1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Türkçe kelimeler (y)

Konusu 'Türkçe & Dilbilgisi & İmla Kuralları' forumundadır ve Hazangülü tarafından 6 Haziran 2009 başlatılmıştır.

  1. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    YABAYapa, yapu 1- Yapı, oluşum 2- Alet, edevat
    YABAGU: Yabgu, genel vali
    YABALAK: (Yablak) Dayanıklı, metin, mütehammil
    YABAN: 1- Yabancı, yabani, vahşi 2- Yapan, yapıcı
    YABAY: Yapay, yapan, yapıcı, yapılmış
    YABGU: 1- Üst düzey yönetici, genel vali 2- Merkeze bağlı, özerk, bölge yöneticisi
    Göktürkler döneminde kullanılan unvanlardan
    YABIR: 1- Yapıcı, pozitif kişilikli, aktif, çalışkan 2- Güreşçi, dövüşçü
    YABIT: Yapı, yapıt, eser, mamulat
    YAD: Yabancı, el, değişik, farklı
    YADA: 1- Yabancı, yabancılık 2- Büyü, sihir, büyü yapmada kullanılan bir taş
    YADAÇI: 1-Yaya, piyade 2-yada taşını kullanan
    YADEL: birl. Yad/Er Gurbet, yabancı memleket
    YADU: Yadçı, yad edici
    YAGLA: Talan, yağma
    YAĞADUR: Yağış, yağmur, bolluk, bereket
    YAĞAN: (Yagan, yakan) 1- Ucu ateşli ok 2- Yağmur 3- Gökten inen nur 4- Yakın, yar, canan
    YAĞDIKAR: birl. Yağdı/Kar (kar yağarken doğan)
    YAĞDIBASAN: birl. Yağdı/Basan Düşmana baskın yapan, düşmanı yok eden
    YAĞISAVAN: birl. Yağı/Savan Düşmanı püskürten, düşmanı kovan, kovalayan
    YAĞISIYAN: birl. Yağı/Sıyan (defeden,kovan)
    YAĞIŞ: (Yakız- Yavuz) Kara, yanarak kararmış, karaya çalan mec. Cesur, gözü pek, şiddetli, yaman,yiğit
    YAĞMA: Ganimet, ganimet paylaşımı, bolluk
    YAĞMUR: Yağmur yağışı
    YAĞMURCA: 1- Sessiz ve kısa süren yağmur 2- Bir geyik türü
    YAĞRIK: Yakarış, dilek, niyaz
    YAĞRIKÇI: 1- Yakarıcı, duacı 2- Faydalı, yararlı, işe yarayan
    YAĞUK: (Yavuk) Sevilen, yakınlık duyulan, gönül yakınlığı
    YAKA: 1- Sınır, sınır bölgesi 2- Kıyı, sahil
    YAKACIK: Dağ eteği
    YAKAK: Ucu ateşli ok
    YAKAN: 1- Yakıcı, yok edici 2- yağan
    YAKARCA: Yakan, sıcaklığı artıran
    YAKARI: Dua, temenni, yakarış, dilek
    YAKI: 1- İlaç, em 2- Yakıcı, yakan
    YAKIT: Yakılan, enerji, ısı kaynağı
    YAKŞI: Yakışıklı, güzel, çekici, yakıcı, uygun, yakışan, doğru, iyi
    YAKŞILIK: İyilik, güzellik, uygunluk
    YAKTU: Işık, meşale, aydınlık
    YAKURA: Yakın, yakınlık duygusu
    YAKUŞUK: Yakışıklı, güzel, uygun, uyumlu
    YAKUT: Yakıt, enerji, yakılan
    YAKUZ: (Yağız)
    YALABIR: Parlak, parıldayan
    YALABUK: Parlak, parlayan, ışık saçan
    YALAP: Parlak, ışıltı, ışık saçan
    Eski dönem, Tanrı ad ve sıfatlarından
    YALAV: Alev, yalaz
    YALAVAÇ: (Yalvaç)
    YALAZ: 1- Yalın, çıplak, aleni 2- Yalın, parlak, ışıklı, alev
    YALÇIN: Dik, sarp, yukarıda, ulaşılmaz
    YALDIR: 1- Parlak, parlayan 2- Yıldır, yıldıran,caydırıcı, ürkütücü
    YALDIRAN: 1- Yıldırıcı, caydırıcı, ürkütücü 2- Parlak, parlaklık veren
