1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz
Notu Gizle
Yaklaşık 6 ay içinde forumda köklü değişimlerin olacağı bir sürümle karşınızda olacağız. Sistemi test etmek için aşağıdaki adresi kullanabilirsiniz.

http://www.degisim-sanat.com/_xf2/
Notu Gizle
Merhaba Ziyaretçi.

"KIRMIZI" konulu resimler için anketimiz açıldı. İlgili konuya BURADAN ulaşabilirsiniz.

Sizi de ankete katılmaya davet ediyoruz...

Türkçesi Varken

Konusu 'Makaleler, Araştırma Yazıları' forumundadır ve Çağlayağmur tarafından 21 Ekim 2012 başlatılmıştır.

  1. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur Mutlu Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.164
    Beğenileri:
    4.541
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    1.316 ÇTL
    Erdem Türkmence

    Spinoza, “Bir dili kullananlar bozmazlarsa, dışarıdan hiç kimsenin buna gücü yetmez…!” demiş. Kuşkusuz dil toplumsal bir süreç, ama hiçbir biçimde ortamalı değildir.

    Örneğin:

    Modernize, modernize etmek:

    Dilimize Fransızca’dan geçmiş, çağcıl, çağcıllaştırılmış, çağcıllaştırmak vb. anlamlarına geliyor. Modern sözcüğünün dilimizdeki karşılığı “çağcıl” olduğuna göre, neden sözcüğün türevleri için çağcıl’ın türevlerini kullanmayalım?

    Zanlı:

    Arapça “zann” kökünden önad. Kesin bilinmeyen, kuşkulu, öyle sanılan ya da var sayılan anlamlarına geliyor. Dilimize bir türe terimi olarak yerleşmiş. Ama Türkçesi var. Değerli öğretmenlerimizden H.V. Velidedeoğlu da, değerli türecilerimizden Ali Rıza Önder de hazırladıkları türe sözlüklerinde bu terimin karşılığına Türkçe “sanı” ad kökünden “sanık” önadıyla karşıladılar. Sözcük yargı diline girdi ve sevilerek kullanıldı. Ne var ki son dönemlerde nedense Arabın peltek “z” li sözcüğü yeniden diriltildi. Kimse de, ayıp ediyorsunuz, güzel Türkçesi var bunun, neden Arapçasını kullanıyorsunuz, demiyor.

    Şeffaf:

    Arapça önad. Bunun yerine hep cam gibi, bakınca arkasındaki ya da altındaki görülebilen, saklısız olan anlamındaki “saydam” önadını kullanıyorduk. Birtakım yerlerden düşürülüp uzaklaştırılan, gidip geri gelen biri çıktı: Sözüm ona “her şey şeffaf olacak, polis karakolları şeffaf olacak…” dedi, ölüyü diriltti, ayıp etti. Ama saydam’ı görmezden gelerek, dillerini pelteklete pelteklete “şeffaf” daha çok ayıp ediyorlar.

    Hassasiyet:

    Dilimizde pırıl pırıl “duyarlık“, “duygunluk” , “duygululuk” gibi, değişik anlamlarda söyleniş karşılıkları olan bu Arapça sözcük de yeni çıktı piyasaya. Duygulu görünüyor, duygusal davranıyor ya da duygunluk gerektiren bir konu, duyarlılık gerektiren bir sorun… sözceleri, hiç düşünülmeden, anadiline özen gösterilmesinin bir toplumsal etkinleşim bilinci, dil gibi toplumsal bir kimlik belirgesine saygı gene göz önünde bulundurulmadan “hassasiyet”le karşılanmaya çalışılıyor.

    Alıntı
     
Benzer Konular
  1. wien06
    Mesaj:
    5
    Görüntüleme:
    1.960
  2. Safir
    Mesaj:
    3
    Görüntüleme:
    886
  3. Hazangülü
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    764
  4. EsRaRenGiz
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    2.980
  5. dderya
    Mesaj:
    1
    Görüntüleme:
    546
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş