1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Türkiye Adaları (A'dan Z'ye)

Konusu 'Türkiye Coğrafyası' forumundadır ve Suskun tarafından 12 Ağustos 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    A

    * Akdamar Adası
    * Alibey Adası
    * Avşa
    * Ayvalık Adaları

    B

    * Balıkçı Adası, İstanbul
    * Bozcaada, Çanakkale
    * Burgaz Adası

    F

    * Fethiye Adası, Muğla

    G

    * Gemiler Adası, Muğla
    * Giresun Adası

    G

    * Gökçeada, Çanakkale

    H

    * Heybeliada

    K

    * Kardak
    * Kardak Kayalıkları
    * Kaşıkadası
    * Kefken Adası
    * Koca Ada, Muğla
    * Küçükada, Muğla
    * Küçükkiremit Adası, Muğla
    * Küçüktavşan Ada, Muğla
    * Kınalıada

    M

    * Mada Adası
    * Marmara Adası

    P

    * Paşalimanı Adası

    S

    * Sedef Adası
    * Sedir Adası
    * Sivriada

    U

    * Uzunada

    Y

    * Yassıada

    Ü

    * Üç Adalar

    İ

    * İmralı Adası
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Antalya iline bağlı adalar


    Kekova

    (Likya dilinde: Dolichiste), Antalya'nın Kaş ilçesi yakınlarında, Kaleköy (antik Simena) ve de Üçağız (antik Teimioussa) köylerinin açıklarında yer alan bir Akdeniz adası. Yüzölçümü 4.5 km² olup üzerinde kimsenin yaşamamaktadır.
    Türkiye ile İtalya arasında 1932 yılında imzalanan anlaşma ile tekrar Türkiye'ye bağlanmıştır.

    Üç Adalar

    Antalya Kemer ilçesi yakınlarında bulunan adalar. Çok ünlü dalış noktasıdır.
    Tekirova sahillerinde ve aslında bölgede isimleri Martı, Mağara, Piknik ve Küçük Ada olan dört ada vardır. Küçük Ada, Piknik Adası'nın arkasında kaldığı için sahilden görünmez. Üç Adalar, Antalya'nın batısında yer alıp, dünya kriterlerine uygun nadir dalış merkezlerinden birisidir. Bu dalış merkezi su altının zenginliklerini keşfetmek isteyen insanların uğrak yeri olmuştur. Tekirova'nın tatil köylerinde ve otellerinde amatör dalgıçlar için eğitim veren dalış merkezleri bulunmaktadır. Dalış bölgelerine en fazla 30 dakikalık bir tekne yolculuğu ile varılır.
    Üç Adalar, 9 adet resifin ve 2 adet su altı mağarasının bulunduğu oldukça geniş bir dalış bölgesidir. Su altındaki resiflerin yüzeyleri çeşitli deniz bitkileri ile kaplı kayalardan oluşur. Bu duvarların yüzeylerinde çeşitli büyüklüklerde kovuklar bulunur. En büyük resiflerden birisi, adını dik iki kayanın tıpkı bir kanyon gibi geçit vermesinden alan Kanyon resifidir. Resif, Piknik Adası'nın kuzey doğusunda yer alır ve en sığ noktası 7 metredir. 14 ile 30 m. arasında her seviyeden dalıcıya hitab etmektedir ve görüş mesafesi oldukça iyidir.
    Görülebilen bazı canlılar:

    * Papaz balığı
    * Orfoz
    * Akya
    * Trompet balığı
    * Akdeniz Müreni (ufak ve normal boylarda)
    * Barakuda (yalniz halde)
    * Trakunya
    * Ahtapot (gece dalışında)
    * Deniz Tavşanı (gece dalışında)
    * Kalamar (sürü halinde)
    * Akdeniz foku (çok seyrek)

    PS. Paris Batığı
    Bölgeye Üç Adalar için gelen dalgıçlara bir diğer öneri ise Paris Batığı'dır. Kemer Yat Limanı'ndan bir buçuk kilometre kadar açıkta kum bir zemin üzerinde, 25 metre derinlikte yatmakta olan bir Fransız savaş gemisidir. Birinci dünya savaşı sırasında Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul komutasındaki küçük bir topçu bataryası tarafından batmıştır(Kaynak:Ben Bir Türk Zabitiyim kitabı). Ambarlardaki birbirine kaynamış cephaneler, orta bölümdeki çini kaplı kısım ve kazana yakın bulunan el arabası ile kömür parçacıkları enteresan noktaları oluşturmaktadır. Son yıllarda dalıcıların bir hayli ilgisini çeken bu batığın birçok ziyaretçisi bulunmaktadır.
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Balıkesir iline bağlı adalar


    Alibey Adası yada Cunda,

    idari bakımdan Balıkesir'in Ayvalık ilçesine bağlıdır. Ayvalık koyundaki irili ufaklı 22 adanın içerisinde yerleşime açık tek ada Alibey'dir.Türkiye'nin Ege Denizi'nde bulunan 4. büyük adasıdır. (1.Gökçeada, 2.Bozcaada, 3.Uzunada) konumu gereği Batı Anadolu'da deniz yollarının kesişme noktasında bulunan bir ada'dır.



    Tarihçe

    Alibey Adası'nın bugünkü ismi, Kurtuluş Savaşı'nda padişahın 'Yunanlılara teslim olun' emrine karşı gelerek silahlı mücadeleye başlayan ilk birliğin kumandanı Yarbay Ali Çetinkaya'ya ithaftır. Ada daha önce Cunda ve Moshonisia (Kokuluada) isimleriyle tanınıyordu. Piri Reis'in Kitab-ı Bahriyesi'nde bahsettiği Yund Adalarının bu bölgeye ait olduğu tahmin edilmektedir.
    Adanın nüfusu 2000 yılı itibariyle 5.000'dir. Ancak bu rakam yazın 20.000'e kadar çıkabilir. Adanın nüfusunun çoğunluğu Girit ve Midilli adalarından 1924 nüfus mübadelesi zamanında göç eden Türkler'den oluşmaktadır. Bu yüzden adanın yaşlı nüfusunun çoğu dünyada 15.000.000 kişinin konuştuğu Rumca-Yunanca'yı bilmektedir. Son yıllarda ada nüfusu, emeklilik günlerini sakin bir yörede geçirmek isteyen büyük şehir sakinleri tarafından arttırılmıştır.

    Coğrafya

    Alibey Adası'nın anakaraya bağlantısı iki ayrı köprü ile sağlanmaktadır. Dolap Boğazı mevkiinde 1896 yılında inşaa edilmiş olan Türkiye'nin ilk boğaz köprüsü, Alibey ve Lale Adalarını birleştirmektedir. Lale Adası ise anakaraya 1817 yılında denizin doldurulmasıyla yapılan 500 metrelik bir hemzemin bir köprü-yol ile bağlanmaktadır. Ayrıca bu ada Kurtuluş Savaşı sırasında düşman kuvvetlerine katılacaktı. Ancak halkımız ada düşman kuvvetlerine gitmesin diye bir gece de taşlarla anakaraya bağlamışlardır adayı....

    Geçim Kaynakları

    Alibey Adası son yıllarda yerli turizm merkezleri arasına girmiştir. Özellikle sahil şeridindeki rakı-balık lokantaları ve içki mezeleri ile bilinir. Günlük tekne gezileri sayesinde civar adalara ve adanın karadan ulaşılması zor bölgelerine gitmek mümkündür. Midilli Adası'na günü birlik seferler ise özellikle yaz aylarında yabancı turistlerin adaya ve Ayvalık'a gelmelerini sağlamıştır.
    Ada halkının turizm yanında iki büyük geçim kaynağı vardır: zeytincilik ve balıkçılık. Ada zeytinleri özellikle zeytinyağı üretimi için uygundur.

    Turizm

    Alibey Adası doğal güzellikleri ve tarihi yapıları nedeniyle koruma altına alınmış ve 1976 yılında Ayvalık ve çevresindeki 17.900 hektarlık alan doğal ve tarihi sit alanı olarak kabul edilmiştir. Alibey Adası'nda mübadele öncesinden, Rum Ortodoks cemaatinden kalma birçok kilise ve manastır mevcuttur. Bu yapıların koruma altına alınması ancak Alibey Adası'nın tanınması ve restorasyon için sermaye aktaracak sponsorların adada mülk satınalmaları ile mümkün olabilmiştir. Son olarak 'Aşıklar Tepesi' olarak bilinen mevkiide bulunan değirmenin restorasyonu 2006 yılında tamamlanmış ve ziyarete açılmıştır. Adada, halen restorasyon için sponsor bekleyen pek çok tarihi eser bulunmaktadır.
    Adadaki tarihi binalardan bazıları aşağıdaki gibidir:

    * Çamlı Manastır/Taksiyarhis Ta Çamya : Ada merkezinden yaya olarak ve Patriça yolundaki Ekşi Çeşme'nin solundaki yol izlenerek yarım saatte varılabilir
    * Koruyan Meryem Manastırı/ Panagias Tis Lekai :Ayvalık Dalyan Boğazından çıkışta sağda zeytin ağaçlarının arasından gözüken boğaza hakim manzaralı restore edilmiş özel mülk
    * Ay Işığı Manastırı/ Ai Dimitri Ta Salina : Patriça 2. köyden yürüyüşle 45 dakika mesafededir
    * Ayos Apostolos Manastırı/ Adaya giderken köprüyü geçtiğinizde soldaki sahil yoluna saptığınızda 500 metre mesafe sonra sağ yukarıdaki küçük tepeciktedir
    * Tavuk Adası Manastırı / Ayiu Ionnu Tu Podromu : Alibey Adası'nın karşısındaki Tavuk Adası üzerinde inşa edilmiştir
    * Güvercin Adası Manastırı / Ai Yorgi : Pateriça Körfezinin ortasında, andezitten oluşmuş küçük bir adanın üzerinde inşa edilmiştir
    * İlyas Peygamber Manastırı / Profit İliya : Köprünün Ada'ya giriş yönünde 200 metre sonra deniz tarafındadır; temel kalıntılarından az miktarı geriye kalmıştır.
    * Kızlar Manastırı / Evangelistriya

    Avşa Adası,

    Marmara Denizi'nde, İstanbul'a gemiyle 5, deniz otobüsüyle 3.5 saat, Erdek'e ise gemiyle 1 saat 45 dakika uzaklıktadır. Balıkesir'in Marmara ilçesine bağlı bir yerleşim yeridir.
    Takımadalar arasında, kapladığı alan bakımından, Avşa Adası Marmara ve Paşalimanı Adalarından sonra gelir. Uzunluğu 7 km., genişligi 4 km.'dir. 1965 yılında 1146 nüfusu olan adada, son nüfus sayımına göre 2000, gayriresmi olarak da 2500 kişi yaşamaktadır. Yazın ise Avşa Adası yoğun geçen turizm sezonu dolayısıyla 40.000-50.000 insanı barındırmaktadır. Gerek eğlence ve gerekse dinlence bakımından imkanlari bulunan Avşa Adası'na yaz sezonunda İstanbul'dan her gün 2 ya da 3 deniz otobusü ve İDO' ait gemi tarifeli sefer yapmaktadır, haftasonları ek seferler de konulmaktadır.

