1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Türkçe'deki çiçek ve renk adları (Sırrı ER)

Konusu 'Bitkiler' forumundadır ve Assassin tarafından 25 Haziran 2011 başlatılmıştır.

  1. Assassin

    Assassin Üye

    Katılım:
    25 Haziran 2011
    Mesajlar:
    38
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    170
    Banka:
    15 ÇTL
    Bir dilin gücü edebiyatı ile ölçülür.
    Ve çiçek adlarını bilmeyenlerin öykü dahi yazamayacağı söylenir.
    O halde buyurun Türkçe'ye renk katan çiçek ve renklerin doğru adlarını öğrenmeye...

    ÇİÇEK VE RENK ADLARINA DAİR
    Şu söz yanılmıyorsam Sait Faik'e aittir.
    "Çiçek ve ba*lık adlarını bilmeyen hikâye yazamaz.
    " Bu çok doğru sözdeki "çiçek" kavramı "bitki" olarak genişletilip renk adlan da İlâve edilirse,
    bence daha kavrayıcı bir prensip elde edilmiş olur.
    Kırsal bölgelerden şehirlere doğru gittikçe hızlanan göç
    ve buna paralel olarak yaşanan şehirleşme,
    toprakla aramızdaki ilişkileri iyiden iyiye bozdu.
    Çocuklar bir tutam yeşilliğe ve "bir avuç gökyüzü"ne hasret,
    daracık apartman dairelerinde şuuruna varamadıkları bir kâbus yaşıyorlar.
    Ne bitkileri tanıyorlar, ne böcekleri, ne kuşları, ne de birkaçı dışında diğer hayvanları.
    Bırakın kırlarda yetişen binlerce bitki çeşidinin adlarım,
    bir anket yapılsa, bir çırpıda beş-on çiçek adı sayan kaç kişi çıkar merak ediyorum.
    Elbette bu olumsuz gelişmede Türkçe'deki daralmanın ve fakirleşmenin payı da büyüktür.
    Hadi itiraf edelim; artık çocuklarımız ana dillerini de öğrenemiyorlar.
    Konuştukları, Türkçe'nin karikatüründen başka bir şey değil.
    Bana öyle geliyor ki, bitki, böcek, kuş ve renk adları,
    dillerin gizli hazineleridir; onlara bakarak bir halkın hayal gücü,
    tabiatla ilişki biçimi dünya görüşü ve realite kavranışı hakkında açık seçik fikirler edinilebilir.
    İnanmazsanız, Turhan Baytop'un Türkçe Bitki Adları Sözlüğü'nü açıp bakın.
    Türkiye'de yetişen bitkiler, Türkçe bitki adlan ve bitkiler etrafında oluşan
    kültür hakkmda önemli araştırmaları olan Baytop Hoca,
    1994 yılında Türk Dil Kurumu Yayınlan arasında çıkan (yeni baskılarının
    yapılıp yapılmadığı bilmiyorum) bu nefis sözlükte büyük bir boşluğu doldurmuştur.