    YALDIRIM: Yıldırım
    YALDIZ: Yıldız, ışık saçan parlaklık, parlayan, ışıyan
    YALDRUK: (Yaldırık) Parlak, parlatılmış
    YALGIN: Serap, yanıltıcı, görüntü
    YALIM: 1- Ateş, kıvılcım 2- Kılıcın keskin tarafı, ince ağzı 3- Yüksek kayalık
    YALIN: 1- Alev, parlaklık 2- Çıplak, net, açıkta olan, açık 3- Kınsız, kılıfsız kılıç
    4- Tek başına, yalnız, korumasız
    YALINCA: Yalnız, tek başına
    YALINÇAK: Fakir, çıplak, garip, korumasız, sahipsiz
    YALMA: Yağmurluk, pelerin
    YALMAN: 1- Kılıcın keskin ağzı, kılıcın uç kısmı 2- Eğimli, dik tepe
    YALTUK: Yalınlık, yalın olma hali
    YALUNMUŞ: Yalın, çıplak, saf, arınmış
    YALUY: Büyü, tılsım, sihir
    YALVAÇ: Elçi, resul, nebi, peygamber
    YAM: 1- Ulak atı 2- At gibi, ata benzeyen 3- Çöl, kıymık
    YAMAÇ: 1- Bayır, dik yokuş, dağ ya da tepenin herhangi bir yanı 2- karşı, karşısı, öteki taraf
    YAMAN: 1- Müthiş, dehşetli, etki ve beceri bakımından olağanüstü 2- kötü, fena, üzücü
    YAMÇI: 1- Ulak, postacı 2- Ulak atı, postacı atı 3- Yağmurluk 4- Kalın, kolsuz yelek, kuzu
    derisiyle kaplı giysi
    YAMI: 1- Ulak atı 2- Çöp, kıymık 3- İtibar, nüfuz
    YAMTAR: 1- Yaman, güçlü, kuvvetli 2- Yağmurluk 3- Obur, iştahlı
    YAMUN: Denetleyici, murakıp, müfettiş
    YANAÇI: (Yanaç) Canip, candan
    YANAĞ: (Yanak) Yanak, kısım, yan
    YANAR: 1- Işıltı, ışık 2- Ateşli, sıcak kanlı, heyecanlı
    YANAŞIK: 1- Ev kızı 2- Evlatlık alınmış, kız çocuğu
    YANBAŞ: Sadık, bağlı, yakın, yanında,yanı başında, vefakar
    YANÇ: (Yanıç) Hilal, yarım ay biçiminde
    YANÇI: At zırhı
    YANÇUK: (Yancık) At zırhı, at örtüsü
    YANDAŞ: Yanında duran, destekleyen, taraftar
    YANDIK: Heybetli, gösterişli, azametli
    YANDU: İnançlı, inanmış, imanlı
    YANGAK: 1- Yanak 2- yanık, sevdalı
    YANGAL: Isı, hararet, ateş, ateşlilik
    YANGIR: Hazin söz, dokunaklı söz, hazin konuşma
    YANI: Cilve, işve, can yakıcılık
    YANIK: Sevdalı, aşık, istekli
    YANIT: 1- Ödül, mükafat 2- Karışık
    YANK: (Yang) Metod, tarz, usul
    YANKU: (Yankı) Aksi seda, eko
    YANKUÇİ: Mübaşir, mahkeme memuru
    YANTIR: Şehla, şehla gözlü
    YANTUK: Gösterişli, azametli
    YANTUT: Bedel, tazminat
    YANUÇ: İnce, zayıf, narin
    YANUK: 1- Esmer tenli, kara 2- Tutkun, aşık, sevdalı
    YANULMAS: Yanılmaz, deneyimli ve bilgili otorite
    YANUT: 1- Yanıt, karşılık 2- Ödül, mükafat
    YAPA: 1- Yaba, yapma, çaba, enerji 2- Bütün, hep, bütünlük 3- Vefa
    YAPAGI: Yapağı
    YAPAN: 1- Yapıcı 2- Yaban, vahşi
    YAPAR: Yapıcı, üretken, olumlu
    YAPARLI: Olumlu, yapıcı
    YAPI: Mamul, yapılmış
    YAPINÇ: (Yapınçak) Yapılmış, mamul, üretilmiş
    YAPRAK: (Yapurgak) Ağaç ve çiçek yaprağı
    YAPSIK: Memnuniyet, neşe, meftunluk
    YAPŞIN: Yapıcı, olumlu, becerikli
    YAPURGAK: (Yaprak)
