1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Türkçe kelimeler (U-Ü)

Konusu 'Türkçe & Dilbilgisi & İmla Kuralları' forumundadır ve Hazangülü tarafından 6 Haziran 2009 başlatılmıştır.

  1. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    991 ÇTL
    UBUT:Ar, edep, tevazu, alçak gönüllülük
    UC: Uç, sınır
    UCAS: İddia, bahis
    UCUD: Yeryüzü, dünya
    UCUN: Uçta, sınırda, kenarda, uçbeyi
    UÇ: 1- Son, bitim, sınır, kıyı 2- Aşırılık, ekstrem 3- Herhangi bir nesnenin sivri kısmı
    4- Ordu kanadı, kol, cenah
    UÇA: 1- Koruma, himaye, arka 2- Uç, sınır, limit 3- Kendini aşmış, yüksek, ulu
    UÇAR: 1- Haber, havadis 2- Kanıt, delil 3- Göğe yakın, Tanrıya yakın, dindar 4- Uçarı,
    vurdumduymaz
    UÇBEY: birl. Uç/Bey
    Sınır karakollarında görev yapan askeri birlik komutanı
    UÇGUN: 1- Kam, baksı, kendinden geçmiş, transa girmiş 2- Kıvılcım
    UÇKAN: Uçan, uçucu
    UÇKARA: birl. Uç/Kara ..Sırtı renkli, kanatları kara bir kuş türü
    UÇKUN: Uçuk, kendinden geçmiş, ateşli, heyecanlı
    UÇMAĞ: (Uçmak) Cennet
    UÇSIZ: Sınırsız, geniş, büyük, alabildiğine..
    UÇUK: Uçmuş, kendinden geçen, mest olan kam, baksı
    UÇUMAK: Uçmak, cennet
    UÇUR: Devir, dönem
    UÇURAN: Kam
    UÇURUM: Son, uzak, uzak nokta, uçulan, uzaklaşılan, yüksek ve derin dağ yamacı, yar
    UÇUZ: birl. Uç/Uz 1- Alçak gönüllü 2- Basit, kolay
    UD: (Ut) 1- Arka, geri, ardından gitme, takip 2- karşılaşma, çatışma, yenme, utku 3- Uyuma, uyku
    UDAR: 1- Takipçi, peşini bırakmayan, kovalayan 2- Yener, galip gelir
    UDU: Uyku
    UDUK: Uyanık, diri
    UDUM: Art arka, arkası sıra
    UDUN: 1- Hüner, beceri 2- Sönmüş, sönük
    UDUZ: 1- Mürşit, yol gösteren, ardından gidilen 2- Yollayan, sevk eden
    UGAN: Kaadir, yaratan ve hükmeden, Ali, yüksek, kudretli
    Çok eski dönemlerden beri, Tanrı ve Tanrı sıfatı olarak kullanılan bu sözcük, Türklerin ilk
    Müslüman oldukları dönemlerde de, bir süre Tanrı adı olarak kullanılmıştır.