    Türkçe bitki adlan başlığına bir âlem; çok zekice hattâ muzipçe olanları var.
    Turhan Baytop'un sözlüğünü gözden geçirirken, önce hafızamda yer etmiş,
    benim için hâtıra değeri taşıyan bitkilerin adlarını aramış ve hepsini de bulmuştum.
    Bana Özel bir dünyayı bir duyum biçimini ve bir nağmeyi veren
    Evelik, Yemlik ve Madımak bitkilerinin Lâtince adlarını öğrenince
    bir tuhaf olduğumu söylesem inanır mısınız?
    Sanki bu üçlü birden benim dünyamın malı olmaktan çıkmışa Mayhoş tadını
    hâlâ damağımda hissettiğim Kuzukulağı meğerse Evelik otunun da dahil olduğu
    rumex alt cinsine bağlı bir otmuş;
    bazı bölgelerde Ekşimenek, Ekşimik, Ekşimcik ve Ekşincik de deniliyormuş.
    Aynı aileye mensup birçok otun genel adı Lâbada imiş.
    Bahar müjdecileri olan Nevruz çiçeğini, Çiğdemi ve Kardeleni unutmadım;
    çocukluğumda, Zara'da bahara doğru bu çiçeklerden toplamak için
    kırlara çıktığımızı iyi hatırlıyorum. Çok zaman ellerimiz boş dönerdik;
    çocuklar bunlan, Nevruz ve Çiğdem'i iştahla yerlerdi.
    Nevruz toplamanın, bazı zamanlardan kalma bir çeşit tören olduğunu biliyor muydunuz?
    Baytop Hoca'nın sözlüğüne göre, Nevruz (navruz) Hermodactyloides Spach
    ve Scorpiris Spach alt cinslerine bağlı İris türlerine verilen genel isim.
    Kazakistan'da Bayeşek, Kırgızistan'da Bayçeçek, Özbekistan'da ise
    Baharkız adlanyla bilinen Nevruz çiçeği, Türk dünyasında diriliğin,
    tazeliğin, yenilenmenin, gençliğin, bekâretin, saflığın, masumiyetin
    ve temizliğin sembolü imiş,
    Kırgızistan'da bunun için evlenmemiş genç kızların küpe, kolye gibi takılarında
    ve gelin başlıklannda tek motif olarak yer alıyormuş.
    Lâtince adı Crosus olan Çiğdem'e gelince; karlar erimeye başlar başlamaz
    açan bu aceleci çiçek bahamı müjdecileri sayılır.
    Orta Anadolu'da bahar başlangıcında oynanan "Çiğdem Eğlencesi" adlı
    bir de çocuk oyunu vardır.
    Ellerinde sivri sopalarla tepelere tırmanıp çiğdem toplayan çocuklar,
    bunları iğne yahut karaçalı da*lına asarak sokak sokak, ev ev dolaşır
    ve bir tekerleme tutturarak bahann gelişini müjdelerler.

    Tekerlemedeki Türkçe'nin güzelliğine bakınız:
    Çiğdem çiğdem çiçecik / Ali Baba gökçecik / Çiğdem geldi kapıya /
    Yağ çıkarın yapıya / Yağ olmazsa bal olsun / Oğlum, uşağın sağ olsun
    Topraktan başını uzatır uzatmaz, koyun ve keçi gibi hayvanlar tarafından
    yenildiği için beyaz çiğdeme halk arasında Öksüzoğlan da denir.
    Aynı çiçek Bektaşîlikle Ehlibeytin sembollerinden biridir.
    Ve nefis bir halk tür*küsünde Çiğdem ve Nevruz şöyle dile gelirler.
    Çiğdem der ki ben elayım / Yiğit başına belâyım / He-pisinden ben alayım /
    Benden âlâ çiçek var mı / Al baharlı mavi dağlar / Yarim gurbet elde ağlar
    Nevruz der ki ben nazlıyım / Sarp kayalarda gizliyim / Mavi donlu göz gözlüyüm /
    Benden âlâ çiçek var mı / Al baharlı mavi dağlar / Yârim gurbet elde ağlar

    Lâtince adı Papaver olan "Gelincik"! etimolojik açıdan ele alıp inceleyen
    rahmetli Ali Fehmi Karamanlıoğlu, bu kelimenin Türkçe'nin en eski
    kelimelerinden biri olan ve Göktürk kitabelerinde geçen "gelin" kelimesine
    küçültme ve sevgi ifade eden -cik ekinin ilâvesiyle meydana geldiğini söylüyor.
    Kısacası halk dağ lâlesini küçük bir geline benzeterek adlandırmıştır.
    Türk töresinde gelinlik rengi beyaz değildir, kırmızıdır.
    Baytop Hoca'nm sözlüğüne göre, gelinli adları taşıyan başka çiçekler de var; Gelinfeneri,
    Gelingöbeği (Kara Hindiba), Gelin Gülü (Çuha Çiçeği),
    Gelinküpesi (Tavan Ki*razı), Gelinparmağı, Gelinsaçı, Gelinteli vb.

    Baytop Hoca'nın sözlüğünde çocukluğumun sonbaharında iplere dizilmiş
    o sarı-kırmızı-yeşil alıçları, karamukları, böğürtlenleri birer tutam kopanp
    birbirimizi daladığımız ısırgan otlarını da aradım.
    Birçoğunun ne çok eşanlamlısı varmış.
    Meselâ alıcın eşanlamlılar Geyik Dikeni, Haliç, Havuç, Kızlar Yemişi, Yemişen, Yemişken vb.
    Çeşitli bölgelerde ısırgana verilen adlar da ilgi çekici; Ağdalak, Cuncar,
    Cizlagan, Cincar, Dakırdalak, Dalağan, Dalayan Diken.