    YAR: (Yarı) 1- Uçurum, dik bayır 2- Tanzim, tertip, organizasyon
    YARAGU: Yarar, fayda, faydalı, yararlı
    YARAĞ: (Yara, yarag) 1- yarar, fayda, faydalı, yararlı 2- Silah, zırh, kalkan
    YARAŞUK: Uyumlu, ahenkli, barışsever
    YARAŞUR: Uygun, münasip, layık
    YARATGAN: Yaratan, yaratıcı
    YARATU: Yaratma, tertipleme, düzenleme
    YARATUN: Yaratıcı, tertipli, düzenli, örgütlü
    YARATUR: Yaptırır, yaptırımcı, buyurucu, örgütleyici
    YARAY: Usta, ehil, beceri sahibi
    YARAYLI: uygun, münasip, yararlı
    YARÇI: Ortak, şerik, hissedar
    YARDAK: Yardımcı, asistan, muavin, refik
    YARGAN: 1- yararlı, faydalı, güvenilir, yakın 2- Koruyucu, muhafazakar 3- Mahkeme,
    yüksek mahkeme
    YARGI: Hukuk, hüküm, mahkeme, adalet
    YARGICI: (yarguçu, yagıçı, yargıç) Yargıç hakim, yargı mercii
    YARGIÇ: Yargıcı, hakim
    YARGIÇU: Yargıç
    YARGIN: (yarkın) 1- Gün ışığı 2- Şimşek, çakın 3- Canan, arkadaş, dost 4- Güler yüzlü
    YARGUÇİ: yargıcı, yargıç, hakim
    YARIM: 1- Yapıcı, yaparlı 2- yarış, müsabaka 3- Bölüm, bölünmüş
    YARIP: Yarı, yarım, bölük, bölünmüş
    YARIŞ: 1- Bölüş, bölüm 2- Müsabaka, karşılıklı, ileriye atılma
    YARIZ: Yarıcı, seri, çabuk, hızlı
    YARLIG: 1- Bağışlama, acıma 2- Ferman, buyruk
    YARLIGAÇ: İnayet, yardım, bağış, merhamet
    YARLIGAMAS: Acımasız, acımaz, bağışlamaz
    YARLIGAMIŞ: Bağışlayıcı, merhametli, rahman
    YARLIGAN: Rahman, bağışlayıcı
    YARLIGAR: Bağışlayıcı
    YARLIGASUN: Bağışlayıcı, rahman
    YARLIK: 1- Esirgeme, bağışlama 2- Buyruk, ferman
    YARLUĞ: İrade, istem, buyruk
    YARLUK: Muhtaç, yoksul
    YARLUKA: Bağış, lütuf, koruma
    YARMAKAN: (Yarmayan) Armağan, hediye
    YARP: (yarıp) Durgun, sabit
    YARPAN: (Yarban, yarıban) Sabit, sakin, kendi halinde
    YARŞI: Hissedar, ortak
    YARTIM: 1- Kısım, bölük, fırka 2- yardım, inayet, destek
    YARUK: 1- Işık, ziya, nur 2- Zırh, koruyucu
    YASA: (Yasağ, yasak) Yasa, kanun, nizam, kural, kaide, yasak
    YASAÇU: (Yasacı) 1- Parlamenter, Yasa yapan, yasa koyucu 2- Yasaya bağlı, yasal
    YASAĞ: yasak, yasa
    YASAL: 1- Disiplin, sıra, saf, ordunun yürüyüş düzeni 2- Yasalara uygun, nizami
    YASAN: 1- Tertip, düzen, tasarı, plan 2- İşaret, alamet, karar
    YASAR: (Yasur) yasaya uyan, yasayı uygulayan
    YASATAN: Yasalara saygılı
    YASATUR: birl. Yasa/Tur Yasaya bağlı, yasayı uygulayan
    YASAVUL: Yasayı korumak ve uygulamakla görevli memur. Zabıta, polis
    YASGUÇ: Nikap, gizlilik
    YASUN: (Yisun, İsun) Doğa, tabiat
    YASUT: (yasıt) Onur, şeref, haysiyet
    YASVUL: (Yasavul) 1- Polis, bekçi 2- Mübaşir
    YAŞ: Yaşam, ömür, dirilik, aydınlık, tazelik, ışımak, gelişim, yeşil, yeşillik, gençlik
    YAŞAGU: Ömür, yaşam, canlılık
    YAŞAM: Hayat, ömür, dirlik
    YAŞAR: Ömür, yaşam, hayatta kalış.
