1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Türkiye Denizlerini Tanıyor muyuz?

Konusu 'Türkiye Coğrafyası' forumundadır ve Suskun tarafından 15 Aralık 2012 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Türkiye Denizlerini Tanıyor muyuz?
    Türkiye’nin 3 tarafı denizlerle çevrilidir. Türkiye'nin adalar dahil sahip olduğu 8333 km'lik kıyı şeridinin, %20.34'ü Karadeniz, %11.20'si Marmara, %33.66'sı Ege Denizi ve %20.07'si Akdeniz'de bulunmaktadır.
    Türkiye’nin kuzeyinde Karadeniz uzanır. Bu denizin Türkiye kıyılarının uzunluğu 1650 km kadardır.

    [​IMG]
    [HR][/HR] Marmara Denizi Karadeniz'i Ege ve Akdeniz'e bağlayan bir iç denizdir. Karadeniz'e İstanbul Boğazı , Ege Denizi'ne Çanakkale Boğazı ile bağlanır Türkiye'nin Asya ve Avrupa kısımlarını da birbirinden ayırır. Yüzölçümü 11,350 km²'dir. Adalarında bol miktarda mermer bulunması yüzünden denize Yunanca mermer anlamına gelen Marmaros denmiştir.

    [​IMG]
    [HR][/HR] Akdeniz: Doğuda Asya, kuzeyde Avrupa ve güneyde Afrika kıtaları tarafından çevrelenmiş bir denizdir. Batıda Cebelitarık Boğazı ile Atlas Okyanusu’na bağlanır. Güneydoğudan ise Mısır'daki Süveyş Kanalı (Suez) ile Kızıldeniz'e bağlanmıştır. Akdeniz yaklaşık 2.5 milyon km²'lik bir alanı kapsamaktadır. Mısır, Fenike, Aka ve Roma gibi büyük antik uygarlıklar Akdeniz havzasında ortaya çıkmıştır.

    [​IMG]
    [HR][/HR] Ege Denizi’nin yüzölçümü 214.000 km²’dir. Ege denizi Anadolu yarımadası ile Yunanistan yarımadası arasında bulunan irili ufaklı 3000 kadar ada ve ada görünümündeki kara parçalarına da içine alan yarı kapalı bir denizdir. Ege denizinin, başka yerlerde çok az görülen, girintili çıkıntılı kıyılara; bu kıyılarda bulunan çok sayıdaki koy, körfez, boğaz ve yarımadaya sahip olma gibi bir başka özelliği daha vardır.