    Coğrafi Yapısı

    Marmara Denizi'nin güney batısında 3 büyük (Marmara-Avşa-Paşalimanı) ve 9 küçük ada vardır. Marmara adaları ismini taşıyan bu adalar,yapı ve yer şekilleri bakımından Kapıdağ Yarımadası'nın Marmara Denizi'ndeki uzantısı görünümündedirler. 4. zamanın sonlarında deniz seviyesinin yükselmesi ve alçak kesimlerin sular altında kalması sonunda,anakara Kapıdağ Yarımadası'ndan ve birbirinden ayrılarak bugünkü şekillerini almışlardır.
    Avşa Adası'nın Marmara ve diğer adalarla arasındaki derinlik 16-35 m arasındadır.Sadece Ekinlik Adası'nı birleştiren kara parçası 1-4 m derinlikte olduğundan sakin havalar da bu bağlantıyı izlemek mümkün olmaktadır. Adanın uzunluğu 9 km,eni 4 km kadardır.Toplam yüzölçümü 36 km²'dir.Adanın batısında üzerinde bir deniz feneri bulunan Hayırsız Ada yer alır.
    Takımadalara adını veren ve grubun en büyüğü olan Marmara Adası orta kesiminde 700 metreyi bulan yüksek bir ada görünümünde iken, Paşalimanı, Avşa ve Ekinlik adaları yüksekliği 100-250 metre arasında değişin basık ve yumuşak görünümlü yassı adalardır ve İstanbul'a yaklaşık 65 (64.840) Mil uzaklıktadırlar. İstanbul'un kirli kıyılarından kaçanlar ile deniz ve tatil hasretlerini gidermek isteyen Ankaralılar gözlerini Marmara'nın bu güzel adalarına çevirdiler. İlk öncüler Marmara Adası'na ayak bastılarsa da kıyıdaki kumsalların azlığı hemen arkada yükselen ve dikleşen arazi ile Beldeye Teşkilatının katı imar kuralları yüzünden gözlerini biraz ötede kıyıları boyunca uzanan geniş ve ince kumlu plajlar, yumuşak arazi yapısına sahip Avşa Adası'na çevirdiler. Ayrıca henüz konut yapımına daha yumuşak bakan Köy Kanunları (1992'de belediye oldu) geçerli idi. Bu nedenle 1969 yılından itibaren Avşa Adası Marmara Bölgesi'nin vazgeçilmez trustlik merkezi durumuna geldi. Bu olay köy ekonomisinin birden bire gelişmesine ve aranan her şeyi kolayca bulunduğu bir konuma getirdi.
    Avşa Adası, diğer adalar gibi anakara Kapıdağı'na bağlı idi. Dördüncü zamanın sonunda deniz seviyesinin yükselmesi ile anakaradan ve birbirlerinden ayrıldılar. Bu nedenle Avşa ile Marmara Adası arasındaki derinlik 35 metrede kalır. Avşa ile diğer adalar ve Kapıdağ arasındaki derinlikler 16 metreyi geçmez. Özellikle Avşa ile ekinlik adasını birleştiren kara parçası 1 metre ile 4 metre derinliği ancak bulur. Sakin havalarda bu bağlantıyı izlemek mümkündür.Adanın yapılan zemin etütlerinde granit taştan oluşmuş olduğu uzmanlar tarafından belgelenmiştir. 17 ağustos 1999 depreminden sonra adada hiçbir yıkım olmamıştır.

    İklim

    Avşa Adası Marmara'nın orta bölümünde bulunduğu için bölge iklimi gibi bazı özellikler taşır Akdeniz ikliminin birçok özelliğini yansıttığı gibi Karadeniz'in etkisi de kendini gösterir. Kış döneminde bu bölgenin güneyinde ve Akdeniz üzerinde oluşan hava akımları alanı orta ve doğu Avrupa üzerinde bulunan kuzey cephenin güney doğru kayması sonucu batıdan gelen kar ve yağmur getiren siklonların ve bunların cephesel faaliyetlerinin etkisinde kalır. Yaz dönemleri ise bu faaliyetler ortadan kalkar. Bunun yerini farklı bir sistem alır. Bu değişiş güneşin görünürdeki hareketi ile Büyük sahra üzerindeki yüksek basınç kuşağının Akdeniz üzerine yerleşmesi ve bu iklim bölgesinin Marmara'yı etkisel altına almasında ileri gelir.
    Ortalama sıcaklık ile en soğuk ay Ocak'tır. Yaz döneminde bir tarafta Basra Körfezi'nde oluşan alçak basınç, diğer taraftan Avrupa üzerindeki yüksek basıncın sonucu ada kuzey, kuzeybatı yönlü rüzgarların etkisinde kalır. İki farklı iklim bölgesi ortasında yer aldığı için ada yazın kuzeydeki soğuk cephenin dalgalanışına bağlı olarak bazen kısa süreli fırtınaların etkisinde kalır. Bu kısa süreli fırtınalar Avşa'nın güzelliğine renk katar. Köpüklü bir denizin güzelliğini seyretmek kadar güzel şey yoktur adada. En sıcak ay 24.6 ortalama sıcaklık ile Temmuz'dur. Yağmurlar en çok Aralık ayında görülür. Çok nadir olarak yağan kar Ocak Şubat aylarında düşer.

    Tarihi

    Avşa Adası,nın ilk yerli halkı hakkındaki ilk yazılı bilgiler coğrafyacı Strabon ve tarihçi Plinius'un kitaplarında bulunmaktadır. Toprak durumu bakımından hiçbir zaman zengin olamamış, bağımsız bir idareye kavuşamamış olan ada, tarih içinde, çevresinde hâkim olan kuvvetin arkasından gitmiştir. Hıristiyan din adamları için bir sürgün yeri olarak kullanılmış ve bütün Ortaçağ boyunca boş kalmıştır. Şimdiye kadar hiçbir sistematik kazı yapılmamıştır. Ancak adada, anakara Kapıdağ Yarımadası`ndan ayrılmadan önce bazı ilkel toplulukların yaşadığı, avcılıkla geçindiği, anakara ile bağlantı kesilince yeni bir yaşam biçimi geliştirdikleri, avcılığı azaltarak tarım, besicilik ve balıkçılıkla geçindikleri bazı buluntular nedeniyle anlaşılmaktadır.



    Ayvalık Adaları,


    Balıkesir'in Ayvalık ilçesine bağlı adalar topluluğu. İrili ufaklı birçok adadan oluşmaktadır. Bunlardan en büyüğü Alibey (Cunda) adasıdır. Köprü ile önce Lale adasına daha sonra dolgu ile Ayvalık'a bağlandığından artık yarımada özelliği taşımaktadır.
    Ayvalık koyu 22 küçük adayı ve adacıkları barındırır. Cunda dışında hiçbirinde yerleşim yoktur. Ara sıra balıkçılar mola verirler. Motorlarla bu adalara geziler düzenlenir. İnce kumlu, uzun plajı ile Altınova Ayvalık-Ören arasındadır. Yazlık tatil siteleri yoğundur.

    Ada ve adacıkların listesi

    Ayvalık Adaları kaynaklarda isim olarak Yund Adaları veya Cunda Adaları olarak da geçmektedir. Rumlar bu adalara Kokuluadalar manasına gelen Hekatonisa demişlerdir. Hekatonesos, Apollonnesos, Hekatonnesoi, Hekatos gibi farklı yazılışları da vardır.