    Bir de "gül"ü merak ettim; yabanî gülün Asker Gülü, İt Gülü, Köpük Gülü gibi adlan varmış.
    Eskilerin "gül-i sadberg" dedikleri gülün Türkçe adlan da hoş:
    Hokka Gülü, Katkan Gülü, Okka Gülü;
    Lâtince adı Rosa Hemisphaerica olan bir gül çeşidine Sivas çevresinde
    Kadıngöbeği deniliyormuş.
    Ancak halkımızın gül adını çok sevdiği anlaşılıyor.
    Güllü birkaç bitki adı zikretmekle yetiniyorum;
    Gülburnu, Gül Elması (Yabani Gül), Gülfatma, Gülgülüm, Güllügöndürme,
    Gülgülü (Hatmi, Boynuzlu Gelincik), Güllük (Eğrelti).

    Türkçe renk adları da bitki adları gibi gitgide unutuluyor.
    Son zamanlarda yavruağızı, hâki, tirşe, ebruli gibi renk adlarını kullanan
    birine rastladınız mı?
    Prof. Dr. Beynun Akyavaş bir yazısında şikâyet ediyordu:
    "Kırmızının bir tonuna siklamen, yeşilin bir çeşidine petrol,
    sarının portakal rengine çalanına da oranj diyoruz.
    'Rubi'lerimiz, ' turkuvaz 'tarımız, 'lilâ'larımız da var.
    Erbabı, onları yâkutî firuze ve leylâk rengi olduğunu anlıyor.
    Siklamen de, petrol de, oranj da, rubi turkuvaz, tilâ da Fransızca; öz Türkçe değil.
    Tunuslu bir dost la konuşuyordum.
    Narenc'i Arapça'da hangi mânâda kullanıyorsunuz dedim.
    Narenc, 'greyfurt'tur dedi. Portakala bortugal derlermiş.
    Demek ki Fransızlara bir narenc vermiş, Portekiz'i almışsınız dedim.
    Bilindiği üzere, ‘Portügal', Fransızca Portekiz'dir ve evvelâ 'Çin Elması'
    denilen portakalı Çin'den alıp Avrupa'ya getirenler de Portekizlilerdir.
    Portügal; Arapça portugal, Türçe portakal olmuş."

    Aslında diller buzdağları gibidirler; suyun altındaki büyük kısmı keşfetmeye
    başladığınız zaman o dile nü*fuz edebilir, şâir, yazar veya düşünür olabilirsiniz.
    Turhan Baytop Hoca, derin sulara dalarak buzdağından küçük bir parçayı
    su yüzüne çıkarmış. Orada kim bilir daha ne hazineler yatıyor.

    Türkçe'nin dalgıçları haydi iş başına!

    Meraklıları için Türkçe çiçek ve renk adlarından iki küçük liste.

    ÇİÇEK ADLARI
    Ana Kokusu: Sarı Şebboy
    Anasına Babasına Pay Ve*ren: Aslanağzı
    Ateş Çiçeği
    Avize Fidanı
    Ay çiçeği
    Ayı Pençesi

    Babunec: Papatya
    Ballıbaba
    Benefşe: Menekşe
    Boru Çiçeği
    Boyaçiçeği
    Buhurumeryem

    Cemali Güzel
    Ciğerci Sığırı
    Civan Perçemi

    Çadır Perçemi
    Çadır Çiçeği ,
    Çakal Nergisi
    Çalba
    Çarkıfelek
    Çıngırak otu
    Çiğdem
    Çobanyastığı
    Çuha çiçeği

    Dağçayı
    Dağsümbülü
    Deligül: Menekşe Gülü
    Devedikeni
    Devetabanı
    Dönbaba

    Ebegümeci
    Eğreltiotu
    Erguvan
    Eşek Lâlesi
    Eşek Dikeni
    Fesleğen
    Fırıldık Çiçeği: Çarkıfelek
    Firuze Çiçeği
    Fulya