    [​IMG]
    [HR][/HR] Tuzluluk oranı Karadeniz’de binde 18, Ege’de binde 25, Akdeniz'de binde 36’dır.
    İstanbul Boğazı'nın temel fiziki karakteristiği, dünyanın en dar su yollarından biri olmasıdır. Orta hattından ölçüldüğünde ortalama uzunluğu 17 deniz milidir. Kıyılardaki uzunluk, Anadolu tarafında 19 deniz mili, Trakya tarafında ise daha kıvrımlı yapısından dolayı 30 deniz mili kadardır. İstanbul Boğazı'nın en geniş yerleri kuzeyde, Anadolu Feneri ile Türkeli Feneri arasında 3600 metre, güneyde Ahırkapı Feneri ile İnciburnu Feneri arasında 3220 metredir. Boğazın en dar yeri ise Anadolu Hisarı ile Rumeli Hisarı arasında olup, 698 metredir. Buna göre genişlik, boğazın her iki girişinde orta kısımlardan daha fazladır. İstanbul Boğazı'nın derinliği ana kanal boyunca 30 metre ile 110 metre arasında değişmektedir. En derin yer olan 110 metrelik derinlik, Kandilli açığındadır. Boğazda derinlikler genellikle 30-60 metre arasında değişmektedir. Bunun yanında, 30 metrenin altında olan bazı mevkiler de vardır. İstanbul Boğazı’nda Kandilli önlerinde 45 derece, Yeniköy’de ise 80 dereceye varan toplam 12 adet keskin dönüş vardır. Dip akıntısının sürati Marmara Denizi’nden İstanbul Boğazına girişte yaklaşık 1 knot, Karadeniz çıkışında ise 2 knots’dır.
    İstanbul halici, bir boynuz gibi kıvrıldığı için yabancılar tarafından “altın boynuz” (golden horn) olarak ifade edilmektedir.
    Dolmabahçe sarayının yapıldığı yer 1614 yılına kadar bir koydu. İstanbul’un fethiyle zamanla bataklığa dönüşmüş ve Sultan I.Ahmed’in dikkatini çekmiştir. 1614’te Sultan’ın talimatıyla imparatorluğun en uzak yerlerinden bulunup getirilen ağaç kazıklar denize çakılır, kazıkların arasına yine ağaçtan hasırlar örülür ve koy doldurulmaya başlanır. Bu işlem 1672’de tahta çıkan II. Osman dönemine kadar devam etmiştir. Sonunda dolma adında bir hasbahçe yaratılır, adına da Dolmabahçe denir.
    İstanbul Boğaziçi Köprüsü, Cumhuriyetin 50.yıldönümü olan 29 Ekim 1973'te hizmete açıldığında 1074 metre uzunluğu ile dünyanın dördüncü, Avrupanın ise birinci uzun asma köprüsüydü.
    Çanakkale Boğazı'nın uzunluğu orta hattan ölçüldüğünde 30 mil kadardır. Çanakkale Boğazı kuzey, güney ve orta kesim olmak üzere üç kısımdan oluşur. Kuzey ve güney bölgesi, kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanır, genişliği 3.5 mili bulur. En fazla genişlik kuzey sınırında 3200 metre, güney sınırında ise 3600 metredir. Boğazın en dar yeri Çanakkale ile Kilitbahir arasındadır ve 1200 metredir. Çanakkale Boğazının batı kıyıları baştan başa, sahilden en fazla 2 gominoya kadar uzanan kayalık ve sığlıklarla bezenmiştir. Sığlıkların bittiği yerde derinlik aniden 50-60 metreye çıkar. Tüm seyir kanalında derinlikler 50-80 metre arasında değişir. Her iki kıyıdan yaklaşık 200 metre uzunluk boyunca 50 metre eş derinlik hattı devam eder. Kuzeyden girildiğinde 70 metrelik ortalama derinlik Nara'ya kadar 85 metreye çıkar. Boğazın en derin noktası aynı zamanda en dar yeri olan Nara'nın önündeki orta hattın üzerindeki 104 metrelik derinliktir.
    Çanakkale Boğazı'nın Ege Denizi'ne çıkışından Cebelitarık Boğazı'na mesafe 1717 nm. (3180 km.), Süveyş Kanalı'na mesafe 664 nm. (1230 km.) olup gemiler tarafından seyir emniyeti ve ekonomik bakımdan avantajlı olduğu değerlendirildiğinden Cebelitarık'a intikalde sahile yakın kuzeyli rotalardan, geri intikalde sahile yakın güneyli rotalardan seyir yapılmaktadır.
    Karadeniz’den, Marmara’ya, Ege’den Akdeniz’e kadar uzanan kıyı şeridiyle Türkiye biyolojik çeşitlilik açısından çok değerli doğal yaşam ortamlarını barındıran bir ülkedir. Ülke nüfusunun yaklaşık %65’i kıyılara yerleşmiş durumdadır. Bu yerleşim, yoğun yapılaşmanın olduğu kentlerden, balıkçı köylerine kadar çeşitlilik göstermekte olup, tüm yerleşimlerin doğrudan ya da dolaylı olarak deniz ve kıyılar üzerinde etkileri olmaktadır.
    Türkiye dünyadaki konumu nedeniyle zengin su ürünleri potansiyeline sahiptir. Ayrıca balıkçılık alanının büyük kısmını oluşturan farklı ekolojik özellikteki denizlere ve 8.333 km.lik bir kıyı şeridine, su ürünleri üretim alanı olarak kullanılabilecek 178 bin km2 doğal ve 3.442 km2 baraj göllerine sahip bulunmaktadır.
    Su ürünleri üretiminin 120 milyon ton civarında olduğu dünyamızda, Türkiye, yaklaşık olarak 500 bin ton üretimiyle 30-35 nci sıralarda yer almaktadır. Avrupa Birliği ülkeleri arasında 7 nci, Akdeniz havzasında ise 3 ncü sırada bulunmaktadır. Türkiye dünya su ürünleri üretimi içerisinde %0.04'lük paya sahiptir.
    Su ürünleri üretimimiz büyük ölçüde denizlerden yapılan avlanmaya dayanmaktadır. 500 bin ton civarında seyreden toplam üretimimizin %80'i denizlerden elde edilmektedir. Üretim miktarı olarak en büyük paya sahip balıklar, Karadeniz'de hamsi, istavrit, kefal; Akdeniz'de sardalya, kefal, Ege Denizi'nde sardalya, Marmara'da hamsi, istavrit ve kefal gibi türlerdir. Türkiye’de deniz balıkçılığı açısından toplam üretimin % 63’ü Karadeniz, % 15’i Marmara, % 17’si Ege ve % 5’i Akdeniz’den karşılanmaktadır.
    Su kirliliği ülkemiz için önemli bir sorundur. Kanalizasyon sularının %89.85'i arıtılmadan ırmaklara, göllere ve denizlere bırakılmaktadır. Endüstrinin ürettiği zehirli ve ağır metaller ihtiva eden atık suların yıllık üretimi 930 milyon metreküptür. Bunun sadece %22'si arıtılmakla % 78'i ise arıtılmaksızın doğrudan doğruya göl, dere ve ırmaklara bırakılmaktadır. Türkiye’de Sanayi tesislerinin %98’inde, belediyelerin %95’inde, turizm tesislerinin % 81’inde atık arıtma tesisi bulunmamaktadır.
     

Sayfayı Paylaş