    1. Akoğlu adacığı / Kedi adası (Kopano)
    2. Alibey Adası / Cunda (Nesos=Ada, Mosko, Yunda, Moshonisi, Moshinos=Kokuluada)
    3. Çıplak (Chalkis, Cimno)
    4. Çiçek (Argistra, Angistri)
    5. Gizli kayalar (Petro=Kaya)
    6. Göz
    7. Güvercin / Kızlar Manastırı (St Giorgio / Aya Yorgi)
    8. Hasır (Sefiri)
    9. İkiz kayalar (Daskali, Daskalio)
    10. İlyosta Büyük / Güneş / Fener (Ilyosta, Eleos=Güneş, Oilios)
    11. İlyosta Küçük / Yumurta (Kilyosta, Eleos Pulo)
    12. Kalemli (Kalamaki)
    13. Kara / Balkan / Kutu (Kudho)
    14. Kara ada / Kamış adası / Akvaryum (Kalamo, Kalamos)
    15. Karaada Küçük
    16. Karaada Büyük / Balık adası / Tavşan (Psariano=Balık)
    17. Kayabaşı
    18. Kılavuz / Mosko / Pınar / Klavuz (Mosko Pulo)
    19. Kız (Ulya)
    20. Kumru
    21. Lale / Dolap / Soğan (Kromido)
    22. Maden Büyük / Maden (Pirgo, Pordoselene, Pirgos=kale)
    23. Maden Küçük
    24. Melina
    25. Mırmırcalar
    26. Pirgos kayalıkları
    27. Poyraz ada / İncirli / Yellice (Leyah)
    28. Sazlı ada / Oker
    29. Taş (Klavo)
    30. Taşlı
    31. Tavuk (St Yoannis)
    32. Tüzüner
    33. Yalnız
    34. Yelken
    35. Yuvarlak adacığı (Kalamo Pulo)

    Ekinlik adası,


    Marmara Denizi'nde Avşa ve Marmara adalarının doğusunda kalan bir adadır.
    Yüzölçümü olarak fazla büyük olmasada yaz aylarında sakin olduğu için kimi turistlerin ilgisini çekmiştir. Ada görünüş itibari ile kaşık şeklini andırdığından kaşık Adası da denmektedir. Adaya yaz aylarında haftada iki kere, kış aylarında da haftada iki kere sefer düzenlenmektedir. Ada Balıkesir iline bağlıdır. Adanın yerel halkı balıkçılıkla geçinir. Yerleşim olarak adada 300den fazla hane bulunmaktadır.

    Koyun Adası

    Marmara denizi'nde Paşalimanı Adası ile Avşa Adası arasında kalan ada. Yüzölçümü 1.7 km². Adanın güney ucundaki 20 yazlık yapı dışında üzerinde yerleşme yoktur. Ada Balıkesir iline bağlıdır.
    Koyun Ada'sında halihazırda su ve elektirik tesisatı bulunmamaktadır. Adadaki 20 yerleşke yazlıktır ve elektirik ihtiyaçlarını kendi direysel jeneretörleri ile sağlamaktadırlar. Kullanım suyu ihtiyacı ise yarı tuzlu yarı tatlı kuyulardan sağlanmaktadır. İçme suyu ise yakında bulunan adalardan taşıma yolu ile temin edilmektedir.

    Marmara Adası

    Balıkesir'e bağlı ve Marmara denizinin en büyük yüzölçümüne sahip adası olan Marmara Adası, Marmara ilçesinin merkezi ve bölgeninde en önemli turizm merkezlerinden biridir. Erdek’ten 17, İstanbul’dan 72 deniz mil uzaklıktaki adaya İstanbul’dan gemi ve deniz otobüsü, Erdek ve Tekirdağ’dan motorla ulaşım sağlanabilmektedir. Adını eski çağlardan beri işletilen mermer ocaklarından almıştır. Ada, Roma ve Bizans dönemlerinde deniz üssü olarak kullanılmıştır. Misafirperver ve iyi niyetli yerli bir halka sahip olan ada özellikle yazları sakinlik arayan yerli turistlerin sık geldiği bir bölgedir. Marmara kasabasındaki balıkçı barınağı ve çevre köylerdeki ufak limanlar denizden tekne ile gidecek ziyaretçilere de uygun mekanlar oluşturur.



    Paşalimanı Adası,

    Marmara takımadalarında Marmara adasının güneyinde, Avşa adasının doğusunda bir adadır. Adada, Paşalimanı, Poyrazlı, Harmanlı, Balıklı ve Tuzla isimli beş köy bulunmaktadır. Balıkesir iline ve Erdek ilçesine bağlıdır.

    Tarihçe

    Prokennoslar, M.Ö. 493 yılında Perslere karşı ayaklanan İON siteleriyle birlikte oldukları için şehirleri Fenikeliler tarafından tamamen yakılınca Sisam ve Miletostan gelerek Marmara Adasına geçmişler, oraya 'Yeni Prokennos' adını vermişlerdir. Daha sonra 'harman yeri' anlamına gelen 'Haloni' adı verilmiştir. Kizikoslu Diegonos bu adadan Halone diye bahseder. Bizans zamanında adanın ismi Aulonia'ya çevrilmiştir. Tarihçi La Mottraye 18.yy başında adaya 'Alonya' dendiğini yazmaktadır. Son zamanlarda modern Yunancaya göre adaya hem 'Aloni' ya da 'Alonisos' hem de Paşalimanı denmiş ve bugün bu adla anılmaktadır.
    Ada, 14.yy'da Osmanlı Egemenliğine geçmiş. I. Dünya Harbinden sonra kısa bir süre Yunan işgali haricinde tamamen Türklerin yönetiminde kalmıştır. 1949 yılına kadar Marmara Kazasına bağlı bir kaza merkeziyken sonradan Erdek ilçesine'e bağlanmıştır.
    Lala Mustafa Paşanın Kıbrıs seferinden dönüşünde, çok sert bir havaya tutulması ve bu adanın kuytusuna yaklaşarak sığınması ve orada kalması üzerine, Paşa'nın Limanı anlamında Paşalimanı adını almıştır. Lala Mustafa Paşa bu ziyareti ile adada yaralı askerlerini tedavi ettirmiş, şehit askerlerini defnetmiş, şarap fabrikası, cami ve çeşme gibi halkın kullanımına açık meskenler inşaa ettirmiştir. Caminin çatısını gemisinin direği ile desteklemiştir. 1935'teki depremde cami tamamen yıkılmış yerine şimdiki cami yapılmıştır. Caminin yanındaki mezar taşlarında çok eski mezarlar mevcuttur. Bunların en eskileri 'Sahib-i hayat ve hasenat Paşalimanı Zabiti Elhoş Halil Ağa 1200' ve 'Merhum Tiryaki Mehmet Paşa 1174' kitabelerini taşayan taşlardır. Bu eserler halâ ayakta durmaya çalışmaktadır.

    Turizm

    Paşalimanı Adası'nda beş köy bulunmaktadır. Bunlardan Harmanlı (Halonia(rum=Harman yeri)) ve idari merkez olan Paşalimanı batı tarafında, kuzeyinde Poyrazlı (Voria(rum=poryrazlı)) doğusunda Tuzla (Huhla(rum=Salyangoz)) ve son olarak güneyinde Balıklı (Skupia(rum=sığınak)) köyleri bulunmaktadır. Toprak ve havasının uygunluğu nedeniyle bağcılığa son derece uygun olan adada özellikle şaraplık olarak "ada karası" üzümü yetiştirilmekte ve Avşa Adası ile birlikte burada yetiştirilen üzümler şarap yapımında kullanılmaktadır.
    Başta zeytin, üzüm, elma, kara dut, incir, erik olmak üzere her türlü meyve ve sebzenin yetiştiği, havası ve doğal güzellikleri, Bizans ve Osmanlı İmparatorlukları zamanında saraydaki ruh ve sinir hastalarının tedavisinde büyük rol oynamıştır.
     
  4. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Bursa iline bağlı adalar​



    İmralı adası,

    Marmara Denizi'nde yerleşim birimi bulunmayan, yüzölçümü bakımından Marmara Adası'ndan sonra ikinci büyük adadır. İmralı Adası eskiden Deniz Kuvvetleri idaresindeydi. Şimdi ise İmralı Cezaevi bulunmaktadır. Demokrat Parti dönemi başbakanı Adnan Menderes, dışişleri bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve maliye bakanı Hasan Polatkan burada idam edildiler. Adadaki mahkumların çalıştığı tarımsal işletmelerin ürünleri İstanbul ve diğer şehirlerde satılmaktaydı. Ömür boyu hapis cezasına çarptırılan PKK lideri Abdullah Öcalan, İmralı Cezaevi'ndedir. Öcalan'ın adaya naklinden önce diğer mahkumlar Sabun ve konserve fabrikası gibi fabrikalarda çalışıyorlardı ve belli bir ücret alıyorlardı. Öcalan'ın gelmesiyle adadaki diğer mahkumlar boşaltılmıştır.
    Adanın Osmanlı dönemindeki adı Emirali' olup, Mudanya kazasına bağlı bir nahiyeydi. 1913 yılında adada 250 hane, bir okul, üç manastır vardı ve tamamı Rumlardan oluşan 1.200 kişi yaşıyordu. Adanın Rumca adı Kalolimnos'tur. Adanın başlıca uğraşları soğan tarımı ve balıkçılıktı. Yetiştirilen soğanlar İstanbul'a satılıyordu. Sebze yetiştirilmediği için adalıların başlıca gıdasını balık oluşturuyordu. [1] Lozan Antlaşmasından sonra Nüfus Mübadelesi ile adanın nüfusu tamamen boşaldı. Cumhuriyet döneminde adada cezaevi kuruldu.
     
  5. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Çanakkale iline bağlı adalar


    Bozcaada

    (Yunanca: ???????, Tenedos), Türkiye'nin 3. büyük adası, bu ada üzerinde yer alan, Çanakkale iline bağlı ilçe.
    Adanın (ve ilçenin) yüzölçümü 40 km², anakaraya uzaklığı 6 km'dir. Resmi nüfusu 2.543 olup, kışları 1.000 civarına düşer, yazları ise 5.000'e çıkar.


    İktisat

    Şarap üretimi, balıkçılık ve özellikle 1990'lardan itibaren turizm başlıca iktisadi etkinliklerdir.
    Bozcaada, şaraplık üzümleri ve şaraplarıyla ünlüdür. Adanın büyük kısmı bağlarla kaplıdır. Az miktarda tahıl, baklagiller ve meyve yetiştirilir.
    Haziran 2000'de Batı Burnu civarında 10.2 MW gücünde 17 türbinden oluşan bir rüzgâr enerjisi santrali kurulmuştur. Kurulduğu tarih itibariyle adanın enerji ihtiyacının yaklaşık 30 kat fazlasını karşıladığından, karaya elektrik iletmektedir. Turizme zarar vermemek amacıyla santralin ürettiği elektrik yeraltı kablolarıyla aktarılmaktadır.
    Adada yetişen gelincik çiçeklerinden az miktarda üretilen şerbet ve reçeller daha çok turistlere satılır.

