgun,sakin
    TURUM: 1- Yaşam, ömür 2- Sükunet, durgunluk
    TURUMTAY: 1- Turum/Tay 2- Doğan türü, avcı bir kuş
    TURUŞKAN: Dayanıklı, metanetli, dirençli, uzun ömürlü
    TURUT: 1- Yer, yurt, durulan, yaşanılan yer 2- Ömür, yaşam
    TUSİT: Göğün ötesi
    Şamanist gelenekte, ulu ruhların gittiği yer. Göğün katlarından
    TUSKAN: Akraba, yakın, hısım
    TUŞGÜL: İşaret, iz, nişan
    TUT: 1- Yakalayış, kavrayış, saklayış 2- Vuruşma, vuruş, yenme, ezme, koparma 3- Ordu, ordugah 4- Kılıç ve benzeri silahların üzerindeki kir, pas
    TUTA: Bahşiş, armağan
    TUTAÇ: Komşu, yakın, dost
    TUTAÇI: Komşu, yakın
    TUTAK: 1- Silah kabzası 2- Saldırı, hücum, taarruz 3- Evlatlık
    TUTAM: Demet, buket, deste
    TUTAN: Elinde bulunduran, yönetimi altında bulunduran
    TUTAR: Tutucu, hükmedici
    TUTAŞ: 1- Küçük hanım, evin en küçük kızı 2- Bekar, bakire kız 3- Komşu
    TUTGAK: 1- İnilti, inleyiş, hüzün 2- Geceleri keşfe çıkan savaş birliği
    TUTGAN: Tutucu, fanatik
    TUTGUÇ: kahvaltı, kuşluk vakti yenen yemek
    TUTGUN: Tutsak, esir, hapis,tutulu, tutulmuş, bağlanmış
    TUTKU: Kapama, ele geçirme, bağlama, bağlanma
    TUTGUK: Esir, hapis, tutsak
    TUTNAK: Destek, arka
    TUTNUK: Tutunulacak nesne, dayak, arka,destek
    TUTSU: 1- Vasiyet, öğüt, nasihat 2- Bağımlılık
    TUTSUK: Öğüt, nasihat, vasiyet
    TUTU: Esir, tutsak, rehine 2- Çekici, cazip, güzel 3- Tutuş, savaş, dövüş
    4- Ağırbaşlı,utangaç 5- Yiğit, batur, dövüşçü 6- Bakan, nazır, vali
    TUTUG: Vali, askeri vali
    Göktürkler döneminde kullanılan askeri unvanlardan
    TUTUK: 1- Dövüş, savaş, savaşçı 2- Devlet görevlisi, devlete bağlı 3- Evlatlık 4- Büyü, sihir
    5-Tutsak, esir, tutulmuş, rehin
    TUTUN: Tutunulacak nesne, destek, arka, güvence
    TUTUNÇ: 1- Evlat, oğul, uşak 2- Tutunulacak nesne, güvence
    TUTUNGU: Öğüt, nasihat, vasiyet
    TUTURGAN: Öğüt, nasihat, vasiyet
    TUTURGU: Öğüt, nasihat, akılda tutulan
    TUTUŞ: 1- Dövüş, savaş 2- Zapt etmek, egemenlik kurmak 3- bağlılık, sadakat 4- Orduyu ve devleti düzene sokmak
    TUTUŞUK: Demet, çiçek demeti,buket
    Çengiz Kaan’ın Uygur kökenli danışmanı, oğullarının eğitmen ve atabeyi bu ulu kişi,
    imparatorluğun resmi dilinin “Türkçe” oluşunda ve Türk kültürünün egemen kılınmasında, önemli etken olmuştur.