    YAŞIL: 1- Yeşil renk mec.Tazelik, gençlik, zindelik 2- Yeşillik, çimenlik
    YAŞIN: 1- Gizlilik, gizem 2- Şimşek, çakın
    YAŞIT: 1- Genç, körpe, taze 2- Eş, denk, eşit
    YAŞLAK: Giz, sır, esrar, gizli kalması gereken
    YAŞRU: Giz, gizlilik, gizem
    YAŞUK: 1- Işık, ışın, şua 2- Aşkın, aşık, aşmış
    YAŞURGAN: Ketum, sıkı ağızlı, sır vermez
    YATAĞAN: (yatağan, yatakan) 1- Kama türünde, iki tarafı da kesen bir bıçak 2- Tembel, miskin 3-Borcunu ödemeyen, üstüne yatan (Uygurlarda)
    YATI: Yatık, meleke, beceri, el yatkınlığı
    YATKIN: Yatık, yatan, uygun, uygunluk
    YATMAN: Muti, efendi, uyumlu, itaatkar
    YATUK: 1- Yatkın, becerili, meleke sahibi 2- Tembel, ağır kanlı
    YAVÇIN: (Yatçın) Konuk, yatıya gelen konuk
    YAVGA: Soy, sop, nesil
    YAVNIK: Sevinç, neşe
    YAVRİ: Zayıf, güçten düşmüş
    YAVRU: Zayıf, bakıma muhtaç, ilgi ve bakım bekleyen
    YAVUK: Yakın, yakında duran, yakınlık duyulan, sevgili
    YAVUZ: (Yağız) Kara. Mec. Sert, şiddetli, dehşetli, gözü kara, yaman
    YAY: 1- Yaz mevsimi 2- Silah, ok atmaya yarayan, gergin ip, gerginlik
    YAYAK: yaya, piyade
    YAYGARU: Bahar, ilkbahar, yaza doğru giden zaman
    YAYGIN: Yayık, yayılmış
    YAYGIR: (Yaykır) Uzay, sema, yıldızlar alemi
    YAYIK: 1- Yaygın, geniş, genişlemiş 2- Tufan, deprem 3- Altay destanlarında adı geçen, Tanrı
    Bayülken’in oğullarından
    YAYIN: Serap, feyezan
    YAYKIRU: Sema, feza, uzay
    YAYLA: Yaz yeri, yazlık. Bahar, yaz aylarını geçirmek için çıkılan, yüksek dağlık bölge
    YAYLAERİ: birl. Yayla/Eri Yaylada yada yaylaya çıkarken doğan çocuklar için kullanılan adlardan
    YAYLAK: Yayla, yazlık, sayfiye
    YAYLIM: Yayılım, yayılma yeri, otlak, mera
    YAYMUT: birl. Yay/Mut Yaz sevinci
    YAYUÇI: Yayıcı, dağıtıcı, haber yollayan
    YAYUK: 1- Yayvan, yayık, uçsuz bucaksız, geniş 2- Deprem, yer sarsıntısı
    YAZAL: Takı, süs, ziynet, mücevher
    YAZDIÇ: Anıt, kitabe
    YAZGAN: Yazan, yazıcı, yazgıyı tayin eden
    Eski dönem Tanrı ad ve sıfatlarından
    YAZGI: 1- Yazı, kader, mukadderat, alın yazısı 2- Tanrısal, ilahi
    YAZGULU: Talihli, bahtı açık
    YAZIÇU: Yazıcı, katip
    YAZIM: Yazgı, mukadderat