    Turizm

    Ayazma plajı, ince kumu ve uzunluğu nedeniyle önemlidir. Bunun dışında da çeşitli kumsallar vardır. 26-27 Temmuz tarihlerinde geleneksel bağbozumu şenlikleri yapılır. Bozcaada Kalesi ve kasabasının eski evleri de turistik açıdan ilgi çekicidir.
    Ada kıyıları balıklar için doğal bir sığınak ve üreme bölgesidir. Bu yüzden ada etrafında trolle avlanma yapılamaz. Amatör balıkçılar tarafından büyük rağbet görmektedir.
    Adada konaklamak için en ucuz ve yaygın imkân pansiyonlardır. Gerek Türk gerekse Rum mahallelerindeki tarihi evler adalı aileler tarafından turistlere kiralanır. Küçük oteller de vardır.

    Tarih

    Adanın tarihine Çanakkale Boğazı'nın girişindeki önemli stratejik konumu damgasını vurdu.
    Tenedos adı, Yunan mitolojisine göre Troya savaşları sırasında adayı yöneten ve Achilles tarafından öldürülen Tenes adlı kahramandan gelir.
    Tenedos, Heredot'un yazılarında sık sık geçmektedir. Antik çağ'da Midilli adasında oturan Aiolya halkının bir kısmının buraya yerleştiği tahmin edilmektedir.
    Ada, İyonya ayaklanmasından sonra önce Perslerin sonra Romalıların egemenliğine girdi. Roma İmparatorluğunun parçalanmasından sonra Bizans İmparatorluğu sınırları içinde kaldı.
    Türklerin adayla ilk bağlantısı, Aydınoğlu Umur Bey'in İzmir'i fethettikten sonra 1328'de 8 gemilik bir filosuyla Bizans yönetimindeki Bozcaada'ya gelerek yağmalaması olmuştur.
    Bu dönemde Venedik ve Cenevizliler, ticari faaliyetlerine yararlı olacağı düşüncesiyle adayı ele geçirmek için bir rekabet içine girdiler. 1377'de Bizans İmparatoru, askeri yardım karşılığında adayı Venedik'e verdi. Ceneviz'in buna tepki göstermesi üzerine Venedik ile aralarında çatışma başladı. İki devlet 1381'de Torino'da bir antlaşma yaparak adayı boşaltmaya ve tarafsız bölge olmasına karar verdiler. Venedikliler bu antlaşma uyarınca ada halkını tümüyle boşalttılar ve Girit'teki Kandiye kentine taşıdılar.
    Ada uzun süre boş kaldı. İspanyol seyyah Clavijo, 1403'te Bozcaada'ya geldiğinde üzüm bağları, meyve ağaçları, tavşanlar ve büyük bir kalenin yıkıntılarıyla karşılaştı, ancak yerleşik kimse bulamadı.

    Fatih Sultan Mehmet döneminde ada Osmanlı donanmasının ikmal üssü olarak kullanıldı. Bunun üzerine Venedikliler adaya tekrar asker çıkardılar. 1464'te Mahmut Paşa, adayı resmen Osmanlı topraklarına kattı
    Venedikliler ilk denemelerinden yaklaşık iki yüzyıl sonra 1656'da adayı bir kez daha ele geçirebildiler, ancak hemen ertesi yıl Osmanılar'ca geri alındı.
    Venediklilerin bölgedeki etkinliği uzun zaman sürdü. 1697'de yapılan Bozcaada Savaşı'nda Osmanlı donanmasını yöneten Mezemorta Hüseyin Paşa, Molino yönetimindeki Venedik donanmasına karşı zafer kazandı.
    Ada 1807'de Rusya tarafından işgal edildi, yakıldı ve kalesi tümüyle yıkılıdı. 1842'de II. Mahmut kaleyi yeniden yaptırdı. 1866'da Osmanlıların Cezayir-i Bahr-i Sefid vilayetine bağlı Limni sancağına bağlandı.
    Bozcaada Çanakkale Savaşı'nda ada İngiliz ve Fransız kuvvetleri tarafından işgal edildi ve lojistik destek için kullanıldı. Bu dönemde müttefik kuvvetler Ayazma Tepesi'nde, Habbele Ovası'nda ve Habbele Tepesi'nde savaş uçakları için üç pist yaptı. Savaş sırasında müttefik askerleri, Bozcaada'da tedavi oldu ve dinlendi.
    Bozcaada 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti'ne bırakıldı. Türkler, adayı aynı yılın 23 Eylül günü teslim aldılar.
    Bozcaada belediyesi de adanın Türkiye'ye geçmesinin hemen ardından yine 1923'te kuruldu.

    Nüfus ölçümü

    Bozcaada'da yerleşim 14.yy'ın son yıllarında adanın tümüyle boşaltılmasıyla kesintiye uğramıştır. 15.yy'ın ortalarında ada Osmanlı yönetimine girdiğinde boş olduğu yönünde belgeler vardır.
    20. yüzyıl başında nüfusun yarısından biraz fazlasını Rumlar oluştururken, bugün adada sadece 30 kadar Rum kalmıştır. Bu nüfus azalmasının nedeni olarak Rum azınlığın bir "yıldırma" siyasetiyle kaçırıldığını öne sürenler vardır. Azınlığı yıldıran unsurlar arasında 6-7 Eylül Olayları, Kıbrıs Sorunu, toprakların düşük bedelle kamulaştırılması, Lozan Antlaşması'nda azınlıkların haklarının korunmasına ilişkin maddelere Türk hükümetlerinin uymaması, daha büyük bir Rum toplumu barındıran komşu Gökçeada'daki Rumların göç etmesi sayılmaktadır.
    Özellikle, Lozan Antlaşması'nın 14. maddesi uyarınca, adadaki güvenlik güçlerinin yerel halktan müteşekkil olması kuralına Türkiye'nin uymadığı iddia edilmektedir.
    Bu iddialara karşılık, Rumlar (belki kısmen) iktisadi nedenlerle göç etmiş olabilirler. Adadan ayrılan Rumlar Türkiye dışına göç etmiştir. Bu göç 1970'ten sonra hızlanmıştır.
    Adada faal durumda üç cami ve bir kilise bulunmaktadır. Ayrıca Türkiye'nin köyü olmayan tek ilçesidir.

    Muhtelif

    Bozcaada, Türkiye'nin köyü olmayan tek taşra (il merkezi dışı) ilçesidir.
    Adanın batı burnunda bulunan Polente deniz feneri ve rüzgar gülleri, enerji santralinin işletmeci kuruluşu tarafından 2007 yazında ziyarete kapatılmıştır. Sebep olarak ise rüzgar güllerine sprey boyayla yazı yazılması gösterilmiştir.


    Gökçeada


    (İmroz; Yunanca: ?µß??? – Imvros), Çanakkale'nin bir ilçesi ve Türkiye'nin en büyük adasıdır. Ege Denizi'nin kuzeyinde, Saros Körfezi girişinde yer almaktadır. 95 km. kıyı şeridine sahiptir. Adanın batısında yer alan Avlaka Burnu Türkiye'nin de en batı noktasını oluşturmaktadır.


    Yerleşim birimleri


    Merkez / Çınarlı


    Eski adı;Panaghia Balomeni. Adanın merkezidir, yapımı tamamlanmamış bir havaalanı mevcuttur. Resiler için bakınız:

    * Çınarlı kasabası, 1967
    * Adaya muhtemel bir Yunan saldırısına karşı silahlandırılmış, "İmroz İlköğretmen Okulu" öğrencileri,03.12.1967

    Dereköy


    Eski adı;Shinudy. Adanın iç batı kesimindedir.Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye'nin en büyük köyü olarak kabul edilmektedir. 1970'li yıllara kadar Gökçeadanın en büyük köyü olma niteliğini korumuştur. Yoğun göç vermesi nedeniyle şu anda terkedilmiş durumdadır. Ancak Meryem Ana bayramında (15 Ağustos) köy hareketlenir.

    Kaleköy

    Eski adı;Kastro. Adanın kuzeydoğusundadır. Kaleköy iskelesi, 1.Dünya savaşı sırasında Fransız Donanma Kumandanlığı tarafından düzenlenmiş, 1970li yıllarda Kuzulimanı'na yeni iskele yapılıncaya kadar tüm adanın ulaşımını sağlamıştır.Ancak küçük tonajlı gemilerin ve yatların yanaşması için uygundur. Bu yıllara kadar adanın ulaşımı, Ayvalık ve Gemlik adlı yolcu gemileri ile sağlanmıştır. Haftada iki kez (Çarşamba ve Cumartesi) saat 23:00 civarında adaya ulaşan bu gemiler iskeleye yanaşamadıkları için yaklaşık 1 mil açıkta demirlemek zorunda kalırlardı. Gemiler ile iskele arasında ulaşım balıkçı/süngerci tekleleri ile sağlanırdı. Kaleköy iskelesinin henen sağ tarafında yer alan tepenin üzerinde köye eski ismini veren kale yer almaktadır.

    Zeytinli köyü

    Eski adı;Haghioi Theodoroi. Adanın kuzey iç kesimlerinde, Merkez ilçeye çok yakın eski bir Rum köyüdür. Halen küçük bir Rum kökenli nüfus yaşamaktadır.

    Tepeköy

    Eski adı;Agridia. Adanın kuzeyinde bir Rum köyüdür. Tek tük Rum yerleşkesi devam etmektedir.

    Bademli köyü

    Eski adı;Gliky. Adanın kuzeydoğusunda, merkez ilçe ile Kaleköy arasında yer alır.

    Yeni Bademli köyü

    Yeni kurulan köylerdendir, adanın kuzeydoğusundadır, motel ve pansiyon bölgesidir.
    ===Eşelek / Yeni kurulan köylerdendir, adanın güneydoğusundadır, adanın tarım bölgesidir, sebze meyve üretilir.