    UGIN: Fikir, düşünce
    UGIŞ: Zeka, üretkenlik
    UGUZ: Kutlu, mübarek
    UĞRAK: 1- başvurulan kişi, bilge ve deneyimli kişi 2- Savaşa giderken, Askerlerin, aile ya da
    eşyalarını topluca bıraktıkları yer 3- Uğranılan yer
    UĞRAŞ: 1- Düşünce, tasarı, iş, çaba, meslek 2- Mücadele, savaşım, savaş, Karşılaşma, karşı karşıya gelme
    UĞRAŞI: Meslek, iş, çaba, savaşım, geçim
    UĞRUK: Savaşa giderken, askerlerin eşyalarını bıraktıkları yer
    UĞRUN: Yan bakış, gizlice bakış
    UĞUR: 1- Baht, talih, iyilik, güzellik, kut, bolluk, bereket 2- Süre, zaman
    UĞURAL: Uğurlu, kutlu, bahtı açık
    UĞURÇAL: birl. Uğur/Çal (Sürmek, değdirmek)
    UĞUŞ: Akraba, hısım, kan bağıyla birbirine bağlı kişilerden her biri
    UKUŞ: Zeka, akıl, yetenek
    UL: 1- Temel, esas, kök, oluş, oluşum, doğuş 2- İşaret, nişan, iz
    ULA: Temel, esas, esaslı
    ULAÇ: 1- Ulaştıran, bağlayan, bağlayıcı 2- İsabet 3- Tim, takım, müfreze
    ULAÇLI: Ulaştıran, ulak
    ULAĞ: 1- Soy, nesil 2- Maiyet, bütünlük 3- ulak, haberci 4- Bağ, zincir
    ULAK: 1- Ulaştırıcı, ulaştıran, haberci, bağlantı sahibi
    ULAKÇI: Haberci, ulaştırıcı, bağlayıcı, bağlantı
    ULAM: 1- Eklenmiş, katılmış, tim, müfreze 2- Dizi, dizili, bağlı, dizgi 3- yetenek, yetenekli
    4- Ululama, selamlama, temenna
    ULAN: 1- Bağlayan, bağlayıcı, birleştirici, etkileyici 2- Ulu, ululanmış, saygıdeğer, söz dinleten 3- Taze, tazelik, gençlik, genç, cıvan
    ULANBATUR: birl. Ulan/Batur Ünlü ve ulu kahraman
    ULANDI: Ululandı, kutsandı, kutlu
    ULANMIŞ: Ulu, kutsal, mübarek, saygıdeğer
    ULAR: 1- Bağlayan, birleştiren, birleştirici 2- Erkek keklik
    ULAŞ: 1- Ululuk, ululaşma, yücelik 2- Oluş, temel, kök, soy, soyluluk 3- yetişme, kavuşma
    Ulaşılacak olan, bağlanılacak olan, ülkü, ideal 4- uluyuş, kurt gibi uluma 5- Savaş uranı,
    savaş narası 6- Kent, kent arazisi 7- İsabet
    ULAŞLU: 1- Amaçlı, idealist, ne istediğini bilen 2- Ulaşıcı, bağlayıcı, birleştirici
    3- Kentli, zengin, varlıklı
    ULAT: Bağlayıcı, birleştirici
    ULCA: 1- Ezeli, eskiden beri var olan 2- Pay, ganimet, savaş ganimeti
    ULCAŞ: 1- Tazim, ululama, büyükleme 2- Bölüşüm, paylaşım, ganimet
    ULDIZ: Yıldız
    ULIÇ: Yavru, yaren, sevilen ve korunan
    ULIÇIM: Yavru, yavrucak
    ULIG: Uluma, yakınma, sızlanma
    ULIŞ: Uluyuş, kurt gibi ulayış
    ULU: (Ulug, Uluğ) Yüce, yüksek, mübarek
    ULUCA: 1- Ululuğa yakın, saygıdeğer, hürmetli 2- Üst düzey yönetici, erk sahibi
    ULUÇ: 1- Temel, esas, oluş, ulaş 2- Bağ, bağlantı, ilişki 3- Uluyuş, uluma
    ULUĞAYGUÇİ: birl. Ulu/Ayguçi
    Göktürkler ve özellikle Uygurlar döneminde başbakan ( sadrazam, baş vezir) unvanı olarak
    kullanılmıştır.