    YAZIN: 1- Yaz vakti, bahar vakti 2- Kader, alın yazısı
    YAZINÇ: Kader, alın yazısı, yazgı
    YAZIR: 1- Çok ülkeler gezmiş, görmüş 2- Çok ülke fethetmiş, fatih 3- yazar, yazıcı, katip
    YALIKSUZ: Günahsız
    YEDEN: 1- Yedeği olan, yedeğine alan, tedbirli 2- Yetkin, yeterli, usta
    YEĞ: (Yek, yeke) 1- Yüksek, ala, eftal, iyi, daha iyi 2- Soylu, asil, seçkin, güzide, mümtaz
    YEĞEN: 1- Yeğ, üstün tutulan, yeğin, yeğlenmiş 2- Kardeş çocuğu (Babası ya da anası
    ölmüş, ya da uzakta olup da yakın akrabaları tarafından yetiştirilen çocuklar için kullanılan adlardan) 3- Güveyi, damat
    YEĞİN: 1- Üstün, faik 2- Bereketli 3- Çok güçlü, hızlı, şiddetli
    YEĞİNEK: 1- Yığınak, küme 2- Üstün, faik, daha iyice
    YEĞNİ: 1- hafif 2- Alçak gönüllü, mütevazı
    YEĞREK: (Yekrek) Etfal, evla, iyi, üstün
    YEKREK: Evla, iyi, üstün, daha iyi
    YEKSEK: Tedbirli, ihtiyatkar
    YEKÜL: (Yeğül) Yeğni, faik, üstün, muzaffer
    YEL: Rüzgar, esi
    YELÇİ: Yel gibi, hızlı
    YELEÇ: Havadar, yel alan
    YELEGEN: Hızlı, süratli, yel gibi
    YELEĞİN: Yel alan yer, rüzgarlı yer
    YELEK: 1- yel gibi, hızlı 2- Okun arkasına takılan tüy, denge tüyü 3- Kolsuz ve yakasız üst giyeceği
    YELEKİN: (Yeleğin) Rüzgarlı, yel esen yer, yel alan yer
    YELEN: 1- Arzu, istek, dilek 2- Fırtına
    YELES: Yel esintisi, havadar, rüzgarlı
    YELESER: birl. Yel/Eser Esintili, havadar, yel esen..
    YELESEY: birl. Yel/Esey Yel esintisi
    YELİM: Hareket, eylem, devinim
    YELİN: 1- Yel uğrağı, yel alan yer 2- Yel değişi, yel teması
    YELİS: Havalı, havadar, rüzgarlı
    YELİZ: birl. Yel/İz Havadar, rüzgarlı, havalı
    YELKİM: Havadar, havası güzel yer
    YELKİN: 1- Konuk 2- Hızlı, yol gibi
    YELME: Öncü, yol gösteren, mihmandar
    YEN: 1- Yenmek, alt etmek 2- Deri 3- Yeni, yenilik, orijinal
    YENCİLEK: Hafif, yeğin, narin, ince
    YENDÜN: Tercih, seçim, referans
    YENGİ: 1- Yeni, orijinal 2- Zafer, utku
    YENİN: Galip, muzaffer, utkan
    YENİŞ: Galebe, galibiyet, utku
    YENTÜR: Kalender
    YENÜL: Mütevazı, alçak gönüllü
    YEPREM: Aktif, faal, becerikli, çalışkan
    YERÇİ: Başkan, yol gösteren, mürşit.