    Şahinkaya köyü

    Yeni kurulan köylerdendir, Dereköy civarındadır, adanın iç batı kesimindedir.

    Şirinköy

    Yeni kurulan köylerdendir, adanın güneybatısındadır.

    Uğurlu köyü


    nın batısındadır.guzel bır koydur adanın en muhtesem mevkıısındedır.doga bakımında iyi değildir kuraktır ama sahili güzeldir. Aynı zamanda Türkiye'nin en batıdaki köyü olma unvanına sahiptir(en batı nokta olan Avlaka Burnu'na da çok yakındır).

    Yenimahalle

    Eski adı;Evlampio. Merkez ilçe ile Kuzulimanı arasındaki yol üzerindedir.

    Gökçeadanın önemli yerleri

    Aydıncık / Kefaloz mevkii ve plajı (Kefalos): Adanın güneydoğusunda uzunca bir plajdır, tesisleri mevcuttur, yelken sörfü için idealdir.
    Kefaloz burnu (Kefalos): Adanın güneydoğusundadır.
    Kapıkaya mevkii (Stenos): Adanın güneyindedir, tesisi olmayan bir plajı vardır.
    Kaşkaval burnu / Peynir kayalıkları (Kaskaval): Adanın kuzeydoğusundadır, scuba için idealdir.
    Kaynarburun (Grarton / Grafton): Ada'nın doğusunda, Kuzulimanı'nın güneyinde burun
    Kokina mevkii (Kokina)
    Kömür burnu: İnceburun'un kuzeyinde burun.
    Kuzulimanı (Haghios Kyrikas): Adanın doğusundadır, Eceabat-Kabatepe'den ve Çanakkale-Merkez'den feribot seferleri yapılır.
    Mavikoy / Lacivertkoy: Türkiye'nin ilk ve tek su altı milli parkının bulunduğu yörededir, adanın kuzeydoğusundadır, scuba için idealdir.
    Lazkoyu: Adanın güneyindedir, tesissiz taşlık bir plajı vardır.
    Marmaros mevkii: Adanın kuzeybatısındadır, şelalesi ile ünlüdür.
    Cugura mevkii (Zagura): Adanın iç orta kesimlerindedir.
    Gizli Liman: Adanın batısındadır, gümrük kurulması durumunda Limni adası ile karşılıklı feribot seferleri başlatılabilecektir, ayrıca taşlık ama tesisi olmayan uzuncana bir plajı vardır.
    İnceburun / İncir burnu (Avlaka): Türkiye'nin en batı noktasıdır.

    Pınarbaşı mevkii (Spilya)


    Yelkenkaya mevkii: Türkiye'nin ilk ve tek su altı milli parkının bulunduğu yörededir, adanın kuzeydoğusundadır, scuba için idealdir.
    Yıldızkoy: Türkiye'nin ilk ve tek su altı milli parkının bulunduğu yörededir, adanın kuzeydoğusundadır, scuba için idealdir.
     
  6. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Giresun iline bağlı adalar


    Giresun Adası, Karadeniz'de bulunan iki adadan biridir. Giresun Adası kıyıdan bir mil açıkta olup, 40.000 metrekare alana sahiptir. Adada özellikle Akdeniz defnesi ve Yalancı Akasya başta olmak üzere 71 tür doğal otsu ve odunsu bitki türü bulunmuktadır. Sonradan 10 adet ağaç türü daha ilave edilmiştir. Karadenizde Karabatak ve martıların doğal olarak ürediği Ada aynı zamanda göçmen kuşların uğrak ve dinlenme yeridir. Hakkında birçok efsaneler anlatılan, Amozanların ve birçok kavmin yaşadığı Ada'da mitolojik çağlara ait birçok kalıntıların bulunmaktadır. İkinci derece sit alanıdır. Yaz mevsiminde yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olan Ada günübirlik olarak ziyaret edilerek piknik yapılmaktadır.



    Giresun Adası


    Giresun Adası ile ilgili olarak birtakım efsaneler anlatılmaktadır. Tarihi kaynaklar Amazon kraliçelerinin savaş tanrısı Ares adına tapınak yaptırdıklarını ve Sinop Piskoposu Agias Phokas'ın manastırı olduğundan söz etmektedir. Adada Alexius II zamanında yapılan sur kalıntıları, kuleler, manastır (iç kale), tarihi pişmiş toprak fıçılar ve bazı yapı temelleri bulunuyor. Sit alanı olan ada koruma altında. Adaya yazın Giresun limanından tekne turları düzenleniyor. Cenevizliler ve Venedikliler tarafından gemi sığınağı olarak uzun süre kullanılan adanın şu anki sahipleri yabani göçmen kuşlar, karabataklar ve martılar. Adada bulunan Hamza Taşı ana tanrıça Kybele'yi temsil eden, sacayak gibi 3 ayak üzerine oturmuş bir taş. Ocak (aile) kültürünü temsil ediyor. Kutsal taş 4 bin yıllık geçmişi ile dini inançlar gereği yaşlılar için umut veren ve mistik güç kaynağı olan dilek taşı. Her yıl 20 Mayıs'ta Uluslararası Aksu Festivali'nde düzenlenen ve soyun sürdürülmesi inancıyla yapılan sacayaktan geçme geleneği, adanın etrafının dolaşılmasıyla tamamlanıyor. Ada turu Hamza Taşı'ndan başlayıp yine orada son buluyor.



    Adanın Mitolojideki Yeri

    Ada dünya mitolojisinde ve tarihinde Aretias, Areionesos (İlk çağ adı), Nesos, Area, Areos, Chalceritis (Romalıların verdiği ad) adları ile karşımıza çıkmaktadır. Kıyıdan bir mil açıkta bulunan ada 40. 000 metre karelik yüzölçümüne sahiptir. Bir söylenceye göre ada kentin güney doğusunda yer alan ve görünümü bir kartal gagasını andıran Gedikkaya'dan kopan bir parçanın denize yerleşmesiyle oluşmuştur. Adada tarihle doğa iç içedir. Kalıntılardan çepe çevre surlarla çevrili olduğu anlaşılmaktadır. Surların yapımındaki inşaat işçiliği Giresun Kalesiyle aynı tekniktedir. Pontuslular dönemine ait olduğu kuvvetle ihtimaldir. Tarihi kalıntılarından iki büyük şarap fıçısı, bir mabet harabesi, tapınak yeri, ayakta kalan surlar ve gözetleme kulesi en göze çarpanlardandır. Doğu ucundaki "Hamza Taşı" antik çağlardan kalma bir dikittir. Çağlar boyunca yöre insanları için mistik güç kaynağı olmuştur. Romalı bilgin Pilinius "Ilistariaum Mundi" adlı eserinde, adada savaş tanrısı Mars'a sunulmuş bir açık hava mabedinden söz eder ve şunları yazar " …. . ve Pharnace'nin karşısında Chalceritis, Yunanlıların Mars'a vakfedilmiş olan Arias'ı bulunur. Burada kuşların kanatlarını vurarak yabancılarla mücadele ettiği söylenir."
    Ada mitolojide geçen Altın Post peşindeki Argonautlar ile ilgili önemli bir olaya sahne olmuştur. Thabai Kralı Athamanas'ın, Nefele adlı karısından iki erkek çocuğu olur. Sonraki yıllarda ikinci kez evlenen kral çocuklarını kurban ederse ülkesinin kıtlıktan kurtulacağına inandırılır. Bunu öğrenen anneleri Nefele çocuklarını bulut ve buğuya sararak uçan altın bir posta bindirir ve onları Karadeniz'e doğru gönderir. Çocuklardan biri Çanakkale boğazında fırtınaya tutularak ölür, diğeri yoluna devam eder ve mitolojik kişilerce Çanakkale boğazı ile Kafkasya arasında bir yere saklanır. Herakles döneminde aralarında Güç Tanrısı Herkülün de Bulunduğu bir grup yiğit altın postu ele geçirmek amacıyla Karadeniz'e açılırlar. Bir sürü serüven yaşadıktan sonra Aretias adasına gelirler. Altın postun burada saklı olduğuna inanmaktadırlar. Ancak adada onları ejderha yapılı kuşlar karşılar. Herkül'ün daha önce Stymphales Gölü çevresinden kovduğu kuşlar buraya yerleşmişlerdir. Kuşlar tüylerini ok gibi fırlatarak saldırıya geçerler. Argonautlar kalkanlarıyla kendilerini korumaya çalışsa larda bir arkadaşlarını yitirmekten kurtulamazlar. Sonunda kuşları öldürür ve altın postu aramaya koyulurlar. Bulamayıncada adayı lanetleyerek ayrılırlar. 1984 yılında kaptan Tim Severin yönetimindeki araştırma ekibi bu efsanevi yolculuğu tekrar canlandırmak için Argo gemisinin aynısını hiç çivi kullanmadan yaptırır ve kürek çekerek Giresun Adasına gelirler. National Geographic dergisininde bulunduğu bu seyahati BBC Televizyonu 12 kişilik bir ekiple belgeselleştirir ve tüm dünyaya bu ada tanıtılır. Romalı bilgin Pilinius'un "Histarium Mundi" adlı eserinde ve ünlü Mitos yazarı Apollonius'un (İ. Ö. 295-195 ) "Argonautiga" alı eserinde konu dahada detaylı işlenmektedir. Başka bir efsane Kral Mitridates'in kızına ilişkindir. Kralın genç ve güzel kızıyla pek çok soylu kişi evlenmek istemektedir. Kız ise hiçbirini istemez, çünkü kalenin eteklerinde koyunlarını otlatan bir çobanı sevmektedir. Kral buna kızar, kızını adadaki manastıra kapatır. Çobanı yakalatarak manastırın önündeki kiraz ağacına astırır. Kızda ertesi gün kendini manastırın kulesine asar. Üçüncü bir öykü şöyledir. İsrail Oğulları Yusuf'un altından bir heykelini yapar. Mısır'dan göç edip Filistin'e vardıklarında Musa Peygamberden heykeli getirmesini isterler. Musa mucizeyle heykeli Filistin'e getirir. Burada Fenikeliler heykeli alıp Kıbrıs'a götürürler. Yunanlılar heykeli Kıbrıs'tan alarak Olimpos Dağına yerleştirirler. Pers İmparatoru Dara (Dareios) Anadolu ve Yunanistan'ı ele geçirince altın heykeli Mısır'a geri verir. Bundan sonra heykel tekrar Fenikelilerin eline geçer. Bu kez getirip Aretias Adasına yerleştirirler. Altın heykeli almak için Yunanlıların Giresun Adasına kırk kez saldırdıkları söylenir. Geçmiş alt kültürlerden izler taşıyan ada, eşine ender rastlanır bir doğa harikasıdır. Mevcut kalıntılar;insanoğlunun doğaya egemen olma isteğini vurgular. İnsan bir anda kendisini tarihin mitolojinin derinliklerinde bulur. Geçmiş uygarlıkların inançlarını ve törelerini yaşar gibi olur.
     