    Gardenya
    Gâvur Gülü
    Gecesefası
    Gelincik
    Geven
    Guğu Çiçeği: Hüsnüyusuf
    Gül
    Güldefne
    Galhatmi
    Gülibrişim
    Gündündü: Ayçiçeği
    Günebakan: Ayçiçeği
    Günüş Gülü

    Hanım Düğmesi
    Hanım Sallandı
    Hanımeli
    Haseki Küpesi
    Haşhaş Çiçeği
    Hatmi
    Helyotrop
    Hercai Menekşe
    Hezaren
    Horoz ibiği
    Hüsnüyusuf

    Itır Çiçeği
    Itrişahi
    İnci Çiçeği
    Kadife Çiçeği
    Kahkaha Çiçeği
    Kamelya
    Kan Damlası
    Kandil Çiçeği: Civan Perçemi
    Karagözlüm
    Karanfil
    Kartopu
    Kasımpatı
    Kaynanadili
    Keşişbaşı
    Kevke
    Kına çiçeği
    Kirli Hanım
    Koçuk
    Korunga
    Kuşkonmaz
    Küpe Çiçeği
    Küsme Çiçeği: Mimoza
    Küstüm Çiçeği: Küsme Çiçeği

    Laden Ağacı
    Lâle
    Lâle-i Nu'man: Gelincik
    Lâtin Çiçeği
    Leylâk
    Lisan-i Sevir

    Mahmur Çiçeği: Çiğdem
    Manisa Lâlesi
    Manolya
    Menekşe
    Menekşe Gülü
    Menevşe: Menekşe
    Meryamana Eli: Buhuru*meryem
    Meryemana Kandili: Buhu*rumeryem
    Meyan Mimoza
    Mine çiçeği
    Mor Salkım
    Mümüdük
    Müşgülüm

    Nergis
    Nevruz Çiçeği
    Nilüfer

    Orman Gülü
    Ortanca
    Öksüzoğlan: Beyaz Çiğdem
    Öküz Dili: Lisan-ı Sevir

    Papatya
    Patlak Çiçeği
    Piyan
    Reyhan

    Sabun Çiçeği
    Saffetiderûn
    Saksı çiçeği
    Saray Çiçeği: Hezaren
    Saray patı
    Sardunya
    Sarmaşık
    Semen:Yasemin
    Sığırdili: Lisan-ı Sevir
    Sığırkuyruğu
    Sim
    Susen
    Sünbül

    Şakayık
    Şakayık-ı Numan: Gelin*cik
    Şebboy

    Terslâle
    Toprak Kabul Etmez
    Turna Gagası: Dönbaba

    Üçgül

    Vapurdumanı

    Yaban Gülü: Nesrin
    Yanardöner
    Yasemin
    Yer Somunu
    Yılan Yastığı
    Yıldız Çiçeği
    Yüksükotu

    Zambak
    Zerrin: Fulya
    Zerrinkadeh: Nergis
    Zeymuran
    Zülfüarus

    RENK ADLARI

    Al
    Altınsarısı
    Aşı
    Ateşi

    Barutî
    Beyaz
    Boz

    Camgöbeği
    Çividi

    Devetüyü
    Ebruli
    Eflâtun
    Erguvan

    Fıstıkî
    Fildişi
    Firuze
    Fulya Sarısı

    Gelincik Kırmızısı
    Gökmavisi
    Gülkurusu
    Gülpenbesi
    Gümüşî

    Hacıyeşili
    Haki
    Kahverengi
    Kara
    Kavuniçi
    Kestane
    Kızıl
    Kimyonî
    Kiraz
    Kuzgunî
    Küfyeşili
    Külrengi

    Lacivert
    Leylâk
    Limonküfü .
    Limonî

    Mavi
    Menekşe
    Mor

    Narçiçeği
    Nefti

    Örteksayı

    Patlıcanî
    Pembe

    Samansarısı
    San
    Siyah

    Şarabî

    Tarçınî
    Tirşe
    Turuncu

    Vişne

    Yakut
    Yavruağzı
    Yeşil
    Zeytinyeşili
    Zifirî
    Zümridî
     

Sayfayı Paylaş