    ULUĞNOYAN: birl. Ulu/Noyan
    Çengiz Kagan döneminde “Başkomutanlık” sıfatı olarak kullanılan bir unvan
    ULUKOYUN: birl. Ulu/Koyun
    Yakut destanlarında adı geçen “Ateş Tanrısı”
    ULULA: Yücelt, yükselt, mübarek kıl
    ULUM: Debdebe, şaşa, gösteriş
    ULUN: (Ulan, İlun) Ulu, ululanmış
    ULUNYEGE: birl. Ulun/Yeke Sözü dinlenen, saygı duyulan, bilgi ve deneyimine başvurulan hanım
    ULURAK: Ulu, kebir, en büyük
    ULUS: 1- Ul (Temel, kök, esas) dan...Ul/Uz 2- Ülüş, bölüm, kesim, topluluk...dan boy, halk, millet,budun (Uygurlarda)
    ULUŞ: Pay, bölüm
    ULUTOYUN: birl. Ulu/Toyun
    Yakut destanlarında, kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen Tanrı
    UMAK: Irk, soy, kemik
    UMAN: Umutlu, bekleyen
    UMANÇ: 1- Umutluluk 2- İntizar
    UMAR: Umutlu
    UMAY: Koruyucu, şefkatli, iyiliksever
    Eski dönem, Tanrıçalarından ( Halen, Altay ve tüm Kuzey Türkleri arasında çocukları sevip,
    koruduğuna inanılır)
    UMDI: Arzu, beklenti
    UMDU: Ümit, ümitli
    UMUCA: Umutlu bekleyiş
    UMUÇ: Rica, yakarış, beklenti
    UMUG: 1- Ümit, destek, dayanak 2- Sığınma, iltica
    UMUNÇ: Rica, beklenti
    UMUR: Umar, ümitli
    UMUŞ: Beklenti
    UMUT: Umuş, ümit, beklenti
    UNAT: Doğru, yerinde, uygun, olgun, yeterli
    UNGAN: (Ungan) 1- Bağlı, bağımlı 2- Bahtiyar, doğru yolda olan
    UR: 1- Uğur, baht, mutluluk 2- Vur, vurmak, darbe
    URAGUT: Dişi, üretken, tohum, tohumluk
    URAK: Orak, doğrayıcı, biçici
    URAN: 1- Savaş narası, nara 2- Vuran, vurma eyleminde bulunan, döven 3- parola
    URAS: 1-Kut, baht, mutluluk 2- Ateş bakışlı
    URAZ: Uras, kut, baht
    URAZLI: Mutlu, bahtiyar
    URKU: Uğur, baht, talih
    URPAK: (Urpağ) 1- Evlat, uşak 2- Kibar, nazik
    URUK: 1- Boy, ok, ulus 2- Vuruk, vurgun
    URUL: 1- Tür, cins 2- Örs
    URULU: Cins, soylu
    URUM: 1- Şeref, onur, haysiyet 2- Meleke, beceri, yatkınlık
    URUMDAY: Panzehir ve tedavi için kullanılan bir taş
    URUN: 1- Orun, şeref, itibar 2- Miktar, adet
    URUNÇA: 1- Şerefli, onurlu 2- Emanet, rehin
    URUNGU: 1- Şeref, onur, haysiyet, onurlu davranış 2- Eğitim ve talim kılıcı
    URUS: 1- Orus, uras, uraz) 2- Uruş, kırış, savaş
    URUŞ: Vuruş, döğüş, kırış, savaş
    URUŞKAN: Savaşçı, cengaver
    URUT: 1- Aşama, merhale 2- Amaç, maksat, hedef
    URUZ: 1- Uraz, uras 2-Vuruş, dövüş
    US: Öz, töz, yeti, anlayış gücü, akıl, zeka, uzluk
    USAN: Uslu, akıllı, usta, uzman
    USBOL: birl. Us/Bol ..Dahi, üstün zekalı
    USLU: Akıllı, uzman, üstad
    USLUM: Becerikli, mahir
    USLUY: Deneyimli, tecrübeli
    USUK: Uslu, akıllı, zeki