    YERÇİLİG: İzci, takipçi
    YERGİN: Mahzun, hüzünlü, bitkin, yere bakan, boynu bükük
    YERİNÜR: Durağan, üşengeç, müşkülpesent
    YERÜNMES: Hamarat, çalışkan, vurdumduymaz
    YESUGA: (Yesuge, yasagay) Yasa, yasak, yasaya bağlı, yasadan yana
    YESUKEN: (Yasuga, yasag, yasa) Yasa, yasak, yasalı, yasaya bağlı
    YEŞİL: (Yaşil) 1- Tazelik, taze, körpe 2- Çimen, çimenlik
    YEŞİM: Eski dönemlerde, Türklerce kutsanmış, değerli taş
    YET: (yeti, yete) Kudret, kuvvet, güç, yeterlilik, yetenek, beceri, maharet
    YETEK: Gaye, emel
    YETEN: Yeterli, yetkin, usta
    YETER: Yeterli, yetkin, uzman, usta
    YETGİN: (Yetkin) Çok çocuklu ailelerin, doğan çocuklarının sonuncu olması
    dileği ile verilen adlardan
    YETİ: 1- yetenek, kabiliyet 2- Yetkin, kamil, olgun, becerikli, mükemmel
    2- Etki, etkileyici 3- Yitik, kayıp, harcanmış, zayi olmuş
    YETİŞGİN: (yetişkin) Yetişmiş, olgun, kamil, mükemmel, yetenekli
    YETİZ: Hazır, amade, yeterli, olgunluğa ermiş
    YETKİ: Sorumluluk, maharet, iş bitirme gücü
    YETKİN: 1- yetişkin, ehil, uzman, yeterli 2- Etkileyici, çekici, mükemmel
    YETMEN: Olgun, gelişkin, uzman, yeterli, yetenekli
    YEYGÜ: Armağan, bahşiş, ihsan
    YEYİN: Galip, kavi, üstte olan
    YEYNİ: Ehven, iyi
    YEYREK: Makbul, kabul gören, beğeni toplayan
    YEYTEM: Eski, kadim
    YIBAR: 1- Koku, parfüm 2- Kokulu mum
    YIĞ: Yığılı, toplu, birikim
    YIĞAÇ: 1- Ağaç 2- Erkeklik organı 3-Yığıcı, toplayıcı
    YIĞAN: (Yıkan) 1- Yığıcı 2- Yıkıcı
    YIĞIN: Birikim, kitle, yığılı olma hali, yığılmış, istifli
    YIĞINAK: Toplum, kitle
    YIĞINCA: Genel, teamül, sosyal kural, toplumun benimseyip uyguladığı kurallar
    YIĞLINÇ: (Yığlınçı) İffetli, edepli, namuslu
    YIĞNAK: Yığın, yığınak, toplum, cemaat
    YIĞRIK: Mahçup, utangaç
    YIKIN: (yığın) Afet, yıkım , zarar
    YIKINÇ: Yıkmış, yıkıcı
    YIKMIŞ: Yıkıcı, devirici, güçlü
    YILDIKU: Yıldız, yıldız kümesi
    YILDIR: Yıldırıcı, ürkütücü, heybetli, dehşetli, şiddetli, gözü kara, korkusuz
    YILDIRAN: Ürkütücü, korkutucu, heybetli, gösterişli
    YILDIRGAN: Yıldıran, ürküten, korkutan, şaşalı, gösterişli
    YILDIRIM: (Yaldırım) 1- Berk, yüksek voltajlı elektrik 2- Göz kamaştırıcı, ışık, aşırı parlaklık
    YILDIZ: Yaldız, parlak ışık, parlayan, ışıyan
    YILDURU: Berrak, net, temiz, billur
    YILGI: Yılma, dehşet, ürküntü
    YILGIN: Yılmış, ürkek, bezgin
    YILIĞ: Yılgın, yılmış, yılık
    YILKI: 1- At, at yavrusu 2- At sürüsü
    YILMA: 1- Yılmaz, azimli, dayanıklı, cesur, korkusuz 2- Dik yokuş, dağ yamacı
    YILMASIN: Yılmaz, korkusuz
    YILMAZ: Gözü pek, korkusuz, batur, dayanıklı, azimli
    YIRAGU: Yırcı, çalgıcı, enstrüman çalan, müzisyen
    YIRAK: Irak, uzak, mesafeli
    YIRI: Sol, sol taraf, tek taraf, tek taraflı
    YIRIM: 1- Solak 2- Yarım 3- yurt, toprak
    YIŞ: (Yaş, yaşıl) Orman, yeşillik içindeki bölge
    YIŞIK: 1- Tulga, demir örgülü tulga 2- ışık
    YİBEK: Ateşli, hararetli, heyecanlı
    YİGE: Dayanıklı, kavi, metin
    YİĞENEK: 1- Toplum, kitle, cemaat 2- Yeğen, yeğencik
    YİĞİN: Daha iyi, sıkı, dayanıklı, üstün, tercih edilir
    YİĞİT: 1- Yeğ, yiğ, iyi, daha iyi, sıkı, sağlam, güçlü, batur, cesur 2- Delikanlı, cıvan, genç 3- Koca, eş