  7. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Isparta iline bağlı adalar

    Mada Adası


    (Kazak Adası da denir), 8.220 hektar alanıyla Beyşehir Gölü'nün en büyük adasıdır. Ada üzerinde yerleşim birimi olarak Gedikli köyüne bağlı Kumluca mahallesi bulunur.Ada coğrafi olarak Isparta il sınırları içerisinde olup ilin tek adasıdır. Beyşehir Gölü içinde yer alan 32 adadan en büyüğü ve içinde insan yaşayan tek adadır. Adaya 1865 yılında 40 hane kadar Rus kazak aile yerleştirilmiştir.Rus göçmeni olan bu Don kazakları adanın yakınındaki küçük adaya kendi kiliselerini inşa etmişler ve inaçlarını rahatça yaşamışlardır.Bu nedenle mada adası kazak adası adıyla da anılır.Yenişarbademli ileri gelenlerinden Kızıloğlu Mehmet efendi adadaki kazaklarla dostluk ilişkileri içinde olunduğunu nakletmişlerdi.Kızıloğlu Mehmet efendi 1877 -1878 Osmanlı Rus savaşında Plevne cephesinde savaşmış ve bir süre rusların elinde esir kalmış daha sonra köyü Yenişarbademliye dönmüştür.O yıllarda ada sosyal ve ekonomik yönden Yenişarbademli ile yakınlık içinde idi.Tahıl ve değirmen ihtiyaçlarını yenişarbademliden karşılamaktaydılar.Yenişar halkının Kazak göçmenlerle iyi ilişkileri bu bakımdan tutarlı bir bilgidir ve bu bilgi torunlarından biri olan tarih öğretmeni Raif Ulusoy tarafından verilmiştir.1940 yılına kadar adada yaşayan Don kazakları bu tarihte Akşehir taraflarına göç ederek adayı terk etmişlerdir. Şu anda adanın sakini olarak yörükler yaşamaktadır.dar bir alanda yapılan tarım, kısıtlı hayvancılık ve ulaşım sorunu ada halkının başlıca zorluklarıdır.
     
  8. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    İstanbul iline bağlı adalar


    Balıkçı Adası,

    İstanbul adalarından Büyükada'nın güneyinde, adadan yarım mil uzaklıkta yer alır. Adanın üzerinde hem yüzölçümü, hem de çoraklığı sebebiyle ikamet yoktur.
    Antik adı Neandros, ayrıca bir diğer adı da Tavşan Adası olan Balıkçı Adası'nın bu ismi "hak ettiği" ve balıkçılar tarafından yakıştırıldığı sanılıyor. Olta atmak için denize açılan balıkçılar, mevsimine göre Moda, Haydarpaşa, Boğaz ya da "kanal"da avlayabilecek balığı bulamazsa, son bakacağı yer, son umudu Balıkçı Adası'dır.



    Burgaz Adası,


    Yunanca adı ???????? (Antigoni); İstanbul (Prens) Adaları'nın büyüklük olarak üçüncüsü. Yuvarlak biçimdedir ve genişliği yaklaşık 2 kilometredir. Ada üzerindeki tek tepe Bayrak Tepe'dir. Ada (bir kısmı 2003'te yanmış olan) bir kızılçam ormanıyla kaplıdır.
    Büyük İskender'in generali, Demetrios'un babası olan Antigone buraya büyük bir kale yaptırmıştır. Ada önce onun adıyla anılmış, sonra Yunanca kale/burç anlamına gelen Burgaz (Pyrgos) adını almıştır. Ortodoks kilisesinin en saygın patriklerinden Metodios'un ikonakırıcılar tarafından adadaki bir mahzende yedi yıl hapsedildiği söylenmektedir. Bugün bu mahzenin üzerinde Ayios İoannis Kilisesi bulunmaktadır. Evliya Çelebi'nin 17.yy'da yazdığnıa göre, ada halkı Rumlardan oluşmaktadır.
    En az 1 kilometre genişliğindeki boğaz Heybeliada'yı Burgaz (Antigoni) Adası'ndan ayırır. Antikçağ yazarları bu adaya Erebinthus, Bizanslı yazarlar ise Therebintos ya da Panormos adını vermişlerdir.
    Çağdaş Türk edebiyatının önemli yazarlarından hikayeci Sait Faik Abasıyanık, hayatının bir bölümünü burada geçirmiştir. Burgaz Adası ve diğer İstanbul Adaları, hikayelerinde önemli yer tutmuştur. Abasıyanık'ın Burgaz'daki evi, Sait Faik Müzesi adıyla müze haline getirilmiştir.
    Burgaz Adası; ağaçlarla kaplı olan Heybeliada ve Kaşık Adası'na baktığı için manzara açısından avantajlıdır. Ada; çam ormanları, sahilleri ve zarif ahşap köşkleriyle de İstanbul'un sevilen bir köşesidir. Güzel ahşap köşklerın en çok saklandığı yerler sahil ve tepenin Kaşıkadası ile Heybeliada'ya bakan eteğindeki sokaklardır. Adanın eski plajına, iskelede vapurdan inildikten sonra sola dönülüp sahil takip edilerek ulaşılır. Bura doğu yönünde ucunda fener bulunan bir bir burun vardır. Günbatımıyla manzarasıyla meşhur olan Kalpazankaya mevkii adanın batı yönündedir. Türkiye'deki ilk kalp paranın burada basıldığı söylenmektedir. 176 m yükseklikteki Bayrak Tepe, adanın güney kıyısından yükselen dik bir yamacın üstündedir. "Hristos Manastırı" bu tepede bulunmaktadır.
    1928'de kurulan Burgaz Adası Sanatoryumu, Türkiye'nin en eski sanatoryumlarından biridir.
    İstanbul'daki Rumların nüfusunun azalmasıyla birlikte, adadaki Rumların sayısı da azalmıştır. Buna karşılık, adada İstanbullu Yahudilerin sayısında artmıştır.



    Burgaz Adası

    Burgaz'da 6 Ekim 2003 büyük bir orman yangını çıkmıştır. Şiddetli lodosla nedeniyle bu yangında önemli miktarda ağaç yanmıştır. Adalıların ve itfaiyenin havadan ve karadan yaptıkları söndürme çalışmaları sonucu, yangın ertesi gün söndürülmüştür. Yangından sadece on gün sonra 450 dönüm arazi üzerinde başlatılan orman yeşertme çalışmalarına İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü, Adalar Belediyesi, sivil toplum örgütleri ve ada halkı katılmıştır. Çalışmalardan büyük ölçüde olumlu sonuç alınmıştır.




    Büyükada,

    yabancılar tarafından Prens Adaları olarak da bilinen İstanbul açıklarındaki adaların en büyüğüdür. Eski adı Prinkipo'dur.Zaten "Prinkipo" da Rumca'da "büyük" anlamına gelmektedir.


    Coğrafya

    Yüzölçümü 5,4 kilometrekaredir. Kış nüfusu 2000 yılı verilerine göre 7.320 kişidir. Evlerin çoğunun yazlık mahiyetinde olması sebebiyle yaz nüfusu kış nüfusundan çok daha fazladır. Maltepe sahiline uzaklığı 2.300 metredir. Büyükada'da biri güney, diğeri kuzeyde olmak üzere iki tepe bulunur. Güneydeki tepe, 203 metre yükseklikteki Yücetepe'dir. Kuzeydeki tepe ise 164 metre yükseklikteki İsa Tepesi'dir.

    Tarihçe

    1930 yılında Karacabey mevkiindeki Rum Ortodoks mezarlığı yakınında bulunan ve Büyük İskender'in babası Makedonya kralı II. Filip'e ait altın sikkeleri ihtiva eden Büyükada Definesi, adanın tarihine ilişkin en eski bulgudur. Hepsi 207 altın sikkeden ibaret olan define şu anda İstanbul Arkeoloji Müzesi'ndedir. Diğer Prens Adaları gibi Büyükada da Bizans döneminde sürgün yeri olarak kullanılmıştır. Adalar, Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul'un fethi'nden bir ay önce zaptedilmiştir.

    Tarihi yapılar


    Adanın en yüksek tepesinde Aya Yorgi Kilisesi ve Aya Yorgi Manastırı bulunmaktadır. Buradaki ilk yapı, M.S. 6. yüzyıl'da inşa edilmiştir. Bu mevkide, bir çok kilise ve manastırın kalıntıları da vardır. Bunlardan bazıları günümüze kadar ulaşmış, bazıları yıkıntı olarak kalmıştır.
    İsa Tepesi'nde ise Hristos kilise ve manastırı ile Rum Yetimhanesi bulunmaktadır. Rum Yetimhanesi'nin binası dünyanın en büyük ahşap monoblok yapılarındandır.
    Kumsal semtindeki Ayios Dimitrios kilisesi de Büyükada'nın önemli dini yapılarındandır. Adadaki Ortodoks cemaat, büyük ayinlerini burada yapar.
    Büyükada'da bulunan 4 camiden mimari bakımdan en dikkat çekeni 2. Abdülhamid tarafından yaptırılan Hamidiye Camii'dir. Mimari açıdan Batı etkisinde inşa edilmiş bulunan mekan, Ada Cami Sokağı'nda bulunmaktadır.