    USUN: 1- Uzun, uzman, derin, engin, deneyimli 2- Gerçek, sahih
    UŞAK: Çocuk, genç, taze, ufaklık
    UTA: 1- Tedavi, onarım, tamir, iyileştirme 2- Zafer, galibiyet
    UTACI: Doktor, eczacı, iyileştirici
    UTAMAN: 1- Utkan, galip, muzaffer 2- Eczacı, doktor 3- Edepli, mahçup, sıkılgan
    UTAN: 1- Galip, muzaffer 2- Utanma, ar, mahçubiyet
    UTANGAN: Utangaç, mahçup, kendi kendini sıkan
    UTAR: 1- Yener, utkan, galip 2- İyileştirici 3- Kovalayan, takip eden
    UTAŞ. 1- Yardım, imdat 2- Galibiyet, zafer, utku 3- Takip, kovalamaca
    UTGUÇU: Galip, muzaffer
    UTKU: Zafer, galibiyet, yenme, üstün gelme, güçlüklerden sonra ulaşılan mutlu son
    UTLU: 1- Galip, muzaffer 2- Sıkılgan, mahçup
    UTUGLU: Galip, muzaffer
    UTUŞ: Yenme, galibiyet, zafer
    UVUT: Utanma duygusu, edep, ar
    UYAN: 1- Dikkat, itina, dikkatlilik, tedbir 2- İman, inanç
    UYANIK: Dikkatli, tedbirli
    UYAR: Uyumlu, uygun
    UYAV: Uyanık, fatin, ferasetli
    UYDAÇI: Mürşid, yol gösteren, öğretmen
    UYGAN: 1- Uyumlu, geçimli, uysal 2- Bağlı, tabi, muti
    UYGAR: (Uygur) çağdaş, uyumlu, uygun, uyarlı, medeni
    UYGU: Ahenk, uyum
    UYGUL: Uyumlu
    UYGUN: 1- Yakışıklı, güzel, elverişli 2- Geçimli, dirlikçi, imtizaçlı
    UYGUR: (uygar)
    Türk boyları içinde, bu günkü anlamda bir kentleşmeye ilk başlayan Türk boyu. Kağıdı,
    akapunkturu, matbaayı, tekstil sanayiini ve daha birçok buluşu gerçekleştiren Türk boyu
    UYGUT: Uyumlu, ahenkli, uygar
    UYGUTALP: birl. Uygut/Alp
    UYLAŞ: 1- Uyum, geçim, dirlik, düzen 2- Fikir, düşünce, tefekkür
    UYLAŞI: Uyum, geçim, barış
    UYSAL: uyumlu, efendi,yumuşak başlı, halim, selim
    UYTUN: Kutlu, mübarek
    UYUM: Uygunluk, denklik, ahenk, armoni
    UZ: Us, öz, erk, yetme, beceri, başarı, açılma, uzama, genişleme, açılım, yayılım
    UZA: 1- uzay, genişlik, uzunluk, yaygınlık 2- Eski, eskiye dayalı, kadim, mazi 3- Geçiş, geçit
    UZAK. 1- Uzman, usta, sanatkar 2- Güçlü, egemen, başarılı
    UZAM: Uzmanlaşmış, ustalaşmış, usta
    UZAN: Uzman, usta, akıllı, bilgili, sanatçı, pir
    UZAY: Feza, gök boşluğu, uzamış, genişlemiş, geniş
    UZDU: Ezeli, çok eski, kadim
    UZEL: birl. Uz/El Usta, maharetli, becerikli, sanat erbabı
    UZELLİ: Usta, maharetli, elinden iş gelen
    UZLUK: İhtisas, uzmanlık
    UZMA: Kalifiye, uzman, pir
    UZMAN: Usta, pir, otorite
    UZUG: Uyanık, dikkatli, müteyakkız
    UZUN: (Usun) 1- Uzman, pir, becerikli, iş bitirici 2- yaygın, geniş 3- kalıcı, daimi



    ÜÇ:Üç sayısı. (Türklerin, dokuz, kırk gibi, uğurlu saydığı sayılardan)
    ÜGE: (Üyge) Ünlü, meşhur