    YİLUN: (Yulun) İri, heybetli, gösterişli, cesim
    YİNÇKE: İnce, zarif, narin
    YİNÇKELÜ: Nazik, anlayışlı, kibar
    YİNÇÜ: 1- İnce, zarif 2- İnci
    YİNDEK: Daimi, ebedi, sürekli, kalıcı
    YİR: Yer, toprak, arazi, arz, yeryüzü, dünya
    YİRÇİ: Kılavuz, izci, rehber, yer bilen, yer bildiren
    YİRDEŞ: Yurttaş, hemşehri, aynı toprağı paylaşan
    YİRDİNÇÜ: (Yirtinçü) Evren, kainat
    YİRGA: Mesut, mutlu, mutluluk dolu
    YİRTİNÇÜ: Evren, kainat
    YİSUN: (yasun, yosun) Doğa, tabiat, yeşillik
    YİTER: Varis, mirasyedi
    YİTİK: 1- Yetik, olgun 2- Keskin 3- Kayıp
    YİTİRMİŞ: Yitik, kayıp, kaybetmiş, yoksul
    YİTÜT: Meziyet, maharet, beceri
    YİZEK: Askeri kılavuz, öncü
    YOĞANAK: Yığınak, kütle
    YOĞÇI: Yuğcu, yuğ yapan, yokluk çeken, yas tutan, yasçı
    YOĞUN: Kalın, gür, iri, sık, sıkı, cüsseli, fazla, fazlalaşmış, katılaşmış
    YOKUŞ: Yukarı, yukarı doğru çıkan, dik yol, bayır
    YOL: Üzerinden gidilen...mec. 1- Kut, mut, baht, yazgı, kader 2- Örf, adet, töre, gelenek
    teamül, ilke, tarz, gidişat
    YOLA: 1- Örf, adet, usul, erkan 2- Meşale, kandil
    YOLAÇ: Yol gösterici, mihmandar, rehber, önder, öncü
    YOLAÇAN: birl. Yol/Açan Önder, öncü
    YOLAK: birl. Yol/ak 1- Dürüst, namuslu, temiz 2- Çığır, yenilik, gidişat 3-Kısa yol, kestirme yol
    YOLALDI: birl. Yol/Aldı 1- İlerleme kaydeden, gelişen, uzman, profesyonel 2- Terbiyeli, yola gelmiş, geleneklerine bağlı
    YOLBAK: (Yolbaka, yolbakan) Konuksever, misafirperver
    YOLBİLİR: birl. Yol/Bilir Görgülü, bilgili, usul erkan sahibi
    YOLÇU: 1- Önder, başkan, şef, lider 2- Peygamber, nebi 3- Gelenekçi, muhafazakar 4- Yolcu, yola çıkmış, yolunda giden
    YOLDAM: 1- Uysal, yola gelen, yolunda giden 2- Usul, metot, tarz
    YOLDAŞ: Aynı yolun yolcusu, aynı yolu paylaşan, aynı yola gönül vermiş, aynı yola baş koymuş,aynı, töre ya da prensipler üzerinde, fikir ve gönül birliği eden, çok yakınlaşmış dost, dava arkadaşı
    YOLERİ: birl. Yol/Eri 1- Töreye bağlı, edep erkan sahibi, bilgili, deneyimli
    YOLKULU: birl. Yol/Kulu mec. Töreye ve kurallara bağlı
    YOLLUK: (Yolluğ) 1- Kutlu, mübarek 2- Olgun, ergin 3- Halas bulmuş, huzura kavuşmuş, mesut,bahtiyar
    YOLOĞLU: birl. Yol/Oğlu 1- Fedai, serdengeçti 2- Adak, adanmış, kurban 3- Bağlı, kendini töreye bağlamış
    YOLUM: Usul, kaide, prensip
    YONAT: Tam, eksiksiz, kusursuz
    YONCA: Sulu yerlerde yetişen bir bitki türü
    YORÇU: 1- Askeri kılavuz, öncü, yol gösteren 2- Yorumcu, yorumlayan, eleştirmen
    YORDAM: 1- Alışkanlık, eğilim, usul, meleke, beceri 2- Jest, eda, işve, naz
    YORGA: (Yurga) Rahvan giden at
    YORNUK: İstirahat, istirahatgah, dinlenme yeri
    YOVAŞ: (Yavaş) Çelebi, efendi, ağırbaşlı, halim
    YÖNDEM: (Yöntem) Usul, tarz, teamül, töreye uygun biçimde olan
    YÖNET: 1- Biçim, tarz, yöntem 2- uygun, uyumlu, uysal, geçimli
    YÖNTEM: (Yöndem)
    YÖNTEN: Uslup, tarz, biçim
    YÖRGENÇ: Dağ dönemeci, dağ yolu
    YÖRTEM: Usul, biçim, tarz
    YÖYEN: Mevsim, sezon
    YUĞAK: Bir su kuşu
    YUĞKA: İnce
    YUĞRUŞ: (Yukruş, Yukruç) Eskiden, halktan biri olmasına rağmen, gösterdiği performans ve
    yararlılıklardan sonra, bey mertebesinde değerlendirilerek, devletin üst düzey kademelerinde görev alan kişi.