    Turizm

    Tarihi ve doğal güzellikleriyle yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktalarından biridir. Motorlu taşıtların yasak olduğu (resmi araçlar hariç) adada ulaşım bisiklet ve faytonlarla sağlanır.
    Denize girmek isteyenler için dört plajı mevcuttur:

    * Yörükali Plajı
    * Prenses Plajı
    * Nakibey Plajı
    * Kumsal Plajı

    Lev Troçki'nin, Stalin tarafından sürgün edildikten sonra 1929-1933 yılları arasında yaşadığı Nizam Mahallesi'ndeki ev ve ünlü yazar Reşat Nuri Güntekin'in Maden Mahallesi'ndeki evi adayı ziyaret edenlerin ilgisini çekmektedir.
    Aya Yorgi manastır ve kilisesinin özel bir yeri vardır: Her yıl 23 Nisan ve 24 Eylül günlerinde sayısız insanın 200 metrelik bu tepeyi tırmanıp kiliseye ulaşınca, inancı doğrultusunda dua ettiği, niyet tuttuğu ya da şifa umuduyla siyah cüppeli bir Ortodoks papazdan dua dilediği görülebilir.



    Galatasaray Adası veya Kuruçeşme Adası, Boğaziçi'nde Kuruçeşme açıklarında bulunan, Galatasaray Spor Kulübü'ne ait olan bir ada. 2006 yılı itibariyle gece klubü ve restoran işletmecisi Mehmet Koçarslan'a 3 yıllığına kiralanmış; işletmeci, adanın adını "Su Ada" olarak değiştirmiştir.



    Heybeliada

    Heybeliada, İstanbul Prens takımadasının en yeşil adasıdır. Eski adı Rumca bakır anlamına gelen Halki'dir.
    En yükseği 140 metreye yaklaşan dört tepesi vardır. İskeleden inilince solda Deniz Lisesi ve ona bağlı binalar uzanır. Bunların arasından geçilerek arkada, Çam Limanı tarafında, şu an faliyeti olmayan Sanatoryum’a gidilir. Şimdi Deniz Kuvvetleri’nin elinde bulunan arazide tarihten kalan iki ilginç eser vardır; birincisi Türkler’in fethinden önce yapılmış son ve Adalar’daki tek Bizans Kilisesi, Kamariotissa’dır. Son İmparatoriçe Maria Komnena’nın yaptırdığı sanılıyor. İstanbul’daki Fener’deki Aya Maria dışında, dört yapraklı yonca modeline göre yapılmış tek kilise budur. Askeri arazide olduğu için özel izin alınmadan görülemiyor. Bu kıyıda Aya Yorgi (Ayios Yeorgios) Manastırı, Çam Limanı’nın batı ucunda Tarik-i Dünya Manastırı vardır.
    İkinci ilginç kalıntı bir mezar taşından ibaret. Bu Kraliçe I. Elizabeth’in elçisi Edward Barton’ın mezar taşı. Üzerinde –imla yanlışları da olan- Latince bir kitabe ve Barton’ın aile arması var. İngiltere’nin ve Elizabeth’in Osmanlı sultanına gönderdiği ikinci elçi olan Barton’ın bir süre Tophane’de bir evde kaldığını, ama çevre halkı gece cümbüş gürültüsünden rahatsız olup şikayet ettiği için buradan uzaklaştırıldığını biliyoruz. Gerçekten cümbüşler çok mu gürültülüydü, yoksa o sıralar Türk halkı böyle şeylere hiç mi alışık değildi, bunu o kadar iyi bilmiyoruz.
    İskelenin sağında çarşı, meyhane ve kahveler yer alır. Büyük Rum Kilisesi Aya Nikola (Ayios Nikolaos) buradadır. Bazı ilginç ahşap evlerin önünden örneğin İlyasko Yalısı’nın, Hulusi Bey Köşkü’nün (Hacopulos’lar yaptırmıştı), Adalar’da kışın da açık kalan otel Panaroma’nın yanından geçerek yürüyünce, çamlık piknik yerlerine gelinir (o zamandan beri Panaroma kapandı, Hakli Palas ise onarılarak faaliyete geçti). Bunun ilerisinde Değirmen burnu denilen bölge vardır (adı verilen değirmen kalıntıları da ayaktadır). Ada’nın en büyük plajı buradadır.
    Fazla yapılaşmamış olan öbür tepede, Ayia Trias Manastırı’yla (bu da Bizans’a uzanır) birlikte Rum Ortodoks Ruhban Okulu vardı. Heybeliada, fetihten bir zaman sonra, Rum nüfusun başlıca dini eğitim merkezi olmuştu (dünyevi eğitim merkezi Fener’de kaldı). Din adamı adayları Yunanistan’dan ve Rumlar’ın bulunduğu her yerden buraya okumaya gelirdi. 1970’lerde Türk hükümetiyle Rum Ortodoks Patrikhanesi (daha doğrusu, Yunanistan) arasındaki bazı anlaşmazlıklardan ötürü bu eğitim durdu. Ortodok Rum dini kurumlarının yanında 1940’larda yapılmış Beth Yaakov sinagogu da vardır.
    Kuzey kıyısında da Hidiv ailesinden Sait Halim’in kardeşi Abbas Halim Paşa’nın konağı halen ayaktadır.çünkü orası yani hebeybaliada hüseyin rahmi gürpınarın yaşadığı yerdir.
    Heybeli yaz-kış nüfusunun en kalabalık, gidiş-gelişin en yoğun olduğu adadır.
    Burgaz deyince akla Sait Faik’in gelmesi gibi Heybeli’nin yazarı da Hüseyin Rahmi’dir.



    Kaşık Adası

    Marmara Denizi'nde, İstanbul'a bağlı, Burgaz Adasının karşısında kaşığa benzediği için bu isim verilmiş özel mülkiyet elindeki ada. Adaya vapur seferi yoktur. Uzunluğu yaklaşık birkaç yüz metre olan bu ada eskiden sürgün yeri olarak da kullanılmış. Eski adı Pita. Daha sonra evrim geçirip pide adası olarak da anılır. ama daha sonra kaşığa benzeyen görünümündn dolayı kaşık adası olarak anıldı. Bu adanın sahibi 1950'li yıllarda rum aile Dalon adında bi aileydi. Daha sonra bu adayı bir turizm şirketine satıldı. Bu şirket adaya inşaat yapmak istedi ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi izin vermedi. Şu an bu adada 5 bekçi ve 10-15 vahşi köpek var. Bu adada iki küçük ev ve basit liman vardır.



    Kınalıada,

    Prens Adaları diye bilinen ada topluluğu içinde İstanbul’a en yakın adadır. Belki de bu yüzden, Bizans döneminde ada sürgünlerinin çoğu buraya getirilmiştir. Bu sürgünlerin en önemlisi Romanos Diogenes’tir. Eski adı Proti'dir.
    En çıplak adalardan biridir, en az ağaç bu adada görülür. Adı, demir ve bakır madenlerinin etkisiyle kızılımtırak olan toprağının renginden gelir. Tarihi dokusu da çok fakirdir. Adalar’daki tek Ermeni Kilisesi Surp Krikor Lusavoriç'tir. Manastır Tepesi diye bilinen yerde de Rum Ortodoks Hıristos Manastırı vardır. Ada betonlaşmayla adeta İstanbul'un küçük bir kopyası haline geldi.



    Sedef Adası,

    Adalar'ın yerleşime açık olan en küçük adasıdır. 1.300 x 1.100 metre büyüklüğündedir. Üzerindeki bitki örtüsü uzaktan bakıldığında sedefe benzetildiği için Sedefadası adı verilmiştir. Eskiden tavşanı bol olduğu için Tavşanadası adı da kullanılmıştır.
    Sedefadası da, diğer İstanbul adaları gibi Bizans döneminde sürgün yeri olarak kullanılmıştır. Adanın en önemli sürgünlerinden biri, miladi 857 yılında adaya gönderilen Patrik Ignatios'tur. Ignatios, 10 yıl adada çeşitli işkencelere maruz kalarak yaşadıktan sonra, 867 yılında yeniden patrik seçilmiştir.
    Ada, 1850'de Tophane Müşiri Damad Ferid Paşa'nın mülkiyetine geçmiş, paşa adaya zeytin ağaçları dikmiş ve sebze yetiştirmiştir. Paşa'nın ölümü üzerine ada bakımsız kalmış, 1. Dünya Savaşı sırasında da adanın tüm ağaçları kesilmiştir. İstanbul'un işgali sırasında müttefiklerin eline geçen Yavuz Zırhlısı uzun süre buraya demirlemiştir.
    Ferid Paşa'nin torunları, adayı seçkin insanların yaşadığı bir yerleşim yeri yapmaya çalışmış, bu amaçla bir konut kooperatif kurmuş, binlerce ağaç diktirmiş ve villalar inşa ettirmişlerdir.



    Sivriada,

    İstanbul Adalarının en uzakta kalanı olup, sivri bir kayalıktan oluşmuştur. Denizden yüksekliği 90 metredir.
    Adada,10. yüzyıldan kalma, bugün sadece bazı kalıntıları mevcut olan bir manastır vardır. Adada ikamet yoktur. Adaya Bizans İmparatorluğu döneminde din adamları ve imparatorlar sürgüne gönderilirdiği rivayet edilmektedir.
    Geçtiğimiz yıllarda adadan çıkarılan taşlardan İstanbul mendrekleri ve limanları yapılmıştır.Adadaki taş ocağı terk edilmiştir. Taş ocağının limanı yatçılar için iyi bir haftasonu barınağı oluşturur.