    TUYAK: 1- Dayak, destek, değnek 2- Duyan, işiten, işitici, dikkatli, uyanık
    TUYAN: Duyan, işiten
    TUYGU: Duygu, his duyumu
    TUYGUN: Doğan türü bir avcı kuş
    TUYUK: Dayak, destek, arka
    TUYUN: Saygın, muteber
    TUZGU: Yemek, yoldan geçenlere verilen yemek
    TUZAK: Sevgili,sevgili için söylenen söz
    TUZAĞI: Sevgili, aşık, maşuka
    TUZGUN: Armağan, sunu, bahşiş
    TÜBE: 1- Tepe, yüksek yer 2- Siper, sütre
    TÜBEK: Tübe, tepe
    TÜGÜN: 1- Düğün, bağlılık 2- bahşiş, hediye
    TÜGÜZ: Düz, tam, eksiksiz, mükemmel
    TÜKEL: 1- Tüy, saç, kıl 2- Dik, dikili
    Türk mitolojisinde, ağaçtan doğduğuna inanılan kişi
    TÜKÜN: 1- Düğün, dernek, toplantı 2- Bahşiş, armağan
    TÜLEK: 1- Zeki, kurnaz, fettan 2- Tüylü, kıllı
    TÜLGÜ: Alaca, renkli bir karga türü
    TÜLİN: 1- Ayna 2- Ayın çevresindeki ışık halesi
    TÜLÜ: 1- Rica, yakarış 2- Düş, rüya
    TÜLÜŞ: Ücret, değer, emeğin karşılığı alınan karşılık
    TÜMEN: 1- Duman, duman, sis 2- On bin sayısının askeri terminolojideki kullanılışı
    TÜN: Gece
    TÜNBAY: birl. Tün/Bay ( Kazak ve Kırgızlarda, yatak, şilte)
    TÜNEK: Gece kalınan yer
    TÜNG: 1- Gece, gece karanlığı 2- Olağanüstülük, fevkaladelik
    TÜNKÜR: Peri, melek
    TÜR: Soy, kök, orjin, çeşit, kan, damar, doğuş, yaratılış, oluş
    TÜRE: 1- Töre 2- Tigin, prens, şehzade
    TÜREL: Türeli, töreye bağlı, töresel, hukuk, hukuki, hukuka uygun
    TÜRELİ: Türe sahibi, töreye bağlı, hukuka bağlı
    TÜREMEN: Töreye bağlı, töreye göre yaşayan
    TÜRENER: Töreye bağlı, töre sahibi
    TÜRETGEN: Yaratıcı, mucit, üretken
    TÜRK: Bu kutlu ad, birçok anlamları içinde barındırır. Türeyiş, doğuş, güç, erk, soy, döl, çoğalma, düzen vb. ( Birçok dilbilimci, değişik anlatımlar yapıyormuş gibi görünseler de aslında tek bir şey vardır ortada. O da Töreli, Töreye bağlı, Töreye göre olmuş, Töre ile özdeş, iyilik, güzellik, doğruluk ve düzenlilik içinde yaşayan, bunun için gerektiğinde, mayasından gelen güç ve erkini kullanan kişi ya da kişiler topluluğu, anlamlarını net bir biçimde içinde barındırıyor olması.)
    TÜRK BİLGE KAĞAN: (Orhun anıtlarında, Bilge kağan kendini böyle tanıtır.)
    TÜRKÜ: Türk dilinde söylenen, melodi
    TÜRÜ: Dürülmüş, derli, toplu, düzenli
    TÜRÜNG: Aktif, faal, çalışkan
    TÜŞ: Düş, rüya
    TÜŞTEMİZ: birl. Tüş/Temiz
    TÜTSÜ: Güzel kokulu ot yakarak ortaya çıkarılan koku
    TÜTSÜK: 1- Tütsü, tüten koku 2- Öfkeli, kinci, öç alıcı
    TÜTÜK: 1- Güzel ve etkileyici koku, duman, tütme kokusu 2- Düdük, savaşlarda ve savaş talimlerinde komut vermek için kullanılan düdük
    TÜZ: Düz, düzen, kök, esas, kural, bütünlük, doğruluk, uyum, uyumluluk
    TÜZE: 1- Düz, doğru, düzen, kural, uyum, ahenk 2- İdare, yönetim 3- Ulus, topluluk, halk 4- Uyum, uyumluluk, barış, uzlaşı 5- Kusursuzluk
    TÜZBAYKÜÇ: birl. Tüz/Bay/Güç Bütün, hepsi, hepsini içine alan
    TÜZEN: Düzen, uyum, kurallar bütünü
    TÜZLİ: Uyumlu, uygun, düzenli, idareci
    TÜZLÜG: uyum, ahenk, geçim
    TÜZÜK: (Düzük) 1- Düzen, düzülü, sıralı, düzenleme, düzenlenmiş, düzenli, 2- Özel durumlara göre biçimlenmiş kurallar bütünü
    TÜZÜL: 1- Düzülü, sıralı, muntazam, disiplinli, hiyerarşik 2- Anlaşmış,anlaşmalı
    TÜZÜM: Düzgünlük, sıra, dizgi
    TÜZÜN: 1- Düzen, kural, teamül, gidişat 2- Öz, kök, soy, soylu, seçkin, egemen 3- Uysal, yumuşak huylu ve davranışlı
     

Sayfayı Paylaş