    YULA: 1- Su kaynağı, yerden fışkıran su, göze 2- Işıldak, ışık veren, meşale, kandil
    YULU: Adalet
    YULYU: (Yulu, yuluk, Yulug) 1- Yardımcı, yardımsever, fedakar, adil 2- haraç, cizye, vergi 3- traş,traşlı, bakımlı 4- Yağma, yağmacı
    YULUĞBİRİM: birl. Yuluğ/Birim
    Uygurlar döneminde alınan mahsul vergisi
    YULUK: 1- Traşlı, matruş, bakımlı 2- Yağmacı
    YULUM: 1- Fedakar, yardımsever 2- Yolcu, yoluna bağlı, töresine bağlı
    YULUN: Yolcu, yola giden
    YUM: Mutluluk, neşe, ferahlık, rahatlık
    YUMLU: Mutlu, kutlu, mübarek, huzurlu
    YUMRU: 1- Yumulu, yumuk, yumruk 2- İri, heybetli, gösterişli
    YUMUK: Gül, goncagül
    YUMUŞ: (Yumuç) 1- Söz, öğüt, nasihat 2- Emir, ferman, buyruk 3- Müjde, müjdeli haber 4- Yumuk,yumulmuş, yumruk
    YUMUTGAN: Yapıcı, birleştirici, pozitif kişilik
    YUNAK: Üzerinde çamaşır dövülen ve yıkanan, büyük taş parçası
    YUNMUŞ: Yıkanmış, temiz, titiz, arık
    YUNT: 1- Çadır, oba, ev, yurt, vatan 2- Terbiyesi tamamlanmamış, yarı yabani at 3- Uygarlık,medeniyet
    YURÇI: 1- Becerikli, mahir 2- Yirçi, yer gösteren, rehber
    YURGA: Rahvan giden at.
    YURT: 1- Vatan, kutsanmış toprak 2- Kaynak, asıl, kök 3- Uygarlık, medeniyet 4- Çadır, oba, ev
    YURTLAK: Yurt, vatan, sonradan yurt edinilmiş yer, yurtlaştırılmış yer.
    YUTLUK: Kayıp, zarar
    YUTUM: Yudum, damla, tike, parça
    YUVANÇ: Teselli
    YÜCE: Yüksek, ulu, alicenap, haşmetli
    YÜCEL: Yücelik, ululuk, haşmet.
    YÜĞNEK: Alçak gönüllü, mütevazı.
    YÜĞNÜK: Salih, temiz
    YÜĞRÜK: Yürük.
    YÜĞÜNT: Selam
    YÜKNÜ: Secde, secdede olan
    YÜKSEL: Yükseklik, ululuk, büyüklük
    YÜKSELEN: Ulu, kişi.
    YÜKSELİŞ: Büyüklük, ululuk, ikbal
    YÜKÜN: Baş eğme, saygı duruşu, tazim.
    YÜKÜNÇ: Eğilme, reverans
    YÜKÜNGEN: Eğilen, reverans yapan, saygılı
    YÜKÜNTÜR: Baş eğdirir, diz çöktürür.
    YÜKÜNÜK: Eğilme, reverans
    YÜKÜNÜR: İbadet eden
    YÜLEK: Okun arkasındaki, denge tüyü.
    YÜNKÜL: Hafif, narin
    YÜRE: Daire, helezon, çember
    YÜREĞİR: Yürekli, cesur
    YÜREKLİ: Cesur, korkusuz.
    YÜRİK: Yaşam, hayat,, ömür, geçim.
    YÜRÜM: Yaşam, hayat, ömür
    YÜZAK: birl. Yüz/Ak Masum, günahsız.
    YÜZAKI: birl. Yüz/Akı Masumiyet, temizlik, namus, namusluluk, başarı, beceri
    YÜZLÜG: (Yüzlüg, yüzlük) Soylu, dürüst, namuslu.
     

Sayfayı Paylaş