    Yassıada,

    (Yunanca: Plati). Marmara Denizi'nde İstanbul'a yakın küçük bir ada. Eni 185, boyu 740 metre. Biri sivri, diğeri yassı görünümlü olan iki Hayırsızada'dan yassı olanıdır. Arazisi düzdür, ancak sahilleri genellikle denize dik olarak iner.Burgaz Adası'na 3 mil, Sivriada'ya 1.7 km ve Kadıköy'e 13 km uzaklıktadır.18.3 hektar yüzölçümüne sahiptir.


    Doğu Roma İmparatorluğu döneminde 4. yüzyıl'dan itibaren bir sürgün yeri olarak kullanılan Yassıada'ya, Doğu Roma imparatoru Theophilos (829-846) Platea Manastırı diye bir manastır inşa ettirmiştir. 860'ta bu adada sürgün olarak kalan patrik İgnatios adanın tam ortasına bir kilise inşa ettirmiştir. Daha sonraları bu kilisenin altındaki dehlizler zindan olarak kullanıldı. 12. yüzyıl'da Latinlerin ve 15. yüzyıl'da Rusların istilasına uğradı. İstanbul'un Fethi'nden sonra uzun süre adayla ilgilenen olmamıştır. 1859'da adayı satın alan İngiltere'nin İstanbul sefiri Sir Henry Bulwer, sahilde burçları olan kaleye benzer bir bina ile adanın ortasına enteresan bir mimari üslupta, şato büyüklüğünde bir köşk inşa ettirdi.
    Heybeliada'da 1872 yılında tüberküloz hastalığından ölen Bulwer 1837 yılında İngiltere'nin İstanbul büyükelçiliği katipliğinde bulunurken önemli bir ticaret anlaşması imzalıyor. Saint Petersburg, Madrid, Washington, Floransa'dan sonra tekrar Mayıs 1858'de İstanbul'a gönderilmiş ve 1865 yılı Ağustos ayına kadar Büyükelçi olarak kaldığı sırada, dört tarafı kayalık, ıssız yeri beğenerek Sultan Abdülmecit'in de onayını alarak Yassıada'yı satın almıştır.
    Martıların, kertenkelelerin garipsemeleri arasında, mavnalarla malzemeler, lüks eşyalar taşınarak burada küçük bir şato şeklinde, biri batı tarafında, biri ortada olmak üzere iki bina, limonluk inşa ettiriyor ve asma kütükleri diktirip bahçe kurduruyor. Bahçıvanlardan üretimi sorup duruyor, bir taraftan da misafirlerini karşılıyordu. Bahar ve yaz ayları bitince, İngiliz elçisinde birden sıkıntı görülmeye başlanıyor. Bunun üzerine Londra'da Times gazetesine ilan vererek adayı satışa çıkarıyor. Osmanlı hükümeti için bu hiç de uygun bir davranış değildi. Kendisine epeyce dil döküldükten sonra bu kararından vazgeçiriliyor.
    Burada dikkate değer bir rivayet de şudur: inşaat yapılırken lahit içinde çok değerli mücevherler çıkıyor, bunun üzerine Osmanlı hükümeti Bulwer'den adayı bir Türk'e satmasını istiyor.. Bu kez arazi, bahçe, bağ ve binalar Mısır Hidiv'i İsmail Paşanın ilgisini çekiyor ve satın alıyor. Fakat o da, kısa bir süre sonra, bu şehirden uzak olan Yassıada'dan sıkılıyor. Tekrar birkaç bekçi ve martılardan oluşan ıssız günler başlıyor.
    1950 yılında Yassıada, bir ailenin özel mülkiyetine geçtikten sonra, o yıl cebri icra yoluyla Maliye hazinesine ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığına devrediliyor. Komutanlık kuzey iskele yanında ki, günümüzde de duran Bulwer'in şato tipi yuvarlak köşkünü muhafaza ederek, subay ve erler için yüksek katlı lojmanlar, spor sahası, tesisler, buz deposu, yemekhane, silahhane gibi bir çok yeni bina yaptırıyor. Deniz kuvvetlerinin motorları erzak ve su taşıyorlar.1952'de eğitim hizmetlerine açılan Yassada'da 27 Mayıs İhtilali'nden (1960) sonra burada kurulan mahkemelerde Demokrat Parti önde gelenlerı yargılanmış ve Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu idama mahkum edilmiştir.Davaya bakan hakim ve savcılar kaldıkları Heybeliada Panaroma otelinden buraya helikopter ile gelip gitmişlerdir.Yassıada Yargılamaları bittikten sonra, ada yeniden Deniz Kuvvetlerine teslim edilmiş ve buradaki eğitim faaliyetleri 1978'e kadar sürmüştür.
    Deniz kuvvetleri de burayı boşalttıktan sonra adanın ıssız günleri tekrar başlar.1993'te İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi' için uygun bir çalışma yeri olarak görüldüğünden, enstitü buraya taşınır. Günde iki kez şehir hatları vapurları, hoca ve öğrencileri getirip götürür. Fakat; uzaklık, gerekli ihtiyaçların karşılanmasını zorlaştırdığı için Su ürünleri enstitüsü de 1995'te terk edilmiştir.
    Halen adada bir balık çiftliği bulunmaktadır.
    İstanbul'a yakın ve deniz trafiğinden uzak olduğu için hafta sonlarında şehirdeki dalış kulüpleri için eğitim alanı oalrak kullanılmaktadır.

     
  9. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    İzmir iline bağlı adalar


    Karantina Adası


    Osmanlı İmparatorluğu döneminde bulaşıcı hastalıkla mücadelede kullanılan ada, adını Fransızların 1865'te yaptığı karantina tesislerinden almıştır. 1950'lerde Deniz ve Güneş Enstitüsü, 60'larda Kemik ve Mafsal Hastalıkları Hastanesi olan tesisler, 1986'da Urla Devlet Hastanesi'ne dönüştürüldü. Adada halen devlet hastanesi, Sağlık Bakanlığı Dinlenme Tesisleri, etüt merkezleri ve bir otel vardır. Antik Klazomenai kenti kalıntılarının da bulunduğu 320 dönümlük ada, ilk kez Büyük İskender devrinde karaya bağlandı. Antik çağ bağlantıları zamanla yıkılırken 1955 yılında dolgu alanlar yapıldı. Sit kapsamındaki ada, fiilen Sağlık Bakanlığı kullanımında.
    Uzunada (Köstence Adası), İzmir Körfezi'nin giriş kısmında Foça kıyıları ve Karaburun yarımadası arasındaki ada Türkiye'nin Ege denizindeki 3., Türkiye genelinde ise 4. büyük adasıdır.
    30 km.'yi bulan yuz ölçümü ve dağlık şekiileriyle körfezden yükselan uzun ada askeri bir adadır ve personel aileleri dışında sivillrin girilmesi yasaktır. Ancak çevresinde bulunan irili ufaklı birçok ada ziyaretçilerine birçok güzelik sunmaktadır. Bu adalardan Yassıca ada ya da Alman adası konum itibariyle uzun adanın güney açıklarında Urla yarımadasının kuzeyinde kalmaktadır. Yaz mevsimi boyunca denizcilik işletmelerinin tarifeli vapurları gerek Konak iskelesinden, gerekse Karşıyaka iskelesinden düzenli seferlerle Yassıca Adaya yolcu taşımaktadır. Yassıca ada da ziyaretçilerin yararlanabileceği kumsallar ve restorant lar yer alır.Ada da İstanbul adalarında olduğu gibi motorlu taşıt bulunmadığı gibi devamlı bir yerleşimde bulunmamaktadır.Ada iskelesinde özel teknelerinde yararlanıp hizmet alabileceği bir ölüm bulunmaktadır.Yassıca ada da yaz sezonu haziran ayında baslar ve eylül ayına kadar devam eder.Adayı hergün vapurla ziyaret eden kiş sayısı 1000 i geçmektedir. Buna karşın Uzunada ise Toloz İskelsi ile ana karada Yolluca sosyal tesisler komutanlığına deniz yoluyla bağlanmıştır. Geçmişte Necmettin Erbakan'ın sürgün adası olarak duyulmuştur. Bugün onun kaldığı yerler yazın sosyal tesis olarak kullanılmaktadır. Sadece askeri yerleşimi olan ada Uzunada Deniz Komutanlığı olarak alay seviyesinde bir askeri birliktir.

     
  10. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Kocaeli iline bağlı adalar

    Kefken Adası

    Kocaeli ili sınırları içinde Cebeci sahili'nin tam karşısında 10dk mesafede bulunan Karadeniz adasıdır.
    Tatil Cenneti Türkiye`nin bir çok sahilinde karsılaşabileceğiniz eşi benzeri olmayan kumsalları ve çam ormanları ile ada görülmeye değer bir yerdir.
    Cenevizliler`den kalma kale surları mevcut olup, 40 civarında su kuyusu bulunmaktadır. Bu kuyuların Cenevizliler tarafından yağmur sularını biriktirmek için sarnıç amacıyla yapılmış olduğu tahmin edilmektedir.
    Rakı yapımında kullanılan anason ve ada sakinleri tarafından yabani kavun olarak isimlendirilen 25 cm yüksekliğinde bir bitki türü kendi kendine yetişmektedir. Defne ve incir ağacı ise karsılaşabileceğiniz türlerdendir.
    Adada bulunan balıkçılık kooperatifi yaklaşık 75 tekneye sahip olup, balıkçılık hayli gelişmiştir. Aynı zamanda ada ve çevresi sualtı avcılarının gözdesidir. Adada Somon Balığı çiftliklerinin kurulması ile sualtı avcılığına rağbet azalmaktadır.
    Deniz Feneri 30 Kasım 1879 tarihinde inşa edilmiştir. Fener ışığı yaklaşık 13-17 mil uzaklıktan görülebilmekte ve Karadeniz`in doğu sahillerine gidip gelen gemilere yön vermektedir.
     

Sayfayı Paylaş