    ÜGİT: Öğüt, nasihat, propaganda, ajitasyon
    ÜĞDÜL: Bahşiş, ihsan
    ÜKELGE: Armağan, bahşiş
    ÜLEGÜ: Bölüm, kısım, pay
    ÜLEŞÜR: Bölüşüm, paylaşım, paylaşımcı
    ÜLGEN: 1- Ulu, kebir 2- İri, büyük, heybetli, geniş
    Eski dönem Tanrılarından ( Türk mitolojisinde İyilik Tanrısı)
    ÜLGİ: Örnek, numune
    ÜLGÜDÜR: Örnek, numune
    ÜLGÜT: Örnek, numune
    ÜLKE: Bölüm, parça, toprak, diyar, memleket, vatan, yurt
    ÜLKEM: Ülke, memleket sevgisi
    ÜLKEN: (Ülgen)
    ÜLKER: 1- yıldızlar topluluğu, yıldız kümesi 2- Yedi kardeşler de denen bir yıldız grubu 3- Kadife,peşkir,gibi dokumaların üzerindeki, ince tüy, hav
    ÜLKER ÇERİĞ: Savaş hilesi, savaş taktiği
    ÜLKÜ: 1- İdeal, hedef, olacağına inanılan..”Olan, değil, olması gereken..” 2- Prensip, adet, düstur 10- Üleşme, bölüşme, pay, pay ortaklığı
    ÜLKÜCÜ: Ülkü sahibi, olması gerekeni düşünen
    ÜLKÜDAŞ: Aynı ülküyü benimseyen ve aynı ülküyü paylaşan kimse
    ÜLKÜM: Ülkü sevgisi
    ÜLÜGLÜ: Talihli, kısmetli,bahtı açık
    ÜLÜK: (ülüg) Kısmet, nasip, pay
    ÜLÜKBULMUŞ: birl. Ülük/Bulmuş
    Uygur kağanlarının unvanlarından
    ÜLÜŞ: 1- Bölüş, bölüm, bölünen, pay 2- Konuk payı, komşu payı, ailenin ihtiyaçları dışında, konu-komşu için ayrılan ve saklanan pay
    ÜMİT: Umut ÜN: 1- Ses, seda 2- Şöhret, nam
    ÜNAL: 1- Ün/Al 2- İnal (Han soyundan gelen, soylu ve imtiyazlı bey)
    ÜNALDI: birl. Ün/Aldı Ünlü, meşhur
    ÜNDEV: Namlı, meşhur
    ÜNLÜ: 1- Meşhur, namlı, tanınmış 2- Gür sesli, sesini duyuran
    ÜREGEN: Bereketli, münbit
    ÜREGİR: Bolluk, bereket, üretkenlik
    ÜREK: Yürek, kalp
    ÜREKLÜ: Cesur, yiğit
    ÜRENTUYUN: birl. Üren/Tuyun
    Eski dönem, Yakut Tanrı adlarından
    ÜRGAN: Kıvılcım, şerare
    ÜRGÜÇ: Körük, demirci körüğü
    ÜRK: Dehşet, korku, çekince
    ÜRKMEZ: Cesur, korkusuz
    ÜRKÜT: Ürkütücü, dehşet verici
    ÜRÜK: Süregen, daimi
    ÜRÜN: Döl, verim, ekin, üremiş, üretilmiş olan
    ÜRÜNDÜK: Verimli, seçkin, güzide
    ÜRÜNDÜL: Seçkin, güzide
    ÜRÜNG: 1- Maneviyat, manevi güç, 2- Temiz, pak
    ÜSTE: Galip, faik
    ÜSTEK: Üstün, galip, faik
    ÜSTÜN: Üstte olan, galip, faik, muzaffer
    ÜSTÜNGÜ: Üstün gelme, üste çıkma, mertebe atlama, derece
    ÜTGÜR: Hızlı, seri, çabuk
    ÜYEN: 1- İlkeli, özüne bağlı 2- İyilik sever, temiz yürekli
    ÜYGE: İyi, yararlı, zararsız
    ÜYGEN: İyilik dolu, temiz kalpli
    ÜYGENARIK: birl. Üygen/Arık
    Altay, Tuva, Sogay destanlarında adı geçen bir Tanrıça
    ÜZBE: Üzgün, kızgın, dargın, darlanmış, mahzun, sıkıntılı
    ÜZLÜNÇÜĞ: Olağanüstü, fevkalade
    ÜZÜT: Can, ruh, öz, tin
     

Sayfayı Paylaş